1 Ekim 2026
20.4 C
İstanbul

Bozan Aksoy yazdı: Şengal’de neler oluyor?

2014 Ağustos’unda bir gece sabaha karşı İŞİD saldırdığında henüz on dört yaşına yeni girmişti. Gecenin en karanlık anı, uykunun en tatlı anıdır derler. Oysa uyandığında hiçte tatlı bir an değildi. Komşuların akrabaların tedirgin sesine yüzlerce yıldır anlatılan katliamların hikâyesi canlanıyordu ürkek uyanmıştı. O güne kadar kirve dedikleri Sünni Arap komşuları karanlık gecede uyumamış İŞİD’lilerden önce altın para ve para edecek eşyalarını istemişti. Düşünebiliyor musunuz yıllardır birlikte yaşadığınız komşularınız gecenin bir yarısında kapınıza dayanıyor ve size şöyle diyor

“İŞİD geliyor sizi korumak için para edecek ne varsa bize verin.”
Olanlara bir anlam veremiyordu komşuları neden böyle davranıyordu. İŞİD neden geliyordu. Kendi anlatımıyla şöyle diyecekti:

“başıma gelecekleri bilseydim eğer o gece uykumdan uyanmak istemezdim başıma gelecek felaketleri bilseydim uykumdan uyanır uyanmaz bütün ailemle birlikte o yüksek damlı evimizden kayalara atlardım.”

O karanlık kahpe gecede herkesi meydana toplamış cep telefonlarına kadar değerli ne var ne yoksa almışlardı. İtiraz eden erkekler silahla taranıp öldürülmüş, genç kadınlar ve çocuklar “Allahu Ekber” sesleri arasında zorla araçlara bindirilip götürülmüştü. Geride kanlar içinde kalan babalar, dedeler ve komşular öylece kalmıştı.

Şengal bölgesindeki büyük köylerin çoğu BAAS Partisi zamanında köykent projeleri ile bir araya getirilen köylerden oluşuyordu. Köykent projeleri kapsamında Sünni Araplar güney bölgelerden buralara getirilip yerleştirilmişlerdi. Geçmişi otuz-kırk yıla dayanan Sünni Araplar İŞİD saldırdığında Ezidi Kürtlere ait evleri göstermiş İŞİD canilerinden önce onlar evleri talan etmişlerdi. Naciye o günü şöyle anlatıyor.

-Babamın cansız bedenine dokunamadan sırtıma dipçikle vurup beni arabaya bindirdiler. Babam kanlar içinde kalmıştı arabanın içinde küçük kardeşime sarıldım o an tek bir şey istiyordum. ÖLMEK… İŞİD’e yardım edem bizim komşularımız Sünni Araplardı. Hatta tanıdığımız bir komşumuz İŞİD’in sorumlu emiri idi. Beni alan adam o güne kadar Şengal’de yaşamış Sünni bir Arap’tı. Bana ve aileme akrabalarıma biz Ezidilere yaşattıklarını düşündükçe biz bu insanlara ne yapmıştık diye kendime çok sordum. En ufak bir zarar vermemiştik. Maalesef bizim komşularımız ve Şengal’de Ezidiler arasında yaşayan Sünni Müslümanların çoğu İŞİD’e yardım etti.

Naciye önce Musul’da bir eve kapatılır. Her gün zorla tecavüze uğrar, defalarca intihar etmek ister. Musul’dan sonra başka yerlere götürülür, götürüldüğü birçok yerin ismini dahi bilmiyor Suriye topraklarında geçirdiği günler umudun tükendiği günlerdi diyor… Kendisi gibi esir düşen bir kadınla karşılaştığında yaşama tutunmaya çalışıyor. Kadın Çarşema Sor bayramında Ezidi din adamlarının geri dönecek Ezidi kadınların kabul edileceğini ve destek olunacağını haber verir.

– Kendimi bildim bileli Çarşema Sor bayramını severek kutlardım. Bu haberi aldığımda tanrının bize bir lütfu dedim. Ve Ezidxana(Ezidilerin bölgeye verdiği isim) dönüp mutlaka yaşamalıyım dedim.

Dört yıl boyunca onlarca defa satıldığını üzülerek söyleyen Naciye kurtulduğunda uzun bir süre Şengal’e ana baba toprağına korkudan gidememiş. Laleş’deki Ezidi tapınağının kutsal suyu “Kaniya Spi’den” içtiği su ile korkularını yenmeye çalışmış.

-Çarşema Sor benim için her zaman özel olmuştur. Çocukluğumun en güzel günleri Çarşema Sor bayramıdır. Annem ve akrabalarımızla yumurtaları boyar, annemin yaptığı “Klor” (üzerine yumurta sürülerek pişirilen ekmek) ekmeğini fakirlerimize vermeyi çok seviyordum.

2023 yılında kutlanacak Çarşema Sor bayramının hemen öncesinde merkezi Irak Hükümetinin aldığı karar ile 25 Sünni Arap ailenin Şengal’e dönmesine izin verildi.
Naciye gibi Şengal de yaşayan Ezidileri tedirgin eden bu kararın hemen uygulandı.
Çarşema Sor(Kızıl Çarşamba) bayramı hiçbir zaman eskisi gibi coşku ile kutlanmıyor. Bayramda herkesin ilk ziyaret ettiği yer İŞİD katliamlarında öldürülenlerin konulduğu toplu mezarlardır. Toplu mezarlarda kimlerin öldüğü bugün bile belli değil.

Ezidi toplumunun en kutsal gününe denk gelecek şekilde Sünni Arap aileleri getiren kamyonların bilerek ve tasarlanarak yapıldığı yönünde birçok iddia var. Gelen Sünni Arap ailelerin daha önce Şengal de yaşayan aileler olduğu haberi yayılınca, mezar ziyaretinden dönen insanlar kamyonların bulunduğu yere toplanmaya başladı. Irak’lı askerler güvenlik barikatı oluşturuyor Naciye ve akrabaları da gelenleri görmeye gidiyor.

Gelenler arasında İŞİD için Emirlik(komutan) yapan biride var. Dahası bu İŞİD canisi Naciye’yi kendisine zorla cariye yapan defalarca tecavüz eden kişidir. Kalabalığın arasında askerlere doğru yürür artık hiç bir şey umurunda değildir.

-“Açın gözlerinizi, açın kulaklarınızı, bu alçak beni ve ailemi zorla alıkoyan adamdır. Bu adamın adı Hacı Ayad’dır. Bana zorla tecavüz eden ve beni başkalarına satan adamdır. Bu nasıl bir şeydir ki sizler bu adamları buraya getiriyorsunuz. Hiç mi insanlığınız yok”…
Kalabalığın içindeki gençler bu adamı ve gelenleri tanır adam birden kaçmaya başlar, gençler peşine düşer. Şengal şehir merkezinde 2014 İŞİD işgali sırasında İŞİD’lilerin barınak olarak kullandığı Rahman Camisine doğru koşar gençler caminin kapısına dayanır. Camiye zarar vermemek için içeri girmezler. Askerler ve polisler gelir, adamı içeride yakalar ve gözaltına alırlar.

Bir diğer ayrıntı gelenler arasında çocuk ve kadınlar yoktur. Sadece erkekler gelmiştir. Sonraki günlerde kaçan adamın İŞİD örgütünde komutan düzeyinde bulunduğu tespit edilince mahkeme tarafından tutuklanır ve cezaevine konur…

Buraya kadar yaşananlar bütün çıplaklığı ile ortada… Olayın ardından önce “Xendan” haber sitesi, sonra Müslüman kardeşlere yakınlığı ile bilinen Kürdistan İslami Toplum Partisi(Yekgirtu) Şengal’de Şeytana tapan Ezidilerin Er-Rahman Camisine saldırdığını ve saldırıda caminin yakıldığına dair video gündeme oturur. Kürt imam oldukları söylenen kişilerin sosyal medyada paylaştığı Kürtçe videolarda Ezidilerin Camiye saldırdığı konuşmalar yayınlanır.

