Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen törende konuşan Kurtulmuş, yeni akademik yılın hayırlı olmasını dileyerek Türkiye’nin Cumhuriyet’in ilk yüzyılında elde ettiği kazanımlara ve karşılaştığı sorunlara değindi.
“Türkiye’nin yaklaşık 50 yılı terörle geçti”
Cumhuriyet tarihinin en önemli sorunlarından birinin terör olduğunu belirten Kurtulmuş, Türkiye’nin yaklaşık 50 yıl boyunca bu meseleyle uğraştığını söyledi.
Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
“Cumhuriyet tarihimizin ilk asrını geride bıraktık. Bu ilk asrın içerisinde nice başarılar kazandık, nice zorluklarla karşılaştık, nice badireler atlattık. Ama rahatlıkla söyleyebiliriz ki Cumhuriyet’in ilk asrının en önemli meselesi, ne yazık ki bu aziz milletin ve bu büyük milletin terör belasıyla meşgul edilmiş olmasıdır.
Yaklaşık 50 yılımızı alan terör meselesi, Türkiye’nin ayaklarına tam bir pranga olarak vurulmuş ve maalesef Türkiye’de on binlerce insanın ölmesine, binlerce evladımızın şehit olmasına ve en mütevazı rakamla 2 trilyon doların üstünde bir maliyete katlanmamıza vesile olmuştur.”
Türkiye’nin terör sorunundan kurtulmak için devlet aklıyla millet aklını bir araya getirdiğini ifade eden Kurtulmuş, geçmişte de farklı siyasi liderlerin sorunun çözümü için çaba gösterdiğini ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını söyledi.
Kurtulmuş, Turgut Özal, Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit’in de aralarında bulunduğu birçok siyasi liderin sorunun çözülmesi için gayret gösterdiğini belirterek, dönemin iç ve dış çevrelerinin bu girişimlerin sonuçlanmasına izin vermediğini savundu.
“Devlet aklıyla millet vicdanı bir araya geldi”
Türkiye’nin bugün terör sorununu çözmek için kararlı adımlar attığını belirten Kurtulmuş, sürecin devlet politikası haline geldiğini ve farklı siyasi partilerin katkısıyla ilerlediğini söyledi.
Kurtulmuş, sürecin geldiği aşamaya ilişkin şunları kaydetti:
“Şimdi Allah’a çok şükür önümüze farklı imkanlar çıktı ve burada her şeyden evvel devlet aklıyla millet vicdanı bir araya gelerek artık bu sorunun çözülmesi için kararlı bir duruş sergilendi. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ortaya konulan bu irade fevkalade ciddi bir şekilde devlet politikası haline döndü ve adım adım sürecin bu noktasına kadar gelindi.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğine ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tutumuna dikkat çeken Kurtulmuş, diğer siyasi partilerin lider ve yöneticilerinin de sürece olumlu katkı sunduğunu belirtti.
Kurtulmuş, terör sorununun çözümü için toplumda güçlü bir iradenin oluştuğunu, farklı siyasi görüşlere sahip kesimlerin de sorunun sona erdirilmesi yönünde çaba gösterdiğini ifade etti.
“Türkiye’nin terörle mücadeleye harcayacak tek kuruşu kalmamalı”
Bölgesel ve uluslararası gelişmelerin Türkiye’nin iç sorunlarını çözmesini zorunlu kıldığını belirten Kurtulmuş, Orta Doğu, Kafkaslar, Balkanlar, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere işaret etti.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ardından bölgedeki istikrarsızlığın arttığını savunan Kurtulmuş, Türkiye’nin kendi içindeki sorunları çözerek bölgesel gelişmeler karşısında daha güçlü bir konuma gelmesi gerektiğini söyledi.
Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye, onun için özellikle bu bölgedeki gelişmeler ve az evvel de ifade edildiği gibi 3 senedir İsrail’in Gazze’yi bahane ederek bütün bölgeyi istikrarsızlaştırmak için olağanüstü bir güçle gayret etmesi ve bölgesindeki bütün ülkeleri tehdit eden bir tavır içine girmesi nedeniyle iç kalesini tahkim etmek zorunda kalmıştır.
Artık bizim bu ülkenin bir tek evladını dahi teröre harcayacak lüksümüz yoktur. Artık Türkiye’nin 1 kuruş parasını dahi terörle mücadeleye harcayacak lüksümüz yoktur.”
Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda toplumun bütün kesimlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Meclis komisyonunu ve siyasi partilerin katkısını vurguladı
Terörsüz Türkiye sürecinin yönetiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun önemli bir rol oynadığını belirten Kurtulmuş, komisyon çalışmalarını Türkiye demokrasisi açısından örnek olarak nitelendirdi.
