23 Ekim 2026
17.3 C
İstanbul

Lahur Şeyh Cengi ve 10 kişi hakim karşısına çıkacak

 Lahur Şeyh Cengi, kardeşi Polat ve Lalezar olayları kapsamında gözaltına alınan 10 kişi hakkında Süleymaniye Ceza Mahkemesi’nde duruşma yapılması kararlaştırıldı. Gözaltına alınanların avukatlarından oluşan ekibin sözcüsü, sanıkların Irak Ceza Kanunu’nun 56. maddesi kapsamında cinayet işlemek için anlaşma yapmakla suçlandığını belirtti.

Lahur Şeyh Cengi daha önce birkaç kez hakim karşısına çıkarıldı. İlk duruşması 12 Ocak 2026’da, son duruşması ise 14 Mayıs’ta yapıldı. 1 Haziran’da yargılanması planlanmış ancak duruşma gerçekleşmemişti. Mahkemeye üç kez çıkarılan Lahur Şeyh Cengi’nin iki duruşması yapılırken, birinde ise kendisinden herhangi bir ifade alınmadı.

Lalezar olayları kapsamında gözaltına alınanlar ile Lahur Şeyh Cengi’nin avukat ekibinin sözcüsü Dana Takiyeddin, bugün 1 Eylül 2026 Salı günü Rûdaw’a yaptığı açıklamada, “Lalezar olayları kapsamında 27 kişi cezaevinde bulunuyor. Ancak 3 Eylül’de yapılacak bir sonraki duruşmada bunlardan 12’si yargılanacak” dedi.

Lahur Şeyh Cengi, kardeşi Polad ve Rêbwar Hamid Hacı Halid, bu perşembe günü hakim karşısına çıkacak kişiler arasında bulunuyor.

Sanıklara yöneltilen suçlamalara ilişkin konuşan Dana Takiyeddin, “Irak Ceza Kanunu’nun 56. maddesi ile cinayetle ilgili 406. madde kapsamında suçlanıyorlar. Ancak 3 Eylül’deki duruşmada yalnızca, cinayet suçu işlemek üzere anlaşmayı düzenleyen 56. madde kapsamında yargılanacaklar” dedi.

56. madde ne diyor?

56. maddede şu hükümler yer alıyor:

1-Suç işlemek üzere yapılan bir anlaşmanın her üyesi, üzerinde anlaşmaya varılan suçu bizzat işlememiş olsa dahi cezalandırılır. Anlaşmaya varılan suç “cinayet” (cürüm) niteliğindeyse, 7 yılı aşmamak üzere hapis cezasıyla cezalandırılır. Suç “kabahat” niteliğindeyse, 2 yılı aşmamak üzere hapis veya 150 dinarı geçmeyen para cezası uygulanır.

2-Anlaşmanın amacı belirli bir suçun işlenmesi ise ve söz konusu suç için öngörülen ceza birinci fıkrada belirtilenden daha hafifse, sanıklara verilecek ceza, söz konusu suç için belirlenen azami cezanın dörtte birinden fazla olamaz.

27 Ağustos 2025’te, Lalezar olaylarından beş gün sonra, Süleymaniye Asayiş Müdürlüğü bir grup kişinin video görüntülerini ve itiraflarını yayımlamıştı. Görüntülerde, Lahur Şeyh Cengi ve arkadaşlarının yardımıyla farklı silahlar kullanılarak Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafil Talabani’ye yönelik saldırı planlandığı iddia edilmişti. Rûdaw’ın araştırmasına göre perşembe günkü duruşma bu suçlamayla ilgili.

Lahur Şeyh Cengi ve arkadaşlarının avukat ekibinin sözcüsü, “Yayımlanan şey yalnızca bir suçlamaydı ve ardından herhangi bir suç işlenmedi. Ancak suçlama kanıtlansa dahi, yasaya göre sanıkların 3 ila 7 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması gerekir. Eğer ortada bir cinayet olsaydı, cezası farklı olurdu” dedi.

Avukat, önceki duruşmalara dayanarak karşı tarafın davayı sonuçlandırıp sanıklara hüküm vermek için güçlü bir delile sahip olmadığını savundu. Avukat, “Söz konusu görüntülerde, girişim için kullanılan keskin nişancının halının içine yerleştirildiği iddia ediliyor. Ancak videolarda halıların kenara çekildiği açıkça görülüyor ve içerisinde silah bulunduğuna dair herhangi bir işaret yok” ifadelerini kullandı.

