8 Ağustos 2026
26.6 C
İstanbul

Gazze’de Hamas karşıtı Filistinli eylemci maskeli grup tarafından dövüldü

Gazze’deki sağlık bakanlığna göre İsrail’in 7 Ekim’deki Hamas saldırılarının ardından bölgede düzenlediği saldırılarda 50’si son 24 saatte olmak üzere 38.249 kişi öldü.

Abid, silah ve palalar taşıyan beş kişilik bir grup tarafından evinin önünden kaçırıldığını anlattı.

Abid, yarı yıkılmış bir eve götürüldüğünü, dövüldüğünü ve kendisine “İsrail ajanı” ve “hain” denildiğini anlattı.

Abid, saldırgan grubun liderinin de parmaklarını kıracaklarını ve böylece Hamas ve “7 Ekim’deki kahramanlıklara” karşı yazılar yazamayacağını söylediğini belirtti.

Yoldan geçenlerin müdahale etmek istemesi üzerine, Hamas güvenlik güçlerinden olduklarını söyleyerek havaya ateş açtıklarını belirtti. Abid daha sonra saldırganların gittiğini ve yoldan geçenlerin kendisini hastaneye götürdüğünü ifade etti.

Gazze’de tanınmış bir isim olan Abid, savaştan önce de Hamas karşıtı açıklamaları nedeniyle birçok kez gözaltına alınmıştı.

Abid, Pazartesi günü de Facebook hesabında Hamas’a yönelik uzun bir eleştiri metni yayımladı ve örgütü “Filistin halkını bölmek ve Filistin devleti hayalini suya düşürmekle” suçladı.

Abid geçen hafta da BBC’ye yaptığı açıklamada “Hamas’ın Gazze sınırları dışında, klimalı, rahat evlerinde, evlerini çocuklarını, geleceklerini ve bir bacaklarını kaybetmemiş olanlardan büyük destek aldığını” söylemişti.

Batı Şeria’yı yöneten, Hamas’ın siyasi rakibi El Feth de Amid Abid’e yapılan saldırı kınadı.

Son Haberler

Rojin Kabaiş’in babasını tehdit ettikleri öne sürülen kişilere operasyon

Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda, çocuklarını kaybeden aileleri dijital platformlar üzerinden tehdit ve şantajla hedef aldığı öne sürülen 10 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 2'si tutuklandı. Gözaltına alınanlar arasında Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş'i de tehdit ettikleri iddia edilen kişilerin bulunduğu belirtildi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, dijital platformlarda "C47" ve "C99" kod adlarını kullanan bir grubun faaliyetlerine ilişkin çalışma başlattı. Yürütülen soruşturmada, şüphelilerin yasa dışı sorgu panellerini kullandıkları, kapalı gruplar üzerinden siber zorbalık, tehdit, şantaj ve taciz faaliyetlerinde bulundukları öne sürüldü. Çocuklarını kaybeden ailelerin hedef alındığı iddiası Soruşturmada, kamuoyunda geniş yankı uyandıran olaylarda yaşamını yitiren Rojin Kabaiş, Hiranur Nilgün Aygar ve Kıvanç Uman'ın ailelerinin de grubun hedef aldığı kişiler arasında bulunduğu tespit edildi. Şüphelilerin, yabancı telefon numaraları ile yasa dışı sorgu sistemlerinden elde edilen kişisel bilgileri kullanarak ailelere tehdit ve şantaj içerikli mesajlar gönderdiği iddia edildi. 8 ilde eş zamanlı operasyon Soruşturma kapsamında şüpheliler hakkında "tehdit", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme" ve "devletin güvenliğine ilişkin belgeleri hile ile çalma" suçlamalarıyla işlem başlatıldı. Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 10 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 2'si tutuklanırken, diğer şüpheliler hakkında adli kontrol uygulanmasına veya serbest bırakılmalarına karar verildi.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Feti Yıldız’dan IRA ve FARC örnekleri üzerinden dikkat çekici ‘çerçeve yasa’ açıklaması

