14 Haziran 2026
24 C
İstanbul

İnternete başlama yaşı 7 olmalı!

Ekran karşısında geçirilen zaman giderek artıyor. Geçmişte yalnızca televizyon ekranlarından söz edilirken; bilgisayar, tablet ve telefon gibi dijital cihaz ekranları da hayatımızda artık önemli bir yer tutuyor. Yaşam konforunu artıran ve hayatı kolaylaştıran bu teknoloji harikaları, özellikle çocukluk çağında kontrolsüz olarak kullanıldığında; psikolojik, sağlık ve sosyal problemlere yol açıyor. Ailelerin de sanal alemin, gerçek dünyanın önüne geçmesini engelleyecek önlemler alması gerekiyor. Memorial Antalya Lara Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ali Satılmış, çocukların ekran başında geçirmeleri gereken süre hakkında bilgi verdi.

Ekran çocukları yalnızlaştırır

Çocukların oyun oynayabilecekleri mekanlar ve dış ortamlardaki alanlar geçtikçe azalmaktadır. Bu nedenle gün boyu evde vakit geçirmek zorunda kalan çocuklar için ekran önemli bir seçenek haline gelmiştir. Ancak ailelerin, ekranı çocukları için bir “susturucu” olarak kullanılması, onların gelişimi üzerinde olumsuz pek çok etkiye yol açmaktadır. Çocuk ekran başında daha uslu, sessiz ve çevreyi dağıtmadan oturabilir. Ancak bir süre sonra yemek yeme gibi ihtiyaçlarını ekrana bakarak gideren, daha az konuşan ve sosyal ortamlardan uzaklaşan bir birey haline gelir. Bu nedenle ekranın yetişkinler için iyi bir kaçış yolu olduğu düşünülse de çocuklar üzerindeki psikolojik, fiziksel ve sosyal zararları unutulmamalıdır.

Sağlıksız ve kilolu çocuklar yetişir

Çocuklar için oyun oynamak; yemek ve su kadar doğal bir gerekliliktir. Çocuk, oyun oynayarak dünyayı keşfeder, duyusal, sosyal ve bilişsel becerilerini geliştirir. Serbest oyunun akışına kendini kaptıran çocuklar arzularını, kaygılarını ve çatışmalarını oyuna yansıtarak rahatlar. Ekran çocukların serbest oyun haklarını ellerinden alan bir araçtır. Çocukların hareketlerini kısıtlar, hareketsiz yaşayan ve yüksek kalorili yiyecekler tüketen çocuklar hızla kilo almaya başlar ve sonunda da obezite gelişir. Çocukluk çağında aşırı kilo ile tanışan bireyler, yetişkin dönemde de pek çok sağlık sorunu ile karşılaşabilir.

Hayal kurma özgürlüklerini sınırlar

Devamlı olarak ekrana maruz kalan çocuklar; zamanla ekran olmadan oyun kuramaz ve ekransız yapamaz duruma gelir, hayal dünyaları giderek küçülür. Halbuki hayal kurmak, çocukların en büyük gücüdür ve ekran varlığı da çocukların bu gücünü elinden alır. Çocukları sosyal açıdan bu kadar olumsuz etkileyen ekran, sunduğu içeriklerle de pek çok açıdan çocukların gelişimine zarar verir. Çünkü birçok dizi ve sanal oyunda şiddet ana unsurdur. Ekran karşısında kontrolsüz geçirilen vakitler, bir süre sonra çocukların şiddeti normal bir çözüm aracı olarak görmesine ve model olarak almasına yol açar.

Çocuk bedeninde yetişkin zihni…

Çocukların ekran başında uzun saatler geçirmesi, pek çok kavramlarla çok erken yaşta tanışmaları ve kişilik çatışması yaşamalarına yol açmaktadır. Ekranda sık sık karşılaşılan moda, cinsellik, alışveriş gibi yetişkin kavramları çocuklar için uygun değildir. Bunun sonucunda bedenen ve duygusal yönden çocuk, zihin olarak yetişkin bireyler ortaya çıkmaktadır. Ayrıca filmler arasına yerleştirilen ve yetişkinlerin de fark etmediği bilinçaltı telkin, gizli ses ve subliminal mesajlarla çocukların zihni yönlendirilebilmektedir.