Avukat Dana Takiyeddin, “3 Eylül’deki duruşmada nihai bir karar verilip verilmeyeceği belli değil. Ancak bu suçlamanın yanı sıra dosyada cinayetle ilgili 406. madde de bulunuyor. Bunun nedeni, 22 Ağustos’ta Lalezar Oteli’ne düzenlenen saldırıda her iki tarafta da can kaybı yaşanmış olmasıdır” dedi.

Lalezar Oteli baskını

22 Ağustos 2025’te, Lahur Şeyh Cengi’nin teslim olmayı reddetmesinin ardından Süleymaniye güvenlik güçleri Lalezar Oteli’ne operasyon düzenledi. Yaklaşık üç saat süren çatışmanın ardından Lahur Şeyh Cengi, kardeşi Polad ve Lahur Şeyh Cengi’ye bağlı güçlerin üyeleri gözaltına alındı.

22 Ağustos 2025’teki çatışmalarda resmi olarak 5 kişinin hayatını kaybettiği, 20’den fazla kişinin de yaralandığı açıklanmıştı.

Son Haberler

Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenlik, barış ve refah için kuruldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda...

‘Alihan Kuriş’ soruşturmasında 19 kişi daha tutuklandı

Alihan Kuriş'in liderliğinde "çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve...

Viyan Hababi: YBŞ Şengal’de kalacak

Ezidilerin savunmasını yapan  Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) Genel Komutanlık Üyesi Viyan Hababi, Irak hükümetiyle yürütülen görüşmelerin en üst düzeyde devam ettiğini belirterek, “YBŞ ve YJŞ (Şengal Kadın Birlikleri) savaşçıları Şengal’de kalacak” dedi. Hababi, taraflar arasında belirli bir uzlaşının sağlandığını ancak henüz resmi bir anlaşmanın imzalanmadığını ifade etti. Rojnews’e konuşan YBŞ Genel Komutanlık Üyesi, “YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalacağı ve kendi topraklarını koruyacağı konusunda bir anlayışa ulaştık” diye konuştu. “Bağdat’la görüşmeler sürüyor” Şengal’in geleceği, Irak’ın gündemindeki en önemli konular arasında yer alıyor. 12 Eylül’de Ezidi temsilciler ve Şengal savunma güçleri, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile bir araya geldi. Son olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Abudi, MERI Forumu’nda Şengal savunma güçleriyle uzlaşıya vardıklarını açıklamıştı. Hababi, çözüm amacıyla yürütülen görüşmelerin şubat ayından bu yana devam ettiğini belirtti. “Biz Iraklı bir gücüz” Hababi, en başından beri kendilerini Iraklı bir güç olarak tanımladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim Irak’a yönelik herhangi bir tehdidimiz yok. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız ve bu ülkenin bir gücüyüz. Ancak en başından beri Irak’tan talebimiz, savunma gücümüzün genel bir çatı altında, kendi yerinde kalarak toplumumuzu korumasıydı. Görüşmelerin amacı, güçlerimizin Irak ordusuna entegre edilmesi ancak özerkliğini korumasıydı.” “Savaşçılarımız Şengal’den ayrılmayacak” Viyan Hababi, Irak hükümetiyle uzlaşılan başlıklara ilişkin ise şu bilgileri paylaştı: “Genel bir çatı oluşturulacak ve bu yapı Irak hükümetinin bir bakanlığına bağlı olacak. Ancak Êzidî toplumunun özerkliği göz önünde bulundurulacak. Irak hükümetiyle YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalması konusunda anlaştık. Temel görevimiz topraklarımızı, yurdumuzu ve toplumumuzu korumaktır. Bazı çevreler aramızda ve Irak ordusu arasında çatışma çıkmasını istedi ancak biz kan dökülmesini önleyerek bunun önüne geçtik.” YBŞ komutanı Habibi, görüşmelerin bir sonuca ulaşması halinde kamuoyunu resmi bir açıklamayla bilgilendireceklerini söyledi.

Tom Barrack, Ahmed Şara ve Şeybani ile görüştü

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi...

Azerbaycan 31 Türk’ü istenmeyen kişi ilan etti, Erdoğan Aliyev ile görüştü

Azerbaycan hükümeti 31 Türk vatandaşını, bu ülkedeki okullarda başörtüsü...

Yaşar Güler’den Irak ve Suriye açıklaması

Türkiye Milli Savunma Bakanı Güler, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki...

YPJ şartlarını açıkladı: ‘Kadınların kimliğini korumak temel çizgimizdir’

Rojava’da Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlığı, Suriye hükümetiyle...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...