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, çerçeve yasaya ilişkin yaptığı açıklamada IRA ve FARC örneklerini vererek, "Geçiş dönemi düzenlemeleri, uzun süreli şiddet içeren çatışma süreçlerinin ardından toplumlarda barışı, mağdur haklarını ve siyasi uzlaşıyı tesis etmeyi amaçlayan bir dizi mekanizmalar bütünüdür. Bu mekanizmalar; suç itirafı, mağdur tazminatı ve sınırlı serbest bırakma gibi adımlarla kurumsal uzlaşmayı destekler" dedi. MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, çerçeve yasaya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Açıklamasında dünyadan örnekler de veren Yıldız, şunları kaydetti: "Terörsüz Türkiye süreci, milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürümektedir. Yapılacak idari ve yasal düzenlemeler kalıcı sonuç üreterek; kardeşlik, birlik ve bütünleşme temellinde, 'Türkiye Modeli'nin en kıymetli kazanımı olan iç huzur, sağlam zeminler üzerinde yükselecektir. Geçiş dönemi düzenlemeleri, uzun süreli şiddet içeren çatışma süreçlerinin ardından toplumlarda barışı, mağdur haklarını ve siyasi uzlaşıyı tesis etmeyi amaçlayan bir dizi mekanizmalar bütünüdür. Bu mekanizmalar; suç itirafı, mağdur tazminatı ve sınırlı serbest bırakma gibi adımlarla kurumsal uzlaşmayı destekler. Burada amaç, hem suçun sorumluluğunun üstlenilmesini hem de toplumsal hafızanın onarılmasını sağlamaktır. "IRA mensupları erken salıverildi" Dünyada iki önemli örnek bulunmaktadır. Bu örneklerden biri Birleşik Krallık. 1998 'Hayırlı Cuma Anlaşması' çerçevesinde kurulan süreçte, Birleşik Krallık’tan ayrılarak Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti’ne katılmasını hedefleyen silahlı örgüt IRA’nın silah bırakmasının ardından yaklaşık 400 siyasi mahkum, Northern Ireland Act 1998 kapsamında erken salıverilmesidir. Yasal düzenlemeler toplumsal barışa katkı sunacak davranış değişikliğinin bir parçası olarak tasarlanmıştı. "FARC üyeleri için denetimli serbestlik"  Benzer bir model, Kolombiya’nın FARC ile yürüttüğü süreçte görüldü. 2016’da imzalanan barış anlaşmasıyla, Kolombiya’daki sosyal eşitsizlik ve devlet politikalarına karşı Marksist-Leninist çizgide kurulan silahlı isyancı grup FARC’ın büyük çoğunluğu silah bırakmıştı. Bu sistemde, suç işlediğini itiraf eden eski FARC mensupları için hapis cezası yerine genellikle 5–8 yıl denetimli serbestlik öngörüldü. Ancak daha ağır suçlar için sınırlı hapis cezaları uygulandı."

Trump, İran’la anlaşmanın ‘yakında’ sağlanabileceğini söyledi

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la devam eden müzakerelerin iyi gittiğini ve yakında bir anlaşmanın sağlanabileceğini belirtti. ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te düzenlediği bir Başkanlık Kararnamesi imza töreninin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İran'la müzakerelerin iyi şekilde devam ettiğini anlatan Trump, net ifadeler kullanmaktan kaçınsa da anlaşmaya yakın oldukları mesajını verdi. ABD Başkanı, "Savaş biter bitmez benzin fiyatları düşecek ki bence çok yakında bitecek. (İran'ın) Daha fazla dayanabileceklerini sanmıyorum." değerlendirmesini yaptı. Müzakereleri yakından takip ettiğini ve kendisinin de dahil olduğunu aktaran Trump, anlaşmanın ne zaman imzalanacağı sorusuna, "Bence işler çok iyi gidiyor. Müzakerelerde ben de yer alıyorum. Bence gayet iyi gidiyoruz. (Anlaşma) Yakında gerçekleşebilir." yanıtını verdi. Trump, müzakerelerin, Hürmüz Boğazı ile ilgili kısmında, İran'la anlaşmanın tamamlanmaya yakın olduğu yönündeki haberleri de değerlendirerek, bu konuda Tahran'la tam olarak anlaştıklarını henüz söyleyemeyeceğini ancak sürecin devam ettiğini dile getirdi. Abluka yoluyla boğazı ABD'nin kontrol ettiğini savunan Trump, yine de İran'ın boğazdan geçen gemilere ateş açabileceğini ya da deniz mayınlarının tankerlere çarpabileceğini söyledi. Trump'tan Rusya ve Ukrayna'ya mesaj ABD Başkanı, Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda da güncel durumu değerlendirerek, Joe Biden yönetiminin, Ukrayna'ya zamanında çok fazla silah ve mühimmat verdiğini savundu. ABD olarak sadece Ukrayna'ya değil birçok ülkeye çok fazla silah ve mühimmat gönderdiklerini anlatan Trump, ihtiyaç duymaları halinde bunların bazılarını geri alabileceklerini belirtti. Trump, İran'la ilgili ihtiyaç duydukları mühimmatlar konusunda bir sıkıntı yaşamadıklarını savunarak, bu stokları günlük olarak tedarik edip yerine koyduklarını kaydetti.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

