2 Ekim 2026
14.8 C
İstanbul

Leman dergisinden dört kişi Muhammed Peygamber’in karikatürüne yer verdiği gerekçesiyle gözaltına alındı

Mizah dergisi Leman hakkında Muhammed Peygamber’in karikatürüne yer verdiği gerekçesiyle, “dini değerleri alenen aşağılama” suçundan soruşturma başlatıldı ve yazı işleri müdürü, müessese müdürü çizer ve karikatürist gözaltına alındı.

Dergiden yapılan açıklamada, “Bize sürülen lekeyi kabul etmiyoruz zira Peygamber efendimizin tasviri yoktur” denildi. Leman dergisi önünde toplanan kalabalık tekbir getirdi, “Yaşasın şeriat” sloganları attı.

Mizah dergisi Leman hakkında İstanbul Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmayı duyuran Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, X hesabından Muhammed Peygamber’in “karikatürünün çizilmesiyle ilgili” Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi gereğince soruşturma başlatıldığını duyurdu.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya X üzerinden yaptığı paylaşımlarda; çizimi yapan karikatürist D.P., grafikeri C.O. ve Yazı İşleri Müdürü Z.A.’nın gözaltına alındığını duyurdu. Gözaltı sırasında ters kelepçeye alınma anlarını video olarak paylaştı. Ardından müessese müdürü A.Y. de gözaltına alındı.

Hakkında gözaltı kararı verilen derginin imtiyaz sahibi ve genel yayın yönetmeni T.A. ile yazı işleri müdürlerinden A.Ö.’nün yurt dışında olduğu belirtildi.

Yerlikaya, “Peygamber Efendimizin (S.A.V) karikatürünü yaparak nifak tohumları ekmeye çalışanları bir kez daha lanetliyorum” dedi.

Derginin 26 Haziran’da çıkan sayısında Muhammed ve Musa isimli iki kişi, bombalanan bir şehrin üzerinde “Selamün Aleyküm” ve “Aleyhem Salom” diyerek selamlaşıyordu.

İstanbul Başsavcılığı ayrıca bu sayının toplatılması kararı alındığını açıkladı ve Leman’ın sosyal medya hesaplarına erişim engellenmesi için çalışma başlatıldığını duyurdu.

Leman logo

Kaynak,Leman dergisi

Leman: ‘Çizer İsrail tarafından öldürülen bir Müslümanı konu ederek mazlum Müslüman halkın haklılığını çizmek istemiştir’

Leman dergisinden yapılan açıklamada Muhammed ismi taşıyan 200 milyon kişinin olduğu belirtildi.

“Burada karikatürün çizeri İsrail tarafından öldürülen bir Müslümanı konu ederek, mazlum Müslüman halkın haklılığını çizmek istemiş olup, dini değerleri aşağılama amacı asla bulunmamaktadır” denildi.

X platformundan yapılan açıklama şöyle devam etti:

“Bize sürülen lekeyi kabul etmiyoruz zira Peygamber efendimizin tasviri yoktur. Karikatürü böyle yorumlamak için çok kötü niyetli olmak lazım.”

Açıklamada derginin Filistin meselesini defalarca gündeme getirdiği belirtildi, “5 adet Filistin Özel Sayısı ve yüzlece Mavi Marmara dahil kapak yapmış bir dergi olarak vicdanımızı ve inancımızı yanlış ve çarpıtılmış biçimde sorgulama hakkınızın olmadığını ifade ederiz” denildi.

Dergi çalışanlarında güvenlik endişesi

Karikatürün sosyal medyada tepki görmesinin ardından yapılan çağrılar üzerine Leman dergisinin Beyoğlu’ndaki binası önünde çok sayıda kişi toplandı.

Binaya girmeye çalışanlar polis tarafından engellendi.

Kalabalığın “Yaşasın şeriat” sloganları attığı, namaz kıldığı, tekbir getirdiği görüntüler paylaşıldı.

Binanın olduğu sokaklarda onlarca polis otobüsü ve çok sayıda çevik kuvvet vardı.

Büyük Doğu Akıncıları Derneği, X üzerinden bina önünde toplanmış kalabalığa ait video ve fotoğrafları “Leman dergisine Tevhid bayrağı asılacak” sözleriyle paylaştı. Videolarda yüzlerce kişinin toplandığı görülüyor.

Büyük Doğu Akıncıları İstanbul İl Başkanı Alper Kaan Aykut olduğu ifade edilen bir kişi konuşmasında “Burası Müslüman Anadolu toprağı. Ya biz gideceğiz, ya onlar gidecek. Ya onlar ölecekler, ya biz öleceğiz. Biz o nurla can vermeye de can almaya da hazırız” diyor.

Dergi çalışanları, Adalet Bakanlığı ve güvenlik birimlerini göreve davet etti.

İstanbul Valisi Davut Gül de X üzerinden yaptığı açıklamada, göstericiler arasında provokatif eylemler yapanların bulunduğunu vurguladı. “Kamu düzeninin korunması adına gösteri yapan grupların dağılması önem arz etmektedir” dedi ve ekledi:

“Sebebi ne olursa olsun, hiç kimsenin suç işleme hakkı ve özgürlüğü yoktur” dedi.

AFP’nin aktardığına göre ilerleyen saatlerde polis kalabalığı dağıtmak için biber gazı ve plastik mermi kullandı.

Bakanlardan kınama

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun karikatürle ilgili, “Müslümanların biricik rehberi Efendimize yönelik bu hakaret ve saygısızlık, basın özgürlüğüyle maskelenemez. Bu hastalıklı zihniyetten hukuk önünde mutlaka hesap sorulacaktır” paylaşımını yaptı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yaptığı açıklamada, “Hiçbir özgürlük, bir inancın kutsallarını çirkin bir şekilde mizah konusu yapma hakkı tanımaz. Peygamber Efendimizin karikatürize edilmesi ya da herhangi bir şekilde görsel olarak temsil edilmeye çalışılması; sadece dini değerlerimize değil, aynı zamanda toplumsal barışa zarar vermektedir” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise, karikatürü kınadı ve “İslam’a ve Müslümanlara yönelik kin ve düşmanlığı körüklemeye çalışan her türlü zihniyete karşı yurt içinde ve yurt dışında kararlılıkla, tavizsiz şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz” yazdı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Leman isimli sözde derginin başrolünde olduğu rezaletin adı ne ‘mizah’ olabilir ne de ‘ifade özgürlüğü'” şeklinde bir paylaşım yaptı.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin hesabından Devlet Bahçeli’nin, “Peygamber Efendimizin yolu yolumuzdur, sözü sözümüzdür” cümlesi paylaşıldı.

TİP’ten Madımak hatırlatması

Türkiye İşçi Partisi (TİP), “İktidar destekli yobaz bir güruhun Leman dergisi binasına ve İstiklal Caddesi’ndeki yurttaşlarımıza dönük fiziki saldırısı hiçbir koşulda kabul edilemez” şeklinde bir paylaşım yaptı.

Saldırıda bulunanlara yönelik işlem başlatılması gerektiği belirtilen TİP açıklamasında, “Yetkililere, yurttaşların can ve mal güvenliğini sağlamaları yönündeki temel görev ve sorumluluklarını hatırlatıyor, Madımak Katliamı’nın yıl dönümü olan 2 Temmuz yaklaşırken ‘Ya onlar ölecekler, ya biz öleceğiz’ diyerek yeni katliamlara zemin hazırlayanlara izin vermeyeceğimizi ilan ediyoruz” denildi.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...