26 Temmuz 2026
25.3 C
İstanbul

Dünyada Covid-19: İlk 4 ayında neler yaşandı? Salgının seyri ne durumda?

Dünya, Covid-19 salgınından ilk kez, Çin’in 31 Aralık 2019’da Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde kaynağı bilinmeyen gizemli bir solunum yolu rahatsızlığının ortaya çıktığını Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirmesiyle haberdar oldu.

İlk başta Çin ve çevresini etkileyen bölgesel bir “epidemi” olarak algılanan salgının sonraki günlerde Asya sınırlarını aşıp halk sağlığını küresel çapta tehdit etmeye başlamasıyla, dünya virüsle ilgili gelişmelere kilitlendi, salgının kontrol altına alınması ve önlenmesine yönelik tedbirler tüm ülkelerin ana gündemi haline geldi.

Salgının merkez üstü önce Avrupa’ya kaydı, daha sonraysa Amerika Birleşik Devletleri vaka sayısında dünyada ilk sıraya yerleşti.

Yeni Zelanda 4 Mayıs’ta 0 yeni vaka bildirerek Covid-19’u yendiğini duyurdu.

Avrupa ve dünyada birçok ülke Covid-19 tedbirlerini gevşetmeye başladı.

İşte koronavirüs (Covid-19) salgınının ilk kez duyulmasından bu yana geçen 4 aylık sürede yaşanan belli başlı gelişmeler ve dönüm noktaları:

Koronavirüs ilk olarak Çin’in Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde 12 Aralık’ta tespit edildi.

Vuhan Belediyesi Sağlık Komisyonu, 31 Aralık’ta kentteki Huanan Deniz Ürünleri Pazarı ile teması bulunan 27 kişide daha “gizemli hastalığın” görüldüğünü açıkladı.

7 Ocak’ta Dünya Sağlık Örgütü, hastalığın SARS olmadığını fakat yeni tip bir koronavirüsten kaynaklandığını açıkladı. Yarasalardaki bir betakoronavirüsün insana geçerken mutasyona uğramış hali olan yeni tip koronavirüse “2019-nCov” adı verildi.

Çinli bilim insanları da 9 Ocak’ta söz konusu “gizemli hastalığı” yeni tip koronavirüs olarak tanımladı.

11 Ocak’ta virüs salgına dönüştü

Vuhan yerel hükümeti, 11 Ocak’ta virüsün salgına dönüştüğünü açıkladı ve ilk can kaybı yaşandı.

Bilim insanları, virüsün SARS’a yüzde 80 benzerlik gösterdiğini belirtti.

Çin dışında ilk vaka Tayland’da görüldü

Koronavirüs, 13 Ocak’ta ilk defa Çin dışında görüldü. Tayland hükümeti, Vuhan’dan gelen bir kadında virüsün tespit edildiğini açıkladı.

Japonya, 16 Ocak’ta virüs ile ilgili ilk vakanın tespit edildiğini duyurdu.

Tayland’da 17 Ocak’ta yeni koronavirüsü bulaşan ikinci vaka ortaya çıktı.

Vuhan’da 18 Ocak’ta 59 kişide daha virüs tespit edildi, can kaybı 3’e çıktı.

Virüs, 19 Ocak’ta Guangdong eyaletine bağlı Şıncın kentine sıçradı ve ilk vaka görüldü.

Vuhan’da ise 19 ve 20 Ocak’ta 136 yeni vaka tespit edildi.

Başkent Pekin’de 20 Ocak’ta 2 kişide virüs tespit edildiği bildirildi.

Güney Kore, 20 Ocak’ta ilk vakayı duyurdu

Güney Kore’de de 20 Ocak’ta ilk vaka tespit edildi.

21 Ocak’ta virüsten etkilenenlerin sayısı Çin’de 300’ü aştı ve 6 kişi hayatını kaybetti.

Aynı gün Dünya Sağlık Örgütü, virüsün insandan insana bulaştığını duyurdu.

Virüs, ABD’de ilk kez 21 Ocak’ta görüldü

21 Ocak’ta Amerika Birleşik Devletleri’nin Seattle kentinde ilk vaka tespit edildi.

Çin genelinde 22 Ocak’ta virüsün bulaştığı kişi sayısı 440’a çıktı, can kaybı 9’a ulaştı.

Çin 23 Ocak’ta virüsün çıkış noktası Vuhan’ı karantinaya aldı. 11 milyon nüfuslu kente tüm girişler ve çıkışlar yasaklandı.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 23 Ocak’ta gerçekleştirilen toplantıda acil durum komitesinin tüm önerilerine rağmen 2019-nCoV salgınının, uluslararası boyutta endişe verici bir halk sağlığı olmadığını bildirdi.

Japonya ve ABD, ülkelerindeki ikinci Covid-19 vakasını rapor etti, Asya ülkesi Nepal, ülkedeki ilk koronavirüs vakasının bulunduğunu açıkladı.

Çin’de 24 Ocak’ta ölü sayısı 26’ya, virüs bulaşan kişi sayısı 830’a çıktı.

Hubey’de Çin basınının ifadesiyle “mühürlenen şehirler”in sayısı 13’e çıkarak, bu durum 30 milyondan fazla kişinin hayatını etkiledi.

Avustralya, 25 Ocak’ta ülkedeki ilk vakanın görüldüğünü duyurdu.

Avrupa’da ilk vaka Fransa’da görüldü

Avrupa’da koronavirüs vakası ilk kez 25 Ocak’ta Fransa’da görüldü.

Aynı gün Malezya ve Kanada’da ülkelerinde Covid-19’un görüldüğü bilgisini paylaştı.

26 Ocak’ta Çin, 769 vaka birden açıkladı.

Küresel çapta 2 bin 801 vaka olduğu belirtildi. Bu sırada koronavirüs kaynaklı can kayıpları 80’i buldu.

DSÖ Başkanı Tedros, olaydan 1 ay sonra Çin’e gitti

Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros, Çinli yetkililerle görüşmek üzere 27 Ocak’ta Çin’e gitti.

Hong Kong, son 14 gün içinde Çin’in Hubei eyaletinden seyahat etmiş olanların kente girişini yasakladı.

28 Ocak’da DSÖ Genel Direkötürü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Pekin’de bir araya geldi.

Çin yönetimi, DSÖ’nün uluslararası uzmanlardan oluşan bir heyet göndermesini kabul etti.

Bu arada teyitli vaka sayısı Çin’de 5 bin 974’e yükselirken can kaybı da 132 olarak açıklandı.

Dünya genelinde ise vakaların sayısı 6 bini aştı.

Orta Doğu’da ilk vaka Birleşik Arap Emirlikleri’nde görüldü

29 Ocak’ta Orta Doğu bölgesindeki ilk vaka Birleşik Arap Emirlikleri’nde 4 kişilik bir ailede görüldü.

Aynı gün Finlandiya’da koronavirüs vakası olduğu açıklandı.

Çin, 30 Ocak’ta “mühürlü şehirler”in sayısını arttırdı. Birçok eyalette seyahat kısıtlamaları ve karantina uygulaması başlatıldı.

İki Asya ülkesi Filipinler ve Hindistan, 30 Ocak’ta ülkedeki ilk Covid-19 vakalarını ilan etti.

Sağlınla ilgili 30 Ocak’ta “uluslararası kamu sağlığı acil durumu” ilan edildi

DSÖ, Çin’de ortaya çıkan koronavirüs (Covid-19) salgınıyla ilgili 30 Ocak’ta da “uluslararası kamu sağlığı acil durumu” ilan edildiğini duyurdu.

Hemen ardından ülkeler peş peşe sınır kontrolü uygulamalarına geçti.

ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e seyahat yasağı getirdi.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülke, Vuhan’daki vatandaşlarını tahliye etti. ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya, Malezya, Endonezya ve Cezayir vatandaşlarını tahliye eden ülkeler arasındaydı.

ABD, 31 Ocak’ta koronavirüs tehdidi nedeniyle ‘acil durum’ ilan etti

ABD Sağlık Bakanı Alex Azar, hızla yayılan yeni tip koronavirüsünün ABD’de 6 kişide tespit edilmesinin ardından ülke genelinde “kamu sağlığı acil durumu” ilan edildiğini duyurdu.

Virüs 31 Ocak’ta Rusya, İsveç, İngiltere ve İspanya’ya sıçradı

31 Ocak’ta İngiltere, Rusya, İsveç ve İspanya’da ilk koronavirüs vakalarının görüldüğü duyuruldu.

31 Ocak tarihinde Roma’da bulunan iki Çinli turiste yapılan testin pozitif çıkmasının ardından İtalya’da ilk iki koronavirüs vakası rapor edilmiş oldu.

Ülke ilerleyen süreçte can kaybında ilk sıralarda yer aldı.

31 Ocak Cuma günü başlayan ve 1 Şubat Cumartesi sona eren operasyonla 32 Türk, 6 Azerbaycan, 3 Gürcistan ve bir Arnavutluk vatandaşı olmak üzere, 42 yolcu Türkiye’ye getirildi.

1 Şubat’ta Çin’de, teyit edilen vaka sayısı 14 bin 380’i bulurken can kaybının 300’ün üzerinde olduğu bildirildi.

Çin dışında ilk ölüm hadisesi 2 Şubat’ta Filipinler’de görüldü

Çin dışındaki ilk ölüm 2 Şubat’ta Filipinler’de meydana geldi.

4 Şubat: Hong Kong, ilk ölüm vakasını duyurdu.

Türkiye Bilim Kurulu’nun önerisiyle 5 Şubat’tan itibaren Çin’den gelen tüm uçuşlar durduruldu.

Belçika’da ilk vaka görüldü.

9 Şubat’ta 2019-nCoV nedeniyle ölenlerin sayısı 800’ü aştı. Kayıp sayısı, 2002-2003’te yaşanan ve 773 kişinin yaşamını yitirdiği SARS salgınını geride bıraktı.

Uluslararası gözlemcilerden oluşan Dünya Sağlık Örgütü ekibi, 10 Şubat’ta Çin’den ayrıldı.

İngiltere Sağlık Bakanlığı, koronavirüsü kamu sağlığına karşı ‘yakın bir tehdit’ olarak tanımladı. Bu, Londra yönetiminin karantinayı zorla uygulayabileceği anlamına da geliyordu.

Yeni tip koronavirüse yeni isim verildi

11 Şubat’ta 2019nCoV’a yeni bir isim bulundu: COVID-19. (Corona Virus Desease -19)

12 Şubat’ta Japonya’ya gelen Diamond Princess yolcu gemisindeki 175 yolcuda vaka tespit edildi. Kamboçya, 5 ülkenin almayı reddettiği geminin kendi limanlarından birine gelmesine onay verdi.

