1 Ekim 2026
20.4 C
İstanbul

‘Genç, öfkeli ve işgal karşıtı’ yeni Filistinli milis gücü

Bu yılın başından itibaren işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te İsrail güçleri ile Filistinliler arasında artan gerilim ve şiddetin arasında Filistinli bir milis grubu ön plana çıkmaya başladı: Bu grubun ismi Aslanlar Yuvası.

Batı Şeria’nın kuzeyindeki eski Nablus şehrinde ortaya çıkan bu yeni grup son dönemde İsrail askerlerine ve yerleşimcilere yönelik bir dizi saldırı düzenledi.

Grubun üyeleri ve destekçileri çoğunlukla genç Filistinlilerden oluşuyor ve bu gençler son yıllarda Filistin siyasetini şekillendiren geleneksel tutumlardan uzaklaştıklarını iddia ediyor.

Peki Aslanlar Yuvası kimlerden oluşuyor ve neden önemliler?

Filistinli militanlar, 23 Ekim 2022'de işgal altındaki Batı Şeria'daki Nablus şehrinde Tamer el-Kilani'nin cenaze töreni sırasında havaya ateş açtı

KAYNAK,AFP

Filistinli militanlar, 23 Ekim 2022’de işgal altındaki Batı Şeria’daki Nablus şehrinde Tamer el-Kilani’nin cenaze töreni sırasında havaya ateş açtı

‘Genç, hoşnutsuz Filistinliler’

“Aslanlar Yuvası’nı çoğunlukla 20’li yaşlarında öfkeli, hoşnutsuz Filistinliler oluşturuyor. Batı Şeria veya Gazze’de herhangi bir siyasi grubun parçası olmayan ve esasen İsrail işgaline karşı savaşmaya odaklanmış bir grup.”

Bu sözler Batı Şeria’nın Ramallah kentinde bulunan Horizon Siyasi Araştırmalar Merkezi Direktörü İbrahim Jibril Dalalsha’ya ait.

Ağırlıklı olarak Nablus şehrinde, özellikle El Yasmina mahallesinde faaliyet gösteren silahlı grup son birkaç ayda onlarca genç Filistinli erkeğin ilgisini çekmeyi başardı.

Uzmanlara göre, grubun mevcut herhangi bir siyasi grupla resmi bir bağı olmasa da, bazı üyelerin önceden çeşitli siyasi bağlantıları vardı.

ABD’nin Virginia eyaletinde bulunan Richmond Üniversitesi’nde siyaset bilimci Dana el Kurd, “Bazı üyeler daha önce İslami Cihat, El Aksa Şehitleri Tugayları, Hamas veya El Fetih gibi belirli gruplarla bağlantılı olsa da Aslanlar Yuvası partizan bir grup değil ve tek bir milis için çalışıyorlar” diyor.

Nasıl başladı?

İsrail güçleri tarafından öldürülen Filistinli gençlerden birinin annesi
İsrail güçleri tarafından öldürülen Filistinli gençlerden birinin annesi

Aslanlar Yuvası grubuna ilk olarak Şubat 2022’de Nablus Taburu ismi verilmişti.

O zaman en fazla 10 üyesi vardı.

Grup, ismi için Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin mülteci kampında kurulan Cenin Taburu adlı askeri gruptan ilham almıştı.

Ağustos 2022’de, üst düzey bir asker olan İbrahim el-Nablusi, diğer iki askerle birlikte İsrail birlikleri tarafından Nablus’ta bir eve yapılan baskın sırasında öldürüldü.

El-Nablusi’nin öldürülmesinden sonra grubun giderek büyüdüğü söyleniyor.

Aslanlar Yuvası yeni haliyle ilk olarak geçtiğimiz yaz döneminde, İsrail güçleri tarafından öldürülen askerler için Nablus’ta düzenlenen bir anma törenine katıldı.

2023’ün başında grubun üyelerinden birkaç tanesi, İsrail hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçlanarak İsrail ordusu tarafından gözaltına alındı, bazıları da öldürüldü.

Askerlerin fotoğrafları ve videoları başta TikTok olmak üzere tüm sosyal medya platformlarında paylaşılmaya başlandı.

Birkaç hafta sonra da onlarca maskeli silahlı asker, Nablus’un ara sokaklarında geçit töreni yaptı.

Bu gelişmeler Filistinli yetkililer ve İsrail güvenlik güçleri için endişe vericiydi.

Dana el Kurd, “İsrail’in cezasız kalması, bölgede artan baskı ve yerleşim faaliyetleri, uluslararası ve bölgesel tepkinin azalması, devam eden siyasi ve ekonomik durgunluk gibi etkenler bu grubun oluşmasına neden oldu” diyor.

Grup ne kadar destekleniyor?

Dana el Kurd’a göre grup, “statükoyu ve Fetih ile Hamas örgütlerinin temsil ettiği eski ikili siyaseti reddeden” genç Filistinlileri çekmeyi başardı ve grubun Filistinliler arasında önemli bir desteği olduğuna dair bazı işaretler var.

Filistin Politika ve Anket Araştırma Merkezi’nin Aralık ayında Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde yaşayanlarla yaptığı bir ankete göre, insanların yüzde 70’ten fazlası Aslanlar Yuvası gibi bağımsız silahlı grupların kurulmasını destekliyor.

