8 Ağustos 2026
27.7 C
İstanbul

Hakan Fidan: ‘Rojava saldırılarını savundu’

Fidan, Dışişleri Bakanlığında gazetelerin Ankara temsilcileri ile bir araya geldi.

İsrail-Filistin çatışmasında, İran’ın, hem askeri boyutu itibarıyla hem siyasi boyutu nedeniyle önemli bir “başlık” olduğunu belirten Fidan, “İran’ın durduğu yeri iyi analiz etmek gerekiyor” ifadesini kullandı.

Fidan, İran ile İsrail arasındaki ilişkilere dair “İran’ın özellikle kendine bağlı müzahir milis gruplar üzerinden oluşturduğu direniş hattı, söylemi ve bunu pratiğe dönüştürme şekli, bölge politikalarında kendi tabanı nezdinde meşruiyet kazanırken, İsrail için ise büyük bir tehdit oluşturuyor. Son yıllarda İran’ın, İsrail’den intikam alma çabası ile Hamas’ın özgürlük çatışmasının kesiştiği bir alan var. Karşılıklı olarak birbirlerinden istifade ettikleri görülüyor. Burada şu an itibarıyla bizim önceliğimiz yaşanan çatışmanın coğrafi yayılmasının önlenmesidir” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in kuzeyinde, Lübnan’ın güneyindeki sınırda zaman zaman ciddi olayların ve çatışmaların yaşandığını aktaran Fidan, “Özellikle topçu atışları, karşılıklı, şu anda vuku buluyor. Belli kayıtların olduğu da rapor edilmekte ama halihazırda bir çatışmaya dönmüş durumda değil.” dedi.

Fidan, İsrail’in ve Hizbullah’ın Lübnan’ın güneyine yığınak yaptığına ve Lübnan’ın muhtemel bir savaştan endişe ettiğine işaret ederek, Lübnanlı yetkililerin bu durumun ülke ekonomisini daha da kötüye sokacağını düşündüğünü söyledi.

“İsrail’de görüş ayrılığı var”

Fidan, İran ve İsrail’in ilerleyen süreçte nasıl bir strateji izleyeceğinin önemli olduğuna işaret ederek, “İsrail’de iki görüş ön planda. Başarısız gözüken siyasiler ile ülkenin genel menfaatini düşünenler arasında bir görüş ayrılığı var. Şu an tabii her iki kesim de çok duygusal ve intikamcı bir ortamdalar. Çok büyük felaketleri beraberinde getirebilecek birtakım tavırlardan kaçınmayı sağlayacak bir fren mekanizmaları yok.” diye konuştu.

Türkiye’nin, ABD dahil, tüm muhataplarına İsrail’in şu an sağlıklı düşünemediğini söylediğini belirten Fidan,” (İsrail) Duygusal ve intikamcı adımlar peşindeler. Bunlar bölgede hem kendileri için hem bölge için daha büyük felaketlere yol açabilecek adımlar olabilir. Onun için bizler, sağduyulu düşünen taraflar olarak, en doğru tavsiyeyi vermekle yükümlüyüz.” ifadesini kullandı.

Fidan, İsrail’in mevcut durumunu 1973’ten bu yana “en büyük kriz” olarak nitelendirdiğine işaret ederek, “(İsrail) ‘Biz bir daha bu türden bir şey yaşamak istemiyoruz.’ diyor. Peki bu nasıl mümkün olacak? Ya bütün düşmanlarını yok etme çabası içine girecekler ya da bütün düşmanları ile barış yapacaklar” dedi.

İsrail’in zihninin şu an savaş tarafında olduğuna dikkati çeken Fidan, Türkiye’nin bu krizden “pekala bir barışın” da çıkabileceğini düşündüğünü vurguladı.

Fidan, Türkiye’nin bu tutumunu görüştüğü muhataplarına da sürekli söylediğini aktararak, “İsrail’deki savaş çığırtkanları, ‘ilk önce kimse bana müdahale etmesin, ben bir Gazze’ye yoğunlaşayım, ondan sonra Hizbullah’la, gerekirse İran’la da savaşırız.’ diyorlar” ifadesini kullandı.

İsrail’de bu kesimin, İsrail’in İran’la savaşa girdiğinde ABD’nin de otomatik olarak kendilerinin yanında savaşa gireceğine inandığını vurgulayan Fidan, ABD’nin ise bu tür bir gelişmeyi istemediğini ve biraz caydırıcılık yoluyla savaşın yayılmasını engellemeyi umduğunu dile getirdi.

İsrail, yabancıların Gazze’den çıkmasını sağlamak için hazır

İsraillilerin, yabancıların Gazze’den çıkmasını sağlamak için hazır olduğunu aktaran Fidan, İsrail’in Filistinlilerin hayatını kaybetmesini sorun olarak görmediğini ancak yabancıların, Batılıların hayatını kaybetmesinin ciddi dış tepkilere yol açtığını vurguladı.

