1 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

Cemil Bayık: Süreç bozulursa yeniden silaha sarılmayacağız

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, PKK’ye bağlı bir grubun silah yakma törenine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Törenin, Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine gerçekleştiğini belirten Bayık, silah bırakmanın tek başına çözüm olmayacağını, esasen Türkiye’nin Kürt sorununa yaklaşımını köklü biçimde değiştirmesi gerektiğini söyledi.

“Silah bırakmak sadece Öcalan’ın çağrısıyla olur”

Bayık, törenin Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla gerçekleştiğini vurgulayarak, “Bu Hareket’e katılan herkes silahı Rêber Apo’nun(Öcalan) amaçları, çizgisi ve fiziki özgürlüğü için almıştır. Bu yüzden sadece onun çağrısıyla silah bırakılır. Başka kimse böyle bir çağrı yapamaz, yapsa da kabul edilmez,” dedi.

“Silahları yakan arkadaşlar nedenini açıkladı”

Törende yapılan konuşmalarda gerillaların, “Öcalan’ın talebi üzerine sembolik bir adım atıyoruz” dediğini aktaran Bayık, silahların yakılmasının Ortadoğu’daki savaş ortamına ve dünyada artan silahlanmaya karşı bir mesaj içerdiğini ifade etti. Bayık, “Biz yeniden silah kullanmak istemiyoruz. Türk devletinin hukuki bir zemin yaratması gerekir” diye konuştu.

Bayık, Türkiye’ye dönmenin önünde ciddi yasal ve siyasi engeller olduğunu savundu. “Türkiye’ye gitmelerinin koşulları yok. Giderlerse tutuklanırlar, ağır cezalar alırlar. Çünkü onların kanunlarına göre silah alanlar düşmandır” diyen Bayık, “Dağlarda yıllarca yaşayan bir insan silah bırakıp nasıl ortada kalır? Türkiye’de yaşayacak yerleri, yasal zemini yok. Bu nedenle tekrar yerlerine döndüler” dedi.

“Öcalan’a özgürlük sağlanmadan yeni bir adım atılamaz”

PKK’nin yeni bir grup göndererek benzer bir adım atmasının mümkün olmadığını söyleyen Bayık, “Eğer Türkiye Rêber Apo’nun koşullarında değişiklik yapar, tecridi kaldırır, özgürlük yasalarını geliştirirse, demokratik entegre yasaları geliştirilirse o zaman zemin yaratılır ve biz de silahları bırakabiliriz. Böyle olmadığı sürece kimse bizden silah bırakmamızı isteyemez” ifadelerini kullandı.

“Erbil ve Duhok’ta silah bırakılacak” iddiaları asılsız

Cemil Bayık, basında çıkan “PKK Erbil’de ya da Duhok’ta silah bırakacak” yönündeki haberleri yalanladı. Bu iddiaların gerçekle ilgisi olmadığını belirten Bayık, “Bunlar tamamen boş konuşmalardır. Kimse bu şekilde bize baskı yapamaz, algı yaratamaz. Bahsettiğimiz koşullar oluşmadıkça yeni bir grup da gönderemeyiz. Bu mümkün değil,” dedi.

“Komisyon sadece PKK’ye silah bıraktırmak için kuruluyor”

Türkiye’de kurulması planlanan komisyona da değinen Bayık, bu yapının sadece PKK’nin silah bırakmasını hedeflediğini savundu. “Komisyon, dağda kalanların cezasını belirleyip ona göre adım atmak istiyor. Bu, meseleyi sadece silah bırakma üzerinden ele almaktır. Halbuki mesele çok daha derindir” dedi.

“Kürt sorunu silahlı mücadeleden önce de vardı”

Bayık, silahlı mücadelenin Kürtlerin inkarı, asimilasyonu ve baskıya maruz kalması nedeniyle ortaya çıktığını belirterek, “Silahlı mücadele bir sonuçtur, sebep değil. Bu altyapı değişmediği sürece PKK silah bırakır ama başkası silahlanır” dedi.

“Terör yasaları ve zihniyet değişmedi”

Kürt sorununun çözümünün yalnızca silahların bırakılmasıyla mümkün olmadığını belirten Bayık, Türkiye’nin zihniyet, yasa ve siyasetinde değişiklik yapılması gerektiğini söyledi. “Hâlâ terör yasalarını uyguluyorlar. Komisyon özgürlük yasalarını geliştirmedikçe, demokratik entegrasyon yasalarını oluşturmadıkça çözüm olmaz,” diye konuştu.

