10 Haziran 2026
24.1 C
İstanbul

Eski ülkücü lider Mehmet Pamak: Kürt olduğunu açıkladı, ‘Kürt bir dedenin torunu Türkçülüğün lideri oldu’

Eski ülkücü hareketin önde gelen isimlerinden ve Mazlum-Der’in kurucularından Mehmet Pamak, katıldığı bir televizyon programında ailesinin Zilan Katliamı sonrasında Van’dan Çanakkale’ye sürgün edilen bir Kürt ailenin çocuğu olduğunu anlattı. Pamak, ailesinin Kürt olduğunu belirtirken, sürgün ve asimilasyon politikalarının kendi hayatındaki etkisini, “Müslüman ve şeriat isteyen Kürt bir dedenin torunu Türkçülüğün liderlerinden biri oldu. İşte asimilasyon bu” sözleriyle dile getirdi.
1980’li yıllarda ülkücü hareketin en önemli isimlerinden biri olan, MHP’nin öncülü Muhafazakâr Parti’nin kurucu genel başkanı Mehmet Pamak’ın Kürt olduğunu açıkladığı Akit TV’deki programı yeniden gündem oldu.“İki dedem de sürgün edildi”

Muhharem Coşkun’a konuk olan Pamak ailesinin Kürt olduğunu, Zilan olaylarının ardından Çanakkale’ye sürgün edildiklerini anlattığı video sosyal medyada yeniden viral oldu.

Ailesinin kökeninin Van’ın Erciş ilçesine dayandığını anlatan Pamak, dedelerinin Cumhuriyet’in ilk yıllarında dini gerekçelerle dönemin yönetimine itiraz ettiklerini söyledi.

“Babam Van Erciş’in Ziyaret köyünde doğuyor. Annem de Söğütlü köyünde doğuyor. İki dedem de laikliğe ve Kemalizm’e itiraz ediyorlar. İslam şeriatının hükmetmesini istiyorlar.”

Program sunucusunun “Kaç yılında?” sorusu üzerine Pamak, “1930’lu yıllar. 1933’te de sürgün ediliyorlar. Çanakkale’ye gönderiliyorlar” dedi.

“Zilan Katliamı’nda yakınlarımız öldürüldü”

Pamak, sürgün öncesinde ailesinin Zilan Katliamı sırasında ağır kayıplar verdiğini anlattı.

“Hatta Zilan Katliamı diye bilinen katliamda birçok yakınımız katlediliyor. İki dedem İran’a kaçıyor. Üç yaşındaki halam ve onun 80 yaşındaki ninesini ise İran’a götüremeyiz diye köyde bırakıyorlar. Onlara bir şey yapmazlar diye düşünüyorlar. Ama daha sonra evler basılıyor ve üç yaşındaki halamla ninesi süngülenerek öldürülüyor.”

Sunucunun, “Zilan İsyanı’na katıldıkları için mi?” sorusuna ise Pamak şu yanıtı verdi:

“En azından itiraz etmişler ve şeriat istiyoruz demişler. Dedem rahmetli anlatırdı; ‘Biz şeriat istedik, Allah’ın hükümleriyle hükmedilsin istedik’ derdi.”

“Her köye bir aile yerleştirildi”

Pamak, daha sonra ailelerin Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı köylere dağıtıldığını belirtti.

Sunucunun, “Yani siz aslen Kürt müsünüz?” sorusuna Pamak, “Aslen Kürt’üz” yanıtını verdi.

Anne ve baba tarafının sürgünle Çanakkale’ye gönderildiğini anlatan Pamak, şunları söyledi:

“Babam ve annem çocuk yaşta Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Pınarbaşı köyüne geliyorlar. Çanakkale’de her köye bir aile veriliyor, asimile olsunlar diye.”

Sunucunun, “Bu ailenin tercihi miydi yoksa devlet mi gönderdi?” sorusuna ise şu cevabı verdi:

“Devlet. Her köye bir aile yerleştiriyor. Daha sonra annem ve babam evleniyor. Biz de onlardan doğuyoruz.”