Ekranla değil yüz yüze iletişim

Psikolojik açıdan sağlıklı çocuklar yetiştirmek için onların ekranla ilişkisinin kararlı bir biçimde düzenlenmesi gerekir. Telefon, bilgisayar ya da tablet ekranı yerine, gerçek dünyada insanlarla bir arada ve onlarla yüz yüze kurulan iletişimin önemi anlatılmalıdır. Bilgisayar oyunları hiçbir zaman gerçek çocuk oyunlarının yerini tutamaz. Bu nedenle sanal oyunlarla tanışma yaşı 7 olmalıdır. İnternet kullanımı, ilkokul yaşında aile denetiminde şifre kullanılarak öğretilebilir. Haberleşme ve güvenlik problemi olmadığı sürece cep telefonu lise çağlarına kadar alınmamalıdır. Sosyal medya hesaplarının açılmasına 16 yaşından önce izin verilmemelidir. Bunun yerine Mp3 ve Mp4 çalar, ipod gibi telafi edici araçlar alınabilir.

Son Haberler

Kendi hayatını örnek veren Ahmet Türk: Kürt sorunu benim ve Özal’ın söylediklerini aktardı

İstanbul’daki konferansta konuşan Ahmet Türk, “Kürtler ne istiyor?’ diyorlar. Kendimden örnek veriyorum. Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum. Ama kimliğim yok. Dilim yok. Halkım yok sayılıyor. İşte Kürt sorunu benim. Kürt sorunu buradadır diyorum” dedi.  İstanbul’da "İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” konferansı devam ediyor.Ahmet Türk de “Demokratik Siyaset ve Toplumun Gücü: Yerelden Demokratik Cumhuriyete” başlığında konuştu. Ahmet Türk, geçmiş dönem deneyimlerini paylaşarak, “Paris Kürt Konferansı’na katıldığımız için CHP’den istifa ettirildik. Yeni oluşum için çaba gösterdik. HEP’i kurarken Kürtler sahip çıktı. O değerli arkadaşlarımız kendilerini geri çekmek zorunda kaldı. HEP’ten bugüne 8 parti kapatıldı. O günden bugüne neleri tartıştık? Hep Kürt ve Türk halklarının demokratik değerlerlerde buluşmasını savunduk. Özgür ve demokratik geleceği savunduk. HEP’ten bu yana hep aynı şeyi savunduk. Demokratik siyaseti savunduk. Demokratik siyasetten vazgeçmedik. Özellikle 19994-95 yıllarında faili meçhul cinayetlerle karşılaştık. Musa Anter ve Mehmet Sincar gibi değerli arkadaşlarımızı kaybettik. Ama ısrarlı olduk. Çözümün demokratik siyasette olduğuna inandık. Toplumsal barışın sağlanması için, Türkiye demokrasi hareketleriyle ortak mücadele kararı aldık. Bugün de böyle davranıyoruz” diye konuştu. Turgut Özal’ın sözlerini aktardı “Bütün süreçler bizim için çok önemli” diyen Türk, “Kürt hareketi bir bütün olarak onurlu bir barış için açıkca fikirlerini ortaya koydu. Şimdi bu süreçte bazı anılarımı anlatmak istiyorum. 1993’te bir açıklama yaparak, Şam’a gideceğimizi, Sayın Öcalan ile görüşeceğimiz açıklamıştık. Açıklama sonrası rahmetli Turgut Özal’ı ziyaret ettik. Özal, “Gidip gitmemeniz sizin kararınız. Ama giderseniz ona (Abdullah Öcalan) şunu söyleyin; ‘Silahla çözüm olmaz. Demokratik siyaseti büyütmek lazım. Bir uzlaşı politikası aramak lazım. Ben Süleyman Demirel gibi korkak değilim. Herkes gelecek, dilekçe verecek, zarf kapalı kalacak. 5 yıl içinde suç işlemeleri takdirde zarflar ortadan kaldırılacak” dedi.  “Güvensizlik gelişiyor” Türk, şöyle devam etti: “Bunu neden anlatıyorum? Henüz bir süreç yokken nelerin yapılabileceğini, somut önerilerin ne olacağını ifade etmeye çalıştı. Ancak 27 Şubat’tan bu yana, Sayın Öcalan’ın açıklamalarından bu yana, üst düzey görüşmeler yapılmasına rağmen yol haritası nedir, beklenti nedir, kendileri ne düşünüyor bilmiş ve öğrenmiş değiliz. Elbette bu sürecin kalıcı bir barışa dönüşmesi için biz Kürtler olarak, Kürt siyaseti olarak sabırla bekleyeceğiz. Bu süreci bozan Kürtler olmayacak. Sabırla izleyeceğiz. Ancak toplumda da güvensizliğin geliştiğini görüyoruz. Umut ediyorum ki bu süreç başarıya ulaşır, toplumsal barışın önündeki engeller ortadan kalkar. Bu sürecin iyi işlemesi için, değerli Türkiye demokratlarına ve sosyalistlerine ihtiyacımız var. Birlikle bunu aşabiliriz. Umarım bu konferanstan sonra böyle bir momenti yakalarız ve birlikte siyasetin adım atması ve hükümetin adım atması konusunda önemli baskı unsuru olarak ortaya çıkar ve etkili oluruz. “İşte Kürt sorunu benim, Kürt sorunu buradadır diyorum” Kayyımdan söz ediyorlar; YSK 3 dönem de adaylığımı önünde bir engel olmadığını ifade etti. 3 dönem Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne aday oldum, yerime kayyım atandı. Kürtler ne istiyor diyorlar; kendimden örnek veriyorum. Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum. Ama kimliğim yok. Dilim yok. Halkım yok sayılıyor. İşte Kürt sorunu benim. Kürt sorunu buradadır diyorum. “Bölücü değil, birleştirici olduk” Biz yaşamımız boyunca bölücü olmadık, birleştirici olmaya çalıştık. Halkların kardeşliğini savunduk. Bütün zulüm politikalarına rağmen bunu savunuyoruz. Demokratik siyasetten vazgeçmedik. Sorunların demokratik siyasetle çözülebileceğini inandık. Bu inancı kaybetmek istemiyoruz. Bu süreci yürüten bütün aktörlere seslenmek istiyorum; Yazıktır, Kürt halkına yazık, Türk halkına yazık, birleştirici olun, halkları kucaklayın, geleceği güvenceye alan projelerle ortaya çıkın.”  