Fidan-Şeybani zirvesinden ortak tavır: Irak ve Lübnan’da silahlar devletin elinde toplanmalı

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Irak ve Lübnan'da silahların devletin resmi kurumlarının denetiminde toplanmasına yönelik adımları desteklediklerini belirterek, bunun bölgesel istikrar için temel bir gereklilik olduğunu söyledi.   Şeybani, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında, Şam ve Ankara'nın, Irak ve Lübnan'ın egemenliklerini güçlendirme çabalarına destek konusunda mutabık kaldıklarını ifade etti. Irak ve Lübnan'da silahların devlet denetimine alınmasının önemine işaret eden Şeybani, "Irak ve Lübnan'daki kardeşlerimizin devlet egemenliğini güçlendirmek ve silahları ulusal kurumların elinde toplamak adına attıkları adımları destekleme konusunda anlaştık. Bu, bölgedeki istikrarsızlığa son verecek temel bir adımdır" dedi. "Silahların devlet denetimine alınması istikrarın temelidir" Bölgede istikrarın sağlanmasının, devlet otoritesi dışında faaliyet gösteren silahlı yapıların ortadan kaldırılmasına bağlı olduğunu vurgulayan Şeybani, "Bölgenin istikrarlı bir zemine doğru ilerlediğine inanıyoruz. Bunun temeli, meşru ve yasal çerçevenin dışındaki her türlü silahlı oluşuma son verilmesidir" ifadelerini kullandı. Suriye'nin silahların devlet denetimine alınması konusunda önemli mesafe katettiğini belirten Şeybani, bu tecrübeyi komşu ülkeler için "gerçekçi bir model" olarak nitelendirdi. Körfez güvenliğine vurgu Körfez ülkelerine yönelik saldırıları da kınayan Şeybani, "Körfez güvenliğinin korunması ve çatışmalardan uzak tutulması en üst düzeyde bir ihtiyaçtır" dedi. "Sınırlarımız silahlı milislerin tehdidi altında" Suriye'nin karşı karşıya olduğu güvenlik tehditlerine de değinen Şeybani, "Suriye, komşu ülke sınırlarını kullanan ve devlet kontrolü dışında silah taşıyan silahlı milislerin tehdidinden muzdariptir." değerlendirmesinde bulundu. Şeybani, Suriye'nin güvenlik ve askeri kurumlarının bu tehditlerle kararlılıkla mücadele ettiğini belirterek, "Tüm sınırlarımızda insani ve teknik kapasitemizi artırmak için çalışıyoruz. Milli güvenliğimizi ve halkımızın selametini korumak için komşularımızla koordinasyon içindeyiz" ifadelerini kullandı.

