4 Ekim 2026
14.8 C
İstanbul

Davutoğlu: Dün tarihi bir eşikti

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, dün gerçekleşen Altılı Masa’nın 10’uncu toplantısının detaylarını açıkladı. Davutoğlu, “Tek aday açıklayacağız. Şimdi açıklamanın vakti geldi” dedi.

Altılı Masa’nın son toplantısına ev sahipliği yapan Gelecek Partisi lideri Davutoğlu, Halk TV’de konuştu.

Davutoğlu, muhalefet partilerinin bir araya gelmesinin toplumu rahatlattığını ifade ederek, “Realist olmak lazım ama vizyoner de olmak lazım. Ben hayatta hiçbir zaman karamsar olmadım. Dün yaklaşık 10 saat birlikteydik. Önemli olan açık yüreklilikle konuşabilmek. En büyük kazanımım ne diye sorsanız, daha önce bir araya gelmemiş liderler, 3’lü 4’lü düzenli toplantılar yapılmıyordu, şimdi yapılıyor. Bu psikolojik olarak topluma bir rahatlama veriyor” dedi.

“Biz bir kültür oluşturuyoruz”

Dünkü toplantıda seçim sonrası görev dağılımının nasıl olacağına dair rolleri netleştirdiklerini de ifade eden Davutoğlu, “Dün gerçekleştirdiğimiz altılı masa toplantısında iki metin kabul edildi. Seçim sonrası görev dağılımının nasıl olacağına dair rolleri netleştirdik. Biz bir karar aldığımızda CHP seçmeninin hassasiyetlerini gözeteceğiz. CHP karar aldığında muhafazakar seçmenin hassasiyetini gözetecek. Biz bir kültür oluşturuyoruz. Tek aday açıklayacağız. Şimdi açıklamanın vakti geldi” dedi.

Altılı Masa’daki genel başkanların, cumhurbaşkanı kadar her stratejik kararda imza yetkisine sahip olacaklarını belirten Davutoğlu özetle şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı içeriden veya dışarıdan olsun, genel başkanlar doğrudan karar süreçlerinin içinde imza yetkisine sahip olarak bulunacaklar. Genel başkanlar, cumhurbaşkanı kadar her stratejik kararda imza yetkisine sahip olacak. Bu büyük bir teminat. 6 tane birbirine benzemez insan diyorlar. Bu ülkeyi birbirlerinin hassasiyetlerini görerek yönetecekler. Biz bir karar alırken CHP’nin hassasiyetlerini gözeteceğiz, CHP, karar alırken muhafazakar kesimin hassasiyetlerini gözetecek. Bir süre sonra bir kültür oluşacak. Toplantıda açık yüreklilikle konuşuyoruz, sonunda çözüyoruz meseleyi.

“Türkiye’nin en görülemez koalisyonu”

Türkiye’nin en görülemez koalisyonu AK Parti, MHP ve Vatan Partisi koalisyonudur. İlkesi yok. İktidarda kalabilmek için bütün değerlerden vazgeçiyorlar. İktidar istedi ki bu takvimi biz erkene alalım. Bundan 6 ay önce biz bir cumhurbaşkanı adayı tayin etseydik ne olurdu biliyor musunuz? Gelen cumhurbaşkanı kendisinin Erdoğan gibi yetki kullanacağını düşünürdü ve mutlaka çatışırdık. Şimdi çatışma çıkmaz. Şimdi gelecek cumhurbaşkanı adayı oyunun kurallarını bilecek.

“Cumhurbaşkanı güç kullanırken şahsını değil, milletini düşünecek”

Biz istişare edeceğiz. Seçeceğimiz cumhurbaşkanı güç kullanırken şahsını, akrabalarını değil, milletini düşünecek. Türkiye’de toplumsal barışın olması için bir araya geliyoruz. Erdoğan’ın nasıl bozulduğunu gördükten sonra aynı bozulmayı başkasının yaşamayacağının bir garantisi var mı?

