10 Haziran 2026
27.2 C
İstanbul

El Kaide, Suriye’de savaşıyor mu?

Haber Merkezi I  Rusya ve Suriye rejimi Suriye’de El-Kaide ile savaştığını söylese de grubun Suriye’deki varlığı küçülüyor.

Rusya Genel Sekreteri General Valery Gerasimov Aralık 2017 sonlarında Komsomolskaya Pravda gazetesine verdiği demeçte, “Jabhat el Nusra savaşçılarının imhası”nın Suriye’de 2018 yılı için öncelikli görev olduğunu söyledi.

Yaklaşık bir hafta sonra, Suriye rejim güçleri, Rusya ve İran’ın desteğiyle isyancı Idlib eyaletine bir saldırı başlattı. Bu operasyon başladığında Suriye devlet medyası El-Kaide ile savaşta olduklarını ilan etti.

Suriye rejimi başkent Şam’ın yakınlarındaki isyancı Doğu Ghouta bölgesine bombardımanını artırdı. Suriye ve Rusya’nın birlikte başlattığı operasyonlarda Rusya, bombardımanın Jabhat el-Nusra’yı (ya da eski adıyla El Kaide’ye bağlı Nusra Cephesini) hedef aldığını savundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov 19 Şubat’ta Moskova’da düzenlenen bir konferansta yaptığı açıklamada, “Jabhat al-Nusra savaşçıları provokasyonlarını durdurmamakla kalmıyor aynı zamanda, Doğu Ghouta’dan Şam’ın mahallelerini bombalamaya devam ediyor.” dedi.

Suriye ateşkesinin başarısızlığa uğramasında, ABD ve Rusya, BM’de birbirini suçlamaya devam etse de, Rusya ve Suriye hükümeti, geçtiğimiz sene boyunca ateşkes anlaşmalarını ihlal eden askeri operasyonları haklı kılmak için Jabhat el-Nusra ya da El-Kaide’nin tehdit olduğunu, ve Doğu Ghouta üzerinden Şam’a saldırılar düzenlediği argümanlarını sık sık kullandı.

Ancak analistlere göre, El-Kaide’nin ideolojik halefi Jabhat el-Nusra diğer adıyla Hay’et Tahrir El-Şam (HTS) olarak bilinen grup Ocak 2017’den bu yana  Doğu Ghouta’da küçük bir varlığa sahip. Bunun yanı sıra, El-Kaide’den ayrıldıktan sonra yaşanan iç çatışmalar ve kaçırmalarla zayıflayan silahlı grubun İdlib’de, kuzey Hama’da ve Batı Halep’te, az da olsa gücü bulunuyor.

Doğu Ghouta’da küçük HTS varlığı

Jabhat el-Nusra Ocak 2012’de kuruldu ve Suriye muhalefet silahlı gruplarının kontrolündeki bölgelerde güçlenip sempazitanlar oluşturdu. Suriye’deki diğer bölgelerden farklı olarak, Nisan 2017’den sonra Doğu Ghouta’da grubun varlığı, diğer çok daha büyük gruplar tarafından büyük ölçüde sınırlandırılmıştır. Doğu Ghouta’da, Jabhat el-Nusra 1.000 savaşçı ile bulunuyordu. İç çatışmalar, diğer silahlı gruplarla çatışmalar ve tutuklamalar ile birlikte sayının 250’ye düştüğü düşünülüyor.

HTS, Doğu Ghouta’da eski gücünden çok uzakta 

Nisan 2017’de, Doğu Ghouta’daki ana İslamcı silahlı gruplardan biri olan Jaish al-Islam (İslam Ordusu), HTS’ye saldırdı ve Doğu Ghouta’nın kontrolünü ele geçirdi. HTS, Jaish al-Islam ile çatışmalara devam ederken, bir başka önemli İslamcı silahlı grup olan Failaq el-Rahman (Rahman Legion) ile de karşı karşıya kaldı. İki cephede birden savaşmak zorunda kalan HTS gücünün büyük bölümünü bu çatışmalarda kaybetti. Bu iç çatışmalar, Doğu Ghouta’da yaklaşık 15.000 savaşçının bulunduğu iki grubu tamamen ayırdı.

