24 Eylül 2026
21.2 C
İstanbul

Dünyada Covid-19: İlk 4 ayında neler yaşandı? Salgının seyri ne durumda?

Dünya, Covid-19 salgınından ilk kez, Çin’in 31 Aralık 2019’da Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde kaynağı bilinmeyen gizemli bir solunum yolu rahatsızlığının ortaya çıktığını Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirmesiyle haberdar oldu.

İlk başta Çin ve çevresini etkileyen bölgesel bir “epidemi” olarak algılanan salgının sonraki günlerde Asya sınırlarını aşıp halk sağlığını küresel çapta tehdit etmeye başlamasıyla, dünya virüsle ilgili gelişmelere kilitlendi, salgının kontrol altına alınması ve önlenmesine yönelik tedbirler tüm ülkelerin ana gündemi haline geldi.

Salgının merkez üstü önce Avrupa’ya kaydı, daha sonraysa Amerika Birleşik Devletleri vaka sayısında dünyada ilk sıraya yerleşti.

Yeni Zelanda 4 Mayıs’ta 0 yeni vaka bildirerek Covid-19’u yendiğini duyurdu.

Avrupa ve dünyada birçok ülke Covid-19 tedbirlerini gevşetmeye başladı.

İşte koronavirüs (Covid-19) salgınının ilk kez duyulmasından bu yana geçen 4 aylık sürede yaşanan belli başlı gelişmeler ve dönüm noktaları:

Koronavirüs ilk olarak Çin’in Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde 12 Aralık’ta tespit edildi.

Vuhan Belediyesi Sağlık Komisyonu, 31 Aralık’ta kentteki Huanan Deniz Ürünleri Pazarı ile teması bulunan 27 kişide daha “gizemli hastalığın” görüldüğünü açıkladı.

7 Ocak’ta Dünya Sağlık Örgütü, hastalığın SARS olmadığını fakat yeni tip bir koronavirüsten kaynaklandığını açıkladı. Yarasalardaki bir betakoronavirüsün insana geçerken mutasyona uğramış hali olan yeni tip koronavirüse “2019-nCov” adı verildi.

Çinli bilim insanları da 9 Ocak’ta söz konusu “gizemli hastalığı” yeni tip koronavirüs olarak tanımladı.

11 Ocak’ta virüs salgına dönüştü

Vuhan yerel hükümeti, 11 Ocak’ta virüsün salgına dönüştüğünü açıkladı ve ilk can kaybı yaşandı.

Bilim insanları, virüsün SARS’a yüzde 80 benzerlik gösterdiğini belirtti.

Çin dışında ilk vaka Tayland’da görüldü

Koronavirüs, 13 Ocak’ta ilk defa Çin dışında görüldü. Tayland hükümeti, Vuhan’dan gelen bir kadında virüsün tespit edildiğini açıkladı.

Japonya, 16 Ocak’ta virüs ile ilgili ilk vakanın tespit edildiğini duyurdu.

Tayland’da 17 Ocak’ta yeni koronavirüsü bulaşan ikinci vaka ortaya çıktı.

Vuhan’da 18 Ocak’ta 59 kişide daha virüs tespit edildi, can kaybı 3’e çıktı.

Virüs, 19 Ocak’ta Guangdong eyaletine bağlı Şıncın kentine sıçradı ve ilk vaka görüldü.

Vuhan’da ise 19 ve 20 Ocak’ta 136 yeni vaka tespit edildi.

Başkent Pekin’de 20 Ocak’ta 2 kişide virüs tespit edildiği bildirildi.

Güney Kore, 20 Ocak’ta ilk vakayı duyurdu

Güney Kore’de de 20 Ocak’ta ilk vaka tespit edildi.

21 Ocak’ta virüsten etkilenenlerin sayısı Çin’de 300’ü aştı ve 6 kişi hayatını kaybetti.

Aynı gün Dünya Sağlık Örgütü, virüsün insandan insana bulaştığını duyurdu.

Virüs, ABD’de ilk kez 21 Ocak’ta görüldü

21 Ocak’ta Amerika Birleşik Devletleri’nin Seattle kentinde ilk vaka tespit edildi.

Çin genelinde 22 Ocak’ta virüsün bulaştığı kişi sayısı 440’a çıktı, can kaybı 9’a ulaştı.

Çin 23 Ocak’ta virüsün çıkış noktası Vuhan’ı karantinaya aldı. 11 milyon nüfuslu kente tüm girişler ve çıkışlar yasaklandı.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 23 Ocak’ta gerçekleştirilen toplantıda acil durum komitesinin tüm önerilerine rağmen 2019-nCoV salgınının, uluslararası boyutta endişe verici bir halk sağlığı olmadığını bildirdi.

Japonya ve ABD, ülkelerindeki ikinci Covid-19 vakasını rapor etti, Asya ülkesi Nepal, ülkedeki ilk koronavirüs vakasının bulunduğunu açıkladı.

Çin’de 24 Ocak’ta ölü sayısı 26’ya, virüs bulaşan kişi sayısı 830’a çıktı.

Hubey’de Çin basınının ifadesiyle “mühürlenen şehirler”in sayısı 13’e çıkarak, bu durum 30 milyondan fazla kişinin hayatını etkiledi.

Avustralya, 25 Ocak’ta ülkedeki ilk vakanın görüldüğünü duyurdu.

Avrupa’da ilk vaka Fransa’da görüldü

Avrupa’da koronavirüs vakası ilk kez 25 Ocak’ta Fransa’da görüldü.

Aynı gün Malezya ve Kanada’da ülkelerinde Covid-19’un görüldüğü bilgisini paylaştı.

26 Ocak’ta Çin, 769 vaka birden açıkladı.

Küresel çapta 2 bin 801 vaka olduğu belirtildi. Bu sırada koronavirüs kaynaklı can kayıpları 80’i buldu.

DSÖ Başkanı Tedros, olaydan 1 ay sonra Çin’e gitti

Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros, Çinli yetkililerle görüşmek üzere 27 Ocak’ta Çin’e gitti.

Hong Kong, son 14 gün içinde Çin’in Hubei eyaletinden seyahat etmiş olanların kente girişini yasakladı.

28 Ocak’da DSÖ Genel Direkötürü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Pekin’de bir araya geldi.

Çin yönetimi, DSÖ’nün uluslararası uzmanlardan oluşan bir heyet göndermesini kabul etti.

Bu arada teyitli vaka sayısı Çin’de 5 bin 974’e yükselirken can kaybı da 132 olarak açıklandı.

Dünya genelinde ise vakaların sayısı 6 bini aştı.

Orta Doğu’da ilk vaka Birleşik Arap Emirlikleri’nde görüldü

29 Ocak’ta Orta Doğu bölgesindeki ilk vaka Birleşik Arap Emirlikleri’nde 4 kişilik bir ailede görüldü.

Aynı gün Finlandiya’da koronavirüs vakası olduğu açıklandı.

Çin, 30 Ocak’ta “mühürlü şehirler”in sayısını arttırdı. Birçok eyalette seyahat kısıtlamaları ve karantina uygulaması başlatıldı.

İki Asya ülkesi Filipinler ve Hindistan, 30 Ocak’ta ülkedeki ilk Covid-19 vakalarını ilan etti.

Sağlınla ilgili 30 Ocak’ta “uluslararası kamu sağlığı acil durumu” ilan edildi

DSÖ, Çin’de ortaya çıkan koronavirüs (Covid-19) salgınıyla ilgili 30 Ocak’ta da “uluslararası kamu sağlığı acil durumu” ilan edildiğini duyurdu.

Hemen ardından ülkeler peş peşe sınır kontrolü uygulamalarına geçti.

ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e seyahat yasağı getirdi.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülke, Vuhan’daki vatandaşlarını tahliye etti. ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya, Malezya, Endonezya ve Cezayir vatandaşlarını tahliye eden ülkeler arasındaydı.

