2 Ekim 2026
14.8 C
İstanbul

Erdoğan, 27 Mayıs darbesinin rövanşını pazar günü alıyor muyuz?

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “27 Mayıs sıradan bir darbe asla değildi. 27 Mayıs 14 Mayıs’ın bir rövanşıdır. Pazar günü bu rövanşı alıyor muyuz? Darbenin senaristi CHP’dir; baş aktörü de CHP’nin milli şefidir” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mayıs’ta düzenlenecek olan cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimi nedeniyle yaptığı mitinglere bugün Aydın mitingi ile devam etti.

Erdoğan, Aydın Atatürk Kent Meydanı’nda vatandaşlara hitap etti.

Buradaki konuşmasında Erdoğan, “Aydın 14 Mayıs’ta sandıkları patlatmaya var mısın? Bunlara gereken dersi vermeye var mısın? Allah sizden razı olsun. Durmak yok” ifadelerini kullandı.

Aydın’a bundan 3 ay önce toplu açılış töreni için geldiğini, daha sonra Nazilli’ye geçtiklerini anımsatan Erdoğan, “Yine kabına sığmayan, coşkun ırmaklar gibi akan bir Aydın görüyorum karşımda” dedi.

“Gidemediğimiz illerimize 14 Mayıs’tan sonra inşallah teşekkür ziyareti yapacağız. Tabii bunun için önce 14 Mayıs’tan zaferle çıkmamız gerekiyor” diyen Erdoğan, özetle şunları söyledi:

“Bu Aydın isterse, bu defa sandıkları bir başka patlatır. Sokaklara, caddelerde taşan sevdanız için her birinize teşekkür ediyorum. Rabb’im, muhabbetimizi daim eylesin diyorum. Buradan Aydın’ın komşuları olan Muğla’ya, Manisa’ya da en kalbi selamlarımı gönderiyorum. Elbette gönlümüz tüm Türkiye’yi ziyaret etmeyi, her ilimize selam vermeyi istiyor. Ancak bu sene ramazan ayını özellikle depremzedelerimize ve deprem bölgesindeki illerimize ayırdık. Gidemediğimiz illerimize 14 Mayıs’tan sonra inşallah teşekkür ziyareti yapacağız. Tabii bunun için önce 14 Mayıs’tan zaferle çıkmamız gerekiyor. Hazır mıyız, sandıkları patlatıyor muyuz? Birilerini de sandığa gömüyor muyuz? Sizin bu heyecanınız, bu aşkınız var ya bu işin bittiğini haber veriyor.

“Bu CHP, İYİ Parti, HDP LGBT’ci”

Pazar günü kendimizle birlikte evlatlarımızın da geleceği adına çok önemli bir karar vereceğiz. Tavrımızı ya tüm terör örgütleriyle amansız bir mücadele yürütenlerden ya da FETÖ’cü ve bölücülerle kol kola yürüyenlerden yana kullanacağız. Tercihimizi ya aile kurumuna sahip çıkanlardan ya da LGBT’yi başımıza musallat edeceklerden yana belirleyeceğiz. Bu CHP, İYİ Parti, HDP LGBT’ci mi? Diğer yavrucukları söylemeye gerek var mı? İstanbul, Ankara Büyükşehir belediyecileri, onların belediye başkanları zaten LGBT’cilerin en büyük finansörü. Peki, AK Parti’ye LGBT girebilir mi? MHP’ye LGBT girebilir mi? Cumhur İttifakı’na girebilir mi? Çünkü biz, ailenin kutsallığına inanıyoruz. Ailemizi asla bunlara yedirmeyiz. Onun için çok çalışacağız. Oyumuzu ya eser siyasetinden, ülkeye ve millete hizmet siyasetinden ya da yıkım siyasetinden, takoz siyasetinden yana kullanacağız.

Teveccühünüzü ya 21 yıldır ülkemizi her alanda başarıdan başarıya koşturmuş tecrübeli kadrolara vereceksiniz ya da geçmişinde SSK’yı batırmak… Yahu torununu SGK’lı yapmak… Bu bay bay Kemal var ya torununu Sosyal Güvenlik Kurumuna kaydediyor, düşünebiliyor musunuz? Bunlar hırsız. Bunlardan bu ülkeye fayda olur mu?

