20 Ağustos 2026
23.7 C
İstanbul

Erdoğan: Yeni anayasa, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuzun ilk hedeflerinden biri

‘Türkiye Yüzyılı’ konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Her şeyiyle milli iradenin ürünü yeni bir anayasayı ülkemize kazandırmak, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun ilk hedeflerinden biridir” dedi.

Ankara Spor Salonu’ önünde toplanan kitleye seslenen Erdoğan, “7 ay içerisinde durmak yok, yola devam. Hazır mısınız?” diye sordu.

Erdoğan, tek konuşmacı olduğu törende Türkiye’nin ikinci yüzyılına dair yeni program ve hedeflerin yer aldığı “Türkiye Yüzyılı” vizyonunu açıkladı.
Erdoğan, Türkiye Yüzyılı vizyonunun ilk hedefinin özgürlükçü ve sivil bir anayasa olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı ayrıca başörtüsü teklifinin de önümüzdeki hafta Meclis’e sunulacağını açıkladı.
Erdoğan’ın konuşmasının tamamı şöyle:
“Cumhuriyetimizin birinci asrının son yılına girmeye hazırlandığımız günlerde Türkiye Yüzyılı’nın ahdi için bir araya geldik. Türkiye Yüzyılı’nı da milli hafızamıza kazıyacağız. Osmanlı Devleti ile birlikte milletimizi tarihe gömmek isteyenler Çanakkale ya da Kut’ül Amare’daki gibi doğrudan karşımıza çıkmadılar.
Milletimiz Milli Mücadeleyi başlattı ve zafere ulaştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ilanı ile yeni bir döneme adım attık. Tüm sıkıntı ve kazanımlarıyla ilk yüzyılımızı geride bırakırkan küllerinden yeniden doğuşun öncülerini selamlamak istiyorum. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet, şükran ve minnetle yad ediyorum.
Cumhuriyetimiz maalesef kendi içinde barışık yaşayamadı. Kirli hesaplarda kullanılan maşalar hiç eksik olmadı. Dün vardı bugün de var. Ülkemiz vvesayet güçlerinin yönetiminde kalanların elinde yıllarını heba etti. Şehit Başbakan Menderes’in yeter söz milletin diyerek başlattığı hamle idam sehpasında kesintiye uğradı. Rahmetli Özal’ın devlet millet içindir diyerek ülkeyi kalkınma rotasın sokma girişimi koalisyonlar arasında kayboldu gitti.

‘Ayasofya’yı Fatih’in emanetine uygun şekilde yeniden cami olarak hizmete açmış olmamız bile, küresel vesayete karşı gerçekleştirilmiş bir büyük meydan okumadır’

Sadece nesillerin hayali olan Ayasofya’yı Fatih’in emanetine uygun şekilde yeniden Cami olarak hizmete açmış olmamız bile, küresel vesayete karşı gerçekleştirilmiş bir büyük meydan okumadır. Kendisini hangi ideoloji, inanç ve köken kavramıyla ifade ederse etsin, bu tarihi dönemde hakkın, hakikatin, doğrunun yanında yer alan her bir vatandaşıma şükranlarımı sunuyorum. Evet, biz bu 20 yılda aşk ile yürüyerek ülkemizi hedeflerine taşıdık, milletimizi hayallerine kavuşturduk. Aşk ile çalışarak; Milli iradeyi güçlendirerek, vesayeti adım adım gerilettik. Demokrasiyi kökleştirerek, darbelere zemin hazırlayan şartları birer birer ortadan kaldırdık. Güvenliği sağlayarak, insanımızın bugününü huzurla yaşamasını, geleceğine umutla bakmasını temin ettik

‘Ekonomiyi büyüterek, refahı tabana yaymak suretiyle ülkemizi tüm fertleriyle birlikte zenginleştirdik’

Ekonomiyi büyüterek, refahı tabana yaymak suretiyle ülkemizi tüm fertleriyle birlikte zenginleştirdik. Üretimi yaygınlaştırarak, sanayiden tarıma her alanda istihdama, işe, aşa erişimi kolaylaştırdık. Sosyal destekleri artırarak, ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlarımızı “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla kucakladık. Yönetim sistemini değiştirerek, iki asırlık arayışa cevap verecek bir büyük reformu hayata geçirdik. Dış politikamıza şahsiyet kazandırarak, devletimizin gücünü, bayrağımızın şanını, milletimizin itibarını yükselttik. Velhasıl, her alanda Cumhuriyetimizin ilk asrının eksiklerini giderecek, ikinci asrının hazırlıklarını tamamlayacak eser ve hizmetler ortaya koyduk. Böylece, takip eden değil, takip edilen bir ülke haline geldik. Bugün Türkiye Yüzyılı için milletimizin karşısına, işte böyle bir müktesebatla, işte böyle bir karneyle, işte böyle bir mirasla çıkıyoruz.

‘Bizim açtığımız her yol gibi, Türkiye Yüzyılını da milletimizin zirveye taşıyacağından şüphe duymuyoruz’

Milletimize kazandırdığımız eser ve hizmetleri, ona minnetimizi ifadenin sadece bir girizgâhı, sadece bir dibacesi olarak görüyoruz. Ömrümüzün 40 yılını siyasetçi, Belediye Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak hizmetine adadığımız insanımızın hakkını ne yapsak, ne etsek ödeyemeyeceğimizi biliyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz, bu borcun ifası yolunda aşkla girişilmiş yeni bir gayrettir. Dünyanın yeni ve hayati meydan okumalarla karşı karşıya olduğu şu dönemde, Türkiye Yüzyılı programımızla, Cumhuriyetimizin yeni yüzyılına güçlü bir başlangıç yapmak istiyoruz. Bizim açtığımız her yol gibi, Türkiye Yüzyılını da milletimizin zirveye taşıyacağından şüphe duymuyoruz. Milletimizin bizi her türlü makama taşıdığı bir konumdayken, Türkiye Yüzyılı vizyonunu hayata geçirme karşılığında tek arzumuz, şöyle kalpten kopup gelen bir “Allah razı olsun” duasını duymaktır. Milletimize hizmet yolculuğumuzu Türkiye Yüzyılıyla zirveye çıkartıp, ardından da inşallah mücadele bayrağını devredeceğimiz gençlerimizin adım adım bu vizyonu inşasına şahitlik edeceğiz. Bunun dışında başka hiçbir beşeri hırsımız, hiçbir dünyevi kaygımız, hiçbir beklentimiz olmadığının bilinmesini isterim.

‘Her şeyiyle milli iradenin ürünü yeni bir Anayasayı ülkemize kazandırmak, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun ilk hedeflerinden biridir’

Milliyetçi Hareket Partisi’nin değerli Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye ve arkadaşlarına, bugün burada bir araya gelmemize vesile olan Türkiye Yüzyılının inşası sürecine Cumhur İttifakı çatısı altında verdikleri samimi ve güçlü destek için hassaten şükranlarımı sunuyorum. Aziz Milletim… Geçtiğimiz 20 yılda ülkemize eğitimden sağlığa, ulaştırmadan enerjiye, sanayiden tarıma her alanda tarihi eser ve hizmetler kazandırırken, elbette gayret gösterdiğimiz halde hayata geçiremediğimiz işler de oldu. Bunların başında, ülkemizi darbe Anayasası ayıbından kurtararak tamamen yeni, sivil, demokrat, özgürlükçü bir Anayasaya kavuşturma girişimlerimiz geliyor. Hükümetlerimiz döneminde pek çok Anayasa değişikliğine öncülük etmiş olmamız, bu konuda halen süren eksikliği görmemize ve hayıflanmamıza mani değildir. Hücrelerine kadar vesayete hizmet etmek üzere hazırlanmış 12 Eylül darbesi Anayasasının raf ömrü çoktan dolmuştur. Bu doğrultuda başlattığımız girişimlerin bazıları Meclis safhasında, bazıları daha teklif aşamasında, muhalefetin destek vermemesi sebebiyle, akim kalmıştır.
Her şeyiyle milli iradenin ürünü yeni bir Anayasayı ülkemize kazandırmak, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun ilk hedeflerinden biridir. Bu yeni Anayasayı; Ülkemizin huzurunu güçlendirecek… Milletimizin refahını yükseltecek…. Hukukun üstünlüğünü, çoğulculuğu, adaleti, hakkaniyeti tahkim edecek… Her bir vatandaşımızın özgürlüklerini garanti altına alacak… Gençlerimizin geleceklerine umutla bakmalarını sağlayacak… Özetle Türkiye Yüzyılına yakışacak şekilde hazırlayarak, Meclisimizin takdiri ve milletimizin onayıyla hayata geçirmekte kararlıyız. Bin yıldır vatanına, bir asırdır Cumhuriyetine, 80 yıldır demokrasisine, 15 Temmuz’da da istiklaline sahip çıkmanın bedelini ödeyen milletimizin böyle bir Anayasaya kavuşması en temel hakkıdır.