ABD, 31 Ocak’ta koronavirüs tehdidi nedeniyle ‘acil durum’ ilan etti

ABD Sağlık Bakanı Alex Azar, hızla yayılan yeni tip koronavirüsünün ABD’de 6 kişide tespit edilmesinin ardından ülke genelinde “kamu sağlığı acil durumu” ilan edildiğini duyurdu.

Virüs 31 Ocak’ta Rusya, İsveç, İngiltere ve İspanya’ya sıçradı

31 Ocak’ta İngiltere, Rusya, İsveç ve İspanya’da ilk koronavirüs vakalarının görüldüğü duyuruldu.

31 Ocak tarihinde Roma’da bulunan iki Çinli turiste yapılan testin pozitif çıkmasının ardından İtalya’da ilk iki koronavirüs vakası rapor edilmiş oldu.

Ülke ilerleyen süreçte can kaybında ilk sıralarda yer aldı.

31 Ocak Cuma günü başlayan ve 1 Şubat Cumartesi sona eren operasyonla 32 Türk, 6 Azerbaycan, 3 Gürcistan ve bir Arnavutluk vatandaşı olmak üzere, 42 yolcu Türkiye’ye getirildi.

1 Şubat’ta Çin’de, teyit edilen vaka sayısı 14 bin 380’i bulurken can kaybının 300’ün üzerinde olduğu bildirildi.

Çin dışında ilk ölüm hadisesi 2 Şubat’ta Filipinler’de görüldü

Çin dışındaki ilk ölüm 2 Şubat’ta Filipinler’de meydana geldi.

4 Şubat: Hong Kong, ilk ölüm vakasını duyurdu.

Türkiye Bilim Kurulu’nun önerisiyle 5 Şubat’tan itibaren Çin’den gelen tüm uçuşlar durduruldu.

Belçika’da ilk vaka görüldü.

9 Şubat’ta 2019-nCoV nedeniyle ölenlerin sayısı 800’ü aştı. Kayıp sayısı, 2002-2003’te yaşanan ve 773 kişinin yaşamını yitirdiği SARS salgınını geride bıraktı.

Uluslararası gözlemcilerden oluşan Dünya Sağlık Örgütü ekibi, 10 Şubat’ta Çin’den ayrıldı.

İngiltere Sağlık Bakanlığı, koronavirüsü kamu sağlığına karşı ‘yakın bir tehdit’ olarak tanımladı. Bu, Londra yönetiminin karantinayı zorla uygulayabileceği anlamına da geliyordu.

Yeni tip koronavirüse yeni isim verildi

11 Şubat’ta 2019nCoV’a yeni bir isim bulundu: COVID-19. (Corona Virus Desease -19)

12 Şubat’ta Japonya’ya gelen Diamond Princess yolcu gemisindeki 175 yolcuda vaka tespit edildi. Kamboçya, 5 ülkenin almayı reddettiği geminin kendi limanlarından birine gelmesine onay verdi.

Virüs Afrika kıtasına sıçardı; ilk vaka Mısır’da görüldü

Afrika kıtasındaki ilk vaka 14 Şubat’ta Mısır’da görüldü.

Öte yandan Çin, ülke genelinde bin 716 sağlık çalışanının virüse yakalandığını ve 6’sının hayatını kaybettiğini duyurdu.

Avrupa’daki ilk ölüm

15 Şubat’ta Avrupa kıtasındaki koronavirüs kaynaklı ilk ölüm Fransa’da yaşandı.

Hayatını kaybeden kişinin Çin’in Hubei eyaletinden gelen 80 yaşındaki bir turist olduğu bildirildi. Bu, Asya dışındaki ilk ölüm vakası olarak kayıtlara geçti.

Çin 17 Şubat günü yaptığı açıklamada, Covid-19 hasta sayısının ülke genelinde 44 bine ulaştığı bilgisini paylaştı.

18 Şubat’ta Covid-19’un Çin dışında insandan insana bulaştığı yönündeki 92 vaka, Çin dışında 12 ülkede teyit edildi.

DSÖ, 21 ülkeye kişisel koruyucu ekipman gönderdi.

İran’da ilk vaka

Orta Doğu ülkesi İran’da, 19 Şubat’ta ilk Covid-19 vakaları görüldü.

Aynı gün, dünya genelinde Covid-19 kaynaklı ölüm vakalarının 2 bini aştığı bildirildi.

20 Şubat’ta İran, ikisi ölümle sonuçlanan 5 Covid-19 vakası bildirdi. Bu, Orta Doğu’daki Covid-19 kaynaklı ilk ölüm hadisesi oldu.

Güney Kore, bir gün içerisinde 104 vaka bildirdi. Bu rakamlarla Güney Kore, Çin ana karası dışında virüsün en yüksek oranda görüldüğü ülke konumuna yükseldi.

Diğer yandan Çin dışında 26 ülkede 7’si ölümle sonuçlanan bin 76 vaka duyuruldu.

Dünya Sağlık Örgütü, 21 Şubat’ta vaka sayısının 18’e çıktığı İran’da 2 gün içerisinde 4 ölüm hadisesinin gerçekleşmesi üzerine virüsün bu ülkede hızla yayılabileceği uyarısını yaptı.

DSÖ Genel Direktörü, 21 Şubat’ta küresel düzeyde stratejik tavsiyeler verme misyonuyla görevlendirilen 6 kişilik bir özel ekip atadı.

İsrail, 21 Şubat’ta ülkede ilk vakanın görüldüğünü bildirdi.

21 Şubat’ta İtalya’da ilk kez Covid-19’un insandan insana aktarıldığı görüldü. İtalya’da ilk can kaybı yaşandı.

22 Şubat’ta Afrika kıtası genelinde 11 bin sağlık görevlisi Covid-19 ile ilgili online eğitimlerini tamamladı.

Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, vaka sayısının 340’ı aşması üzerine 23 Şubat’ta ülkedeki alarm durumunu en üst seviyeye çıkardı. Bu durum, hükümete toplu taşımayı kısıtlama ve bazı ülkelerden gelen ziyaretçilerin yasaklanması gibi önlemler alma yetkisi de sağladı. Güney Kore, daha sonraki süreçte virüsü en sıkı kontrol eden ülkelerden biri haline geldi.

İtalya, Asya kıtası dışında virüsün en hızlı yayıldığı ülke konumuna yükseldi.

İran’a komşu ülkeler, virüsün yayılma hızı nedeniyle bu ülke ile olan sınırlarını kaptmaya başladı.

Virüsün İran’da da görülmesi üzerine 23 Şubat’ta Türkiye ile İran arasındaki kara hudut kapıları kapatıldı.

24 Şubat’ta Kuveyt, Bahreyn, Afganistan, Irak ve Umman ilk Covid-19 vakalarını bildirdiler. Bu ülkeler vakaların İran’dan dönen ziyaretçilerde görülüğünü açıkladı.

25 Şubat günü Cezayir, İtalya’dan geldiğini bildirdiği bir kişide Covid-19 görülüğünü duyurdu. Bu, Afrika kıtasında görülen ikinci vaka oldu.

Aynı gün İsviçre, Hırvatistan ve Avusturya ülkedeki ilk vakaları teyit etti.

İran Sağlık Bakanı Yardımcısı Covid-19’a yakalandı.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, Covid-19’un ABD’deki (hızlı) yayılıması konusunda hükümeti ve halkı uyardı.

Virüs, Güney Amerika’da

Brezilya, 26 Ocak’ta ülkedeki ilk Covid-19 vakasını bildirdi. Böylece virüs Latin Amerika’ya da sıçramış oldu. Antarktika hariç dünya üzerindeki tüm kıtalarda virüsün varlığı teyit edildi.

Gün içerisinde Yunanistan, Gürcistan, Kuzey Makedonya, Norveç, Romanya ve Pakistan ilk Covid-19 vakalarını bildirdi.

Sağlının başlamasından bu yana ilk kez Çin dışında 459 vaka, Çin’de ise 412 vaka rapor edildi. Böylece Çin bir adım geride kaldı.

Avrupa Komisyonu, üye devletlerden pandemi hazırlıklarını gözden geçirmelerini ve bunu nasıl uygulamayı planladıklarını komisyona bildirmelerini istedi.

