17 Ağustos 2026
21.9 C
İstanbul

“Hükümet de HDP de süreci doğru yönetemedi”

Selçuk Arslan – İzNews | 2019 seçimlerine yönelik ittifak arayışlarının kilit noktasında bulunan Saadet Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın’la; Türkiye’nin mevcut durumunu, ittifak ve ittifak arayışlarındaki son durumu, Afrin operasyonunu, tutuklu milletvekillerini ve OHAL’i konuştuk.

Önemli değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın, Türkiye’yi, “Sürekli yüksek tansiyonla yaşamaya mecbur hale getirilen bir ülke” olarak tanımlıyor. Aydın, Türkiye’ye ilişkin değerlendirmesinde, “öngörüsüz bir ülke” tanımlamasında bulunuyor ve ekliyor: “Ekonomik açıdan iç ve dış yatırımcıların tedirgin olması, siyasi açıdan böyle bir ortamda seçim sath-ı mailine gidiliyor olması, farklı düşüncelerin hemen boğulmaya çalışılması gibi başlıkları, bu öngörüsüzlüğü ortaya koyan gerekçeler olarak sayabiliriz.”

Afrin operasyonuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aydın, “Bizi işkillendiren nokta, Afrin üzerinden diğer sorunların konuşulmasının ertelenmesi veya engellenmesidir.”diyor.

Öncelikle, bugün bulunduğumuz noktada Türkiye’nin mevcut durumunu ele alarak başlayalım. Saadet Partisi, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu nasıl tanımlıyor?

Saadet Partisi, Türkiye’yi, “sürekli yüksek tansiyonla yaşamaya mecbur hale getirilen bir ülke” olarak tanımlıyor. Yanı başımızda devam eden karışıklıklar, dış politikada meydana gelen yanılgılar, ekonomik açıdan yaşanan sıkıntılar ve siyasette kullanılan dil ile birlikte oluşan kamplaşma maalesef devam ediyor.

Yakın tarihte katıldığınız bir programda, Türkiye’nin “Öngörüsüz bir ülke” konumuna geldiğini belirtiniz. Bu nasıl bir öngörüsüzlük? Ekonomik ve siyasi açıdan açabilir misiniz?

En başta, olağanüstü hâl durumu bu öngörüsüzlüğü destekliyor. Ekonomik açıdan iç ve dış yatırımcıların tedirgin olması, siyasi açıdan böyle bir ortamda seçim sath-ı mailine gidiliyor olması, birçok şeyin konuşulamaması, farklı düşüncelerin hemen boğulmaya çalışılması gibi başlıkları, bu öngörüsüzlüğü ortaya koyan gerekçeler olarak sayabiliriz.

Yine bu soruyla bağlantılı olarak bu öngörüsüzlüğün nedenleri nelerdir? AK Parti iktidarının rolü nedir?

Bir yerde bir öngörüsüzlükten bahsediliyorsa bu tabi ki işbaşında olan iktidarın sorumluluğudur.

“Liyakat, bürokraside ana belirleyici olmalı”

Saadet Partisi olarak, yine, ülkenin karşı karşıya kaldığı duruma itirazınız bilinmekte. Türkiye’yi bu durumdan, bu kaostan çıkartacak yol ve yöntem nedir sizce? Neler yapılmalı?

Kamplaşma, ayrıştırma, ötekileştirme dili kesinlikle bir an önce terk edilmeli. Hukuka, yargıya güven mutlaka tesis edilmeli. Ekonomik kaynaklar mutlaka üretime dönük yatırımlara kaydırılmalı. Ehliyet, liyakat bürokraside ana belirleyici olmalı. Yolsuzluklar ve usulsüzlüklerle kararlı bir mücadeleye girişilmeli.

Ülkenin kanayan yarası durumuna gelen yargı bağımsızlığı, adalet, tutuklu gazeteciler, KHK konularında Saadet Partisi ne düşünüyor? Bundan sonraki süreçte nasıl bir politika izleyeceksiniz?

