10 Ağustos 2026
26.1 C
İstanbul

Kürt Dağı’nda Kızıl Elma / Ömer Çiftçi

Kürtler, Afrin’de bin yılı aşkındır zeytin ağaçların gölgesinde ve Afrin’in yemyeşil dağlarında varlığını sürdüren, direngen bir halk…

Türkiye’nin iki şehri olan Hatay ve Kilis’e sırtını vermiş, diğer adı ‘’Kürt Dağı’’ olan Afrin,bir süredir Türkiye’nin kıskancındaydı.

‘’Hedefimiz Kürtler değildir, orası teröristlerin yuvalandığı yer olduğundan dolayı oraya ‘Zeytin Dalı’ uzatıyoruz.’’ denilse de Kürtlerin yaşadığı üç yüz altmış civarı Kürt köyü ile Suriye içinde Kürt nüfusunun en yoğun olduğu kentlerden biri: Afrin…

Afrinin görece dağlık yapısı sebebiyle dışarıdan düzenli bir ordunun savaşıp şehri düşürmesi oldukça zor görünüyor.

Ayrıca Afrin’in dağlık bir çepere sahip olması kenti yerel halk nezdinde savunmaya elverişli ve direngen kılıyor. Kent,bu anlamda hem ideolojik temellerini tamamlamış hem de dışarıdan gelebilecek her saldırıya karşılık savunmasını hazırlamış bulunuyor. Direnişin gerçekleşmesi halinde karşılıklı ağır kayıpların verilmesi kaçınılmaz görünüyor.

Rojava’nın ideolojik kimliği şekillendikten sonra PYD (Demokratik Birlik Partisi) , 2003 sonrası bu ideolojik birikim üzerinde örgütlendi.

Beşar Esad’a bağlı askerler 2012’de kuzeydeki Kürt bölgelerinden çekildiğinde, burada hâkim güç durumunda olan PYD (Demokratik Birlik Partisi) , kendi idari yapısını oluşturarak yönetimi devraldı. PYD’nin silahlı kanadı YPG (Halk Savunma Birlikleri) de bu yönetimin askeri gücü oldu.

Kürtlerin, “Kantonal Sistem”den Mart 2016’da “Federasyon Modeli”ne (Kuzey Suriye Demokratik Federal Bölgesi) evrilerek kendi oyununu büyütmesi tartışmalara ve en çok da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın öfkesine neden oldu.

2016’da ilan edilen Kuzey Suriye Demokratik Federal Bölgesi’nde üç federal bölge ve altı kantona dayalı yeni bir yapılanma oluşturuldu.

2012’de Suriye ordusu Afrin topraklarından çekildiğinden bu yana , Afrin yarı özerk bir şekilde yönetiliyor. 2013’ten bu yana ise kuşatma ve baskı altında yaşadığı halde federasyon modelinden geri kalmadı. Normal şartlar altında  nüfusunun 400 bin olması gerekirken diğer bölgelerden gelen göçlerle birlikte bugün 1 milyon civarı insanı kucaklıyor.

İDLİB ALDATMACASI

2014’ten beri ABD’nin desteklediği YPG/DSG politikası yüzünden ayrı düşen Türkiye, sahanın etkin gücü olmak için Rusya ve İran’ın çizgisine kaymıştı.

Rusya, çatışmasızlık bölgeleri oluşturup siyasal çözümün önünü açma hedefiyle öncü olma rolü üstlendi. Türkiye ve İran’ı yanına alan Rusya, 30 Aralık 2016 tarihinde ateşkes ilan edilmesini sağladıktan sonra 23 Ocak 2017’de tarafları Astana’da buluşturdu.

Astana’da varılan anlaşma çerçevesinde “çatışmasızlık bölgesi” oluşturma planının İdlib’de tesis edilmesi konusunda Türkiye bir görev üstlendi.

Türkiye, 12 Ekim’de Astana Süreci kapsamında öngörülen “çatışmasızlık bölgesi oluşturma planı” çerçevesinde Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) ile anlaşarak İdlib’e girerek Afrin’i güneyden çembere aldı. Böylece olası müdahale için en elverişli pozisyonu yakalamış oldu. Astana’daki görüşmelerde HTŞ ateşkes kapsamında bir örgüt değil terör örgütüydü. Türkiye’nin İdlib’de El Kaide hakimiyetine son vermek gibi bir niyetinin olmadığını gören Rusya, İdlib’e yönelik kendi planlarını hızlandırdı.