Virüs Afrika kıtasına sıçardı; ilk vaka Mısır’da görüldü

Afrika kıtasındaki ilk vaka 14 Şubat’ta Mısır’da görüldü.

Öte yandan Çin, ülke genelinde bin 716 sağlık çalışanının virüse yakalandığını ve 6’sının hayatını kaybettiğini duyurdu.

Avrupa’daki ilk ölüm

15 Şubat’ta Avrupa kıtasındaki koronavirüs kaynaklı ilk ölüm Fransa’da yaşandı.

Hayatını kaybeden kişinin Çin’in Hubei eyaletinden gelen 80 yaşındaki bir turist olduğu bildirildi. Bu, Asya dışındaki ilk ölüm vakası olarak kayıtlara geçti.

Çin 17 Şubat günü yaptığı açıklamada, Covid-19 hasta sayısının ülke genelinde 44 bine ulaştığı bilgisini paylaştı.

18 Şubat’ta Covid-19’un Çin dışında insandan insana bulaştığı yönündeki 92 vaka, Çin dışında 12 ülkede teyit edildi.

DSÖ, 21 ülkeye kişisel koruyucu ekipman gönderdi.

İran’da ilk vaka

Orta Doğu ülkesi İran’da, 19 Şubat’ta ilk Covid-19 vakaları görüldü.

Aynı gün, dünya genelinde Covid-19 kaynaklı ölüm vakalarının 2 bini aştığı bildirildi.

20 Şubat’ta İran, ikisi ölümle sonuçlanan 5 Covid-19 vakası bildirdi. Bu, Orta Doğu’daki Covid-19 kaynaklı ilk ölüm hadisesi oldu.

Güney Kore, bir gün içerisinde 104 vaka bildirdi. Bu rakamlarla Güney Kore, Çin ana karası dışında virüsün en yüksek oranda görüldüğü ülke konumuna yükseldi.

Diğer yandan Çin dışında 26 ülkede 7’si ölümle sonuçlanan bin 76 vaka duyuruldu.

Dünya Sağlık Örgütü, 21 Şubat’ta vaka sayısının 18’e çıktığı İran’da 2 gün içerisinde 4 ölüm hadisesinin gerçekleşmesi üzerine virüsün bu ülkede hızla yayılabileceği uyarısını yaptı.

DSÖ Genel Direktörü, 21 Şubat’ta küresel düzeyde stratejik tavsiyeler verme misyonuyla görevlendirilen 6 kişilik bir özel ekip atadı.

İsrail, 21 Şubat’ta ülkede ilk vakanın görüldüğünü bildirdi.

21 Şubat’ta İtalya’da ilk kez Covid-19’un insandan insana aktarıldığı görüldü. İtalya’da ilk can kaybı yaşandı.

22 Şubat’ta Afrika kıtası genelinde 11 bin sağlık görevlisi Covid-19 ile ilgili online eğitimlerini tamamladı.

Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, vaka sayısının 340’ı aşması üzerine 23 Şubat’ta ülkedeki alarm durumunu en üst seviyeye çıkardı. Bu durum, hükümete toplu taşımayı kısıtlama ve bazı ülkelerden gelen ziyaretçilerin yasaklanması gibi önlemler alma yetkisi de sağladı. Güney Kore, daha sonraki süreçte virüsü en sıkı kontrol eden ülkelerden biri haline geldi.

İtalya, Asya kıtası dışında virüsün en hızlı yayıldığı ülke konumuna yükseldi.

İran’a komşu ülkeler, virüsün yayılma hızı nedeniyle bu ülke ile olan sınırlarını kaptmaya başladı.

Virüsün İran’da da görülmesi üzerine 23 Şubat’ta Türkiye ile İran arasındaki kara hudut kapıları kapatıldı.

24 Şubat’ta Kuveyt, Bahreyn, Afganistan, Irak ve Umman ilk Covid-19 vakalarını bildirdiler. Bu ülkeler vakaların İran’dan dönen ziyaretçilerde görülüğünü açıkladı.

25 Şubat günü Cezayir, İtalya’dan geldiğini bildirdiği bir kişide Covid-19 görülüğünü duyurdu. Bu, Afrika kıtasında görülen ikinci vaka oldu.

Aynı gün İsviçre, Hırvatistan ve Avusturya ülkedeki ilk vakaları teyit etti.

İran Sağlık Bakanı Yardımcısı Covid-19’a yakalandı.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, Covid-19’un ABD’deki (hızlı) yayılıması konusunda hükümeti ve halkı uyardı.

Virüs, Güney Amerika’da

Brezilya, 26 Ocak’ta ülkedeki ilk Covid-19 vakasını bildirdi. Böylece virüs Latin Amerika’ya da sıçramış oldu. Antarktika hariç dünya üzerindeki tüm kıtalarda virüsün varlığı teyit edildi.

Gün içerisinde Yunanistan, Gürcistan, Kuzey Makedonya, Norveç, Romanya ve Pakistan ilk Covid-19 vakalarını bildirdi.

Sağlının başlamasından bu yana ilk kez Çin dışında 459 vaka, Çin’de ise 412 vaka rapor edildi. Böylece Çin bir adım geride kaldı.

Avrupa Komisyonu, üye devletlerden pandemi hazırlıklarını gözden geçirmelerini ve bunu nasıl uygulamayı planladıklarını komisyona bildirmelerini istedi.

Dünya genelinde enfekte kişi sayısı artmaya devam ederken 27 Şubat’ta Çin dışında 44 ülkede Covid-19 kaynaklı 54 ölüm hadisesi duyuruldu.

Suudi Arabistan umre ziyaretlerini durdurdu

27 Şubat’ta Suudi Arabistan, Covid-19 nedeniyle umre ziyaretlerini askıya aldı.

DSÖ: Covid-19’un risk seviyesi ‘çok yüksek’

Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü, 28 Şubat’ta yaptığı bir açıklama ile Covid-19 için küresel risk seviyesini ‘yüksek’ten ‘çok yüksek’e çıkardı. İran’da parlamento oturumları askıya alındı.

Aynı gün koronavirüsün dünya genelinde Çin dışında 54 ülkede daha görüldüğü duyuruldu. Avrupa’da hastalığın en hızlı yayıldığı ülke İtalya’da ise can kaybı 21’e tespit edilen vaka sayısı da 900’e yaklaştı.

Nijerya, Yeni Zelanda, Belarus, Meksika, Litvanya, Azerbaycan, İrlanda ve İzlanda tespit edilen ilk Covid-19 vakalarını bildirdiler.

29 Şubat’ta ABD’de koronavirüs kaynaklı ilk can kaybı yaşandı. Bunun üzerinde Trump yönetimi İran, İtalya ve Güney Kore’ye seyahat kısıtlamaları getirdi.

Dünya Sağlık Örgütü, İran’daki salgının hızlı biçimde yayılmasının ardından bu ülkeye heyet gönderdi. Heyet 2 Şubat’ta Tahran’da yetkililerle görüştü.

Dünya Bankası Grubu, koronavirüs salgınının tıbbi ve ekonomik etkileriyle mücadele eden ülkelere yardımcı olmak amacıyla yaklaşık 12 milyar dolarlık başlangıç paketini devreye sokacağını bildirdi.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, 5 Mart’ta yapıtğı açıklamada koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadele için 50 milyar dolarlık kaynak ayırdıklarını söyledi.

7 Mart’ta Covid-19 vaka sayısı dünya genelinde 100 bini aştı.

10 Mart’ta İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ülkede serbest dolaşımı kısıtlayarak kapsamlı karantina tedbirleri ilan etti. İlk ve orta dereceli okullar ile üniversiteler tatil edilirken, Birinci Futbol Ligi Serie A dahil tüm spor müsabakaları durduruldu.

Dünya Sağlık Örgütü, 11 Mart’ta koronavirüsü küresel salgın (pandemi) ilan etti

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), koronavirüsün (Covid-19), pandemi (salgın) olarak nitelendirildiğini duyurdu. Dünya Sağlık Örgütü, (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, örgütün Cenevre’deki merkezinde yaptığı basın toplantısında koronavirüs salgınında dünya çapında 11 Mart’a kadar 4 bin 291 can kaybı yaşandığını duyurdu. Örgüt, en son 2009’da ortaya çıkan H1N1 virüsü için “pandemi” ilan etmişti.

Türkiye’de ilk vaka

11 Mart’ın ilk saatlerinde Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de ilk vakanın görüldüğünü duyurdu.

12 Mart’ta Türkiye’de ilk ve orta dereceli okullar ile üniversitelerde eğitime ara verildi.

Avrupa, salgının merkezi haline geldi

Dünya Sağlık Örgütü, 13 Mart’ta “Avrupa’nın artık koronavirüs (Covid-19) salgınının merkez üssü haline geldiğini” açıkladı.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Cenevre’deki merkezde düzenlediği sanal basın toplantısında, Avrupa’da günlük bildirilen Covid-19 vaka ve ölüm sayısının Çin’i geçtiğine dikkati çekerek, “Çin hariç dünyanın geri kalanından bildirilen daha fazla vaka ve ölüm sayılarıyla Avrupa artık Covid-19 pandemisinin merkez üssü haline geldi.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Ghebreyesus, dünya genelinde 123 ülke ve bölgeden 132 bin Covid-19 vakasının bildirildiğini belirterek, “5 bin kişinin hayatını kaybetmesi bir dönüm noktasıdır.” dedi.

ABD Başkanı Trump koronavirüs nedeniyle ‘ulusal acil durum’ ilan etti

ABD Başkanı Donald Trump, 13 Mart’ta koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle ülke genelinde “ulusal acil durum” ilan ettiğini açıkladı. Ayrıca Trump 50 milyar dolara kadar acil durum fonunun erişime açılacağını kaydetti.

Salgın Afrika’da yayılmaya başladı

15 Mart’ta yapılan açıklamada, salgının Afrika kıtasındaki 26 ülkeye yayıldığı belirtildi.

Dış dünya Çin’i geride bıraktı

Salgının başlangıcından beri 16 Mart’ta ilk kez, Çin dışındaki enfekte kişi sayısı ve can kayıpları Çin’i geride bıraktı.

17 Mart itibarıyla birçok ülke ve kurum, uzaktan çalışma sistemine geçti.

17 Mart’ta Avrupa Birliği, üçüncü ülke vatandaşlarının üye ülkelere ve Schengen bölgesine yapacakları seyahatlere 30 günlük geçici kısıtlama getirdi.

19 Mart: Enfekte kişi sayısı 200 bini aştı

Dünya genelinde Covid-19’a yakalanan kişi sayısı dünya genelinde 200 bin seviyesini aştı. Küresel çapta pandeminin 100 bin sınırına ulaşması haftalar almış ancak 200 bine ulaşması sadece 12 gün sürmüştü.