İddia: Özgür Özel’in yeni partisi hazır

Nefes gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, Özgür Özel’in yeni partisinin hazır olduğunu belirtti. "Biri hazır bir parti, diğerini yeni kuracaklar" diyen Zeyrek, "Ankara’da iki tane bina tuttular. Bir tanesi kurulacak parti için, diğeri de hazır parti için hazırlanacak" ifadelerini kullandı. CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla Genel Başkanlığa getirilmesinin ardından yeni parti tartışmaları da devam ediyor. Nefes gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, bugünkü köşe yazısında yeni parti iddiaları hakkında dikkati çeken bir kulis bilgisi aktardı. Özgür Özel ve ekibinin yol haritası belli olmaya başladığını belirten Zeyrek, "Yeni parti hazır, Özgür Özel ve ekibi o yedeklemeyi yaptı. İki tane parti var, biri hazır bir parti, diğerini yeni kuracaklar. Bir tane seçimlere girme hakkı kazanmış parti var" dedi. Zeyrek, Demokrat Parti iddiası ile ilgili Genel Başkan Gültekin Uysal'ın yanıtını aktardı. Uysal, "Böyle bir görüşme olmadı aramızda" dedi. Zeyrek, şunları söyledi: "Özgür Özel’in yakınındaki isimlerle konuştum, 'Hazır. Parti konusu tamam, o iş çözüldü' dendi. Ankara’da iki tane bina tuttular. Bir tanesi kurulacak parti için, diğeri de hazır parti için hazırlanacak. Bir tane parti binası Çukurambar tarafında, diğeri de siyasi partilerin yeni gözdesi Mustafa Kemal Mahallesi’nde."