ANKARA NEDEN AFRİN’İ HEDEF SEÇTİ?

Türkiye’nin güneyinde iki devlet …ve siyaseti tayin eden Kürt fobisi…

Türkiye’ye göre ; Kerkük, Musul, Tel Afer Türk’ün olduğu yer , olmadığı yer “Kızıl Elma”…

Yani , Kızıl Elma’yı da Afrin’e doğru yola çıkan bir Türk askerinden duyduk: Afrin’miş…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bir gece ansızın girebiliriz.” sözlerini Afrin için söylerken ,hiç kimse Rusya yeşil ışık yakmadan böyle bir harekat girişiminin olacağını zannetmiyordu. Ancak Soçi toplantısı yaklaşırken kendisini sahada tutmak ve  masaya daha güçlü oturmak için bir Afrin’i almak lazımdı.

Türkiye’yi ateşleyen kendince sebepleri vardı: 2014’ten beri ABD’nin desteğiyle YPG/DSG tarafından IŞİD’in Kobani’den sökülmesi, 2016’da Gire Spi’nin  (Tel Ebyad) temizlenerek Kobani ve Cezire kantonlarının birleştirmesinin ardından Menbic, Cerablus, El-bab’a yönelmesi Ankara’yı harekete geçirdi.

2016’da Irak Şam İslam Devleti’ni (IŞİD) sınırlardan uzaklaştırma gerekçesine dayandırılan Fırat Kalkanı Harekatı’nın asıl hedefi birleşik bir Kürt koridorunu önlemekti.

Afrin ile Kobani arasında kara bağlantısını kesen Fırat Kalkanı Harekatı ile Suriye sahnesinde elde ettiği pozisyonu Afrin’le daha ileri bir noktaya taşımak istiyor.

Türkiye’nin , Afrin için kolları sıvamasının bir nedeni Suriye ordusunun İdlib’e yönelik başlattığı operasyon ve ABD’nin Kürtleri siyasal anlamda tanımaya hazırlanmasıydı.

Suriye’nin geleceğinin inşası için önemli bir yere sahip olan Astana ve Cenevre’de Kürtlerin “de facto” özerk yapısının “de jure” olmasını önlemek için “Zeytin Dalı Harekatı”nı Rusya’nın onayı ya da kendi cesaretiyle başlattı.

‘’Hedef Kürtler değil, terör örgütü’’ denilse de, bu Kürtler nezdinde kabul görmüyor. Aksine,Türkiye’de yaşayan Kürtlerin duygusal kopukluğunu daha da derinleştiriyor.

ABD’nin, Kuzey Suriye’de 30 bin kişilik “Sınır Koruma Gücü” oluşturulacağını açıklaması Rusya, Türkiye ve Suriye’nin tepkisine yol açtı.Bu Türkiye için velinimet oldu ve bunu, Afrin’e yapılacak operasyon hazırlıklarının ne kadar haklı olduğunun ispatı saydı.

ABD, Fırat’ın batısında Kürtler için garantör değil. O yüzden Kürtlerle ortaklık namına bir şey yapması da gerekmiyor. Rusya ile ABD arasında operasyon alanlarını belirleyen mutabakat oluştuğundan beri bu böyle.

2011’den bu yana Suriye’nin her bir yanı yanarken Afrin, ateşi sokaklarından uzak tuttu. Ankara’nın Afrin’i hedef almasındaki sebep: Afrin halkının, Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü bir siyasi hareketten yana tercihini kullanmasıdır.

ANKARA’YI AFRİN’E İTEN İDLİB MESELESİ

İdlib’deki cihatçı örgütler Rus üslerini tehdit ve taciz ediyordu. Bu durum,üslere saldırı girişimlerinde uçaklarını ve askerlerini kaybeden Rusya’yı düşündürüyor ve Rusya bu tehdidi ortadan kaldırmak istiyordu. Türkiye, İdlib’deki HTŞ’yi çıkarma sözü vermişti ancak İdlib’e girerken HTŞ ile anlaşmıştı. Türkiye’nin enerjisini HTŞ yerine Afrin’e harcaması Rusya’nın İdlib operasyonunu başlatmasına neden oldu.