19 Mart’ta salgının ortaya çıktığı Çin’de ilk kez yurt içi kaynaklı yeni vakaya rastlanmadığı bildirildi.

21 Mart’ta Türkiye’de kapsamlı karantina tedbirleri uygulanmaya başlandı.

22 Mart: Covid-19 vakaları 300 bini geçti

Koronavirüsün teyit edilen ilk 100 bin vaka sayısı yaklaşık 3 ay, 200 bine ulaşması 12 gün ve 300 bine ulaşması ise sadece 3 gün sürdü.

23 Mart’ta İngiltere de karantina tedbirleri uygulamaya kondu.

ABD, en çok vaka görülen yer konumuna geldi

24 Mart’ta Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) 2020 Tokyo Olimpiyatlarının gelecek yıla ertelenmesine karar verdi.

25 Mart’ta Hindistan’da 21 gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

26 Mart’ta ABD’de görülen Covid-19 vakalarının sayısı Çin’i geride bıraktı. Ülke en çok vaka görülen yer konumuna geldi.

27 Mart’ta ABD Kongresi salgın nedeniyle zarara uğrayan şahıs ve işletmelere yardım için 2,2 trilyon dolarlık ekonomik teşvik paketini onayladı. Bu, ülke tarihinin en büyük ekonomik yardım paketi oldu.

İngiltere Başbakanı hastalığa yakalandı

Aynı gün, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Covid-19 testinin pozitif çıktığını duyurdu.

2 Nisan’da dünya genelinde Covid-19 vakaları 1 milyonu aştı.

3 Nisan’da Türkiye’de 30 büyükşehir ve Zonguldak iline 15 gün süreyle giriş çıkışlar yasaklandı.

Vuhan’a uygulanan karantina kaldırıldı

7 Nisan’da Çin’de ilk kez yeni ölüme rastlanmadığı bildirildi. Aynı gün akşam saatlerinde salgının ortaya çıktığı Vuhan kentinde karantina kaldırıldı.

8 Nisan’da dünya genelinde Covid-19 vakaları 1,5 milyonu aştı.

9 Nisan’da dünyada vaka sayısı 1 milyın 584 bine, can kaybıysa 94 bine ulaştı. Türkiye’de 908 kişi hayatını kaybetti, vaka sayısı 42 bin 282’ye çıktı

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Covid-19 salgını nedeniyle küresel ekonomik büyümenin bu yıl negatif olacağını belirterek, “Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en kötü ekonomik daralmayı bekliyoruz” dedi.

Brezilyalı makamlar, Amazon ormanlarında izole ve ilkel hayat süren Yanomami adlı kabilede ilk vakaya rastlandığını duyurdu.

10 Nisan’da dünya genelinde Covid-19 salgını sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 100 bini geçti.

ABD Covid-19’dan en fazla ölümün yaşandığı ülke oldu

11 Nisan’da ABD, Covid-19 salgınında 19 bin 882 can kaybı ile İtalya’yı geride bırakarak “dünyada en fazla kişinin öldüğü” ülke oldu.

11 Nisan’da koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 125 artarak 4 bin 357’ye yükseldiği İran’da koronavirüs kapsamında alınan bazı kısıtlamalar kaldırılmaya başlandı.

İspanya’da Covid-19 hastalarındaki günlük vefat sayılarında 23 Mart’tan 11 Nisan’a kadar olan en düşük artış kaydedildi.

Johnson taburcu edildi

Covid-19 tedavisi gören ve yoğun bakıma alınan İngiltere Başbakanı Boris Johnson tedavi gördüğü hastaneden 12 Nisan’da taburcu edildi.

İtalya’da 12 Nisan’da ölü sayısının son 24 saatte 431 kişi daha artarak 19 bin 899’a yükseldiği bildirildi. Bu, 3 haftadan uzun süre içinde kaydedilen en düşük günlük ölü sayısı oldu.

Covid-19 salgınının ilk ortaya çıktığı Çin’de hayat yavaş yavaş normale dönmeye başladı. 12 Nisan’da, başkent Pekin’de bazı okullarda yeniden eğitime başlanacağı duyuruldu.

Fransa karantina süresini uzattı

13 Nisan’da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron koronavirüs salgınıyla ilgili yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında karantina süresinin 11 Mayıs’a kadar devam edeceğini açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Covid-19 salgınıyla mücadele kapsamında alınan kontrol önlemlerin kademeli olarak kaldırılması gerektiği uyarısı yaptı.

Aynı gün İngiltere’de Covid-19 salgınıyla mücadele kapsamında uygulanan kısmi karantinanın kaldırılmasının düşünülmediği bildirildi.

İtalya’da yeni tip koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 13 nisan’da 20 bin 465’e yükseldi.

İspanya’da uzaktan çalışmanın mümkün olmadığı inşaat ve imalat gibi bazı sektörlere yönelik kısıtlamalar kaldırıldı.

14 Nisan’da Tayvan’da, bir aydan fazla süre sonra ilk kez, son 24 saatte yeni Covid-19 vakasına rastlanmadı.

14 Nisan’da Türk Hava Yolları, tüm dış hat uçuşlarını 20 Mayıs 2020’ye kadar durdurduğunu duyurdu

Vaka sayısı 2 milyonu geçti

Dünya genelinde 15 Nisan 2020 itibarıyla koronavirüs vaka sayısı 2 milyonu geçti. Salgında 15 Nisan itibariyle 130 bini aşkın Covid-19 hastası hayatını kaybetti, virüs bulaşan 500 bini aşkın kişi de gördükleri tedavinin ardından iyileşti.

Almanya’da koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek amacıyla 22 Mart’ta alınan tedbirler kademeli olarak gevşetileceği bildirildi.

15 Nisan’da Avrupa Birliği Komisyonu, üye ülkelerin uyguladığı koronavirüs önlemlerinin belli koşullar altında ve kademeli olarak kaldırılabilmesini içeren yol haritasını açıkladı.

İstanbul’a deniz yolula giriş-çıkışlar yasaklandı

17 Nisan 2020 itibarıyla koronavirüs vaka sayısı 2 milyon 160 bini geçti. Salgında bu tarihekadar 145 bini aşkın Covid-19 hastası hayatını kaybetti, virüs bulaşan 550 binin üzerinde kişi de gördükleri tedavinin ardından iyileşti.

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Covid 19 salgını nedeniyle 17 Nisan 2020 Cuma günü saat 23.59 itibarıyla İstanbul’a deniz yoluyla giriş çıkışların yasaklandığını duyurdu.

18 Nisan’da Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida eyaletinde koronavirüs salgını nedeniyle kapatılan park ve plajlardan bazıları açıldı.

Dünyada koronavirüse yakalandıktan sonra sağlığına kavuşanların sayısı 590 bini geçti.

İtalya’da koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 18 Nisan itibarıyla 23 bin 227’ye yükseldi.

19 Nisan’da Amerika Birleşik Devletleri’nde koronavirüs kaynaklı can kayıpları 40 bini aştı. ABD, Covid-19 salgınından en fazla etkilenen ülkeler listesinin ilk sırasında yer aldı.

19 Nisan’da vaka sayısı 86 bin 306’ya çıkan Türkiye, hasta sayısında virüsün çıkış kaynağı olan Çin’i geçti.

Covid-19 salgının başladığı Çin’de 14 saatte sadece 16 yeni vaka tespit edildiği açıklandı.

20 Nisan’da Batı Teksas tipi ABD petrolünün mayıs ayı vadeli fiyatı tarihte ilk defa 0 doların altına indi.

Türkiye’de 20 Nisan itibarıyla Covid-19 vaka sayısı 90 bini aştı can kaybı 2 bin 140 oldu.

Avusturya’da hükümet, nisan ayı itibarıyla vaka sayısındaki düşüş ve sağlığına kavuşanların oranındaki artışın salgınla mücadelede önemli bir başarı olduğuna işaret ederek, 1 Mayıs’da alışveriş merkezleri ve kuaförlerin açılmasıyla restoran ve kafeteryaların da öngörülenden daha erken açılabileceği sinyallerini verdi.

Almanya’da koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek amacıyla 22 Mart’ta alınan tedbirler 20 Nisan’da kademeli olarak gevşetilmeye başlandı. Bazı eyaletlerde 800 metrekareye kadar olan mağazalar kepenklerini tekrar açtı.

Hollanda tedbirleri gevşetme kararı aldı

Covid-19 salgınıyla mücadelede kademeli olarak bazı kısıtlamaları hayata geçiren Hollanda hükümeti 21 Nisan’da, 11 Mayıs’tan itibaren kreşler, özel eğitim merkezleri ve ilkokulların, 1 Haziran’da ise orta eğitim kurumlarının eğitime başlayacağını açıkladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un koronavirüs salgını nedeniyle durdurulan toplu ibadetlerin gelecek haziran ortasından itibaren yeniden başlayabileceğini söylediği belirtildi.

İtalya’daysa Başbakan Giuseppe Conte, Covid-19 salgınına karşı uygulamaya sokulan kısıtlayıcı tedbirlerin 21 Nisan haftası içinde açıklayacağı detaylı bir plan dahilinde gevşetileceğini söyledi.

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, koronavirüs tedbirleri kapsamında kapatılan barların, restoranların, kiliselerin ve diğer ibadethanelerin 15 Mayıs itibarıyla tekrar açılacağını söyledi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump 21 Nisan’da, Covid-19 salgını nedeniyle ülkesine gelen göçü geçici süreliğine askıya alan bir kararname çıkaracağını duyurdu.

DSÖ yetkilileriyse 21 Nisan’da koronavirüsle mücadelede alınan yasak ve önlemlerin gevşetilmesi konusunda aceleci davranılmaması gerektiğini belirterek, bu durumun vaka ve can kaybı sayısını yeniden artırabileceği uyarısında bulundu.

DSÖ’den yapılan bir başka açıklamada, elde edilen bütün kanıtların koronavirüsün hayvan kökenli olduğunu gösterdiği belirtildi.

İki kediye Covid-19 teşhisi kondu

ABD New York eyaletinde 23 Nisan’da ilk defa iki kediye koronavirüs teşhisi kondu.

Danimarka’da, koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında kapalı tutulan bazı ‘öncelikli olmayan’ işletmeler 23 Nisan itibarıyla kapılarını açtı.

Çin Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Covid-19 salgınına karşı verdiği küresel mücadeleye destek olmak amacıyla 30 milyon dolar daha bağışta bulunacağını açıkladı.

Türkiye’de çocuklar 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı evlerinde kutladı.

İspanya: ‘Salgının en şiddetli aşamasını geride bıraktık’

24 Nisan’da İspanya’da Covid-19 salgınından dolayı hayatını kaybedenlerin sayısı son bir ayın en düşük rakamı olan 367’ye geriledi. Bu olumlu gelişmenin ardından Madrid yönetimi salgının “en şiddetli aşamasının geride bırakıldığını” açıkladı.

