3 Ekim 2026
18.3 C
İstanbul

Meclis Bütçe Komisyonu’nu görüşmelerinde “Kürdistan” söylemi tartışması

Meclis Bütçe Komisyonu’nu görüşmelerinde konuşan HEDEP Hakkari Milletvekili Öznur Bartin, “Kurdistan kentlerinin geri planda kaldığını” TÜİK haritası üzerinden anlatırken, sözleri AKP’li ve İYİ Partililer tarafından kesi”ldi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Hakkari Milletvekili Öznur Bartin, iktidarın 2024 bütçe teklifinde de sermayenin, savaşın bütçesini gördüklerini, bu savaş bütçesinin etkilerinin en derin yaşandığı yerin Kürdistan kentleri olduğunu dile getirdi.

Meclis’in Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde “Kürdistan” gerginliği yaşandı.

HEDEP Hakkari Milletvekili Öznur Bartin bütçenin savaşa aktarılarak halka verilmediğini belirterek şunları dile getirdi:

“Çünkü iktidar, bir grup sermayedarın ihyasıyla ve Kürt kimliğine yönelik düşmanlıkla ömrünü uzatabileceğini düşünüyor. Bu ülkede Kürt kimliğine yönelik savaş ve darbe mekaniği iktidarın da temel motivasyon ve güç kaynağı hâline gelmiştir. Bu anlayış ahlaki ve meşru değildir.”

“Bir bakanlık dışında Kürt illerine yatırım yapılmıyor”

AKP’nin Kürtlere yönelik saldırılarla “çürümüşlüğünü” örtbas etmeye çalıştığını ifade eden Bartin, “İktidarın savaş ve yandaş bütçesinin etkilerinin enderin yaşandığı yer, Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı illerdir. Her yere sanayi, teknoloji var; bölgemize baskı, saldırı, sınır duvarı… Bölgesel eşitsizlik her geçen gün derinleşiyorken bir bakanlık hariç diğer bakanlıkların en az harcama yaptığı kentler Kürt nüfusunun yoğun olduğu kentlerdir. Malum bakanlık ise Kürt kimliğini ve coğrafyasını, Rojava’yı, Irak Kürdistan Bölgesi’ni hedef alan, bombardımana tutan Millî Savunma Bakanlığıdır. Bütçenin kara deliği güvenlik harcamalarıdır. Bu harcamalar yerine Hakkâri ve çevre kentlerine sanayi ve teknoloji alanında yatırımlar yapılmış olsaydı bugün Hakkâri işsizlik ve yoksulluk kenti olmazdı, sosyoekonomik göstergelerde de bölge kentleri son sıralarda olmazdı” dedi.

“TÜİK verileri Kürdistan haritasını göstermektedir”

Bartin TÜİK gelir dağılımının il il gösterildiği haritayı komisyon üyelerine göstererek “Aslında TÜİK’in ve diğer birçok resmî kurumun verileri de Kürdistan haritasını göstermektedir” diye konuştu.

“Burası Türkiye bırak Kürdistan’ı!”

Bartin’ın sözleri, İYİ Parti Ankara Milletvekili Adnan Beker tarafından, “Burası Türkiye, burası Türkiye! Cumhuriyeti Devleti, bırak Kürdistan’ı!” şeklinde tepki göstererek Bartin’a müdahale etti.

İYİ Partili Yavuz Aydın da, “Ne Kürdistan’ı ya, Türkiye burası! Bunu kim çizdi, kim çizdi bu Kürdistan haritasını?” diyerek, Bartin’ın sözlerini yarıda böldü.

MA’nın haberine göre, Bartin, “Bunu ben çizmedim, bunu TÜİK çizdi, bunu resmî kurumlar çizdi ve gördüğünüz gibi burada mavi renkle gösterilen yatırım teşvik alanının en az olduğu alanlardır” şeklinde karşılık verdi.

AKP Uşak Milletvekili İsmail Güneş ise Kurdistan’ı, “6’ncı bölge” olarak tanımlayarak, Kurdistan’ın olmadığını savundu.

Bartin, Güneş’e, “Kürdistan 1847’te vilayet unvanını almış bir yerdir” diyerek, sert tepki gösterdi.

“Kürt illeri kasıtlı olarak geri bırakılmıştır”

Bartin, TÜİK’in haritası ile konuşmasını sürdürdü. Bartin, “TÜİK, 2022’de hane halkı kullanılabilir fert geliri İstanbul bölgesinde 70 bin TL iken en düşük bölge olan Van, Muş, Bitlis, Hakkâri’de 23 bin TL’dir, arada uçurumlar vardır. Bakanlığınızın 2022 İlçelerin Sosyoekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması da başka bir ayrımcılık ve eşitsizlik raporudur. Buna göre, ilçeler gelişmişlik durumuna göre 6 kademe şeklindedir. Bölgeden sadece Erzurum Yakutiye ve Antep Şehitkamil ilçeleri ilk kademedeyken 6’ncı kademede bulunan 121 ilçeden 92’si Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı ilçelerimizdir. Buralar geri kalmış değil, kasıtlı olarak geri bırakılmıştır” şeklinde karşılık verdi.

