3 Ekim 2026
14.9 C
İstanbul

Hilvan 2 Haziran’da yeniden sandık başına gidecek

Yerel seçimlerde yüzde 33,20 oy oranıyla DEM Parti’nin kazandığı Hilvan Belediye Başkanlığı seçimleri, AK Parti’nin 15 sandığa itirazı üzerine Yüksek Seçim Kurulu’nun kararı doğrultusunda 2 Haziran’da yenilenecek.

Yeniden sandık başına gidecek olan Hilvanlılar, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ile mahallelerin muhtarlık ve ihtiyar heyeti için oy kullanacak. Siyasi partilerin belediye başkan adayları, hem kent merkezinde hem de kırsal mahallelerde kapı kapı dolaşarak seçmenden destek istiyor.

31 Mart seçimlerinde 27 bin 686 seçmenin bulunduğu Hilvan’da, DEM Parti’nin adayı Serhan Paydaş yüzde 33.2, AK Parti’nin adayı Aslan Ali Bayık yüzde 30.71, Yeniden Refah Partisi’nin adayı Hanif Düzme ise yüzde 18.77, CHP’nin adayı Mehmet Celal Avcı yüzde 9.3 oy oranıyla seçimleri tamamlamıştı.

“Hilvan en güzel şekilde yönetilmeyi hakediyor”

ANKA’ya konuşan Hilvanlı vatandaş, “İnşallah 2 Haziran’dan sonra yüzde 100 yani biz kazanacağız. Kararlıyız. Millet tepkilidir. Bunların yaptığı pisliğe karşı millet hep direnmiştir. İnşallah 2 Haziran’dan kazanacağız biz DEM olarak kazanacağız” dedi.

Başka bir vatandaş, “Tabii büyük bir tepki gösteriyoruz. Hilvan bunu hak etmiyor. Hilvan en güzel şekilde yönetilmeye hak ediyor. Hilvan’da şu anda hiçbir hizmet yapılmamış. Son 50 yıldır Hilvan’a herhangi bir hizmet yapılmamış. Ya mevcut iktidar ve iktidar yanlıları bunu miilete reva görüyor” diye konuştu

Halkın mevcut başkandan şikayetleri olduğunu ifade eden bir vatandaş, “Halk artık mevcut başkanda şikayetçi bir durumda çünkü kendi akrabalarını, kendi yandaşlarını sürekli işe almakta. Biraz belediyenin imkanlarını kendi ailesi için sürekli kullanmasından halk tepkili bu konuda” ifadelerini kullandı.

“Hilvan seçimi İstanbul seçimleri gibi olmuştur”

Başka bir vatandaş, “Benim Hilvan halkına bir çağrım var. Beş yıl önceki İstanbul’da olan bir seçimi kendi gözüne, kendi aklına, kendi beynine getirsinler. Binali Yıldırım dedi ki; ‘Teşekkürler İstanbul kazandık’ ama seçimler iptal oldu. Adama zulmettiler, fakat o adam yine girdi ikinci seçimde 800 bin fark attı. Bu Hilvan seçimi de benim görüşümde İstanbul seçimleri gibi olmuştur. Hilvan halkı bunu biliyor, herkes de biliyor. 7’den 70’e, 4 yaşındaki de 70 yaşındaki insanda bunun farkındadır” diye konuştu.

“Seçimin yenilenmesi bir şey farkettirmeyecek”

AK Parti’ye oy vereceğini belirten bir vatandaş, “Bir Hilvanlı olarak seçimlerin yenilmesi hiçbir şey fark etmedi. İnşallah herkes kendi iradesini gelip kullanacaktır. Güzel bir şekilde kazasız belasız geçeceğine inanıyorum. Kim hata yapsa Hilvan halkı onları affetmeyecektir, görüyor, biliyordur. En iyi cevabı Hilvan halkı sandıkta verecektir” derken, bir başka vatandaş ise “Hilvanlı olarak seçimler iptal olduktan sonra dışarıdan gelen vatandaşların yani Hilvan halkı olsun, esnaf olsun bayağı bu konuda muzdarip, şikayetçi oldular. Umuyorum ki herkes bunun farkına vardı. Özellikle de genç nesil olarak da yeniden inşallah AK Parti olarak da birinci sıraya geçeceğiz” dedi.

“Oy hırsızlığına karşı büyük bir tepki var”

DEM Parti miletvekileri ile seçim çalışmalarını sürdüren Hilvan Belediye Başkan adayı Avukat Serhan Paydaş ise şunları söyledi:

“31 Mart akşamı zaten de AKP adayı ve akrabalarının gençlik merkezindeki saldırısını herkes gördü. Orada iki tane sandık yakıldı. Sandık kurul üyemiz darp edildi. Polis memuru darp edildi ve onun arkasında da AKP itiraz ederek seçimlerin yenilenmesi kararı verildi. Zaten Refah Partisi adayı Hanifi Düzme de aynı şekilde AKP adayına destek çıkarak seçimler yenilendi. 31 Mart’tan sonra biz halkla yapmış olduğumuz görüşmelerde yapılan zulme karşı, yapılan oy hırsızlığına karşı, yapılan şiddete karşı büyük bir tepki var. Halkın tepkileri o yönde bizim lehimize olumlu. Halk artık şiddet istemiyor. Halk siyasi ahlak istiyor, seçimlerde hak eden kişiye mazbatanın verilmesini istiyor. Ondan dolayı hem AKP seçmenleri olsun hem Refah Partisi seçmenleri olsun o konuda oylarını Dem Parti’ye vereceklerini söylüyorlar.

“Her sandıkta iki avukat arkadaşımız görev alacak”

2 Haziran seçimleri de tabii ki 31 Mart seçimleri gibi olmayacak. Her sandıkta en az iki tane avukat arkadaşımız görev alacak. Sandık görevlilerimizin tamamı hazır. Yedek üyelerimiz hazır, müşahitlerimiz hazır, okul sorumlularımız hazır. 31 Mart’a göre daha fazla hazırlıklıyız. Önceki dönemlerdeki oy çalınmasına karşı tedbirlerimizi almıştık. Fakat sandık yakılmasıyla ilgili hiçbir şekilde tedbir alınmamıştı. Tedbir alınması derken sandıkların yakılmasına rağmen ıslak imzalı tutanaklar geçerli olmasına rağmen seçim kurulu ıslak imzalı tutanakları kabul etmedi. Bu konuda da biz artık sadece ıslak imzalı tutanak değil, sandıkların korunması ile ilgili tedbirlerimizi aldık. Tabii ki bizim bütün bölge vekillerimizin hepsi Hilvan’da çalışmaları yürütüyorlar. Hem mahalle çalışmalarında hem kırsal çalışmalarda aktif olarak ev ev dolaşıyoruz. Bireysel olarak çalışmayı yürütüyoruz ve destek sunuyorlar.”

Son Haberler

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...