Türkiye’de 24 Nisan itibarıyla son 24 saatte Covid-19 nedeniyle 109 kişi yaşamını yitirdi, 3 bin 122 yeni vaka tespit edildi. Son verilerle toplam can kaybı 2 bin 600’e, vaka sayısıya 104 bin 912’ye yükseldi. Böylelikle ilk kez iyileşen hasta sayısı yeni vaka sayısını geçti.

Rusya Merkez Bankası Başkanı, Rus ekonomisinin ikinci çeyrekte yüzde 8 küçüleceği öngörüsünde bulunarak, “Covid-19’a yönelik alınan tedbirlerin bu yılın ikinci çeyreğinde önemli oranda kaldırılmasını bekliyoruz” dedi

Covid-19 salgınına karşı tedbirlerde hafifletmeye gidecek Avusturya’da okullar 18 Mayıs’tan itibaren bölünmüş sınıflarla eğitim verileceğini açıkladı.

Çekya koronavirüs salgını nedeniyle kapattığı sınırları itibaren yavaş yavaş açmaya hazırlandığını bildirdi.

Yeni Zelanda: Bu savaşı kazandık

Dünyada yayılmaya devam eden Covid-19 salgınında vaka sayısı 25 Nisan tarihi itibarıyla 2.8 milyonu geçti, can kaybı ise 200 bini geçti.

Avrupa genelinde 25 Nisan itibarıyla koronavirüsten ölenlerin sayısı 120 bini geçti. Salgından en çok etkilenen ülkelerin başında İtalya, İspanya, Fransa ve İngiltere geldi.

26 Nisan’da İsveç’te Covid-19 testi pozitif çıkan ancak tedavi edilmediği iddia edilen Emrullah Gülüşken, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın talimatıyla Türkiye’ye götürüldü.

27 Nisan’da dünya genelinde Covid-19 salgınında iyileşenlerin sayısı 900 bini geçti.

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, ülkesinin yeni tip koronavirüse (Covid-19) karşı verdiği savaşı “kazandığını” belirtti.

Başbakan Ardern, Auckland kentinde 27 Nisan’da basına yaptığı açıklamada, Yeni Zelanda’da 8 gündür tespit edilen yeni Covid-19 vaka sayısının tek haneli olduğuna dikkati çekerek, “Bu savaşı kazandık” dedi.

İtalya kısıtlamaları gevşetiyor

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, 27 Nisan’da Covid-19 salgını dolayısıyla ülke genelinde uygulanan sıkı karantina tedbirlerinin 4 Mayıs’tan itibaren kademeli olarak gevşetileceğini açıkladı.

27 Nisan’da ayrıca, Çin Ulusal Sağlık Komisyonu sözcüsü Mi Feng, yeni koronavirüsün dünyada ilk kez tespit edildiği Vuhan şehrindeki tüm Covid-19 hastalarının taburcu edildiğini söyledi.

28 Nisan’da Covid-19 salgınında vaka sayısı 28 Nisan tarihi itibariyle 3 milyonu, can kaybı ise 211 bini geçti.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, karantina uygulamasını kaldırmaya 4 Mayıs tarihinde başlayacaklarını söyledi. Başbakan, halka önlemleri bırakmama ve dikkatli olmaya devam etme çağrısında bulundu.

Türk Hava Yolları, salgın nedeniyle geçici olarak durdurduğu uçuşların 28 Mayıs’a kadar başlamayacağını açıkladı.

Afrika kıtasında yeni tip koronavirüs tespit edilen hastaların yüzde 30’undan fazlası iyileşerek sağlığına kavuştu.

Arjantin, Covid-19 salgını nedeniyle 1 Eylül’e kadar tüm ticari uçak bileti satışlarını durdurduğunu açıkladı.

Vaka sayısı 3 milyonu aştı

Covid-19 salgınında vaka sayısı 29 Nisan tarihi itibarıyla 3 milyon 150 bini, can kaybı ise 220 bini geçti. 29 Nisan’a kadar Covid-19’u yenerek iyileşenlerin sayısı ise 1 milyona yaklaştı.

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre Türkiye’de 29 Nisan itibariyle Covid-19 nedeniyle 89 kişi daha hayatını kaybetti, ölenlerin sayısı 3 bin 81’ye yükseldi.

Güney Kore’de ilk kez yurt içi kaynaklı vakaya rastlanmadı

29 Nisan’da Güney Kore’de 15 Şubat’tan itibaren ilk kez yurt içi kaynaklı Covid-19 vakasına rastlanmadı.

Güney Kore’de Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinden (KCDC) yapılan açıklamada, ülkede 24 saatte 4 kişide yeni tip koronavirüse rastlandığı ve yeni vakaların tamamının yurt dışı kaynaklı olduğu belirtildi.

1 Mayıs’ta ABD’de Covid-19 kaynaklı ölümler 64 bine yaklaştı. Rusya’da vaka sayısı 114 bin 431’e, ölü sayısı 1169’a yükseldi.

Güney Afrika yeni tip koronavirüs nedeniyle uyguladıkları tedbirleri hafifleteceklerini duyurdu.

Güney Afrika hükümetinden yapılan açıklamada, 1 Mayıs itibarıyla ülke çapında tüm tedbirlerin 5. seviyeden 4. seviyeye düşürüldüğü belirtildi.

Çin’in başkenti Pekin’de salgın nedeniyle aylardır ziyarete kapatılan Yasak Saray Müzesi, sosyal mesafe şartıyla 1 Mayıs’ta tekrar açıldı.

ABD ilk kez bir ilaca onay verdi

1 Mayıs’ta ABD Başkanı Donald Trump, ABD Gıda ve İlaç İdaresinin (FDA), yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedavisi için Amerikan Gilead ilaç şirketinin ürettiği “Remdesivir” adlı antiviral ilaca “acil durum onayı” verdiğini duyurdu.

Almanya’da Covid-19 önlemleri çerçevesinde ibadete bir süre ara verilen camilerin çoğunun 9 Mayıs’tan itibaren ibadete açılacağı bildirildi.

Türkiye’de Covid-19’la mücadele kapsamında 30 büyükşehir ve Zonguldak’ta 4 Mayıs saat 00.00’a kadar sürecek sokağa çıkma kısıtlaması 1 Mayıs gecesi 00:00’da başladı.

2 Mayıs’ta Rusya ve Pakistan’da bir gün içerisinde en yüksek Covid-19 vaka sayısına ulaşıldı.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, koronavirüsle mücadele kapsamında Bill ve Melinda Gates Vakfı’nın da desteklediği bir bağış kampanyası başlatacaklarını ve hedeflenen miktarın 7.5 milyar euro olduğunu söyledi.

İspanya’da sokaklar spor yapanlarla doldu

3 Mayıs’ta İspanya’da koronavirüs salgını nedeniyle 14 Mart’tan beri uygulanan olağanüstü halin kısmen yumuşatılması sonrası sokaklar spor yapanlarla doldu.

Fransa’da, Covid-19 salgını nedeniyle hastane ve yaşlı bakımevlerinde son 24 saatte 135 kişi yaşamını yitirdi. Buna göre 3 Mayıs’ta Covid-19’dan günlük ölüm sayısı, son 6 haftanın en düşük seviyesine indi.

Covid-19 kısıtlamalarını esnetmeye başlayan Fransa’da Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Schengen bölgesi ve İngiltere’den ülkeye girenlerin karantina uygulamasına tabi tutulmayacağı açıklandı.

Türkiye’de 3 Mayıs itibarıyla koronavirüs salgınında 61 kişi daha yaşamını yitirdi. Ülke genelinde toplam vaka sayısı 126 bin 45 oldu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Son 24 saatte iyileşenler, yeni tanı konan hastaların 2,25 katı” açıklaması yaptı.

İtalya iş yerlerini kademeli olarak açmaya başladı

Koronavirüs salgınından en fazla etkilenen ülkelerden biri olan İtalya karantina altında geçen iki aydan sonra 4 Mayıs’ta işyerlerini kademeli olarak açmaya başladı.

ABD Başkanı Donald Trump, ülkedeki koronavirüs salgını nedeniyle can kayıplarının 80 ila 90 bine ulaşabileceğini söyledi.

Yeni Zelanda’da martın ortasından bu yana 4 Mayıs’ta ilk kez son 24 saatte yeni tip koronavirüs vakasına rastlanmadı.

New Zealand Herald’ın haberine göre, Yeni Zelanda’da yaklaşık 50 gündür ilk kez, yapılan testler sonucu yeni Covid-19 vakası tespit edilmedi.

Çin Ulusal Sağlık Komisyonunun yaptığı yazılı açıklamaya göre, 4 Mayıs’ta ülkede 24 saatte hepsi yurt dışı kaynaklı toplam 3 Covid-19 vakası tespit edilirken, virüs kaynaklı yeni can kaybı bildirilmedi.

Çin’de ortaya çıkan koronavirüs dünyada 200’e yakın ülke ve bölgeye yayılarak pandemiye (küresel salgın) dönüştü.

Virüs bugüne dek dünya genelinde 3 milyon 579 bin 479 fazla kişiye bulaşırken, 250 bine yakın insan virüs nedeniyle yaşamını yitirdi. Covid-19’dan iyileşen kişi sayısı 1 miyon 158 bini aştı.

Salgın halen dünyayı etkilemeye devam ediyor.