“Dedem Van’dan Ezine’ye yürüyerek getirildi”

Sürgün sürecine ilişkin dikkat çekici ayrıntılar paylaşan Pamak, dedesinin önce tek başına gönderildiğini söyledi.

“Dedem sürgüne gönderilirken önce yalnız gönderiliyor. Karakoldan karakola teslim edilerek getiriliyor. Jandarmalar atlı, dedem yürüyerek geliyor.”

Sunucunun, “Van’dan buraya mı?” sorusuna karşılık Pamak, “Van’dan Ezine’ye. Türkiye’nin bir ucundan diğer ucuna yürüyerek getiriliyor” dedi.

Yolculuğun yaklaşık üç ay sürdüğünü belirten Pamak, dedesinin bir ara geri kaçtığını ancak yeniden yakalanarak Çanakkale’ye götürüldüğünü anlattı.

“Daha sonra çocuklarını da kamyonlarla gönderiyorlar. Mecburi iskân kanunu kapsamında aileleri yerleştiriyorlar.”

“İşte asimilasyon bu”

Sunucunun, “Dedeniz buraya geldi ama sonrasında ne oldu?” sorusu üzerine Pamak, asıl hedefin asimilasyon olduğunu savundu.

“Artık ondan sonra orada asimilasyona terk ediyorlar. O bölgede asimile olsun isteniyor. Nitekim olmamış mıyım? Müslüman ve şeriat için mücadele etmiş Kürt bir dedenin torunu daha sonra Türkçülüğün liderlerinden biri oluyor. İşte asimilasyon bu.”

“Kürtçe hinekî dizanim”

Sunucunun, “Türkçülüğün lideri nasıl oldu? Kürtçe biliyor musunuz?” sorusu üzerine Pamak, Kürtçeyi çok sınırlı düzeyde bildiğini söyledi.

“Kürtçe hinekî dizanim.”

Sunucunun “O ne demek?” sorusuna ise, “Yani az biliyorum” yanıtını verdi.

“Annem ve babam Kürtçe biliyordu” diyen Pamak, anneannesinin ise yaşamı boyunca Türkçe öğrenmediğini anlattı.

“Annemin annesi Seyra Nine 90 yaşına kadar yaşadı. Bir tek kelime Türkçe öğrenmedi, direndi. Bütün komşu kadınlar Seyra Nine ile konuşabilmek için Kürtçe öğrendiler.”

“Bana ‘kuyruklu Kürt’ derlerdi”

Pamak, çocukluk yıllarında Kürt kimliği nedeniyle aşağılandığını da anlattı.

“Çocukken kahvenin önüne çıktığımda ‘Lan kuyruklu Kürt, nerede senin kuyruğun? Tramvay  çiğnedi?’ derlerdi.”

Sunucunun, “Kim diyordu bunu?” sorusuna Pamak, “Köyün büyükleri. Kahvedeki yaşlı adamlar” cevabını verdi.

“Büyük adamlar yapıyordu bunu. Böyle şeyler yaşadık” diyen Pamak, buna rağmen ailesinin kendisine etnik temelli bir bilinç vermediğini söyledi.

“Dedem Kürtlükten değil, şeriattan bahsederdi”

Pamak, dedesinin sürgünü hiçbir zaman etnik bir mesele olarak anlatmadığını belirterek şunları söyledi:

“Dedem ‘Kürtlüğümüzden dolayı sürüldük’ demezdi. Kürt bir bilinç vermezdi. Şeriattan bahsederdi. Kitapları vardı, kütüphanesi vardı. Okumuş, ilim sahibi bir insandı.”

Başlangıçta aileyi dışlayan köylülerin zamanla dedesine saygı göstermeye başladığını anlatan Pamak, “Ahmet dededen fetva almaya başladılar. Daha sonra çevre köylerin imamları bile Ahmet dedeme danışırdı” dedi.