Fidan, “Şimdi onun için İsrailliler, rahat bir savaş verebilmek için başta yabancılar olmak üzere mümkünse bütün sivillerin terk etmesini, askeri açıdan bölgenin tümüyle açık bir hedef haline gelmesini istiyorlar.” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısırlılar da haklı olarak diyorlar ki; biz buna hizmet edecek bir şekilde kapıyı açmayız. Önce bize bir izin verin, bölgeye insani yardım götürelim. Bizim şu anda Ariş Limanı’na götürdüğümüz insani yardımlar var. Bölgeye yardımlar gitsin önce halk temel ihtiyaçlarını karşılasın, yabancıların tahliyesini sonra konuşuruz.”

“Garantör devletler sorumluluk üstlenmeli”

Fidan, İsrail’in ilk darbeyi aldıktan sonra duygusallık içinde açıklamalar yaptığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Ama o söylenilenlerde yapılabilirlik diye bir sorun var. Şimdi İsrailliler de bence çok ciddi tartışma içindeler. Gazzelilerin bir daha tehdit olmaması için atılması gereken bütün adımların atılması gerektiği konusunda bir fikir birlikleri var. Hamas’ın aktörlükten çıkartılması gerektiği konusunda bir fikir birlikleri var. Peki bunun altını sahada nasıl dolduracaklar? Yani Hamas’ı nasıl fiilen ortadan kaldıracaklar? Bunun modalitesini şu anda tartışıyorlar ve burada Amerikalılar da gittikçe artan bir şekilde tartışmanın bir tarafı oluyor. Peki, Hamas orada olmadığı bir senaryoda, orada kim olacak? Nasıl bir politik yapı ortaya çıkacak, o büyük bir soru işareti onlar için.”

Türkiye’nin şu anki önceliğinin; ateşkese gidilmesi ve iki devletli çözüm için bir an önce çalışmaya başlanması olduğuna dikkati çeken Fidan, gerek İsrail tarafına gerek Hamas gerek El-Fetih tarafına baskı yapacak şekilde garantör devletlerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Fidan, bu nedenle bu meselenin iki tarafın meselesi olmadığını, artık iki kampın meselesi haline geldiğini belirterek, “Kamplaşma olduğu zaman, yeryüzünde bu jeostratejik bir tehdit alanı haline geliyor. Bunu kapsamlı ve güzel bir barışla çözmek varken, gittikçe daha büyük bir çatışmanın ateşini fitilleyecek bir risk alanı olarak bırakmak, rasyonel bir davranış değil.” diye konuştu.

İsrail-Filistin arasında iki devletli çözüme ilişkin diğer ülkelerin bakış açısına ilişkin Fidan, “Buna ‘hayır’ demiyorlar. Yani Batılılar, ‘hayır’ demiyor. Diğerleri istiyor.” dedi.

Fidan, iki devletli çözümün sağlanması olasılığına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bunu istemek yetmiyor. Bir tavır geliştirecek miyiz, bunun olması için? Başta diplomatik tavırlar olmak üzere tartışmayı buradan açmak gerekiyor. Yani bu iki tarafa bırakılacak bir konu değil. Jeostratejik önemi olan, dinleri, medeniyetleri, kültürleri ilgilendiren bir konu. Kudüs meselesi var ortada. Müslümanlar için, Hristiyanlar için, Yahudiler için önemi olan bir yer. Buna küresel aktörler olarak ortaya bir tavır koyarak sahip çıkabilecek miyiz?

Şimdi Batı’nın tavrına baktığımız zaman, her zaman, şöyle yani biz bunlara karşıyız. Ama diğer yerler de karşı olduğu zaman bir şeye yaptırım uygularken, İsrail bir şey yaptığı zaman bir şey yok. Yani ona yeşil ışık var. O gidebilir. Hiçbir problem yok. Amerika bunu yapıyor.”

Belli konuları beyan edip deklare etmekle bir ilerleme yaşanmadığını, tavır alma konusunda istekliliğin ve duruşun olması gerektiğini vurgulayan Fidan, tartışmaya açılması gereken konunun bu olduğunu söyledi.

“İsrail’i bulunduğu istikamette gemisini yürüttürmeye devam ederler”

Fidan, İslam ülkelerinin, Arap ülkelerinin ve diğer ülkelerin aynı fikirlere sahip olduğunu, Batı’da ve Güney Amerika’da, Afrika’da da benzer olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Bir araya gelip yani diplomatik tavır, alınabilecek çok ciddi diplomatik tavırlar var. Bu tavırları aşamalandırabiliriz, ortaya koyabiliriz ama bir yerden başlamak lazım. Ama hep beraber başlanırsa bir yere gider, yoksa bugüne kadar yapıldığı gibi Amerika, İsrail adına gelir, bütün ülkelerle teker teker, ayrı ayrı konuşur. 8’iyle Amerika konuşur, 3’üyle İngiltere konuşur, 1’iyle Fransa konuşur.

