2 Ekim 2026
15.2 C
İstanbul

Mithat Sancar: Demokratik Cumhuriyeti Diyarbakır ve İzmir birlikte kuracak

Yeşil Sol Parti’nin İzmir’deki final mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar “Demokratik Cumhuriyeti Diyarbakır ve İzmir birlikte kuracak. Halkların ortak iradesiyle bu iktidar gidecek, bu düzen değişecek” dedi.

Yeşil Sol Parti seçim çalışmaları kapsamında İzmir Gündoğdu Meydanında miting düzenledi. Mitinge HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, TÖP Kurucular Kurulu Üyesi Juliana Gözen, Azadî Partisi temsilcisi ve milletvekili adayları katıldı

Nurcan Değirmenci konserinin ardından özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun ardından kurum temsilcileri mitinge katılanları selamlayarak Yeşil Sol Parti’ye oy verme ve sandıklara sahip çıkma çağrısında bulundu.

Başak Demirtaş: Sizlere Edirne zindanından Selahattin’in hasret dolu selamlarını getirdim

Mitingde bir konuşma yapan Başak Demirtaş, “Bugün burada olmak benim için çok büyük bir onur. Sizlere Edirne zindanından Selahattin’in hasret dolu selamlarını getirdim. Biz İzmir’i ayrı seviyoruz” dedi. Demirtaş’ın sözleri sık sık “Selo Başkan” sloganları ile kesildi. “İnşallah yakın zamanda onu alıp getireceğim sizlere. Sözüm olsun” diyen Demirtaş, şöyle devam etti;

“Seçime saatler kaldı. İzmir kararını vermiş. Bu meydan da bunun göstergesi. İnşallah İzmir bu seçimde meclise dört vekil gönderecek. Bir oy Yeşil Sol Parti’ye bir oy Kılıçdaroğlu’na. Partimizin mecliste güçlü olması çok önemli. Çünkü Yeşil Sol Parti emekçinin, kadının, Kürt, Türk, Alevi Sünni’nin sesi demek. Esnafın işçinin emeklinin gençliğin nefesi demek. Bir tek oyumuz bile boşa gitmemeli. Genç arkadaşlarım sandıklar size emanet. Bu seçim bizler için iki oy kullanacağımız bir seçim değil. Bu seçim barışın kardeşliğin adaletin özgürlüğün kapılarının açılacağı seçimdir. 14 Mayıs günü anahtar da çözüm de sizlerde olacak. Bu seçim en çok da kadınlar açısından tarihi bir öneme sahip. Karşımızda kadın düşmanı bir ittifak var. İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede kaldırdılar. Kadınlara erkeğin hizmetkarı olmayı dayatıyorlar. Bizler bunu kabul etmiyoruz ve diyoruz ki, ‘Siz bize ne yapacağımızı söyleyemezsiniz’. 14 Mayıs’ta bu ülkeyi karanlıktan aydınlığa bizler kavuşturacağız.14 Mayıs günü o özgürlük meşaleleri elimizdeki mühür olacak.”

Demirtaş’ın konuşmasının ardından alanda Selahattin Demirtaş’ın seçim mesajı dinletildi.

HDP Eş Genel Başkanı Sancar ise eşi Türkan Sancar ile birlikte mitinge katılan İzmirlileri selamladı.

Sancar’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

“14 Mayıs’a iki gün kaldı. Bugün İzmir’deyiz, yarın Diyarbakır’da. Her iki şehrin, bu şehirdeki halkların ortak iradesini 14 Mayıs’ta sandıklarda ortaya koyacağız. Sandıklara gideceğiz. Sakın ola tek bir oyun önemli olduğunu unutmayın. Hiç kimse hiçbir şekilde benim oyumdan bir şey olmaz, bir oydan ne çıkar demesin. 14 Mayıs günü hep birlikte hepimiz sandığa gidiyoruz. Arkadaşı, akrabayı alıyoruz ve hep birlikte sandığa gidiyoruz. Oylarımızı demokrasi için veriyoruz. Bu seçimde iki hedefimiz var. Biri bu zalim iktidarı göndermektir. Bu iktidar talancı, soyguncu, yalancı, sömürücü bir iktidardır. Bu AKP-MHP ittifakı halklara düşmandır, emekçiye ve özgürlüğe düşmandır. İşte biz de bu zalim iktidarı göndermeye kararlıyız. 14 Mayıs’ta bir oyu bu iktidarı göndermek için, bir oyu Yeşil Sol Parti’yi Meclis’e en güçlü şekilde göndermek için kullanıyoruz.

