3 Ekim 2026
15.1 C
İstanbul

James F. Jeffrey: Türkiye büyük zorluklarla karşı karşıya

“Ortadoğu’nun Dönüm Noktaları ve Geleceği” konulu 2. Erbil Forumunda konuşan James F. Jeffrey, Türkiye’nin  sorunlarla ve bir ölçüde de düşmanla çevrili bir ülke olduğunu söyledi.

Erbil’de, Rudaw Araştırmalar Merkezi’nin öncülüğünde ikincisi düzenlenen “Dönüm Noktaları ve Ortadoğu’nun Geleceği”  konulu 2. Erbil Forumu devam ediyor.

Forumun “Türkiye’nin Yüzüncü Yılı: Osmanlı İmparatorluğu’ndan 100 Yıl Sonra” oturumunun konuğu ABD’nin IŞİD’e karşı uluslararası koalisyon eski temsilcisi ve Wilson Merkezi Ortadoğu Programı Başkanı James F. Jeffrey oldu.

Erbil Kürdistan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Şerif’in moderatörlüğünü yaptığı oturmda konuşan Jeffre, Türkiye’nin 100 yıl sonrasını değerlendirmek için “uygun isim olmadığını” belirterek ancak ABD ile Türkiye’nin dünyaya ve birbirlerine bakışını değerlendirebileceğini söyledi.

“Türkiye bölgede önemli bir aktör, ABD’nin önemli ve zor bir müttefikki” diyen Jeffrey, Türkiye’nin dış politikasını strateji, güç, konum ve defakto şeklinde dört başlıkta ele alabileceğini dile getirdi.

Yaklaşık 20 yıldır Türkiye ile çalıştığını dile getiren Jeffrey, Türkiye’nin coğrafik konumunu iyi değerlendirebilen bir ülke olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin bu dönemde Montrö Anlaşması’nı uygulayarak Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini engelleme stratejisi izlediğini belirten Jeffrey, “Bu önemli bir stratejiydi. Diğer yandan Türkiye’nin Balkanlar, Avrupa ülkeleri, Suriye ve Ortadoğu, yine de Asya ülkeleri ile ilişkileri var” dedi.

Jeffrey, Türkiye’nin ekonomik açıdan çok güçlü olmasa da askeri açıdan güçlü bir ülke olduğunu ve 1950’den beri güçlü bir demokrasiye sahip olduğunu belirtti.

“Türkiye sorunlarla ve bir ölçüde de düşmanla çevrili bir ülke”

James Jeffrey, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye sorunlarla ve bir ölçüde de düşmanla çevrili bir ülke. Bunlardan en büyük ikisi, hegemon olmaya özenen İran ve küresel hegemon olmaya özenen Rusya ki Türkiye’nin 1930’lar ve 1940’lar da dahil olmak üzere Ruslala 400 yıllık tecrübesi var. Tarihte bu iki taraf arasında bir çok defa savaşlar oldu. Türkiye ayrıca büyük zorluklarla karşı karşıya. Türkiye’deki Kürtlerin bir kısmıyla, PKK ile çatışma yaşadı. Bu artık daha çok Kuzey Irak ve Suriye için de bir sorun haline gelmeye başladı. Yine Yunanistan ile Ermenistan ile sorunları var. Kimilerine göre bunlar büyük sorunlar olmaya bilir ama Türkiye ülke ve kültür olarak 19. yüzyıl aklıyla düşünüyor. Yunanistan’ın Türkiye’nin en büyük limanının önündeki adaya asker konuşlandırmasından korkmamalı ama gelecekte başka bir güçle ittifak kurarak 19. yüzyılda olduğu gibi Türkiye’ye baskı yapmasından korkmalı. Türkiye bu konuların hepsi yüzünden sürekli endişe içerisinde.”

ABD’nin son 40 yıldır Türkiye ile işbirliği içinde olduğunu PKK’ye karşı mücadelede Ankara’ya destek verdiğini dile getiren Jeffrey, “Türkler bunu anlıyor ve inanıyor. Türkiye hala kuşatıldığını düşünüyor. ABD’nin kendilerine yeterince sempati duymadığını düşünüyor. Bunu anlamamız zor çünkü hiç onlarla aynı durumu yaşamadık” dedi.

Türkiye’nin Avrupa ile önemli ticari ilişkileri olduğunu vurgulayan James F. Jeffrey, “Türkiye için ekonomik ticari ilişkiler Avrupa Birliği ile çok önemli. Milyonlarca Türk Avrupa’da çalışıyor. Mesele koronavirüs aşısını geliştiren Avrupa’da yaşayan bir Türk. Dolayısıyla Türkiye Avrupa’ya daha yakın” diye konuştu.