Herkesi bir hatta tutup, İsrail’i bulunduğu istikamette gemisini yürüttürmeye devam ederler. Yani oyun, bugüne kadar hep böyle kurgulandı, böyle gidiyor. Yani bu da işte herkesin birtakım kınama açıklamaları yaparak, insani yardım gitmesine izin vererek, herkesin herkesi aldattığı bir oyuna dönmüş durumda Filistin meselesi. Ama yani ahlaksızlığından ve yani fıtrata aykırılığından dolayı olayın gideceği bir yer kalmadı artık.”

Fidan, basın mensuplarının esir takasına ilişkin sorusuna, “Esir takasıyla ilgili görüşmeler, çalışmalar devam ediyor. İstihbarat birimleri üzerinden yapılan konuşmalar, görüşmeler var ama ilk günlerin sıcaklığı içinde bunu bir çerçeveye oturtmak mümkün olmadı” yanıtını verdi.

Başta Katar olmak üzere bazı ülkelerin de yoğun çalışma içinde olduğuna, Hamas’ın siyasi liderlerinin Katar’da olduğuna ve yoğun görüşmeler yaptığına dikkati çeken Fidan, şunları söyledi:

“Yani biz Büyükelçimizi de talimatlandırdık. Görüşmeler konusunda bizi sürekli bilgilendiriyor. Biz de zaman zaman oradaki arkadaşlarımızla muhataplarımızla görüşüyoruz sürekli. Somut bir şey yok şu anda. Tarafların bizden talepleri oldu. Amerikalıların, Almanların kendi vatandaşlarıyla ilgili olarak. İlk günden itibaren vatandaşlarının serbest bırakılması için bizden yardım isteyenler oldu.”

“Blinken buraya gelmek istedi”

Fidan, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Türkiye’yi ziyaret etmemesine ilişkin soruya “Aslında Blinken, bizimle görüşmek, buraya gelmek istedi. Hatta ilk ziyaret etmek istediği ülkelerden biriydik” yanıtını verdi.

Blinken’ın, Türkiye’yi ziyaret etmek istediği tarihin kendisinin takvimine uygun olmadığını belirten Fidan, “O tarih için ben Mısır ziyaretimi planlamış durumdaydım. Kendisiyle sürekli temas halindeyiz, 3 kez telefonda konuştuk. Yakında da gelmek istiyor. Ekiplerimiz tarih tespiti için çalışıyor.” dedi.

“Bir tarafla normalleşme sağlama uğraşında iken diğer taraftan Filistin’e her türlü şeyi yaparak bir yere varılamaz”

İbrahim Anlaşması çerçevesinde Körfez ülkelerinin, İsrail ile yakınlaştıkları bir döneme denk gelmesiyle gidişatı nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine Fidan, anlaşma ile ortaya konan tablonun, İsrail’in Arap ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmesi ve bundan hareketle de Filistin meselesini giderek önemsizleştirmesine dayalı bir konu olduğunu söyledi.

Fidan, söz konusu durumun, Filistin sorununu ertelemekten başka bir şey olmadığını kaydederek, “Barıştan uzaklaşmaktan başka bir şeye yaramıyor. Bir tarafla normalleşme sağlama uğraşında iken diğer taraftan Filistin’e her türlü şeyi yaparak bir yere varılamaz.” dedi.

 “Suriye’deki odagimizi kaybetmiyoruz”

Rojava’da düşürülen drone meselesi sonrası ABD ile ilişkilerin gerilmesi üzerine şu anda Suriye’deki duruma ilişkin soruya yanıt veren Fidan, “Suriye’deki terör örgütüne, terörist yapılanmalara ilişkin odağımızı elbette kaybetmiyoruz” dedi.

Fidan, örgütle mücadelenin Türkiye’nin öncelikli meselesi olduğunu belirterek, “Operasyonlarda verdiğimiz mesaj açıktır. Yani örgüt, Türkiye’de bir eylem yapıyorsa, bundan sonra bunun cevabını Irak’taki mağaralarda almayacak. Her eylemi adrese iade ediyoruz” ifadesini kullandı.

Bu stratejinin çok etkili olduğunun altını çizen Fidan, “Nitekim (Ankara) Kızılay’da terör hadisesi akabinde de hem Milli İstihbarat Teşkilatımızın hem Silahlı Kuvvetlerimizin yoğun bir hedef tahribatına maruz kaldılar. Verdiğimiz mesaj yerini buldu” diye konuştu.

Fidan, “Türkiye’nin operasyonlarının, bölgede DEAŞ’la mücadeleyi olumsuz etkilediği” iddiaları sorusuna, “O bölgede, örgütü ayakta tutan örgütsel altyapıyı ve örgütün gelir getirici kaynaklarını imha etmekten çekinmiyoruz” dedi.

ABD’nin bölgeden çekildiği gün örgütün de orada barınamayacağını kaydeden Fidan, “Çünkü oradaki yerel halk, Araplar, Suriyeliler de onlardan rahatsız. Onlara destek çıkanların tek bahanesi DEAŞ ile mücadele” ifadesini kulandı.