Bartin,“Bölgesel sanayi yatırım teşvikleri verisi de bu haritayı belirginleştirmektedir. 2012’den bu yana verilen sanayi yatırım teşviklerinin yüzde 4’ü 6’ncı bölgeye verilmiştir. Pe ki, 6’ncı bölge neresi? Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı kentlerdir. Türkiye geneli verilen 7 milyar TL teşvikten Hakkâri’nin payına sadece 2 milyon TL düşmüştür, bu on binde 3 bile değildir. Kamu bankalarından verilen kredilerde de Hakkâri’ye düşen miktar bırakın devede kulak misalidir. 2023’ün ilk altı ayında verilen 22 milyar TL krediden sadece 20 milyon TL’si Hakkâri’ye verilmiştir yani yüzde 0,01 bile değildir” dedi.

Muş: Harita gösterdiğiniz yer Kürdistan bölgesi değil. 6. bölge 

Komisyon Başkanı Mehmet Muş, farklı görüşlere rağmen uyulması gereken Anayasa ve kanunlar olduğunu belirterek, “Anayasa’nın 3. maddesi devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunu ifade eder. Sayın Bartin, kaldırdığınız, gösterdiğiniz o haritada ne yapıyor Türkiye Cumhuriyeti Devleti? Daha fazla yatırımın gitmesini istediği yerlere daha fazla teşvik veriyor, daha fazla şirketi oraya yönlendirmeye çalışıyor. O gösterdiğiniz harita Kürdistan bölgesi değil. 6. bölge olarak, daha fazla yatırımın gitmesini istediğimiz yerler olarak bulunmakta.” açıklamasında bulundu.

Muş, Kürt kimliğine savaş açmak, Kürtlerin kazanımlarına saldırmak gibi bir şeyin olamayacağını, herkesin Türkiye Cumhuriyet vatandaşlığıyla bu ülkeye bağlı olduğunu kaydetti. Herkesin hakkının aynı olduğunu belirten Muş, “Sizin ile Sayın Bakanın hakkı aynı, onun sizden bir kuruş fazla hakkı yok bu ülkede.” ifadesini kullandı.

Temelli’den tepki

Bunun üzerine söz alan HEDEP Komisyon Sözcüsü Sezai Temelli, “Bugün bu haritaları göstermemizin nedeni, bir ayrılıkçı anlayışı yansıtmak değil; sizin uygulamış olduğunuz, yıllardır iktidarın uygulamış olduğu sonuçlardır ve ayrımcılık burada gizlidir. Yok ‘Kürdistan’ diyemezsiniz, yok ‘Kürt illeri’ diyemezsiniz. Yahu, bunu en iyi sizin Kürt vekilleriniz bilir. Oraya gittiklerinde ne diyorlar? ‘Kapadokya’ya mı geldik’ diyorlar, ‘Trakya’ya mı geldik.’ diyorlar. Eşyanın adı neyse onunla çağırıyorlar. Hangi bakanlık gelirse gelsin, sporu konuştuk, aynı harita; bugün sanayi ve teknolojiyi konuşuyoruz, aynı harita; Ticaret Bakanlığını konuşuyoruz, aynı harita; işsizlik, aynı harita; yoksulluk, aynı harita. Allah aşkına kim ayrımcılık uyguluyor, kim bölücü, kim ötekileştiriyor?” diye sorarak, tepki gösterdi.

Temelli, Anayasa’nın 3’üncü maddesinin hatırlatılmasına da tepki gösterdi. Muş da Temelli’ye, “Şimdi, siz bir bölgesini siyasal bir tanımlama yaparsanız Sayın Temelli, ben de Anayasa’nın 3’üncü maddesini size hatırlatmak zorunda kalırım” şeklinde yanıt verdi.

HEDEP Muş Milletvekili Sümeyye Boz’un da bütçe üzerine yaptığı konuşmada benzer ifade kullanması üzerine Muş, ona da Anayasa’nın 3. maddesini hatırlattı.

İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın ise bakanlığın bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, HEDEP milletvekillerinin ifadelerine tepki gösterdi.

Aydın, HEDEP milletvekillerinin hem komisyonda hem de Genel Kurul’da benzer şekilde davrandıklarına dikkati çekerek, daha duyarlı olmaları talebinde bulundu.

Son Haberler

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.