Dünya genelinde enfekte kişi sayısı artmaya devam ederken 27 Şubat’ta Çin dışında 44 ülkede Covid-19 kaynaklı 54 ölüm hadisesi duyuruldu.

Suudi Arabistan umre ziyaretlerini durdurdu

27 Şubat’ta Suudi Arabistan, Covid-19 nedeniyle umre ziyaretlerini askıya aldı.

DSÖ: Covid-19’un risk seviyesi ‘çok yüksek’

Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü, 28 Şubat’ta yaptığı bir açıklama ile Covid-19 için küresel risk seviyesini ‘yüksek’ten ‘çok yüksek’e çıkardı. İran’da parlamento oturumları askıya alındı.

Aynı gün koronavirüsün dünya genelinde Çin dışında 54 ülkede daha görüldüğü duyuruldu. Avrupa’da hastalığın en hızlı yayıldığı ülke İtalya’da ise can kaybı 21’e tespit edilen vaka sayısı da 900’e yaklaştı.

Nijerya, Yeni Zelanda, Belarus, Meksika, Litvanya, Azerbaycan, İrlanda ve İzlanda tespit edilen ilk Covid-19 vakalarını bildirdiler.

29 Şubat’ta ABD’de koronavirüs kaynaklı ilk can kaybı yaşandı. Bunun üzerinde Trump yönetimi İran, İtalya ve Güney Kore’ye seyahat kısıtlamaları getirdi.

Dünya Sağlık Örgütü, İran’daki salgının hızlı biçimde yayılmasının ardından bu ülkeye heyet gönderdi. Heyet 2 Şubat’ta Tahran’da yetkililerle görüştü.

Dünya Bankası Grubu, koronavirüs salgınının tıbbi ve ekonomik etkileriyle mücadele eden ülkelere yardımcı olmak amacıyla yaklaşık 12 milyar dolarlık başlangıç paketini devreye sokacağını bildirdi.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, 5 Mart’ta yapıtğı açıklamada koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadele için 50 milyar dolarlık kaynak ayırdıklarını söyledi.

7 Mart’ta Covid-19 vaka sayısı dünya genelinde 100 bini aştı.

10 Mart’ta İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ülkede serbest dolaşımı kısıtlayarak kapsamlı karantina tedbirleri ilan etti. İlk ve orta dereceli okullar ile üniversiteler tatil edilirken, Birinci Futbol Ligi Serie A dahil tüm spor müsabakaları durduruldu.

Dünya Sağlık Örgütü, 11 Mart’ta koronavirüsü küresel salgın (pandemi) ilan etti

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), koronavirüsün (Covid-19), pandemi (salgın) olarak nitelendirildiğini duyurdu. Dünya Sağlık Örgütü, (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, örgütün Cenevre’deki merkezinde yaptığı basın toplantısında koronavirüs salgınında dünya çapında 11 Mart’a kadar 4 bin 291 can kaybı yaşandığını duyurdu. Örgüt, en son 2009’da ortaya çıkan H1N1 virüsü için “pandemi” ilan etmişti.

Türkiye’de ilk vaka

11 Mart’ın ilk saatlerinde Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de ilk vakanın görüldüğünü duyurdu.

12 Mart’ta Türkiye’de ilk ve orta dereceli okullar ile üniversitelerde eğitime ara verildi.

Avrupa, salgının merkezi haline geldi

Dünya Sağlık Örgütü, 13 Mart’ta “Avrupa’nın artık koronavirüs (Covid-19) salgınının merkez üssü haline geldiğini” açıkladı.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Cenevre’deki merkezde düzenlediği sanal basın toplantısında, Avrupa’da günlük bildirilen Covid-19 vaka ve ölüm sayısının Çin’i geçtiğine dikkati çekerek, “Çin hariç dünyanın geri kalanından bildirilen daha fazla vaka ve ölüm sayılarıyla Avrupa artık Covid-19 pandemisinin merkez üssü haline geldi.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Ghebreyesus, dünya genelinde 123 ülke ve bölgeden 132 bin Covid-19 vakasının bildirildiğini belirterek, “5 bin kişinin hayatını kaybetmesi bir dönüm noktasıdır.” dedi.

ABD Başkanı Trump koronavirüs nedeniyle ‘ulusal acil durum’ ilan etti

ABD Başkanı Donald Trump, 13 Mart’ta koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle ülke genelinde “ulusal acil durum” ilan ettiğini açıkladı. Ayrıca Trump 50 milyar dolara kadar acil durum fonunun erişime açılacağını kaydetti.

Salgın Afrika’da yayılmaya başladı

15 Mart’ta yapılan açıklamada, salgının Afrika kıtasındaki 26 ülkeye yayıldığı belirtildi.

Dış dünya Çin’i geride bıraktı

Salgının başlangıcından beri 16 Mart’ta ilk kez, Çin dışındaki enfekte kişi sayısı ve can kayıpları Çin’i geride bıraktı.

17 Mart itibarıyla birçok ülke ve kurum, uzaktan çalışma sistemine geçti.

17 Mart’ta Avrupa Birliği, üçüncü ülke vatandaşlarının üye ülkelere ve Schengen bölgesine yapacakları seyahatlere 30 günlük geçici kısıtlama getirdi.

19 Mart: Enfekte kişi sayısı 200 bini aştı

Dünya genelinde Covid-19’a yakalanan kişi sayısı dünya genelinde 200 bin seviyesini aştı. Küresel çapta pandeminin 100 bin sınırına ulaşması haftalar almış ancak 200 bine ulaşması sadece 12 gün sürmüştü.

19 Mart’ta salgının ortaya çıktığı Çin’de ilk kez yurt içi kaynaklı yeni vakaya rastlanmadığı bildirildi.

21 Mart’ta Türkiye’de kapsamlı karantina tedbirleri uygulanmaya başlandı.

22 Mart: Covid-19 vakaları 300 bini geçti

Koronavirüsün teyit edilen ilk 100 bin vaka sayısı yaklaşık 3 ay, 200 bine ulaşması 12 gün ve 300 bine ulaşması ise sadece 3 gün sürdü.

23 Mart’ta İngiltere de karantina tedbirleri uygulamaya kondu.

ABD, en çok vaka görülen yer konumuna geldi

24 Mart’ta Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) 2020 Tokyo Olimpiyatlarının gelecek yıla ertelenmesine karar verdi.

25 Mart’ta Hindistan’da 21 gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

26 Mart’ta ABD’de görülen Covid-19 vakalarının sayısı Çin’i geride bıraktı. Ülke en çok vaka görülen yer konumuna geldi.

27 Mart’ta ABD Kongresi salgın nedeniyle zarara uğrayan şahıs ve işletmelere yardım için 2,2 trilyon dolarlık ekonomik teşvik paketini onayladı. Bu, ülke tarihinin en büyük ekonomik yardım paketi oldu.

İngiltere Başbakanı hastalığa yakalandı

Aynı gün, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Covid-19 testinin pozitif çıktığını duyurdu.

2 Nisan’da dünya genelinde Covid-19 vakaları 1 milyonu aştı.

3 Nisan’da Türkiye’de 30 büyükşehir ve Zonguldak iline 15 gün süreyle giriş çıkışlar yasaklandı.

Vuhan’a uygulanan karantina kaldırıldı

7 Nisan’da Çin’de ilk kez yeni ölüme rastlanmadığı bildirildi. Aynı gün akşam saatlerinde salgının ortaya çıktığı Vuhan kentinde karantina kaldırıldı.

8 Nisan’da dünya genelinde Covid-19 vakaları 1,5 milyonu aştı.

9 Nisan’da dünyada vaka sayısı 1 milyın 584 bine, can kaybıysa 94 bine ulaştı. Türkiye’de 908 kişi hayatını kaybetti, vaka sayısı 42 bin 282’ye çıktı

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Covid-19 salgını nedeniyle küresel ekonomik büyümenin bu yıl negatif olacağını belirterek, “Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en kötü ekonomik daralmayı bekliyoruz” dedi.

