“Hükümet de HDP de süreci doğru yönetemedi”

Selçuk Arslan – İzNews | 2019 seçimlerine yönelik ittifak arayışlarının kilit noktasında bulunan Saadet Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın’la; Türkiye’nin mevcut durumunu, ittifak ve ittifak arayışlarındaki son durumu, Afrin operasyonunu, tutuklu milletvekillerini ve OHAL’i konuştuk. Önemli değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın, Türkiye’yi, “Sürekli yüksek tansiyonla yaşamaya mecbur hale getirilen bir ülke” […]

“Hükümet de HDP de süreci doğru yönetemedi”
  • 11 Mart 2018 00:21
  • 12 Mart 2018 00:28

Selçuk Arslan – İzNews | 2019 seçimlerine yönelik ittifak arayışlarının kilit noktasında bulunan Saadet Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın’la; Türkiye’nin mevcut durumunu, ittifak ve ittifak arayışlarındaki son durumu, Afrin operasyonunu, tutuklu milletvekillerini ve OHAL’i konuştuk.

Önemli değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın, Türkiye’yi, “Sürekli yüksek tansiyonla yaşamaya mecbur hale getirilen bir ülke” olarak tanımlıyor. Aydın, Türkiye’ye ilişkin değerlendirmesinde, “öngörüsüz bir ülke” tanımlamasında bulunuyor ve ekliyor: “Ekonomik açıdan iç ve dış yatırımcıların tedirgin olması, siyasi açıdan böyle bir ortamda seçim sath-ı mailine gidiliyor olması, farklı düşüncelerin hemen boğulmaya çalışılması gibi başlıkları, bu öngörüsüzlüğü ortaya koyan gerekçeler olarak sayabiliriz.”

Afrin operasyonuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aydın, “Bizi işkillendiren nokta, Afrin üzerinden diğer sorunların konuşulmasının ertelenmesi veya engellenmesidir.”diyor.

Öncelikle, bugün bulunduğumuz noktada Türkiye’nin mevcut durumunu ele alarak başlayalım. Saadet Partisi, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu nasıl tanımlıyor?

Saadet Partisi, Türkiye’yi, “sürekli yüksek tansiyonla yaşamaya mecbur hale getirilen bir ülke” olarak tanımlıyor. Yanı başımızda devam eden karışıklıklar, dış politikada meydana gelen yanılgılar, ekonomik açıdan yaşanan sıkıntılar ve siyasette kullanılan dil ile birlikte oluşan kamplaşma maalesef devam ediyor.

Yakın tarihte katıldığınız bir programda, Türkiye’nin “Öngörüsüz bir ülke” konumuna geldiğini belirtiniz. Bu nasıl bir öngörüsüzlük? Ekonomik ve siyasi açıdan açabilir misiniz?

En başta, olağanüstü hâl durumu bu öngörüsüzlüğü destekliyor. Ekonomik açıdan iç ve dış yatırımcıların tedirgin olması, siyasi açıdan böyle bir ortamda seçim sath-ı mailine gidiliyor olması, birçok şeyin konuşulamaması, farklı düşüncelerin hemen boğulmaya çalışılması gibi başlıkları, bu öngörüsüzlüğü ortaya koyan gerekçeler olarak sayabiliriz.

Yine bu soruyla bağlantılı olarak bu öngörüsüzlüğün nedenleri nelerdir? AK Parti iktidarının rolü nedir?

Bir yerde bir öngörüsüzlükten bahsediliyorsa bu tabi ki işbaşında olan iktidarın sorumluluğudur.

“Liyakat, bürokraside ana belirleyici olmalı”

Saadet Partisi olarak, yine, ülkenin karşı karşıya kaldığı duruma itirazınız bilinmekte. Türkiye’yi bu durumdan, bu kaostan çıkartacak yol ve yöntem nedir sizce? Neler yapılmalı?

Kamplaşma, ayrıştırma, ötekileştirme dili kesinlikle bir an önce terk edilmeli. Hukuka, yargıya güven mutlaka tesis edilmeli. Ekonomik kaynaklar mutlaka üretime dönük yatırımlara kaydırılmalı. Ehliyet, liyakat bürokraside ana belirleyici olmalı. Yolsuzluklar ve usulsüzlüklerle kararlı bir mücadeleye girişilmeli.

Ülkenin kanayan yarası durumuna gelen yargı bağımsızlığı, adalet, tutuklu gazeteciler, KHK konularında Saadet Partisi ne düşünüyor? Bundan sonraki süreçte nasıl bir politika izleyeceksiniz?

Bu ülkenin, Parlamentonun iradesini yok sayan sürekli KHK’larla, yönetilmesinin doğru olmadığını hep söyledik. Bu durumda hukuk rafa kaldırılmış oluyor.. Şiddete başvurmayan, şiddeti övmeyen terörle bağı olmayan gazetecilerin tutuklu olmasını doğru bulmuyoruz.