Irak’ta silahlı gruplara son tarih: 30 Eylül’den sonra Terör Yasası uygulanacak

Irak'ta iktidarın en büyük siyasi oluşumu olan Devleti Yönetme İttifakı, devlet kontrolü dışındaki silahlı gruplara yönelik kritik kararlar aldı. İttifak, silahların yalnızca devletin elinde bulunması gerektiğini vurgulayarak, 30 Eylül 2026'ya kadar silahlarını teslim etmeyen gruplara bu tarihten sonra Terörle Mücadele Yasası kapsamında işlem yapılacağını açıkladı. Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi'nin başkanlığında gerçekleştirilen Devleti Yönetme İttifakı'nın 37. toplantısına Krüdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, Parlamento Başkanı Heytbet Halbusi, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan ile ittifakı oluşturan siyasi parti ve grupların liderleri katıldı. Toplantının ardından Başbakanlık Basın Ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, ülkenin güvenliği ve devlet otoritesinin güçlendirilmesine yönelik alınan kararlar kamuoyuyla paylaşıldı. "Silah sadece devletin elinde olmalı" Açıklamada, hükümetin silahların devlet tekelinde toplanmasına yönelik adımlarına tam destek verildiği belirtilerek, "Irak topraklarının komşu ülkelere yönelik saldırılar için kullanılmasına ya da ülkenin halkın çıkarına hizmet etmeyen çatışmaların parçası haline getirilmesine izin verilmeyecek" ifadeleri kullanıldı. İttifak, devletin yetkisi dışında silahlı faaliyet yürüten kişi ve grupların "ülke güvenliğine karşı suç işleyen ve yasayı ihlal eden taraflar" olarak değerlendirileceğini bildirdi. 30 Eylül son tarih Devleti Yönetme İttifakı, silahlı gruplara silahlarını devlete teslim etmeleri için 30 Eylül 2026 tarihine kadar süre tanındığını açıkladı. Açıklamada, "30 Eylül 2026 tarihinden sonra resmi güvenlik kurumları dışında silah taşıyan veya silahlı faaliyet yürüten kişi ve gruplara Terörle Mücadele Yasası uygulanacaktır" denildi. Sınır güvenliği ve terörle mücadele gündemdeydi Toplantıda Irak güvenlik güçlerine yönelik son saldırılar da ele alındı. İttifak, güvenlik personelinin hayatını kaybettiği saldırıları kınarken, sınır güvenliğinin güçlendirilmesi, terör örgütleriyle mücadele ve uyuşturucu kaçakçılığının önlenmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Ekonomi ve hükümetin tamamlanması çağrısı Ekonomi başlığında ise petrol ihracat güzergâhlarının çeşitlendirilmesi, petrol dışı gelirlerin artırılması, yolsuzluk ve kaçakçılıkla mücadelenin sürdürülmesi konuları masaya yatırıldı. İttifak ayrıca hükümet kabinesindeki eksik bakanlıkların bir an önce tamamlanması çağrısında bulunarak, bakan adaylarının parlamentoya gönderilmesi ve onay sürecinin hızlandırılmasını istedi. Açıklamada, hükümetin hizmet programını eksiksiz hayata geçirebilmesi için kabinenin tamamlanmasının önem taşıdığı vurgulandı.

Türkiye Gündemi

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Kartal’dan çerçeve yasaya dair açıklama

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor” açıklamasında bulundu. “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin milletvekillerin imzasıyla Meclis’e sunuldu. "Eksikliklere rağmen önemli bir aşama" Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Meclis’e sunulan çerçeve yasayı değerlendirdi. Kartal, bianet’e yaptığı açıklamada yasal düzenlemeyi "eksikliklerine rağmen süreç açısından önemli bir aşama" olarak nitelendirdi. Yasayı tarihi bir fırsat olarak gördüklerini belirten Kartal, düzenlemenin devletin çekincelerini ve kamuoyu hassasiyetlerini yansıttığını ifade etmekle birlikte, sürece yapıcı yaklaştıklarını vurguladı. "Devlet korkularını yenememiş" Çerçeve yasanın eksikliklerine dikkat çeken Remzi Kartal, beklentilerinin Kürtlerin haklarını tam anlamıyla tanıyan bir düzenleme olduğunu belirterek şunları söyledi: "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor." "100 yıllık sorunda demokratik zemin esas alınıyor" Sürecin tarihsel boyutuna değinen Kartal, Kürt sorununun yüzyıllık, PKK mücadelesinin ise yarım asırlık bir geçmişi olduğunu hatırlatarak, demokratik siyaset alanının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine işaret etti. Yasada yer alan süre şartlarına dair hukuki çekincelerini de dile getiren Kartal, itiraz sürelerinin daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini savundu: "Yasaya ayrıca bir esneklik de konulmuş. 5 ve 15 yıllık süreler için 2 yıldan sonra, 20 yıllık cezalar için ise 3 yıldan sonra itiraz başvurusu yapılabileceği belirtilmiş. Yani 15 yıl yerine 2 yıl, 20 yıl yerine 3 yıl sonunda yapılacak başvurularla sonuç alınabilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz." "Gelişler ve koordinasyon Öcalan üzerinden yürütülmeli" Yurt dışından ve dağdan dönüşlerin takvimi ve koordinasyonuyla ilgili de konuşan Kartal, sürecin ana muhatabının Abdullah Öcalan olduğunu söyledi:  "Genel anlamda bu yasayı değerli buluyor ve yapıcı yaklaşıyoruz. Yurt dışından gelişler ancak Önder Apo’nun çağrısı ve koordinesiyle olacak. Dağdan gelişler de buna göre şekillenecek. Genel koordinasyonun Önder Apo tarafından yürütülmesi gerekiyor; çünkü devletle müzakere eden ve Kürt tarafını temsil eden kendisidir."