‘Sapkın akımların tehdidinden koruyacak bir Anayasa değişikliği teklifi hazırladık’

O gün gelene kadar da boş durmayacağız. Başı açık veya başı örtülü tüm kızlarımızın, hanım kardeşlerimizin eğitim ve çalışma haklarını güvence altına alacak, ayrıca aile kurumumuzu sapkın akımların tehdidinden koruyacak bir Anayasa değişikliği teklifi hazırladık. İnşallah önümüzdeki hafta teklifimizi Meclise sunarak, aslında tabii bir hak olan bu konunun ülkemizin gündeminden, inşallah tamamen çıkmasını sağlayacağız. Her gayretimiz gibi, bu girişimlerimizin gücünü de ülkemizde tesis ettiğimiz güvenden, huzurdan, özgürlük ve kardeşlik ikliminden alıyoruz. Bu vesileyle Malazgirt’ten bugüne istiklalimiz ve istikbalimiz için yürüttüğümüz mücadelelerde verdiğimiz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle yad ediyorum. Halen yurt içinde ve yurt dışında görev başında olan askerimizi, polisimizi, jandarmamızı ve diğer tüm güvenlik personelimizi Rabbim korusun, esirgesin, güç ve kuvvet versin, muzaffer eylesin diyorum. Türkiye Yüzyılını, tüm bu kahramanlarımızın fedakârlıklarıyla sahip olduğumuz güven ve huzur ikliminde yükselteceğiz. Türkiye Yüzyılını, ak saçlı büyüklerimizin, gönül coğrafyamızdaki dostlarımızın, el uzattığımız mazlumların dualarıyla yükselteceğiz.
‘Türkiye Yüzyılını, ülkemizi siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri, diplomatik her alanda dünyanın en büyük 10 devleti arasına çıkartarak yükselteceğiz’
Türkiye Yüzyılını, evlatlarının geleceği için yüreği kıpır kıpır çarpan annelerin, babaların hayallerini hayata geçirerek yükselteceğiz. Türkiye Yüzyılını, gençlerimizin teknolojiden sanata, spordan çevreye kadar tüm alanlardaki beklentilerini karşılayarak yükselteceğiz. Türkiye Yüzyılını, milli ve manevi değerlerimiz temelinde maziden atiye kurduğumuz köprüyü, insani ve ahlaki sütunlarla tahkim ederek yükselteceğiz. Türkiye Yüzyılını, ülkemizi siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri, diplomatik her alanda dünyanın en büyük 10 devleti arasına çıkartarak yükselteceğiz. Bugün burada; Terör, şiddet ve nefret suçluları gibi istisnalar dışında, 85 milyonun her birinin birinci sınıf vatandaşlığını güçlendirmenin sözü için bir araya geldik. Yıllarca ülkemizi kutuplaştıran, insanımızın birliğinin, beraberliğinin, kardeşliğinin ürünü olan muhabbet iklimine zarar veren tüm tartışmaları, tüm ayrışmaları bir kenara bırakmanın ahdi için bir araya geldik. Cumhuriyetimize adını veren cumhurun, yani halkımızın, siyasetin de, yönetimin de, ekonominin de asli öznesi olma konumunu güçlendirmenin kavli için bir araya geldik.

‘Ülkemizi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma, insanımızı hakkı olan tüm imkanlara kavuşturma irademizi teyit için bir araya geldik’

Ülkemizi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma, insanımızı hakkı olan tüm imkanlara kavuşturma irademizi teyit için bir araya geldik. Bugün burada; Milletimize verdiğimiz her sözü samimiyetle yerine getirmenin gayreti içerisindeki bir kardeşiniz, bir siyasetçi, bir yönetici olmanın gönül rahatlığıyla sizlerin huzurundayım. Hayatının her anını ülkesine ve milletine hizmete adamış bir fert olmanın getirdiği tecrübenin verdiği güvenle sizlerin huzurundayım. Derdi sadece millet olan, hep doğrunun, hakkın, erdemin peşinde koşmaya gayret etmiş bir dava adamı sıfatıyla sizlerin huzurundayım. Sultan Alparslan’dan Osman Beye, Fatih Sultan Mehmet’ten Yavuz Sultan Selim’e, Abdülhamit Han’dan Gazi Mustafa Kemal’e ve bugüne uzanan bir emaneti hakkıyla temsil etme iddiasıyla sizlerin karşısındayım. Evet, bugün burada; İlhamını ecdadın bin yıllık şanlı mazisinden, cesaretini kendimizin 40 yıllık birikiminden, ufkunu evlatlarımızın önümüzdeki bir asırlık beklentilerinden alan Türkiye Yüzyılının müjdesini paylaşıyoruz.
Cumhuriyetimizin 99 yılını 2023’te 100’e tamamlarken, bütün dikkatimizi, enerjimizi, çabamızı Türkiye Yüzyılının inşasına hasredeceğimizin kararını, kulağı ve kalbi açık herkesle paylaşıyoruz. Türkiye Yüzyılının, ülkemizle birlikte bölgemizden başlayarak dünyanın her yerine demokrasi, kalkınma, barış, refah götürecek bir devrimin de adı olduğunun muştusunu tüm insanlıkla paylaşıyoruz. Hayırlı olsun. Hayırlısıyla olsun. Daha nice hayırlı adımlara vesile olsun.
Aziz Milletim… Dünyanın siyasi ve ekonomik krizlerin pençesinde kıvrandığı bir dönemde, Türkiye Yüzyılı vizyonu gibi bir program vaadiyle sizlerin huzuruna çıkmak kolay değil. Üstelik Cumhuriyetimizin ilk 99 yılının hangi sıkıntılarla, hangi sancılarla, hangi sarsıntılarla geçtiğini de biliyoruz. Geçtiğimiz 20 yılda yaptıklarımızla, asırlık eksiklerimizin çoğunu gidermiş, ülkemizi en üst lige çıkarmış olsak da, bunu yeterli görmüyoruz.
Öyle kritik bir eşikteyiz ki, bundan sonra atacağımız adımlarla, ya bu ligin ön sıralarındaki yerimizi alacağız, ya da tekrar geriye düşme riskiyle karşı karşıya kalacağız. Ülkemizi Türkiye Yüzyılı vizyonuyla asırlık hedeflere yöneltirken, üstesinden gelinmesi hakikaten çok zor bir yükün altına giriyoruz. Ömründe tuğla üstüne tuğla koymamış, bir gönül tamir etmemiş, herhangi bir esere ve hizmete imza atmamış olanların rahatlığı sizi yanıltmasın. Ülke ve millet olarak, eser üstüne eser koyarak yolumuza devam etmezsek, bir süre sonra yerimizde yeller esmesi kaçınılmazdır. Sözümüz, işiten kulaklara, gören gözlere, hakkı konuşan dillere, kapısı açık kalpleredir. Türkiye Yüzyılı; Kimlik siyaseti yerine birlik siyasetini… Kutuplaştırma siyaseti yerine bütünleştirme siyasetini… İnkar siyaseti yerine kucaklama siyasetini..

‘Ülkemizdeki her bir ferdin, şahsımı ve siyasetimi takdir etmeyerek, tercihini farklı yönde kullanma hakkı elbette vardır’

Tahakkum siyaseti yerine özgürlük siyasetini… Nefret siyaseti yerine sevgi siyasetini ikame etmenin adıdır. Türkiye Yüzyılı Hakiki icraatları samimi kabullerle buluşturmanın… İnsani değerleri ideolojik fanatizmin önüne geçirmenin… Hakkı teslim etmeyi bagnazlığa yeğ tutmanın… Gerçeklere sırtını dönenlerin yönünü hakikate çevirmenin… Böylece, hep birlikte daha büyük hedeflere yöneleceğimiz yeni bir başlangıcın adıdır. Katıldığımız açılış törenlerinin ardından mutlaka alıp arşivimize koyduğumuz her makası, ülkemizin kalkınma adımlarının birer izi olarak görüyoruz. Ülkemizdeki her bir ferdin, şahsımı ve siyasetimi takdir etmeyerek, tercihini farklı yönde kullanma hakkı elbette vardır. Bizim tek isteğimiz şu gerçeklerin teslim edilmesidir.
Bugün ülkemizde; Evladının ana sınıfından üniversiteye kadar tüm kademelerde en iyi eğitimi almasını isteyen her aile, bu imkana, isterse hiçbir maddi külfete girmeden sahiptir. Sağlık sorunu yaşadığı için hastaneye giden insanımız, teşhisi, tedavisi, ilacıyla dünyada emsali olmayan bir hizmeti, en kaliteli ve ücretsiz şekilde almaktadır. Yaşlı ve engelli gibi dezavantajlı vatandaşlarımıza evde bakım dahil her türlü hizmet sunulmakta, düşük gelirli ailelerimiz kapsamlı yardımlarla desteklenmektedir. Gözü gibi bakıp büyüttüğü evladını askere gönderen anne-babalar, çocuğunun, başını ezdiğimiz terör örgütünün tehdidine maruz kalmayacağını bilmektedir. Evini doğalgazın kolaylığı, temizliği ve ekonomikliğiyle ısıtan, mutfağında, banyosunda aynı imkana sahip kardeşlerimiz hayatlarını konforla sürdürmektedir. Barajlarla, göletlerle, sulama tesisleriyle donattığımız topraklarımızın bereketiyle üretimi artan, kazancı çoğalan çiftçimizin refah düzeyi yükselmektedir. TOKİ’den veya müteahhitten aldığı evinde güvenle oturan, sahip olduğu otomobilini keyifle kullanan vatandaşımız için bunlar, standart hayat seviyesi haline gelmiştir.

‘Geçtiğimiz 20 yılda ülkemizde hizmet devrimini nasıl hayata geçirdiysek, Türkiye Yüzyılıyla birlikte, inşallah böyle bir zihniyet devrimini de gerçekleştireceğiz’

Yaptığımız bölünmüş yollarda ve otoyollarda güvenli seyahat eden, isterse hızlı trenle, isterse uçakla gideceği yere çabucak ulaşan insanımız, kendine daha çok vakit ayırabilmektedir. Sessiz devrimler sayesinde yıllarca ülkemizde ezilen, horlanan, ötekileştirilen tüm kesimler hak ve özgürlüklerini en geniş şekilde kullanabilmektedir. Daha açık bir ifadeyle, bizim arzumuz bu ülkede, sadece yanlışı söylemekle kalmayıp, DOĞRUYA DOĞRU diyecek, hakkı teslim edecek bir anlayışı hakim kılmaktır. Geçtiğimiz 20 yılda ülkemizde hizmet devrimini nasıl hayata geçirdiysek, Türkiye Yüzyılıyla birlikte, inşallah böyle bir zihniyet devrimini de gerçekleştireceğiz. Ülkesinin kazanımlarıyla gurur duyan, milli çıkarları her şeyin üstünde tutan, tehditler ve saldırılar karşısında tek yürek, tek bilek olan bir siyaset özlemimizin Türkiye Yüzyılıyla hayata geçeceğini ümit ediyoruz. Aziz Milletim… Hükümete ilk geldiğimizde “Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” demiştik
Birileri o zaman bu sözümüzü kendilerince küçümsemiş, istihzayla karşılamıştı. Aslında bunların küçümsedikleri bizim sözümüz değil, bizim nezdimizde bizatihi milletimizin kendisiydi. Başını soktuğu derme çatma gecekondusunda gece yarısı kalkıp bizim için dua eden piri fanileri küçümsüyorlardı. Vesayetin desteğiyle eğitimden iş hayatına her alanda dışladıkları, önünü kestikleri gençlerimizi küçümsüyorlardı. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasını kendi statülerinin sembolü olarak gördükleri için oraya gelen halk çocuklarını küçümsüyorlardı. Asker evladının yemin törenini tel örgüler ardından yaşlı gözlerle izleyen yemenili anneleri, sakallı babaları küçümsüyorlardı. Sadece kendilerine hak gördükleri kamu hizmetlerine talip olan, orta ve büyük ölçekli özel sektör girişimlerinde yer almak isteyen insanımızı küçümsüyorlardı. Biz, hiçbir ayrım yapmaksızın milletimizi tüm fertleriyle, işte bu zihniyetin küçümsemesinden de, dışlamasından da, engellemesinden de kurtaracak adımları attık.
Eğitimden girişimciliğe her alanda fırsat eşitliğini temin edecek eserler verdik, hizmetler gerçekleştirdik. İnsanımızı, gelişmiş ülkelerde ne varsa hepsine sahip olabileceği, üstelik bunlara güçlü bir sosyal devlet şemsiyesi altında kolayca ulaşabileceği bir altyapı kurduk. Ülkemizin 20 yılda nereden nereye geldiğini şöyle özetle hatırlamak, bize Türkiye Yüzyılının anlamını daha iyi gösterecektir. Eğitimde; Yükseköğretim dâhil 10,3 milyar lira olan yıllık bütçeyi, 304 milyar liranın üzerine çıkardık. Derslik sayımızı 343 binden 612 bine yükselttik. Yeni atadığımız 750 bin öğretmenle toplam öğretmen sayımızı 1 milyonun üzerine çıkardık. Toplam 3,5 milyar adet ders kitabını öğrencilerimize ücretsiz dağıttık. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e, akademik personel sayımızı 70 binden 184 bine ulaştırdık. Katsayı adaletsizliğine son vererek evlatlarımıza yükseköğrenimde fırsat eşitliği sağlarken, mesleki eğitimi de yeniden cazip hale getirdik.