Son Haberler

Trump, İran’a yönelik saldırıları durdurma talimatı verdi

ABD medyası, ABD Başkanı Donald Trump'ın orduya cuma günü İran'a yönelik askeri saldırıları durdurma talimatı verdiğini bildirdi. Böylece 13 gündür aralıksız devam eden günlük saldırı zinciri ilk kez kesintiye uğradı. 24 Temmuz 2026 Cuma günü, konuya yakın iki kaynak ABD merkezli Axios'a yaptığı açıklamada, Donald Trump'ın yaklaşık iki haftadır ilk kez ABD ordusunun sunduğu saldırı planını onaylamadığını aktardı. Trump, önceki 13 gün boyunca İran'daki hedeflere yönelik bombardıman emirlerini her gün veriyor ve bu saldırılar birkaç saat içinde uygulanıyordu. Ancak bu kararın geçici mi yoksa kalıcı bir duraklama mı olduğu henüz netlik kazanmadı. Analistler, Trump'ın bu kararının diplomasiye daha fazla fırsat tanıma isteğinin bir yansıması olabileceğini değerlendiriyor. Kaynaklar, ABD ordusunun geniş çaplı askeri saldırıların yeniden başlatılması ihtimaline karşı tüm planlarını hazır tuttuğunu, ancak Trump'ın şu ana kadar bu yönde yeni bir emir vermediğini belirtti. Güvenlik güçlerinin ise talimat verilmesi halinde kısa sürede yeniden harekete geçebileceği ifade edildi. Trump, söz konusu talimattan kısa süre sonra Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, saldırıları sürdürme ya da artırma seçeneğinin hâlâ masada olduğunu söyledi. "Sahip oldukları her şeyi yok edebiliriz" diyen Trump, buna rağmen daha akıllıca stratejinin İran'la bir anlaşmaya varmak olduğunu ifade etti. ABD Başkanı, "Şu anda İranlılarla görüşüyoruz. Bence her geçen gün daha da yorgun düşüyorlar. Harekete geçmeye hazırız ve tamamen silahlıyız, ancak onlarla konuşuyoruz" dedi. Trump daha sonra Beyaz Saray muhabirleriyle düzenlediği resmi toplantıda ise, "İran'ın şu anda bir anlaşmaya hazır olduğunu düşünmüyorum, ancak ben dinlemeye hazırım" ifadelerini kullandı. Trump'ın saldırıları durdurma kararı, cuma günü Umman'dan bir diplomatik heyetin Tahran'a ulaşmasının ardından geldi. Heyetin, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik yeni bir anlaşmayı görüşmek amacıyla İranlı yetkililerle temaslarda bulunduğu belirtildi. Bölgeden iki kaynak, müzakerelerde önemli ilerleme sağlandığını ve hafta sonu içerisinde Umman ile İran arasında bir anlaşmanın imzalanabileceğini aktardı. Ardından Başkan Trump'ın, önerilen anlaşmayı kabul edip etmeyeceğine karar vermesi bekleniyor.

17 yıl sonra bir ilk: BM Genel Sekreteri Guterres, Suriye’de

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, resmi ziyaret kapsamında beraberindeki heyetle Suriye’nin başkenti Şam’a gitti. SANA muhabirinin aktardığına göre, Guterres ve beraberindeki heyeti Şam Uluslararası Havalimanı'nda Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani karşıladı. 17 yıl aradan sonra Şam’ı ziyaret eden ilk BM Genel Sekreteri olan Guterres’in, temasları kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile de bir araya gelmesi öngörülüyor.

Trump: İran’la ya anlaşacağız ya da onları parça parça edeceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la ilgili iki seçenek bulunduğunu belirterek, "Ya onlarla anlaşacağız ya da onları parça parça edeceğiz" dedi. Trump, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısında, ABD'nin İran politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran yönetiminin anlaşma yapmak istediğini söyleyen Trump, "Bazen güçlü görünmek için anlaşma istemediklerini söylüyorlar ama gerçek bu değil" ifadelerini kullandı.    Trump, Tahran yönetimiyle görüşmelerin sürdüğünü belirterek, "İki yol var: Ya onları parça parça dağıtabiliriz ya da onlarla müzakere edebiliriz. Şu anda yaptığımız da bu" diye konuştu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in İran tarafıyla doğrudan temas halinde olduğunu söyleyen Trump, Tahran'ın son günlerde bir uzlaşmaya varma konusunda daha istekli göründüğünü ifade etti. Trump, "Bence akıllıca olan yol bu. Ancak diğer yol, yani savaş, belki daha kolay olabilir. Biz buna da hazırız. Hazırız ve silahlıyız" dedi. "Büyük saldırılar" konusunda karar vermedi İran'a yönelik kapsamlı bir askeri operasyon kararı alıp almadığı yönündeki soruya Trump, "Hayır, henüz karar vermedim çünkü şu anda onlarla konuşuyoruz" yanıtını verdi. Trump, Venezuela örneğini hatırlatarak, başlangıçta eleştirilen bazı kararlarının daha sonra destek gördüğünü belirterek, İran konusunda da benzer bir sürecin yaşanabileceğini söyledi. "Rusya ve Çin'in İran'a yardım edeceğini düşünmüyorum" Rusya ve Çin'in İran'a destek vereceği yönündeki iddiaları da değerlendiren Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in kendisine bu yönde güvence verdiğini dile getirdi. Trump, "Şi Cinping ve Vladimir Putin bana müdahil olmayacaklarını ve Tahran'a yardım etmeyeceklerini söylediler. Onlara güveniyorum ve beni hayal kırıklığına uğratacaklarını sanmıyorum" ifadelerini kullandı. Trump'ın açıklamaları, ABD ile İran arasında devam eden gerilimin sürdüğü ve diplomatik temasların devam ettiği bir dönemde geldi. Öte yandan New York Times'ın haberine göre Trump'ın, İran'a yönelik askeri seçenekleri değerlendirmek üzere Beyaz Saray Durum Odası'nda üst düzey askeri yetkililerle bir toplantı yapması bekleniyor.

ABD-Suudi Arabistan nükleer anlaşması İsrail’de tepkiyle karşılandı

ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanan ve Riyad'ın Amerikan teknolojisiyle nükleer santral kurup uranyum zenginleştirmesine imkan tanıyan anlaşma, İsrail'de güvenlik endişelerine yol açtı. İsrailli muhalif siyasetçiler, anlaşmanın Ortadoğu'da nükleer silahlanma yarışını tetikleyeceğini belirtiyor. ABD ve Suudi Arabistan, Riyad'ın sivil nükleer program geliştirmesini öngören tarihi anlaşmaya imza attı.Çarşamba günü duyurulan ve yürürlüğe girmesi için ABD Kongresi'nin onayı gereken anlaşma, İsrail siyasetinde geniş yankı uyandırdı.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmazken, muhalefet ve eski üst düzey yetkililer anlaşmaya sert tepki gösterdi. Bennett: "Büyük bir stratejik başarısızlık" 27 Ekim'de yapılması planlanan seçimlerde yeniden başbakanlık koltuğuna oturmayı hedefleyen eski Başbakan Naftali Bennett, anlaşmanın İsrail'in güvenliğini tehlikeye attığını savundu. Bennett yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan ile İsrail göz ardı edilerek yapılan bu nükleer anlaşma, büyük bir stratejik başarısızlıktır ve güvenliğimizi riske atmaktadır. Suudi toprağında uranyum zenginleştirilmesi, bölgede kontrolsüz bir nükleer yarışa yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Çılgınca bir silahlanma yarışı başlayacak" Anlaşmaya bir tepki de eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman'dan geldi. Liberman, Suudi Arabistan'ın sivil programının nihayetinde askeri boyut kazanacağını öne sürerek şunları söyledi: "Suudi Arabistan'ın sivil nükleer programı, nükleer silah elde edilmesiyle sonuçlanacak ve tüm Orta Doğu'da çılgınca bir silahlanma yarışına neden olacaktır." İsrail'in bölgedeki tek nükleer güç olma konumunu koruması gerektiğini vurgulayan Liberman, Tel Aviv yönetiminin ABD Kongresi nezdinde girişimde bulunarak anlaşmayı engellemesi gerektiğini kaydetti. Eski Savunma Bakanı Benny Gantz ise konunun bölgesel ittifaklardan bağımsız ele alınmasını eleştirerek, "Bölgesel ılımlı bir ittifakın parçası olmadan Suudi Arabistan'a sivil nükleer kapasite verilmesinin İsrail'in güvenliğine fayda sağlayacağını savunacak hiçbir güvenlik yetkilisi yoktur" değerlendirmesinde bulundu. 123 Anlaşması imzalandı 22 Temmuz 2026'da ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, kamuoyunda "123 Anlaşması" olarak bilinen çerçeve metni ve beraberindeki güvenlik garantileri anlaşmasını imzaladı. ABD Enerji Bakanlığından yapılan açıklamada, söz konusu anlaşmanın iki ülke arasında milyarlarca dolarlık ve onlarca yıl sürecek stratejik bir ortaklığın hukuki zeminini oluşturduğu kaydedildi. Anlaşma, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) sıkı denetimi altında Suudi Arabistan'ın elektrik üretimi için Amerikan teknolojisini kullanmasına imkan tanıyor. Böylece Riyad yönetimi, petrole olan bağımlılığını azaltmayı hedeflerken, ABD'li şirketler için de Suudi nükleer pazarına giriş fırsatı doğuyor. Wright: "Trump sayesinde nükleer rönesans başladı" İmza töreninin ardından konuşan ABD Enerji Bakanı Chris Wright, anlaşmanın en yüksek güvenlik ve nükleer silahların yayılmasını önleme standartlarına sahip olduğunu vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump'ın vizyonuna dikkat çeken Wright, "Başkan Trump sayesinde ABD'nin nükleer rönesansı başladı. Bu adım, her iki ülke halkına uzun vadeli ekonomik ve stratejik kazançlar sağlayacaktır" dedi. ABD Kongresi'nin onayına sunulacak olan anlaşmanın temel hedefleri arasında ABD nükleer teknolojisinin ihracatını artırmak, nitelikli istihdam yaratmak ve Washington-Riyad hattındaki stratejik ortaklığı derinleştirmek yer alıyor.

Rojava Üniversitesi’nde kritik görüşme: Şam’daki yükseköğretim sistemine bağlanacak

Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı Mervan El Helebi Rojava Üniversitesi'nin yükseköğretim sistemine entegrasyonunun akademik ve hukuki kriterlere göre yürütülerek, öğrencilerin eğitim hakkı ile akademik kadroların haklarının esas alınacağını söyledi.  Suriye Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı Mervan El Helebi, Kamışlo’da bulunan Rojava Üniversitesi'nin yükseköğretim sistemine entegrasyonunun öğrencilerin ve akademik kadroların haklarını esas alan kapsamlı bir akademik ve hukuki çerçevede yürütüleceğini açıkladı. Haseke Valisi Nureddin İsa'nın da dahil olduğu, Rojava Üniversitesi Meclisi ile gerçekleştirilen görüşmede entegrasyon sürecine ilişkin hazırlanan yol haritasının ele alındığını belirten El Helebi, sürecin aşamalı ve planlı biçimde ilerleyeceğini ifade etti. İlk aşamada üniversitenin akademik ve idari yapısı, eğitim programları, öğrencilerin durumu, akademik kadrolar ve eğitim altyapısının kapsamlı biçimde değerlendirileceğini kaydeden El Helebi, "Amaç, öğrencilerin hiçbir hak kaybına uğramamasını ve eğitim süreçlerinin kesintisiz devam etmesini sağlamaktır" dedi. İkinci aşamada ise müfredatın, akademik kararların ve ders saatlerinin bilimsel ölçütler doğrultusunda uyumlaştırılacağını belirten El Helebi, ders denkliklerinin sağlanması ve akademik gerekliliklerin yerine getirilmesi için adil bir mekanizmanın oluşturulacağını söyledi. "Bu sayede entegrasyon süreci düzenli şekilde ilerleyecek, eğitim kalitesi ve akademik standartlar korunacaktır" diyen El Helebi, ilerleyen aşamalarda Hesekê'deki yükseköğretim kurumları arasındaki bütünleşmeyi güçlendirecek hukuki ve akademik düzenlemelerin de tamamlanacağını ifade etti.  Bakanlığın, öğrenciler ve akademik kadroların haklarını güvence altına alacak teknik ve hukuki değerlendirmeler tamamlanmadan herhangi bir adım atmayacağını vurgulayan El Helebi, sürecin adalet ve şeffaflık ilkeleri temelinde yürütüleceğini kaydetti.

