1 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

İsrail, Somaliland’ı tanıdı, Türkiye tepki gösterdi

İsrail, Somali’nin ayrılıkçı bölgesi Somaliland’ı resmen bir ülke olarak tanıma kararı kaldı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Somaliland’ın “bağımsız ve egemen bir ülke” olarak tanındığını belirterek, İsrail’in bu kararı alan ilk ülke olduğunu bildirdi.

Netanyahu sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın da katılımıyla Somaliland’ın sözde Cumhurbaşkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah ile karşılıklı bir bildiri imzalandığını belirtti. İsrail Başbakanı, söz konusu bildirinin ABD Başkanı Donald Trump’ın girişimiyle imzalanan İbrahim Anlaşmaları’nın ruhuna uygun olduğunu öne sürerek Abdullah’a tebriklerini iletti. Netanyahu, “İsrail, tarım, sağlık, teknoloji ve ekonomi alanlarında kapsamlı iş birliği yoluyla Somaliland Cumhuriyeti ile ilişkilerini derhal genişletmeyi planlamaktadır” dedi.

Netanyahu ayrıca, sözde Somaliland Cumhurbaşkanı Abdullah’ı İsrail’e resmi ziyaret için İsrail’e davet etti. Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada ayrıca Netanyahu ve Abdullah’ın görüntülü görüşmelerine ve bildirinin imzalanmasına ilişkin fotoğraflar paylaşıldı.

Türkiye, Mısır, Somali ve Cibuti’den kınama

Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Mısır Dışişleri Bakanı Badr Abdelatty’nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Somali Dışişleri Bakanı Abdisalam Abdi Ali ve Cibuti Dışişleri Bakanı Abdoulkader Houssein Omar ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiği belirtildi.

Açıklamada, bakanların İsrail’in Somaliland’ı tanımasını tamamen kınadıklarını teyit edilerek, Somali’nin birliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tam destek verildiği belirtildi. Ayrıca, Somali egemenliğine zarar verecek edecek veya ülkedeki istikrarın temellerini sarsacak her türlü tek taraflı eylem de kınandı. Açıklamada aynı zamanda, Somali’nin meşru kurumlarına desteklerin vurgulandığı ve ülkenin birliğine aykırı paralel oluşumlar dayatma girişimlerinin de kınandığı belirtildi.

Fidan’dan Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün ile telefon trafiği

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.

Görüşmelerde, Somali’yle ilgili gelişmeler ve Gazze’deki son durum ele alındı.

Fidan’ın, ABD Başkanı Trump’ın Afrika’dan Sorumlu Danışmanı Massad Boulos ile yaptığı telefon görüşmesinde de Somali konusu değerlendirildi.

Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail’in, Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanımasının, uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu söyledi.

Atılan adımın Somali’nin iç işlerine müdahale olduğunu belirten Duran, “Ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef almakta; bölgedeki hassas dengeleri daha da kırılgan hâle getirmektedir. Bu tutum, bölgede barış ve istikrar çabalarına zarar veren, soykırım ve işgal gibi karanlık bir sicile sahip Netanyahu hükûmetinin sorumsuz tutumlarından biridir” dedi.

Uluslararası toplumun, Afrika Boynuzu’nda gerilimi tırmandıracak bu tür girişimlere karşı ortak bir duruş sergilemesi gerektiği söyleyen Duran, “Türkiye, kardeş Somali’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne olan desteğini kararlılıkla sürdürecektir” ifadelerini kullandı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: Netanyahu hükümetinin hukuk dışı eylemlerinden biri

Türkiye  Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, İsrail’in açıklamasının Netanyahu hükümetinin bölgesel ve küresel düzeyde istikrarsızlık yaratmayı hedefleyen hukuk dışı eylemlerinin yeni bir örneğini olduğunu söyledi.

Keçeli, bu adımın Somali’nin iç işlerine açık bir müdahale niteliği taşıdığını belirtti.

Keçeli açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Somali Federal Cumhuriyeti ve Somaliland bölgesinin geleceğine ilişkin kararlar, tüm Somalililerin iradesini yansıtacak şekilde alınmalıdır.

Afrika Boynuzu’nda barış ve güvenliğe önem veren ve Somali’nin toprak bütünlüğünü kararlılıkla destekleyen Türkiye, Somali halkının yanında olmayı sürdürecektir.”

Somaliland’da irtibat bürosu bulunan ülkeler

Somaliland, 1991 yılında Somali’den tek taraflı ayrıldığını ilan etmiş ancak herhangi bir ülke tarafından bağımsız bir devlet olarak tanınmamıştı. Uluslararası toplum Somaliland’ı tanıma kararı almış olmasa da İngiltere, Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de dahil olmak üzere bazı ülkelerin Somaliland’da irtibat büroları bulundurduğu biliniyor.

Türkiye’nin Somali’deki arabuluculuk rolü

Türkiye’nin Afrika Boynuzu bölgesinde güvenilir bir aktör olarak bölgenin barışı ve istikrarı için girişimlerini sürdürdüğü biliniyor. Bu kapsamda Türkiye, Somali Federal Hükümeti ile Somaliland bölgesel yönetimi arasındaki görüşmelerde 2013 yılından beri kolaylaştırıcı rol üstleniyor.

Ayrıca, Etiyopya ve Somali arasında Temmuz 2024’te Türkiye’nin başlattığı arabuluculuk girişimi olan Ankara Süreci kapsamında taraflarla görüşmeler gerçekleştirilmişti. Bu çerçevede, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine 11 Aralık 2024 tarihinde Ankara’da yapılan görüşmelerde Ankara Bildirisi imzalanmıştı.

Milli İstihbarat Akademisi’nin (MİA) geçtiğimiz ay yayımladığı raporda, Türkiye’nin Somali-Etiyopya hattında yürüttüğü “Ankara Süreci”nin, bölgesel barışın sağlanmasında öne çıkan diplomatik bir girişim olduğu vurgulanmış ve 1 Ocak 2024’te Etiyopya ile Somaliland arasında imzalanan mutabakat sonrası yaşanan krizin Türkiye’nin profesyonel arabuluculuk çabalarıyla çözüme kavuştuğu belirtilmişti.

 

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...