Suriye ordusunun 26 Aralık’ta Hama’nın kuzeyi ve Halep’in güneybatısından İdlib’e yönelik başlattığı operasyonlar Ankara’yı rahatsız etti. Çünkü, Suriye ordusu İdlib’i kontrol altına aldıktan sonra önünde iki seçenek olacaktı:

Geriye tek kalan Kürtlerle ‘savaş’…

Federasyona anayasal statü ‘de jure’…

Suriye’nin ikinci seçeneği seçmesi durumunda Türkiye’nin giriştiği Fırat Kalkanı Harekatı’nın geçersizliği ve aldığı pozisyonun anlamsızlığı meydana çıkacaktı. Bu durum da Türkiye’nin aylar öncesinden hazırlanmış olduğu Afrin’e yönelik planını alelacele başlatmasına neden oldu.

31 Aralık’ta Hmeymim üssü vuruldu. Rus Savunma Bakanlığı’na göre saldırıda iki Rus askeri öldü. 5 Ocak’ta ise Hmeymim ve Tartus üsleri insansız hava araçlarının (İHA) saldırısına uğradı. Bu saldırılar sonrası Rus Savunma Bakanlığı, Türk Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a mektup göndererek “Türkiye’nin, kontrolündeki silahlı grupların çatışmasızlık rejimine uymasını sağlamak konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini” belirtti.

Suriye ordusu, İran’ın gönderdiği askerler ve Hizbullah’la başlatılan İdlib operasyonun ilk hedefi olan Ebu Zuhur Üssü kontrol altına alındı. Bu hamle İdlib’in havadan ablukaya alınmasında önemli bir gelişmeydi.

RUSYA HER AKTÖRLE ANLAŞABLİYOR

Rusya’nın Zeytin Dalı Harekatı’na sessiz kalması ya da yeşil ışık yakmış olmasına şaşırmamak lazım. Rusya daha önce Suriye zemininde ABD, Türkiye ve YPG’nin omurgasını oluşturduğu DSG ile birçok kez anlaşma yoluna gitmişti.

Mesela ; Aralık 2016’da Rusya, Fırat Kalkanı Harekatı’na yeşil ışık yakmak suretiyle Türkiye’yi Halep’te silahlı grupların tahliyesinde işbirliğine razı etmişti. Türkiye’nin hedefi de Afrin ile Kobani arasında koridor açmaya çalışan Kürtleri önlemekti.

“Suriye’de dört çatışmasız bölge” konusunda anlaşan Rusya,İran ve Türkiye ; İdlib’in istikrarının sağlanması için Türkiye’ye görev biçtiler.

Temmuz 2017’de çatışma riskini azaltmak için Rusefa’da YPG, Suriye ordusu ve Rusların içinde yer aldığı üçlü iletişim odası kurmuştu.

Rusya, Deyr el Zor’un kuzeyinin IŞİD’ten kurtarılması sırasında da DSG’ye hava desteği verdi.

Rusya askeri heyeti ,3 Aralık’ta Deyr el Zor’a bağlı Salihiyye’de DSG ile toplantı düzenleyip Fırat’ın üstündeki operasyonlar için ortak operasyon merkezinin kurulması konusunda anlaşmıştı.

***

Rusya oyun kurucu olarak Türkiye’ye yeşil ışık yaktıktan sonra ‘’Acaba iki NATO (ABD-Türkiye) ülkesi kafa kafaya gelir mi?’’ diye büyük aktör olmanın keyfini yaşıyor.

Öte yandan ABD’den, ‘’Fırat’ın batısı bizim ilgimiz alanında değildir.’’ açıklamaları geliyor. Şu noktada kafa kafaya gelebilme ihtimali görünüyor: Türkiye ‘’Afrin’den sonra Menbic’i YPG’den alacağız’’ diyor. Ancak ABD’nin Menbic’te askerleri bulunuyor. ABD’nin askerlerini Menbiç’ten  çekmesi durumunda politik ve diplomatik bir yenilgi söz konusu olacak.

Rusya ve Türkiye’nin kapalı kapılar ardında anlaştığı açık. Putin, Esad’ı bir şekilde razı ederek Zeytin Dalı Harekatı’na sessiz kalmasını sağlamış görünüyor. Harekatın başladığı ilk saatlerde Suriye yönetimi :‘’Hava sahalarının ihlal edilmesi durumunda Türk savaş uçaklarının vurulacağını’’ açıkladı. Ne var ki bu tehditlerin altı kuru çıktı.

Türkiye El-Bab’a, Cerablus’a girmediğinin bilincindeyse Afrin’in Kobani olduğunu çok iyi hesap etmiş olmalı. Suriye’nin diğer bölgelerine göre Afrin istikrarlı bir yerdi. Ancak Ankara’nın kaslarını Afrin’de göstermesi bölgenin dirençli Kobani ruhuyla karşılaşabilir. Her iki taraf açısından ağır sonuçlar doğurabilir.

