DGF, MKGP ve TGS Diyarbakır temsilciliği yaptıkları açıklamalarla gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), Mezopotamya Ajansı Diyarbakır, Van ve Urfa’daki muhabirleri ve İstanbul’daki yazı işleri müdürü gözaltına alınmasına dair Sanat Sokağında basın açıklaması yaptı.
Açıklamaya kentteki sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve gazeteciler katıldı.
Türkiye’de iktidarın “Dezenformasyon”, muhalefetin “Sansür Yasası”nın olarak tanımladığı yasanın tartışıldığı bir dönemde Kürt gazetecilere operasyon gerçekleştirildiği ifade edilen açıklamada, “Özgür Basın emekçilerinin ev ve işyerlerinin kapıları kırılarak yapılan polis baskınlarında, Mezopotamya Ajansı Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, muhabirleri Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Zemo Ağgöz, Berivan Altan, Hakan Yalçın, Emrullah Acar ve Ceylan Şahinli; JINNEWS muhabirleri Habibe Eren, Öznur Değer ile bir dönem MA’da stajyer olarak çalışan Mehmet Günhan gözaltına alındı. İşkence edilerek gözaltına alınan meslektaşlarımızın kafalarına uzun namlulu silahlar dayandırıldı, elleri ters kelepçelendi. Mezopotamya Ajansı Ankara Bürosu ve meslektaşlarımızın evlerinde yapılan aramalarda, haber ekipmanları olan bilgisayar, kamera, fotoğraf makineleri ile kitap, dergi ve gazete arşivlerine el konuldu” denildi.
“Kürt basınına yönelik bu tür operasyonlar, gazetecileri susturma ve gerçekleri karartma operasyonlarıdır” denilen açıklamada, “Gerçeğin kalemini kırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. 1990’lı yıllarda bombalama ve katletmelerle susturamadığınız Özgür Basın’ı böylesi düzmece operasyonlarla da susturamayacaksınız! Baskıcı, despotik iktidar şunu bilsin ki korkunun ecele faydası yoktur. Ne tür baskı yaparsalar yapsınlar, ne kadar sansür yasaları çıkarsalar çıkarsınlar, Kürt gazeteciler tehdit, baskı, gözaltı ve tutuklamalarla asla korkmaz, mücadeleden vazgeçmez ve baş eğmez!” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Buradan arkadaşlarımızı hedef gösteren sözde muhalif medyaya da sesleniyoruz. Bir taraftan yargının bağımsız olmadığını söyleyip diğer taraftan da söz konusu operasyonlar Kürtlere yönelik olunca iktidarın sözcülüğünü yapmaktan vazgeçin!
Meslektaşlarımıza gözaltı işlemi sırasında baş eğdirmeye çalışılarak, bizzat emniyet tarafından bu görüntüler servis edilmiştir. Tüm işkencelere baş eğmeyen arkadaşlarımız gibi biz buradan bir kez daha haykırıyoruz: Özgür basın baş eğmez!
İktidar böylesi görüntülerle sadece Kürt gazetecilere değil, tüm gazetecilere mesaj vermektedir; baskıyla korkutmak, gözaltılarla geri adım attırmak ve gündemi saptırtmak istiyorlar. Altını bir kez daha çiziyoruz, tüm çabaları beyhudedir. Büyük bedeller vererek, bugünlere gerçeklerden asla taviz vermeyerek gelen Özgür Basın’ın kalemi iki yakalarını bırakmayacaktır. Tüm gazetecilere ve meslek örgütlerine çağrımızdır; biz değil iktidar korksun, gelin bu saldırıları hep birlikte dayanışma ve mücadele içinde boşa çıkaralım. Tüm gazetecilere özgürlük diyoruz,”
Oral: Ne yaparsanız yapın susmayacağız
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral ise yaptığı yazılı açıklamada, “yargının iktidarın sopası haline geldiğini” belirterek gazetecilere yönelik operasyonların “sansür yasasının provası” olduğunu ifade etti.
Oral, şu ifadeleri kullandı:
“Bakın dün neredeyse ülke çapında bir şafak operasyonuyla değişik birçok kentte 12 gazeteci gözaltına alındı. Bunların evleri, büroları basıldı, arandı, dağıtıldı. Suçlamanın ne olduğunu kimse bilmiyor. Çünkü alışılageldiği gibi yine gizlilik kararı verildi. Gazeteciler gözaltına alınırken şiddete ve insanlık dışı muameleye maruz kaldılar.
Aralarından biri daha 45 günlük bir bebeği olan anne idi. Zemo Ağgöz’ün bebeğine süt vermesi, saatlerce engellendi. Avukatlar hiç olmasa o bebek için annesinin bir an önce ifadesinin alınmasını ve akıbetinin belirlenmesini istediler ama nafile. Talep yanıtsız bırakıldı. Böylelikle iktidar, ne kadar zalim olduğunu da bir kez daha ortaya koymuş oldu. Bir meleğin yaşamına kast edecek bir eylemdir bu.
Değerli arkadaşlar, 5 ay kadar önce 8 Haziran’da yine aynı gazeteci kuruluşlarına benzer bir operasyon yapılmış, gözaltına alınan 20 gazeteciden 16’sı tutuklanmıştı. Aradan 140 gün geçmiş ortada hala iddianame yok.
O zaman ve daha önceki benzer eylemlerde de hep tekrar ettik. Bu operasyonlarla basının sesini kısamazsınız. Yine söylüyoruz, özgür basın susmayacak. Bu operasyonlar sonsuza kadar sürse, basın sonsuza kadar size karşı ayakta duracak ve direnecek.
Buradan iktidara sesleniyoruz. Bu yasayı çıkardığınız sansür yasasının da bir provası olarak gördüğümüzü de belirmek istiyoruz. Türkiye’nin tarihi nitelikteki Haziran seçimleri öncesinde aldığınız kararla, basını. Muhalefeti, aykırı sesleri susturacağınıza inanıyorsanız aldanıyorsunuz.
İşlediğiniz suçları, yaptığınız hırsızlıkları, halkı nasıl soyduğunuzu, partici adam kayırlarınızı, insanları sivil ölümlere mâhkum ettiğinizi yazıyoruz ve yazmaya devam edeceğiz. Ne yaparsanız yapın, asla susmayacağız.”