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye’nin beklediği tarihî kanun teklifinin tam metni!

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifinin...

Çerçeve Yasa teklifine ilk imzayı Devlet Bahçeli attı

Süreç kapsamında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi adıyla 51...

DEM Parti MYK, ‘çerçeve yasa’ gündemiyle olağanüstü toplanıyor

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında TBMM'ye sunulması beklenen "çerçeve yasa" teklifini değerlendirmek üzere bugün olağanüstü toplanacak. Toplantıda, sürecin geldiği aşama, yasa teklifinin içeriği ve partinin izleyeceği yol haritası ele alınacak. DEM Parti MYK, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında bugün parti genel merkezinde bir araya gelecek. Normal şartlarda 12 Ağustos'ta yapılması planlanan MYK toplantısı, TBMM'de "çerçeve yasa" hazırlıklarında gelinen son aşama nedeniyle erkene alındı. Çerçeve yasa ve Meclis takvimi masada Toplantının ana gündemini, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan ve bu hafta TBMM Başkanlığı'na sunulması beklenen "çerçeve yasa" teklifi oluşturacak. MYK'da, süreçte gelinen son durumun yanı sıra teklifin Meclis'teki görüşülme takvimi, Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamaları değerlendirilecek. Ayrıca teklif kapsamında gündeme gelen denetimli serbestlik düzenlemeleri ile Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde yer alan "hak yoksunluğu" hükümlerine ilişkin tartışmalar ve DEM Parti'nin bu konulardaki yaklaşımı ele alınacak. Toplantıda, DEM Parti'nin 20 Eylül'de yapılması planlanan 5. Olağan Büyük Kongresi'ne yönelik hazırlıkların da görüşülmesi bekleniyor. AK Parti teklifi imzaya açtı Bilindiği gibi AK Parti, "çerçeve kanun" teklifini dün milletvekillerinin imzasına açtı. Milletvekillerinden teklifi bugün saat 17.00'ye kadar imzalamaları istendi. Teklif öncesinde AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, HÜDA PAR, DEM Parti ve MHP temsilcileriyle bir araya gelerek düzenlemenin içeriğine ilişkin bilgi verdi. Görüşmeye HÜDA PAR milletvekilleri Şehzade Demir ve Serkan Ramanlı, DEM Parti'den Öztürk Türkdoğan, Faik Özgür Erol, Meral Danış Beştaş ve Nevroz Uysal Aslan ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız katıldı. Son görüşmeler yapıldı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 3 Ağustos'ta AK Parti Grup Başkanvekili Efkan Ala, Grup Başkanı Abdullah Güler ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile "çerçeve yasa" taslağını değerlendirdi. Haberde, görüşmenin bir bölümüne DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar'ın da katıldığı, toplantılarda taslak metne ilişkin son değerlendirmelerin yapıldığı aktarıldı. Teklifin bu hafta Meclis'e sunulması bekleniyor Siyasi partilerle yürütülen temasların tamamlanmasının ardından teklifin çarşamba günü TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor. Teklifin, Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerin ardından bu hafta Genel Kurul gündemine alınması hedefleniyor. Bu kapsamda bugün yapılacak Danışma Kurulu toplantısında siyasi partiler arasında uzlaşma zemini aranacağı belirtiliyor.