20 yılda yapılan hizmetler

Sağlıkta; Hastane yatak sayımızı 164 binden 264 bine çıkardık. Toplamda 28 bin 987 yataklı 20 şehir hastanemizi tamamlayıp hizmete sunduk. Halen 15 bin 75 yatak kapasitesine sahip 13 şehir hastanemizin inşasına devam ediyoruz. Sağlık personeli sayımızı 1 milyon 350 bine çıkartarak, sağlık kuruluşlarımızı en modern araç-gereçlerle donatarak, milletimize en kaliteli hizmetin verilmesini sağladık. Gençlik ve sporda; Gençlik Merkezi sayımızı 9’dan 419’a yükselttik. Toplam spor tesisi sayımızı 1.575’den 4 bin 290’a çıkardık. Yükseköğrenim yurt yatak kapasitemizi 182 binden 850 bine ulaştırdık. Yükseköğrenim burs ve kredi tutarını lisans öğrencileri için aylık 45 liradan 850 liraya çıkartırken, yüksek lisans öğrencileri için 90 liradan 1.700 liraya, doktora öğrencileri için 135 liradan 2 bin 550 liraya yükselttik. Yurtlarımızda kalan öğrencilerimize aylık 800 lira beslenme yardımı yapıyoruz.
Aile ve sosyal hizmetlerde; Son 20 yılda ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza toplam 540 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Engelli vatandaşlarımıza verdiğimiz diğer desteklerin yanı sıra, engelli memur sayımızı 5 bin 777’den aldık 66 bine ulaştırdık. Yaşlılarımıza, evde bakımdan gündüzlü bakıma kadar pek çok hizmet sunuyoruz. Devlet korumasındaki çocuklarımızı, önceliği ailelerinin yanında kalmalarına vererek, eğitimden istihdama her alanda destekliyoruz. Sosyal yardım şemsiyemizi, elektrikten doğalgaza pek çok başlıktaki destekle gerçek ihtiyaç sahibi her aileyi kapsayacak şekilde genişletiyoruz. Şehit yakını ve gazilerimize hayatın her alanında sahip çıkıyoruz. Bir insanlık suçu olarak gördüğümüz kadına karşı şiddetin önlenmesi konusunda çok önemli mesafe kat ettik. Kadın hakları ile ailenin korunmasını, birbirinin alternatifi değil birbirinin tamamlayıcısı gören bir anlayışla çalışmalarımızı yürütüyoruz.
Çalışma ve sosyal güvenlikte; Net asgari ücreti, hem çalışanı, hem işvereni koruyacak tedbirlerle 184 liradan 5 bin 500 liraya çıkarttık. Aktif sigortalı sayımızı 12 milyondan 25,3 milyona, toplam istihdamı 31 milyonun üzerine yükselttik. Adalette; Hakim ve savcı sayımızı, FETÖ ihanet çetesi mensuplarında yaptığımız büyük temizliğe rağmen, 9 bin 349’dan 22 bin 727’ye yükselterek, kürsülerdeki eksikleri giderdik. Mahkeme sayısını adli yargıda yüzde 91, idari yargıda yüzde 42 artırarak, 278 hizmet binası inşa ederek, yargı teşkilatımızın altyapısını güçlendirdik. İçişlerinde; Ülkemizin güvenliği için gece gündüz çalışan Emniyet Genel Müdürlüğümüzün, Jandarma Genel Komutanlığımızın, Sahil Güvenlik Komutanlığımızın personel sayısını toplamda 538 bine çıkardık. Her türlü suçla ve suçluyla mücadeleyi etkinleştirerek, insanlarımızın sokakta, evinde, işyerinde huzurla hayatlarını sürdürebilmesini sağladık.

‘Darbe ve cunta izlerinden temizlediğimiz Türk Silahlı Kuvvetlerimizin dünyanın en güçlü orduları arasındaki seçkin yerini tahkim ettik’

Kamu yönetim sisteminin en alt birimi olan muhtarlıklarımıza, valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler nezdinde muhataplıklar tesis ettik. Demokrasimizin uç beyleri muhtarlarımızı, asgari ücret düzeyinde gelire kavuşturarak, sosyal güvenlik primlerini karşılayarak, daha pek çok sorunlarını çözerek her alanda güçlendirdik. Afet yönetiminden eğitim ve yardım faaliyetlerine kadar geniş bir alanda sivil toplum kuruluşlarımızın sayısını 76 binden 122 bine yükselterek, kurumsal kapasitelerini genişleterek, maddi destek vererek etkinliklerini artırdık. Dünyanın en etkin afet yönetimi kurumu olan AFAD’ı kurarak, arama-kurtarmadan zararların telafisine kadar her konuda vatandaşlarımızı sahipsiz bırakmadık. Düzensiz göçle etkin mücadele için 18 bin kişi kapasiteli 30 geri gönderme merkezi kurduk. Suriye’de oluşturduğumuz güvenli bölgelere, yaklaşık 530 bin kişinin gönüllü dönüş yapmasını temin ettik. Milli savunmada; Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Pençe, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı Harekâtları ve Pençe-Kilit Operasyonuyla, güney sınırımızda oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu parçalayıp attık.
Darbe ve cunta izlerinden temizlediğimiz Türk Silahlı Kuvvetlerimizin dünyanın en güçlü orduları arasındaki seçkin yerini tahkim ettik. Ulaştırmada; Bölünmüş yol mesafemizi 6 bin 100 kilometreden 28 bin 722 kilometreye, otoyol uzunluğumuzu 1.714 kilometreden 3 bin 633 kilometreye çıkardık. Karayolu tünel sayımızı 83’den 469’a, karayolu tünel uzunluğumuzu 50 kilometreden 664 kilometreye, köprü ve viyadük uzunluğumuzu 311 kilometreden 731 kilometreye yükselttik. Toplam 1.460 kilometre uzunluğunda hızlı tren ağı, ilaveten toplam 2 bin 102 kilometre uzunluğunda yeni demiryolu ağı yaparken, 8 bin 547 kilometre uzunluğunda mevcut hattı da elektrikli ve sinyalli hale getirdik. Havayollarında, 26’dan devraldığımız havalimanı sayımızı 31 ilaveyle 57’ye; denizcilikte tersane sayımızı 37’den 84’e çıkardık. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde, 2002 yılında sadece 3 bin olan geniş bant abone sayısını 89,5 milyona, e-devlet kullanıcı sayısını 61 milyona yükselttik. İnşallah fiber internet altyapımızı da süratle yaygınlaştırarak, yakında hedeflerimize uygun seviyeye getireceğiz.

‘Ticarette, ihracatımızı 36 milyar dolardan 250 milyar doların üzerine çıkarırken, dünyada 228 ülke ve bölgeye yaygınlaştırdık’

