2 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

“Hükümet de HDP de süreci doğru yönetemedi”

Selçuk Arslan – İzNews | 2019 seçimlerine yönelik ittifak arayışlarının kilit noktasında bulunan Saadet Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın’la; Türkiye’nin mevcut durumunu, ittifak ve ittifak arayışlarındaki son durumu, Afrin operasyonunu, tutuklu milletvekillerini ve OHAL’i konuştuk.

Önemli değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın, Türkiye’yi, “Sürekli yüksek tansiyonla yaşamaya mecbur hale getirilen bir ülke” olarak tanımlıyor. Aydın, Türkiye’ye ilişkin değerlendirmesinde, “öngörüsüz bir ülke” tanımlamasında bulunuyor ve ekliyor: “Ekonomik açıdan iç ve dış yatırımcıların tedirgin olması, siyasi açıdan böyle bir ortamda seçim sath-ı mailine gidiliyor olması, farklı düşüncelerin hemen boğulmaya çalışılması gibi başlıkları, bu öngörüsüzlüğü ortaya koyan gerekçeler olarak sayabiliriz.”

Afrin operasyonuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aydın, “Bizi işkillendiren nokta, Afrin üzerinden diğer sorunların konuşulmasının ertelenmesi veya engellenmesidir.”diyor.

Öncelikle, bugün bulunduğumuz noktada Türkiye’nin mevcut durumunu ele alarak başlayalım. Saadet Partisi, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu nasıl tanımlıyor?

Saadet Partisi, Türkiye’yi, “sürekli yüksek tansiyonla yaşamaya mecbur hale getirilen bir ülke” olarak tanımlıyor. Yanı başımızda devam eden karışıklıklar, dış politikada meydana gelen yanılgılar, ekonomik açıdan yaşanan sıkıntılar ve siyasette kullanılan dil ile birlikte oluşan kamplaşma maalesef devam ediyor.

Yakın tarihte katıldığınız bir programda, Türkiye’nin “Öngörüsüz bir ülke” konumuna geldiğini belirtiniz. Bu nasıl bir öngörüsüzlük? Ekonomik ve siyasi açıdan açabilir misiniz?

En başta, olağanüstü hâl durumu bu öngörüsüzlüğü destekliyor. Ekonomik açıdan iç ve dış yatırımcıların tedirgin olması, siyasi açıdan böyle bir ortamda seçim sath-ı mailine gidiliyor olması, birçok şeyin konuşulamaması, farklı düşüncelerin hemen boğulmaya çalışılması gibi başlıkları, bu öngörüsüzlüğü ortaya koyan gerekçeler olarak sayabiliriz.

Yine bu soruyla bağlantılı olarak bu öngörüsüzlüğün nedenleri nelerdir? AK Parti iktidarının rolü nedir?

Bir yerde bir öngörüsüzlükten bahsediliyorsa bu tabi ki işbaşında olan iktidarın sorumluluğudur.

“Liyakat, bürokraside ana belirleyici olmalı”

Saadet Partisi olarak, yine, ülkenin karşı karşıya kaldığı duruma itirazınız bilinmekte. Türkiye’yi bu durumdan, bu kaostan çıkartacak yol ve yöntem nedir sizce? Neler yapılmalı?

Kamplaşma, ayrıştırma, ötekileştirme dili kesinlikle bir an önce terk edilmeli. Hukuka, yargıya güven mutlaka tesis edilmeli. Ekonomik kaynaklar mutlaka üretime dönük yatırımlara kaydırılmalı. Ehliyet, liyakat bürokraside ana belirleyici olmalı. Yolsuzluklar ve usulsüzlüklerle kararlı bir mücadeleye girişilmeli.

Ülkenin kanayan yarası durumuna gelen yargı bağımsızlığı, adalet, tutuklu gazeteciler, KHK konularında Saadet Partisi ne düşünüyor? Bundan sonraki süreçte nasıl bir politika izleyeceksiniz?

Bu ülkenin, Parlamentonun iradesini yok sayan sürekli KHK’larla, yönetilmesinin doğru olmadığını hep söyledik. Bu durumda hukuk rafa kaldırılmış oluyor.. Şiddete başvurmayan, şiddeti övmeyen terörle bağı olmayan gazetecilerin tutuklu olmasını doğru bulmuyoruz.

“Vekiller tutuksuz yargılanmalı”

Tutuklu vekiller konusuna nasıl bakıyorsunuz? Her bir vekil, binlerce seçmenin iradesiyle mecliste görev yapıyor.