Program sunucusunun, “Demek ki ortak payda İslam’dı” değerlendirmesine ise Pamak, “Evet, ortak payda İslam’dı” karşılığını verdi.

 

Son Haberler

Efrinli göçmenlerin dönüşünde son aşama: 1,600 aile daha evine dönüyor

Rojava’nın Cezire bölgesindeki kamplarda ve şehir merkezlerinde yaşayan Efrinli göçmenlerin eve dönüş süreci devam ediyor. Toplam yedi aşamadan oluşan planlı dönüşlerin son halkası olan büyük kafile, bugün sabaha karşı saat 03:00 sularında Kamışlo’dan Efrin’e doğru hareket etti. Rûdaw Kamışlo muhabiri Viviyan Fetah’ın aktardığı bilgilere göre; yeni kafile Derik, Kamışlo, Haseke ve Girkê Legê’den gelen 1,600’den fazla aileden oluşuyor. Bu grubun gün içerisinde Efrin’e giriş yapması bekleniyor. Heftaro: 500 kadar aile kendi imkanlarıyla dönecek Efrin Sosyal Forumu Sorumlusu İbrahim Heftaro, konuya ilişkin Rûdaw’a yaptığı açıklamada bu sevkiyatın kurumlarca organize edilen son kafile olduğunu belirtti. Heftaro, "Bu bizim planladığımız son toplu dönüş. Bölgede yaklaşık 400-500 aile kaldı. Onların da kendi özel durumlarına göre bireysel olarak dönmelerini bekliyoruz" dedi. SDG ve Şam arasındaki mutabakat Göçmenlerin güvenli bir şekilde evlerine dönmesi, Demokratik Suriye Güçleri (SDG) ile Şam hükümeti arasında yürütülen müzakerelerin en önemli maddelerinden birini oluşturuyordu. Resmi verilere göre, Cezire bölgesinde yaşayan Efrinli ailelerin toplam sayısı 8 binin üzerindeydi. 7 aşamada 8 binden fazla aile Bugüne kadar gerçekleştirilen dönüş süreci yedi ana aşamada tamamlandı. İlk etapta 400 aile ile başlayan süreç; ikinci kafilede 200, üçüncü ve dördüncü kafilelerde toplam 2,000 aile ile devam etti. Beşinci aşamada yaklaşık bin kişi, altıncı aşamada ise 1,300 aile evine kavuştu. Bugünkü son kafileyle birlikte planlı tahliyelerin en büyük grubu olan 1,600 aile yola çıkmış oldu. Öte yandan, 19 Mayıs 2026 tarihinde de Kobani’de geçici olarak kalan 623 Efrinli aile benzer bir organizasyonla memleketlerine uğurlanmıştı. Özerk Yönetim yetkilileri, henüz dönmeyen veya farklı bölgelerde bulunan tüm göçmenlerin topraklarına geri kazandırılması için gerekli girişimlerin süreceğini vurguladı.

İsrail, İran’ın uyarısına karşın Lübnan’ın güneyine saldırdı

İsrail ordusu, İran'ın Lübnan'daki saldırıların durdurulması çağrısından bir gün...