Çevre şehircilik ve iklim değişikliği alanında; TOKİ eliyle ülkemize toplam 1 milyon 170 bin konut ürettik, 3 milyon konutun dönüşümünü tamamladık, 12 milyon vatandaşımızın güvenli konutlarda yaşamasını sağladık. Ayrıca, 45 ilimizde 80 tarihi kent merkezimizi yeniliyor, 30’dan fazla sanayi alanımızı şehir dışına taşıyoruz. Son olarak, 500 bin sosyal konut, bir milyon konut amaçlı arsa, 50 bin işyeri hedefimizi milletimizle paylaştık. Bu büyük projenin ilk etabı olan 250 bin sosyal konutu, 100 bin konut arsasını ve 10 bin işyerini iki yıl içinde tamamlıyoruz. ’81 şehrimize 81 milyon metrekare millet bahçesi’ yapma hedefimiz çerçevesinde, Türkiye genelinde 455 millet bahçesini hizmete açtık veya inşasına devam ediyoruz. Tarım ve ormanda; Son 20 yılda çiftçilerimize verdiğimiz toplam 216 milyar lira tutarındaki tarımsal destek, cari değerle 500 milyar liraya yakın bir rakama tekabül ediyor.
Daha önce 40 milyar lirayı bile bulmayan Tarımsal Gayri Safi Yurtiçi Hasılamızı, geçtiğimiz yıl itibariyle 407 milyar liraya yükselttik. Baraj sayımızı 276’dan 930’a, hidroelektrik santrali sayımızı 97’den 730’a, içme suyu tesisi sayımızı 84’ten 370’e ve sulama tesisi sayımızı 1.764’ten 3 bin 325’e çıkardık. Dünyada orman varlığını artıran ender ülkelerden biriyiz. Hazine ve maliyede; Milli gelirimizi 238 milyar dolardan aldık, 1 trilyon dolar sınırına kadar getirdik. Satın alma gücü paritesine göre ülkemizi dünyanın en büyük 1l’inci, Avrupa’nın 4’üncü büyük ekonomisi konumuna çıkardık. Ülkemiz Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla bakımından son 20 yılda reel olarak yüzde 172 ve dolar bazında yüzde 237 büyüme kaydetti. Yılda ortalama yüzde 5,5 büyüyen Türkiye ekonomisi, 2021 yılında bunu ikiye katlayarak yüzde 11 seviyesine ulaştı. İnşallah enflasyonu kontrol altına alarak, ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütmeyi sürdüreceğiz.
Ticarette; İhracatımızı 36 milyar dolardan 250 milyar doların üzerine çıkarırken, dünyada 228 ülke ve bölgeye yaygınlaştırdık, dış ticaret hacmimizi de 500 milyar dolara ulaştırdık. Bin yıldır milletimizin bel kemiği olarak gördüğümüz esnaf ve sanatkârlarımızı, tüm imkânlarla destekledik, güçlendirdik. Dışişlerinde; Dış temsilcilik sayımızı 163’ten 255’e çıkartarak temsil ağımızı yaygınlaştırdık. Ülkemizi tüm uluslararası platformlarda söz ve etki sahibi bir konuma yükselttik. Savunma sanayinde; Kendi ihtiyacımızı karşılamanın ötesinde, İHA’lar, SİHA’lar, kara araçları, deniz platformları başta olmak üzere, 170 ülkeye savunma sanayi ürünleri ihraç edebilen bir ülke durumuna geldik. Evet, asırlık eksiklerimiz 20 yılda tamamlayarak ülkemizi savunma sanayinde zirveye doğru taşıyoruz.
Sanayi ve teknolojide; Kurduğumuz 152 yeni organize sanayi bölgesi, 29 endüstri bölgesi ve 94 teknoparkla, ülkemizin üretim gücünü artırdık. Milli Uzay Programımızı oluşturarak, bir vatandaşımızı önümüzdeki yıl uluslararası uzay istasyonuna gönderme hazırlıklarına başladık. Yerli otomobilimiz TOGG’un fabrikasında ilk aracı, yarın, 29 Ekim’de banttan indiriyoruz. Ülkemizi, salgın ve savaşla sarsılan dünyanın yeni üretim ve tedarik merkezi haline getirecek altyapıyı kurduk, geliştirdik, şimdi de büyütüyoruz. Enerjide; Toplam kurulu gücümüzü 31 bin 846 megavattan 101 bin 518 megavata yükselttik. Karadeniz’de toplam 540 milyar metreküp doğal gaz rezervi keşfettik. İnşallah yakında enerjide yeni müjdelerin sevincini milletimizle paylaşacağız. Yerli ve yenilenebilir enerji üretimine yaptığımız yatırımlarla, ülkemizin dışa bağımlılığını merhale merhale azaltıyoruz.

‘Biz, her seçimde milletimizin karşısına, herkesi kendine hayran bırakan dev projelerle çıkmış bir siyasi kadroyuz’

Kültürde ve turizmde; Dünya mirası listesinde olan varlık ve alan sayımızı artırdık. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz vasıtasıyla restore edilen eser sayımızı 46’dan 5 bin 781’e çıkardık. Salgının en çok vurduğu turizm sektöründe zararlarımızı hızla telafi etmekle kalmıyor, 50 milyon turist, 44 milyar dolar turizm geliri hedefimize doğru ilerliyoruz. TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, TRT gibi kurumlarımız vasıtasıyla, tüm gönül dostlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Aziz Milletim… Görüldüğü gibi ne kadar özetlersek Özetleyelim, eser ve hizmetlerimiz anlatmakla bitmiyor. Tabii bunlar şimdiye kadar yaptıklarımız. Bir de Türkiye Yüzyılı programıyla, Cumhuriyetimizin ikinci asrı için yapmayı hedeflediğimiz çalışmalar var.
Biz, her seçimde milletimizin karşısına, herkesi kendine hayran bırakan dev projelerle çıkmış bir siyasi kadroyuz. Hamdolsun, verdiğimiz sözlerin hemen tamamını gerçekleştirerek milletimizin hizmetine sunmayı başardık. Bu çerçevede Kanalistanbul projesi, Türkiye Yüzyılımızdaki sözlerimizden biri olarak hedeflerimiz arasındaki yerini korumaktadır. Seçim tarihine kadar elbette milletimizle paylaşacağımız yeni projelerimiz olacaktır. Bugün sizlere sadece, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun ruhunu, felsefesini, özünü anlatmak istiyorum. TÜRKİYE YÜZYILI, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN YÜZYILIDIR. Bu anlayışla ülkemizde, hayatı tüm unsurlarıyla kucaklayan ekosistemi güçlendirirken, dünyada da aynı yönde adımlar atılması için mücadele edeceğiz. Sürdürülebilirliğin ana eksenini oluşturan çevrenin korunması, ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme alanlarında, tüm kurumlarımızla ve tüm taraflarla birlikte ortak hedeflere yürüyeceğiz.
Türkiye yüzyılı, huzurun yüzyılıdır. Dünya, göçün sembolü haline dönüştüğü derin ekonomik adaletsizlikler, sosyal parçalanmalar, siyasi savrulmalar yaşarken, biz tam ortasında bulunduğumuz bu sıkıntılı fotoğraftan da ayrışıyoruz. Kendi güvenlik ve refahlarından başka bir öncelikleri olmayanların aksine biz, huzuru bölgemizle ve tüm dünyayla birlikte oluşturacağımız ortak iklimde aramaya devam edeceğiz. “Dünya 5’ten büyüktür” çağrımızın temelinde de bu anlayış vardır. TÜRKİYE YÜZYILI, BAŞARININ YÜZYILIDIR. Bize bu toprakları vatan yapan ecdadımızdan aldığımız ilhamla, girdiğimiz her mücadeleyi başarıyla sonuçlandıracak özgüvene, dirayete, azme, kabiliyete sahip olduğumuzdan şüphe etmiyoruz. Ülkemizi daha nice başarılarla, daha nice “ilk”lerle, “en”lerle tanıştırarak Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ülkemizi zirveye çıkartmakta kararlıyız. TÜRKİYE YÜZYILI, GÜVEN VE İSTİKRARIN YÜZYILIDIR. Küresel düzeyde söz, etki, üretim, ihracat, istihdam gücü kazanan ülkemiz, bunu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle garanti altına aldığımız güven ve istikrar iklimi sayesinde elde etmiştir.
Bölgesinde ve dünyada gücü giderek artan Türkiye’nin yönetimde istikrar ve güvene sıkı sıkıya sahip çıkması halinde, ulaşamayacağı hedef yoktur. Günü kurtarmak değil geleceği inşa etmek için istikrarı tahkim ederek ülkemize eser ve hizmet kazandırmayı sürdüreceğiz. Ülkemizi bu sayede en kısa sürede 1 trilyon dolar dış ticaret hacmine, 100 milyar dolar turizm gelirine kavuşturacağız.
TÜRKİYE YÜZYILI, ÜRETİMİN YÜZYILIDIR.
Yerli ve milli, yenilikçi ve yeşil üretim ekonomisi anlayışıyla, Milli Teknoloji Hamlemizin desteğiyle, sanayiden tarıma her alanda dünyadaki rekabet gücümüzü artırıyoruz. İleri teknolojiye dayalı, yüksek katma değerli, geniş pazarlı, istihdamı artıran doğru üretim alanlarını destekleyerek, Türkiye’yi en büyük küresel sanayi ve ticaret merkezlerinden biri haline getireceğiz. Önümüzdeki dönemi, bu doğrultuda yeni ve etkin üretim stratejilerini konuşup hayata geçireceğimiz bir sürece dönüştürüyoruz. TÜRKİYE YÜZYILI, VERİMLİLİĞİN YÜZYILIDIR. Salgın ve savaşın tetiklediği ekonomik dalgalanmalar küresel düzeyde enerji, sağlık ve gıda krizlerini derinleştirirken, biz bu kötü gidişten ayrışmayı zaten başardık.
Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyütecek Türkiye Ekonomi Programını da verimlilik üzerine bina ediyoruz. Kendimiz ve dünya için hayati öneme sahip alanlarda üretimi ve ihracatı artıracak, yeşil kalkınma devrimine katkı verecek faaliyetleri, verimlilik ilkeleriyle daha da geliştireceğiz. TÜRKİYE YÜZYILI, GÜCÜN YÜZYILIDIR. Yerli ve milli kalkınma stratejileri doğrultusunda attığımız her adım ve kazandığımız her başarı, ülkemizin gücüne güç katmaktadır. Ülkemizin siyasi ve ekonomik bir güç olarak küresel düzeydeki yükselişini, ahenkli bir yönetim ve daha da geliştireceğimiz altyapımızla sürdüreceğiz. Hiçbir alanda duraklamaya veya gerilemeye mahal vermeden, doğru hedefler, doğru kararlar, doğru adımlar yoluyla büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını tamamlayacağız. TÜRKİYE YÜZYILI, DİJİTALİN YÜZYILIDIR. Çağı yakalamaya çalışan ülkeden, çağa yön veren ülkeye giden bir yolculuk içindeyiz. Bunun için, dijital teknolojiler alanında ülkemizi,
METAVÖRS’ten BLOKZİNCİR’e kadar her alanda en üst seviyeye çıkartacağız.
Dünyanın en yaygın ve etkin e-devlet altyapısını kurmuş, orta ve yüksek teknolojiye dayalı üretimini hızla geliştiren bir ülke olarak, küresel dijital devrim ekonomisinin de öncülüğünü yapacağız. TÜRKİYE YÜZYILI, İLETİŞİMİN YÜZYILIDIR. Millet ve devlet, devletimizle diğer ülkeler arasındaki iletişimi hızlı, sürekli ve şeffaf hale getirecek düzenlemeleri, sosyal huzurun ve milli güvenliğin teminatı olarak görüyoruz. Vatandaşımızı ve dünyayı, güvenilir kaynaklar aracılığıyla doğru ve zamanında bilgilendirecek altyapıyı güçlendirmeyi, dezenformasyona karşı etkili tedbirler almayı sürdüreceğiz. TÜRKİYE YÜZYILI, BİLİMİN YÜZYILIDIR. Bilimin ve teknolojinin ilerleyişinin insanlığın geleceğini ne yönde etkileyeceğinin farklı boyutlarıyla tartışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Ülkemizde, insanımızın hayat kalitesini artırmaya yönelik olarak kamuda ve özel sektörde yürütülen bilimsel çalışmaları destekleyerek, bu alanda da söz ve iddia sahibi konuma ulaşmayı planlıyoruz. Uluslararası sıralamaların ilk 500’ünde en az 10 üniversitemizin yer almasını sağlayacak, 2030 yılında 10 milyonu bulacağı öngörülen uluslararası öğrenci sayısından, halen 300 bine yakın olan payımızı 1 milyona çıkartacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öncesinde kongreyi dışardan takip eden kalabalığa hitaben kısa bir konuşma yaptı. Erdoğan, şunları söyledi:

“Cumhuriyet Bayramı arifesinde Türkiye Yüzyılı’nı kutluyoruz. Biraz sonra Türkiye Yüzyılı’nda ne var, bunları sizlere açıklayacağım. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Onlara da sorun, siz bu ülkede ne yaptınız? Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda ne yaptık biliyorsunuz. Enerjide nereden nereye geldik biliyorsunuz? Birazdan bundan sonra neler yapacağız onları açıklayacağız. 7 ayımız var, 7 ay içerisinde durmak yok yola devam.”