Brezilyalı makamlar, Amazon ormanlarında izole ve ilkel hayat süren Yanomami adlı kabilede ilk vakaya rastlandığını duyurdu.

10 Nisan’da dünya genelinde Covid-19 salgını sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 100 bini geçti.

ABD Covid-19’dan en fazla ölümün yaşandığı ülke oldu

11 Nisan’da ABD, Covid-19 salgınında 19 bin 882 can kaybı ile İtalya’yı geride bırakarak “dünyada en fazla kişinin öldüğü” ülke oldu.

11 Nisan’da koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 125 artarak 4 bin 357’ye yükseldiği İran’da koronavirüs kapsamında alınan bazı kısıtlamalar kaldırılmaya başlandı.

İspanya’da Covid-19 hastalarındaki günlük vefat sayılarında 23 Mart’tan 11 Nisan’a kadar olan en düşük artış kaydedildi.

Johnson taburcu edildi

Covid-19 tedavisi gören ve yoğun bakıma alınan İngiltere Başbakanı Boris Johnson tedavi gördüğü hastaneden 12 Nisan’da taburcu edildi.

İtalya’da 12 Nisan’da ölü sayısının son 24 saatte 431 kişi daha artarak 19 bin 899’a yükseldiği bildirildi. Bu, 3 haftadan uzun süre içinde kaydedilen en düşük günlük ölü sayısı oldu.

Covid-19 salgınının ilk ortaya çıktığı Çin’de hayat yavaş yavaş normale dönmeye başladı. 12 Nisan’da, başkent Pekin’de bazı okullarda yeniden eğitime başlanacağı duyuruldu.

Fransa karantina süresini uzattı

13 Nisan’da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron koronavirüs salgınıyla ilgili yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında karantina süresinin 11 Mayıs’a kadar devam edeceğini açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Covid-19 salgınıyla mücadele kapsamında alınan kontrol önlemlerin kademeli olarak kaldırılması gerektiği uyarısı yaptı.

Aynı gün İngiltere’de Covid-19 salgınıyla mücadele kapsamında uygulanan kısmi karantinanın kaldırılmasının düşünülmediği bildirildi.

İtalya’da yeni tip koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 13 nisan’da 20 bin 465’e yükseldi.

İspanya’da uzaktan çalışmanın mümkün olmadığı inşaat ve imalat gibi bazı sektörlere yönelik kısıtlamalar kaldırıldı.

14 Nisan’da Tayvan’da, bir aydan fazla süre sonra ilk kez, son 24 saatte yeni Covid-19 vakasına rastlanmadı.

14 Nisan’da Türk Hava Yolları, tüm dış hat uçuşlarını 20 Mayıs 2020’ye kadar durdurduğunu duyurdu

Vaka sayısı 2 milyonu geçti

Dünya genelinde 15 Nisan 2020 itibarıyla koronavirüs vaka sayısı 2 milyonu geçti. Salgında 15 Nisan itibariyle 130 bini aşkın Covid-19 hastası hayatını kaybetti, virüs bulaşan 500 bini aşkın kişi de gördükleri tedavinin ardından iyileşti.

Almanya’da koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek amacıyla 22 Mart’ta alınan tedbirler kademeli olarak gevşetileceği bildirildi.

15 Nisan’da Avrupa Birliği Komisyonu, üye ülkelerin uyguladığı koronavirüs önlemlerinin belli koşullar altında ve kademeli olarak kaldırılabilmesini içeren yol haritasını açıkladı.

İstanbul’a deniz yolula giriş-çıkışlar yasaklandı

17 Nisan 2020 itibarıyla koronavirüs vaka sayısı 2 milyon 160 bini geçti. Salgında bu tarihekadar 145 bini aşkın Covid-19 hastası hayatını kaybetti, virüs bulaşan 550 binin üzerinde kişi de gördükleri tedavinin ardından iyileşti.

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Covid 19 salgını nedeniyle 17 Nisan 2020 Cuma günü saat 23.59 itibarıyla İstanbul’a deniz yoluyla giriş çıkışların yasaklandığını duyurdu.

18 Nisan’da Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida eyaletinde koronavirüs salgını nedeniyle kapatılan park ve plajlardan bazıları açıldı.

Dünyada koronavirüse yakalandıktan sonra sağlığına kavuşanların sayısı 590 bini geçti.

İtalya’da koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 18 Nisan itibarıyla 23 bin 227’ye yükseldi.

19 Nisan’da Amerika Birleşik Devletleri’nde koronavirüs kaynaklı can kayıpları 40 bini aştı. ABD, Covid-19 salgınından en fazla etkilenen ülkeler listesinin ilk sırasında yer aldı.

19 Nisan’da vaka sayısı 86 bin 306’ya çıkan Türkiye, hasta sayısında virüsün çıkış kaynağı olan Çin’i geçti.

Covid-19 salgının başladığı Çin’de 14 saatte sadece 16 yeni vaka tespit edildiği açıklandı.

20 Nisan’da Batı Teksas tipi ABD petrolünün mayıs ayı vadeli fiyatı tarihte ilk defa 0 doların altına indi.

Türkiye’de 20 Nisan itibarıyla Covid-19 vaka sayısı 90 bini aştı can kaybı 2 bin 140 oldu.

Avusturya’da hükümet, nisan ayı itibarıyla vaka sayısındaki düşüş ve sağlığına kavuşanların oranındaki artışın salgınla mücadelede önemli bir başarı olduğuna işaret ederek, 1 Mayıs’da alışveriş merkezleri ve kuaförlerin açılmasıyla restoran ve kafeteryaların da öngörülenden daha erken açılabileceği sinyallerini verdi.

Almanya’da koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek amacıyla 22 Mart’ta alınan tedbirler 20 Nisan’da kademeli olarak gevşetilmeye başlandı. Bazı eyaletlerde 800 metrekareye kadar olan mağazalar kepenklerini tekrar açtı.

Hollanda tedbirleri gevşetme kararı aldı

Covid-19 salgınıyla mücadelede kademeli olarak bazı kısıtlamaları hayata geçiren Hollanda hükümeti 21 Nisan’da, 11 Mayıs’tan itibaren kreşler, özel eğitim merkezleri ve ilkokulların, 1 Haziran’da ise orta eğitim kurumlarının eğitime başlayacağını açıkladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un koronavirüs salgını nedeniyle durdurulan toplu ibadetlerin gelecek haziran ortasından itibaren yeniden başlayabileceğini söylediği belirtildi.

İtalya’daysa Başbakan Giuseppe Conte, Covid-19 salgınına karşı uygulamaya sokulan kısıtlayıcı tedbirlerin 21 Nisan haftası içinde açıklayacağı detaylı bir plan dahilinde gevşetileceğini söyledi.

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, koronavirüs tedbirleri kapsamında kapatılan barların, restoranların, kiliselerin ve diğer ibadethanelerin 15 Mayıs itibarıyla tekrar açılacağını söyledi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump 21 Nisan’da, Covid-19 salgını nedeniyle ülkesine gelen göçü geçici süreliğine askıya alan bir kararname çıkaracağını duyurdu.

DSÖ yetkilileriyse 21 Nisan’da koronavirüsle mücadelede alınan yasak ve önlemlerin gevşetilmesi konusunda aceleci davranılmaması gerektiğini belirterek, bu durumun vaka ve can kaybı sayısını yeniden artırabileceği uyarısında bulundu.

DSÖ’den yapılan bir başka açıklamada, elde edilen bütün kanıtların koronavirüsün hayvan kökenli olduğunu gösterdiği belirtildi.

İki kediye Covid-19 teşhisi kondu

ABD New York eyaletinde 23 Nisan’da ilk defa iki kediye koronavirüs teşhisi kondu.

Danimarka’da, koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında kapalı tutulan bazı ‘öncelikli olmayan’ işletmeler 23 Nisan itibarıyla kapılarını açtı.

Çin Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Covid-19 salgınına karşı verdiği küresel mücadeleye destek olmak amacıyla 30 milyon dolar daha bağışta bulunacağını açıkladı.