Milletvekilleri hakkında bir tasarrufta bulunulacağı zaman mutlaka çok dikkatli davranmak gerekir. Bir milletvekili hakkında suç isnadı varsa en azından tutuksuz yargılanması temin edilmelidir. Aynı şekilde; şiddeti, terörü teşvik etmeyen,sadece düşünceleri nedeniyle bir milletvekilinin tutuklanmasını doğru bulmuyoruz.

Gelelim asıl konuya. Saadet Partisi, bir anda seçimin kilit partisi haline geldi. Somut olarak şu an ittifak görüşmeleri ne durumda? Saadet Partisi hangi ittifaka yakın?

Saadet Partisi şu anda ittifak konusunu masaya yatırmış değil. Biz, kendimize göre ilkelerimizi belirledik ve kamuoyuyla paylaştık. Seçime daha 18 ay varken bu gündemin, içinde bulunduğumuz olumsuzlukların üstünü örte çabasına dönüştüğünü görüyor ve ülkemiz adına bundan kaygı duyuyoruz.

15 yıldır iktidar olan AK Parti sizce neden böylesi bir ittifak arayışına ihtiyaç duydu? Bu noktada Saadet Partisinin rolü nedir?

Saadet Partisi, en başta, bu toplumun her renkten insanıyla oturup konuşabilecek bir özelliğe sahip. Yarım asırdır devam eden bu tecrübesiyle bir özgül ağırlığı var. Aynı zamanda Saadet Partisi bir meşruiyet zeminini de temsil ediyor. Bütün bu özelliklerinden dolayı ilgi odağı hâline dönüşmüş durumda.

İttifak süreci Saadet Partisi’nde pozitif bir etki yarattı mı?

Bu tartışmaların, sözlerimize gösterilen ilgiyi daha çok artırdığına dair bir gerçeklik var.

Ola ki bir siyasi partiyle ittifakta yer almanız gerekirse neyi baz alırsınız? ilke ve esaslarınız neler olur?

En başta kuvvetler ayrılığını önceliyoruz. Güçlü bir yürütmenin yanında, denetleme görevini yapabilen güçlü bir meclis ile birlikte yargı bağımsızlığı sağlanmalı. Hukuk, herkesin güven duyacağı bir alan olmalı. Olağanüstü hâl bir an önce kaldırılmalı.

Somut olarak bugün seçim olsa Saadet Partisi’nin oy oranı sizce nedir?

Şu an elimizde herhangi bir veri yok ancak bize yönelen ilgiyi gördüğümüzde gerçek bir artışın olduğunu gözlemleyebiliyoruz.

Saadet Partisi, AK Parti ve MHP ittifakını nasıl yorumluyor? Bu ittifak ülkenin kurtuluş reçetesi olabilir mi sizce?

Saadet Partisi, partilerin bir araya gelmelerinden rahatsız değil. Aksine bu tür birlikteliklerin uzlaşmaya katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Ancak partiler bir araya geldikten sonra yapılan; ben milliyim sen değil, ben vatanseverim sen hain gibi yaftalamaları kesinlikle doğru bulmuyoruz.

“Hükümet de HDP de süreci doğru yönetemedi”

İttifak arayışlarının yoğunlaştığı böylesi bir süreçte, HDP’nin marjinalleştirilerek siyasetten uzaklaştırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Siyaset kurumu, bu ülkenin sorunlarını çözebilecek yegâne mekanizmadır. Siyasi partilerin mesajları tüm ülkeyi kapsamalıdır. HDP de şu anda siyasi partiler yasasına göre mecliste temsil edilen bir partidir. Terör bu ülke için kırmızı çizgidir. 30 Yıldan beri devam eden terörle mücadele, bu ülkeye ekonomik ve sosyal açıdan bedeller ödetiyor. Çözüm ve Açılım süreçlerinde hem hükümet hem de HDP süreci doğru yönetemedi.

”Afrin üzerinden diğer sorunlar erteleniyor”

Son olarak Afrin’e yönelik başlatılan operasyonu nasıl buluyorsunuz? Daha önce yaptığınız bir açıklamada “Bu operasyonun bu kadar gündemde olması, bizi işkillendiriyor.” demiştiniz. Sizi işkillendiren ne oldu?

Türkiye kendi sınır güvenliğini sağlamak zorundadır. Terör örgütleri ile mücadele bu anlamda doğrudur. Bizi işkillendiren nokta: Afrin üzerinden diğer sorunların konuşulmasının ertelenmesi veya engellenmesidir.

Son olarak AKP’nin başlattığı “milli ve yerli” tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce milli olan kim ve ne; olmayan kim?

Millilik sözde değil özde olur. Bu çok yanlış bir tabirdir. En azından, bu ülkede binlerce insanın ekmek kapısı olan şeker fabrikalarını özelleştirmek bile neye göre ve kime göre milli yorumlarını beraberinde getiriyor.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...