Vizyon programı

AK Parti, “Türkiye Yüzyılı” vizyon yaklaşımı kapsamında hazırladığı logoyu, geçen hafta kamuoyuyla paylaştı.
Cumhurbaşkanlığı forsundaki görsel form ve anlamsal çerçeveden esinlenerek oluşturulan logodaki 16 yıldız, kadim Türk tarihinin asli unsurlarını sembolleştirirken Türk bayrağının tamamlayıcısı tek yıldız ise ortak mirası temsil ediyor.
Türkiye Yüzyılı vizyonunun küresel karakteri logonun dairesel konturu ile vurgulanıyor, hilal etrafından yayılan 100 güneş ışınının her biri Cumhuriyetin her bir yılını simgeliyor.
Dairesel form ve altın efektli özel renkle ise dünyada Türkiye Yüzyılı’nın bir güneş gibi doğduğu ilişkisi kuruluyor.

11 siyasi parti davet edildi

AK Parti kurmayları, üzerinde aylardır çalışılan ve “ülkenin gelecek tasarımı” olarak niteledikleri “Türkiye Yüzyılı” lansmanının hazırlıklarını tamamladı. Vizyon belgesi niteliği taşıyan program, Ankara Spor Salonu’nda vatandaşlarla paylaşılacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tek konuşmacı olacağı törende sporcular, sanatçılar, cemaat vakıfları, Alevi dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, sanayici ve iş adamları, sanatçılar, çevreci genç ve kadınlar, şehit ve gazi yakınları, engelliler, siyasi parti temsilcileri, yabancı misyon temsilcileri, akademisyenler, gazeteciler ve sosyal medya fenomenleri de yer alacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı” başlıklı konuşmasında din, dil, ırk, cinsiyet, inanç, düşünce farkı gözetmeden toplumun tüm katmanlarına “Gelin büyük ve güçlü Türkiye’yi birlikte kuralım.” çağrısı yapacak.
Cumhur İttifakı’nı oluşturan MHP ve BBP’nin yanı sıra CHP, İYİ Parti, DSP, Saadet Partisi, HÜDA-PAR, Demokrat Parti, Vatan Partisi, Yeniden Refah Partisi ve Anavatan Partisi, tanıtım toplantısına genel başkan seviyesinde davet edildi.
Programda, protokol düzeni olmayacak. Kabine üyeleri, AK Parti Genel Başkan yardımcıları, milletvekilleri, il başkanları ve belediye başkanları salonun tribünlerinde davetlilerin arasında karışık oturacak. Davetli siyasi partilerin genel başkanları için ise tribünde özel bölüm ayrılacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetimizin yüzüncü yaşını, sıradan yıl dönümü kutlamasının çok ötesine geçen ‘Türkiye Yüzyılı’ atılımıyla karşılamaya hazırlanıyoruz. Daha önce milletimizi nasıl 2023 hedeflerimize ufkuyla buluşturmuşsak, inşallah şimdi de Türkiye Yüzyılı programımızla 2053 vizyonumuzun inşasına başlıyoruz.” ifadesini kullanmıştı.

Son Haberler

Kalibaf Bağdat’ta: İki ülkenin ortak güvenliğini güçlendirmek için önemli adımlar atacağız

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Irak ziyaretinde iki ülkenin ulusal ve ortak güvenliğini güçlendirmek için “önemli ve büyük adımlar” atacaklarını belirterek, “Gücümüz kardeşliğimizden geliyor” dedi. Kalibaf, bugün Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınındaki “Mühendis ve Süleymani” anıtında, Irak Meclisi Birinci Başkan Yardımcısı Adnan Feyhan ile düzenlediği basın toplantısında konuştu. İran Meclis Başkanı, Irak ile İran arasındaki kültürel yakınlaşmanın bölgesel işbirliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirterek, “Irak ile kültürel yakınlaşma, bölgesel işbirliği alanlarını ele almak için mükemmel bir fırsattır. Bu nedenle Bağdat ziyaretimizde önceliğimiz bu konu oldu” dedi. Kalibaf, bölgedeki İslam ülkelerinin ortak işbirliğine, derin ve sürdürülebilir ilişkilere ve ekonomik işbirliğine ihtiyaç duyduğunu belirterek, İran’ın bu konuda işbirliğine hazır olduğunu söyledi. İranlı yetkili, Irak ziyaretinin “bölgedeki yeni durum ve tüm bölge ülkeleri arasında dış müdahale olmaksızın ikili işbirliğini hızlandırma” çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti. “Hangi tarafın kazandığını bölgedeki gelişmelere bakarak anlayabilirsiniz” ABD-İran savaşıyla ilgili bir soruya da yanıt veren Kalibaf, “Bölgedeki gelişmelere bakın, şimdi hangi tarafın kazandığını anlarsınız” ifadelerini kullandı. Kalibaf ayrıca, eski İran lideri Ali Hamaney’in kırkıncı gün törenlerine katılan Irak halkına teşekkür etti. Ziyareti kapsamında Iraklı üst düzey yetkililerle görüşeceğini de belirtti. Bağdat’a geldi İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Çarşamba sabahı Bağdat Uluslararası Havalimanı’na ulaştı. Kalibaf’ı Irak Meclisi Birinci Başkan Yardımcısı Adnan Feyhan karşıladı. Kalibaf, Bağdat’a varmasının ardından X hesabından yaptığı paylaşımda, İran ve Irak halklarını birbirine bağlayan ilişkinin “tarihi ve kopmaz bir ilişki” olduğunu belirtti. İran’ın resmi haber ajansı Fars, Salı günü (18 Ağustos 2026) Kalibaf’ın Irak ziyaretinde Bağdat ile Tahran arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, stratejik işbirliğinin güçlendirilmesi, sınır güvenliği ve terörle mücadele, ekonomik işbirliğinin genişletilmesi ve iki ülke arasındaki ortak anlaşmaların uygulanmasının ele alınacağını bildirmişti. Güvenlik ve sınır işbirliği Güvenlik ve sınır meselesi, Bağdat ile Tahran arasındaki işbirliğinin başlıca başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Irak ve İran, Ağustos 2025’te ortak sınırların güvenliği konusunda bir güvenlik mutabakatı imzalamıştı. Anlaşma, güvenlik ve istihbarat alanında işbirliğinin güçlendirilmesi ve sınırdan yasa dışı geçişlerin önlenmesine yönelik koordinasyonu kapsıyor.

Barrack: İsrail saldırısı sırasında Türkiye’ye haber verilmedi, üçlü çatışmasızlık mekanizması kurulabilir

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye’de, Türkiye sınırı yakınlarındaki Ebu Zuhur hava üssünü vurmasının ardından, ABD'nin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir "çatışmasızlık mekanizması" kurmak için çalıştığını duyurdu. Aynı zamanda ABD'nin Ankara Büyükelçisi olan Barrack; Türkiye'nin İsrail saldırıları konusunda önceden uyarılmadığını belirterek, "Sonuç olarak Türkiye, kendi topraklarına doğru kuzeye yönelen uçakları gözlemledi ve bu durum karşısında doğal olarak kendi askeri yanıtını hazırlayabilirdi" diyerek olası bir Türk askeri reaksiyonuna dikkat çekti. Reuters'a konuşan Barrack, "Neyse ki sağduyu galip geldi ve durumun daha da kötüleşmesi engellendi" ifadelerini kullandı. Türkiye saldırıyı kınadı Türkiye ise, Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne yönelik İsrail saldırılarını kınadı ancak olası bir çatışmasızlık mekanizması hakkında açıklama yapmadı. "Çatışmasızlık mekanizması” askeri veya siyasi aktörler arasında yanlış anlaşılmaları veya kazara meydana gelebilecek çatışmaları önlemeyi amaçlayan bir iletişim kanalı olarak biliniyor. NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan ve geçamn hafta Pakistan ve Suudi Arabistan ile karşılıklı savunma paktı imzalayan Türkiye, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın en önemli müttefiklerinden biri. Ankara; Suriye ordusunu eğitiyor, devlet kurumlarının ve altyapısının yeniden inşasına yardımcı oluyor, ayrıca askeri ve diplomatik destek sağlıyor. Barrack, "Türkiye" ismini kullanarak yaptığı açıklamada, İsrail'in Suriye hava üssüne yönelik saldırılarının, "Türkiye'nin yakın gelecekte bu üsteki varlığını artırabileceğine dair doğru ya da yanlış bir algıyı yansıttığını" söyledi. Özel Temsilci Barrack, "Bu durum; İsrail, Suriye ve Türkiye'yi kapsayan bir çatışmasızlık mekanizmasına duyulan ihtiyacı vurguluyor. Gelecekteki iletişim kopukluklarını önlemek adına böyle bir mekanizma kurmak için aktif olarak çalışıyoruz. Şu anki öncelik gerilimi düşürmek ve daha ölçülü bir yaklaşım için alan açmaktır” dedi. Hizmet dışı kalmıştı Türkiye sınırının yaklaşık 70 km doğusunda bulunan hava üssü, 2013 yılından bu yana münhasır bir askeri havaalanı olarak hizmet dışı kalmış durumda. Üs, Suriye'de Beşar Esad'a sadık güçler ile muhalif gruplar arasında 14 yıl süren iç savaş boyunca birkaç kez el değiştirmişti. Suriye devlet televizyonu, askeri bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İsrail'in üssün pistine ve depolama tesislerine sekiz hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. Ayrı bir askeri kaynak ve üs yakınında yaşayan bir sivil, herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi. İsrail ordusu ise saldırılar hakkında yorum yapmaktan kaçındı. İsrail, yıllardır İran nüfuzunu dizginlemek ve Lübnan'daki Hizbullah'a silah ulaşmasını engellemek amacıyla Suriye'deki hedefleri vuruyor. 2024 yılında Beşar Esad'ın devrilmesinden bu yana Suriye'nin yeni yöneticilerine de şüpheyle yaklaşan İsrail, ülkede askeri operasyonlarını sürdürüyor; son olarak mart ayında Suriye'nin güney ve orta kesimlerindeki hükümet tesislerine saldırılar düzenlemişti.