Türkiye’de çocuklar 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı evlerinde kutladı.

İspanya: ‘Salgının en şiddetli aşamasını geride bıraktık’

24 Nisan’da İspanya’da Covid-19 salgınından dolayı hayatını kaybedenlerin sayısı son bir ayın en düşük rakamı olan 367’ye geriledi. Bu olumlu gelişmenin ardından Madrid yönetimi salgının “en şiddetli aşamasının geride bırakıldığını” açıkladı.

Türkiye’de 24 Nisan itibarıyla son 24 saatte Covid-19 nedeniyle 109 kişi yaşamını yitirdi, 3 bin 122 yeni vaka tespit edildi. Son verilerle toplam can kaybı 2 bin 600’e, vaka sayısıya 104 bin 912’ye yükseldi. Böylelikle ilk kez iyileşen hasta sayısı yeni vaka sayısını geçti.

Rusya Merkez Bankası Başkanı, Rus ekonomisinin ikinci çeyrekte yüzde 8 küçüleceği öngörüsünde bulunarak, “Covid-19’a yönelik alınan tedbirlerin bu yılın ikinci çeyreğinde önemli oranda kaldırılmasını bekliyoruz” dedi

Covid-19 salgınına karşı tedbirlerde hafifletmeye gidecek Avusturya’da okullar 18 Mayıs’tan itibaren bölünmüş sınıflarla eğitim verileceğini açıkladı.

Çekya koronavirüs salgını nedeniyle kapattığı sınırları itibaren yavaş yavaş açmaya hazırlandığını bildirdi.

Yeni Zelanda: Bu savaşı kazandık

Dünyada yayılmaya devam eden Covid-19 salgınında vaka sayısı 25 Nisan tarihi itibarıyla 2.8 milyonu geçti, can kaybı ise 200 bini geçti.

Avrupa genelinde 25 Nisan itibarıyla koronavirüsten ölenlerin sayısı 120 bini geçti. Salgından en çok etkilenen ülkelerin başında İtalya, İspanya, Fransa ve İngiltere geldi.

26 Nisan’da İsveç’te Covid-19 testi pozitif çıkan ancak tedavi edilmediği iddia edilen Emrullah Gülüşken, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın talimatıyla Türkiye’ye götürüldü.

27 Nisan’da dünya genelinde Covid-19 salgınında iyileşenlerin sayısı 900 bini geçti.

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, ülkesinin yeni tip koronavirüse (Covid-19) karşı verdiği savaşı “kazandığını” belirtti.

Başbakan Ardern, Auckland kentinde 27 Nisan’da basına yaptığı açıklamada, Yeni Zelanda’da 8 gündür tespit edilen yeni Covid-19 vaka sayısının tek haneli olduğuna dikkati çekerek, “Bu savaşı kazandık” dedi.

İtalya kısıtlamaları gevşetiyor

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, 27 Nisan’da Covid-19 salgını dolayısıyla ülke genelinde uygulanan sıkı karantina tedbirlerinin 4 Mayıs’tan itibaren kademeli olarak gevşetileceğini açıkladı.

27 Nisan’da ayrıca, Çin Ulusal Sağlık Komisyonu sözcüsü Mi Feng, yeni koronavirüsün dünyada ilk kez tespit edildiği Vuhan şehrindeki tüm Covid-19 hastalarının taburcu edildiğini söyledi.

28 Nisan’da Covid-19 salgınında vaka sayısı 28 Nisan tarihi itibariyle 3 milyonu, can kaybı ise 211 bini geçti.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, karantina uygulamasını kaldırmaya 4 Mayıs tarihinde başlayacaklarını söyledi. Başbakan, halka önlemleri bırakmama ve dikkatli olmaya devam etme çağrısında bulundu.

Türk Hava Yolları, salgın nedeniyle geçici olarak durdurduğu uçuşların 28 Mayıs’a kadar başlamayacağını açıkladı.

Afrika kıtasında yeni tip koronavirüs tespit edilen hastaların yüzde 30’undan fazlası iyileşerek sağlığına kavuştu.

Arjantin, Covid-19 salgını nedeniyle 1 Eylül’e kadar tüm ticari uçak bileti satışlarını durdurduğunu açıkladı.

Vaka sayısı 3 milyonu aştı

Covid-19 salgınında vaka sayısı 29 Nisan tarihi itibarıyla 3 milyon 150 bini, can kaybı ise 220 bini geçti. 29 Nisan’a kadar Covid-19’u yenerek iyileşenlerin sayısı ise 1 milyona yaklaştı.

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre Türkiye’de 29 Nisan itibariyle Covid-19 nedeniyle 89 kişi daha hayatını kaybetti, ölenlerin sayısı 3 bin 81’ye yükseldi.

Güney Kore’de ilk kez yurt içi kaynaklı vakaya rastlanmadı

29 Nisan’da Güney Kore’de 15 Şubat’tan itibaren ilk kez yurt içi kaynaklı Covid-19 vakasına rastlanmadı.

Güney Kore’de Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinden (KCDC) yapılan açıklamada, ülkede 24 saatte 4 kişide yeni tip koronavirüse rastlandığı ve yeni vakaların tamamının yurt dışı kaynaklı olduğu belirtildi.

1 Mayıs’ta ABD’de Covid-19 kaynaklı ölümler 64 bine yaklaştı. Rusya’da vaka sayısı 114 bin 431’e, ölü sayısı 1169’a yükseldi.

Güney Afrika yeni tip koronavirüs nedeniyle uyguladıkları tedbirleri hafifleteceklerini duyurdu.

Güney Afrika hükümetinden yapılan açıklamada, 1 Mayıs itibarıyla ülke çapında tüm tedbirlerin 5. seviyeden 4. seviyeye düşürüldüğü belirtildi.

Çin’in başkenti Pekin’de salgın nedeniyle aylardır ziyarete kapatılan Yasak Saray Müzesi, sosyal mesafe şartıyla 1 Mayıs’ta tekrar açıldı.

ABD ilk kez bir ilaca onay verdi

1 Mayıs’ta ABD Başkanı Donald Trump, ABD Gıda ve İlaç İdaresinin (FDA), yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedavisi için Amerikan Gilead ilaç şirketinin ürettiği “Remdesivir” adlı antiviral ilaca “acil durum onayı” verdiğini duyurdu.

Almanya’da Covid-19 önlemleri çerçevesinde ibadete bir süre ara verilen camilerin çoğunun 9 Mayıs’tan itibaren ibadete açılacağı bildirildi.

Türkiye’de Covid-19’la mücadele kapsamında 30 büyükşehir ve Zonguldak’ta 4 Mayıs saat 00.00’a kadar sürecek sokağa çıkma kısıtlaması 1 Mayıs gecesi 00:00’da başladı.

2 Mayıs’ta Rusya ve Pakistan’da bir gün içerisinde en yüksek Covid-19 vaka sayısına ulaşıldı.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, koronavirüsle mücadele kapsamında Bill ve Melinda Gates Vakfı’nın da desteklediği bir bağış kampanyası başlatacaklarını ve hedeflenen miktarın 7.5 milyar euro olduğunu söyledi.

İspanya’da sokaklar spor yapanlarla doldu

3 Mayıs’ta İspanya’da koronavirüs salgını nedeniyle 14 Mart’tan beri uygulanan olağanüstü halin kısmen yumuşatılması sonrası sokaklar spor yapanlarla doldu.

Fransa’da, Covid-19 salgını nedeniyle hastane ve yaşlı bakımevlerinde son 24 saatte 135 kişi yaşamını yitirdi. Buna göre 3 Mayıs’ta Covid-19’dan günlük ölüm sayısı, son 6 haftanın en düşük seviyesine indi.

Covid-19 kısıtlamalarını esnetmeye başlayan Fransa’da Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Schengen bölgesi ve İngiltere’den ülkeye girenlerin karantina uygulamasına tabi tutulmayacağı açıklandı.