Bu ülkenin, Parlamentonun iradesini yok sayan sürekli KHK’larla, yönetilmesinin doğru olmadığını hep söyledik. Bu durumda hukuk rafa kaldırılmış oluyor.. Şiddete başvurmayan, şiddeti övmeyen terörle bağı olmayan gazetecilerin tutuklu olmasını doğru bulmuyoruz.

“Vekiller tutuksuz yargılanmalı”

Tutuklu vekiller konusuna nasıl bakıyorsunuz? Her bir vekil, binlerce seçmenin iradesiyle mecliste görev yapıyor.

Milletvekilleri hakkında bir tasarrufta bulunulacağı zaman mutlaka çok dikkatli davranmak gerekir. Bir milletvekili hakkında suç isnadı varsa en azından tutuksuz yargılanması temin edilmelidir. Aynı şekilde; şiddeti, terörü teşvik etmeyen,sadece düşünceleri nedeniyle bir milletvekilinin tutuklanmasını doğru bulmuyoruz.

Gelelim asıl konuya. Saadet Partisi, bir anda seçimin kilit partisi haline geldi. Somut olarak şu an ittifak görüşmeleri ne durumda? Saadet Partisi hangi ittifaka yakın?

Saadet Partisi şu anda ittifak konusunu masaya yatırmış değil. Biz, kendimize göre ilkelerimizi belirledik ve kamuoyuyla paylaştık. Seçime daha 18 ay varken bu gündemin, içinde bulunduğumuz olumsuzlukların üstünü örte çabasına dönüştüğünü görüyor ve ülkemiz adına bundan kaygı duyuyoruz.

15 yıldır iktidar olan AK Parti sizce neden böylesi bir ittifak arayışına ihtiyaç duydu? Bu noktada Saadet Partisinin rolü nedir?

Saadet Partisi, en başta, bu toplumun her renkten insanıyla oturup konuşabilecek bir özelliğe sahip. Yarım asırdır devam eden bu tecrübesiyle bir özgül ağırlığı var. Aynı zamanda Saadet Partisi bir meşruiyet zeminini de temsil ediyor. Bütün bu özelliklerinden dolayı ilgi odağı hâline dönüşmüş durumda.

İttifak süreci Saadet Partisi’nde pozitif bir etki yarattı mı?

Bu tartışmaların, sözlerimize gösterilen ilgiyi daha çok artırdığına dair bir gerçeklik var.

Ola ki bir siyasi partiyle ittifakta yer almanız gerekirse neyi baz alırsınız? ilke ve esaslarınız neler olur?

En başta kuvvetler ayrılığını önceliyoruz. Güçlü bir yürütmenin yanında, denetleme görevini yapabilen güçlü bir meclis ile birlikte yargı bağımsızlığı sağlanmalı. Hukuk, herkesin güven duyacağı bir alan olmalı. Olağanüstü hâl bir an önce kaldırılmalı.

Somut olarak bugün seçim olsa Saadet Partisi’nin oy oranı sizce nedir?

Şu an elimizde herhangi bir veri yok ancak bize yönelen ilgiyi gördüğümüzde gerçek bir artışın olduğunu gözlemleyebiliyoruz.

Saadet Partisi, AK Parti ve MHP ittifakını nasıl yorumluyor? Bu ittifak ülkenin kurtuluş reçetesi olabilir mi sizce?

Saadet Partisi, partilerin bir araya gelmelerinden rahatsız değil. Aksine bu tür birlikteliklerin uzlaşmaya katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Ancak partiler bir araya geldikten sonra yapılan; ben milliyim sen değil, ben vatanseverim sen hain gibi yaftalamaları kesinlikle doğru bulmuyoruz.