İran’da ‘mutabakat’ karşıtı protesto: Tahran sokakları karıştı, istifa çağrıları yükseliyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran ve Washington arasında yarın bir mutabakat zaptı imzalanacağını duyurması İran’ı karıştırdı. Anlaşma maddelerine tepki gösteren muhafazakar kanat hükümeti "taviz vermekle" suçlarken, başkent Tahran'da sokağa dökülen yüzlerce kişi müzakere heyetini istifaya çağırdı. ABD ve İran arasında 28 Şubat 2026'da başlayan savaşın ardından yürütülen diplomatik süreçte tarihi bir eşiğe gelinirken, Tahran yönetimi iç siyasi baskıyla karşı karşıya kaldı. Donald Trump’ın imzaların yarın atılacağını açıklamasının ardından, anlaşma taslağında yer aldığı iddia edilen maddeler İran meclisinde ve sokaklarında sert tepkiyle karşılandı. Muhafazakar vekillerden "Ulusal Çıkar" uyarısı İran Meclisi’nin güçlü muhafazakar isimlerinden Milletvekili Mahmud Nebeviyan, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada taslak metne sert eleştiriler yöneltti. Nebeviyan, Hürmüz Boğazı’nın kısıtlama olmaksızın ve ücretsiz olarak derhal trafiğe açılması ile uranyumun seyreltilmesine yönelik maddelerin anlaşmada yer aldığını belirterek, buna karşılık İran’ın beklentilerinin karşılanmadığını savundu. Nebeviyan, "Yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve İran’ın 300 milyar dolarlık fondan yararlanması konularında büyük belirsizlikler varken; acaba bu metin ulusal çıkarları sağlıyor mu?" sorusunu sordu. "Müzakere masasındaki cömertlik düşmanı cesaretlendirdi" İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rezai de müzakere heyetini "fazla tavizkar" olmakla suçladı. Rezai, "Müzakere masasındaki bu yersiz cömertlik, düşmanın hesaplarında değişikliğe yol açarak İran'ın zayıf olduğu anlayışına neden olmuştur" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı

İstanbul’da iki gün sürecek “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü...

İngiltere’de savunma bütçesi krizi: Savunma ve Silahlı Kuvvetler Bakanları istifa etti

İngiltere'de Savunma Bakanı John Healey'nin savunma harcamalarının yetersiz olduğunu...

İran: Mutabakat zaptı önümüzdeki günlerde imzalanabilir

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile mutabakat zaptının gelecek birkaç gün içinde dijital ortamda imzalanması ihtimalinin mevcut olduğunu söyledi.  Erakçi, İran devlet televizyonunda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dışişleri Bakanı Erakçi, "Mutabakat zaptının gelecek birkaç gün içinde dijital ortamda imzalanması ihtimali mevcut" ifadelerini kullandı. Mutabakat zaptındaki hususlar hayata geçirilmezse, nihai anlaşma ile ilgili müzakere yapılmayacağını söyleyen Erakçi, "Eğer yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun durumu netleştirilecekse, bunun tek yolu bu malzemenin İran'da seyreltilmesidir" dedi. Erakçi, Hürmüz Boğazı ile ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması hususunun olası mutabakat zaptında yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:  "Hürmüz Boğazı idaresi önceki gibi olmayacak. Boğaz, Umman ve İran’ın egemenliği altındadır. İki ülke bundan önce boğazdaki hizmetleri ücretsiz sağlıyordu.  Umman ile Hürmüz Boğazı’nın idaresine ilişkin olumlu görüşmeler yaptık. Kılıcımız, Hürmüz Boğazı’nın üzerinde olacaktır." İran'ın dondurulmuş varlıkları için bir mekanizma öngörüldüğünü de söyleyen Erakçi, "Bu anlaşmanın düşmanları var ve bunların başında İsrail rejimi geliyor" diye konuştu. Erakçi, medyada yer alan metinleri onaylamadığını vurgulayarak, sözlerini "Eğer altyapımıza yönelik tehditler nedeniyle geri adım atacak olsaydık, bunu daha önce yapmış olurduk. Mutabakat zaptındaki hususlar hayata geçirilmezse, nihai anlaşmaya yönelik müzakereler yapılmayacak" şeklinde tamamladı.    