Türkiye’nin hem NATO’nun bir üyesi hem de Avrupa’nın bir pazardaki önemli ittifakı olduğuna dikkati çeken Jeffrey, “Hiçbir ülke Türkiye gibi Ukrayna’ya destek olmadı. Türkiye bir yandan savaşta  bir yandan  Ukrayna’yı desteklerken diğer yanından Rusya ile ilişkilerin sürdüren bir ülke” yorumunu yaptı.

 “Türkiye NATO üyeliğine kendisi karar vermeli”

Jeffrey, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alması, Suriye ve Arap ülkeleri ile izlediği politikalara ilişkin bir soruyu değerlendirdi.

Türkiye ile dış politikada bazı çelişkiler yaşadıklarını dile getiren Jeffrey, “Örneğin Türkiye’nin NATO üyeliğine biz değil, kendisi karar vermeli. Yine bizce Mısır’da Muhammed Mursi’yi desteklemesi büyük bir hataydı. Obama yönetimi de bu hatayı yaptı” diye konuştu.

James Jeffrey, “Türkiye’yi cezalandırmaya veya tehdit etmeye çalışırsak kendimizi aptal gibi gösteririz. Çünkü o zaman ‘sorun yok’ der ve yaptıklarına devam ederler” dedi.

1990’daki Soğuk Savaş’tan sonra Türkiye’nin paradigmada değişikliğine gittiğini belirten Jeffrey, “Soğuk Savaş’tan sonra ABD arkasında durmazsa Türkiye yalnız kalacaktı” ifadelerini kullandı.

Jeffrey, Türkiye’nin, Avrupa Birliği’ne entegreyi reddeden yaklaşımlarından çok incindiğini söyledi.

ABD’li deneyimli diplomat şunları söyledi:

“Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi üye yapamadığı konusunda çok şey duyduk kuşkusuz, bunun nedenlerinden biri de insanların Türkiye’yi çok fakir görmesiydi. Bu akıllıca bir şey değil. Bundan sonra Müslüman bir gücün Avrupa Birliği’ne üye olmak isteyip istemediği tartışılabilir ama en önemlisi, Avrupa Birliği çatışmadan nefret ediyor, savaştan nefret ediyor ve şimdi Ukrayna’ya askeri bir çözüm bulma konusunda başı belada. Şu anda NATO içinde bunun üzerinde çalışıyorlar.

Hepimizin bildiği gibi Türkiye’nin birkaç cepheden sorunlarla başı belada. Birkaç yıl önce Irak ve Suriye’nin çoğunu kontrol eden IŞİD vardı. Şimdi Rusya var, İran var. Ancak bunların Türkiye üzerinde gerçek bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Sadece Avrupa ile değil, ABD ile olan ilişkilerinde de bir etkisi oldığını düşünüyorum. Çünkü AB üyeliklerini en çok destekleyen bizdik.”

“Türkiye’nin Kürtlerle karmaşık bir ilişkisi var”

“Türkiye’deki Kürtler bölünmüş durumda” diyen Jeffrey, “Türkiye’nin de Kürtlerle karmaşık bir ilişkisi var. Erdoğan geçmiş dönemde yüzde 30 oranında Kürtlerden oy aldı. Bizim hem Türkiye hem de Kürtlere sempatimiz var” dedi.

HDP’yi kastederek, “Meclis’te üçüncü çoğunluğa sahip Kürt siyasi partisi, hala PKK’nin baskı altında. Geçtiğimiz günlerde Erdoğan’ın partisiyle anayasa değişiklikleri konusunda müzakere ettiler ancak, bu partiyle hala anlaşmazlıklar var” diye konuştu.

Jeffrey, “PKK’ye sempati duyan Kürtler ve muhafazakar ile Erdoğan’ın AK Partisine sempati duyan Kürtler arasında karmaşık bir ilişki. Bu durum son yıllarda değişti çünkü AK Parti, Erdoğan’ın eskiden iyi ilişkiler içinde olduğu Kuzey Irak Kürtleri de dahil olmak üzere Kürtlere karşı olumsuz bir görüşe sahip olan Milliyetçi Hareket Partisi ile ittifak kurdu” değerlendirmesinde bulundu.

James Jeffrey, buna rağmen AK Parti’nin MHP ile ittifak yapmasının Kürtlerle ilişkiler konusunda “sorunları derinleştirdiğini ve bu konunun değişeceğini zannetmediğini” söyledi.

“PKK deprem nedeniyle eylemsizlik önerdi ancak ben bir çözüm oluşacağını zannetmiyorum” diyen Jeffrey, yeniden bir çözüm süreci konusunda ülkesinin tavrı hakkında, “Biz hiçbir demokratik ülkenin iç işlerine karışmıyoruz” diye konuştu.

Türkiye’de önümüzdeki günlerde yapılacak seçimler hakkında da konuşan Jeffrey, “Bizim hiçbir zaman bir partinin iktidarda kalıpta kalmaması konusunda bir stratejimiz olmadı, olmaz. Buna söz karar verecek olan Türkiye halkıdır” dedi. Kaynak, Rudaw

Son Haberler

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.