Türkiye,Afrin’de  “terörist Kürtler” olarak isimlendirdiği yerel insanları söküp atmak istiyor. Sınır ötesi harekatı göze alan Türkiye,belirleyici olan insan faktörünün ne kadar inançlı, bilinçli, haklı, kararlı bir mücadele olacağını Afrin’de görebilir mi?

Bu sorunun yanıtı sahadaki gelişmelere etki edecek direnişin derecesine ve TSK ile beraber hareket eden ÖSO unsurlarının yeteneğine bağlıdır.

Son Haberler

Demirtaş ve Mızraklı’dan Genel Kurul’a mesaj: ‘Bu süreç bölünme ya da pazarlık süreci değildir’

Edirne Cezaevide tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş ile Selçuk Mızraklı, Çerçeve Yasa görüşmeleri kapsamında TBMM Genel Kurulu’na mesaj gönderdi. Demirtaş ve Mızraklı, mesajlarında sürecin Türkiye’nin geleceği açısından tarihi bir önem taşıdığını belirterek, “Bu süreç bölünme, ayrışma süreci ya da ucuz pazarlıklara dayalı bir al ver süreci değildir” ifadelerini kullandı. İki isim, sürecin temel amacının 86 milyon insanın huzur, refah ve kardeşliğini güçlendirmek olduğunu vurguladı. “Şüpheyle yaklaşanlar başka bir şey bulamayacak” Demirtaş ve Mızraklı, sürece yönelik eleştirilerin ve önerilerin değerli olduğunu belirterek, taraflara konuyu “dikkatli, hassas ve ciddiyetle” ele alma çağrısında bulundu. Mesajda, sürece şüpheyle veya olumsuz önyargıyla yaklaşanların, “bin yıllık kardeşlikten, birbirimize sıkı sıkıya sarılma arzusundan ve Kürdüyle, Türküyle hep birlikte Türkiye olma duygusundan başka bir şey bulamayacakları” ifade edildi. İki isim, atılan ve atılacak adımların yeni reformların önünü açması gerektiğini belirterek, sürecin demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük reformlarıyla devam etmesi gerektiğini kaydetti. “Acılarımızı ortaklaştırıp geride bırakmalıyız” 40 yıllık çatışma sürecinin toplumda derin yaralar bıraktığına dikkat çeken Demirtaş ve Mızraklı, sürecin “zafer” ya da “kaybetme” duygusu yaratmadan yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mesajda, “Acılarımızı ortaklaştırıp geride bırakarak el ele geleceğe yürümek zorundayız” denildi. Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan’a teşekkür Demirtaş ve Mızraklı, barış sürecinde siyasi irade ortaya koyan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür etti. İki isim ayrıca Abdullah Öcalan’a, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ve süreçte katkı sunduklarını belirttikleri siyasi parti liderleri ve temsilcilerine teşekkürlerini iletti. Mesajda DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile İmralı Heyeti üyelerine de teşekkür edildi. Sırrı Süreyya Önder ise rahmet ve minnetle anıldı. Demirtaş ve Mızraklı, mesajlarını “Barışa katkı sunan, bu yangına bir damla su taşıyan herkesten Allah razı olsun. Çıkacak olan yasa hayırlara vesile olsun” sözleriyle tamamladı. Mesajın tamamı şöyle: “Sayın Başkan, Sayın Genel Başkanlar, Sayın Milletvekilleri, Her birinizi ayrı ayrı, tüm içtenliğimizle selamlıyor, hepinize saygılarımızı sunuyoruz. Ülkemizin ve bölgemizin kaderini köklü şekilde değiştirme potansiyeline sahip, son derece önemli, tarihi bir barış çabasının kritik bir adımını daha, inşallah hep birlikte hayata geçirmiş olacaksınız. Elbette tartışmalar, eleştiriler, öneriler olacaktır; her biri de kıymetlidir, katkı vericidir. Ancak şunun bilinmesini isteriz ki bizler tüm kalbimizle, samimiyetimizle ve ciddiyetimizle, sadece 86 milyonun huzurunu, refahını, kardeşliğini güçlendirmek, büyütmek için bu sürecin içinde olduk, sürece tüm gücümüzle destek verdik. Bu süreç bölünme, ayrışma süreci ya da ucuz pazarlıklara dayalı bir al ver süreci değildir. Hiç kimse kıymetli çabaların altında gizli hesaplar, kirli planlar arayarak zaman tüketmemeli, enerjisini boşa harcamamalıdır. Şüpheyle yaklaşan veya olumsuz ön yargıyla bakan çevreler, bu