İran: Anlaşma metni büyük oranda hazır ancak nihai karar bekleniyor

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile yürütülen müzakerelerde metnin büyük bölümünün tamamlandığını ancak Washington’un "çelişkili tutumu" ve devam eden askeri saldırılarının süreci aksattığını belirtti. Bekayi ayrıca, ABD’nin hamleleri nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın tüm gemi trafiğine kapatıldığını duyurdu. Bakanlık Sözcüsü İsmail Bekayi, bu akşam katıldığı bir televizyon programında, savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik süreç ve bölgede tırmanan askeri gerilim hakkında önemli açıklamalarda bulundu. "Müzakere sürerken saldırı kabul edilemez" Müzakerelerin durumu hakkında bilgi veren Bekayi, metnin büyük bir kısmının nihai hale getirildiğini ancak ABD'nin tutarsız yaklaşımlarının temel engel olduğunu savundu. Bekayi, "Müzakere sürecinde iki kez askeri saldırıya maruz kaldık. Son birkaç gecedir ABD ordusu, ülkemizin güneyindeki altyapı tesislerini ve Sirik’teki iki su deposunu hedef aldı. Bir yandan diplomasiden bahsedip diğer yandan illegal askeri yöntemlere başvuruyorlar" dedi. ABD’nin "psikolojik savaş" yürüterek İran’ın baskı altında geri adım attığı imajını vermeye çalıştığını öne süren sözcü, "İran ne diplomasi masasında ne de sahada karşı tarafın mantıksız taleplerine boyun eğmeyecektir. Kırmızı çizgimiz halkımızın çıkarlarıdır ve bu konuda ödün verilmeyecektir" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı tüm gemilere kapatıldı Stratejik Hürmüz Boğazı’ndaki duruma da değinen Bekayi, bölgedeki güvensizliğin sorumlusunun ABD olduğunu iddia etti. Genelkurmay Başkanlığı'nın verilerine dayanarak konuşan Bekayi, "ABD’nin son saldırıları bölgeyi benzeri görülmemiş şekilde güvensiz hale getirdi. Güvenli seyir imkanı kalmadığı için Hürmüz Boğazı tüm gemi trafiğine kapatılmıştır" açıklamasını yaptı. Bekayi, ABD’nin ticari gemileri de hedef aldığını savunarak, "Örneğin üç Hint gemisi hasar gördü ve bazı Hintli denizciler hayatını kaybetti. Bu durum, ABD'nin uluslararası deniz ticaretini ve serbest ticareti bizzat tehlikeye attığını göstermektedir" dedi. "Nihai imza için ilgili mercilerin onayı bekleniyor" Olası bir anlaşmanın imza törenine ilişkin medyada yer alan tarih ve yer iddialarını "spekülasyon" olarak nitelendiren Bekayi, karar mekanizmasının net olduğunu vurguladı. Bekayi, "İlgili üst düzey mercilerimiz metnin her bir maddesini detaylıca incelemektedir. Halkımızın menfaatlerinin tam olarak korunduğuna ikna olduğumuz an, bunu resmi olarak duyuracağız. Pakistan ve Katar gibi arabulucular aktif şekilde çalışıyor ancak ABD’nin saldırıları diplomatik süreci ister istemez olumsuz etkiliyor" şeklinde konuştu.

Türkiye Gündemi

Katz’dan Türkiye’ye sert mesaj

İsrail Savunma Bakanı Katz'dan Türkiye'ye Kudüs yanıtı: Kudüs’ü yönetmeyi hayal...

İmamoğlu: Psikolojik işkenceye uğruyorum

Tuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "psikolojik işkenceye maruz bırakıldığını"...

