23 Ekim 2026
20.2 C
İstanbul

Bakırhan’dan süreç açıklaması: Yeni başladı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yeni çözüm sürecinin henüz başında olduklarını belirterek, “Orada bir pazarlık yok. Bu bir kapı aralama, bir iyi niyet sürecidir” dedi. Bahçeli’nin çağrısını da sürecin önemli bir parçası olarak değerlendirdi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ekol TV’de Armağan Çağlayan’ın sunduğu Sorgusuz Sualsiz programında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bakırhan, sürecin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirterek, kamuoyunda tartışılan gizli görüşmeler iddialarına açıklık getirdi.

Bakırhan, “Tarihi bir süreçten geçiyoruz. 100 yıllık mesele ilk kez bu kadar açık tartışılıyor. Ancak daha yolun başındayız. Ne bir masa kuruldu ne de pazarlık yapıldı” dedi.

“Bu bir başlangıçtı, pazarlık yok”

Bakırhan, sosyal medyada tartışılan çağrıların yanlış yorumlandığını belirterek, sürecin henüz müzakere değil diyalog aşamasında olduğunu vurguladı: “Toplumun bilmediği gizli kapaklı bir süreç yok. Ne biliyorsak açıkça söylüyoruz. Bu kez daha şeffaf ilerliyor. Çağrı bir başlangıçtı, bitmiş bir mesele yok.”

“12 metrekarelik hücrede bu mesele yürür mü?”

Abdullah Öcalan’ın koşullarına dair tartışmalara da değinen Bakırhan, örgütün kendi lideriyle ilgili taleplerinin anormal olmadığını belirterek, “Toplumun bu sürece inanması için samimiyet gerekiyor. 12 metrekarelik bir hücrede bu mesele yürür mü?” ifadelerini kullandı.

“Algı değil, gerçek konuşulmalı”

Bazı çevrelerin partilerini karalama çabası içerisinde olduğunu vurgulayan Bakırhan, “Yalan ve yanlış algı yaratanlara toplum inanmaz. Biz pazarlık yapan değil, hakikati dile getiren bir partiyiz. Dokunulmazlıkları 1 saatte kaldıranlar halkın geleceği üzerinde pazarlık yapıyor” dedi.

“Yeni anayasa gündemimizde değil”

Hükümetle yeni anayasa üzerine bir pazarlık içinde olmadıklarını vurgulayan Bakırhan, “Demokratik, herkesin aidiyet duyduğu bir anayasa talebimiz 94’lerden beri var. Ancak şu anda anayasa pazarlığı yapmıyoruz” açıklamasında bulundu.

“Ahmet Özer’e haksızlık yapıldı”

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e yönelik eleştirileri de değerlendiren Bakırhan, “Yıllarca akademisyenlik yapmış bir isim. Seçilince mi örgüt üyesi oldu? Bu bir algı operasyonudur” dedi.

“HSK talebi yalan”

Bakırhan, bazı medya organlarında yer alan “DEM Partili HSK üyeliği talebi” iddialarını kesin bir dille yalanladı. Söz konusu haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirten Bakırhan, “Ne böyle bir talebimiz oldu, ne böyle bir teklif aldık, ne de böyle bir tartışma partimizin gündeminde yer aldı. Algı üretmenin, toplumu yanıltmanın kimseye faydası yok” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, konuyu eş başkan Tülay Hatimoğulları ile de görüştüklerini belirterek, “Kurumsal anlamda bize ulaşmış herhangi bir teklif ya da resmi bir zemin yok. HSK’da bir DEM Partili olur mu? Bu ayrı bir tartışmadır. Elbette sistem adil ve hakkaniyetli olmalıdır. Ama bu konu şu anda bizim gündemimizde yok” dedi.