süreci istedikleri kadar eşelesinler, altından bin yıllık kardeşliğimizden, birbirimize sıkı sıkıya sarılma arzusundan ve Kürdüyle, Türküyle hep birlikte Türkiye olma duygusundan başka bir şey bulamayacaklardır. Atılan ve atılacak her adım yeni ufuklara, yeni reformlara ve yeni bir hayata da zemin hazırlayacaktır. Elbette tüm bu çabalar güçlü ve köklü demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük reformlarıyla devam etmeli, halkımızın hak ettiği, layık olduğu huzurlu bir yaşama kavuşmasına katkı sunmalıdır. Bunun için de herkesin ve her kesimin çok dikkatli, hassas ve ciddiyetle meseleleri ele almasında büyük yarar vardır. 40 yıllık çatışma ortamının sonucu olarak, yüreği yaralı olmayan neredeyse kimse kalmadı. Bu nedenle, zafer görüntülerine veya gösterilerine de kaybetme duygusuna ve kaygısına da sebep olmadan vakur, olgun, erdemli bir duruşla bu süreci ilerletmek, acılarımızı ortaklaştırıp geride bırakarak el ele geleceğe yürümek zorundayız. Değerli Milletvekilleri, Kullanacağınız her oyun barışımızı, birliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirecek yönde olmasını, eleştiri ve uyarılarınızın yapıcı temelde ifade edilmesini temenni ediyoruz. Hepimiz için hayırlara vesile olacağına inandığımız bu adımın siyasete de yeni kapılar açarak nezaket, iş birliği ve olgunluk kazandıracağını umuyoruz. Bu vesileyle zorlu bir sürecin başlaması ve yürütülmesinde siyasi iradeyi en güçlü şekilde ortaya koyan Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Devlet Bahçeli başta olmak üzere, barış için büyük çaba sarf eden Sayın Abdullah Öcalan'a özel olarak teşekkür etmek istiyoruz. Yine sürecin sahiplenilmesi ve her aşamasının sağlıklı yürümesi için katkı sunan Sayın Numan Kurtulmuş'a, Sayın Özgür Özel'e, Sayın Mahmut Arıkan'a, Sayın Ali Babacan'a, Sayın Ahmet Davutoğlu'na, Sayın Erkan Baş'a, Sayın Seyit Aslan’a, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu'na ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Olumsuz eleştirileriyle, dolaylı olsa da sürece katkı sunan Sayın Müsavat Dervişoğlu'na, Sayın Fatih Erbakan’a teşekkür ediyoruz. Ve elbette büyük fedakarlıklarla sürecin motor gücü olan DEM Partili arkadaşlarımıza, Eş Genel Başkanlarımız Sayın Tuncer Bakırhan ve Sayın Tülay Hatimoğulları ile İmralı Heyeti üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyor, bu vesileyle Sırrı Süreyya Önder arkadaşımızı da rahmetle, minnetle anarak tüm milletvekillerine sıcak selamlarımızı, saygılarımızı gönderiyoruz. Bu sürecin mutfağında yoğun emek harcayan isimsiz emektarlara özel olarak teşekkür ediyoruz. Barışa katkı sunan, bu yangına bir damla su taşıyan herkesten Allah razı olsun, çıkacak olan yasa hayırlara vesile olsun. Bir kez daha Genel Kurul’u saygıyla selamlıyoruz. Selahattin Demirtaş / Selçuk Mızraklı 9 Ağustos 2026”

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’den imza açıklaması

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, imza namustur. Biz...

Antep’te deprem

Antep'te Nurdağı merkezli 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin derinliği 7.44 kilometre olarak kayda geçti. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi'nin verilerine göre Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde 4.5 büyüklüğünde deprem oldu. Saat 03.42'de meydana gelen depremin derinliği 7.44 kilometre olarak kayda geçti. AFAD, deprem sonrası olumsuz bir durumun bulunmadığını bildirdi. AFAD'ın sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı: "Gaziantep ilimizin Nurdağı ilçesinde saat 03.42'de meydana gelen ve Gaziantep, Kilis, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Hatay illerimizde hissedilen 4.5 büyüklüğündeki deprem sonrası an itibarıyla olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız."