“Hükümet de HDP de süreci doğru yönetemedi”

İttifak arayışlarının yoğunlaştığı böylesi bir süreçte, HDP’nin marjinalleştirilerek siyasetten uzaklaştırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Siyaset kurumu, bu ülkenin sorunlarını çözebilecek yegâne mekanizmadır. Siyasi partilerin mesajları tüm ülkeyi kapsamalıdır. HDP de şu anda siyasi partiler yasasına göre mecliste temsil edilen bir partidir. Terör bu ülke için kırmızı çizgidir. 30 Yıldan beri devam eden terörle mücadele, bu ülkeye ekonomik ve sosyal açıdan bedeller ödetiyor. Çözüm ve Açılım süreçlerinde hem hükümet hem de HDP süreci doğru yönetemedi.

”Afrin üzerinden diğer sorunlar erteleniyor”

Son olarak Afrin’e yönelik başlatılan operasyonu nasıl buluyorsunuz? Daha önce yaptığınız bir açıklamada “Bu operasyonun bu kadar gündemde olması, bizi işkillendiriyor.” demiştiniz. Sizi işkillendiren ne oldu?

Türkiye kendi sınır güvenliğini sağlamak zorundadır. Terör örgütleri ile mücadele bu anlamda doğrudur. Bizi işkillendiren nokta: Afrin üzerinden diğer sorunların konuşulmasının ertelenmesi veya engellenmesidir.

Son olarak AKP’nin başlattığı “milli ve yerli” tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce milli olan kim ve ne; olmayan kim?

Millilik sözde değil özde olur. Bu çok yanlış bir tabirdir. En azından, bu ülkede binlerce insanın ekmek kapısı olan şeker fabrikalarını özelleştirmek bile neye göre ve kime göre milli yorumlarını beraberinde getiriyor.

Son Haberler

İran’da İsrail’le işbirliği suçlamasıyla bir kişi daha idam edildi

İran Yargı Erki, ülke genelindeki protestolar sırasında “İsrail adına casusluk”, “ayaklanma” ve güvenlik güçlerine araçla saldırmakla suçlanan Şehram Sadıki adlı mahkûmun idam edildiğini açıkladı. İran Yargı Erki'ne bağlı Mizan Haber Ajansı'nın 16 Ağustos 2026 sabahı yayımladığı habere göre Sadıki, protestolar sırasında Kereç kentinde bir araçla güvenlik güçlerinin üzerine sürmekle suçlandı. Yargı makamları, olayda 7 güvenlik görevlisinin ağır yaralandığını ileri sürdü. Sadıki hakkında ayrıca “Mossad adına casusluk”, “ayaklanma” ve “ABD ile İsrail'in çıkarları doğrultusunda ülkenin ulusal güvenliğini bozma” suçlamalarıyla idam ve mal varlığına el konulması kararı verildi. İran Yargı Erki, Yüksek Yargı Divanı'nın kararı onaylamasının ardından 16 Ağustos sabahı idam cezasının infaz edildiğini duyurdu. Protestolarda binlerce kişi gözaltına alındı İran'da 28 Aralık 2025'te başlayan protestolar sırasında, İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı'na (HRANA) göre İran'ın farklı kentleri ile Doğu Kürdistan'da 53 bin 552 kişi gözaltına alındı. İran Yargı Erki daha önce gözaltına alınan bazı kişiler hakkında idam cezası verildiğini ve bu cezaların kısa sürede infaz edileceğini açıklamıştı.

Mahmur Mülteci Kampı Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Said Çömlek, aracında yaşamını yitirmiş halde bulundu.

Kürt siyasetçi, Mahmur Mülteci Kampı Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Said Çömlek, aracında yaşamını yitirmiş halde bulundu. Aynı zamanda öğretmen olan Çömlek, 13 Ağustos günü sabah saatlerinde aracına yakıt almak için kamptan ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamadı. Bunun üzerine kamp sakinleri arama çalışması başlattı. Çömlek’in aracı saat 18.20 sıralarında aşağı Mahmur’daki mesire bulundu. Aracında hareketsiz bir şekilde duran Çömlek’in yaşamını yitirdiği bildirildi. Ölüm nedeninin belirlenmesi için cenazesi Musul’daki Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Mahmur Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Bêwar Unver, Çömlek’in bedeninde herhangi bir darp ya da yara izine rastlanmadığını ifade ederek, “İlk adli tıp raporuna göre Mamoste Said kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiş. Ancak incelemeler devam ediyor” dedi.