Trump: İranlılar helikopterimizi düşürdü, karşılık vereceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı üzerinde devriye gezen Amerikan ordusuna ait bir Apache helikopterinin İran tarafından düşürüldüğünü belirterek, "ABD'nin bu saldırıya zorunlu olarak karşılık vermesi gerekmektedir" ifadesini kullandı. ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD'ye ait Apache helikopterinin İran tarafından düşürüldüğünü bildirdi. Trump, Hürmüz Boğazı üzerinde devriye gezen Amerikan ordusuna ait bir Apache helikopterinin İranlılar tarafından düşürüldüğü bilgisinin kendisine iletildiğini ifade ederek, "Olayda iki pilot yer alıyordu, her ikisi de güvende ve yaralanmadı. Bununla birlikte, ABD'nin bu saldırıya zorunlu olarak karşılık vermesi gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. ABD medyası: Pilotları deniz dronu kurtardı Öte yandan Amerikan CBS News kanalına açıklama yapan ABD'li yetkililer, olayda yer alan iki pilotun Amerikan ordusuna ait bir deniz dronu tarafından kurtarıldığını ifade etti. Axios'a açıklama yapan bir başka yetkili ise söz konusu olaya, İran'a ait bir dronun Apache helikopterine çarpmasının neden olduğunu ancak bunun kasıtlı olup olmadığını henüz bilmediklerini belirtti. Trump, olayın "büyük bir mesele" olmadığını kaydetti Diğer yandan Wall Street Journal gazetesine telefonla kısa bir açıklama yapan ABD Başkanı Trump, Apache helikopterinin düşürülmesini gözünde "fazla büyütmediği" mesajını verdi. Trump, açıklamasında, "Bu olay o kadar da büyük bir mesele değil. Pilotlar iyi durumda." değerlendirmesini yaptı. ABD Başkanı ayrıca, İran'a yönelik deniz ablukasını "gerektiği kadar" sürdüreceğini açıklayarak bu ablukanın İran ekonomisine ciddi zarar verdiğini savundu. CENTCOM'dan açıklama ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM), ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, AH-64 Apache tipi helikopterin, TSİ 02.33'te devriye gezdiği sırada Umman kıyıları yakınlarında düştüğü ifade edildi. Açıklamada, helikopterdeki 2 mürettebatın kurtulduğu, bu askerlerin yaklaşık 2 saat içinde olay yerinden alındığı ve durumlarının stabil olduğu aktarıldı. Olayın sebebine ilişkin soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Kılıçdaroğlu toplantısını CHP Genel Merkezi’nde yapacak: ‘Şimdi kavga değil, omuz omuza durma vaktidir’

CHP'de liderlik krizi devam ederken gözler bugün yapılacak meclis...

Kurtulmuş’tan süreç açıklaması: Tamamlanmalıdır

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, “Sürecin hızlandırılmasıyla ilgili devletin güvenlik birimlerinin ölçülebilir ve denetlenebilir kontrol mekanizmalarını devreye sokması ve ardından da yasaların parlamentoda çıkartılmasıyla bu sürecin tamamlanması gerekir” dedi. Numan Kurtulmuş aralarında Nefes gazetesi yazarı Aytunç Erkin’in de bulunduğu gazetecilere gündem başlıklarına dair açıklamalar yaptı. Süreç ile ilgili mesafe aldıklarını ifade eden Kurtulmuş, PKK’nin silah bırakması önünde “engel olan” iki hususun da ortada kalktığını söyledi. Bu hususların Rojava’daki entegrasyon ve “PJAK’ın silahlandırılmasıyla ilgili projenin gerçekleşmemesi” olarak açıklayan Kurtulmuş şunları söyledi: “Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız İbrahim Kalın Bey ile görüşeceğim, son gelinen nokta nedir, onlardaki bilgiler nelerdir, birinci elden dinleyeceğim. Bu sürece İbrahim Kalın Bey'le çok yakın temas içerisinde götürdük. Esas meselemiz, Terörsüz Türkiye meselesini sonlandırmaktır. Bu, Türkiye'nin, Cumhuriyet tarihimizin en önemli meselesidir. Çok mesafe aldık. Bütün siyasi partilere tekrar çok teşekkür ediyorum, üzerlerine çok büyük sorumluluk alarak bir rapor ortaya çıkardılar. Resmi ziyaretlerimizde Batılı ülkelerin temsilcileriyle, mevkidaşlarımla görüşmemde en çok bu konu soruluyor. Türkiye bu meselesini çözebilecek siyasi iradeyi ortaya koydu. Bu işin zor kısmıydı. Bundan sonraki yasal düzenlemeler kısmı daha kolay kısmıdır. Burada söylediğim şeyi bir kere daha ifade etmek isterim. Eğer başlangıçta ortaya konulan silah bırakma takvimine örgüt uymuş olsaydı şimdiye kadar bu mesele çoktan çözülürdü. Dolayısıyla burada, muhtemelen İmralı’nın da beklentilerinin dışında silahların teslimi konusunda önemli bir gecikme oldu. Bu sürecin hızlandırılmasıyla ilgili devletin güvenlik birimlerinin ölçülebilir ve denetlenebilir kontrol mekanizmalarını devreye sokması ve ardından da yasaların parlamentoda çıkartılmasıyla bu sürecin tamamlanması gerekir. “Başka yolu kalmadı” Bu mesele biterse gelecek nesillere büyük bir hediye vermiş oluruz. Ayrıca bölgesel ve küresel konjonktürün bu kadar elverişli olduğu bir ortamın kaçırılmaması lazım. Bu sürecin başarıyla bitmesi için iki olumlu gelişme oldu. Birisi PYD'nin Suriye rejimiyle entegrasyonunun beklenenden daha hızlı ve kalıcı bir şekilde gerçekleşiyor olması. Daha alınacak çok yol var ama başlangıç için çok iyi bir mesafe alındı. İkincisi de PJAK’ın silahlandırılmasıyla ilgili projenin artık tamamen suya düştüğü, gerçekleşmeyeceği, oradan da örgüt için herhangi bir silahlanma durumunun olmadığı görüldü. Bu gelişmeler, PKK'nın artık silahları tamamen bırakmakta

