2 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

İran’da Ayaklanan Sufi Gunabadi Dervişleri Kimdir?

Haber Merkezi | İran’ın başkenti Tahran’da bu hafta içinde Sufi inancına bağlı Gunabadi Dervişleri ve güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada beş güvenlik mensubu hayatını kaybetti.

Dervişlerin düzenlediği eylemde çatışma yaşanması üzerine 300 Sufi de tutuklandı.

Olaylar, Gunabadi Dervişleri’nin bazı üyelerinin tutuklanmasını protesto etmesiyle başladı.

Bir süre sonra protestocular ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar çıktı.

Gunabadi Dervişleri'nin lideri Nurali TabandePazartesi gecesi düzenlenen eylemler sırasında üç polis memuru bir kişinin kullandığı otobüsle çevik kuvvet polislerinin arasına girmesi nedeniyle yaşamını yitirdi.

Besiç milis gücüne bağlı bir kişi de başka bir arabanın çarpması, bir diğeri de bıçaklanma sonucu öldü.

Bazı eylemciler de gözaltına alınmasından korktukları grubun 90 yaşındaki lideri Nurali Tabande’nin Tahran’ın kuzeyinde bulunan evini polisin geçişine izin vermemek için abluka altına aldı.

Gunabadi Dervişleri’nin İran devletiyle yaşadığı anlaşmazlıklar ise daha da geriye gidiyor.

Kökenleri 14. yılyıla dayanıyor

Nimetullah Gunabadi, 14’üncü yüzyılda yaşamış olan Sufi şeyhi Şah Nimetullah Veli’nin öğretisine dayanan Sufi İslam’ın bir kolu.

Gunabadi ismi ise Horasan bölgesinde bulunan bir yerden geliyor. Burası ise grubun kurucusu olan Sultan Alişah’ın 19’uncu yüzyılda yaşadığı yer.

Şii İslam’ın takipçisi olan grubun bugünkü lideri ise Nurali Tabande.

Tabande, grubun o zamanki lideri olan yeğeninin hayatını ani bir şekilde kaybettiği 1997 yılından beri gruba liderlik yapıyor.

90 yaşındaki Sufi liderin Paris Üniversitesi’nden doktorası var.

1979 yılında gerçekleşen İran Devrimi’nin ardından kısa bir süreliğine kültür ve adalet bakanlıklarının yardımcılığını yapan Tabande’nin muhafazakar yönetimle sonradan zıtlaşan iki farklı grupla da yakın bağları vardı.

Liderleri hapis yattı

Tabande, dönemin yönetimini eleştiren bir mektuba 90 kişiyle beraber imza attığı için 1990 yılında hapiste sekiz ay geçirdi.

1979 devriminden beri İran’daki muhafazakar yönetim, Şii İslam’ın herhangi bir başka yorumuna çok fazla anlayış göstermiyor.

Özellikle Gunabadi Sufilerinin, ‘din alimlerinin yönetimi’ kavramını reddetmesi tepki çekmelerinin en büyük sebeplerinden biri.

Bu yüzden Gunabadi Sufileri, Sufizmi Şii İslam’ın ‘şeytani bir yorumu’ olarak gören devlet destekli gruplar tarafından uzun zamandır taciz görüyor.

Mahmud Ahmedinecad’ın 2005 yılında İran’ın cumhurbaşkanı olmasının ardından grup daha da fazla baskı görmeye başladı.

Aynı anda farklı kasabalarda yer alan dervişlere ait dini merkezler yok edildi.

Gunabadi Sufileri genel olarak siyasetten uzak kalmayı tercih etse de Tabande, 2009 seçimlerinde Ahmedinecad’ın rakiplerinden Mehdi Kerrubi’yi desteklemişti.

Tabande’nin Sufilerin dini merkezlerinin yıkılmasına sesini çıkaran tek kişi olduğunu söylediği Mehdi Kerrubi, 2011’den beri ev hapsinde.

Hamaney’e mektup

Sufiler, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’e 2010 yılında yazdıkları açık mektupta hedef alınmalarından ötürü şikayette bulundular.

Birleşmiş Milletler’in 2017 insan hakları raporunda da kötü muamele gördükleri gerekçesiyle ismi geçen grup son zamanlarda tekrar gündeme geldi.

New York merkezli İran İnsan Hakları Merkezi, son iki ayda bazı Dervişlerin tutuklandığını ve Sufi tutukluların serbest bırakılması için 14 Ocak’ta Kuvar kentinde düzenlenen protesto gösterisinde 10 kişinin yaralandığını duyurdu.

Grubun resmi internet sitesi Meczuben, bazı eylemcilerin polis tarafından vurulduğunu belirtti.

Grubun internet sitesi

Sosyal medyada dolaşan videolarda yaralanmış protestocuların görüntüleri ve polisin biber gazı ile kalabalığı dağıtmaya çalıştığı görülüyor.

Rejim rakip olarak görüyor

Gunabadi Sufileri, inançlarının ‘barış, kardeşlik ve eşitliğe’ dayandığını söylüyor.

Yaşanan son çatışmaların ardından grubun lideri Tabande, takipçilerini sakin olmaya çağırdı.

Meczuben’in editörlerinden Ferhat Nuri ise rejimin Sufilere bu kadar şiddetle karşı çıkmasının arkasında ‘ideolojik rakip’ olarak görmelerinin yatabileceğini söylüyor.

İran Devrim Muhafızları gibi güçlü kurumlara yakın olan medya organları ise Gunabadi Sufileri’ne karşı geçtiğimiz yıllarda kampanyalar başlattı.

Beş güvenlik gücünün ölmesinin ardından ise bazı yayın kuruluşları grubu IŞİD’e benzetti.

Fars haber ajansı ise grubu ‘kanser yapan bir tümöre’ benzeterek Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ne grupla sıkı bir şekilde başa çıkması çağrısında bulundu.

BBC Türkçe

Son Haberler

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...