New York Belediye Başkanı Mamdani, Netanyahu’yu tutuklama yetkisinin olmadığını söyledi

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, 22 Temmuz'da İsrail...

İran’dan ABD’ye: Nükleer tesislere saldırı olursa sert karşılık veririz

İran'ın Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı, ABD'nin ülkenin nükleer tesislerine saldırması halinde komşu ülkelerdeki Amerikan üslerine sert karşılık vereceklerini açıkladı. Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı dün gece yayımladığı açıklamada, ABD'nin İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer ve diğer hassas tesislerine saldırı tehdidinde bulunduğunu belirtti. Açıklamada, "ABD'nin saldırgan ordusu böyle bir aşamaya geçerse, bunu bölgedeki savaşın daha da genişletilmesi olarak değerlendireceğiz. ABD'nin, müttefiklerinin ve bu asi ve savaş yanlısı ülkeyi destekleyenlerin tüm çıkarları, İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri'nin güçlü saldırılarının hedefi olacaktır" denildi. Trump: Nükleer malzemelerin saklandığı bölgeleri bombalayacağız Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın dün İran'a yönelik yaptığı uyarının ardından geldi. Trump, Tahran'ın nükleer ekipman ve malzemelerini sakladığı düşünülen noktalara "çok yakında" saldırabileceklerini söylemişti. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirmede kullanılan santrifüjleri daha güvenli bölgelere taşıdığına inanıp inanmadığı sorusuna ise, "Hareketliliğin farkındayız. Büyük olasılıkla o bölgeleri çok yakında vuracağız" yanıtını verdi. İran'ın ABD saldırılarını engelleyemeyeceğini öne süren Trump, "İran bize karşı hiçbir şey yapamaz. Normalde böyle konuşmam ama eğer o yerleri koruyabileceklerini düşünseydim bunu söylemezdim. Tekrar ediyorum, o bölgeleri çok yakında vuracağız" ifadelerini kullandı. Trump'ın hedef gösterdiği yerlerden biri de Kuleng(Kazma) Dağı oldu. Kuleng Dağı neden önemli? Kuleng Dağı (Kuh-e Kolang Gaz La), İran'ın merkezinde yer alan İsfahan eyaletinde bulunmaktadır. Tahran'ın yaklaşık 220 kilometre güneyindeki stratejik Natanz nükleer tesisinin hemen 1.5 kilometre yakınında yer alır  Kuleng Dağı'nın altında gizli ve derin bir yer altı nükleer tesisi bulunduğu iddia ediliyor. İsrail ve ABD istihbarat kurumları, İran'ın hava saldırılarından korumak amacıyla binlerce uranyum zenginleştirme santrifüjünü bu tesise taşıdığına inanıyor. Tesis o kadar derindedir ki, ABD'nin en güçlü sığınak delen (bunker-buster) bombalarının bile burayı tamamen imha etmekte zorlanacağı belirtilmektedir. Trump, burayı "tam giriş kapısından" vurarak tünelleri kapatmakla ve İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemekle tehdit etmektedir. Tesisin kapıları Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerine kapalı olduğu için, ABD burayı tamamen "karanlık bir nükleer kutu" ve en büyük tehdit odağı olarak görmektedir

Türkiye Gündemi

Adalet Bakanlığı, Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin detayları paylaştı

Adalat Bakanlığı Gülistan Doku soruşturması kapsamında bugün 5 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 15 kişinin kim olduğu, neyle suçlandıkları ve bağlantıları hakkında kapsamlı bir açıklama yaptı. Bakanlık, Gülistan Doku’nun kaybolduktan bir gün önce gittiği Tunceli Devlet Hastanesi’nde kayıtları sildiği tesğit edilen personel ile doktarların eylemleri hakkında detayları paylaştı. Adalet Bakanlığı’nın basın bilgilendirme notunda kamuoyunun şu ana kadar bilmediği bilgileri yer aldı. Notta, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında, Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda bugün 5 ilde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildiği belirtildi. Soruşturmalarda elde edilen yeni deliller, bilirkişi raporları, dijital incelemeler, Sağlık Bakanlığı kayıtları, HTS ve MASAK analizleri ile tanık ve gizli tanık beyanları doğrultusunda; aralarında sağlık çalışanları, bilgi işlem ve veri giriş personeli, güvenlik korucuları, bir iş insanı ve bir bilişim şirketi sahibinin de bulunduğu 15 şüphelinin gözaltına alındığu kaydedildi. Operasyonların, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Elazığ, Malatya ve Dersim’de; Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla ise Ankara, İstanbul, Elazığ ve Dersim’de eş zamanlı olarak gerçekleştirildiği ifade edildi. Gülistan Doku’nun Tunceli Devlet Hastanesi’ndeki sağlık kayıtları üzerinde ayrıntılı teknik inceleme yapıldığı, kayıtları silme olayının bir parçası olan hastanede görevli bilgi işlem uzmanı Emine Yılmaz’ın  hesabına para aktarıldığı belirtildi. Para aktaran kişinin firari şüpheli Umut Altaş’ın amcası Yoldaş Altaş olduğu görüldü. Bakanlığın ilgili açıklaması şöyle: Hastane kayıtlarının silindiği tespit edildi “Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Gülistan Doku’nun Tunceli Devlet Hastanesindeki sağlık kayıtları üzerinde ayrıntılı teknik inceleme yapılmıştır. Yapılan incelemelerde, Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019 tarihli hastane kaydının bulunduğu, ancak bu tarihe ait log kayıtlarının sistemden silindiği belirlenmiştir. Söz konusu tarihte yalnızca Gülistan Doku’ya değil, hastaneden hizmet alan kişilerin tamamına ait log kayıtlarının yok edildiği; buna karşılık aynı güne ait vizit ve muayene kayıtlarının sistemde bulunmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Log kayıtlarının tümüyle silinmesinin teknik bir arızadan kaynaklanmadığı, işlemin teknik bilgi gerektiren kasıtlı ve yoğun bir müdahale sonucunda gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir. SAĞLIK BAKANLIĞININ İNCELEMESİYLE ORTAYA ÇIKARILDI Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü ile Siber Olaylara Müdahale Merkezi tarafından Türkiye genelindeki veri tabanlarında 28 milyonu aşkın kayıt üzerinde inceleme yapılmıştır. İncelemeler sonucunda, Gülistan Doku adına 8 Ocak 2020 günü saat 16.04.51’de SİSOFT Hastane Bilgi Yönetim Sistemi üzerinden SGK provizyonu alındığı, dört saniye sonra benzersiz bir takip numarası oluşturulduğu belirlenmiştir. Bu kaydın oluşturulmasından bir dakika sonra, Tunceli Devlet Hastanesine tahsisli IP adresi üzerinden silindiği tespit edilmiştir. Ayrıca Gülistan Doku’ya ait başka bir sağlık verisinin de 13 Ocak 2020 günü saat 17.19.49’da aynı hastane IP adresinden gönderilen sistemsel bir silme paketiyle yok edildiği resmi kayıtlarla belirlenmiştir. 10 SAĞLIK VE HASTANE PERSONELİ GÖZALTINA ALINDI Hastane kayıtlarında gerçekleştirilen işlemlerle bağlantılı oldukları değerlendirilen; 3 doktor, 1 hemşire, 1 bilgi işlem görevlisi, 5 veri giriş ve kontrol personeli olmak üzere toplam 10 şüpheli hakkında 21 Temmuz 2026 günü saat 05.00 itibarıyla eş zamanlı operasyon başlatılmıştır. Şüpheliler hakkında; Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, Resmî belgenin işlevini engellemek amacıyla bozma, yok etme veya gizleme, Bilişim sistemindeki verileri yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma suçlarından soruşturma yürütülmektedir. ŞÜPHELİLERİN HASTANE KAYITLARINDAKİ İŞLEMLERİ İNCELENDİ Soruşturma kapsamında doktor Furkan Karabulut’un 27 ve 31 Aralık 2019 ile 24 Ocak 2020 tarihlerinde, doktor Ezgi Erdal Karakaş’ın ise 27 ve 29 Aralık 2019 tarihlerinde Gülistan Doku’ya ait hastane kayıtlarında işlem yaptığı tespit edilmiştir. Doktor Hüseyin Kocaaslan’ın 16 Eylül 2019 tarihinde Gülistan Doku’yu genel cerrahi bölümünde muayene ettiği, kan tahlili istediği, gastrit tanısıyla hastaneye yatış kararı verdiği ve 18 Eylül 2019 tarihinde taburcu ettiği belirlenmiştir. Polis ekiplerince 7 Ocak 2020 tarihinde düzenlenen tutanakta, Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019 günü saat 09.09’da Tunceli Devlet Hastanesine giriş kaydının bulunduğu belirtilmiştir. Hastane Bilgi Yönetim Sistemi firmasınca gönderilen kullanıcı listesinde de aynı tarih ve saatte doktor Hüseyin Kocaaslan’ın sisteme giriş yaptığı görülmüştür. Bu nedenle 31 Aralık 2019 tarihli hastane kaydını açan kişinin Kocaaslan olabileceği değerlendirilmiştir. SİLME VE “DELETE” İŞLEMLERİ MERCEK ALTINDA Bilgi işlem uzmanı Emine Yılmaz’ın 8 ve 13 Ocak 2020 tarihlerinde Gülistan Doku’nun hastane verileri üzerinde silme işlemi yaptığı tespit edilmiştir. Veri giriş kontrol işletmeni Tamer Siler’in de aynı tarihlerde kayıtlarda “silme” işlemi yaptığı belirlenmiştir. Veri giriş personeli Mustafa Yıldız’ın 31 Aralık 2019 tarihinde Gülistan Doku’ya ait hastane verilerinde “delete” işlemi yaptığı, 8 ve 13 Ocak 2020 tarihlerinde de kayıtlarda işlem gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Mömün Polat’ın, Mustafa Yıldız tarafından 13 Ocak 2020 tarihinde yapılan işlemde müşterek hareket ettiği değerlendirilmiştir. Yeter Satıcı’nın 9 ve 24 Ocak 2020 ile 15 Ekim 2020 tarihlerinde, hemşire Alev Şan’ın ise 8, 24 ve 25 Ocak 2020 tarihlerinde Gülistan Doku’ya ait hastane verilerinde işlem yaptığı belirlenmiştir. Yoldaş Altaş’ın da farklı tarihlerde bilgi işlem uzmanı Emine Yılmaz’a para gönderdiği tespit edilmiş, söz konusu para hareketleri soruşturma kapsamında incelemeye alınmıştır. ŞÜPHELİLERİN HTS İRTİBATLARI İNCELENİYOR Operasyon kapsamında gözaltına alınan bazı şüphelilerin, Gülistan Doku dosyasındaki diğer şüphelilerle çeşitli tarihlerde telefon irtibatlarının bulunduğu belirlenmiştir. Furkan Karabulut’un dosya şüphelilerinden Çağdaş Özdemir ile, Emine Yılmaz’ın Yücel Erdem ile, Tamer Siler’in Burçin Yerlikaya ve Yücel Erdem ile çok sayıda telefon irtibatının bulunduğu tespit edilmiştir. Mustafa Yıldız, Mömün Polat, Yeter Satıcı ve Alev Şan’ın da dosyada adı geçen bazı şüphelilerle farklı tarihlerde irtibat kurdukları belirlenmiştir. Yoldaş Altaş’ın ise dosyadaki şüphelilerle yoğun telefon irtibatlarının bulunduğu, ayrıca firari şüpheli Umut Altaş’ın amcası olduğu tespit edilmiştir. Bu irtibatların soruşturma konusu olaylarla bağlantılı olup olmadığına yönelik incelemeler devam etmektedir. TUNCELİ BAŞSAVCILIĞINCA 4 İLDE OPERASYON Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında da tanık ve gizli tanık beyanları, HTS kayıtları, MASAK analizleri, ihbarlar ve dijital incelemeler doğrultusunda 5 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda, Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile şüphelilerin bulunduğu illerdeki jandarma ekiplerinin katılımıyla Ankara, İstanbul, Elazığ ve Tunceli’de 21 Temmuz 2026 günü saat 05.00’te eş zamanlı operasyon gerçekleştirilmiştir. HANDAN SONEL ANKARA’DA GÖZALTINA ALINDI Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel’in adına, valilik konutunda çalışan tanıkların beyanlarında yer verilmesi üzerine Ankara’da gözaltı işlemi uygulanmıştır. Handan Sonel’e ilişkin tanık anlatımlarının içeriği ve soruşturma konusu olaylarla bağlantısı, Cumhuriyet Başsavcılığınca ayrıntılı olarak incelenmektedir. İKİ AYRI İHBAR VE VALİ ZİYARETİ İNCELENİYOR Tunceli’nin Pertek ilçesinde hafriyat işi yaptığı belirtilen Okan Yarıcı hakkında iki ayrı ihbar bulunduğu tespit edilmiştir. Yarıcı’nın 19 Kasım 2020 tarihinde Ordu’da dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’i ziyaret ettiği belirlenmiş, söz konusu görüşmenin mahiyeti soruşturma kapsamına alınmıştır. Şüpheli Okan Yarıcı, Tunceli’de gözaltına alınmıştır. GİZLİ TANIK BEYANINDA ADI GEÇEN KORUCULAR Gizli tanık “Duman”ın beyanında adı geçen ve halen güvenlik korucusu olarak görev yaptığı belirtilen Fatih Özmen, Tunceli’de gözaltına alınmıştır. Eski korucubaşı Yılmaz Arslan hakkında da soruşturma kapsamında gözaltı kararı verilmiş ve şüpheli Elazığ’da yakalanmıştır. Her iki şüphelinin Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili bilgi ve bağlantıları araştırılmaktadır. YEDEK SİM KARTIN GÖNDERİLDİĞİ BİLİŞİM ŞİRKETİ İNCELENİYOR Gülistan Doku’nun kullandığı GSM hattına ait yedek SIM kartın “temizlenmek” amacıyla gönderildiği değerlendirilen süreç de soruşturmanın önemli başlıklarından birini oluşturmaktadır. Tutuklu şüpheli Gökhan Ertok’un çalıştığı ACA Bilişim Şirketinin sahibi Memet Aca hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Gökhan Ertok’un Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında tanık sıfatıyla alınan beyanında Memet Aca’nın adının geçtiği; Ertok’un, SIM kartla ilgili olarak Aca’nın “Haberim var, gerekeni yap” şeklinde konuştuğunu ileri sürdüğü öğrenilmiştir. Memet Aca ile dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel arasında yoğun MASAK hareketlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Sinyal bilgilerinden Büyükçekmece ilçesinde olduğu belirlenen Memet Aca, İstanbul’da gözaltına alınmıştır. Şüpheli hakkındaki işlemler, yetki durumu çerçevesinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığıyla koordineli olarak yürütülmektedir. TOPLAM 15 ŞÜPHELİ GÖZALTINDA Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarının talimatlarıyla yürütülen 2. dalga operasyon kapsamında; Elazığ, Malatya, Tunceli, Ankara, İstanbul illerinde toplam 15 şüpheli gözaltına alınmıştır. Şüphelilerin ifade ve sorgu işlemleri ile dijital materyaller, iletişim kayıtları, mali hareketler ve hastane bilgi sistemlerine ilişkin incelemeler devam etmektedir. Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, delillerin ortaya çıkarılması ve varsa sorumluların tespit edilmesi amacıyla soruşturmalar titizlikle ve çok yönlü olarak sürdürülmektedir. GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİLER VE GÖREVLERİ A. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar Furkan Karabulut — Doktor Ezgi Erdal Karakaş — Doktor Hüseyin Kocaaslan — Genel Cerrahi Uzmanı/Doktor Emine Yılmaz — Bilgi İşlem Uzmanı Tamer Siler — Veri Giriş ve Kontrol İşletmeni Mustafa Yıldız — Veri Giriş Personeli Mömün Polat — Veri Giriş Personeli Yeter Satıcı — Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni Alev Şan — Hemşire Yoldaş Altaş — Veri Giriş Personeli B. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar: Handan Sonel — Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Okan Yarıcı — İş insanı/Hafriyat işiyle uğraşan şüpheli Fatih Özmen — Güvenlik korucusu Yılmaz Arslan — Eski güvenlik korucubaşı Memet Aca — ACA Bilişim Şirketinin sahibi