“PKK’ya gardiyanlık yaptırıyorlar”

Fidan, bölgede şu an IŞİD ile fiilen bir mücadele olmadığını belirterek, “Sadece DEAŞ’lı tutuklular var. PKK’ya gardiyanlık yaptırıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Dışişleri Bakanı Fidan, “Biz Amerikalılara şunu söylüyoruz; Suriye topraklarında bizim sizinle bir sorunumuz yok. Ancak oralarda yuvalanan örgütünü hedef almaktan da geri durmayacağız. Cumhurbaşkanımızın silahlı kuvvetlerimize, güvenlik teşkilatlarımıza, istihbaratımıza verdiği talimat da budur” diye konuştu.

“Kırmızı çizgilerimizi hiçbir yaptırım kararı ve tavır değiştiremez”

Bölgede tereddütsüz hareket edilmesi gerektiğine dikkati çeken Fidan, “Bazı şeyler var ki bizim kırmızı çizgimiz. Burada hiçbir yaptırım kararı, hiçbir tavır bizim duruşumuzu değiştiremez” dedi.

Fidan, Türkiye’nin NATO üyesi muhataplarına, örgütün Türkiye için tehdit oluşturan silahlı bir terör örgütü olduğunun izah edildiğine işaret ederek, “(ABD) Senin NATO üyesi ülke olarak, benim yanımda olman gerekiyor. NATO’nun kuruluş amacı bu zaten. O bölgede, Ruslarla da sorun yaşadığımız zamanlar oluyor. Ancak tüm bunlar, bizim terörle mücadelede kararlılığımızı ve gerekli operasyonları yapmamızı engelleyemeyecektir” ifadelerini kullandı.

İsveç’in NATO üyeliğine ilişkin sorulan soruya yanıt veren Fidan, ABD’nin İsveç konusunu takip ettiğini ve bu konu üzerine yatırım yaptığını belirtti. Fidan, “İskandinav ülkelerinin, tekrar Finlandiya’nın üyeliği, İsveç’in üyeliği meselesi bir öncelikti onlar için. Finlandiya üye oldu, İsveç kaldı. O konuda takibini yapıyorlardır açıkçası. Biz de yapıyoruz o takibi” diye konuştu.

Fidan, Gümrük Birliği ve Avrupa Birliğiyle (AB) ilgili görüşlerinin sorulduğu soruya, “Gümrük Birliği, teknik bir konu. AB, bunu politize etmemeyi tercih ederse bu konuda mesafe alabileceğimizi düşünüyoruz.” yanıtını verdi.

AB’nin elinde dış politika manivelası olmadığı için ekonomik konuları da bir tür yaptırım aracı olarak kullanmayı tercih edebildiğini söyleyen Fidan, “Biz Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu AB vizyonu doğrultusunda, ilişkilerimizi yeniden canlandırmak için harekete geçtik. Bunların başında Gümrük Birliği meselesi var, vize liberizasyonu meselesi var, belli konuların tekrar masaya yatırılması meselesi var” diye konuştu.

Görüşme yapılan taraflarla “diplomasi yürütmeyi tercih ederlerse” mesafe alınabileceğini belirten Fidan, AB’nin kendi içinde bütünlük sağlayamadığında arasındaki konuyu dışarıya olumsuz olarak yansıttığını kaydederek, “Adeta çocukça hareket ediyorlar. Olgun bir tavır sergilerlerse, pekala ilerleme sağlayabiliriz” dedi.

Son Haberler

Maddelerin tamamı kabul edildi: Çerçeve yasa teklifi komisyondan geçti

Meclis Adalet Komisyonu'na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifinin tümü yapılan oylamada kabul edildi. Barış süreci kapsamında "çerçeve yasa" olarak bilinen ve Meclis Adalet Komisyonu'na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifi 10'uncu maddenin kabul edilmesinin ardından yapılan oylama ile kabul edildi.   İYİ Parti'nin maddelere ilişkin şerhleri ile oylamaya geçilen toplantıda tansiyon yükselirken, gün içerisinde saat 11:00'a kadar siyasi partiler teklife ve komisyon kararına şerh düşebilecek.   Maddeye dair verilen önergeler ve şerh düşülen konuların görüşülmesinin ardından 18 saati geride bırakan toplantı, maddelerin tamamının kabul edilmesi ile son buldu. Teklifin 48 saat sonra Meclis Genel Kurulu'na gelmesi bekleniyor.

