2 Ekim 2026
19.5 C
İstanbul

Bakırhan’dan MHP’nin raporuna eleştiri: Bahçeli’nin cesur çıkışları gitti, rapor bize Kürt sorunu olmadığı anlatıyor

Raporlar TBMM’ye sunuldu, tartışmalar başladı

İlk değerlendirme MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’dan gelmiş, Yıldız, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) raporuna ilişkin “Sürece dair yeni bir şey yok” ifadelerini kullanmıştı. Ardından Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) raporu da kamuoyuna yansıdı. Yıldız, AK Parti raporunun MHP’nin yaklaşımıyla büyük ölçüde paralellik taşıdığını belirtmişti.

MHP’nin raporuna yönelik ilk tepki ise DEM Parti’den geldi. Parti adına yapılan ilk açıklamada, “Karşılıklı diyalog ve müzakereyle ortak noktaları bulabileceğimize olan inancımızı koruyoruz” denildi.

Bakırhan: 120 sayfa boyunca Kürt sorunu yok deniliyor

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise İlke TV’de yayınlanan Konuşma Zamanı programında MHP’nin çözüm süreci kapsamında hazırladığı raporu sert sözlerle eleştirdi.

Bakırhan, raporda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin önceki dönemde yaptığı “cesur çıkışların” yer almadığını belirterek, “120 sayfa boyunca Kürt sorununun olmadığı iddia ediliyor” dedi.

“Bahçeli’nin o cesur çıkışları, değerlendirmeleri, tarihi referansları ve kapsayıcı dili gitmiş; yerine 120 sayfalık bir rapor gelmiş. İlginçtir, bu raporun yaklaşık 100 sayfasında Kürt meselesinin olmadığı anlatılıyor. Bugüne kadar demek ki zorla, cezaeviyle, işkenceyle anlatamamışlar; şimdi bir metne dökülmüş. Çok ayıp.”

“Kürt sorunu var ki diyalog ve müzakere oldu”

Kürt sorununun varlığının tartışma konusu yapılmasını eleştiren Bakırhan, şöyle konuştu:

“Kürt sorunu var mı, yok mu? Biz şimdi bunu mu tartışıyoruz? Kürt sorunu var ki bir diyalog ve müzakere süreci oldu. Kürt sorunu var ki İmralı’ya gidildi. Kürt sorunu var ki orada PKK var. Kürt sorunu var ki Selahattinler, Figenler ve binlerce arkadaşımız cezaevinde. Kürt sorunu var ki binlerce insan sürgünde. Yok, böyle bir sorunumuz yokmuş deniliyor. Bu noktaya böyle mi diyeceğiz?”

“Bahçeli’nin samimiyetine inanıyoruz”

Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin samimiyetine inandıklarını da vurgulayarak, raporun parti içinde dahi şaşkınlık yarattığını söyledi.

“Bahçeli’nin samimi olduğunu düşünüyoruz. Emin olun, MHP’nin raporu bizi biraz şaşırttı. Umarım yasa tartışmaları sırasında ortaklaşabileceğimiz bir zemin ortaya çıkar. En azından bugüne kadar kullandıkları söylemlere uygun bir yaklaşım sergilenir.”

AK Parti raporu: ‘Tam istediğimiz gibi değil ama bir pencere var’

AK Parti’nin sürece ilişkin raporunu da değerlendiren Bakırhan, raporun eksiklerine rağmen dikkat çekici yönleri bulunduğunu ifade etti.

“Birçok noktada ayrışıyoruz ama raporun tamamında bir pencere aralığı var. Kürt meselesi ile demokratikleşme arasındaki bağı kurması açısından bunu önemli buluyorum. AK Parti ilk kez raporunda, Kürt meselesini sadece ‘terörü bitirme’ söylemiyle ele almıyor.”

Bakırhan, raporda yer alan “Kürt meselesi Türkiye’nin kendisiyle imtihanıdır” ifadesini de önemli bulduklarını belirtti.

“Bu tespit doğrudur. Kürt meselesi Türkiye’nin kendisiyle imtihanıdır. Bu imtihanı hep birlikte geçmemiz gerekiyor.”

“Sürecin adı değil, sonucu önemlidir”

Sürecin farklı kesimler tarafından farklı adlandırılmasına da değinen Bakırhan, isimlendirmeden ziyade sonucun belirleyici olduğunu söyledi.

“Biz kimin süreci nasıl adlandırdığını çok önemli görmüyoruz. Dünyanın her yerinde böyledir. Hak arama ve demokrasi mücadelesini yürütenlerin gücü ve örgütlülüğü sonucu belirler.”

“Meclis Başkanı’nı sözlerini hatırlamaya davet ediyorum”

Bakırhan, raporların parti raporları olduğunu ve ortak bir Meclis raporunun henüz ortaya çıkmadığını belirterek, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un sürecin başında yaptığı açıklamaları hatırlattı.

“Sayın Meclis Başkanı, sürecin başında ‘Silahlar sussun, o zaman konuşamayacağımız sorun kalmayacak’ demişti. Kendilerini bu sözlerini hatırlamaya ve bu sözlere uygun, ortak ve kapsayıcı bir rapor ortaya koymaya davet ediyorum.”

“Başlıklar önemli ama içerik tatmin etmiyor”

AK Parti raporunda AİHM göndermeleri, ekonomik uyum, psikososyal destek ve idari uygulamalara dair başlıkların yer aldığını belirten Bakırhan, buna karşın içeriğin yeterli olmadığını ifade etti.

“Üzerinde tartışılabilecek önemli başlıklar var. Ancak içerik yeterince tanımlayıcı ve tatmin edici değil.”

 

Son Haberler

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...