“Deniz Poyraz’ın katillerinden hesap sormaya geliyoruz”

Sevgili dostlar, Deniz Poyraz’ın yoldaşları, bir kez daha sözümüzü en güçlü şekilde yükseltelim. Deniz Poyraz’ın da hesabını sormaya geliyoruz. Onun katillerden, katillerinin arkasındaki zihniyetten hesap sormaya geleceğiz. İzmir’in bir görevi de budur; bu katil karanlığı dağıtmak ve aydınlığa hep birlikte yürümek. İşte bu sorumlulukla 14 Mayıs’ta sandıklarda irademizi en güçlü şekilde, mutlaka ama mutlaka ortaya koyacağız. Sevgili dostlar, görüyorsunuz deniz de dalgalanıyor. Ama denizler durulmuyor dalgalanmadan. Çok badire yaşadı bu ülke. AKP-MHP ittifakının bu zulmü altında halklar, inançlar, emekçiler çok büyük sıkıntılar yaşadı. AKP-MHP iktidarı ülkeyi soydu, bu ülkenin kaynaklarını yandaşa, savaşa ve ranta ayırdı. Halka ise yoksulluğu, açlığı reva gördü. Şimdi biz geliyoruz. Savaş düzenini bitirmeye geliyoruz. Büyük barışı inşa etmeye geliyoruz.

“Gençler sandıkları korumak için demokratik nöbet tutmalıdır”

Kardeşlerim, oy kullanmak görevimiz ama oyumuzu kullandıktan sonra görevimiz bitmiyor. Sandıkları da koruyacağız. Oyumuzu da irademizi de koruyacağız. O nedenle seçim günü oy kullanan herkes aynı zamanda bir sandık görevlisi gibi hareket etmelidir. En çok da siz gençler sandıkları korumak için demokratik nöbet tutmalısınız. Sandıklardan irademizi sağlam ve hilesiz bir şekilde çıkarmak için hepimiz o gün görev başında olacağız. Bütün oyunları, bütün hileleri, bütün tezgah girişimlerini demokratik kararlılık ve demokratik olgunlukla boşa çıkaracağız ve 15 Mayıs’a baharın geldiğini görerek uyanacağız. Bahar gecikti görüyorsunuz, hala bulutlar var ama kararlıyız. 15 Mayıs sabahı bu bulutlar dağılacak ve bahar gelecek.

“Demokratik Cumhuriyeti Diyarbakır ve İzmir birlikte kuracak”

Cumhuriyetin yüzüncü yılında Cumhuriyeti demokrasi ile buluşturmak için geliyoruz. Yeşil Sol Parti Meclis’e en güçlü şekilde girmeli ki Demokratik Cumhuriyeti inşa etmek mümkün olsun. Demokratik Cumhuriyeti Diyarbakır ve İzmir birlikte kuracak. Bizim ortak mücadelemiz Demokratik Cumhuriyeti yaratacak, buna inanıyoruz. Artık çok söze gerek yok. Engelleri aşa aşa geldik buraya. Bu zalim iktidar, bu talancı iktidar gidecek kimsenin bundan şüphesi olmasın. Mutlaka gidecek. Halkın iradesiyle, halkın kararıyla gidecek. 15 Mayıs başka bir güne, baharın geldiği güne uyandığımız tarih olacak. Yarın da Diyarbakır’dayız. İzmir’deyken Diyarbakırlı bir şairin, büyük usta Ahmed Arif’in dizelerini sizlerle paylaşarak bitireceğim konuşmamı. Hani diyorlar ya bunlar kaybetmezler ya da gitmezler. Hem kaybedecekler hem de gidecekler. Öyle bir gidecekler ki. Ne diyor bakın Ahmed Arif? “Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, haraç salmışlar üstüme. Ne İskender tanımışım ne şah ne sultan. Göçüp gitmişler gölgesiz, selam etmişim dostuma. Ve dayatmışım, dayanmışım. Görüyor musun?

“Halkların ortak iradesiyle bu iktidar gidecek, bu düzen değişecek”

Görüyor musun İzmir? Görüyor musun Diyarbakır? Hiçbir şah, hiçbir zalim dayatmasıyla, zulmüyle ayakta kalmamıştır, bunlar da kalamayacak. Anadolu’da yaşayan bütün halkların ortak iradesiyle bu iktidar gidecek, bu düzen değişecek. Buna hep birlikte inanalım. Demokratik kararlılığımızı 14 Mayıs günü mutlaka en iyi şekilde ortaya koyalım. Başaracağız, mutlaka başaracağız. Buna hep birlikte inanalım. Serkeftin hevalno, rêya me vekirî be. Bimînin di xêr û xweşiyê de. Hoşçakal İzmir, baharda buluşmak üzere. 15 Mayıs baharında bütün ülkenin halkları, inançları eşit ve özgür bir yürüyüşün yolunu açarak uyanacak. Hep birlikte söz veriyoruz, söz!

Son Haberler

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...