Komisyonda 50 milletvekilinin görev aldığını ve 21 toplantı yapıldığını aktaran Kurtulmuş, farklı siyasi görüşlere sahip partilerin temsilcilerinin görüşlerini dile getirdiğini, sivil toplum kuruluşlarının da sürece katkı sunduğunu söyledi.
Komisyon raporunun 50 milletvekilinden 47’sinin oyuyla kabul edildiğini belirten Kurtulmuş, bunun farklı görüşlerin aynı mesele etrafında buluşabildiğini gösterdiğini ifade etti.
Kurtulmuş, komisyonda görev alan ve çalışmalara destek verenlere teşekkür ederek, sürecin yürütülmesine katkı sunanların Türk milleti adına takdiri hak ettiğini söyledi.
“Rapor kapının aralanmasıydı, yasa sonuna kadar açılmasıdır”
Kurtulmuş, sürecin ikinci önemli aşamasının TBMM’de kabul edilen yasa olduğunu belirtti.
Geçtiğimiz 10 Ağustos’ta kabul edilen yasanın titiz bir çalışmanın ürünü olduğunu söyleyen Kurtulmuş, yasanın bir parti hariç diğer partilerin milletvekillerinin desteğiyle 467 milletvekilinin oyuyla kabul edildiğini kaydetti.
Söz konusu yasanın süreç için hazırlanan yol haritasının uygulanmasının önünü açtığını belirten Kurtulmuş, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu şunu gösteriyor: Süreçte herkesin olumlu ve gerçekten iyi niyetli katkılarıyla başarılı bir süreç yönetiminin sonunda hem rapor hazırlanmış, yol haritası olarak ortaya konulmuş hem de raporun gerektirdiği yasa çıkarılarak sürecin önü açılmıştır.
Şunu söylüyorum, rapor kapının aralanmasıydı. Yasa ise kapının sonuna kadar açılmasıdır. Önümüzde yeni bir kapı açılmıştır. Bu kapı, barışın, kardeşliğin, birliğin, beraberliğin ve bütün ülkelerin halklarıyla beraber hep birlikte kalkınmanın kapısıdır ve inşallah bu yolda sonuna kadar yürüyeceğiz.”
“Ayrımcı ve ötekileştirici dilden uzak durulmalı”
Sürecin önünde önemli fırsatların yanı sıra risklerin de bulunduğunu belirten Kurtulmuş, provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Sürecin sağlıklı ilerlemesi için kullanılan dil ve üslubun önemine işaret eden Kurtulmuş, ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemlerden uzak durulması çağrısında bulundu.
Kurtulmuş, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu süreçte önemli olarak dikkat etmemiz bir başka husus ise kullandığımız dil ve üsluptur. İnsan, aslında kullandığı dille kendisini ifade eder ve kendi rengini ortaya koyar. Önümüzdeki dönemde her bir vatandaşımızın, her bir kardeşimizin ne ayrılıkçı bir dili ne ayrılıkçı bir tavrı ortaya koymasını ne de başkalarını ötekileştiren ayrımcı bir dille konuşmasını asla istemeyiz.
Birliğin, beraberliğin ve kardeşliğin ortak değerleri çoğaltmaktan başka bir yolumuz olmadığını bilerek dilini ve tavrını, tarzını geliştirmek durumundayız.”
Kurtulmuş, sürecin başarıyla tamamlanması için toplumun bütün kesimlerinin el birliğiyle çalışması gerektiğini ifade etti.
Sürecin üç temel başlığı: Silahların susması, hukuk ve kalkınma
Kurtulmuş, önümüzdeki dönemde atılacak adımların üç temel başlıkta toplanabileceğini belirtti. Bunların silahların tamamen susması, hukukun üstünlüğü ve demokratik gelişimin güçlendirilmesi ile bölgenin ekonomik kalkınmasının sağlanması olduğunu söyledi.
Kurtulmuş, sürecin hedeflerine ilişkin şunları kaydetti:
“Hiç şüphesiz önümüzdeki dönemin başarısı 3 tane temel konuda atacağımız adımların sağlıklı ve bütünlüklü olmasına bağlıdır. Bunlardan birisi artık silahlar tamamıyla bütünüyle geride kalmalıdır. Türkiye’de hiçbir terör örgütünün silahlı bir mücadele içerisinde olmasına fırsat ve imkan verilmeyecek, bunun ortadan kaldırılması sağlanacaktır. Onun için diyoruz ki birinci mesele silahların tamamıyla susması ve silahlı mücadele kısmının Türkiye tarihinden kaldırılmasıdır.
