457 gündür “İşimi geri istiyorum” diyerek eylemini sürdüren ve mahkeme kararıyla işine iade edildiği halde halen dönemeyen Kenan Güngördü, iznews’e konuştu.
11 yıl Çocuk Esirgeme Kurumu ve üç yılı aşkın süre Zeytinburnu Belediyesi Evde Sağlık Hizmeti biriminde çalışan Güngördü, 3 Nisan 2018 günü mesai bitimine az bir süre kala 11 kişi ile beraber “Güvenlik gerekçesiyle” işinden atıldığını söyledi.
Röportaj: Rozerin Urucu
Zeytinburnu Belediyesi’nde çalışırken Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 3 Nisan 2018’de “güvenlik soruşturması” gerekçe gösterilerek işten çıkarıldınız. 457 gündür belediye önünde “İşimi geri istiyorum” pankartıyla eylem yapıyorsunuz. Bu eyleminizi ne kadar sürdüreceksiniz?
11 yıl Çocuk Esirgeme Kurumu ve üç yılı aşkın süre Zeytinburnu Belediyesi Evde Sağlık Hizmeti biriminde çalışan Güngördü, 3 Nisan 2018 günü mesai bitimine az bir süre kala 11 kişi ile beraber “Güvenlik gerekçesiyle” işimden atıldım.
Bugün 457 gündür “işimi geri istiyorum” diyorum. Hakkım olanı kazanana kadar direnmeye ve adalet talebimi haykırmaya devam ettireceğim.
Kendi direnişimi devam ettirirken başka yerlerde de işçi eylemlerine öncülük ettim. KHK’lar – Güvenlik soruşturmaları veya çalıştıkları işyerlerinden atılan işçilerinde sesi olmaya çalıştım. Çukurca, Silopi, Diyarbakır ve kayyum atanan birçok belediyeden atılan işçiler bana ulaşarak neler yapabileceğimizi konuştuk. yakın bir zamanda Hozat Halk eğitim merkezinde çalışan bir kadın, Facebook hesabından “ Biz yenilersek kalkıp tekrar deneriz. Diktatörler yenilirse dağılır.” CHE Guevara’nın şu sözünü paylaştığı için işten atılmış. Bana ulaştı. Basında yer almasını sağlamak ve eyleme geçmesi noktasında ne yapması gerektiği ile ilgili bilgi istedi. Yani aslında sembolleşen bir direniş sürdürüyorum . Çünkü binlerce işçi işten atılıyor veya mobbing görüyor ama örgütsüz olduğu için ne yapacağını bilemiyor. Bende elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyorum. Sorumluluğumun bilinci ile hareket ediyorum. Aslında çok büyük bir yüküm var ama ben bu yükü seve seve sırtlamak ve ne pahasına olursa olsun zafere taşımak zorundayım. Çünkü işçilerin gözü kulağı bu direnişte .Eylemi mi zafere ulaştırdığım taktirde, hukuksuzca işten atılanların eylemlerine öncü olacağım.
İlk İşten çıkarıldığınızda neler yaptınız? Nasıl bir hisse kapıldınız?
4 Nisan günü mesai saatinin bitimine 5 dakika kala ( 16:55 ) çalıştığım birimin müdürü tarafından odasına çağrıldım. Üzgün görünmeye ve kendisininde bu durumdan habersiz olduğunu anlatmaya çalışsada; masasında duran listeyi gördüğümde neler söyleyeceğini tahmin ediyordum. Yıllardır biriktirdiğim tüm emeğim ve her türlü zorluğa katlanarak elde ettiğim işim /ekmeğim kanunsuz bir şekilde elimden alınacaktı. ilk işten çıkarıldığımda ülkedeki antidemokratik OHAL yasalarının artık ne kadar hukuksuz olduğunu iliklerime kadar hissettim. Çünkü OHAL memur, basın, medya, dernek, tv, siyasetçi vs. dinlemiyordu. KHK’lar ise ben adına ölüm KHK’ları diyorum. KHK’lar herkesi işinden ekmeğinden ediyordu. Sorgusuz sualsiz sol sosyalist kesimleri hedef alıyordu. Darbe girişimi sonrası kin ve nefret duygusuyla fetö ile ilgisi alakası olmayan hatta fetö ile mücadele edenleri de bir bir vuruyordu. Bende sosyalist, demokrat, sendikacı kimliğim nedeniyle terörist ilan edilerek haksız ve hukuksuz şekilde işten atıldım.