Süleymancılar cemaatinin eski liderinin ölümüne inceleme: Arif Ahmet Denizolgun’un mezarı açılıyor

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet...

Irak Hizbullah Tugayları’ndan silahsızlanma hamlesine ‘TSK’ ve ‘Peşmerge’ şartı

Silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik baskılar artarken İran destekli Irak Hizbullah Tugayları(Ketaib Hizbullah) silah bırakmak için yeni şartlar öne sürdü. Şartlar arasında Türk ordusunun çekilmesi ve Peşmerge Güçleri'nin lağvedilmesi yer alırken, Başbakan Zeydi'ye yönelik "sert" bir mesajda "Sana 100 gün dayandık" tehdidi savruldu. Irak Hizbullah Tugayları Güvenlik Sorumlusu Ebu Mücahid Asaf, silah bırakma ve son dönemdeki güvenlik durumuna ilişkin bir mesaj yayımladı. Irak Hizbullah Tugayları, silahlarla ilgili konularda herhangi bir Irak hükümetiyle işbirliği düzenlemesi yapmak için üç ön koşul açıkladı. Şii silahlı grubun mesajında belirtilen şartlar, Amerikan ordusunun Irak topraklarından ve hava sahasından tamamen çekilmesi, geri dönmeyeceklerine dair güvence verilmesi ve siyasi ile ekonomik kararların Amerikan hegemonyasından uzaklaştırılması olarak sıralandı. Peşmerge’nin lağvı ve TSK şartı Grubun ikinci şartı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Irak'tan çekilmesi iken, üçüncü şartta Peşmerge Güçleri'nin lağvedilmesi talep edildi. Peşmerge Güçleri, yeni Irak’ta 2005 anayasasında Kürdistan Bölgesi'nin güvenlik gücü olarak tanınan resmi bir askeri güç olarak tanımlanıyor. Hizbullah Tugayları ve Nuceba Hareketi, şimdiye kadar silahlarını devlete teslim etmeye yanaşmayan iki ana grup arasında yer alıyor. Bugüne kadar tek ön koşulları Amerikan ordusunun çekilmesiydi. Başbakan Zeydi’ye tehdit: 100 gün sana tahammül ettik! Irak Hizbullah Tugayları Güvenlik Sorumlusu'nun mesajının bir diğer bölümü bir süre önce göreve başlayan Başbakan Ali Falih el-Zeydi'ye yönelikti. Mesajda, onun davranışlarına “100 gün boyunca tahammül ettikleri”ni, ancak Irak'ı içinde bulunduğu karmaşık durumdan çıkaracak bir performans göremedikleri savunuldu. Hizbullah Tugayları, Zeydi'yi, Amerikalıların doğrudan denetimi altında, güçlerinin şehit ve yaralılarının evlerine baskın yapmakla suçladı ve gelecekte bu tür durumlara aynı şekilde karşılık verecekleri tehdidinde bulundu. Hizbullah yetkilisi Ebu Mücahid Asaf, Başbakan Zeydi'ye hitaben, "Bizim kanımız ülkenin egemenliğini, devleti ve kutsalları korumak için akarken sen ticaretle, lüksle ve hazineni doldurmakla meşguldün. Bu yüzden haddini bil" dedi. Irak Hizbullah Tugayları, Zeydi'yi oluşturmakla suçladıkları güvenlik "çarpıklığını" düzeltmek için "akil ve büyük kardeşleri" beklediklerini belirtti. Ketaib Hizbullah hakkında Ketaib Hizbullah, 2003 yılındaki ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak'a girmesi ve Saddam resjimin yıkılması ardından güç boşluğunda kurulmuştur. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun lojistik ve askeri desteğiyle farklı Şii milis yapılanmalarının bir araya gelmesi sonucu şekillenen grup, kurucusu Ebu Mehdi el-Mühendis liderliğinde Amerikan askerlerine yönelik saldırılarla adını duyurmuştur. Grup, ideolojik olarak İran’ın "Velyet-i Fakih" sistemine bağlı kalarak, Irak genelinde Batılı askeri ve diplomatik varlığın tamamen sona erdirilmesini temel meşruiyet zemini olarak kabul etmiştir. 2014 yılında IŞİD’in Irak topraklarını tehdit etmesiyle birlikte Ketaib Hizbullah, devlet destekli resmi bir çatı kuruluşu olan Haşdi Şabi bünyesine dahil olmuştur. Bu süreçte terörle mücadelede sahada aktif rol üstlenen grup, Irak devleti tarafından yasal statü ve bütçe güvencesine kavuşturulmuştur. Ancak 2009 yılından bu yana ABD ve müttefikleri tarafından "Yabancı Terör Örgütü" listesinde tutulan yapı, IŞİD sonrası dönemde de hem Irak'taki Amerikan üslerine yönelik operasyonlarını sürdürmüş hem de bölgesel güç mücadelelerinde İran ekseninin en kritik paramiliter aktörlerinden biri olarak kalmaya devam etmiştir.

SDG ile Şam arasında ‘fesih’ konusunda farklı açıklamalar

Suriye hükümeti ile suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında 29 Ocak’ta imzalanan mutabakatın uygulanmasından sorumlu Cumhurbaşkanlığı Heyeti Sözcüsü Ahmed el-Hilali, SDG’nin feshedilmesine ilişkin duyurunun “çok yakında” yapılacağını söyledi. Aynı zamanda Haseke Vali Yardımcısı olan Hilali, Suriye merkezli Syria TV’ye yaptığı açıklamada, 29 Ocak mutabakatının uygulanmasına ilişkin son gelişmeleri değerlendirdi. SDG’nin feshi için hazırlık DSG’nin feshedilmesine ilişkin resmi duyurunun “çok yakında” yapılacağını belirten Hilali, sürecin önündeki çeşitli sorunların ele alınması için çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Hilali, “Geçtiğimiz dönemde, yargı dosyası da dahil olmak üzere çeşitli zorlukların ele alınması için çalışmalar yürüttük” dedi. Entegrasyon sürecinde ilerleme Hilali, SDG bünyesindeki askeri, güvenlik ve sivil kurumların Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu sürecinde önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti. Sürecin zor aşamalarının geride bırakıldığını ifade eden Hilali, sahada alınan tedbirlerin uygulanmasında da önemli mesafe kat edildiğini kaydetti. Suriye hükümeti ile SDG arasında 29 Ocak’ta varılan mutabakat kapsamında, DSG’nin askeri ve güvenlik yapılarının yanı sıra sivil kurumların da Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi öngörülüyor.

Çerçeve yasa Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi; Yasada neler var?

Kamuoyunda ‘Çerçeve Yasa’ olarak bilinen 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’ Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzası ile Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi', TBMM Genel Kurulu'nda yapılan oylamada 87 'ret' ve 7 'çekimser' oya karşı 467 'kabul' oyuyla yasalaşmıştı. Kanun neler getiriyor? Kanun'a göre, Kanun'la, PKK/KCK örgütü ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesi amaçlanıyor. Düzenleme, PKK/KCK örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'da düzenlenen suçları kapsayacak. Kanun'da "Örgüt", PKK/KCK örgütünü ve bununla bağlantılı her türlü oluşumları, "Kurul", düzenlemenin ilgili hükmü uyarınca oluşturulacak Kurul şeklinde tanımlanıyor. Çerçeve yasa Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi Kanun'a göre, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç, kanun kapsamına giren ve üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 10 yıl süreyle ertelenecek. Erteleme süresi içinde dava zaman aşımı işlemeyecek. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilecek. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilecek ve Hazineye irat kaydedilecek. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilecek. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercisi gösterilecek. Bu hüküm uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar 2 hafta içinde sulh ceza hakimliğine başvurabilecek. Hüküm uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da 2 hafta içinde itiraz edilebilecek. Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da düzenlemenin kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlı olacak. Düzenleme uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hakim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilecek. Koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılması kararlaştırılacak.Erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilecek. Erteleme kararlarının kaydedilmesi ve yeniden suç işlenmesi Verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilecek. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, belirlenen amaç için kullanılabilecek. Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde "terör" suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunacak. Mahkumiyet halinde verilen cezanın infazı, düzenlemenin buna yönelik hükmü kapsamında ertelenmeyecek ve mahkumiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğacak. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilecek. Kanun'la, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkum olanlar ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar hariç olmak üzere, düzenleme kapsamına giren suçlardan, toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı 5 yıl süreyle, toplam 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı 10 yıl süreyle infaz hakiminin kararıyla ertelenecek. Bu hükmün uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemeyecek. Erteleme süresi içinde cezada zaman aşımı işlemeyecek. İnfaz hakimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilecek. Ayrıca bu kapsamda verilen erteleme kararları, oluşturulan sisteme kaydedilecek. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde belirlenen amaç için kullanılabilecek. Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde "terör" suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hakimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilecek. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılacak. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılacak. Takip, koordinasyon ve uygulama hükümleri Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi, düzenlemenin Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri'nden müteşekkil Kurul tarafından yapılacak. İhtiyaç halinde Kurul tarafından alt komisyonlar oluşturulabilecek, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilecek.Kurul tarafından sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilecek. PKK/KCK  örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben bu düzenlemenin amacı ve kapsamı doğrultusunda örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilecek. Kurulun gerekli görmesi halinde adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulacak. Kanun uyarınca verilen erteleme kararları, PKK/KCK  örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilecek. Gerekli görülmesi halinde soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hakimliğinden veya mahkemesinden, mahkumiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması infaz hakimliğinden Kurul tarafından talep edilecek. Talep hakkında ilgili merci tarafından karar verilecek. Bu kararlara karşı itiraz edilebilecek. Mahkumiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına yönelik talepte bulunulabilmesi için 5 yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren 2 yıl, 10 yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise 3 yıl geçmiş olması gerekecek. Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirecek. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca düzenleme kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulacak. İzleme Komisyonu, Kanun kapsamındaki faaliyetleri izleyecek ve tavsiyelerde bulunabilecek. Kurulun sekretarya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilecek. Silah ve malzeme teslimi Kanun kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınacak. Bu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenecek. Kanun hükümleri, PKK/KCK örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben 6 ay içinde bu düzenleme hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanacak. Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilecek. Kanun'un amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmayacak.