‘Çerçeve yasa’ pazartesi günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek Rûdaw Rûdaw

TBMM Genel Kurulu’nun çalışma saatleri ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da AKP’nin Meclis gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi. Kabul edilen önerge doğrultusunda, "şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması ile 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere" yönelik çeşitli düzenlemeler içeren 289 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemin ikinci sırasına alındı. Teklif, 48 saat geçme şartı aranmaksızın “Kanun Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” bölümünün ikinci sırasına yerleştirildi. Bu bölümdeki diğer tekliflerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi. “Temel kanun” olarak görüşülecek Teklif, TBMM İçtüzüğü’nün 91’inci maddesi kapsamında “temel kanun” olarak ele alınacak. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşma süreleri, en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılacak. Çerçeve yasa pazartesi gündemde TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’de toplanacak. Genel Kurul’da, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi bekleniyor.

Maddelerin tamamı kabul edildi: Çerçeve yasa teklifi komisyondan geçti

Meclis Adalet Komisyonu'na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifinin tümü yapılan oylamada kabul edildi. Barış süreci kapsamında "çerçeve yasa" olarak bilinen ve Meclis Adalet Komisyonu'na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifi 10'uncu maddenin kabul edilmesinin ardından yapılan oylama ile kabul edildi.   İYİ Parti'nin maddelere ilişkin şerhleri ile oylamaya geçilen toplantıda tansiyon yükselirken, gün içerisinde saat 11:00'a kadar siyasi partiler teklife ve komisyon kararına şerh düşebilecek.   Maddeye dair verilen önergeler ve şerh düşülen konuların görüşülmesinin ardından 18 saati geride bırakan toplantı, maddelerin tamamının kabul edilmesi ile son buldu. Teklifin 48 saat sonra Meclis Genel Kurulu'na gelmesi bekleniyor.

Rojin Kabaiş’in babasını tehdit ettikleri öne sürülen kişilere operasyon

Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda, çocuklarını kaybeden aileleri dijital platformlar üzerinden tehdit ve şantajla hedef aldığı öne sürülen 10 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 2'si tutuklandı. Gözaltına alınanlar arasında Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş'i de tehdit ettikleri iddia edilen kişilerin bulunduğu belirtildi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, dijital platformlarda "C47" ve "C99" kod adlarını kullanan bir grubun faaliyetlerine ilişkin çalışma başlattı. Yürütülen soruşturmada, şüphelilerin yasa dışı sorgu panellerini kullandıkları, kapalı gruplar üzerinden siber zorbalık, tehdit, şantaj ve taciz faaliyetlerinde bulundukları öne sürüldü. Çocuklarını kaybeden ailelerin hedef alındığı iddiası Soruşturmada, kamuoyunda geniş yankı uyandıran olaylarda yaşamını yitiren Rojin Kabaiş, Hiranur Nilgün Aygar ve Kıvanç Uman'ın ailelerinin de grubun hedef aldığı kişiler arasında bulunduğu tespit edildi. Şüphelilerin, yabancı telefon numaraları ile yasa dışı sorgu sistemlerinden elde edilen kişisel bilgileri kullanarak ailelere tehdit ve şantaj içerikli mesajlar gönderdiği iddia edildi. 8 ilde eş zamanlı operasyon Soruşturma kapsamında şüpheliler hakkında "tehdit", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme" ve "devletin güvenliğine ilişkin belgeleri hile ile çalma" suçlamalarıyla işlem başlatıldı. Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 10 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 2'si tutuklanırken, diğer şüpheliler hakkında adli kontrol uygulanmasına veya serbest bırakılmalarına karar verildi.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Türkiye Gündemi

‘Çerçeve yasa’ pazartesi günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek Rûdaw Rûdaw

TBMM Genel Kurulu’nun çalışma saatleri ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da AKP’nin Meclis gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi. Kabul edilen önerge doğrultusunda, "şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması ile 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere" yönelik çeşitli düzenlemeler içeren 289 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemin ikinci sırasına alındı. Teklif, 48 saat geçme şartı aranmaksızın “Kanun Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” bölümünün ikinci sırasına yerleştirildi. Bu bölümdeki diğer tekliflerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi. “Temel kanun” olarak görüşülecek Teklif, TBMM İçtüzüğü’nün 91’inci maddesi kapsamında “temel kanun” olarak ele alınacak. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşma süreleri, en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılacak. Çerçeve yasa pazartesi gündemde TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’de toplanacak. Genel Kurul’da, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi bekleniyor.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Kartal’dan çerçeve yasaya dair açıklama