HTS Saf dışı edildi

Şubat ayının sonlarında Failaq el-Rahman ve Jaish al-Islam de dahil olduğu silahlı grup, BM’ye, Doğu Ghouta’da kalan HTS savaşçılarını 15 gün içinde “tahliye etmeye” hazırlıklı olduklarını bildiren bir mektup gönderdi. Failaq el-Rahman’a göre, Ruslar tahliyenin gerçekleşmesine izin vermedi.

28 Şubat’ta BM İnsan Hakları Konseyi toplantısının oturum arasında sorulan bir soruya cevap veren Lavrov, Rusya’nın HTS savaşçılarının ve ailelerinin Doğu Ghuta’dan çıkarılmasına “karşı çıkmayacağını” söyledi.

Jaish al-Islam ise, Rusya savunma bakanlığının yayımladığı Aralık 2016 listesinde “ılımlı muhalefet” ilan edildi ve Rusya destekli grup olarak Astana görüşmelerine katıldı. Failaq al-Rahman’ın temsilcisi Cenevre’deki barış görüşmelerine de katıldı.

Jabhat El Nusra, El Kaide’den ayrıldığını açıkladı

Temmuz 2016’da Jabhat el-Nusra, IŞİD’e katılmak için El-Kaide’den ayrılan radikal İslamcı gruplardan 3 yıl sonra Suriye’de El-Kaide’den ayrıldığını ilan etti ve adını Fateh el-Şam olarak değiştirdi.

Ocak 2017 ortasında kendisini hala Fateh al-Sham olarak adlandıran grup, İdlib eyaletindeki Serbest Suriye Ordusu (FSA) ve diğer birçok küçük silahlı gruplara saldırdı. Bu saldırılardan sonra Moskova’nın “ılımlı muhalefet” listesine dahil olan en büyük İslamcı grup Ahrar al-Şam’la bir çatışmaya girdi.

Çatışmalar sonucunda, küçük gruplar Ahrar al-Sham’a karşı güç kazanmaya başlayan Fatah al-Sham’a katıldı ve Fateh el-Sham adını, Hayet Tahrir El-Sham olarak değiştirildi.

Temmuz 2017’de iki büyük silahlı grup arasındaki gerginlikler tekrar tırmandı ve HTS, Ahrar al-Sham’a ve müttefiklerine saldırdı. Bir haftalık çatışmadan sonra HTS’nin İdlib eyaletini kontrolü altına aldı.

Kasım 2017’de HTS, Suriye Kurtuluş Hükümeti’ni kurdu ve Aralık ayında, Türkiye’deki Suriye muhalefetinin Suriye Geçici Hükümetine karşı düzenlediği tüm operasyonları durdurması için bir ültimatom yayınladı.

Ocak ayının başında, İran destekli milislerin yardımıyla ve Rus hava desteğiyle Suriye rejim güçleri güney Idlib’e karşı bir saldırı başlattı.

Buna karşılık, FSA,  Ahrar al-Şam, Nour al-Din al-Zinki (daha önce HTS ile ilişkili) ve diğer gruplar, rejim güçlerinin HTS hattına ilerleyebilmesi için iki ayrı koridor oluşturdu.

Ocak ayı ortasında HTS Başkanı Ebu Muhammed el-Joulani, İdlib’deki silahlı gruplara Suriye rejim güçlerine karşı birlik çağrısında bulundu,  diğer silahlı gruplar ise, HTS’yi güney Idlib eyaletindeki bölgelerden çekilmekle suçladı.

Bir ay sonra, Ahrar al-Şam, Nour al-Din al-Zinki ve Soqour al-Sham bir ittifak HTS’ye karşı saldırılara başladı. Bu gruplar, güney İdlib, kuzey Hama ve batı Halep’in büyük bölümünü kontrol altına almayı başardılar.

Suriye rejim güçleri geçtiğimiz hafta, HTS’nin ana kalesi olan Idlib şehrine takviye savaşçılar gönderdiğini, Bab el-Hawa’nın ele geçirildiğini açıkladı.

HTS savaşçıları, Idlib ve yakın diğer bölgelerdeki geçişleri ve karşı atak saldırılarını püskürtmeyi başardı. Silahlı grup için önemli bir gelir kaynağı olan sınır kapısının Türkiye tarafından kapanmaması için, Bab el-Hawa sınır kapısı sivil grupların kontrolüne bırakıldı.  HTS, bu sınır kapısından geçen mallar üzerinden vergi alıyor.