Rojin Kabaiş’in babasını tehdit ettikleri öne sürülen kişilere operasyon

Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda, çocuklarını kaybeden aileleri dijital platformlar üzerinden tehdit ve şantajla hedef aldığı öne sürülen 10 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 2'si tutuklandı. Gözaltına alınanlar arasında Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş'i de tehdit ettikleri iddia edilen kişilerin bulunduğu belirtildi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, dijital platformlarda "C47" ve "C99" kod adlarını kullanan bir grubun faaliyetlerine ilişkin çalışma başlattı. Yürütülen soruşturmada, şüphelilerin yasa dışı sorgu panellerini kullandıkları, kapalı gruplar üzerinden siber zorbalık, tehdit, şantaj ve taciz faaliyetlerinde bulundukları öne sürüldü. Çocuklarını kaybeden ailelerin hedef alındığı iddiası Soruşturmada, kamuoyunda geniş yankı uyandıran olaylarda yaşamını yitiren Rojin Kabaiş, Hiranur Nilgün Aygar ve Kıvanç Uman'ın ailelerinin de grubun hedef aldığı kişiler arasında bulunduğu tespit edildi. Şüphelilerin, yabancı telefon numaraları ile yasa dışı sorgu sistemlerinden elde edilen kişisel bilgileri kullanarak ailelere tehdit ve şantaj içerikli mesajlar gönderdiği iddia edildi. 8 ilde eş zamanlı operasyon Soruşturma kapsamında şüpheliler hakkında "tehdit", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme" ve "devletin güvenliğine ilişkin belgeleri hile ile çalma" suçlamalarıyla işlem başlatıldı. Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 10 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 2'si tutuklanırken, diğer şüpheliler hakkında adli kontrol uygulanmasına veya serbest bırakılmalarına karar verildi.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Feti Yıldız’dan IRA ve FARC örnekleri üzerinden dikkat çekici ‘çerçeve yasa’ açıklaması

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, çerçeve yasaya ilişkin yaptığı açıklamada IRA ve FARC örneklerini vererek, "Geçiş dönemi düzenlemeleri, uzun süreli şiddet içeren çatışma süreçlerinin ardından toplumlarda barışı, mağdur haklarını ve siyasi uzlaşıyı tesis etmeyi amaçlayan bir dizi mekanizmalar bütünüdür. Bu mekanizmalar; suç itirafı, mağdur tazminatı ve sınırlı serbest bırakma gibi adımlarla kurumsal uzlaşmayı destekler" dedi. MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, çerçeve yasaya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Açıklamasında dünyadan örnekler de veren Yıldız, şunları kaydetti: "Terörsüz Türkiye süreci, milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürümektedir. Yapılacak idari ve yasal düzenlemeler kalıcı sonuç üreterek; kardeşlik, birlik ve bütünleşme temellinde, 'Türkiye Modeli'nin en kıymetli kazanımı olan iç huzur, sağlam zeminler üzerinde yükselecektir. Geçiş dönemi düzenlemeleri, uzun süreli şiddet içeren çatışma süreçlerinin ardından toplumlarda barışı, mağdur haklarını ve siyasi uzlaşıyı tesis etmeyi amaçlayan bir dizi mekanizmalar bütünüdür. Bu mekanizmalar; suç itirafı, mağdur tazminatı ve sınırlı serbest bırakma gibi adımlarla kurumsal uzlaşmayı destekler. Burada amaç, hem suçun sorumluluğunun üstlenilmesini hem de toplumsal hafızanın onarılmasını sağlamaktır. "IRA mensupları erken salıverildi" Dünyada iki önemli örnek bulunmaktadır. Bu örneklerden biri Birleşik Krallık. 1998 'Hayırlı Cuma Anlaşması' çerçevesinde kurulan süreçte, Birleşik Krallık’tan ayrılarak Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti’ne katılmasını hedefleyen silahlı örgüt IRA’nın silah bırakmasının ardından yaklaşık 400 siyasi mahkum, Northern Ireland Act 1998 kapsamında erken salıverilmesidir. Yasal düzenlemeler toplumsal barışa katkı sunacak davranış değişikliğinin bir parçası olarak tasarlanmıştı. "FARC üyeleri için denetimli serbestlik"  Benzer bir model, Kolombiya’nın FARC ile yürüttüğü süreçte görüldü. 2016’da imzalanan barış anlaşmasıyla, Kolombiya’daki sosyal eşitsizlik ve devlet politikalarına karşı Marksist-Leninist çizgide kurulan silahlı isyancı grup FARC’ın büyük çoğunluğu silah bırakmıştı. Bu sistemde, suç işlediğini itiraf eden eski FARC mensupları için hapis cezası yerine genellikle 5–8 yıl denetimli serbestlik öngörüldü. Ancak daha ağır suçlar için sınırlı hapis cezaları uygulandı."