Trump: Yakında Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı ilan edeceğim

ABD Başkanı Donald Trump, "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" dedi. ABD Başkanı Trump, New York'ta Nassau Polis Akademisi'nde katıldığı bir etkinlikte, İran gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Trump, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda tam bir abluka uyguladığını ifade ederek, "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" diye konuştu. Hürmüz Boğazı'ndan ABD'nin istemediği hiçbir geminin geçemediğini kaydeden Trump, ayrıca İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini sözlerine ekledi.

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...

Sipan Hemo, Türkiye’nin ‘terör’ listesinden çıkarıldı

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı ve eski SDG Komutanı Sipan...

Fidan: İsrail adım atmazsa Türkiye, Katar ve Mısır radikal adımlar atabiliriz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişte Filistin tarafının taahhütlerini yerine getirmesine rağmen İsrail'in adım atmaması halinde Türkiye, Katar ve Mısır'ın "radikal adımlar" atabileceğini söyledi. Fidan, "Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" dedi. Fidan, Mısır ziyareti kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze Barış Planı'nın uygulanması için Türkiye, Mısır ve Katar'ın ABD ile birlikte arabuluculuk faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, Filistin tarafının süreçte önemli fedakarlıklarda bulunduğunu, buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin barış anlaşmasına yönelik irade göstermediğini ifade etti. Fidan, "İkinci aşamaya geçişte, Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail'in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika'nın İsrail'e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken tabii ki radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" ifadelerini kullandı. "Netanyahu İsrail'i uluslararası izolasyona mahkum ediyor" Netanyahu hükümetinin politikalarının yalnızca Gazze ve Ortadoğu için değil, uluslararası toplum açısından da bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söyleyen Fidan, daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda Mısır ile mutabık kaldıklarını belirtti. Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Ortadoğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika" diye konuştu. Türkiye ve Mısır, Libya konusunda ortak hareket edecek Libya’ya gerçekleştirdiği son ziyareti de değerlendiren Fidan, Türkiye ile Mısır’ın Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği ve bölünmezliği konusunda ortak görüşte olduğunu ve bu yaklaşımı ortak harekete dönüştürme kararı aldıklarını açıkladı. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için de Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Fidan, Sudan’daki krizin Mısır açısından mülteci ve güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.

Hürmüz’de nöbet değişimi: USS George Washington Ortadoğu yolunda!

Pentagon'un, İran'la gerginlik devam ederken, Ortadoğu'da görev yapan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yerini alması için USS George Washington uçak gemisini göndermeye hazırlandığı iddia edildi. Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre, Pentagon, bölgedeki uçak gemilerinden birini rotasyona sokmaya hazırlanıyor. ABD ordusu, 250 günden fazla süredir Ortadoğu'da görevde olan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yerini USS George Washington uçak gemisinin alması yönünde son hazırlıklarını yapıyor. ABD'li yetkililer, önceden planlanmış bir rotasyon planı kapsamında USS George Washington'ın Ortadoğu'ya gönderileceğini ve USS Abraham Lincoln'un bir süre gerekli bakımlarının yapılacağını ileri sürdü. Halen Pasifik bölgesinde görev yapan USS George Washington'ın yakın zamanda bölgeye doğru yola çıkmasının beklendiği kaydedildi. USS Abraham Lincoln, 250 günü aşan uzun görev süresi dolayısıyla ABD Kongresi içinde tartışmalara neden olmuş ve bazı Kongre üyeleri, gemideki yaşam koşullarından endişe ettiklerini açıklamıştı. USS Abraham Lincoln, Kasım 2025'te planlı bir göreve başlamış ve ABD'nin İran'a karşı savaşının öncesinde ocak ayında Ortadoğu'ya yönlendirilmişti. Söz konusu uçak gemisi, önce, ABD’nin İran'a yönelik saldırılarında görev almış, daha sonra da ABD’nin İran limanlarına uyguladığı ablukaya katılmıştı.