HTS Türkiye’nin İdlib’e girmesiyle güç kaybetmeye başladı

Türk birliklerinin İdlib eyaletinde konuşlandırılması, rejimin bölgeye karşı saldırılarına son vermesini sağladı. Bunun üzerine karşı gruplar,Türkiye desteği ile HTS’ye karşı saldırıya geçti.

Saldırıdan önce, HTS zaten iç çatışmalar, kaçırma ve cinayetlerle zayıflamıştı. 2017 yılının sonlarında, HTS’nin 35’ten fazla yabancı üyesi suikasta uğradı; bazı suikastları el-Kaide’nin gerçekleştirdiği düşünülüyor.

HTS içerisindeki yabancı unsurların Türkiye politikalarında sorun oluşturması ve HTS’nin zorlayıcı bir unsur olması nedeniyle,Türkiye, İdlib’te diğer askeri silahlı grupları yerel yönetime yönlendirmeye çalışıyor.

İdlib’in kuzeyindeki Türk varlığının, Suriye rejimi tarafından bölgeyi ele geçirmek için gelecek planları için ön plan olduğu da dile getirilen diğer düşünceler arasında yer alıyor.

 

Kaynek: Al Jazeera- 

Son Haberler

Efrinli göçmenlerin dönüşünde son aşama: 1,600 aile daha evine dönüyor

Rojava’nın Cezire bölgesindeki kamplarda ve şehir merkezlerinde yaşayan Efrinli göçmenlerin eve dönüş süreci devam ediyor. Toplam yedi aşamadan oluşan planlı dönüşlerin son halkası olan büyük kafile, bugün sabaha karşı saat 03:00 sularında Kamışlo’dan Efrin’e doğru hareket etti. Rûdaw Kamışlo muhabiri Viviyan Fetah’ın aktardığı bilgilere göre; yeni kafile Derik, Kamışlo, Haseke ve Girkê Legê’den gelen 1,600’den fazla aileden oluşuyor. Bu grubun gün içerisinde Efrin’e giriş yapması bekleniyor. Heftaro: 500 kadar aile kendi imkanlarıyla dönecek Efrin Sosyal Forumu Sorumlusu İbrahim Heftaro, konuya ilişkin Rûdaw’a yaptığı açıklamada bu sevkiyatın kurumlarca organize edilen son kafile olduğunu belirtti. Heftaro, "Bu bizim planladığımız son toplu dönüş. Bölgede yaklaşık 400-500 aile kaldı. Onların da kendi özel durumlarına göre bireysel olarak dönmelerini bekliyoruz" dedi. SDG ve Şam arasındaki mutabakat Göçmenlerin güvenli bir şekilde evlerine dönmesi, Demokratik Suriye Güçleri (SDG) ile Şam hükümeti arasında yürütülen müzakerelerin en önemli maddelerinden birini oluşturuyordu. Resmi verilere göre, Cezire bölgesinde yaşayan Efrinli ailelerin toplam sayısı 8 binin üzerindeydi. 7 aşamada 8 binden fazla aile Bugüne kadar gerçekleştirilen dönüş süreci yedi ana aşamada tamamlandı. İlk etapta 400 aile ile başlayan süreç; ikinci kafilede 200, üçüncü ve dördüncü kafilelerde toplam 2,000 aile ile devam etti. Beşinci aşamada yaklaşık bin kişi, altıncı aşamada ise 1,300 aile evine kavuştu. Bugünkü son kafileyle birlikte planlı tahliyelerin en büyük grubu olan 1,600 aile yola çıkmış oldu. Öte yandan, 19 Mayıs 2026 tarihinde de Kobani’de geçici olarak kalan 623 Efrinli aile benzer bir organizasyonla memleketlerine uğurlanmıştı. Özerk Yönetim yetkilileri, henüz dönmeyen veya farklı bölgelerde bulunan tüm göçmenlerin topraklarına geri kazandırılması için gerekli girişimlerin süreceğini vurguladı.