İmralı Heyeti’nden Öcalan ile görüşmeye ilişkin açıklama

Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştiren DEM Parti İmralı Heyeti görüşmeye ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.  20 Temmuz’da DEM Parti İmralı heyetinde yer alan Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol, PKK lideri Abdullah Öcalan ile 5 saatlik bir görüşme gerçekleştirdi.  Bugün görüşmeye ilişkin yazılı bir açıklama yapan DEM Parti İmralı Heyeti Öcalan'ın görüşmede, Kürt-Türk ittifakının hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirterek, karşılıklı hassasiyetleri gözeten yasal zeminin oluşturulmasının zamanının geldiğini söylediğini aktardı. Öcalan, Kürtler ile Türkler arasındaki tarihsel ittifakın hukuki zemine taşınmasının eşiğinde olunduğunu belirterek, "Kürt'ten Türk'ü ayırsan Kürt kalmaz, Türk'ten Kürt'ü ayırsan Türk kalmaz" ifadelerini kullandı. Ortak yaşam ve eşitlik hukukunun geliştirilmesi gerektiğini belirten Öcalan, karşılıklı hassasiyetleri gözeten yasal zeminin oluşturulmasının zamanının geldiğini söyledi. Mesajında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı rapora da değinen Öcalan, raporda belirtilen çerçevede hukuki ve yasal sürecin başlatılması gerektiğini ifade etti. Öcalan, çatışma ve silahların tamamen devreden çıkarılması ve yeni bir dönemin başlaması için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini belirterek, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımların terk edilmesi çağrısında bulundu. DEM Parti İmralı Heyeti’nin Öcalan görüşmesine ilişkin açıklaması şu şekilde: “DEM Parti İmralı Heyeti olarak, uzun bir aradan sonra Sayın Abdullah Öcalan ile kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Toplantıda bölgedeki siyasal gelişmeler, demokratik toplum inşası, barış sürecinde gelinen aşama ve yasal çerçevenin nasıl şekillenmesi gerektiği konularını detaylı bir şekilde ele aldık. Görüşmede Sayın Öcalan kamuoyu ile paylaşmak üzere şu değerlendirmelerde bulunmuştur: "Kürt-Türk tarihsel ittifakını ve birlikteliğini hukuki zemine dönüştürmenin arifesindeyiz" “27 Şubat çağrısının ruhuna bağlı kalarak adım atma ve sorunu kardeşlik hukuku içinde çözmeye dönük kararlılığımız sürüyor. Anadolu’da tarihsel bir hakikat olan ve tüm kritik aşamalarda birbirinden ayrılmayan Kürt-Türk tarihsel ittifakını ve birlikteliğini hukuki zemine dönüştürmenin arifesindeyiz. ‘Kürt’ten Türk’ü ayırsan Kürt kalmaz, Türk’ten Kürt’ü ayırsan Türk kalmaz’ hakikati, ortak yaşam ve eşitlik hukukunun geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. "Hukuki ve yasal süreç başlamalı, silahlar devreden çıkmalı” Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulmasının vakti gelmiştir. Sabırla bu yolu açmanın tarihi bir fırsat olduğunun bilincinde olarak, basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımları terk ederek hep birlikte ortak yaşamı örelim. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı raporda da belirtilen çerçevede hukuki ve yasal sürecin başlaması, çatışma ve silahların tamamen devreden çıkarılması, yepyeni bir sayfanın açılması için herkes elinden geleni yapmalıdır. “Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi gereklidir” Kürt-Türk ittifakı, Anadolu’nun ortak geleceğinin temel taşıdır. Atılacak her adımda bu toprakların kültürünü esas almalıyız. Yasal düzenlemelerle bu ittifakı kalıcı hukuki güvenceye kavuşturmak ve demokratik bir cumhuriyette eşit ve özgürce birlikte yaşamak mümkündür. Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi gereklidir. Ortak yaşamı örmek, eşitlik ve adalet içinde yepyeni bir sayfa açmak için tarih bizlere bir fırsat sunmaktadır. Bu fırsatı hep birlikte değerlendireceğimize inancım tamdır.” İmralı heyetinden çağrı Biz de heyet olarak, Sayın Öcalan’ın bu önemli çağrısını tarihi buluyor ve TBMM başta olmak üzere tüm ilgili kurumlarla yapıcı diyalogu sürdürmeye, süreci sonuç odaklı ilerletmeye ve kardeşlik hukuku temelinde kalıcı bir çözüme ulaşmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.”

Bir Gazetecinin Heybesinden: Suruç Katliamı

Suruç katliamına dair bir anekdot Haber için Rojava'ya (Kuzey Suriye)...