Türkiye’de 3 Mayıs itibarıyla koronavirüs salgınında 61 kişi daha yaşamını yitirdi. Ülke genelinde toplam vaka sayısı 126 bin 45 oldu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Son 24 saatte iyileşenler, yeni tanı konan hastaların 2,25 katı” açıklaması yaptı.

İtalya iş yerlerini kademeli olarak açmaya başladı

Koronavirüs salgınından en fazla etkilenen ülkelerden biri olan İtalya karantina altında geçen iki aydan sonra 4 Mayıs’ta işyerlerini kademeli olarak açmaya başladı.

ABD Başkanı Donald Trump, ülkedeki koronavirüs salgını nedeniyle can kayıplarının 80 ila 90 bine ulaşabileceğini söyledi.

Yeni Zelanda’da martın ortasından bu yana 4 Mayıs’ta ilk kez son 24 saatte yeni tip koronavirüs vakasına rastlanmadı.

New Zealand Herald’ın haberine göre, Yeni Zelanda’da yaklaşık 50 gündür ilk kez, yapılan testler sonucu yeni Covid-19 vakası tespit edilmedi.

Çin Ulusal Sağlık Komisyonunun yaptığı yazılı açıklamaya göre, 4 Mayıs’ta ülkede 24 saatte hepsi yurt dışı kaynaklı toplam 3 Covid-19 vakası tespit edilirken, virüs kaynaklı yeni can kaybı bildirilmedi.

Çin’de ortaya çıkan koronavirüs dünyada 200’e yakın ülke ve bölgeye yayılarak pandemiye (küresel salgın) dönüştü.

Virüs bugüne dek dünya genelinde 3 milyon 579 bin 479 fazla kişiye bulaşırken, 250 bine yakın insan virüs nedeniyle yaşamını yitirdi. Covid-19’dan iyileşen kişi sayısı 1 miyon 158 bini aştı.

Salgın halen dünyayı etkilemeye devam ediyor.

Son Haberler

İstifa sonrası Mansur Yavaş’tan ilk açıklama: ‘Şaşkınlıkla izliyorum!’

CHP'den istifa ettiğini ve yoluna bağımsız devam edeceğini duyuran...

İki askeri üs Irak’a devredilecek

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep...

Mekke Savunma İttifakı’nın ilk genel sekreteri belli oldu

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan...

Kobani’de 2 günlük yas ilan edildi

Rojava’nın Kobani kentinde cezaevi yangını sonucunda hayatını kaybeden 9...

Halepçe’de geniş çaplı IŞİD operasyonu: 22 gözaltı

Kürdistan Bölgesi Asayişi, Halepçe’nin Xurmal nahiyesinde düzenlediği operasyonda bir...

Suudi Arabistan, Irak’tan düzenlenen SİHA saldırısından sonra önemli boru hattını kapattı

Ortadoğu'daki çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte Suudi Arabistan, Irak'tan fırlatılan insansız...

İç Güvenlik Komutanlığı’ndan Kobani cezaevindeki olaylara ilişkin açıklama

Halep İç Güvenlik Güçleri Komutanlığı, Koban’deki cezaevinde çıkan yangında 7 tutuklunun hayatını kaybettiğini ve onlarca mahkûmun yaralandığını açıkladı. Komutanlık, olayın çıkış nedeni ve  sorumluların belirlenmesi için soruşturma başlatıldığını bildirdi. Halep İç Güvenlik Güçleri Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Dün Kobani kentinde yaşanan gelişmelerin ardından bazı kişiler kentteki cezaevinde kargaşa karışıklık çıkardı. Bazı koğuşlarda yangın çıktı. Çıkan yangın kısa sürede cezaevine yayıldı ve 7 mahkûmun hayatını kaybetmesine, onlarca mahkûmun ise dumandan zehirlenme, boğulma ve yanma nedeniyle yaralanmasına yol açtı” denildi.  “Olayla ilgili soruşturma başlatıldı” Halep İç Güvenlik Güçleri Komutanlığı açıklamasının devamında, “Olayın nedenlerini ve ayrıntılarını ortaya çıkarmak, sorumlulukları belirlemek amacıyla soruşturma başlatıldı. Olayda dahli olduğu tespit edilen herkes hakkında sert yasal işlemler uygulanacak” açıklamasında bulundu. Cezaevinin yönetimiyle ilgili açıklamada, “Kobani Cezaevi'nin yönetimi henüz resmi hükümet kurumlarına devredilmedi. Devir ve teslim süreci de yargısal ve hukuki bir prosedür kapsamında yürütülüyor” denildi. İç Güvenlik Güçleri ayrıca, “Cezaevinin dosyası yetkili yargı makamları tarafından gerekli prosedürler kapsamında ele alınıyor. Devrin, yeniden entegrasyon planı çerçevesinde yasal olarak tamamlanabilmesi için karar ve gerekli işlemlerin çıkarılması bekleniyor. Olaydan önce fiili devrin tamamlanmamış olmasının nedeni de buydu” ifadelerine yer verdi. Açıklamada, ilgili kurumların olayın seyrini ayrıntılı şekilde takip ettiği ve hukuki soruşturmanın tamamlanmasının hemen ardından sonuçların kamuoyuna açıklanacağı belirtildi. Gerilim, geçtiğimiz hafta sonu Sipan Hizni adlı bir gencin öldürülmesinin ardından başladı. Bunun üzerine Kobani, Kamışlo ve Rojava’nın birçok kentinde halk protestoları ve gösteriler düzenlemeye başladı. Güvenlik güçlerinin müdahale etmesi sonucu onlarca gösterici gözaltına alındı. Cezaevindeki protestolar, güvenlik güçlerinin gösteriler sırasında gözaltına alınan gençlerden bir bölümünü Halep kentindeki cezaevlerine nakletme kararı aldığı sırada, saat 02.00 sıralarında başladı.

Türkiye Gündemi

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...

Son iki ayda 2034 hesaba erişim engeli

Türkiye İletişim Başkanı Burhanettin Duran, son iki ayda dezenformasyon yaydığı belirtilen 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini açıkladı. Duran, bu hesaplardan 699'unun FETÖ ile iltisaklı, bin 335'inin ise provokasyon üreten ve dezenformasyon yayan hesaplar olduğunu belirtti. Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen kapsamlı dijital takip, teknik analiz ve kurumlar arası koordinasyon çalışmalarının ilgili tüm kurumlarla eş güdüm içerisinde ve kesintisiz şekilde devam ettiğini ifade etti. Türkiye'nin terör propagandası, provokasyon, dezenformasyon ve dijital mecralar üzerinden yürütülen psikolojik harekât girişimlerine karşı mücadelesini devletin tüm imkân ve kabiliyetlerini seferber ederek kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Duran, son iki ayda yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verdi. Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda Cumhuriyet başsavcılıkları ve Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından ortak çalışma yürütüldüğünü belirterek şunları kaydetti: “Başta FETÖ iltisaklı olmak üzere milli güvenliğimizi ve toplumsal birliğimizi hedef alan terör ve suç örgütleriyle bağlantılı olduğu tespit edilen 699 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli tedbirleri derhal uygulanmıştır. Ayrıca gerçekleştirilen kapsamlı teknik incelemeler ve dijital ağ analizleriyle provokasyon üreten, kardeşliğimizi ve toplumsal huzurumuzu hedef alan, dezenformasyon yayan ve ülkemize yönelik psikolojik harekât faaliyetleri yürüttüğü belirlenen 1335 sosyal medya hesabı hakkında da başta Adalet ve İçişleri bakanlıklarımız olmak üzere ilgili kurumlarımızın koordinasyonuyla gerekli hukuki ve idari işlemler tesis edilmiş ve söz konusu hesaplara erişim engeli kararları uygulanmıştır. Bu süreçte toplam 2 bin 34 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli getirilmiştir.” “Gerekli tedbirleri gecikmeksizin hayata geçirmeyi sürdüreceğiz” Burhanettin Duran, yürütülen çalışmaların terör örgütlerinin artık yalnızca sahada değil, dijital platformlarda da organize, koordineli ve sistematik şekilde faaliyet yürüttüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. Duran, sosyal medya ve dijital mecraların propaganda, manipülasyon, algı operasyonları ve dezenformasyon yoluyla toplumsal huzuru, milli birliği ve kamu düzenini hedef alan bir araç olarak kullanıldığını belirtti. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde terörle mücadelesini sahada, sınır ötesinde ve dijital alanda aynı kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Duran, şöyle devam etti: “Devletimiz açısından dijital güvenlik, milli güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Terör örgütlerinin sosyal medya ve dijital platformları propaganda, eleman temini, finansman, dezenformasyon ve psikolojik harekât amacıyla kullanmalarına kesinlikle müsaade edilmeyecektir.” Burhanettin Duran, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak, ilgili tüm kurumlarımızla birlikte dijital ekosistemi anlık ve çok boyutlu şekilde takip etmeyi, milli güvenliğimizi, toplumsal huzurumuzu ve birlik beraberliğimizi hedef alan her türlü tehdidi tespit ederek gerekli tedbirleri gecikmeksizin hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızı dezenformasyonun oluşturduğu bilgi kirliliğinden korumak, doğru ve güvenilir bilgiyle buluşturmak ve dijital mecraların terör örgütleri tarafından bir propaganda alanına dönüştürülmesine engel olmak konusunda mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Dijital alan sahipsiz değildir. Türkiye, milli güvenliğini hedef alan hiçbir dijital operasyona izin vermeyecektir.”