Ezidi toplumu önderleri bu yalan ve kasıtlı haberlerin önüne geçmek için hem Bölgesel Kürt Hükümetine hemde merkezi Irak Hükümetine başvurur.

Yalan haberlerin Kürtçe yayılması Ezidileri derinden üzer.

Bütün bu yalan haberlerin yayıldığı günlerde kendisine ulaşmaya çalıştığım Ezidi dostum Şeyh Hasan ALİ “Şengal de kalan Ezidilere karşı ikinci bir soykırımın planladığından şüphelendiğini dile getiriyor.

Ezidi toplumu yöneticileri Şengal’de bulunan Er-Rahman camiine herhangi bir saldırı olmadığını. Hem merkezi hem de federal Kürt hükümetine ısrarla bildirdi.

Hükümetler adına Musul’dan gelen Şii ve Sünni din adamları Er-Rahman camiinde incelemelerde bulundu. Yapılan incelemeler sonunda herhangi bir saldırı olmadığı, yalan haberleri yayanlar hakkında suç duyurusu yapılacağını açıkladılar.

İçişleri bakanlığı yaptığı son açıklama ile Sünni Arapların Şengal bölgesine dönmelerinin durdurulduğunu açıkladı.

Şeyh Hasan ALİ konuşmamızın devamında Ezidi toplumunun gündeminde olan başka ve önemli bir konuyu dile getiriyor.

Sosyal medyada, televizyonlarda Afrin’de, Cindereşte. Özellikle Türkiye’nin desteklediği grupların bölgesinde, EZİDİLER ekranlara çıkarılarak Müslümanlığı kabul ettiklerine dair görüntülerin Ezidi toplumunu rahatsız ettiğini dile getirdi. Üzülerek izliyoruz. Sabahtan akşama kadar insanlıktan hoşgörüden barıştan bahsedenler acaba bütün bu yaşananları görüyor mu?

“bir tarafta zorla dinlerinden koparılan Ezidiler diğer tarafta ise yalan haberler ile cami saldırısı.

– Günlerdir bizleri kâfir ilan edip şeytana tapmakla suçlayan imamların paylaştığı Cami videosu aslında 2014 yılında İŞİD’in işgal ettiği Diyala şehrinde yaktığı bir caminin görüntüleridir. Görüntülerdeki cami Diyala da İŞİD’in yaktığı camidir. Şengal’deki Er-Rahman Camisi ile hiçbir alakası yoktur.

Ezidiler yaşananlardan dolayı korku içinde, bugün on binlerce Ezidi yurttaş Kürt bölgesinde özellikle Duhok şehrine yakın yerlerde çadırlarda kötü yaşam koşullarında hayatta kalmaya çalışıyor.

Diğer tarafta bugün bile Ezidi kadın ve çocukların dinlerini ve dillerinin zorla değiştirerek yaşamaya mahkûm ettiği Suriye’deki HOL kampında bulunan insanlarımıza ulaşamıyoruz. Küçük yaşta alı konulan çocuklar geçmişlerinden ve kimliklerinden koparılarak birer İŞİD’çi olarak yetiştiriliyor. Şengal’de ki birçok aile İŞİD kamplarında bulunan akrabalarının bir gün döneceği umuduyla yaşıyor.

Ezidi Şeyhi Hasan ALİ Sözlerini şöyle tamamladı
“Bizim Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Şii kardeşlerimizle bir sorunumuz yok, lakin dün insanlarımızı katleden, kadınlarımıza, çocuklarımıza el koyan, kadınlarımızı esir pazarlarında satan İŞİD canilerinin ’de tekrar gelip aramızda yaşamalarını da istemiyoruz. Bu durumu hiç kimse kabul etmez bizler daha analarımızın, babalarımızın kemiklerini çıkaramadık. Yakılıp yıkılıp Talan edilen evlerimizi tekrar inşa edemedik. Topraktan her gün insanlarımızın kemikleri topluyoruz…

Yeryüzünde hangi din, hangi kanun, hangi ahlak bunu kabul eder?

@iznewsagency – bozan aksoy

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...