1993’te tutuklandı, 33 yıl sonra cezaevinden çıktı

Yılmaz Çerçel, 33 yıllık tutukluluğun ardından Eskişehir H Tipi Cezaevinden tahliye edildi. Tahliyesi 6 kez Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından ertelenen 33 yıllık ağır hasta tutuklu Yılmaz Çerçel, Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevinden tahliye edildi.  Çerçel’i cezaevi çıkışında ailesi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Örgütü yöneticileri ve Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) İç Anadolu Temsilcisi Enver Tek karşıladı.   Yılmaz Çerçel kimdir? Yılmaz Çerçel 17 Mart 1993’te Diyarbakır’da tutuklandı. Çerçel, Diyarbakır, Bartın ve Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevlerinde tutuldu. Sağlık sorunları sebebiyle Çerçel’in infazı 2004-2006 yılları arasında ertelendi. Çerçel, 2008-2012 yılları arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi görmesinin yanı sıra sol elini de kullanamıyor.

Özel: ‘Karşımızda mutlak sultan ile mutlak butlanın ittifakı var’

CHP'de 21 Mayıs tarihli mutlak butlan kararı sonrası yapılan...

Bahçeli: Yaşananlar CHP’ye yakışmıyor, Yargıtay kararını vermeli

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, mutlak hukukun ihraç sonrası CHP’de yaşananların parti yakışmadığını söyledi. Bahçeli, “Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. Yargıtay, kararını bir an önce vermeli” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mutlak hukuka kavganın ardından başlayan karşılıklı sürecinin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den yeni açıklamalar geldi. Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Devlet Bahçeli, Yargıtay’ın bir an önce kararını vermesi gerektiğini belirtti. “Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. CHP’ye yeniden önce kendi anasını saymalı” ifadelerini kullandı. “Yaşananlar CHP kurumsallığına yakışmıyor” CHP’de yaşanan gelişmelerin “hain açığı bağışa doğru sürüklemekte” belirtilerek hukuki ve siyasi mücadele yerine fitneye gidip toplumsal huzuru bozacak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılması gerektiğini söyledi. “Siyasi tansiyon yükselir” Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şöyle: “Siyasi tansiyon yükseldi. Bayram, CHP arasında kucaklaşma yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir zamana dönüşmüştür. Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyede demokrasiye zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir. Beklentimiz hukuki ve siyasi mücadele yerine fitneye gidilmesi toplumsal huzuru bozacak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır. “Yargıtay kararını vermeli, provokasyon artıracak söylemlerden kaçınılmalı” Provokasyonun artacak söylemlerden kaçınılmalı. Mesele hukuk zemininden uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karşı karşıya getirmekle suç etmeli. Olaylar güvenliği içlerine saldırıya yönelmemelidir. Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. Yargıtay, CHP için kararını bir an önce vermeli. “CHP arınmalı ve durulmalıdır” Vatandaşlarımızın oylarıyla seçilen bazı belediye başkanlarının kamu kaynaklarını istismar yoluyla kişilerle çıkar uğruna dönüştüğü iddiaları ciddi biçimde rahatsız etmektedir. Birçok seçim döneminde meydanlara çıkıp temiz belediyecilik vaat eden zihniyetin bu kirli düzen karşısında sessiz kalması dikkat çekicidir. MHP temiz siyaset temelinde toplum ilkesi doğrultusunda her zaman üzerine düşeni yapmış gerekli arınmayı tavizsiz sağlamıştır.

Erdoğan’dan ‘süreç’ mesajı: ‘Siyaset kurumunun görevi samimiyetle katkı sunmaktır’

Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulun Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Barış Sürecine" ilişkin polemikten uzak durulması çağrısı yaptı. CHP içindeki gerilimlerin kendilerini ilgilendirmediğini belirten Erdoğan, "Bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız" dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından kameraların karşısına geçerek gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında ulaşımdan savunma sanayiine, ekonomi verilerinden bölgesel krizlere kadar pek çok konuya değinen Erdoğan, iç siyasetteki tartışmalara ve çözüm arayışlarına ilişkin mesajlar verdi. "Terörsüz Türkiye sürecini polemikten uzak tutmalıyız" Erdoğan, süreç tartışmalarına değinerek şunları söyledi: "Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir. Biz yapıcı olmaya, kucaklayıcı olmaya özen göstereceğiz. Bunu yaparken milletimizin çıkarlarını gözetmeyi her şeyin üstünde tutmaya çalışacağız. Türkiye'nin istikbalini her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutmaya devam edeceğiz." "CHP içindeki gerilimler bizi ilgilendirmiyor" Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde yaşanan hareketliliği ve yargı süreçlerini değerlendiren Erdoğan, partisinin bu tartışmaların dışında olduğunu vurguladı: "Ana muhalefet partisi içinde gerilimler bizi ilgilendirmiyor. Bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi amaçları için hareket edenler unutmasın ki bu sokaklar hukuk tanımazlığa prim vermez. Sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkla güvenlik görevlilerinin karşı karşıya getirilmesine izin vermeyiz. Böyle bir dönemde milletin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur." Ulaşım ve savunma sanayii vurgusu Konuşmasında 23 yıllık iktidarları döneminde ulaşıma büyük yatırımlar yaptıklarını belirten Erdoğan, duble yol uzunluğunu 3 bin 796 kilometreye çıkardıklarını, havalimanı sayısını ise 58’e ulaştırdıklarını hatırlattı. İstanbul Havalimanı’nın dün bin 730 uçak trafiğiyle rekor kırdığını kaydeden Erdoğan, bölgesel gerilimlerin ortasında Türkiye’nin bir "istikrar adası" olarak kalmaya devam edeceğini ifade etti. Sınırlar kan ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor Dünyada ciddi kırılmaların yaşandığını ve sınırların yeniden kanla çizilmek istendiğini belirten Erdoğan, "Bu oyunları bozmaya çalışırken aynı zamanda 23 yıllık kazanımlarımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Savunma sanayiinde destan yazan bir Türkiye var. Bizim öfkeye ve kavgaya ayıracak vaktimiz yok. Bizim tek derdimiz Türkiye'dir, Türkiye Yüzyılı inşasıdır" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu: Yargı, ‘kurultayı parayla satın alamazsınız’ dedi

Mahkemenin mutlak butlan kararının ardından CHP'de genel başkanlık görevine...

Trump’tan Türkiye’ye çağrı: ‘İbrahim Anlaşması’na katılın’

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la anlaşma çabalarının bir parçası olarak Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkelerin toplu hâlde İbrahim Anlaşması'na katılmasını istedi.  İran savaşını bitirmeye yönelik diplomatik girişimler sürerken ABD Başkanı Donald Trump'tan yeni bir çağrı geldi.  Trump, İran'la olası anlaşmayı İbrahim Anlaşması'na bağladı ve Türkiye dahil bölge ülkelerinden sürece katılmalarını istedi.    "İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereler iyi ilerliyor! Ya herkes için harika bir anlaşma olacak ya da hiç anlaşma olmayacak ve çatışmalara eskisinden daha büyük ve güçlü şekilde dönülecek" diyen Trump, Truth Social hesabından paylaştığı mesajın devamında İbrahim Anlaşması'na dikkat çekti. İran'la bir anlaşma hâlinde Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan, Katar ve Ürdün'ün İbrahim Anlaşması'na katılmasının "zorunlu olması gerektiğini" belirten Trump, bunu yapmamanın "kötü niyet göstergesi olacağını" söyledi.   İbrahim Anlaşması nedir? Trump'ın ilk döneminde, damadı Jared Kushner'in arabuluculuğunda varılan uzlaşı, öncelikle Arap ülkeleri ile İsrail arasında diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurulmasını öngörüyor. Anlaşmaya şu ana dek Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas, Sudan ve Kazakistan taraf oldu.       Suudi Arabistan ve Suriye "şartlar oluşursa" anlaşmaya taraf olabileceklerini ilan etmişlerdi. Trump: Zaman bizim lehimize ABD Başkanı Donald Trump gün içinde yaptığı bir başka açıklamada da İran'la ya anlamlı bir anlaşmaya varacaklarını ya da hiçbir anlaşmanın olmayacağını belirtti. Truth Social'da paylaştığı mesajda, bir anlaşma sağlanana dek İran'a yönelik deniz ablukasının süreceğini belirten Trump, "İran'la bir anlaşmaya varırsam, bu iyi ve düzgün bir anlaşma olacak" ifadesini kullandı. Trump, "zamanın kendi lehlerine olduğunu" ve bu nedenle "bir anlaşma konusunda acele etmemeleri" yönünde müzakere heyetine talimat verdiğini söyledi.