Öcalan: Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur

Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından açıklama yayınladı. Görüşmede Öcalan, yeni yasal süreci “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli” bir demokratikleşme adımı olarak nitelendirerek, “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar” dedi. Öcalan, “Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır” dedi. DEM Parti İmralı Heyeti, 2 Ağustos 2026 tarihinde İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile bir görüşmeye dair açıklama yayınladı. Açıklamada, Öcalan’ın önümüzdeki döneme dair tarihsel sorumluluklara vurgu yaptığı ve çözüm sürecine dair iyimser mesajlar verdiği görüldü. “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli” Öcalan, Meclis gündeminde olan yasal düzenlemeyi “tarihsel bir dönüm noktası” olarak tanımladı. Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki emeğe atıfta bulunan Öcalan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız. Cumhuriyet’in kuruluşunda nasıl bir fedakarlık yapıldıysa, şimdi de Demokratik Cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor.” Atılacak adımların sadece Kürtleri değil, Türkiye’nin tamamını ve bölgeyi etkileyeceğini belirten Öcalan, sürecin ekonomik ve hukuki kazanımlarına dikkat çekti. Mesajında, “Bu adım, demokratik hukukun gelişmesinin ve ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir” ifadelerini kullandı. “Anahtar Yasadır” Görüşmede siyaset kurumuna büyük sorumluluk düştüğünü hatırlatan Öcalan, sürecin başarıya ulaşması için toplumun örgütlü gücüne ve doğru anlamlandırmaya ihtiyaç olduğunu belirtti. Sürece dair yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Henüz her şey çözülmüş değildir ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır.” Açıklamada, görüşmenin içeriğinin önümüzdeki dönemin yol haritası açısından kritik önemde olduğu belirtildi. Heyet, Öcalan’ın barış ve demokratikleşme konusundaki kararlılığının altını çizerek, kamuoyunu süreci sahiplenmeye davet etti. Açıklamanın tam metni şöyle: “Basına ve Kamuoyuna, DEM Parti İmralı Heyeti olarak Sayın Abdullah Öcalan ile 2 Ağustos 2026 tarihinde bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede Sayın Öcalan, içinde bulunduğumuz sürece, yürütülen çalışmalara ve önümüzdeki dönemin tarihsel sorumluluklarına ilişkin değerlendirmelerini paylaşmış; kamuoyuna iletilmesini istediği mesajları heyetimize aktarmıştır. Sayın Öcalan’ın mesajları şöyledir: “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar. “Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız. “Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde nasıl büyük bir emek ve fedakârlık ortaya konulduysa, şimdi de demokratik cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor. “Bu yalnızca Kürtlerin veya bir kesimin değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ihtiyacıdır. Atılacak adım, ülkenin ve bölgenin kaderini etkileyecek; demokratik hukukun gelişmesinin, ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir. “Toplumun örgütlülüğüyle tarihsel bir çıkış yapacağız. Bu adımın barışa ve ekonomiye devasa katkısı olacaktır. “Henüz her şey çözülmüş değildir. Ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Önemli olan bu adımın doğru anlaşılması ve herkesin sürecin başarısı için sorumluluk üstlenmesidir. “Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanmaktadır.”

Kurtulmuş: Çerçeve yasa teklifi gelecek hafta partilerin ortak imzasıyla TBMM’ye gelecek

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, iktidarın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği çözüm süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa teklifinin gelecek hafta partilerin ortak teklifi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulacağını açıkladı. Barış sürecine ilişkin yasal düzenlemeye ilişkin çalışmalar sürerken, gözler Meclis'e çevrildi. Kurtulmuş, yasa teklifinin gelecek hafta TBMM gündemine geleceğini belirterek, "Yasa teklifi, inşallah önümüzdeki hafta partilerin ortak bir teklifi olarak TBMM'ye gelecek" dedi. Hedef, Meclis tatile girmeden yasalaştırmak Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin düzenleme, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında da ele alındı. Erdoğan'ın toplantıda, "Meclis kapanmadan süreci tamamlayalım" mesajını verdiği öğrenildi. Bu kapsamda yasa teklifinin TBMM'nin tatile girmesinden önce Genel Kurul'da görüşülerek yasalaştırılması planlanıyor. Çerçeve yasada neler yer alacak? Hazırlanan düzenlemeyle, örgütten ayrılanların dönüş sürecine ilişkin hukuki çerçevenin belirlenmesi öngörülüyor. Düzenlemenin geçici ve müstakil bir yasa niteliğinde olacağı, genel af veya kişiye özel af kapsamında değerlendirilmeyeceği belirtiliyor. Yasanın yürürlüğe girebilmesi için ise örgütün tamamen silah bıraktığının tespit ve teyit edilmesine yönelik bir mekanizmanın oluşturulması öngörülüyor. "Geçici ve müstakil bir yasa olacak" Numan Kurtulmuş daha önce yaptığı değerlendirmede, düzenlemenin temel ilkelerine ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı: "Ortak anlayışın gündeme getirilmesine çalışıyoruz. Komisyon raporumuzun 6'ncı bölümünde yer alan münfesih örgütün bundan sonra nasıl hareket edeceğine ilişkin yasal çerçeve korunacaktır. Yani bu geçici ve müstakil bir yasa olacaktır." Kurtulmuş ayrıca, düzenlemenin örgütün silah bıraktığının tespiti ve teyidine ilişkin bir mekanizma içereceğini vurgulayarak, bunun genel af ya da kişiye özel af niteliğinde olmayacağını ifade etmişti.