İkinci meselimiz ise silahların susmasıyla birlikte, daha doğru tabiriyle silahların yakılmasıyla birlikte Türkiye’de hukukun üstünlüğünün ve demokratik gelişmenin de bütün alanlarda yayılması ve güçlendirilmesidir. Silahlarını yakmış, demokrasi ve hukukun üstünlüğü içerisinde kendisini iyi ifade edebilen Türkiye siyasetinin inanın ki hiçbir çözemeyeceği mesele yoktur.
Üçüncü mesele ise demokratik ve hukuk düzeninin, demokratik hukuk düzeninin gelişmesine paralel olarak bölgedeki huzur ve sükunetin artmasına paralel olarak bölgenin ekonomik ve kalkınma bakımından da atacağı adımların güçlendirilmesidir.”
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerinin somut sonuçlarının vatandaşlar tarafından görülmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, refahın yalnızca Türkiye’de değil, bütün bölgede artmasının hedeflendiğini dile getirdi.
Antep, Halep ve Şam arasında ekonomik işbirliği mesajı
Kurtulmuş, terörün sona ermesinin bölge ülkeleri ve şehirleri arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesine de katkı sağlayacağını belirtti.
Suriye’deki iç savaş öncesinde gündeme gelen, ancak savaşın ardından uygulama alanı daralan sınır aşan ekonomik işbirliği koridorlarına yeniden dikkat çeken Kurtulmuş, Gaziantep, Halep ve Şam gibi şehirlerin ortak tarihsel ve kültürel özelliklerine işaret etti.
Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
“Yani hem Suriye’yi, hem Türkiye’yi, hem Irak’ı hem bölge ülkelerini kalkındıracak bir hedef, sınır aşan sinerji koridorlarını oluşturmaktı. Şimdi inşallah burada da önemli mesafelerin atılabileceği bir döneme giriyoruz. Yani neyi kastediyorum? Allah aşkına biriniz bana kalkar ‘Gaziantep’in, Halep’ten, Şam’dan şu farklılıkları vardır’ diyerek anlatabileceğiniz hangi farklılıklar vardır?
Neredeyse insan yapısının aynı olduğu, coğrafi özelliklerinin birbirine benzer olduğu, tarihi geçmişinin fevkalade ciddi bir şekilde müşterek olduğu, müziğinin, kültürünün, adetlerinin, mutfak kültürünün, mutfak sanatlarının neredeyse birebir aynı olduğu coğrafyadan bahsediyoruz.”
Gaziantep’ten Halep’e uzanan şehirler arasındaki ekonomik işbirliğinin bölge genelinde zenginliği artırabileceğini belirten Kurtulmuş, terörün sona ermesiyle birlikte bölgesel kalkınmanın önünün açılacağını söyledi.
Kalkınma Yolu Projesi’ne dikkat çekti
Kurtulmuş, Türkiye ile Irak başta olmak üzere bölge ülkelerinin ekonomik gelişimine katkı sağlaması beklenen Kalkınma Yolu Projesi’nin önemini de vurguladı.
Irak’ın Fav Limanı’ndan Türkiye’ye uzanacak yaklaşık 1.200 kilometrelik hattın Asya ile Avrupa arasındaki mal ve hizmet taşımacılığını kolaylaştıracağını belirten Kurtulmuş, projenin yeni İpek Yolu’nun bir kolu haline gelebileceğini ifade etti.
Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu çerçevede önemli bir uluslararası proje olan Kalkınma Yolu Projesi’nin de Türkiye ile Irak başta olmak üzere bütün bölge halklarını ciddi bir şekilde kalkındıracağı aşikardır. Irak’ta Basra Körfezi’ndeki Fav Limanı’ndan Türkiye’ye kadar gelen yaklaşık 1200 kilometrelik bir hat içerisinde Asya-Avrupa arasındaki malların, hizmetlerin ulaşımı kolaylaşacak, böylece büyük bir zenginlik yolu yeni İpek Yolu’nun bir kolu olarak ortaya çıkacaktır.
Bu 1200 kilometrelik hattın tren ve otoyollar vasıtasıyla Türkiye’ye bağlanması, aynı zamanda Şanlıurfa-Ovaköy arasında da 320 kilometrelik bir yolun yapılmasıyla birlikte siz oluşacak hareketliliği hayal ediniz. Kaldı ki bu yolun yapılması için 4 ülke ortak anlaşmasını da gerçekleştirmiştir.”
Bu projelerin hayata geçirilmesiyle bölge ülkeleri ve şehirleri arasında ekonomik hareketliliğin artacağını belirten Kurtulmuş, yerel kalkınmanın da destekleneceğini söyledi.