İsrail, İran’ın uyarısına karşın Lübnan’ın güneyine saldırdı

İsrail ordusu, İran'ın Lübnan'daki saldırıların durdurulması çağrısından bir gün...

Trump: İranlılar helikopterimizi düşürdü, karşılık vereceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı üzerinde devriye gezen Amerikan ordusuna ait bir Apache helikopterinin İran tarafından düşürüldüğünü belirterek, "ABD'nin bu saldırıya zorunlu olarak karşılık vermesi gerekmektedir" ifadesini kullandı. ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD'ye ait Apache helikopterinin İran tarafından düşürüldüğünü bildirdi. Trump, Hürmüz Boğazı üzerinde devriye gezen Amerikan ordusuna ait bir Apache helikopterinin İranlılar tarafından düşürüldüğü bilgisinin kendisine iletildiğini ifade ederek, "Olayda iki pilot yer alıyordu, her ikisi de güvende ve yaralanmadı. Bununla birlikte, ABD'nin bu saldırıya zorunlu olarak karşılık vermesi gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. ABD medyası: Pilotları deniz dronu kurtardı Öte yandan Amerikan CBS News kanalına açıklama yapan ABD'li yetkililer, olayda yer alan iki pilotun Amerikan ordusuna ait bir deniz dronu tarafından kurtarıldığını ifade etti. Axios'a açıklama yapan bir başka yetkili ise söz konusu olaya, İran'a ait bir dronun Apache helikopterine çarpmasının neden olduğunu ancak bunun kasıtlı olup olmadığını henüz bilmediklerini belirtti. Trump, olayın "büyük bir mesele" olmadığını kaydetti Diğer yandan Wall Street Journal gazetesine telefonla kısa bir açıklama yapan ABD Başkanı Trump, Apache helikopterinin düşürülmesini gözünde "fazla büyütmediği" mesajını verdi. Trump, açıklamasında, "Bu olay o kadar da büyük bir mesele değil. Pilotlar iyi durumda." değerlendirmesini yaptı. ABD Başkanı ayrıca, İran'a yönelik deniz ablukasını "gerektiği kadar" sürdüreceğini açıklayarak bu ablukanın İran ekonomisine ciddi zarar verdiğini savundu. CENTCOM'dan açıklama ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM), ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, AH-64 Apache tipi helikopterin, TSİ 02.33'te devriye gezdiği sırada Umman kıyıları yakınlarında düştüğü ifade edildi. Açıklamada, helikopterdeki 2 mürettebatın kurtulduğu, bu askerlerin yaklaşık 2 saat içinde olay yerinden alındığı ve durumlarının stabil olduğu aktarıldı. Olayın sebebine ilişkin soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Kılıçdaroğlu toplantısını CHP Genel Merkezi’nde yapacak: ‘Şimdi kavga değil, omuz omuza durma vaktidir’

CHP'de liderlik krizi devam ederken gözler bugün yapılacak meclis...

