1 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

Mazlum Abdi, İsrail basınına konuştu: ‘Alevi ve Dürzilerden sonra, sırada Kürtler var’

The Jerusalem Post yazarı Qanta Ahmed’e Haseke’deki askeri üste konuşan Mazlum Abdi, Rojava’daki güvenlik durumu, IŞİD’li tutukluların yarattığı riskler ve Şam’daki geçiş süreci hakkında açıklamalarda bulundu.

“IŞİD kampları için desteğimiz azaldı”

Röportajda öncelikli olarak El-Hol Kampı ve IŞİD’li tutukluların durumuna değinen Abdi, ABD’nin yardımları azaltmasının sahadaki yükü artırdığını belirtti.

Abdi, “Başkan Trump USAID’i (ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı) azalttığından bu yana, El-Hol’ü yönetecek insan gücümüz ve insani desteğimiz çok daha az. SDG artık kampın güvenliğini kendi bütçesinden karşılamak zorunda kalıyor” dedi.

Bölgede hala aktif IŞİD hücrelerinin bulunduğunu ve SDG’ye yönelik saldırıların sürdüğünü hatırlatan Abdi, “Toplamda 10.000’e varan IŞİD’li erkek mahkumu tutan 26’dan fazla gözaltı merkezimiz ve üç ana hapishanemiz var. Bunlar son derece tehlikeli savaşçılar” ifadelerini kullandı.

Neçirvan Barzani’ye teşekkür

Kürdistan Bölgesi ile ilişkilere de değinen Abdi, Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin desteğinden övgüyle bahsetti.

Abdi, “SDG, Başkan Neçirvan Barzani’nin desteği için çok minnettar, ancak daha fazlasını yapmak için alan var” diyerek, Suriye’nin geleceğinde “adem-i merkeziyetçilik” modelinin önemini yineledi.

“SDG yeni Suriye hükümetinde yer almalı”

ABD’nin Suriye politikasının sadece askeri değil, siyasi olarak da güçlenmesi gerektiğini vurgulayan Abdi, Washington yönetimine çağrıda bulundu.

Mazlum Abdi, “Başkan Trump Suriye’yi yeniden harika yapmak istiyor. Bunu yaparken SDG’yi desteklemeli ve SDG yeni Suriye hükümetinde yer almalı” dedi.

Suriye’nin geçiş hükümeti ile DSG arasında, askeri ve sivil yapıların entegrasyonunu amaçlayan ve “10 Mart Anlaşması” olarak bilinen bir ön mutabakat olduğunu hatırlatan Abdi, şu detayları paylaştı:

“Suriye Savunma Bakanlığı’na entegrasyonumuz hakkında konuştuk. Ancak bütünlüğümüzü korumamız önemli. SDG’nin üç tümenini ve iki özel taburunu muhafaza etme konusunda anlaştık. Bunlardan biri sınır güvenliğine, diğeri ise kadın taburuna odaklanacak.”

Rojava ve Kuzeydoğu Suriye’de 70 bini savaşçı, 30 bini polis olmak üzere 100 bin kişilik bir güçleri olduğunu belirten Abdi, entegrasyon sürecindeki zorluklara dikkat çekerek, “Onların hiç kadın taburu yok ve biz kadın savaşçılarımızı ayıramayız” diye ekledi.

Abdi, “SDG; Kürtler, seküler Araplar, Hıristiyanlar ve farklı etnik kökenlerden oluşan bir koalisyondur. Çeşitliliğe sahip olduğumuz için güçlerimizde daha az iç sorun, daha az çatışma, daha az anlaşmazlık ve daha az mezhepçilik var” dedi.

Şam’daki yeni yönetim ve Ahmed Şara uyarısı

Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara hakkında temkinli konuşan Mazlum Abdi, geçmiş deneyimlere dikkat çekti.

Abdi, “Ahmed el-Şara’yı Heyet Tahrir el-Şam’ı (HTŞ) yönettiği dönemden tanıyoruz ve güçlerinin doğasını çok iyi biliyoruz. Batı’yı ikna etmeye çalışıyor ancak sahada gerçek endişeler var” dedi.

Lazkiye ve Süveyda’da Alevi ve Dürzilere yönelik saldırıları hatırlatan Abdi, “Şu anda Ahmed el-Şara, Batı’yı Suriye’ye yeni bir şans vermeye ikna etmek için çalışıyor ancak sahada hala gerçek endişeler var. Lazkiye’de 2 bin Alevi öldürüldü. Süveyda’da bin Dürzi öldürüldü. Dürzi toplumuna karşı bu vahşetler işlenirken videolar dolaşıma sokuluyordu” diye ekledi ve verilen mesajın “Sırada Kürtler var” şeklinde algılandığını belirtti.

Abdi, “Ahmed el-Şara’dan sadece vaatler değil, gerçek bir değişim görmemiz gerekiyor. Eğer rasyonel davranırsa başarılı olabilir, 2026 belirleyici bir yıl olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Şara’nın geleceği ne olacak?

Abdi, Şara’nın geleceği ile ilgili soruya, “Güçlenip güçlenmeyeceğini veya zayıflayıp zayıflamayacağını henüz bilmiyoruz. Bu ona bağlı. Eğer rasyonel davranır ve Suriye halkının ihtiyaçlarını karşılamak isterse başarılı olabilir. 2026 belirleyici bir yıl olacak” yanıtını verdi.

SDG komutanı, “Amerikalılar daha dengeli bir rol görmeli. SDG’nin alternatifi yok; Ahmed Şara’dan sadece vaatler değil, gerçek bir değişim görmemiz gerekiyor” dedi.

Bölgesel güçlerin etkisi

İran ve Türkiye’nin etkisine dair soruları da yanıtlayan SDG Komutanı, İsrail ile savaş ve Esad rejiminin düşüşü sonrası İran etkisinin azaldığını, ancak Tahran’ın vekil güçleri yeniden inşa etmeye çalıştığını belirtti.

Abdi, ABD güçlerinin Erbil’de yeniden konuşlanmasına ve bölgedeki dengelere dikkat çekerek, “Şam içindeki istikrar, ABD’nin Kuzeydoğu Suriye’de kalmasına ihtiyaç duyuyor” dedi.

“SDG, Suriye’yi korumak için Amerika Birleşik Devletleri ve diğer aktif güçlerle çalışmaya hazır” diyen Abdi, Aleviler ve Dürzilerin, tıpkı seküler Suriyeli Araplar gibi DSG’yi desteklediğini açıkladı.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...