3 Ekim 2026
18.3 C
İstanbul

Hakan Fidan: Netanyahu barış konusunda güvenilmez

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun savaşı tekrar dayatma ihtimaline karşı uluslararası toplumun teyakkuzda olduğunu belirterek, “Gazze’nin yeniden imarı ve yönetimi zaten Filistinliler tarafından yönetilmeli, emniyet güçleri Filistinliler tarafından olmalı ve bunda hiçbir tereddüt olmamalı, yok da.” dedi.

Fidan, Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen Gazze konulu toplantının ardından basın mensuplarına demeç verdi.

Dün Mısır’da Gazze için sağlanan ve yürürlüğe girmesi beklenen ateşkes anlaşmasına ilişkin Fidan, “Dün çok önemliydi. İki senedir devam eden Gazze’deki soykırımın durması için bir umut ortaya çıktı. Türkiye en başından beri Cumhurbaşkanı’mızın (Recep Tayyip Erdoğan) önderliğinde gerçekten muazzam bir uluslararası çaba ortaya koydu.” dedi.

İslam dünyasıyla ve diğer ortaklarla beraber çalışma çabalarını yoğunlaştırma ve koordine etme sistemini, kültürünü daha da geliştirdiklerini ifade eden Fidan, uluslararası toplumu da bu işe dahil olacak şekilde mobilize etmeye çalıştıklarını söyledi.

Fidan, “Sivil toplum örgütleri, devlet kurumları hepimiz elimizden geleni çok yaptık ve bugün bu neticeyi hep beraber aldığımız için açıkçası gerçekten mutluyuz. Akan kanın durması, Filistinli kardeşlerimizin artık çektiği ıstırabın sona ermesi için bir umut var.” ifadelerini kullandı.

Bu aşamadan sonra bekleyen birkaç tane önemli husus olduğuna dikkati çeken Fidan, şu anda üzerinde mutabık kalınan konunun birinci aşama uygulama planı olduğunu belirtti.

Fidan, burada 4 hedef olduğunu belirterek, “Bunlar ateşkesin sağlanması, rehinelerin ve tutukların serbest bırakılması, insani yardımların kesintisiz bir an önce başlaması ve İsrail birliklerinin belli çizgilere çekilmesi. Bunlar ilk aşamada şu anda mutabık kalınan uygulama planının parçaları. Bunların da büyük bir titizlikle takip edilmesi gerekiyor. Burada mutabakat metninde yer alan ilgili madde gereğince Türkiye de bu uygulamada yer alacak.” diye konuştu.

“Gerçekten burada bugün önemli kararlara esas teşkil edecek ciddi sonuçlara ulaşıldı”

Bugünkü toplantı hakkında bilgi veren Bakan Fidan, Türkiye’nin de mensubu olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Arap Birliğinden oluşan 7 ülkenin dışişleri bakanları ve Avrupa Birliği’nden (AB) mevkidaşlarının masa etrafında olduğunu belirtti.

Fidan, “Hep beraber dünkü anlaşmanın neticelerini ve nasıl uygulanacağını, özellikle Gazze’nin ekonomik olarak, yeniden yapılanma olarak, idari olarak tekrar ayağa kaldırılması yönünde Avrupalılar ve uluslararası toplumun geri kalanı nasıl rol oynayabilir, onlar üzerinde çok ayrıntılı duruldu. Gerçekten burada bugün önemli kararlara esas teşkil edecek ciddi sonuçlara ulaşıldı. Özellikle Avrupalı bakanlar kendi başkentlerine, siyasi liderlerine buradan bizlerin gözlemleriyle çok ciddi neticeler götürecek diye düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

İki devletli çözümün problemin çözülmesinde ana rol oynadığının herkes tarafından kabul edilmesinin güzel olduğunu vurgulayan Fidan, “Biz Türkiye olarak şunu söyledik. Eğer Gazze’nin yeniden inşası ve planların hayata geçirilmesi Gazze’yi 7 Ekim 2023 öncesi şartlara götürecekse o zaman yine biz başka bir savaşla ileride karşılaşacağız demektir. Çünkü 7 Ekim’den önce biliyorsunuz Gazze bir açık hava cezaevi gibiydi.” şeklinde konuştu.

Fidan, Gazze’nin o dönemde serbest ticaretin ve ekonominin olmadığı, her şeyin İsrail tarafından denetlemeye ve kısıtlamaya tabi tutulduğu bir yer olduğuna işaret ederek, “Burada tabii ki insanlar bir noktadan sonra patlarlar, ben bunun altını bu toplantıda çizdim. Hangi çözümü ateşkesten sonra bulacaksak bulalım Gazze’nin yeniden imarı ve yönetimi zaten Filistinliler tarafından yönetilmeli, emniyet güçleri Filistinliler tarafından olmalı ve bunda hiçbir tereddüt olmamalı, yok da.” ifadelerini kullandı.