Mazlum Kobani: “Kürtçe için büyük bir adım atıldı”

Mazlum Abdi, “Yeni süreçte Türkiye ile olan ilişkilerimiz de düzeltilmeli ve yeniden ele alınmalı. Bugün de Türkiye ile aramızda temaslar ve diyalog kanalları mevcuttur. Artık bu sürecin doğal ve yapıcı bir zeminde ilerlemesi gerekir” ifadelerini kullandı. Feshedildiği duyurulan Demokratik Suriye Güçleri’nin (SDG) Genel Komutanı ve Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Abdi, Rojava ve Suriye’ye dair değerlendirmelerde bulundu.SDG’nin akıbetine ilişkin konuşan Abdi, “Şimdi Suriye ordusun bir parçası olarak bu bölgeyi savunmaya devam edecek” ifadelerini kullandı. Abdi, Yeni Yaşam’a verdiği röportajda Türkiye ile ilişkilere dair önemli mesajlar vererek Türkiye ile görüştüklerini belirtti. Abdi, “Yeni süreçte Türkiye ile olan ilişkilerimiz de düzeltilmeli ve yeniden ele alınmalı. Bugün de Türkiye ile aramızda temaslar ve diyalog kanalları mevcuttur” dedi. Abdi’nin açıklamalarında öne çıkanlar şöyle: “‘Teslim oldular, ortada bir şey kalmadı,’ ya da aksi yönde ‘bir şey değişmedi,’ diyenler bir yanılgı içindeler. Bunun doğru anlaşılması gerekiyor. DSG, varılan mutabakat doğrultusunda planlı ve kademeli bir süreç ile orduya katıldı. Şimdi Suriye ordusun bir parçası olarak bu bölgeyi savunmaya devam edecek. “Kürtçe için büyük bir adım atıldı” Kürt dili için resmi olarak gelinen aşamaya Suriye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana bakılacaksa, büyük bir adım atıldı. İlk defa Kürtçe resmi olarak eğitimde kabul edildi ve sadece Kürtçe dersi değil, diğer bazı derslerin de Kürtçe verilmesi müfredata dahil edildi, çocukların eğitimi kabul edildi. Atılan adımlar olumludur, ilktir, ama bizim için yeterli değil, Kürt halkı olarak bunun için mücadele etmemiz gerekiyor. “Yeni bir sürece giriyoruz” Yeni bir sürece giriyoruz… Doğru, açık konuşmak gerekirse yürütülen bu süreçte Şam’da olmayı kabul etmemizin nedeni bu süreci başarıya ulaştırmak, entegrasyonu sağlamak, Kürtlerin en güçlü şekilde devlette yerini almasını sağlamak. Asıl amacımız ve hedefimiz budur. Ancak bizim talebimiz daha kapsamlı bir kapsayıcılıktır, yani sadece Kürt bölgeleriyle sınırlı kalmayıp Suriye genelinde tüm alanlarda pozitif ve yapıcı bir rol oynamak istiyoruz. “Türkiye ile ilişkilerimiz yeniden ele alınmalı” Yeni süreçte Türkiye ile olan ilişkilerimiz de düzeltilmeli ve yeniden ele alınmalı. Bugün de Türkiye ile aramızda temaslar ve diyalog kanalları mevcuttur. Artık bu sürecin doğal ve yapıcı bir zeminde ilerlemesi gerekir. Bu çerçevede Türkiye ile yürütülecek yapıcı ilişkiler hem tüm Suriye’nin hem de Kürt halkının çıkarına olacaktır. Tüm bileşenlerin Suriye devletine katılması gerekir, herkes içinde yer almalı, bunun yolu açılmalı. Suriye devletinin önündeki en temel görev, Dürzilerin, Alevilerin, Kürtlerin ve diğer tüm halkların devletin içinde güçlü bir şekilde yer almasıdır. Efrin ve Serêkaniyê meselesi Efrin için artık gereken şey, şu anda Cizîrê bölgesi, Kobani için varılan mutabakatın Efrin için de geçerli olmasıdır. Örneğin eğitim meselesi, buradaki eğitim sistemi nasılsa Efrin’de de öyle olmalı. Halkın asayişte, yerel idarede yer alması ile ilgili Efrin’de bazı sorunlar var, çözülmesi için çalışılıyor. Serêkaniyê’ye henüz bir dönüş gerçekleşmedi. Daha önce bazı gruplar, entegrasyon karşıtı kesimler ve devletle varılan mutabakata karşı olanlar engeller çıkardılar, halkın dönmesini istemediler. Fakat gerekli tedbirler alındı ve Serêkaniyê halkının dönüşü adım adım, planlı bir şekilde devam ettirilecek ve bu süreç tamamlanacak. “Tekrar mücadele etmeliyiz” Bir süreçti, bu şekilde sonlandırdık, belki her istediğimize tam olarak ulaşamadık, halkımızın talepleri bu derecede değildi ama yine de kazanımlar var. Bir temel var, bu temel üzerine birlikte yola çıktığımız ve mücadele ettiğimiz amaçlar üzerinden tekrar mücadele etmeliyiz. Halkımız daha önce olduğu gibi yeni süreçte de yöneticilerine inanmalı. Birlikte başarı için yürüyelim.”  