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor” açıklamasında bulundu. “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin milletvekillerin imzasıyla Meclis’e sunuldu. "Eksikliklere rağmen önemli bir aşama" Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Meclis’e sunulan çerçeve yasayı değerlendirdi. Kartal, bianet’e yaptığı açıklamada yasal düzenlemeyi "eksikliklerine rağmen süreç açısından önemli bir aşama" olarak nitelendirdi. Yasayı tarihi bir fırsat olarak gördüklerini belirten Kartal, düzenlemenin devletin çekincelerini ve kamuoyu hassasiyetlerini yansıttığını ifade etmekle birlikte, sürece yapıcı yaklaştıklarını vurguladı. "Devlet korkularını yenememiş" Çerçeve yasanın eksikliklerine dikkat çeken Remzi Kartal, beklentilerinin Kürtlerin haklarını tam anlamıyla tanıyan bir düzenleme olduğunu belirterek şunları söyledi: "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor." "100 yıllık sorunda demokratik zemin esas alınıyor" Sürecin tarihsel boyutuna değinen Kartal, Kürt sorununun yüzyıllık, PKK mücadelesinin ise yarım asırlık bir geçmişi olduğunu hatırlatarak, demokratik siyaset alanının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine işaret etti. Yasada yer alan süre şartlarına dair hukuki çekincelerini de dile getiren Kartal, itiraz sürelerinin daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini savundu: "Yasaya ayrıca bir esneklik de konulmuş. 5 ve 15 yıllık süreler için 2 yıldan sonra, 20 yıllık cezalar için ise 3 yıldan sonra itiraz başvurusu yapılabileceği belirtilmiş. Yani 15 yıl yerine 2 yıl, 20 yıl yerine 3 yıl sonunda yapılacak başvurularla sonuç alınabilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz." "Gelişler ve koordinasyon Öcalan üzerinden yürütülmeli" Yurt dışından ve dağdan dönüşlerin takvimi ve koordinasyonuyla ilgili de konuşan Kartal, sürecin ana muhatabının Abdullah Öcalan olduğunu söyledi:  "Genel anlamda bu yasayı değerli buluyor ve yapıcı yaklaşıyoruz. Yurt dışından gelişler ancak Önder Apo’nun çağrısı ve koordinesiyle olacak. Dağdan gelişler de buna göre şekillenecek. Genel koordinasyonun Önder Apo tarafından yürütülmesi gerekiyor; çünkü devletle müzakere eden ve Kürt tarafını temsil eden kendisidir."

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye’nin beklediği tarihî kanun teklifinin tam metni!

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifinin...

Çerçeve Yasa teklifine ilk imzayı Devlet Bahçeli attı

Süreç kapsamında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi adıyla 51...

DEM Parti MYK, ‘çerçeve yasa’ gündemiyle olağanüstü toplanıyor

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında TBMM'ye sunulması beklenen "çerçeve yasa" teklifini değerlendirmek üzere bugün olağanüstü toplanacak. Toplantıda, sürecin geldiği aşama, yasa teklifinin içeriği ve partinin izleyeceği yol haritası ele alınacak. DEM Parti MYK, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında bugün parti genel merkezinde bir araya gelecek. Normal şartlarda 12 Ağustos'ta yapılması planlanan MYK toplantısı, TBMM'de "çerçeve yasa" hazırlıklarında gelinen son aşama nedeniyle erkene alındı. Çerçeve yasa ve Meclis takvimi masada Toplantının ana gündemini, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan ve bu hafta TBMM Başkanlığı'na sunulması beklenen "çerçeve yasa" teklifi oluşturacak. MYK'da, süreçte gelinen son durumun yanı sıra teklifin Meclis'teki görüşülme takvimi, Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamaları değerlendirilecek. Ayrıca teklif kapsamında gündeme gelen denetimli serbestlik düzenlemeleri ile Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde yer alan "hak yoksunluğu" hükümlerine ilişkin tartışmalar ve DEM Parti'nin bu konulardaki yaklaşımı ele alınacak. Toplantıda, DEM Parti'nin 20 Eylül'de yapılması planlanan 5. Olağan Büyük Kongresi'ne yönelik hazırlıkların da görüşülmesi bekleniyor. AK Parti teklifi imzaya açtı Bilindiği gibi AK Parti, "çerçeve kanun" teklifini dün milletvekillerinin imzasına açtı. Milletvekillerinden teklifi bugün saat 17.00'ye kadar imzalamaları istendi. Teklif öncesinde AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, HÜDA PAR, DEM Parti ve MHP temsilcileriyle bir araya gelerek düzenlemenin içeriğine ilişkin bilgi verdi. Görüşmeye HÜDA PAR milletvekilleri Şehzade Demir ve Serkan Ramanlı, DEM Parti'den Öztürk Türkdoğan, Faik Özgür Erol, Meral Danış Beştaş ve Nevroz Uysal Aslan ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız katıldı. Son görüşmeler yapıldı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 3 Ağustos'ta AK Parti Grup Başkanvekili Efkan Ala, Grup Başkanı Abdullah Güler ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile "çerçeve yasa" taslağını değerlendirdi. Haberde, görüşmenin bir bölümüne DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar'ın da katıldığı, toplantılarda taslak metne ilişkin son değerlendirmelerin yapıldığı aktarıldı. Teklifin bu hafta Meclis'e sunulması bekleniyor Siyasi partilerle yürütülen temasların tamamlanmasının ardından teklifin çarşamba günü TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor. Teklifin, Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerin ardından bu hafta Genel Kurul gündemine alınması hedefleniyor. Bu kapsamda bugün yapılacak Danışma Kurulu toplantısında siyasi partiler arasında uzlaşma zemini aranacağı belirtiliyor.