Trump, İran’la anlaşmanın ‘yakında’ sağlanabileceğini söyledi

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la devam eden müzakerelerin iyi gittiğini ve yakında bir anlaşmanın sağlanabileceğini belirtti. ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te düzenlediği bir Başkanlık Kararnamesi imza töreninin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İran'la müzakerelerin iyi şekilde devam ettiğini anlatan Trump, net ifadeler kullanmaktan kaçınsa da anlaşmaya yakın oldukları mesajını verdi. ABD Başkanı, "Savaş biter bitmez benzin fiyatları düşecek ki bence çok yakında bitecek. (İran'ın) Daha fazla dayanabileceklerini sanmıyorum." değerlendirmesini yaptı. Müzakereleri yakından takip ettiğini ve kendisinin de dahil olduğunu aktaran Trump, anlaşmanın ne zaman imzalanacağı sorusuna, "Bence işler çok iyi gidiyor. Müzakerelerde ben de yer alıyorum. Bence gayet iyi gidiyoruz. (Anlaşma) Yakında gerçekleşebilir." yanıtını verdi. Trump, müzakerelerin, Hürmüz Boğazı ile ilgili kısmında, İran'la anlaşmanın tamamlanmaya yakın olduğu yönündeki haberleri de değerlendirerek, bu konuda Tahran'la tam olarak anlaştıklarını henüz söyleyemeyeceğini ancak sürecin devam ettiğini dile getirdi. Abluka yoluyla boğazı ABD'nin kontrol ettiğini savunan Trump, yine de İran'ın boğazdan geçen gemilere ateş açabileceğini ya da deniz mayınlarının tankerlere çarpabileceğini söyledi. Trump'tan Rusya ve Ukrayna'ya mesaj ABD Başkanı, Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda da güncel durumu değerlendirerek, Joe Biden yönetiminin, Ukrayna'ya zamanında çok fazla silah ve mühimmat verdiğini savundu. ABD olarak sadece Ukrayna'ya değil birçok ülkeye çok fazla silah ve mühimmat gönderdiklerini anlatan Trump, ihtiyaç duymaları halinde bunların bazılarını geri alabileceklerini belirtti. Trump, İran'la ilgili ihtiyaç duydukları mühimmatlar konusunda bir sıkıntı yaşamadıklarını savunarak, bu stokları günlük olarak tedarik edip yerine koyduklarını kaydetti.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

Fidan-Şeybani zirvesinden ortak tavır: Irak ve Lübnan’da silahlar devletin elinde toplanmalı

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Irak ve Lübnan'da silahların devletin resmi kurumlarının denetiminde toplanmasına yönelik adımları desteklediklerini belirterek, bunun bölgesel istikrar için temel bir gereklilik olduğunu söyledi.   Şeybani, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında, Şam ve Ankara'nın, Irak ve Lübnan'ın egemenliklerini güçlendirme çabalarına destek konusunda mutabık kaldıklarını ifade etti. Irak ve Lübnan'da silahların devlet denetimine alınmasının önemine işaret eden Şeybani, "Irak ve Lübnan'daki kardeşlerimizin devlet egemenliğini güçlendirmek ve silahları ulusal kurumların elinde toplamak adına attıkları adımları destekleme konusunda anlaştık. Bu, bölgedeki istikrarsızlığa son verecek temel bir adımdır" dedi. "Silahların devlet denetimine alınması istikrarın temelidir" Bölgede istikrarın sağlanmasının, devlet otoritesi dışında faaliyet gösteren silahlı yapıların ortadan kaldırılmasına bağlı olduğunu vurgulayan Şeybani, "Bölgenin istikrarlı bir zemine doğru ilerlediğine inanıyoruz. Bunun temeli, meşru ve yasal çerçevenin dışındaki her türlü silahlı oluşuma son verilmesidir" ifadelerini kullandı. Suriye'nin silahların devlet denetimine alınması konusunda önemli mesafe katettiğini belirten Şeybani, bu tecrübeyi komşu ülkeler için "gerçekçi bir model" olarak nitelendirdi. Körfez güvenliğine vurgu Körfez ülkelerine yönelik saldırıları da kınayan Şeybani, "Körfez güvenliğinin korunması ve çatışmalardan uzak tutulması en üst düzeyde bir ihtiyaçtır" dedi. "Sınırlarımız silahlı milislerin tehdidi altında" Suriye'nin karşı karşıya olduğu güvenlik tehditlerine de değinen Şeybani, "Suriye, komşu ülke sınırlarını kullanan ve devlet kontrolü dışında silah taşıyan silahlı milislerin tehdidinden muzdariptir." değerlendirmesinde bulundu. Şeybani, Suriye'nin güvenlik ve askeri kurumlarının bu tehditlerle kararlılıkla mücadele ettiğini belirterek, "Tüm sınırlarımızda insani ve teknik kapasitemizi artırmak için çalışıyoruz. Milli güvenliğimizi ve halkımızın selametini korumak için komşularımızla koordinasyon içindeyiz" ifadelerini kullandı.

Türkiye Gündemi

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Kartal’dan çerçeve yasaya dair açıklama