Bazı çevrelerin masa başında kurgular ürettiğini ve bu tür iddialarla toplumu manipüle etmeye çalıştığını vurgulayan Bakırhan şöyle devam etti:

“Bu tür iddiaların çoğu karşılığı olmayan, gerçekle ilgisi bulunmayan üretimlerdir. Bu tür yalanlarla halkı yanıltmak doğru değil. Biz en başından beri ne biliyorsak halkla paylaştık, paylaşmaya da devam edeceğiz. Kimse şunu unutmasın: Bizim bildiğimiz ama toplumun bilmediği tek bir şey yok ve olmayacak.”

“Kayyum siyasetine karşıyız”

Partisinin halk iradesine yönelik her türlü müdahaleye karşı olduğunu söyleyen Bakırhan, “Bir süreç yürütülüyor diye haksızlığa sessiz kalamayız. Kayyum darbesine her zaman karşı dururuz” diye konuştu.

“Bütün renkleri temsil ediyoruz”

DEM Parti’nin sadece Kürtlerin değil, Türkiye’deki tüm ezilenlerin sesi olduğunu belirten Bakırhan, “Aleviyiz, kadınız, işçiyiz, emekliyiz. En başta Kürt’üz ama yalnız değiliz. Türkiye’nin bütün renkleri partimizde temsil ediliyor” dedi.

“Bahçeli’nin çıkışı önemliydi”

Bahçeli’nin söylemlerinde gözlemlenen değişimin hem dikkat çekici hem de önemli olduğunu belirten Bakırhan, “Daha birkaç hafta öncesine kadar bize yönelik oldukça sert açıklamalar yapıyordu. Bu nedenle çıkışına şaşırdık ama aynı zamanda bunu bir fırsat olarak da görüyoruz. Türkiye’nin barışı için en uzak noktada duran bir ismin böylesi bir çağrı yapması kayda değerdir. Bunu görmezden gelemeyiz” dedi.

Bakırhan, benzer şekilde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de sürece dair yapıcı tutumunun altını çizdi: “Sayın Özel’in yaklaşımı, önceki çözüm süreci döneminde CHP’nin sergilediği tavırla kıyaslandığında oldukça farklı ve olumlu. Eğer bu süreç gerçekten ilerleyecekse, bu yalnızca DEM Parti ile AK Parti arasında yürütülen bir süreç olmamalı. Bahçeli’siz, Özel’siz bir süreç Türkiye’yi temsil edemez; bu da gerçek bir toplumsal barış doğurmaz.”

Sürecin kapsayıcı olması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, “Bu yaşananlardan çıkarılacak çok ders var. İyi niyetli olanlar bu tabloyu doğru okur ve sorumluluk alır” ifadelerini kullandı.

“Demokratik Türkiye için buradayız”

Geçmişten bugüne verdikleri mücadelenin hiçbir döneminde gizli pazarlıkların parçası olmadıklarını belirten Bakırhan, “Biz bodrumlarda siyaset yaptığımızda ortada ne yerel yönetimler vardı ne de meclis. Bugün geldiğimiz noktada, demokratik Türkiye’nin gücü olacağız. Bizi pazarlık partisi gibi göstermeye çalışanlara karşı gerçeği savunmaya devam edeceğiz” dedi.

DEM Parti’nin yalnızca Kürtlerin değil, Türkiye’nin tüm toplumsal kesimlerinin sesi olduğunu vurgulayan Bakırhan, “Biz Kürdüz, Aleviyiz, kadınız, genciz, barınamayan öğrenciyiz, geçinemeyen emekliyiz. Bizim mücadelemiz, adil ve eşit bir cumhuriyet içindir. Demokratik bir anayasa için, İstanbul Sözleşmesi için, özgürlükler için, 85 milyon insanın ortak geleceği için yürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, partilerinin kapsayıcı ve çoğulcu yapısına dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Partimizin içinde Türkler de var, Araplar da, Aleviler de, kadınlar da. Türkiye’nin bütün renkleri bizim çatımız altında bir arada. Böyle bir yapı sadece Kürtler kazansın, diğerleri kaybetsin diyebilir mi? Bu, bizi anlamamaktır. Bizim geleneğimiz ne takiye yapar ne de halkları kandırır. Başta kendi tabanımız olmak üzere, Türkiye halklarını yanıltmaz, yüzünü kızartacak işlerin parçası olmaz.”

Son olarak sürece dair kararların şeffaf ve ortak akılla alındığını belirten Bakırhan, “Biz kimsenin adına pazarlık yapmayız, kimse adına karar almayız. Bu süreci kendi tabanımızla, kurullarımızla, halkımızla yoğun bir tartışma zemini içinde yürütüyoruz” dedi.

(Ekol TV)

Son Haberler

Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenlik, barış ve refah için kuruldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda...

‘Alihan Kuriş’ soruşturmasında 19 kişi daha tutuklandı

Alihan Kuriş'in liderliğinde "çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve...

Viyan Hababi: YBŞ Şengal’de kalacak

Ezidilerin savunmasını yapan  Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) Genel Komutanlık Üyesi Viyan Hababi, Irak hükümetiyle yürütülen görüşmelerin en üst düzeyde devam ettiğini belirterek, “YBŞ ve YJŞ (Şengal Kadın Birlikleri) savaşçıları Şengal’de kalacak” dedi. Hababi, taraflar arasında belirli bir uzlaşının sağlandığını ancak henüz resmi bir anlaşmanın imzalanmadığını ifade etti. Rojnews’e konuşan YBŞ Genel Komutanlık Üyesi, “YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalacağı ve kendi topraklarını koruyacağı konusunda bir anlayışa ulaştık” diye konuştu. “Bağdat’la görüşmeler sürüyor” Şengal’in geleceği, Irak’ın gündemindeki en önemli konular arasında yer alıyor. 12 Eylül’de Ezidi temsilciler ve Şengal savunma güçleri, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile bir araya geldi. Son olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Abudi, MERI Forumu’nda Şengal savunma güçleriyle uzlaşıya vardıklarını açıklamıştı. Hababi, çözüm amacıyla yürütülen görüşmelerin şubat ayından bu yana devam ettiğini belirtti. “Biz Iraklı bir gücüz” Hababi, en başından beri kendilerini Iraklı bir güç olarak tanımladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim Irak’a yönelik herhangi bir tehdidimiz yok. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız ve bu ülkenin bir gücüyüz. Ancak en başından beri Irak’tan talebimiz, savunma gücümüzün genel bir çatı altında, kendi yerinde kalarak toplumumuzu korumasıydı. Görüşmelerin amacı, güçlerimizin Irak ordusuna entegre edilmesi ancak özerkliğini korumasıydı.” “Savaşçılarımız Şengal’den ayrılmayacak” Viyan Hababi, Irak hükümetiyle uzlaşılan başlıklara ilişkin ise şu bilgileri paylaştı: “Genel bir çatı oluşturulacak ve bu yapı Irak hükümetinin bir bakanlığına bağlı olacak. Ancak Êzidî toplumunun özerkliği göz önünde bulundurulacak. Irak hükümetiyle YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalması konusunda anlaştık. Temel görevimiz topraklarımızı, yurdumuzu ve toplumumuzu korumaktır. Bazı çevreler aramızda ve Irak ordusu arasında çatışma çıkmasını istedi ancak biz kan dökülmesini önleyerek bunun önüne geçtik.” YBŞ komutanı Habibi, görüşmelerin bir sonuca ulaşması halinde kamuoyunu resmi bir açıklamayla bilgilendireceklerini söyledi.

Tom Barrack, Ahmed Şara ve Şeybani ile görüştü

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi...

Azerbaycan 31 Türk’ü istenmeyen kişi ilan etti, Erdoğan Aliyev ile görüştü

Azerbaycan hükümeti 31 Türk vatandaşını, bu ülkedeki okullarda başörtüsü...

Yaşar Güler’den Irak ve Suriye açıklaması

Türkiye Milli Savunma Bakanı Güler, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki...

YPJ şartlarını açıkladı: ‘Kadınların kimliğini korumak temel çizgimizdir’

Rojava’da Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlığı, Suriye hükümetiyle...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...