Kurtulmuş’tan süreç açıklaması: Tamamlanmalıdır

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, “Sürecin hızlandırılmasıyla ilgili devletin güvenlik birimlerinin ölçülebilir ve denetlenebilir kontrol mekanizmalarını devreye sokması ve ardından da yasaların parlamentoda çıkartılmasıyla bu sürecin tamamlanması gerekir” dedi. Numan Kurtulmuş aralarında Nefes gazetesi yazarı Aytunç Erkin’in de bulunduğu gazetecilere gündem başlıklarına dair açıklamalar yaptı. Süreç ile ilgili mesafe aldıklarını ifade eden Kurtulmuş, PKK’nin silah bırakması önünde “engel olan” iki hususun da ortada kalktığını söyledi. Bu hususların Rojava’daki entegrasyon ve “PJAK’ın silahlandırılmasıyla ilgili projenin gerçekleşmemesi” olarak açıklayan Kurtulmuş şunları söyledi: “Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız İbrahim Kalın Bey ile görüşeceğim, son gelinen nokta nedir, onlardaki bilgiler nelerdir, birinci elden dinleyeceğim. Bu sürece İbrahim Kalın Bey'le çok yakın temas içerisinde götürdük. Esas meselemiz, Terörsüz Türkiye meselesini sonlandırmaktır. Bu, Türkiye'nin, Cumhuriyet tarihimizin en önemli meselesidir. Çok mesafe aldık. Bütün siyasi partilere tekrar çok teşekkür ediyorum, üzerlerine çok büyük sorumluluk alarak bir rapor ortaya çıkardılar. Resmi ziyaretlerimizde Batılı ülkelerin temsilcileriyle, mevkidaşlarımla görüşmemde en çok bu konu soruluyor. Türkiye bu meselesini çözebilecek siyasi iradeyi ortaya koydu. Bu işin zor kısmıydı. Bundan sonraki yasal düzenlemeler kısmı daha kolay kısmıdır. Burada söylediğim şeyi bir kere daha ifade etmek isterim. Eğer başlangıçta ortaya konulan silah bırakma takvimine örgüt uymuş olsaydı şimdiye kadar bu mesele çoktan çözülürdü. Dolayısıyla burada, muhtemelen İmralı’nın da beklentilerinin dışında silahların teslimi konusunda önemli bir gecikme oldu. Bu sürecin hızlandırılmasıyla ilgili devletin güvenlik birimlerinin ölçülebilir ve denetlenebilir kontrol mekanizmalarını devreye sokması ve ardından da yasaların parlamentoda çıkartılmasıyla bu sürecin tamamlanması gerekir. “Başka yolu kalmadı” Bu mesele biterse gelecek nesillere büyük bir hediye vermiş oluruz. Ayrıca bölgesel ve küresel konjonktürün bu kadar elverişli olduğu bir ortamın kaçırılmaması lazım. Bu sürecin başarıyla bitmesi için iki olumlu gelişme oldu. Birisi PYD'nin Suriye rejimiyle entegrasyonunun beklenenden daha hızlı ve kalıcı bir şekilde gerçekleşiyor olması. Daha alınacak çok yol var ama başlangıç için çok iyi bir mesafe alındı. İkincisi de PJAK’ın silahlandırılmasıyla ilgili projenin artık tamamen suya düştüğü, gerçekleşmeyeceği, oradan da örgüt için herhangi bir silahlanma durumunun olmadığı görüldü. Bu gelişmeler, PKK'nın artık silahları tamamen bırakmakta

Şüpheli ölüm; Görev yerinin değiştirilmesi için defalarca başvuran genç öğretmen ölü bulundu

Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan 24 yaşındaki öğretmen Irmak Ayşe Koparan evinde ölü bulundu. Genç öğretmenin ölüm nedeni, yapılacak otopsi incelemesinin ardından netlik kazanak. Olayın ardından Koparan’ın cenazesi, inceleme ve otopsi işlemleri için Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Irmak Ayşe Koparan’ın İzmir’de toprapa verileceği öğrenildi. Genç öğretmenin ölümü beraberinde çok sayıda iddiayı da gündeme getirdi. Eğitim-İş Ağrı Şubesi yayımladığı yazılı açıklamayla olayın perde arkasındaki ihmal iddialarının titizlikle araştırılmasını istedi. İlk belirlemelere göre intihar ihtimali üzerinde durulan olayla ilgili olarak sendika; genç öğretmenin yaşadığı görev yeri değişiklikleri, barınma ve ulaşım güçlükleri ile maruz kaldığı iddia edilen şiddet olaylarının kapsamlı bir soruşturmaya tabi tutulması çağrısında bulundu.

İran, İsrail’e saldırıları durdurdu: ‘Lübnan’a saldırırlarsa daha sert karşılık veririz’

İran, Nisan ayında İsrail ve ABD ile yaptığı ateşkesten...

Türkiye Gündemi

Katz’dan Türkiye’ye sert mesaj

İsrail Savunma Bakanı Katz'dan Türkiye'ye Kudüs yanıtı: Kudüs’ü yönetmeyi hayal...

İmamoğlu: Psikolojik işkenceye uğruyorum

Tuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "psikolojik işkenceye maruz bırakıldığını"...