Pervin Buldan’dan Adalet Bakanlığı’na başvuru: Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetleri araştırılsın

Meclis Başkan Vekili ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli karanlık noktalarından biri olarak kabul edilen Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetlerine ilişkin yeni bir hukuki süreç başlattıklarını duyurdu. X sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Buldan, avukatı Bişar Alınak aracılığıyla Adalet Bakanlığı’na başvurulduğunu belirtti. Sorumluların yargı önüne çıkarılması talep edildi Yapılan başvuruda, söz konusu cinayetlerin arka planındaki siyasi ve örgütsel bağlantıların ortaya çıkarılması temel hedef olarak gösterildi. Başvuru dilekçesinde, olayın tüm yönleriyle yeniden araştırılması, sorumluların tespit edilmesi ve bu kişilerin yargı mercileri önüne çıkarılması talep edildi. Açıklamasında davanın tarihsel önemine dikkat çeken Pervin Buldan, bu dosyanın yalnızca geçmişe ait bir vaka olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Buldan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Bu dosya, Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan aydınlatılmamış siyasi cinayetler ve cezasızlık pratiği bağlamında değerlendirilmesi gereken bir dosyadır. Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak bu tür olayların etkin soruşturulması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması zorunludur." Hukuki süreç takip edilecek Soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmesi noktasında kararlı olduklarını ifade eden Buldan, suçluların tespiti ve adaletin tecellisi için başlatılan hukuki sürecin yakından takipçisi olacaklarını kaydetti. Söz konusu cinayetler, 3 Haziran 1994 tarihinde İstanbul’da kaçırılan Pervin Buldan eşi iş insanı Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın cansız bedenlerinin Bolu’nun Yığılca ilçesinde bulunmasıyla Türkiye gündemine oturmuş, geçen yıllara rağmen failler yargı karşısına çıkarılmamıştı. Savaş Buldan 2 Haziran 1994’te İstanbul Yeşilyurt’taki Çınar Oteli’nden, polis kimlikli, polis yelekli ve telsizli sekiz kişi tarafından Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’la birlikte kaçırıldı ve sonrasında öldürüldü. Buldan ve arkadaşlarının cansız bedenleri, 4 Haziran 1994’te Bolu’nun Yığılca ilçesi Melen çayı kenarında bulundu. Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın bedenlerinde işkence izlerine rastlandı. Dönemin başbakanı Tansıu Çiller’di ve o yıllarda çözellikle Kürtlere yönelik çok sayıda faili meçhul cinayet işleniyordu. Tansu Çiller 4 Kasım 1993’te, “Elimizde PKK’ya yardım eden Kürt işadamlarının listesi var. Listede 60 kadar isim bulunuyor. Devlet PKK’yla olduğu gibi, PKK’ya mali destek sağlayanlarla da her biçimde mücadele edecektir” demişti.

Türkiye Gündemi

Barrack: İsrail saldırısı sırasında Türkiye’ye haber verilmedi, üçlü çatışmasızlık mekanizması kurulabilir

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye’de, Türkiye sınırı yakınlarındaki Ebu Zuhur hava üssünü vurmasının ardından, ABD'nin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir "çatışmasızlık mekanizması" kurmak için çalıştığını duyurdu. Aynı zamanda ABD'nin Ankara Büyükelçisi olan Barrack; Türkiye'nin İsrail saldırıları konusunda önceden uyarılmadığını belirterek, "Sonuç olarak Türkiye, kendi topraklarına doğru kuzeye yönelen uçakları gözlemledi ve bu durum karşısında doğal olarak kendi askeri yanıtını hazırlayabilirdi" diyerek olası bir Türk askeri reaksiyonuna dikkat çekti. Reuters'a konuşan Barrack, "Neyse ki sağduyu galip geldi ve durumun daha da kötüleşmesi engellendi" ifadelerini kullandı. Türkiye saldırıyı kınadı Türkiye ise, Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne yönelik İsrail saldırılarını kınadı ancak olası bir çatışmasızlık mekanizması hakkında açıklama yapmadı. "Çatışmasızlık mekanizması” askeri veya siyasi aktörler arasında yanlış anlaşılmaları veya kazara meydana gelebilecek çatışmaları önlemeyi amaçlayan bir iletişim kanalı olarak biliniyor. NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan ve geçamn hafta Pakistan ve Suudi Arabistan ile karşılıklı savunma paktı imzalayan Türkiye, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın en önemli müttefiklerinden biri. Ankara; Suriye ordusunu eğitiyor, devlet kurumlarının ve altyapısının yeniden inşasına yardımcı oluyor, ayrıca askeri ve diplomatik destek sağlıyor. Barrack, "Türkiye" ismini kullanarak yaptığı açıklamada, İsrail'in Suriye hava üssüne yönelik saldırılarının, "Türkiye'nin yakın gelecekte bu üsteki varlığını artırabileceğine dair doğru ya da yanlış bir algıyı yansıttığını" söyledi. Özel Temsilci Barrack, "Bu durum; İsrail, Suriye ve Türkiye'yi kapsayan bir çatışmasızlık mekanizmasına duyulan ihtiyacı vurguluyor. Gelecekteki iletişim kopukluklarını önlemek adına böyle bir mekanizma kurmak için aktif olarak çalışıyoruz. Şu anki öncelik gerilimi düşürmek ve daha ölçülü bir yaklaşım için alan açmaktır” dedi. Hizmet dışı kalmıştı Türkiye sınırının yaklaşık 70 km doğusunda bulunan hava üssü, 2013 yılından bu yana münhasır bir askeri havaalanı olarak hizmet dışı kalmış durumda. Üs, Suriye'de Beşar Esad'a sadık güçler ile muhalif gruplar arasında 14 yıl süren iç savaş boyunca birkaç kez el değiştirmişti. Suriye devlet televizyonu, askeri bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İsrail'in üssün pistine ve depolama tesislerine sekiz hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. Ayrı bir askeri kaynak ve üs yakınında yaşayan bir sivil, herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi. İsrail ordusu ise saldırılar hakkında yorum yapmaktan kaçındı. İsrail, yıllardır İran nüfuzunu dizginlemek ve Lübnan'daki Hizbullah'a silah ulaşmasını engellemek amacıyla Suriye'deki hedefleri vuruyor. 2024 yılında Beşar Esad'ın devrilmesinden bu yana Suriye'nin yeni yöneticilerine de şüpheyle yaklaşan İsrail, ülkede askeri operasyonlarını sürdürüyor; son olarak mart ayında Suriye'nin güney ve orta kesimlerindeki hükümet tesislerine saldırılar düzenlemişti.

Pervin Buldan’dan Adalet Bakanlığı’na başvuru: Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetleri araştırılsın

Meclis Başkan Vekili ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli karanlık noktalarından biri olarak kabul edilen Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetlerine ilişkin yeni bir hukuki süreç başlattıklarını duyurdu. X sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Buldan, avukatı Bişar Alınak aracılığıyla Adalet Bakanlığı’na başvurulduğunu belirtti. Sorumluların yargı önüne çıkarılması talep edildi Yapılan başvuruda, söz konusu cinayetlerin arka planındaki siyasi ve örgütsel bağlantıların ortaya çıkarılması temel hedef olarak gösterildi. Başvuru dilekçesinde, olayın tüm yönleriyle yeniden araştırılması, sorumluların tespit edilmesi ve bu kişilerin yargı mercileri önüne çıkarılması talep edildi. Açıklamasında davanın tarihsel önemine dikkat çeken Pervin Buldan, bu dosyanın yalnızca geçmişe ait bir vaka olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Buldan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Bu dosya, Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan aydınlatılmamış siyasi cinayetler ve cezasızlık pratiği bağlamında değerlendirilmesi gereken bir dosyadır. Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak bu tür olayların etkin soruşturulması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması zorunludur." Hukuki süreç takip edilecek Soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmesi noktasında kararlı olduklarını ifade eden Buldan, suçluların tespiti ve adaletin tecellisi için başlatılan hukuki sürecin yakından takipçisi olacaklarını kaydetti. Söz konusu cinayetler, 3 Haziran 1994 tarihinde İstanbul’da kaçırılan Pervin Buldan eşi iş insanı Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın cansız bedenlerinin Bolu’nun Yığılca ilçesinde bulunmasıyla Türkiye gündemine oturmuş, geçen yıllara rağmen failler yargı karşısına çıkarılmamıştı. Savaş Buldan 2 Haziran 1994’te İstanbul Yeşilyurt’taki Çınar Oteli’nden, polis kimlikli, polis yelekli ve telsizli sekiz kişi tarafından Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’la birlikte kaçırıldı ve sonrasında öldürüldü. Buldan ve arkadaşlarının cansız bedenleri, 4 Haziran 1994’te Bolu’nun Yığılca ilçesi Melen çayı kenarında bulundu. Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın bedenlerinde işkence izlerine rastlandı. Dönemin başbakanı Tansıu Çiller’di ve o yıllarda çözellikle Kürtlere yönelik çok sayıda faili meçhul cinayet işleniyordu. Tansu Çiller 4 Kasım 1993’te, “Elimizde PKK’ya yardım eden Kürt işadamlarının listesi var. Listede 60 kadar isim bulunuyor. Devlet PKK’yla olduğu gibi, PKK’ya mali destek sağlayanlarla da her biçimde mücadele edecektir” demişti.