“Dün tarihi bir eşikti. Söylem ve metin aşamasını bitirdik”

Şu andan itibaren cumhurbaşkanı ismini konuşmanın vakti geldi. Dün toplantıda isim konuşmadık ama kriterleri konuştuk. Bizim iki önceliğimiz var. Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak ve mecliste çoğunluğu sağlamak. Dün tarihi bir eşikti. Söylem ve metin aşamasını bitirdik. Şimdi eyleme geçme vakti geldi. O da seçimi kazanmak ve sonrasında devleti yönetmek.

Meclisteki partilerin yürütmeleri mecliste nasıl yürütülecek? Şu anki mecliste dahi mecliste çoğunluğu sağlamadan cumhurbaşkanlığı sistemi yönetilemez. Şu an Erdoğan-Bahçeli ittifakı bozulsa sistem yine yönetilemez hale gelir.

Parlamenter sistem hedefimizi adım adım inşa ettik. Ben bütün parti liderleri ile görüştüm. Benden sonra sayın Akşener aynı turu yapacak. Mecliste altılı masa bir denge oluşturmalı. Anayasal değişikliğe imkan verecek çoğunluğa ulaşmalı.

“Şu an doğru yer Türkiye’yi barışa götüren yoldur”

Bu devletin okullarında okuduk. Zor şartlarda büyüdük. Akademisyen olarak sonrasında devlet tecrübesi kazandık. Şu an doğru yer Türkiye’yi barışa götüren yoldur. Herkes kendi yoluna aktığı zaman doğru bir sinerji oluşmuyor. İktidar kutuplaştırmak istiyor, biz birleştireceğiz. İktidar yolsuzluklarla para biriktirmeye çalışıyor, biz temiz siyaset yapacağız.

Sayın Kılıçdaroğlu sol gelenekten birisi, sayın Akşener’in abisi ülkücü camianın önemli isimlerinden birisi. Biz başka bir kültürden geliyoruz. 12 Eylül dönemlerini biliyoruz. Bir sağdan bir soldan yaşları büyütülerek gençlerin nasıl idam edildiğini gördü bu millet. Biz faili meçhul cinayetlerin olduğu yıllara geri dönmeyeceğiz. Sinan Ateş cinayetinin faili hala meçhul. Birileri İstanbul’dan Ankara’ya götürülüyor. Cinayeti işleyen tetikçidir. Esas failleri bulmak lazım.

“Bahçeli neden konuşmuyorsun?”

Cinayetin üzerinden bir hafta geçti daha Cumhurbaşkanından bir kelime bile yok. Çünkü adaleti değil Bahçeli’nin ne diyeceğini merak ediyor. Sen Bahçeli’nin değil bu memleketin cumhurbaşkanısın. Her konuda konuşuyorsunuz bu konuda niye konuşmuyorsunuz. Senin görevin hukuku işletmek. Asalet yere düşen yiğit bir gencin hakkını aramakla olur. Aileye taziyede niye bulunmuyorsunuz? En önemlisi Bahçeli neden konuşmuyorsun? ‘Suskunluğumuz asaletimizdendir’ diyerek bu konuyu geçiştiremezsiniz. Bu gencimiz karşıt bir grup tarafından öldürülseydi o cenazeye Bahçeli ve Erdoğan katılırdı. Peki cenazede neredeydiniz. Türkiye gittikçe hukuk devleti niteliğini kaybediyor. Selçuk Özdağ’a saldırı yapıldı, öldürülebilirdi. Kafasından yaralandı.

“Vedat Demircioğlu benim akrabamdı”

Mesele Sinan Ateş meselesi değildir. 68’de ilk öldürülen devrimci genç Vedat Demircioğlu benim akrabamdı. Ama o cinayetlerin arkası geldi. Bu cinayetler yaygınlaşırsa ve bunun üzerinden Erdoğan, ‘ülke teröre götürülüyor’ diyerek olağanüstü bir hale gitmeye çalışırsa ne olacak? Bir hafta geçti. Cinayetin üstünün örtülmesi için değişik rivayetler dolanıyor. MHP bu işin içinde mi? Dün altılı masada bunları konuştuk.”

Son Haberler

Seyyid’ül Şüheda: Kürdistan Bölgesi’nin güvenliği Irak’ın güvenliğidir

Seyyid'ül Şüheda Tugayları Genel Sekreteri Ebu Ala el-Welayi, ABD...

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.