Türkiye Gündemi

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...

Fidan: İsrail adım atmazsa Türkiye, Katar ve Mısır radikal adımlar atabiliriz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişte Filistin tarafının taahhütlerini yerine getirmesine rağmen İsrail'in adım atmaması halinde Türkiye, Katar ve Mısır'ın "radikal adımlar" atabileceğini söyledi. Fidan, "Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" dedi. Fidan, Mısır ziyareti kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze Barış Planı'nın uygulanması için Türkiye, Mısır ve Katar'ın ABD ile birlikte arabuluculuk faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, Filistin tarafının süreçte önemli fedakarlıklarda bulunduğunu, buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin barış anlaşmasına yönelik irade göstermediğini ifade etti. Fidan, "İkinci aşamaya geçişte, Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail'in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika'nın İsrail'e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken tabii ki radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" ifadelerini kullandı. "Netanyahu İsrail'i uluslararası izolasyona mahkum ediyor" Netanyahu hükümetinin politikalarının yalnızca Gazze ve Ortadoğu için değil, uluslararası toplum açısından da bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söyleyen Fidan, daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda Mısır ile mutabık kaldıklarını belirtti. Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Ortadoğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika" diye konuştu. Türkiye ve Mısır, Libya konusunda ortak hareket edecek Libya’ya gerçekleştirdiği son ziyareti de değerlendiren Fidan, Türkiye ile Mısır’ın Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği ve bölünmezliği konusunda ortak görüşte olduğunu ve bu yaklaşımı ortak harekete dönüştürme kararı aldıklarını açıkladı. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için de Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Fidan, Sudan’daki krizin Mısır açısından mülteci ve güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.

BM’den Türkiye’deki ‘Çözüm Süreci’ yasasına destek: Barış adımlarını teşvik ediyoruz

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) "Çözüm Süreci"ne ilişkin yasa tasarısının kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Rûdaw'a yaptığı özel açıklamada, PKK dahil Kürt gruplarla barışın sağlanmasına yönelik atılan tüm adımları desteklediklerini belirtti. Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne yönelik atılan tarihi adımlar ve TBMM'den geçen yeni yasa, uluslararası arenada yankı bulmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler, Türkiye hükümetinin Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile çatışmaları sona erdirmeye yönelik çabalarını izlediklerini ve olumlu karşıladıklarını duyurdu. BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Türkiye'deki sürece ilişkin yaklaşımı hakkında Rûdaw'ın yönelttiği soruyu yanıtladı. Rûdaw muhabirinin, "Genel Sekreter'in Türkiye'de Kürt barışı ve müzakere süreciyle ilgili kabul edilen yasa ve işlerin nasıl ilerleyeceği konusunda bir açıklaması var mı?" sorusuna yanıt veren Haq, şu ifadeleri kullandı: "Sürecin ilerlemesine paralel olarak durumu değerlendiriyoruz. Ancak elbette, Türkiye hükümetinin PKK dahil Kürt gruplarla barışı sağlamak için ileriye dönük attığı tüm adımları teşvik ediyoruz." Meclis'ten 467 'Evet' ile geçti BM'nin destek açıklaması, Ankara'da yaşanan sıcak gelişmelerin hemen ardından geldi. 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü, Kürt sorununun çözümünü amaçlayan 12 maddelik Çözüm Süreci yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda oylandı. Oylamaya 592 milletvekilinden 563'ü katılım gösterdi. Tasarı; 467 'evet' oyuna karşılık 87 'hayır' oyu ile meclisten geçerek yasalaştı. Oylamada 7 milletvekili ise çekimser kaldı. Meclis Başkanlığı, oylamanın hemen ardından tasarının resmi olarak yasalaştığını duyurdu. PKK'nin silahsızlanması için 10 maddelik yol haritası Yasanın onaylanarak yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Türk medyasında da sürecin nasıl işleyeceğine dair detaylar yer bulmaya başladı. Meclisten geçen yasanın en önemli sacayaklarından biri olarak değerlendirilen süreç kapsamında, PKK'nin silah bırakma aşamalarını içeren 10 maddelik bir yol haritası kamuoyuyla paylaşıldı. Sürecin ilerleyen günlerde bu plan dahilinde hız kazanması bekleniyor.