“CHP’ye baskı çözüm iradesine güveni sarsıyor”

Komisyonun geniş tabanlı ve kapsayıcı olmadığını vurgulayan Bayık, CHP’ye yönelik operasyonlara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Bir yandan komisyon kuracağız diyorlar, diğer yandan CHP’ye operasyon yapıyorlar. CHP lideri Özgür Özel bu yüzden komisyona katılımı durdurdu. CHP olmazsa bu komisyon hangi sorunları nasıl çözecek?”

“‘Terörsüz Türkiye’ diyerek Kürt sorununu örtbas ediyorlar”

Bayık, devletin Kürt sorununu adını koymadan, sadece “terörsüz Türkiye” söylemi üzerinden ele aldığını belirterek, “Kürtçe konuşma hakkı dahi gündemlerinde yok. Sorunun adını koymadan nasıl çözecekler? Adı Kürt sorunudur,” dedi.

“Sorunu çözmek isteyen böyle adımlar atmaz”

Son olarak Bayık, belediye başkanlarının tutuklanması ve muhalefete baskının komisyon öncesine denk getirilmesini eleştirerek, “Sorunu çözmek isteyen biri böyle adımlar atmaz. Bu yaklaşım çözüm değil, çözümsüzlük üretir,” diyerek sözlerini tamamladı.

Cemil Bayık, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın PKK’nin silahlı mücadeleyi sonlandırma töreninden sonra yaptığı konuşmaya dair değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan’ın yaptığı konuşmanın bazı kesimlerce olumlu karşılandığını ancak birçok açıdan eksik kaldığını söyleyen Bayık, 2009’da yapılan açıklamalardan çok da farklı olmadığını belirtti. Erdoğan’ın “AK Parti-MHP-DEM olarak sorunu çözeceğiz” diyerek çözüm konusunda herkesi kapsayan bir yaklaşım yerine yalnızca belirli çevrelere işaret ettiğini ifade eden Bayık, “Kürt, Arap, Türk ittifakından bahsetti ama diğer halklar yok sayıldı. Kürt sorununun çözümüne dair açık ve somut bir söylem ortaya konmadı” dedi.

Bayık, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın süreci devletin planlarına göre yürüttüğü yönündeki söylemleri de eleştirerek, sürecin tek taraflı ilerlediğini ve bugüne kadar atılan adımların Öcalan’ın inisiyatifiyle gerçekleştiğini vurguladı. “Ne AKP ne de devlet herhangi bir adım atmadı, tek taraflı gelişti. Rêber Apo bu çıkışı Türkiye’yi ve halkları tehlikeden kurtarmak için yaptı” diyen Bayık, Erdoğan ve Bahçeli’nin açıklamalarının ardından devletin herhangi bir pratik adım atmadığını dile getirdi.

PKK’nin aldığı kararların silahlı mücadele dışında da aynı amaçlarla süreceğini belirten Bayık, “Biz özgürlük, demokrasi ve sosyalizm çizgisinden vazgeçmiş değiliz. Silah bir yönüydü, ama mücadele çok yönlüdür. Bu halk teslim alınamaz” dedi.

Süreç bozulursa …

Sürecin bozulması durumunda nasıl bir yol izleneceğine dair tartışmalara da yanıt veren Bayık, tekrar silaha sarılma niyetlerinin olmadığını, mücadelenin siyasi ve demokratik yollarla sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Öcalan’ın çağrısı üzerine 30 kişilik bir grubun sembolik olarak silahlarını yaktığını hatırlatan Bayık, “Artık askeri bir savaş istemiyoruz, yeterince yaşandı” dedi.

Bununla birlikte, Kürt sorununun çözümü için yasaların değişmesi, Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi ve tüm tarafların dahil edildiği demokratik bir zemin oluşturulması gerektiğini ifade eden Bayık, aksi takdirde atılan adımların kandırmaya yönelik olduğunu düşündüklerini kaydetti.

Devletin halen bazı alanlarda operasyonlarını sürdürmesini de eleştiren Bayık, “İstanbul’da Kürtçe müzik dinleyenlere dahi tahammül edilmiyor. Bu yöntemle halk kazanılamaz. Türkiye’nin beka sorunu bu politikalarla çözülmez” dedi. Demokratik siyasetin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Bayık, hem Türkiye halklarına hem Kürt halkına hem de uluslararası kamuoyuna süreçteki gerçekleri görme çağrısında bulundu.

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...