Ekonomik şartların hayata geçmesi için 7 Ekim 2023 öncesi şartların olmaması gerektiğini vurgulayan Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan görev gücüne ilişkin de konuştu.

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da sözünü ettiği görev gücünün kabul edilen planın uygulamasıyla alakalı bir madde olduğunu belirterek, “Orada özellikle işte bu mutabık kalınan hususları takibinde, kolaylaştırıcı rol uygulamasında özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Mısır, Türkiye ve Katar’dan müteşekkil bir ekibin yer alacağı özellikle her iki taraf Filistin tarafı ve İsrail tarafıyla konuları görüşecek.” dedi.

Bu ülkelerin arabulucu ülkeler olduğuna da dikkati çeken Fidan, arabulucu ekibin aynı zamanda anlaşmanın ilgili maddelerinin uygulanmasında kendine düşen görevleri yapacağını, şu anda önceden tanımlanmış görevler olmadığını söyledi.

Fidan, anlaşma hayata geçtikçe muhakkak ortaya sorunlar çıkacağına işaret ederek, bu sorunlara pratik cevaplar bulunması için bu ekibin zamanı geldikçe devreye gireceğini belirtti.

Filistin meselesinde Türkiye’nin yerine ilişkin soruya yanıt veren Fidan, sözlerine şöyle devam etti:

“Filistin meselesi birkaç açıdan bizim için önemli. Mescid-i Aksa’nın olması manevi açıdan bizim için fevkalade önemli. Filistinli kardeşlerimizle bizim tarihi bağlarımız, kültürel bağlarımız, inanç bağlarımız fevkalade önemli. En önemlisi inançtan, etnisiteden bağımsız olarak insanın insana yaptığı zulme karşı Türkiye’nin, milletimizin vicdani karşı duruşu. Bütün bunların hepsini harmanladığınız zaman Türkiye burada tarihe karşı, halkına karşı ve hakka karşı sorumluluklarını yerine getirmek zorunda.”

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde kendilerinin de yaptıklarının bu olduğunu belirterek, Türkiye’nin hakkını yememek gerektiğini, diğer ülkelerle beraber gerçekten elinden geleni yaptığını ve önemli ve yapıcı bir rol oynadığını kaydetti.

Bakan Fidan, geliştirdikleri işbirliği anlayışının ve modalitelerinin İslam dünyasının ve bölgenin diğer sorunlarını çözmede de yeni bir ruh ve mekanizma oluşturacağına inandığını dile getirdi.

Bunun için erken emareleri de gördüklerine işaret eden Fidan, bazı fikir ve düşüncelerin olabileceğini ancak bunların hayata geçmesinin önemli olduğunu vurguladı.

“Türkiye’nin ortaya koyduğu yeni ruh büyük rol oynayacak”

Fidan, şu anda bazı konuların aslında İslam dünyasındaki aktörler tarafından anlaşıldığına değinerek, “Biz bir araya gelirsek bir şeyleri yapabiliyoruz bakın, aslında bazı şeyler bizim kaderimiz değil. Sadece daha fazla iradeye, daha fazla çabaya, daha fazla profesyonelliğe ihtiyaç var ve daha fazla bağımsız düşünmeye ihtiyaç var. Bunu görebiliyor olmaktan açıkçası mutluyuz. Ben sadece Filistin meselesinin çözülmesiyle değil, daha farklı bölgesel sorunların çözülmesinde de Türkiye’nin ortaya koyduğu bu yeni ruhun büyük rol oynayacağına inanıyorum.” diye konuştu.

“Netanyahu barış konusunda güvenilmez”

Gazze’deki ateşkese yönelik sağlanan mutabakatın ardından muazzam bir umut alanı doğduğuna dikkati çeken Fidan, şunları kaydetti:

“Fakat her zaman için ortada bir sorun alanı çıkabileceğini unutmamak lazım. Burada şu ana kadar Netanyahu’nun bir sicili var ve belli konularda ne kadar güvenilmez olduğunu özellikle barış konusunda biliyoruz. İsrail’in savaşı tekrar dayatma gibi bir durumu olabilir. Buna karşı uluslararası toplum şu anda teyakkuzda. Zaten rehineler meselesi çözüldükten sonra da burada İsrail’in artık kendi meşruiyeti için kullanabileceği hiçbir argüman da yok.”

Fidan, belli sorunların uygulamada çıkacağının öngörülmesi gerektiğinin altını çizerek, bunun işin doğasında yer aldığını ve bu nedenle karamsarlığa düşülmemesi gerektiğini dile getirdi.

Bakan Fidan, profesyonel ve koordineli şekilde çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

Son Haberler

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.