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor” açıklamasında bulundu. “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin milletvekillerin imzasıyla Meclis’e sunuldu. "Eksikliklere rağmen önemli bir aşama" Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Meclis’e sunulan çerçeve yasayı değerlendirdi. Kartal, bianet’e yaptığı açıklamada yasal düzenlemeyi "eksikliklerine rağmen süreç açısından önemli bir aşama" olarak nitelendirdi. Yasayı tarihi bir fırsat olarak gördüklerini belirten Kartal, düzenlemenin devletin çekincelerini ve kamuoyu hassasiyetlerini yansıttığını ifade etmekle birlikte, sürece yapıcı yaklaştıklarını vurguladı. "Devlet korkularını yenememiş" Çerçeve yasanın eksikliklerine dikkat çeken Remzi Kartal, beklentilerinin Kürtlerin haklarını tam anlamıyla tanıyan bir düzenleme olduğunu belirterek şunları söyledi: "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor." "100 yıllık sorunda demokratik zemin esas alınıyor" Sürecin tarihsel boyutuna değinen Kartal, Kürt sorununun yüzyıllık, PKK mücadelesinin ise yarım asırlık bir geçmişi olduğunu hatırlatarak, demokratik siyaset alanının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine işaret etti. Yasada yer alan süre şartlarına dair hukuki çekincelerini de dile getiren Kartal, itiraz sürelerinin daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini savundu: "Yasaya ayrıca bir esneklik de konulmuş. 5 ve 15 yıllık süreler için 2 yıldan sonra, 20 yıllık cezalar için ise 3 yıldan sonra itiraz başvurusu yapılabileceği belirtilmiş. Yani 15 yıl yerine 2 yıl, 20 yıl yerine 3 yıl sonunda yapılacak başvurularla sonuç alınabilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz." "Gelişler ve koordinasyon Öcalan üzerinden yürütülmeli" Yurt dışından ve dağdan dönüşlerin takvimi ve koordinasyonuyla ilgili de konuşan Kartal, sürecin ana muhatabının Abdullah Öcalan olduğunu söyledi:  "Genel anlamda bu yasayı değerli buluyor ve yapıcı yaklaşıyoruz. Yurt dışından gelişler ancak Önder Apo’nun çağrısı ve koordinesiyle olacak. Dağdan gelişler de buna göre şekillenecek. Genel koordinasyonun Önder Apo tarafından yürütülmesi gerekiyor; çünkü devletle müzakere eden ve Kürt tarafını temsil eden kendisidir."

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye’nin beklediği tarihî kanun teklifinin tam metni!

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifinin...

Çerçeve Yasa teklifine ilk imzayı Devlet Bahçeli attı

Süreç kapsamında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi adıyla 51...

DEM Parti MYK, ‘çerçeve yasa’ gündemiyle olağanüstü toplanıyor

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında TBMM'ye sunulması beklenen "çerçeve yasa" teklifini değerlendirmek üzere bugün olağanüstü toplanacak. Toplantıda, sürecin geldiği aşama, yasa teklifinin içeriği ve partinin izleyeceği yol haritası ele alınacak. DEM Parti MYK, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında bugün parti genel merkezinde bir araya gelecek. Normal şartlarda 12 Ağustos'ta yapılması planlanan MYK toplantısı, TBMM'de "çerçeve yasa" hazırlıklarında gelinen son aşama nedeniyle erkene alındı. Çerçeve yasa ve Meclis takvimi masada Toplantının ana gündemini, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan ve bu hafta TBMM Başkanlığı'na sunulması beklenen "çerçeve yasa" teklifi oluşturacak. MYK'da, süreçte gelinen son durumun yanı sıra teklifin Meclis'teki görüşülme takvimi, Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamaları değerlendirilecek. Ayrıca teklif kapsamında gündeme gelen denetimli serbestlik düzenlemeleri ile Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde yer alan "hak yoksunluğu" hükümlerine ilişkin tartışmalar ve DEM Parti'nin bu konulardaki yaklaşımı ele alınacak. Toplantıda, DEM Parti'nin 20 Eylül'de yapılması planlanan 5. Olağan Büyük Kongresi'ne yönelik hazırlıkların da görüşülmesi bekleniyor. AK Parti teklifi imzaya açtı Bilindiği gibi AK Parti, "çerçeve kanun" teklifini dün milletvekillerinin imzasına açtı. Milletvekillerinden teklifi bugün saat 17.00'ye kadar imzalamaları istendi. Teklif öncesinde AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, HÜDA PAR, DEM Parti ve MHP temsilcileriyle bir araya gelerek düzenlemenin içeriğine ilişkin bilgi verdi. Görüşmeye HÜDA PAR milletvekilleri Şehzade Demir ve Serkan Ramanlı, DEM Parti'den Öztürk Türkdoğan, Faik Özgür Erol, Meral Danış Beştaş ve Nevroz Uysal Aslan ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız katıldı. Son görüşmeler yapıldı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 3 Ağustos'ta AK Parti Grup Başkanvekili Efkan Ala, Grup Başkanı Abdullah Güler ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile "çerçeve yasa" taslağını değerlendirdi. Haberde, görüşmenin bir bölümüne DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar'ın da katıldığı, toplantılarda taslak metne ilişkin son değerlendirmelerin yapıldığı aktarıldı. Teklifin bu hafta Meclis'e sunulması bekleniyor Siyasi partilerle yürütülen temasların tamamlanmasının ardından teklifin çarşamba günü TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor. Teklifin, Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerin ardından bu hafta Genel Kurul gündemine alınması hedefleniyor. Bu kapsamda bugün yapılacak Danışma Kurulu toplantısında siyasi partiler arasında uzlaşma zemini aranacağı belirtiliyor.