1993’te tutuklandı, 33 yıl sonra cezaevinden çıktı

Yılmaz Çerçel, 33 yıllık tutukluluğun ardından Eskişehir H Tipi Cezaevinden tahliye edildi. Tahliyesi 6 kez Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından ertelenen 33 yıllık ağır hasta tutuklu Yılmaz Çerçel, Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevinden tahliye edildi.  Çerçel’i cezaevi çıkışında ailesi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Örgütü yöneticileri ve Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) İç Anadolu Temsilcisi Enver Tek karşıladı.   Yılmaz Çerçel kimdir? Yılmaz Çerçel 17 Mart 1993’te Diyarbakır’da tutuklandı. Çerçel, Diyarbakır, Bartın ve Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevlerinde tutuldu. Sağlık sorunları sebebiyle Çerçel’in infazı 2004-2006 yılları arasında ertelendi. Çerçel, 2008-2012 yılları arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi görmesinin yanı sıra sol elini de kullanamıyor.

Özel: ‘Karşımızda mutlak sultan ile mutlak butlanın ittifakı var’

CHP'de 21 Mayıs tarihli mutlak butlan kararı sonrası yapılan...

Bahçeli: Yaşananlar CHP’ye yakışmıyor, Yargıtay kararını vermeli

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, mutlak hukukun ihraç sonrası CHP’de yaşananların parti yakışmadığını söyledi. Bahçeli, “Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. Yargıtay, kararını bir an önce vermeli” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mutlak hukuka kavganın ardından başlayan karşılıklı sürecinin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den yeni açıklamalar geldi. Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Devlet Bahçeli, Yargıtay’ın bir an önce kararını vermesi gerektiğini belirtti. “Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. CHP’ye yeniden önce kendi anasını saymalı” ifadelerini kullandı. “Yaşananlar CHP kurumsallığına yakışmıyor” CHP’de yaşanan gelişmelerin “hain açığı bağışa doğru sürüklemekte” belirtilerek hukuki ve siyasi mücadele yerine fitneye gidip toplumsal huzuru bozacak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılması gerektiğini söyledi. “Siyasi tansiyon yükselir” Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şöyle: “Siyasi tansiyon yükseldi. Bayram, CHP arasında kucaklaşma yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir zamana dönüşmüştür. Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyede demokrasiye zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir. Beklentimiz hukuki ve siyasi mücadele yerine fitneye gidilmesi toplumsal huzuru bozacak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır. “Yargıtay kararını vermeli, provokasyon artıracak söylemlerden kaçınılmalı” Provokasyonun artacak söylemlerden kaçınılmalı. Mesele hukuk zemininden uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karşı karşıya getirmekle suç etmeli. Olaylar güvenliği içlerine saldırıya yönelmemelidir. Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmasına şahit oluyoruz. Yargıtay, CHP için kararını bir an önce vermeli. “CHP arınmalı ve durulmalıdır” Vatandaşlarımızın oylarıyla seçilen bazı belediye başkanlarının kamu kaynaklarını istismar yoluyla kişilerle çıkar uğruna dönüştüğü iddiaları ciddi biçimde rahatsız etmektedir. Birçok seçim döneminde meydanlara çıkıp temiz belediyecilik vaat eden zihniyetin bu kirli düzen karşısında sessiz kalması dikkat çekicidir. MHP temiz siyaset temelinde toplum ilkesi doğrultusunda her zaman üzerine düşeni yapmış gerekli arınmayı tavizsiz sağlamıştır.

Erdoğan’dan ‘süreç’ mesajı: ‘Siyaset kurumunun görevi samimiyetle katkı sunmaktır’

Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulun Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Barış Sürecine" ilişkin polemikten uzak durulması çağrısı yaptı. CHP içindeki gerilimlerin kendilerini ilgilendirmediğini belirten Erdoğan, "Bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız" dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından kameraların karşısına geçerek gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında ulaşımdan savunma sanayiine, ekonomi verilerinden bölgesel krizlere kadar pek çok konuya değinen Erdoğan, iç siyasetteki tartışmalara ve çözüm arayışlarına ilişkin mesajlar verdi. "Terörsüz Türkiye sürecini polemikten uzak tutmalıyız" Erdoğan, süreç tartışmalarına değinerek şunları söyledi: "Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir. Biz yapıcı olmaya, kucaklayıcı olmaya özen göstereceğiz. Bunu yaparken milletimizin çıkarlarını gözetmeyi her şeyin üstünde tutmaya çalışacağız. Türkiye'nin istikbalini her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutmaya devam edeceğiz." "CHP içindeki gerilimler bizi ilgilendirmiyor" Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde yaşanan hareketliliği ve yargı süreçlerini değerlendiren Erdoğan, partisinin bu tartışmaların dışında olduğunu vurguladı: "Ana muhalefet partisi içinde gerilimler bizi ilgilendirmiyor. Bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi amaçları için hareket edenler unutmasın ki bu sokaklar hukuk tanımazlığa prim vermez. Sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkla güvenlik görevlilerinin karşı karşıya getirilmesine izin vermeyiz. Böyle bir dönemde milletin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur." Ulaşım ve savunma sanayii vurgusu Konuşmasında 23 yıllık iktidarları döneminde ulaşıma büyük yatırımlar yaptıklarını belirten Erdoğan, duble yol uzunluğunu 3 bin 796 kilometreye çıkardıklarını, havalimanı sayısını ise 58’e ulaştırdıklarını hatırlattı. İstanbul Havalimanı’nın dün bin 730 uçak trafiğiyle rekor kırdığını kaydeden Erdoğan, bölgesel gerilimlerin ortasında Türkiye’nin bir "istikrar adası" olarak kalmaya devam edeceğini ifade etti. Sınırlar kan ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor Dünyada ciddi kırılmaların yaşandığını ve sınırların yeniden kanla çizilmek istendiğini belirten Erdoğan, "Bu oyunları bozmaya çalışırken aynı zamanda 23 yıllık kazanımlarımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Savunma sanayiinde destan yazan bir Türkiye var. Bizim öfkeye ve kavgaya ayıracak vaktimiz yok. Bizim tek derdimiz Türkiye'dir, Türkiye Yüzyılı inşasıdır" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu: Yargı, ‘kurultayı parayla satın alamazsınız’ dedi

Mahkemenin mutlak butlan kararının ardından CHP'de genel başkanlık görevine...

Trump’tan Türkiye’ye çağrı: ‘İbrahim Anlaşması’na katılın’

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la anlaşma çabalarının bir parçası olarak Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkelerin toplu hâlde İbrahim Anlaşması'na katılmasını istedi.  İran savaşını bitirmeye yönelik diplomatik girişimler sürerken ABD Başkanı Donald Trump'tan yeni bir çağrı geldi.  Trump, İran'la olası anlaşmayı İbrahim Anlaşması'na bağladı ve Türkiye dahil bölge ülkelerinden sürece katılmalarını istedi.    "İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereler iyi ilerliyor! Ya herkes için harika bir anlaşma olacak ya da hiç anlaşma olmayacak ve çatışmalara eskisinden daha büyük ve güçlü şekilde dönülecek" diyen Trump, Truth Social hesabından paylaştığı mesajın devamında İbrahim Anlaşması'na dikkat çekti. İran'la bir anlaşma hâlinde Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan, Katar ve Ürdün'ün İbrahim Anlaşması'na katılmasının "zorunlu olması gerektiğini" belirten Trump, bunu yapmamanın "kötü niyet göstergesi olacağını" söyledi.   İbrahim Anlaşması nedir? Trump'ın ilk döneminde, damadı Jared Kushner'in arabuluculuğunda varılan uzlaşı, öncelikle Arap ülkeleri ile İsrail arasında diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurulmasını öngörüyor. Anlaşmaya şu ana dek Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas, Sudan ve Kazakistan taraf oldu.       Suudi Arabistan ve Suriye "şartlar oluşursa" anlaşmaya taraf olabileceklerini ilan etmişlerdi. Trump: Zaman bizim lehimize ABD Başkanı Donald Trump gün içinde yaptığı bir başka açıklamada da İran'la ya anlamlı bir anlaşmaya varacaklarını ya da hiçbir anlaşmanın olmayacağını belirtti. Truth Social'da paylaştığı mesajda, bir anlaşma sağlanana dek İran'a yönelik deniz ablukasının süreceğini belirten Trump, "İran'la bir anlaşmaya varırsam, bu iyi ve düzgün bir anlaşma olacak" ifadesini kullandı. Trump, "zamanın kendi lehlerine olduğunu" ve bu nedenle "bir anlaşma konusunda acele etmemeleri" yönünde müzakere heyetine talimat verdiğini söyledi.