23 Ekim 2026
17.3 C
İstanbul

İlk toplantısı bugün İstanbul’da yapılacak olan Mekke İttifakı’nın yol haritası nasıl şekillenecek?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından 7 Ağustos’ta kurulan Mekke İttifakı, kuruluş sürecinin ilk önemli toplantısını 31 Ağustos’ta İstanbul’da gerçekleştiriyor.

Üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanlarının yanı sıra genelkurmay başkanlarından oluşan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, ittifakın yol haritasını oluşturacak ve askeri konularda işbirliğinin somut adımlarını değerlendirecek.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarının verdiği bilgiye göre, İstanbul’da yapılacak toplantıya Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu katılacak.

Toplantıda Pakistan’ı Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İshak Dar, Federal Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asıf ile Savunma Kuvvetleri Komutanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı Mareşal Syed Asım Münir temsil edecek.

Suudi Arabistan da Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan el Suud, Savunma Bakanı Prens Halid bin Salman bin Abdülaziz el Suud ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh bin Hamed Al Ruwaili ile toplantıda yer alacak.

Toplantı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman bin Abdulaziz Al Suud tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komite’nin ilk buluşması olacak.

Bu komite, Mekke İttifakı olarak anılan kuruluşun en önemli icrai yapısı olarak görev yapacak.

İttifakın daimi sekretaryası ise Suudi Arabistan’da konuşlu olacak.

Üç önemli gündem maddesi

Dışişleri kaynaklarının verdiği bilgiye göre, toplantıda ele alınacak konuların başında güncel uluslararası güvenlik gelişmeleri yer alıyor.

ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’ndan geçişler de dahil olmak üzere kalıcı anlaşmanın henüz sağlanamamış olması ve gerilimin yeniden tırmanma olasılığı üç ülkenin de gündeminin üst sırasında yer alıyor.

Bunun yanı sıra Kızıldeniz’den geçişlerin Husilerin saldırısı nedeniyle tehlikede olması da aynı kapsamda tarafların gündeminde olacak.

Türkiye ve Pakistan, Suudi Arabistan’ın kurma aşamasında olduğu Kızıldeniz İttifakı’na olumlu katkı yapması beklenen ülkeler arasında.

İsrail’in bölgesel politikaları ve Gazze barış anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanması önündeki sorunların da toplantıda ele alınması bekleniyor.

Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin asıl odaklanacağı konular ise üç ülke arasında savunma ve güvenlik alanlarında pratik işbirliği alanlarının belirlenmesi olacak.

‘Birlikte çalışabilirlik en önemli hedef’

Kaynakların verdiği bilgiye göre heyetlerin değerlendireceği başlıklardan bazıları şöyle:

  • Savunma kapasitelerinin geliştirilmesi,
  • Üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasında birlikte çalışabilirliğin artırılması,
  • Ortak üretim ile araştırma ve geliştirme dahil savunma sanayii alanında iş birliğinin derinleştirilmesi,
  • Terörle mücadelede müşterek çabaların güçlendirilmesi

Dışişleri Bakanı Fidan, ağustos ayında verdiği bir demeçte üç ülke askeri unsurlarının ortak harekat gerçekleştirebilmesinin önemine dikkat çekerken şunları söylemişti:

“(..) yani ‘ortak çalışabilirlik’ dediğimiz, yani NATO’da ‘interoperability’ diye kavramsallaştırılan çok önemli bir husus var.

“Yani farklı ordu yapıları olan ülkelerin beraber bir arada iş görebilmesi, çalışabilmesi, karşılıklı eğitim, destek hususları, lojistik mevzuları, tehdit analizleri, istihbarat paylaşımı ve en önemlisi savunma sanayi alanlarında işbirliği”.

Bu süreçte tarafların üzerinde durması beklenen önemli konulardan biri de savunma sanayi işbirliği olarak görülüyor.

Mekke Zirvesi’nde üç liderin özellikle bu konuya odaklandıkları, ortak üretim ve diğer işbirliği yollarını değerlendirdikleri biliniyor.

Kurumsal mekanizma oluşacak

İstanbul toplantısının önemli başlıklarından biri de Mekke İttifakı’nın kurumlaşmasına ilişkin yol haritasının oluşturulması.

Bu süreçte en önemli yapı olarak sekretaryanın kurulması bekleniyor.

Fidan aynı röportajda, sekretaryanın kalıcı olarak Suudi Arabistan’da olacağını, Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin alacağı kararların uygulanması ve takibinden sorumlu olacağını kaydetmişti.

Aynı toplantıda, Mekke İttifakı’na ilişkin bir tüzüğün oluşturulması ile komitenin bundan sonraki çalışma esasları, hangi sıklıkla toplanacağı ve liderlerin nasıl bir araya geleceğine ilişkin ayrıntıların da ele alınması öngörülüyor.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Mekke İttifakı’nın, İstanbul toplantısı aracılığıyla bölgede güvenlik, barış ve istikrarın pekiştirilmesini hedeflediğini, sorunlara işbirliğine dayalı güvenlik anlayışıyla yaklaştığını ve çatışma yerine huzur ve refahı önceliklendiren tüm ülkelere önemli fırsatlar sunduğu mesajını vereceğini de kayda geçirdiler.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın imzaladıkları Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın en önemli unsuru olarak anlaşmaya taraf devletlerden herhangi birine gerçekleştirilecek bir saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağını belirten maddesi gösteriliyor.