Eyleme ilk başladığınız günler sizi destekleyenler oldu mu?
Beni destekleyen medya ve basın oldu. İlk başladığım günden itibaren sesimi duyurmaya başladım. Sesim Türkiye’de ve İstanbul’da dalga, dalga yayılmaya başladı. Tek kişi olmam kendimi ölüme terk etmeme engel değildi. Basında ve medyada süratle servis edilmeye başlandı. Ve çok kısa sürede ilgi odağı haline geldim. Çünkü OHAL sürecindeki sessizliği ve korkuyu yırtmıştım.
Kendinizi hiç yalnız hissettiğiniz oldu mu ? Yada eyleminizi sonlandırmayı hiç düşündünüz mü?
kendimi yalnız hissettiğim oldu. Terk edildiğimi hissettim. Ancak korkuyu kırıp büyük büyük siyasi partilere, sendikalara, derneklere aslında haklı ve meşru bir mevzi yaratmıştım. Herkesin gözü kulağı bir anda bana odaklanmıştı. Sosyal medyada o dönem en çok paylaşılan eylem olmuştu. Eylemi sonlandırma konusundaki sorunuza cevap olarak ise şunu söylemek istiyorum. Zeytinburnu belediyesi önünden cenazemi alırlar ! İlk gün ki kararlılık ile direnişi sürdürüyorum ve mutlaka kazanacağım.
Bir yıl içinde 37 kez gözaltına alındınız neler hissetiniz ?
Eylemi başlatırken 12 eylülü yaşayanlar, 90’lı yılları yaşayanlar ve çeşitli darbe yada OHAL süreçlerini yaşayan büyüklerim kaygı ile takip etmeye başlamıştı. Uyarılarıda oluyordu. Zaten ilk gün toma ve onlarca çevik kuvvet gördüğümde bende anlamıştım işimin kolay olmadığını.
Psikolojik olarak kırılmalar yaşadınız mı ?
Psikolojik olarak etkisi oldu tabi ki ancak sistemi tanıyordum ve sistemin işçilere dönük tavrına karşı mücadele etme anlayışım vardı zaten. Ondan dolayı da direnmeyi seçtim. Ancak bu travmayı atlatamadan 100 kadar KHK’li veya güvenlik soruşturmasını geçemeyen arkadaşımız intihar etmiştir. İlk günkü kararlılık ile direnmeye devam ediyorum. Haklı olduğumu bildiğimden dolayı güçlü hissediyorum kendimi. AKP politikaları asla emekçiden ve halktan yana olmamıştır.
Ekonomik olarak yaşamınızı nasıl iademe ediyorsunuz?
Çevredeki esnaftan ve çevredeki halktan yemek geliyor. Ancak zaten yoksulduk biz. Yoksulluğu biliyoruz. Şimdi biraz daha yoksullaştım. Milyonlarca halk nasıl geçiriyorsa onlar gibi geçiniyorum.

Zeytinburnu Belediyesinin önünde ki ağacın altında oturma eylemini sürdürdüğünüz ağaç geçen aylarda kesildi. Bu olay sizde ne yarattı? Bu durum için de eylemde bulundunuz mu ?
Beni oradan kaldırmak için her türlü zulme başvurdular. ATM diktiler bide oraya. Ancak yaptıkları her haksızlık benim öfkemi artırıp ne kadar haklı olduğumu birkez daha anlıyorum. Ağacı kesmeleri yaz ayının sıcağında gölge olmasın diyedir. Ama bilmiyorlar ki orada doğan her güneş zaferi beraberinde getirir. Ben güneşi seviyorum. Karanlığı sevmem.
Eylem sürecinde Siyasi partilerden ya da aktivislerde destek mesajları aldınız mı?
Emek örgütlerinin tamamından destek aldım. Gençlik ve kadın örgütlerinden aldım. Siyasi partiler ve yüzlerce emekçi dostu benle dayanışma içinde oldu ve olmaya devam ediyor. Direnişi tüm Türkiye ve aslında dünya duydu. Üstelik tek kişiyim ve medyanın, basının sesinin çıkmadığı böyle bir ortamda sesimi duyurmayı başardım. Zorlu bir süreç elbette al haklılık beraberinde kararlılığı getirdi.