Devlet Bahçeli: Çerçeve yasa, milli birlik ve kardeşliğin güçlendirilmesinde önemli bir aşama

 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, çözüm sürecine ilişkin değerlendirmesinde, TBMM’de kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un önemli bir eşik olduğunu belirtti. Bahçeli, düzenlemenin “milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi” gösterdiğini ifade ederek, bundan sonraki süreçte ortak raporda yer alan diğer adımların atılması ve ihtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi. Bahçeli, Türkgün gazetesine verdiği röportajda, Türkiye’de devam eden çözüm süreci ve TBMM’de kabul edilen “çerçeve yasaya” ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, yaklaşık iki yıldır yürütülen çalışmaların ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen düzenlemeyle önemli bir aşamaya gelindiğini belirtti. Kanunun 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesinin “milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi ve kapsamlı mutabakatı” gösterdiğini söyleyen Bahçeli, sürecin toplumun geniş kesimleri ve Meclis’te yapılan tartışmalarla şekillendiğini ifade etti. “Ortak gelecek iradesi ortaya konuldu” Bahçeli, Meclis bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarının da sürecin önemli bir parçası olduğunu belirterek, farklı görüşlerin Meclis’te ele alındığını söyledi. Bu çalışmaların Türkiye’ye özgü bir model ve önemli bir mutabakat ortaya çıkardığını kaydeden Bahçeli, “Eller Türkiye’nin huzuruna, ortak ve güçlü geleceğine kalkmıştır” değerlendirmesinde bulundu. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, siyasi partiler, milletvekilleri ve sürece katkı sunan kişi ve kurumlara teşekkür etti. “Terörsüz Türkiye” hedefinin bir devlet politikası ve Türk siyasetinin başarısı olduğunu belirten Bahçeli, bu hedefin “topyekûn milletin eseri” olmasını temenni etti. “Bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesi” Bahçeli, düzenlemenin yalnızca hukuki bir adım olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, sürecin aynı zamanda demokratikleşme, kalkınma ve toplumsal bütünleşme açısından önem taşıdığını söyledi. “Terörsüz Türkiye’ye ilişkin çerçevenin sağlam bir şekilde oluşturulması hususunda önemli bir eşik aşılmıştır” diyen Bahçeli, meselenin siyaset üstü bir konu olduğunu ifade etti. Bahçeli, kanunun 86 milyon vatandaşın yanı sıra yakın coğrafyadaki halklar açısından da kazanım sağlayacağını belirterek, süreci “bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesi” olarak nitelendirdi. “Kanun yeni bir safhanın başlangıcı olacak” Bahçeli, Meclis’te kabul edilen düzenlemenin bir son değil, yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirtti. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan ortak raporda yer alan diğer adımların da hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyen Bahçeli, ihtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılmasının ve uygulamaların kurumlar arasında işbirliği ve eşgüdüm içerisinde yürütülmesinin önemine dikkat çekti. Bahçeli ayrıca, önümüzdeki dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması dahil olmak üzere tartışmalı konuların gözden geçirilmesi ve adaletin tesisine yönelik çalışmaların etkinleştirilmesinin gündeme gelebileceğini ifade etti. “Kanun, ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor” Bahçeli, düzenlemenin hukuki niteliğine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Kanunun mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme olmadığını belirten Bahçeli, devam eden soruşturma ve kovuşturmalar ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin hukuki sonuçlarıyla varlığını koruyacağını söyledi. Düzenlemenin, ceza adalet sistemi ve infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliğinde olduğunu ifade etti. “Birlik ve dayanışma duygusunda uzlaşmalıyız” Bahçeli, bundan sonraki süreçte temel hedefin toplumsal barış ve kardeşliğin kalıcı şekilde güçlendirilmesi olduğunu belirtti. Siyaset alanının genişlediği, siyasi rekabetin demokratik sınırlar içerisinde yürütüldüğü ve farklı kesimlerin ortak gelecek etrafında buluştuğu bir sistemin inşa edilmesi gerektiğini söyleyen Bahçeli, “Milli birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Hep birlikte Türkiye olalım gaye ve gayretindeyiz” dedi. Bahçeli, sürecin başarıya ulaşması için provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini de belirterek, toplumsal huzurun korunmasının önemine işaret etti. “Süreçte gizli bir pazarlık söz konusu olmadı” Bahçeli, çözüm sürecine ilişkin eleştirilere de yanıt verdi. Süreçte herhangi bir gizli pazarlığın söz konusu olmadığını belirten Bahçeli, çalışmaların “sabırla, akılla, vatan, millet sevgisiyle ve kardeşliğin kavileştirilmesine olan güçlü inanç ve iradeyle” yürütüldüğünü söyledi. Bahçeli, hedefin Türkiye’nin geleceğini milli birlik ve dayanışma temelinde güçlendirmek olduğunu ifade etti. “Anadolu’dan yayılan kardeşlik arzusunu paylaşacağız” MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye’nin ortak geleceğine ilişkin mesajında birlik ve kardeşlik vurgusunu öne çıkardı. “Milli birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Hep birlikte Türkiye olalım gaye ve gayretindeyiz” diyen Bahçeli, birlikten doğan güçle Türkiye’nin geleceğini inşa etme kararlılığında olduklarını söyledi. Bahçeli, “Anadolu’dan yayılan kardeşlik arzusunu ve heyecanını tüm ülke sathında kutlu bir toya dönüştürerek paylaşacağız” ifadelerini kullandı. Bahçeli, sürecin nihai hedefinin ise Türkiye’de huzur, güven, demokratikleşme, kalkınma ve toplumsal bütünleşmenin kalıcı hale getirilmesi olduğunu vurguladı.

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...

Fidan: İsrail adım atmazsa Türkiye, Katar ve Mısır radikal adımlar atabiliriz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişte Filistin tarafının taahhütlerini yerine getirmesine rağmen İsrail'in adım atmaması halinde Türkiye, Katar ve Mısır'ın "radikal adımlar" atabileceğini söyledi. Fidan, "Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" dedi. Fidan, Mısır ziyareti kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze Barış Planı'nın uygulanması için Türkiye, Mısır ve Katar'ın ABD ile birlikte arabuluculuk faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, Filistin tarafının süreçte önemli fedakarlıklarda bulunduğunu, buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin barış anlaşmasına yönelik irade göstermediğini ifade etti. Fidan, "İkinci aşamaya geçişte, Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail'in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika'nın İsrail'e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken tabii ki radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" ifadelerini kullandı. "Netanyahu İsrail'i uluslararası izolasyona mahkum ediyor" Netanyahu hükümetinin politikalarının yalnızca Gazze ve Ortadoğu için değil, uluslararası toplum açısından da bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söyleyen Fidan, daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda Mısır ile mutabık kaldıklarını belirtti. Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Ortadoğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika" diye konuştu. Türkiye ve Mısır, Libya konusunda ortak hareket edecek Libya’ya gerçekleştirdiği son ziyareti de değerlendiren Fidan, Türkiye ile Mısır’ın Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği ve bölünmezliği konusunda ortak görüşte olduğunu ve bu yaklaşımı ortak harekete dönüştürme kararı aldıklarını açıkladı. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için de Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Fidan, Sudan’daki krizin Mısır açısından mülteci ve güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.

BM’den Türkiye’deki ‘Çözüm Süreci’ yasasına destek: Barış adımlarını teşvik ediyoruz

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) "Çözüm Süreci"ne ilişkin yasa tasarısının kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Rûdaw'a yaptığı özel açıklamada, PKK dahil Kürt gruplarla barışın sağlanmasına yönelik atılan tüm adımları desteklediklerini belirtti. Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne yönelik atılan tarihi adımlar ve TBMM'den geçen yeni yasa, uluslararası arenada yankı bulmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler, Türkiye hükümetinin Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile çatışmaları sona erdirmeye yönelik çabalarını izlediklerini ve olumlu karşıladıklarını duyurdu. BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Türkiye'deki sürece ilişkin yaklaşımı hakkında Rûdaw'ın yönelttiği soruyu yanıtladı. Rûdaw muhabirinin, "Genel Sekreter'in Türkiye'de Kürt barışı ve müzakere süreciyle ilgili kabul edilen yasa ve işlerin nasıl ilerleyeceği konusunda bir açıklaması var mı?" sorusuna yanıt veren Haq, şu ifadeleri kullandı: "Sürecin ilerlemesine paralel olarak durumu değerlendiriyoruz. Ancak elbette, Türkiye hükümetinin PKK dahil Kürt gruplarla barışı sağlamak için ileriye dönük attığı tüm adımları teşvik ediyoruz." Meclis'ten 467 'Evet' ile geçti BM'nin destek açıklaması, Ankara'da yaşanan sıcak gelişmelerin hemen ardından geldi. 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü, Kürt sorununun çözümünü amaçlayan 12 maddelik Çözüm Süreci yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda oylandı. Oylamaya 592 milletvekilinden 563'ü katılım gösterdi. Tasarı; 467 'evet' oyuna karşılık 87 'hayır' oyu ile meclisten geçerek yasalaştı. Oylamada 7 milletvekili ise çekimser kaldı. Meclis Başkanlığı, oylamanın hemen ardından tasarının resmi olarak yasalaştığını duyurdu. PKK'nin silahsızlanması için 10 maddelik yol haritası Yasanın onaylanarak yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Türk medyasında da sürecin nasıl işleyeceğine dair detaylar yer bulmaya başladı. Meclisten geçen yasanın en önemli sacayaklarından biri olarak değerlendirilen süreç kapsamında, PKK'nin silah bırakma aşamalarını içeren 10 maddelik bir yol haritası kamuoyuyla paylaşıldı. Sürecin ilerleyen günlerde bu plan dahilinde hız kazanması bekleniyor.

‘Çerçeve yasa’ pazartesi günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek Rûdaw Rûdaw

TBMM Genel Kurulu’nun çalışma saatleri ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da AKP’nin Meclis gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi. Kabul edilen önerge doğrultusunda, "şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması ile 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere" yönelik çeşitli düzenlemeler içeren 289 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemin ikinci sırasına alındı. Teklif, 48 saat geçme şartı aranmaksızın “Kanun Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” bölümünün ikinci sırasına yerleştirildi. Bu bölümdeki diğer tekliflerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi. “Temel kanun” olarak görüşülecek Teklif, TBMM İçtüzüğü’nün 91’inci maddesi kapsamında “temel kanun” olarak ele alınacak. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşma süreleri, en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılacak. Çerçeve yasa pazartesi gündemde TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’de toplanacak. Genel Kurul’da, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi bekleniyor.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.