Özgür Özel: Benim gönül dünyamda Kemal Bey’e yer kalmamış

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile tokalaşma görüntülerine dair, "Bir selamı almamak, bir eli havada bırakmak zaten benim tabiatımda olan bir şey değil. Doğru bir şey değil. Benim gönül dünyamda Kemal Bey'e toplu iğnenin başı kadar yer kalmamış. Bu mesele öyle affedilir bir mesele de değil” dedi. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı bir TV yayınında gündem başlıklarına dair soruları cevapladı. Özgür Özel, YENİ Parti'ye üye sayısının 615 bini geçtiğini 620 bine ulaştığını söyledi. “İsmet Paşa'nın asker kaçağı olduğunu iddia etmek aynı şey” Yayında Özel’, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile adli yıl açılışında tokalaşması soruldu. Özel’in bu nedenle eleştirildiğini hatırlatan sunucuya Özel’İn cevabı şöyle oldu: "Bu hafta iki kez tokalaşma oldu. İkisi de gündem oldu. Bir tanesi rahmetli Cevdet Selvi'nin cenazesinde. Bir tanesi adli yıl açılışında. Bir cenazede tokalaşmamak yanımda eşini kaybetmiş ağlayan Cevdet Selvi'nin eşi ablamız orada dururken o cenazeye siyasi gerilim yansıtmak cenazeye, cenaze sahiplerine saygısızlıktır. Böyle bir şey olmaz. Ayrıca karşınızda birisi elini uzatmış onun elini bir cenazede havada bırakmak benim asla kabul edebileceğim bir şey değil. Doğru da bir yaklaşım değil. Adli yıl açılışında da ben 10 dakika kadar önceden gittim. Oturuyorum. Kemal Bey de gelmiş yerine geçerken beni gördü. Bana doğru geldi. Şimdi bana doğru geliyor. Yani benden 30 yaş büyük bir insan. Elini uzatmış. sonuçta adli yıl açılışı Türkiye'nin protokolü orada. Ben de kalktım. Kalkarken daha toparlanırken bir fotoğraf ondan sonra efendim işte 'Özgür Özel gülümsedi mi' Bakıyorum gülümsemiş miyim diye. Hiç öyle gülümseyecek halim yok benim Kemal Bey ama 'Özgür Özel gülümsedi mi?' Efendim 'Eğildi mi?' Ayağa kalkarken ki o bir anlık şey. Buna bir sürü laf. Neler yazmadılar? Mesela diyor ki 'Özgür Özel butlana meşruiyet mi veriyor?' Ya Özgür Özel'in butlana meşruiyet verdiğini iddia etmekle İsmet Paşa'nın asker kaçağı olduğunu iddia etmek aynı şeydir. Demişler ya vaktiyle 'askerliğini nerede yapmış?' Adam Garp Cephesi kumandanı. İsmet Paşa'ya 'asker kaçağı' demekle Özgür Özel'e 'Kemal Kılıçdaroğlu yetkisini tanıyor mu, meşruiyet veriyor' mu demek aynı şey. “Gitmedim, konuşmadım, kabul etmedim” Bir kere ben bu butlana uğramazdım. Bana açık açık 'Otobüsün üstünden in, Ankara'ya dön, partinin başında paşa paşa otur, partinin başında kal' dediler. Yani 'Ekrem'i unut, Ekrem'e sahip çıkma, arkadaşlarına yapılan haksızlıklara sahip çıkma, şehir şehir mitingler yapma, bu iktidarı rahatsız etme' dediler. Ben bunu kabul etmedim. Elimin tersiyle ittim. Muhalefette kal hep kal diyorlar. Birincisi bu. İkincisi; bu mutlak butlan kararı çıktı. Ne teklifler ne teklifler... Yani ilk günlerde zaten dedim ki 'Kurultay tarihi ilan etmeden görüşmem, konuşmam.' Bir telefon görüşmesi yaptım. Dedim ki 'Karara ne diyorsunuz?' Dedi ki 'Yargı kararıdır.' 'Ne yapacaksınız?' 'Konuşalım.' 'Efendim bana 40 gün içinde kurultay kararı veriyorsanız, partiyi bir seçilmişe teslim edecekseniz sizinle konuşurum' dedim. Gitmedim, konuşmadım, kabul etmedim. Devamında örneğin belediye başkanlarımız gittiler, görüşme yaptılar acaba bir kurultay imkanı olur mu diye. Orada görüştükleri partinin işte örneğin Bülent Kuşoğlu, 'Özgür Bey cumhurbaşkanı adayı olabilir. Neden olmasın' gibi laflar. Hiç duymadım bile. Çünkü öyle bir niyetim, hevesim yok. Öyle tekliflerin aslında Türkiye'ye karşı yapılmış teklifler olduğunu biliyorum. Sonra yine yansıdı, ben de söylemiştim, doğrulandı da kimsenin de bir şey dediği yok. 'Grup başkanı olarak kal. Sen Türkiye'yi gez, biz genel başkan olarak kalalım, seçime böyle gidelim.' Dedim 'Felaket olur, felaket.' Bunlar meşruiyet vermek. Yoksa 80 yaşındaki adam gelmiş, otururken ayağa kalkmışım, elini uzatmış, elimi uzatmışım. Bir selamı almamak, bir eli havada bırakmak benim tabiatımda olan bir şey değil. Doğru bir şey değil. Benim gönül dünyamda Kemal Bey'e toplu iğnenin başı kadar yer kalmamış. Neden kalmamış biliyor musun? Ben o kadar kolay affederim ki. Bana yapılanı kolay affederim. Ama namusuma, şerefime, memlekete bu yapılanı ömrüm boyunca ne ben ne arkadaşlarım affedecek. Çünkü ülkenin birinci partisini, 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız, AK Parti kurulduğundan beri ilk kez yenmişiz. Denemişsin, 14 kere yenilmişsin. İlk kez çıkmışız ve yenmişiz Tayyip Erdoğan'ı. 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız. Belediyelerin nüfusunun yüzde 65'ini almışız. Ege'de tek belediye bırakmamışız. Türkiye'de belediye almadığımız bölge kalmamış. Böyle bir dönemde AK Parti bir oyun kurguluyor. İşte bir siyasi kişiyi önce İstanbul başsavcısı, sonra bakan yapıyor. CHP'ye saldırılıyor ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez Medeni Kanun davalarının görüleceği yerde gidip dava açıyorlar ve boşanma davası için konulmuş mutlak butlan kuralıyla bir partiye bir muamele yapıyorlar ve bunu kabul edip seçilmediğin partinin başına geçiyorsun." “Çerçeve yasaya evet oyu” Özgür Özel, Meclis’te "çerçeve yasa"ya YENİ Parti’nin "evet" oyu vermesine ilişkin de şöyle konuştu: "Çok kısa ve net. Bir terör örgütü silah bırakacağım diyor. Devlet, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yürüttüğü bir çalışmayla görüşmeleri yapmış. Daha sonra dediğimiz gibi bu meseleyi meclise getirin demişiz. Mecliste bir komisyon kurulmuş, kapalı toplantılarda devletin bütün organları gelmiş, bilgi vermiş ve deniyor ki 'Bu kanun çıktığı takdirde terör örgütü hem burada silah bırakacak hem Suriye'de işte YPG artık Suriye ordusuna katılıp varlığını bitirecek. Kuzey Irak'taki varlık bitecek. PKK ve uzantıları silah bırakacak, terör bitecek.' Devletin yönetmeye talip bir parti. Bu kadar bilgiden, bilgilendirmeden sonra bunu sadece şu anda iktidarda AK Parti var, bu AK Parti oyunudur diye bakamaz. Biz doğru bir hattan baktık ve dedik ki bu ihtimali Türkiye'ye ıskalatamayız. Çünkü bundan sonra şehit gelmemesi, annelerin gözünün yaşının bir daha akmaması ve teröre trilyon dolar gitmiş, iki trilyon dolar, bakın trilyon TL demiyorum, trilyon dolar, milyar dolar, dünyada kaç tane dolar milyarderi var? Trilyon dolar gitmiş teröre. O para Türküyle, Kürtüyle, Lazıyla, Çerkesiyle, göçmeniyle bu memleketin hepimize birden harcansa, evlatlarımızın geleceği için harcansa kim tutar bizi? Bu yüzden ilkesel olarak bu ihtimale hayır diyemezdik ve bakın biz o kararı verdik. Geçen gün Suriye'de YPG açıklamayı yaptı işte 'Suriye ordusuna katıldı.' Ben buna mı karşı çıkacağım? Bakın YPG diye bir şey kalmadı. Şimdi Suriye'de de, Irak'ta da, İran'da da, burada da Kürtlerin bulundukları ülkenin devletine entegre olmaları, oranın eşit vatandaşları olmaları, öyle hissetmeleri, barış içinde yaşamaları, Türkiye'de Kürtlerle Türklerin nerede olursa olsun kardeşçe yaşamaları, bir daha böyle şeylerin yaşanmaması önemli bir şeydir. Biz buna ya da bu ihtimale hayır diyemezdik kurumsal olarak. Yarın devleti yönetecek partiyiz biz. Yani devlet geliyor size ve diyor ki 'Bakın bu mağaraları boşalttılar, böyle boşaltacaklar, teslim edecekler. Suriye'yi lağvedecekler, Kuzey Irak'ı şöyle yapacaklar.' Biz buna hayır olmaz diyemeyiz.”