Hala bu destek mesajları alıyor musunuz?
Evet. Geçen Hafta HDP Eş Genel Başkan Sezai Temeli eylem alanında beni ziyaret etti. Meclis gündemine alacağını bu konuyla yakından ilgileneceğini söyledi. Ankara yürüyüşümde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel ile de Meclis de ki odalarında ayrı ayrı görüşmelerim oldu. Ölüm KHK’ları adımı verdiğim KHK’larla insanların çalışma yaşamından koparalıp açlığa mahkup edildikten sonra intihar vakaların artığını ve iş cinayetlerinde yaşamlarını yetirdiklerini anlattım .Ana muhalefet partisi olarak acilen gündemlerini almasını gerektiğini söyledim.
Kılıçdaroğlu İlgili makamlardan Konuyla ilgili veri alacaklarını ve konun üzerine duracaklarını söylediler. Ülkede genel bir adalet sorunu olduğunun altını çizdiler.

Eylemlerinizde işinizi talep ederek , aynı zamanda işten atılan işçilerinde sesi oldunuz. Ankara Yürüyüşünü başlatarak il il basın açıklamaları yaparak Flor Mar işçileri ve işten atılan bir çok kişi ziyaret ettiniz. Tüm bu çalışmalarınızla sesinizi yeterince duyurabildiniz mi, konuya ilişkin bir kamuoyu oluştu diyebilir miyiz?
Ankara eylemi benim için çok önemli. Ankara eylemi ile il il direniş alanlarını ziyaret etme ve dayanışmaya çalıştım. Ulusal basın üç maymunu oynuyor. Eskişehir’de bir iki gazetede yer aldı. Çünkü daha fazla görmezden gelemezdiler. Meclisteki açıklamam ve Ankara İHD’deki basın açıklamasına özgür basın yoğun ilgi gösterdi. Örneğin geçen gün Hasankeyf için küresel eylem günü ilan edildi. İstanbul’da tek eylem yapan kişi oldum. Bir günlük Eylemimi “Hasankeyf sular altında kalmasın ” olarak yaptım. Yine yoğun ilgi gördü. Medyada ve basında nasıl haber olacağımı, nasıl görünür olacağımı öğrendim. Emeğe doğaya ve dünyaya sahip çıkmaya devam edeceğim.

Tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Seçimi Öncesi hemşerilerinize ( Batman) çağrıda bulundunuz. Bu çağrınız sosyal medyada etkili olmuştu. Bir çok Batman’lı destek mesajları yayınlamış ve paylaşımlar olmuştu. Çağrınız sandığa yansıtıldı mı?
Evet çağrım yankı buldu ve sandığa yansıdı. 26 haziran günü Batman’daki tüm gazetelerin manşet haberi oldum. İstanbul seçmeni Batman’lı hemşerilerim sandığa benim için gitti. Hatta Batman’da yaşayan onlarca aile İstanbul’da yaşayan akraba eş ve dostlarını aradı. 23 hazirandan bir gün önce İmamoğlu’na oy verin çağrısı yaptığım andan itibaren telefon yağmuru başladı. Sadece Batman mı hayır. Türkiye’nin her yerinden telefonlar geldi. Bir anda Batman basını beni aramaya başladı ve 25 ile 26 Haziran’da neredeyse tüm yerel basında haberim çıktı
Son olarak buradan yetkililere bir çağrınız var mı?
İktidara ve muhalefete çağrımız bu ölüm KHK’larına son vermeleri. Yoksa ölmeye devam edeceğiz. Yetkilileri sizin aracılığınızla tekrar çok acilen harekete geçmeye çağırıyorum.Tüm sorumluları ve vicdanlı herkesi ; özellikle TBMM’ de bulunan tüm vekillere bu işi acilen çözmelerini istiyorum. Bu çağrı yüz binlerce ihraç emekçinin ve ailelerinin ortak çağrısıdır. Dayanma gücümüz kalmadı. Dayanma gücünü erken kaybeden emekçiler yaşamına son veriyorlar. Çünkü ben durup bekleyip ölmek istemediğim için direnmeyi seçtim. Öleceksem de herkesin gözü önünde bağıra bağıra ölmek isterim. Belki benim ölümüm Türkiye’nin adalet sistemini kurmasına yardımcı olur. @iznews agency