Öcalan: Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur

Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından açıklama yayınladı. Görüşmede Öcalan, yeni yasal süreci “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli” bir demokratikleşme adımı olarak nitelendirerek, “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar” dedi. Öcalan, “Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır” dedi. DEM Parti İmralı Heyeti, 2 Ağustos 2026 tarihinde İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile bir görüşmeye dair açıklama yayınladı. Açıklamada, Öcalan’ın önümüzdeki döneme dair tarihsel sorumluluklara vurgu yaptığı ve çözüm sürecine dair iyimser mesajlar verdiği görüldü. “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli” Öcalan, Meclis gündeminde olan yasal düzenlemeyi “tarihsel bir dönüm noktası” olarak tanımladı. Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki emeğe atıfta bulunan Öcalan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız. Cumhuriyet’in kuruluşunda nasıl bir fedakarlık yapıldıysa, şimdi de Demokratik Cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor.” Atılacak adımların sadece Kürtleri değil, Türkiye’nin tamamını ve bölgeyi etkileyeceğini belirten Öcalan, sürecin ekonomik ve hukuki kazanımlarına dikkat çekti. Mesajında, “Bu adım, demokratik hukukun gelişmesinin ve ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir” ifadelerini kullandı. “Anahtar Yasadır” Görüşmede siyaset kurumuna büyük sorumluluk düştüğünü hatırlatan Öcalan, sürecin başarıya ulaşması için toplumun örgütlü gücüne ve doğru anlamlandırmaya ihtiyaç olduğunu belirtti. Sürece dair yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır.” Açıklamada, görüşmenin içeriğinin önümüzdeki dönemin yol haritası açısından kritik önemde olduğu belirtildi. Heyet, Öcalan’ın barış ve demokratikleşme konusundaki kararlılığının altını çizerek, kamuoyunu süreci sahiplenmeye davet etti. Açıklamanın tam metni şöyle: “Basına ve Kamuoyuna, DEM Parti İmralı Heyeti olarak Sayın Abdullah Öcalan ile 2 Ağustos 2026 tarihinde bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede Sayın Öcalan, içinde bulunduğumuz sürece, yürütülen çalışmalara ve önümüzdeki dönemin tarihsel sorumluluklarına ilişkin değerlendirmelerini paylaşmış; kamuoyuna iletilmesini istediği mesajları heyetimize aktarmıştır. Sayın Öcalan’ın mesajları şöyledir: “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar. “Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız. “Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde nasıl büyük bir emek ve fedakârlık ortaya konulduysa, şimdi de demokratik cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor. “Bu yalnızca Kürtlerin veya bir kesimin değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ihtiyacıdır. Atılacak adım, ülkenin ve bölgenin kaderini etkileyecek; demokratik hukukun gelişmesinin, ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir. “Toplumun örgütlülüğüyle tarihsel bir çıkış yapacağız. Bu adımın barışa ve ekonomiye devasa katkısı olacaktır. “Henüz her şey çözülmüş değildir. Ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Önemli olan bu adımın doğru anlaşılması ve herkesin sürecin başarısı için sorumluluk üstlenmesidir. “Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır.”

Kurtulmuş: Çerçeve yasa teklifi gelecek hafta partilerin ortak imzasıyla TBMM’ye gelecek

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, iktidarın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği çözüm süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa teklifinin gelecek hafta partilerin ortak teklifi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulacağını açıkladı. Barış sürecine ilişkin yasal düzenlemeye ilişkin çalışmalar sürerken, gözler Meclis'e çevrildi. Kurtulmuş, yasa teklifinin gelecek hafta TBMM gündemine geleceğini belirterek, "Yasa teklifi, inşallah önümüzdeki hafta partilerin ortak bir teklifi olarak TBMM'ye gelecek" dedi. Hedef, Meclis tatile girmeden yasalaştırmak Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin düzenleme, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında da ele alındı. Erdoğan'ın toplantıda, "Meclis kapanmadan süreci tamamlayalım" mesajını verdiği öğrenildi. Bu kapsamda yasa teklifinin TBMM'nin tatile girmesinden önce Genel Kurul'da görüşülerek yasalaştırılması planlanıyor. Çerçeve yasada neler yer alacak? Hazırlanan düzenlemeyle, örgütten ayrılanların dönüş sürecine ilişkin hukuki çerçevenin belirlenmesi öngörülüyor. Düzenlemenin geçici ve müstakil bir yasa niteliğinde olacağı, genel af veya kişiye özel af kapsamında değerlendirilmeyeceği belirtiliyor. Yasanın yürürlüğe girebilmesi için ise örgütün tamamen silah bıraktığının tespit ve teyit edilmesine yönelik bir mekanizmanın oluşturulması öngörülüyor. "Geçici ve müstakil bir yasa olacak" Numan Kurtulmuş daha önce yaptığı değerlendirmede, düzenlemenin temel ilkelerine ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı: "Ortak anlayışın gündeme getirilmesine çalışıyoruz. Komisyon raporumuzun 6'ncı bölümünde yer alan münfesih örgütün bundan sonra nasıl hareket edeceğine ilişkin yasal çerçeve korunacaktır. Yani bu geçici ve müstakil bir yasa olacaktır." Kurtulmuş ayrıca, düzenlemenin örgütün silah bıraktığının tespiti ve teyidine ilişkin bir mekanizma içereceğini vurgulayarak, bunun genel af ya da kişiye özel af niteliğinde olmayacağını ifade etmişti.