“Vekiller tutuksuz yargılanmalı”

Tutuklu vekiller konusuna nasıl bakıyorsunuz? Her bir vekil, binlerce seçmenin iradesiyle mecliste görev yapıyor.

Milletvekilleri hakkında bir tasarrufta bulunulacağı zaman mutlaka çok dikkatli davranmak gerekir. Bir milletvekili hakkında suç isnadı varsa en azından tutuksuz yargılanması temin edilmelidir. Aynı şekilde; şiddeti, terörü teşvik etmeyen,sadece düşünceleri nedeniyle bir milletvekilinin tutuklanmasını doğru bulmuyoruz.

Gelelim asıl konuya. Saadet Partisi, bir anda seçimin kilit partisi haline geldi. Somut olarak şu an ittifak görüşmeleri ne durumda? Saadet Partisi hangi ittifaka yakın?

Saadet Partisi şu anda ittifak konusunu masaya yatırmış değil. Biz, kendimize göre ilkelerimizi belirledik ve kamuoyuyla paylaştık. Seçime daha 18 ay varken bu gündemin, içinde bulunduğumuz olumsuzlukların üstünü örte çabasına dönüştüğünü görüyor ve ülkemiz adına bundan kaygı duyuyoruz.

15 yıldır iktidar olan AK Parti sizce neden böylesi bir ittifak arayışına ihtiyaç duydu? Bu noktada Saadet Partisinin rolü nedir?

Saadet Partisi, en başta, bu toplumun her renkten insanıyla oturup konuşabilecek bir özelliğe sahip. Yarım asırdır devam eden bu tecrübesiyle bir özgül ağırlığı var. Aynı zamanda Saadet Partisi bir meşruiyet zeminini de temsil ediyor. Bütün bu özelliklerinden dolayı ilgi odağı hâline dönüşmüş durumda.

İttifak süreci Saadet Partisi’nde pozitif bir etki yarattı mı?

Bu tartışmaların, sözlerimize gösterilen ilgiyi daha çok artırdığına dair bir gerçeklik var.

Ola ki bir siyasi partiyle ittifakta yer almanız gerekirse neyi baz alırsınız? ilke ve esaslarınız neler olur?

En başta kuvvetler ayrılığını önceliyoruz. Güçlü bir yürütmenin yanında, denetleme görevini yapabilen güçlü bir meclis ile birlikte yargı bağımsızlığı sağlanmalı. Hukuk, herkesin güven duyacağı bir alan olmalı. Olağanüstü hâl bir an önce kaldırılmalı.

Somut olarak bugün seçim olsa Saadet Partisi’nin oy oranı sizce nedir?

Şu an elimizde herhangi bir veri yok ancak bize yönelen ilgiyi gördüğümüzde gerçek bir artışın olduğunu gözlemleyebiliyoruz.

Saadet Partisi, AK Parti ve MHP ittifakını nasıl yorumluyor? Bu ittifak ülkenin kurtuluş reçetesi olabilir mi sizce?

Saadet Partisi, partilerin bir araya gelmelerinden rahatsız değil. Aksine bu tür birlikteliklerin uzlaşmaya katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Ancak partiler bir araya geldikten sonra yapılan; ben milliyim sen değil, ben vatanseverim sen hain gibi yaftalamaları kesinlikle doğru bulmuyoruz.

“Hükümet de HDP de süreci doğru yönetemedi”

İttifak arayışlarının yoğunlaştığı böylesi bir süreçte, HDP’nin marjinalleştirilerek siyasetten uzaklaştırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Siyaset kurumu, bu ülkenin sorunlarını çözebilecek yegâne mekanizmadır. Siyasi partilerin mesajları tüm ülkeyi kapsamalıdır. HDP de şu anda siyasi partiler yasasına göre mecliste temsil edilen bir partidir. Terör bu ülke için kırmızı çizgidir. 30 Yıldan beri devam eden terörle mücadele, bu ülkeye ekonomik ve sosyal açıdan bedeller ödetiyor. Çözüm ve Açılım süreçlerinde hem hükümet hem de HDP süreci doğru yönetemedi.

”Afrin üzerinden diğer sorunlar erteleniyor”

Son olarak Afrin’e yönelik başlatılan operasyonu nasıl buluyorsunuz? Daha önce yaptığınız bir açıklamada “Bu operasyonun bu kadar gündemde olması, bizi işkillendiriyor.” demiştiniz. Sizi işkillendiren ne oldu?

Türkiye kendi sınır güvenliğini sağlamak zorundadır. Terör örgütleri ile mücadele bu anlamda doğrudur. Bizi işkillendiren nokta: Afrin üzerinden diğer sorunların konuşulmasının ertelenmesi veya engellenmesidir.

Son olarak AKP’nin başlattığı “milli ve yerli” tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce milli olan kim ve ne; olmayan kim?

Millilik sözde değil özde olur. Bu çok yanlış bir tabirdir. En azından, bu ülkede binlerce insanın ekmek kapısı olan şeker fabrikalarını özelleştirmek bile neye göre ve kime göre milli yorumlarını beraberinde getiriyor.