Günahsızdılar…
Suçları neydi bilmiyorlardı.
Sorgusuz sualsiz kurşuna dizildiler…
Kefensiz toprağa düştüler…
Bir mezar taşı bile onlara çok görüldü.
Kerbela’yı bu topraklarda yaşayanların anısına…
Haber: Buşra Abacı
Henüz gün ağarmamış, dağların eteklerine kurulmuş köylerde bir esinti, o en titrek vakitte, gökyüzünü kaybetti binlerce tüyü bitmemiş delikanlı, kundaktaki bebesiyle sırtında bin serçe gezdiren kadınlar, bin tane koyunu güdüp bir tane süngüye mağlup olan adamlar.
Kapılar bir bir aşındırıldı, toplandı bir güruh nişangahının insaf ışığı güçlü insan. Tek tek sıra oldular düştüler yola, kimisi hala o en güzel sabah uykusunda, kimi kuşluk vaktinin rahiyasında, ne var ki kimi de seziyordu attığı her adımın, musallaya uğramadan doğru toprağa varacağını.
Bebesi, gözünü atların bağlandığı askeri kışlanın bodrumunda açtı. Ardı sıra adını duydu biri, köprüden önceki son çıkış gibi bir şeydi. Ne bilsin, adını son kez, hiç görmediği bir erin sesleneceğini, ne bilsin anasından, babasından, koynundaki karısından, avucundaki yavrusundan gayrı o erin suretini göreceğini. Günün ilk ışıklarını yaran kurşun sesleri… Ve güneşe gömüldüler.
Herkes payına düşen acıyı çeker derdim hep, meğer ne çok yanılmışım. 38’de Pülümür’ de, Hozat’ta uzunu kısası Dersim’de topyekün yaşamış ve yaşayacak olan insanların bütün acılarını yaşayan omuzlar şimdi mezarsız. Munzur’un suyuna karışmış, sağaltılmış kanları. Muhakkak ki soframızda o kanlar, bastık, halaya da durduk o topraklarda. Biz utanmadık, iki mum yaktık bir ağıt…
Unuttuk kimi zaman, hatta o kadar ileri gittik ki kendi toprağımızda bile acımızı aşağı gördük. Bundan sebeptir ki Pülümür direnmemiş, acı çekmemiş, zulüm görmemiş sandık.
İşte tam da bu noktada Rıza Dalkılıç, tanıklarıyla ortaya çıkıyor. Dersim katliamı konuşulurken tozlu raflara itilen Pülümür’ü gün yüzüne çıkarıyor. Bu araştırma yazısında bölgede yaşayanların acılarını torunlarına, bu gün Dersimde, Dersim’den dünyanın dört bir yanına nefes olan, iz olan, bizlere vicdani ödevimizi hatırlatıyor. Hala yaşayan 38 tanıklarının sırtındaki acıya bir omuzda biz olalım istiyor.

Rıza Dalkılıç’ın araştırması, Pülümür’ün kısa bir tarihini, merazlarıyla birlikte köylerini, inanç mekanlarını, 38’de bölgede yaşanan katliamları, katliam yerleri ve katliama uğrayanların isimlerini, sürgünlerin anılarını, bölgede uzun yıllar adından söz ettiren aileleri ve kişileri, ayrıca bölgenin kadim halklarından olan Ermenilerin izlerini ilmek ilmek tanıklarıyla harmanlayıp işliyor ve karşımıza 38 katliamı nakışını çıkarıyor. Ön yüzü rengarenk, tıpkı Musa Anter’in kendi elleriyle kurdeleden diktiği flamadaki gibi, tersi ise yer yer katran karası yer yer kan kızıl.
Sözün kısası Rıza Dalkılıç, Pülümür’ün panoramasını ortaya koymuş ve okunup, özümsenip bir tanıkta kendi içimizde yaşatmamız için ki bizden sonraki nesillere karşı ödevimiz zannımca budur, adeta bir başyapıt ortaya koymuştur. Unutmamak adına…
Kitabın Adı: 1938′ de Pülümür
Yazarı: Rıza Dalkılıç
Basım Yılı: 2020
Yayın Evi:Demos Yayınları
Sayfa Sayısı: 336
Isbn: 9944387835
@iznews agency