Şüpheli ölüm; Görev yerinin değiştirilmesi için defalarca başvuran genç öğretmen ölü bulundu

Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan 24 yaşındaki öğretmen Irmak Ayşe Koparan evinde ölü bulundu. Genç öğretmenin ölüm nedeni, yapılacak otopsi incelemesinin ardından netlik kazanak. Olayın ardından Koparan’ın cenazesi, inceleme ve otopsi işlemleri için Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Irmak Ayşe Koparan’ın İzmir’de toprapa verileceği öğrenildi. Genç öğretmenin ölümü beraberinde çok sayıda iddiayı da gündeme getirdi. Eğitim-İş Ağrı Şubesi yayımladığı yazılı açıklamayla olayın perde arkasındaki ihmal iddialarının titizlikle araştırılmasını istedi. İlk belirlemelere göre intihar ihtimali üzerinde durulan olayla ilgili olarak sendika; genç öğretmenin yaşadığı görev yeri değişiklikleri, barınma ve ulaşım güçlükleri ile maruz kaldığı iddia edilen şiddet olaylarının kapsamlı bir soruşturmaya tabi tutulması çağrısında bulundu.

İran, İsrail’e saldırıları durdurdu: ‘Lübnan’a saldırırlarsa daha sert karşılık veririz’

İran, Nisan ayında İsrail ve ABD ile yaptığı ateşkesten...

Türkiye Gündemi

Katz’dan Türkiye’ye sert mesaj

İsrail Savunma Bakanı Katz'dan Türkiye'ye Kudüs yanıtı: Kudüs’ü yönetmeyi hayal...

İmamoğlu: Psikolojik işkenceye uğruyorum

Tuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "psikolojik işkenceye maruz bırakıldığını"...

1993’te tutuklandı, 33 yıl sonra cezaevinden çıktı

Yılmaz Çerçel, 33 yıllık tutukluluğun ardından Eskişehir H Tipi Cezaevinden tahliye edildi. Tahliyesi 6 kez Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından ertelenen 33 yıllık ağır hasta tutuklu Yılmaz Çerçel, Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevinden tahliye edildi.  Çerçel’i cezaevi çıkışında ailesi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Örgütü yöneticileri ve Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) İç Anadolu Temsilcisi Enver Tek karşıladı.   Yılmaz Çerçel kimdir? Yılmaz Çerçel 17 Mart 1993’te Diyarbakır’da tutuklandı. Çerçel, Diyarbakır, Bartın ve Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevlerinde tutuldu. Sağlık sorunları sebebiyle Çerçel’in infazı 2004-2006 yılları arasında ertelendi. Çerçel, 2008-2012 yılları arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi görmesinin yanı sıra sol elini de kullanamıyor.