Türk şirketine ait yük gemisini vuruldu: 5 denizci öldü

Ukrayna, Rusya'nın Odessa Limanı açıklarında seyreden Türk şirketine ait bir kuru yük gemisini seyir füzeleriyle hedef aldığını duyurdu. Saldırıda 5 denizcinin hayatını kaybettiği bildirildi. Ukrayna Başbakanı Sergiy Koretsky, Gine-Bissau bayraklı Golden Leo adlı geminin mısır yükünü aldıktan sonra limandan ayrıldığını söyledi. Koretsky'nin verdiği bilgiye göre Rusya, gemiye 3 seyir füzesiyle saldırdı. Füzelerden biri, Hindistan, Suriye ve Ukrayna vatandaşlarından oluşan 18 kişilik mürettebatın bulunduğu geminin sancak tarafına isabet etti. Saldırının ardından gemide yangın çıktı. Kurtarma çalışmaları başlatıldı Ukrayna Deniz Kuvvetleri'nin olayın ardından kurtarma çalışmaları başlattığını belirten Koretsky, 2'si yaralı olmak üzere 8 denizcinin kurtarılarak Odessa'daki bir hastaneye sevk edildiğini açıkladı. Koretsky, saldırıda 5 denizcinin yaşamını yitirdiğini, 5 denizciden ise hâlâ haber alınamadığını bildirdi.

Silah yakan grubun üyesi Seven: Devlet adım atsaydı bugün siyaset yapıyor olurduk

PKK’nin silah yakan 30 kişilik grupta yer alan Nedim Seven “Devlet adım atsaydı bugün siyaset yapıyor olurduk” dedi. PKK'nin 12. Kongresi'nde kendini feshetme ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının ardından, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne destek amacıyla 11 Temmuz 2025'te düzenlenen törende silahlarını yakan 30 kişilik grubun üyelerinden Nedim Seven, törenin birinci yıl dönümünde sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Seven, geçen bir yılda devletin adım atmadığını belirterek, "Eğer gerekli adımlar atılmış olsaydı bugün Diyarbakır, Dêrsim, Ankara ve İstanbul'da demokratik siyaset yapıyor olurduk" dedi. "Devlet süreci ağır ilerletiyor" Ajansa Welat'a konuşan Seven, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te yaptığı çağrının ardından PKK'nin kongresini toplayarak fesih ve silahsızlanma kararları aldığını, buna karşın devletin aynı doğrultuda somut adımlar atmadığını söyledi. Meclis'te süreç kapsamında bir komisyon kurulmasını önemli bulduklarını ifade eden Seven, buna rağmen resmi söylemin değişmediğini dile getirdi. "Terörsüz Türkiye" gibi ifadelerin çözüm dili olmadığını belirten Seven, Kürt sorununun kimlik, dil, kültür ve Kürdistan'ın tanımlanması gibi başlıklar üzerinden ele alınması gerektiğini ifade etti. "Öcalan baş müzakereci olmalı" Seven, PKK'nin 12. Kongresi'nde Abdullah Öcalan'ın "baş müzakereci" olarak kabul edildiğini hatırlatarak, sürecin ilerleyebilmesi için Öcalan'ın çalışma ve iletişim koşullarının düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Öcalan ile uzun aralıklarla görüşme yapılmasının süreci ilerletmeyeceğini belirten Seven, "Ortadoğu'yu etkileyecek böyle bir çözüm için Önder Apo 24 saat özgür olmalı ve istediği herkesle görüşebilmeli" dedi. "Yasal düzenlemeler bizimle paylaşılmadı" Meclis'te hazırlanacağı belirtilen yasal düzenlemelere ilişkin de konuşan Seven, yaklaşık 45 gündür çeşitli düzenlemelerin gündeme geldiğini ancak bunların kendilerine ulaştırılmadığını söyledi. Yasal düzenlemelerin sürecin muhataplarıyla paylaşılması gerektiğini belirten Seven şunları dile getirdi: “25 Mayıs’tan sonra kimlerin Önderlik ile görüştüğünü bilmiyoruz. Kendileri çalıp oyuyor ve ‘süreci ilerleteceğiz’ diyorlar. Yasal düzenlemelerin adı ne olursa olsun muhatapları ile paylaşılmaları gerekiyor. Meclis kapanmadan çıkacaklar deniliyor. Ancak bizim içeriğinde ne olduğunu bilmemiz gerek. Bilmediğimiz bir şeyi nasıl değerlendireceğiz? Bunu nasıl kabul ederiz? Kürdistan dağlarında binlerce güç var. Binlerce ilişkide olan var. Kürdistan ve Türkiye’de yurt dışında on binlerce kişi var. Bunların hepsini işin içine katmadan nasıl bir çözüm gelecek?" "Demokratik siyaset için yasal güvence gerekli" Silahlarını yakan Barış ve Demokratik Toplum Süreci Grubu’nun uzattığı elin bir yıldır havada kaldığına değinen Seven, “Elimizin havada bırakılması ile bize ‘Gidin silahlarınızı alın’ deniliyor. Bir yıldır demokratik siyaset koşullarının oluşturulması, yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz. Bunun olması dışında bir seçeneğimiz yok. Kardeşlik elini uzatıyoruz ancak havada kalıyor. Demokratik siyasetin önü açılmaz ise Kürdistan dağlarında on binler milyonlar olur” dedi. Silahlarını yakan grubun bir yıldır demokratik siyaset koşullarının oluşturulmasını beklediğini söyleyen Seven, gerekli yasal düzenlemeler yapılmadan sürecin ilerlemeyeceğini ifade etti. Geçmişte Türkiye'ye dönen bazı barış gruplarının cezaevine konulduğunu hatırlatan Seven, bu nedenle demokratik siyasetin önünü açacak hukuki güvencelerin oluşturulması gerektiğini belirtti. Seven, açıklamasının sonunda devlet yetkililerine süreci ciddiyetle yürütme çağrısı yaparak, demokratik çözüm için somut adımlar atılmasını beklediklerini söyledi.

Netanyahu-Trump, Erdoğan’ı görüştü

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu,...

Rojin Kabaiş dosyasında tüm iddialar yeniden ele alınacak

Van'da şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, dosyada daha önce yapılmayan tüm incelemelerin yeniden ele alınacağını söyledi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma devam ediyor. Türkiye'nin gündemine oturan olay 27 Eylül 2024'te yaşandı. Rojin Kabaiş, kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu. Rojin'in cansız bedeni kaybolduktan 18 gün sonra 15 Ekim 2024'te Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi'nde bulundu. İki erkek DNA'sı tespit edildi, 413 kişiden örnekler alındı Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi'nin 10 Ekim 2025'te dosyaya giren raporunda, Kabaiş'in göğüs ve vajina iç bölgesinde iki ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği belirtildi. Olay yerinden Adli Tıp Kurumu Van Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'ne nakil sürecinde cenazeye temas etmiş olabileceği değerlendirilen kişilere yönelik kapsamlı DNA taraması yapıldı. Bugüne kadar üniversite ve yurt güvenlik görevlilerinden de olduğu 413 kişiden DNA örneği alındı. Beyaz araba, silinen görüntüler ve bozuk kamera DHA’nın haberine göre Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, dosyadaki son durumla ilgili açıklamalarda bulundu. Kabaiş, bir süre önce yeni avukatları Abdurrahman Karabulut ile Van'a gittiklerini belirterek, şunları söyledi: "- Savcılıkla bir görüşme gerçekleştirdik. 3 gün içinde Rojin'in hangi kameralara takıldığı ve nereye gittiğine ilişkin görüntüleri aldık. Avukat görüntüleri inceliyor. Gereken ne varsa üzerinde duracağını söyledi. - Beyaz arabadan bahsediliyor. O konunun üzerinde duracak. Daha önce yapılmayan bütün incelemeleri yeniden ele alacak. Rojin bir güvenlik kamerasından diğer güvenlik kamerasına geçtiği sırada 15 dakikalık bir zaman farkı var. O kısım silinmiş. Net bellidir ki bu olayda bir örtbas var. - Bir de Rojin'in telefonunu bıraktığı yerde 360 derece dönen bir kamera var. O kameranın da o esnada bozuk olduğu söylendi. Kimse bunu gündeme getirmedi. Daha sonra kendi telefonumla bir video çektim ve kameranın döndüğünü gördüm. Bahsettiğim güvenlik kamerasının görüntüsü varsa bu olay tek kalemde çözülür."

Netanyahu’dan Washington’a çağrı: Türkiye’ye F-35 ve jet motoru vermeyin

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde Washington yönetimine seslenerek Türkiye’ye yönelik savunma sanayii kısıtlamalarının sürdürülmesini talep etti. Fox News kanalına konuşan Netanyahu, Türkiye’ye gelişmiş silah sistemlerinin satışının engellenmesi gerektiğini savunurken, Ankara’nın askeri açıdan güçlendirilmesinin bölgedeki stratejik dengeleri temelden sarsacağını iddia etti. Türkiye’ye yönelik niteliksel bir askeri ambargo uygulanması gerektiğini öne süren Netanyahu, mevcut yönetimi hedef alarak, "Türkiye’ye ne F-35 savaş uçakları ne de kendi üretimleri olan savaş uçaklarında kullanılacak motorlar verilmelidir" ifadelerini kullandı. Türkiye’deki yönetim yapısını "Müslüman Kardeşler tarafından enfekte edilmiş bir rejim" olarak nitelendiren İsrail Başbakanı Netanyahu, bu durumun İsrail’in güvenliği ve bölgedeki hava üstünlüğü için risk teşkil ettiğini savundu. İsrail Başbakanı, olası bir savunma sanayii iş birliğinin yaratacağı jeopolitik risklere dair, "Böyle bir adım, Ortadoğu'daki stratejik güç dengesini tamamen bozacaktır. Unutulmamalıdır ki bölgedeki mevcut denge, nihayetinde İsrail'in hava üstünlüğü ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki caydırıcı askeri varlığı sayesinde korunmaktadır" açıklamasında bulundu. Türkiye’nin yapısal olarak büyük bir ülke olduğunu belirten Netanyahu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikasını doğrudan tehdit olarak gördüklerini dile getirerek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, İsrail'i yok etmekle açıkça tehdit ettiğini" ve "Ankara'nın Kıbrıs'ın yarısını işgal altında tuttuğunu" iddia etti. ABD Başkanı Donald Trump ile olan ilişkilerine ve bölgesel güvenlik stratejilerine de değinen Netanyahu, iki ülke arasındaki bağların sarsılmaz olduğunu vurguladı. Trump ile İran ve diğer bölgesel konularda fikir birliği içinde olduklarını söyleyen Netanyahu, "Başkan Trump ile hemen her konuda tamamen aynı görüşteyiz. Zaman zaman müttefikler arasında fikir ayrılıkları olabilir ama bunları doğrudan konuşarak çözüyoruz. Başkan’ın kendine özgü bir ifade tarzı var, benim de öyle. Ancak biz sizin bölgedeki örnek müttefikiniziz" dedi.