“Ya bunlar tefeci, esrar eroin kaçakçısı”

2013’e kadar IMF borçlarımızı ödedik. Artık IMF ile ilişkimiz kalmadı. Ama bu CHP ne diyor ‘IMF’den borç alalım biraz rahatlarız’… ‘Gerek yok’ dedim. Ama bunlar Londra tefecilerinden 300 milyar dolar alacakmış. Ya bunlar tefeci, esrar eroin kaçakçısı. Bunlardan size yar olmaz. Ama bununla benim halkımı kandırma çalışıyorlar. Pazar günü kendimizle birlikte evlatlarımızın da geleceği adına çok önemli bir karar vereceğiz.

“Bu ne millidir ne yerlidir”

Bay Kemal ‘Selo’yu çıkaracağız’ diyor bu ne millidir ne yerlidir. Öyleyse bu hesabı kim sorabilir. Milletim ve bu kardeşiniz. Soracağız. Buradan yurt dışındaki kardeşlerime de seslenmek istiyorum. Bugün itibarıyla yaşadığınız ülkelerdeki sandıklar kapanıyor. Havalimanında ve gümrük kapıların oy kullanma işlemleri ise devam ediyor. 14 Mayıs’ta doğru adımlarla yola devam diyor muyuz? 14 Mayıs’a kadar kapı kapı dolaşıyor muyuz? Özellikle kadınlarımızdan ve gençlerimizden çok büyük beklentilerimiz var.

“27 Mayıs sıradan bir darbe asla değildi”

Bunlar da tezgah çok, fırıldak çok, yalan çok. Ondan türbe türbe geziyorlar. İmam Hatip okulları Allah rahmet eylesin Menderes döneminde açıldı. Vatandaşımız en temel hak onun döneminde tanıştı. Milletimiz Menderesle kendini gördü. Ülkesi için çalışan koşturan samimi bir siyasetçi gördü. Gerçek anlamda bir halk adamı gördü. 27 Mayıs sıradan bir darbe asla değildi. 27 Mayıs 14 Mayıs’ın bir rövanşıdır. Pazar günü bu rövanşı alıyor muyuz? Darbenin senaristi CHP’dir; baş aktörü de CHP’nin milli şefidir.

Vesayetle gözümüzü korkutmaya çalıştılar. 15 Temmuz’da Bay Bay Kemal’i tankların arasından kaçırdılar Bakırköy Belediye Başkanına götürdüler. Her seçim öncesi denenen provokasyonu da buna eklemek lazım. Milli iradeyi yönlendirmek istediler. Biz 21 yıldır kirli senaryolarla mücadele ettik. Gerektiğinde canımız pahasına demokrasimize sahip çıktık. Ne azgın azınlığın baskılarına boyun eğdik ne de sivil siyasetten başka kendimize yol aradık. Hukuk ve adaletten sapmadık. Biz hep Anadolu irfanına inandık Allah’ımıza dayandık. Hiç bir güce boyun eğmedik. Ne söylediysek sandıkta söyledik. Bugün yine aynı yerdeyiz.

“Türkiye’nin Suriyelileştirilmesine rıza göstermeyeceğiz”

Kürt ve Alevi videolarının ne gaye ile yapıldığını çok iyi biliyorum. Biz yaradılanı yaradandan ötürü severiz. Ayrım yapmayız biz kukla ile kuklacıyla oynanan oyunu çok iyi biliyoruz. Ama biz bu oyunu yine bozacağız. Türkiye’nin Suriyelileştirilmesine rıza göstermeyeceğiz. Huzur iklimine sahip çıkacağız. Sizi galeyana getirmek isteyenlere fırsat vermeyin.

Biliyorum son 2 aydır siyaset sahnesinde yaşanan gerginlikler sizi üzüyor. Ama gün soğukkanlı olma, sabırla hareket etme günüdür. Sandık önünüze geldiğinde tepkinizi orada gösterin. Sizlerin iradesini yok sayanlara cevabınızı sandıkta verin.

Resmi rakamı aldım. Şu anda buradaki kişi sayısı 55 bin. CHP’nin 27 bin kişi. Akşener 5 bin, HDP ise 1.500

Aydın’a toplamda 79 milyar lira kamu yatırımı yaptık. 9 sağlık tesisinin inşası devam ediyor. TOKİ vasıtası ile 1810 konutu teslim ettik. Şimdi de ilk evimle 3320 yeni konutu sizlerin hizmetine vereceğiz.

Kandil’deki terörist ne diyor, Bay Bay Kemal ile yoldaş ya. Bu imansız, kitapsız, ezansız bunlara benim Kürt kardeşlerim artık dur demesi lazım. Onları arkasına alıyor, Bay Bay Kemal onlarla yol yürüyor.”

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...