Özel: ‘Karşımızda mutlak sultan ile mutlak butlanın ittifakı var’

CHP'de 21 Mayıs tarihli mutlak butlan kararı sonrası yapılan...

Bahçeli: Yaşananlar CHP’ye yakışmıyor, Yargıtay kararını vermeli

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, mutlak hukukun ihraç sonrası CHP’de yaşananların parti yakışmadığını söyledi. Bahçeli, “Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. Yargıtay, kararını bir an önce vermeli” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mutlak hukuka kavganın ardından başlayan karşılıklı sürecinin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den yeni açıklamalar geldi. Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Devlet Bahçeli, Yargıtay’ın bir an önce kararını vermesi gerektiğini belirtti. “Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. CHP’ye yeniden önce kendi anasını saymalı” ifadelerini kullandı. “Yaşananlar CHP kurumsallığına yakışmıyor” CHP’de yaşanan gelişmelerin “hain açığı bağışa doğru sürüklemekte” belirtilerek hukuki ve siyasi mücadele yerine fitneye gidip toplumsal huzuru bozacak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılması gerektiğini söyledi. “Siyasi tansiyon yükselir” Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şöyle: “Siyasi tansiyon yükseldi. Bayram, CHP arasında kucaklaşma yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir zamana dönüşmüştür. Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyede demokrasiye zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir. Beklentimiz hukuki ve siyasi mücadele yerine fitneye gidilmesi toplumsal huzuru bozacak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır. “Yargıtay kararını vermeli, provokasyon artıracak söylemlerden kaçınılmalı” Provokasyonun artacak söylemlerden kaçınılmalı. Mesele hukuk zemininden uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karşı karşıya getirmekle suç etmeli. Olaylar güvenliği içlerine saldırıya yönelmemelidir. Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. Yargıtay, CHP için kararını bir an önce vermeli. “CHP arınmalı ve durulmalıdır” Vatandaşlarımızın oylarıyla seçilen bazı belediye başkanlarının kamu kaynaklarını istismar yoluyla kişilerle çıkar uğruna dönüştüğü iddiaları ciddi biçimde rahatsız etmektedir. Birçok seçim döneminde meydanlara çıkıp temiz belediyecilik vaat eden zihniyetin bu kirli düzen karşısında sessiz kalması dikkat çekicidir. MHP temiz siyaset temelinde toplum ilkesi doğrultusunda her zaman üzerine düşeni yapmış gerekli arınmayı tavizsiz sağlamıştır.

Erdoğan’dan ‘süreç’ mesajı: ‘Siyaset kurumunun görevi samimiyetle katkı sunmaktır’

Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulun Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Barış Sürecine" ilişkin polemikten uzak durulması çağrısı yaptı. CHP içindeki gerilimlerin kendilerini ilgilendirmediğini belirten Erdoğan, "Bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız" dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından kameraların karşısına geçerek gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında ulaşımdan savunma sanayiine, ekonomi verilerinden bölgesel krizlere kadar pek çok konuya değinen Erdoğan, iç siyasetteki tartışmalara ve çözüm arayışlarına ilişkin mesajlar verdi. "Terörsüz Türkiye sürecini polemikten uzak tutmalıyız" Erdoğan, süreç tartışmalarına değinerek şunları söyledi: "Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir. Biz yapıcı olmaya, kucaklayıcı olmaya özen göstereceğiz. Bunu yaparken milletimizin çıkarlarını gözetmeyi her şeyin üstünde tutmaya çalışacağız. Türkiye'nin istikbalini her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutmaya devam edeceğiz." "CHP içindeki gerilimler bizi ilgilendirmiyor" Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde yaşanan hareketliliği ve yargı süreçlerini değerlendiren Erdoğan, partisinin bu tartışmaların dışında olduğunu vurguladı: "Ana muhalefet partisi içinde gerilimler bizi ilgilendirmiyor. Bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi amaçları için hareket edenler unutmasın ki bu sokaklar hukuk tanımazlığa prim vermez. Sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkla güvenlik görevlilerinin karşı karşıya getirilmesine izin vermeyiz. Böyle bir dönemde milletin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur." Ulaşım ve savunma sanayii vurgusu Konuşmasında 23 yıllık iktidarları döneminde ulaşıma büyük yatırımlar yaptıklarını belirten Erdoğan, duble yol uzunluğunu 3 bin 796 kilometreye çıkardıklarını, havalimanı sayısını ise 58’e ulaştırdıklarını hatırlattı. İstanbul Havalimanı’nın dün bin 730 uçak trafiğiyle rekor kırdığını kaydeden Erdoğan, bölgesel gerilimlerin ortasında Türkiye’nin bir "istikrar adası" olarak kalmaya devam edeceğini ifade etti. Sınırlar kan ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor Dünyada ciddi kırılmaların yaşandığını ve sınırların yeniden kanla çizilmek istendiğini belirten Erdoğan, "Bu oyunları bozmaya çalışırken aynı zamanda 23 yıllık kazanımlarımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Savunma sanayiinde destan yazan bir Türkiye var. Bizim öfkeye ve kavgaya ayıracak vaktimiz yok. Bizim tek derdimiz Türkiye'dir, Türkiye Yüzyılı inşasıdır" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu: Yargı, ‘kurultayı parayla satın alamazsınız’ dedi

Mahkemenin mutlak butlan kararının ardından CHP'de genel başkanlık görevine...

Trump’tan Türkiye’ye çağrı: ‘İbrahim Anlaşması’na katılın’

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la anlaşma çabalarının bir parçası olarak Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkelerin toplu hâlde İbrahim Anlaşması'na katılmasını istedi.  İran savaşını bitirmeye yönelik diplomatik girişimler sürerken ABD Başkanı Donald Trump'tan yeni bir çağrı geldi.  Trump, İran'la olası anlaşmayı İbrahim Anlaşması'na bağladı ve Türkiye dahil bölge ülkelerinden sürece katılmalarını istedi.    "İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereler iyi ilerliyor! Ya herkes için harika bir anlaşma olacak ya da hiç anlaşma olmayacak ve çatışmalara eskisinden daha büyük ve güçlü şekilde dönülecek" diyen Trump, Truth Social hesabından paylaştığı mesajın devamında İbrahim Anlaşması'na dikkat çekti. İran'la bir anlaşma hâlinde Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan, Katar ve Ürdün'ün İbrahim Anlaşması'na katılmasının "zorunlu olması gerektiğini" belirten Trump, bunu yapmamanın "kötü niyet göstergesi olacağını" söyledi.   İbrahim Anlaşması nedir? Trump'ın ilk döneminde, damadı Jared Kushner'in arabuluculuğunda varılan uzlaşı, öncelikle Arap ülkeleri ile İsrail arasında diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurulmasını öngörüyor. Anlaşmaya şu ana dek Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas, Sudan ve Kazakistan taraf oldu.       Suudi Arabistan ve Suriye "şartlar oluşursa" anlaşmaya taraf olabileceklerini ilan etmişlerdi. Trump: Zaman bizim lehimize ABD Başkanı Donald Trump gün içinde yaptığı bir başka açıklamada da İran'la ya anlamlı bir anlaşmaya varacaklarını ya da hiçbir anlaşmanın olmayacağını belirtti. Truth Social'da paylaştığı mesajda, bir anlaşma sağlanana dek İran'a yönelik deniz ablukasının süreceğini belirten Trump, "İran'la bir anlaşmaya varırsam, bu iyi ve düzgün bir anlaşma olacak" ifadesini kullandı. Trump, "zamanın kendi lehlerine olduğunu" ve bu nedenle "bir anlaşma konusunda acele etmemeleri" yönünde müzakere heyetine talimat verdiğini söyledi.