“Terörün bitmesiyle barış ekonomisi ortaya çıkacak”
Terörün sona ermesinin yalnızca güvenlik alanında değil, ekonomik ve toplumsal yaşamda da önemli sonuçlar doğuracağını belirten Kurtulmuş, çatışmalardan kazanç sağlayan çevrelerin barış ortamından olumsuz etkileneceğini savundu.
Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
“Terörün bitmesiyle kaybedecek olan bir grup daha var, onu da söyleyeyim. Terörün bitmesiyle savaş ekonomisinden kazanan savaş baronları kaybedecektir. Çatışma ekonomisinden kazanan savaş baronları kaybedecektir. Terörün sona ermesi, terörsüz bölgenin kurulmasıyla birlikte Allah’ın izniyle bu bölgede yeni bir kavram olarak barış ekonomisi ortaya çıkacak ve barış ekonomisindeki kazanımlarımız bütün dünyaya örnek olacaktır.”
Devletler arasındaki ilişkilerin yalnızca resmi kurumlarla sınırlı olmadığını belirten Kurtulmuş, halklar arasındaki ilişkilerin de güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Gaziantep halkına Suriyelilere gösterdiği misafirperverlik nedeniyle teşekkür eden Kurtulmuş, Suriye’de en az 3 milyon Türkçe konuşan, Türkiye’yi seven ve Türkiye’ye bağlı Suriyelinin bulunduğunu ifade etti.
Bölgesel kalkınma için üniversitelere, akademisyenlere, ticaret ve sanayi odalarına, ziraat odalarına ve sivil toplum kuruluşlarına da görev düştüğünü belirten Kurtulmuş, bu kurumların ortak projeler geliştirmesini istedi.
“Artık bu bölgede anneler ağlamayacak”
Terörsüz Türkiye sürecinde önemli bir mesafe kat edildiğini belirten Kurtulmuş, sürecin tamamlanması için dikkatli olunması ve olası provokasyonlara karşı hazırlıklı davranılması gerektiğini söyledi.
Kurtulmuş, sürecin yalnızca bir silahlı örgütün tasfiye edilmesinden ibaret olmadığını, bölge halkları arasındaki bağların yeniden güçlendirilmesini de kapsadığını ifade etti.
Kurtulmuş, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Cumhuriyet tarihinin en zor meselesinde büyük bir mesafe katettik. Sonuç aldık, alacağız. Artık bu memlekette, artık bu bölgede anneler ağlamayacak. Artık Türkiye bölündü mü, bölünecek mi gibi bir tehdit, bir tehlikeyle asla karşı karşıya kalmayacağız.
Biliyoruz ki su uyur, düşman uyumaz. Biz bu iyi niyetlerle, samimi gayretlerle milletin kahir ekseriyetiyle birlikte yürürken bazı iç ve dış çevrelerin de bu işleri sona erdirmek için neler yapabileceğini tahmin ediyor, öngörüyoruz. Bu mesele açık söylüyorum. Sadece terör örgütünün, bir terör örgütünün silahlı terör örgütünün bitirilmesi meselesinden ibaret değildir. Sadece bir silahlı örgütü bitirmek ve bu amaçla bir yasa çıkarmaktan ise hiç ibaret değildir.”
Türkler, Kürtler ve Araplar arasındaki toplumsal bağların önemine dikkat çeken Kurtulmuş, halkları birbirinden ayırmaya yönelik girişimlerin başarılı olamadığını savundu.
Gaziantep’in farklı halkların bir arada yaşamasına örnek oluşturduğunu belirten Kurtulmuş, terör örgütlerinin silah ve bombalarla halklar arasındaki ilişkileri bozmaya çalıştığını ancak insanların birbirleriyle olan bağlarını koparamadığını söyledi.
Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kurdukları, kurdurdukları terör örgütlerinden silahlar verdiler, bombalar verdiler. Ama halkların gönüllerini birbirinden ayırt etmeye güçleri yetmedi. Şimdi diyoruz ki sadece bir terör örgütünün tasfiye sürecinden bahsetmiyoruz. Önümüzdeki yol dağıtılan, dağılan parçalarımızın bir araya getirilmesi, birleştirilmesi ve hep beraber bir bütün olarak hareket etmesinin başlangıcıdır.
Onun için bu bölgenin amiral gücü olan, bu bölgenin merkez üssü olan ülkemize büyük sorumluluklar düşüyor. Türkiye hem kendi terörle mücadelesini başarıyla tamamlamış bir ülke olarak terör örgütünü tasfiye ediyor, hem de bölge ülkelerine yeni bir umut, yeni bir yol, yeni bir istikamet tayin ediyor.”