Bu, NATO’nun aynı özelliği içeren 5. maddesini anımsatıyor.

Yeni üye katılımı nasıl olacak?

Mekke İttifakı ile ilgili merak edilen en önemli konulardan biri yeni üyelerin katılımına açık olup olmayacağı.

Özellikle üç ülke ile R4 (bölgesel dörtlü) girişiminin bir parçası olan Mısır’ın yer alıp almayacağı uluslararası kamuoyunda yanıtı aranan sorular arasında.

Mekke’de anlaşmanın imzalanmasının ardından yapılan açıklamalarda, ittifakın genişlemeye açık olduğu bilgisi verilmiş ama nasıl olacağına ilişkin ayrıntı verilmemişti.

İstanbul’da gerçekleştirilecek komite toplantısının üzerinde çalışması beklendiği konular arasında bu maddenin de olması öngörülüyor.

Dışişleri Bakanı Fidan, ağustos ayında Mısır’a yaptığı ziyaret sırasında Mısır’ın bu oluşumda yer almasını arzu ettiklerini kaydetmişti.

Fidan genişlemeye ilişkin olarak “Diğer ortaklarımızın ağırlıklı tercihi bu anlaşmadaki ilgili maddeyle de ifade edildiği gibi üç ülke kurucu çekirdek ülke olsun” dedi.

“Prensipleri, standartları ve yani bu yapının bekasını belirlemede aktif rol oynasınlar. Ama bu çekirdek ülkelerinin onayıyla da diğer ülkeler buraya katılsınlar” sözlerini ekledi.

Son Haberler

Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenlik, barış ve refah için kuruldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda...

‘Alihan Kuriş’ soruşturmasında 19 kişi daha tutuklandı

Alihan Kuriş'in liderliğinde "çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve...

Viyan Hababi: YBŞ Şengal’de kalacak

Ezidilerin savunmasını yapan  Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) Genel Komutanlık Üyesi Viyan Hababi, Irak hükümetiyle yürütülen görüşmelerin en üst düzeyde devam ettiğini belirterek, “YBŞ ve YJŞ (Şengal Kadın Birlikleri) savaşçıları Şengal’de kalacak” dedi. Hababi, taraflar arasında belirli bir uzlaşının sağlandığını ancak henüz resmi bir anlaşmanın imzalanmadığını ifade etti. Rojnews’e konuşan YBŞ Genel Komutanlık Üyesi, “YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalacağı ve kendi topraklarını koruyacağı konusunda bir anlayışa ulaştık” diye konuştu. “Bağdat’la görüşmeler sürüyor” Şengal’in geleceği, Irak’ın gündemindeki en önemli konular arasında yer alıyor. 12 Eylül’de Ezidi temsilciler ve Şengal savunma güçleri, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile bir araya geldi. Son olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Abudi, MERI Forumu’nda Şengal savunma güçleriyle uzlaşıya vardıklarını açıklamıştı. Hababi, çözüm amacıyla yürütülen görüşmelerin şubat ayından bu yana devam ettiğini belirtti. “Biz Iraklı bir gücüz” Hababi, en başından beri kendilerini Iraklı bir güç olarak tanımladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim Irak’a yönelik herhangi bir tehdidimiz yok. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız ve bu ülkenin bir gücüyüz. Ancak en başından beri Irak’tan talebimiz, savunma gücümüzün genel bir çatı altında, kendi yerinde kalarak toplumumuzu korumasıydı. Görüşmelerin amacı, güçlerimizin Irak ordusuna entegre edilmesi ancak özerkliğini korumasıydı.” “Savaşçılarımız Şengal’den ayrılmayacak” Viyan Hababi, Irak hükümetiyle uzlaşılan başlıklara ilişkin ise şu bilgileri paylaştı: “Genel bir çatı oluşturulacak ve bu yapı Irak hükümetinin bir bakanlığına bağlı olacak. Ancak Êzidî toplumunun özerkliği göz önünde bulundurulacak. Irak hükümetiyle YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalması konusunda anlaştık. Temel görevimiz topraklarımızı, yurdumuzu ve toplumumuzu korumaktır. Bazı çevreler aramızda ve Irak ordusu arasında çatışma çıkmasını istedi ancak biz kan dökülmesini önleyerek bunun önüne geçtik.” YBŞ komutanı Habibi, görüşmelerin bir sonuca ulaşması halinde kamuoyunu resmi bir açıklamayla bilgilendireceklerini söyledi.

Tom Barrack, Ahmed Şara ve Şeybani ile görüştü

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi...

Azerbaycan 31 Türk’ü istenmeyen kişi ilan etti, Erdoğan Aliyev ile görüştü

Azerbaycan hükümeti 31 Türk vatandaşını, bu ülkedeki okullarda başörtüsü...

Yaşar Güler’den Irak ve Suriye açıklaması

Türkiye Milli Savunma Bakanı Güler, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki...

YPJ şartlarını açıkladı: ‘Kadınların kimliğini korumak temel çizgimizdir’

Rojava’da Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlığı, Suriye hükümetiyle...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...