Öcalan: Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur

Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından açıklama yayınladı. Görüşmede Öcalan, yeni yasal süreci “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli” bir demokratikleşme adımı olarak nitelendirerek, “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar” dedi. Öcalan, “Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır” dedi. DEM Parti İmralı Heyeti, 2 Ağustos 2026 tarihinde İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile bir görüşmeye dair açıklama yayınladı. Açıklamada, Öcalan’ın önümüzdeki döneme dair tarihsel sorumluluklara vurgu yaptığı ve çözüm sürecine dair iyimser mesajlar verdiği görüldü. “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli” Öcalan, Meclis gündeminde olan yasal düzenlemeyi “tarihsel bir dönüm noktası” olarak tanımladı. Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki emeğe atıfta bulunan Öcalan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız. Cumhuriyet’in kuruluşunda nasıl bir fedakarlık yapıldıysa, şimdi de Demokratik Cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor.” Atılacak adımların sadece Kürtleri değil, Türkiye’nin tamamını ve bölgeyi etkileyeceğini belirten Öcalan, sürecin ekonomik ve hukuki kazanımlarına dikkat çekti. Mesajında, “Bu adım, demokratik hukukun gelişmesinin ve ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir” ifadelerini kullandı. “Anahtar Yasadır” Görüşmede siyaset kurumuna büyük sorumluluk düştüğünü hatırlatan Öcalan, sürecin başarıya ulaşması için toplumun örgütlü gücüne ve doğru anlamlandırmaya ihtiyaç olduğunu belirtti. Sürece dair yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır.” Açıklamada, görüşmenin içeriğinin önümüzdeki dönemin yol haritası açısından kritik önemde olduğu belirtildi. Heyet, Öcalan’ın barış ve demokratikleşme konusundaki kararlılığının altını çizerek, kamuoyunu süreci sahiplenmeye davet etti. Açıklamanın tam metni şöyle: “Basına ve Kamuoyuna, DEM Parti İmralı Heyeti olarak Sayın Abdullah Öcalan ile 2 Ağustos 2026 tarihinde bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede Sayın Öcalan, içinde bulunduğumuz sürece, yürütülen çalışmalara ve önümüzdeki dönemin tarihsel sorumluluklarına ilişkin değerlendirmelerini paylaşmış; kamuoyuna iletilmesini istediği mesajları heyetimize aktarmıştır. Sayın Öcalan’ın mesajları şöyledir: “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar. “Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız. “Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde nasıl büyük bir emek ve fedakârlık ortaya konulduysa, şimdi de demokratik cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor. “Bu yalnızca Kürtlerin veya bir kesimin değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ihtiyacıdır. Atılacak adım, ülkenin ve bölgenin kaderini etkileyecek; demokratik hukukun gelişmesinin, ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir. “Toplumun örgütlülüğüyle tarihsel bir çıkış yapacağız. Bu adımın barışa ve ekonomiye devasa katkısı olacaktır. “Henüz her şey çözülmüş değildir. Ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Önemli olan bu adımın doğru anlaşılması ve herkesin sürecin başarısı için sorumluluk üstlenmesidir. “Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır.”