‘Çerçeve yasa’ pazartesi günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek Rûdaw Rûdaw

TBMM Genel Kurulu’nun çalışma saatleri ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da AKP’nin Meclis gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi. Kabul edilen önerge doğrultusunda, "şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması ile 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere" yönelik çeşitli düzenlemeler içeren 289 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemin ikinci sırasına alındı. Teklif, 48 saat geçme şartı aranmaksızın “Kanun Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” bölümünün ikinci sırasına yerleştirildi. Bu bölümdeki diğer tekliflerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi. “Temel kanun” olarak görüşülecek Teklif, TBMM İçtüzüğü’nün 91’inci maddesi kapsamında “temel kanun” olarak ele alınacak. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşma süreleri, en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılacak. Çerçeve yasa pazartesi gündemde TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’de toplanacak. Genel Kurul’da, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi bekleniyor.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Kartal’dan çerçeve yasaya dair açıklama

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor” açıklamasında bulundu. “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin milletvekillerin imzasıyla Meclis’e sunuldu. "Eksikliklere rağmen önemli bir aşama" Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Meclis’e sunulan çerçeve yasayı değerlendirdi. Kartal, bianet’e yaptığı açıklamada yasal düzenlemeyi "eksikliklerine rağmen süreç açısından önemli bir aşama" olarak nitelendirdi. Yasayı tarihi bir fırsat olarak gördüklerini belirten Kartal, düzenlemenin devletin çekincelerini ve kamuoyu hassasiyetlerini yansıttığını ifade etmekle birlikte, sürece yapıcı yaklaştıklarını vurguladı. "Devlet korkularını yenememiş" Çerçeve yasanın eksikliklerine dikkat çeken Remzi Kartal, beklentilerinin Kürtlerin haklarını tam anlamıyla tanıyan bir düzenleme olduğunu belirterek şunları söyledi: "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor." "100 yıllık sorunda demokratik zemin esas alınıyor" Sürecin tarihsel boyutuna değinen Kartal, Kürt sorununun yüzyıllık, PKK mücadelesinin ise yarım asırlık bir geçmişi olduğunu hatırlatarak, demokratik siyaset alanının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine işaret etti. Yasada yer alan süre şartlarına dair hukuki çekincelerini de dile getiren Kartal, itiraz sürelerinin daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini savundu: "Yasaya ayrıca bir esneklik de konulmuş. 5 ve 15 yıllık süreler için 2 yıldan sonra, 20 yıllık cezalar için ise 3 yıldan sonra itiraz başvurusu yapılabileceği belirtilmiş. Yani 15 yıl yerine 2 yıl, 20 yıl yerine 3 yıl sonunda yapılacak başvurularla sonuç alınabilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz." "Gelişler ve koordinasyon Öcalan üzerinden yürütülmeli" Yurt dışından ve dağdan dönüşlerin takvimi ve koordinasyonuyla ilgili de konuşan Kartal, sürecin ana muhatabının Abdullah Öcalan olduğunu söyledi:  "Genel anlamda bu yasayı değerli buluyor ve yapıcı yaklaşıyoruz. Yurt dışından gelişler ancak Önder Apo’nun çağrısı ve koordinesiyle olacak. Dağdan gelişler de buna göre şekillenecek. Genel koordinasyonun Önder Apo tarafından yürütülmesi gerekiyor; çünkü devletle müzakere eden ve Kürt tarafını temsil eden kendisidir."

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye’nin beklediği tarihî kanun teklifinin tam metni!

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifinin...