CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, 15 yaşından beri Cuma namazına gittiğini belirterek, “Üniversitede, sol grubun içindeydim, lakabım ‘hacı’ydı. Kendime göre değerlerim var. Bunları kimseyle tartışmam, sorgulatmam. Kimin, ne düşündüğü umurumda değil. Nasıl yaşamak istiyorsam, öyle yaşıyorum. Bu 15 yaşımdan beri yaptığım bir şey, seçim için ya da göstermelik değil.” dedi.
İnce, Fethullah Gülen’in iadesi hakkındaki iddiasına ilişkin olarak, “Önümüzdeki günlerde arkadaşlarımı Adalet Bakanlığına göndereceğim, bakalım evrakları gösterecekler mi? Ama ben bir şey daha söylüyorum: Erdoğan partiyi kurmadan önce icazet almak için Pensilvanya’ya gitti mi? Ben kiminle gittiğini biliyorum. Cumhurbaşkanı olmadan açıklayamam, o kişiye zarar veremem.” açıklamasında bulundu.
Hürriyet’ten İpek Özbey’e konuşan İnce, seçildiği takdirde parlamenter sisteme hemen dönmeyeceğini söyledi. İnce, “Onarım sürecini tamamlayacağız. Yargıyı düzeltip, aksaklıkları gidereceğiz. Bunları yapmadan teknik olarak isteseniz de dönemezsiniz.” ifadesini kullandı.
İnce’nin söyleşisi şöyle:
Siyasete ilk ilgi duyduğunuz günleri hatırlıyor musunuz?
11 yaşında politik yazılar okuyan bir çocuktum. Arkadaşlarım futbolcuları, artistleri ezberlerdi, ben politikacıları bilirdim.
Evde siyaset konuşulur muydu?
Hayır, özel bir meraktı…
Bir lider, bir ideoloji… Kimden, neden etkilendiniz?
Öncelikle Ecevit’ten, sonra da okuduğum kitaplardan etkilendim.
Hangi kitaplardı?
Jack London’ın ‘Vahşetin Çağrısı’, Erdal Öz’ün ‘Gülünün Solduğu Akşam’, Fakir Baykurt’un ‘Anadolu Garajı’, Orhan Kemal’in ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’…
Muhafazakâr bir ailenin solcu çocuğusunuz. Sizi ailenizden farklı düşünmeye iten neydi?
Demokrat Partili bir ailenin çocuğuyum. Köyde de farklıydım. Onlar gibi düşünmüyordum. Bu konuda çok azar işittim, tokat da yedim. 1979 ara seçimleriydi. Bir gece köyü boyadık. Adalet Partili birisi babama söylemiş. Babam da beni tokatladı. Bunu rahmetli Demirel’e anlattım. “Ben Ecevitçiydim, babam Demirelci. Sizin yüzünüzden bana tokat attı” dedim. Rahmetli babamın adı Şerif’ti, Demirel, “Şerif, neden öyle yaptı ki” dedi. (Demirel’in sesiyle anlatıyor bunu)
Hayat değişiyor. Sizin o siyasete ilgi duymaya başladığınız çocukluk yıllarından sonra çizginizde neler değişti?
Size bir şey anlatayım: Babamın kamyonunda çalışan bir şoför vardı. Ben de orada muavinlik yapıyordum. Bir gün Adana’ya gidiyoruz. Kaç para maaş aldığını sordum. Hesapladım. Sonra dönerken, “Salih abi babam seni sömürüyor, zam istemelisin” dedim. 16 yaşındaydım. Dönüşte Salih abi zammı istemiş. Babam da veremeyeceğini söylemiş. “Neden zam istiyorsun” diye de sormuş. Salih abi “Muharrem söyledi, sen beni sömürüyormuşsun” demiş. Babamdan iyi bir fırça yemiştim. O gün hangi çizgideysem bugün de aynı çizgideyim.
Adaylık sürecinde muhafazakâr isimler telaffuz edilince CHP’li bir kısım seçmenin İYİ Parti’ye kaydığı iddia edildi. Hata mıydı bu isimleri tartışmak?
Kayacaktı. Bunu sayın genel başkan ve parti yöneticileri de gördü. Evet; sadece CHP’lilerin oyu yetmez. Bir büyük şemsiye, uzlaşma lazım. Bu uzlaşmanın içinde muhafazakârlar, ülkücüler, sosyalistler, Kürtler, Aleviler, merkez sağdakiler olacak. Büyük uzlaşmayı insanları kandırarak yapmayacaksınız. “Bu benim partimin evladı ama seninle de barışacak, uzlaşacak, birlikte yönetecek” iddiasını ortaya koymak lazım. Bu uzlaşmayı sağlarsa partinin evlatları sağlar, transferlerle bunu denemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Çatı aday formülü birinci turda doğru değildir. Çatıyı kuracaksa halk kurar, siz kurarsanız o çatı çöker, millet kurarsa sağlam olur.
Fransız AFP ajansı şu yorumu yaptı: “İnce, CHP’nin yıllardır destek bulamadığı kesimlerle köprüler kurmaya başladı”… Partinin bu tür bir sıkıntısı var mıydı?
Çook.
Köprüler kurmakta zorlanmanın nedeni neydi?
Belki söylemde, belki de eylemde hata vardı. Ben içimden geldiği gibi davranıyorum. Bazen çevremdeki danışmanları da dinlemiyorum. Osmaniye’ye giderken bir çiftçi gördüm. Saman balyalıyordu, ortalık toz içindeydi. Otobüs şoförüne “Bir dakika dur” dedim, indim. Traktör kullanmayı da biliyorum. Fotoğrafı gördüyseniz fark etmişsinizdir, orada ben çiftçiye sarılmamışım, çiftçi bana sarılmış. Sarılırken de “Helal olsun, seni destekliyorum” diyor. Bisiklete binme meselesi de öyle oldu. Çocuklar getirdi, bindim. Kendiliğinden oluyor, onun için köprü kurabiliyoruz. Ama Kırklareli’de bir olay oldu, buna üzüldüm.
Paylaşır mısınız bizimle?
Kırklareli’de belediye, miting alanı ve tarihi cami yan yana. Miting bitti, belediyeye çıktık üzerimizdeki gömleği değiştirdik. Abdestimizi aldık, yandaki camiye cuma namazına gittik. İçeri girerken vatandaşın biri kulağıma eğildi, “Biz Ak Partiliyiz. Dün iddiaya girdik, mitingin tam Cuma saatinde bitiyordu, CHP cumhurbaşkanı adayı cumaya gelmez diye düşündük” dedi. Onları yanılttığımı, oylarını bana vereceklerini söylediler. Ama onların oyunu almak için gitmedim ki cumaya, 15 yaşından beri gidiyorum.
Her cuma…
Tabii. Kaçırdığım enderdir.
– Neden böyle bir algı var, hiç sorguladınız mı?
Bilmiyorum ki; üniversite yıllarında da böyleydim ben. Sol grubun içindeydim, lakabım ‘hacı’ydı. Kendime göre değerlerim var. Bunları kimseyle tartışmam, sorgulatmam. Kimin, ne düşündüğü umurumda değil. Nasıl yaşamak istiyorsam, öyle yaşıyorum. Bu 15 yaşımdan beri yaptığım bir şey, seçim için ya da göstermelik değil. Çocukluk arkadaşlarım, ailem, herkes bilir. Kendime göre inançlarım var, abdestsiz sokağa çıkmışlığım yoktur. Hiçbir mitingime Ayet-el Kürsi okumadan başlamam. Bunlar benim inançlarım, isteyen beğenir isteyen beğenmez.
– Bir öğretmen olarak önceliğinizin gençler olduğunu biliyoruz.. Nasıl tarif edersiniz onları?
15-29 yaş arasında 18 milyon gencimiz var. Ne yazık ki bunların içinde 5 milyonunun kaydı yok. Okulda değil, kursta değil, işte değil; sokakta. Bu benim içimi acıtıyor. Ben bu çocuklara 16 yıl fizik anlattım. Kimlere anlattım: Doktor, mühendis olacaklara… Benim evlatlarım, Fransız, İngiliz, Alman çocukları kadar zeki değil mi? Neden işsizler? Çünkü Türkiye kötü yönetiliyor. Erdoğan, yerli otomobil yapacakmış. 20 yıl geriden takip ediyor dünyayı. Dünya şunu tartışıyor: Otomobili yapan mı güçlü, otomobili yapan robotu yapan mı güçlü, robotun yazılımını yapan mı güçlü? Ben robotun yazılımını yapmaya talibim, Erdoğan hamallığını yapmaya.