Gözlemcilere göre giderek yaşlanan Filistin yönetimi, genç Filistinlilerin bu yeni kurulan silahlı direniş grubuna ilgi duymasının nedenlerinden biri.

Bu grupların pek çok üyesi kendilerini Filistin yönetiminden uzaklaştırıyor.

İbrahim Dalalsha, “Filistin yönetiminin siyasi olarak iflas etmiş olduğuna ve siyasi bağımsızlığını barışçıl yollarla elde edemeyeceğine inanılıyor” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Bu nedenle, çatışmaya çözüm getirecek şeyin direniş içinde savaşmak olduğu düşünülüyor.”

Grup aynı zamanda sosyal medya platformlarında da popüler.

Yüzlerce Filistinli, 130 binden fazla takipçisi olan Aslanlar Yuvası’nın Telegram kanalı aracılığıyla gönderilen dayanışma çağrısına yanıt verdi.

Takipçilerden İsrail hedeflerine saldıran militanlarla dayanışma içinde olmaları için çatılara çıkmaları ve ‘tekbir’ diye bağırmaları istendi.

Batı Şeria ve işgal altındaki Doğu Kudüs’teki tüm vilayetlerde, genç Filistinliler “Yuva yenilmez” sloganları attı.

Grubun bir üyesinin cenazesinde havaya silahla ateş edildi
Grubun bir üyesinin cenazesinde havaya silahla ateş edildi

Filistin yönetimi ile ilişkileri nasıl?

Filistin Otoritesi (PA), İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) arasındaki Oslo Anlaşmaları barış anlaşmasının bir parçası olarak kurulan Batı Şeria’nın Filistin özerk bölgelerinin yönetim organı.

Filistin’in kasabaları ve köyleri çoğunlukla El Fetih örgütünün hakim olduğu Filistin Yönetimi tarafından yönetiliyor.

Hamas örgütü ise Gazze Şeridi’nin kontrolünü elinde tutuyor ve Batı Şeria’da daha az öne çıkıyor.

Ortaya çıkan yeni silahlı gruplarla birlikte savaşan birçok genç Filistinli, 1993’te Oslo Anlaşmaları imzalandığında doğmamıştı bile.

İbrahim Dalalsha, “Filistin Yönetimi’nin ve iktidardaki El Fetih partisinin ana akım liderliği, pek çok nedenden dolayı gruptan memnun değil” diyor.

Nablus'un Eski Kent bölgesindeki bir pazarda, Aslanar Yuvası'na düzenlenen baskının ardından çatışma çıktı
Nablus’un Eski Kent bölgesindeki bir pazarda, Aslanar Yuvası’na düzenlenen baskının ardından çatışma çıktı

Dalalsha sözlerine şöyle devam ediyor: “Bence grubu zorla dağıtmak yerine grupla işbirliği yapmaya çalışmak için stratejik bir karar alındı.”

Bazı özel kaynaklar, Filistin Otoritesi’nin grubu silahlı militarizmi terk etmeye ve Filistin güvenlik servislerine katılmaya ikna etmeye çalıştığını söylüyor.

Bazı üyeleri ikna etmekte başarılı olsalar da grubun liderleri silahlarını teslim etmeyi reddediyor ve sonuna kadar savaşmaya devam edeceklerinde ısrar ediyor.

Nablus'ta Aslanların Yuvası'ndan gelen silahlı Filistinlilerin saklandığı sığınaktan bir görüntü
Nablus’ta Aslanların Yuvası’ndan gelen silahlı Filistinlilerin saklandığı sığınaktan bir görüntü

İsrail’in tutumu ne?

İsrail, Aslanlar Yuvası’nı bir “terör örgütü” olarak nitelendiriyor.

Grubun Telegram kanalında yapılan bir paylaşıma göre Şubat ayında İsrail güvenlik güçleri Nablus’a girerek 6 tanesi Aslanlar Yuvası üyesi olmak üzere 11 Filistinliyi öldürdü.

Dört saatlik baskının ardından İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Filistinli silahlı kişiler tarafından kuvvetlere ateş açılmasının ardından operasyonunu “yükselttiğini” söyledi.

IDF sözcüsü Yarbay Richard Hecht, “Tehdidi gördük ve içeri girip işi bitirmek zorunda kaldık” diye konuştu.

İsrail geçtiğimiz günlerde Nablus ve doğu Kudüs çevresindeki bazı bölgeleri kum barikatlar ve beton bloklarla kapattı.

Dana el Kurd, “İsrail’in tepkisi oldukça sert oldu ama Aslanlar Yuvası etkili olmaya devam edecek ve onlara katılmak isteyenler veya onları taklit edenler olabilir” diyor.

İbrahim Dalalsha ise grubun Filistin’de siyaset üzerinde etkisi olacağını düşünüyor:

“Grubun temel hedefleri olan kurtuluş ve işgale son verme konusunda galip gelmeleri kolay değil. Ancak varlıklarının ve faaliyetlerinin Filistin Yönetimi ve İsrail için pek çok aksamaya ve zorluğa neden olduğunu düşünüyorum.”

Kaynak- BBC Türkçe

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...