3 Ekim 2026
18.3 C
İstanbul

Bafıl Talabani, “Gelin, PKK ile Türkiye’yi barışalım. Mam Celal yaptı biz neden yapamayalım?”

Kürdistan Yürtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafıl Talabani, KDP ile yaşadıkları sorunun aşılması için her türlü diyaloğa hazır olduğunu vurgulayarak, “Siz bir adım atın biz KYB olarak  10 adım atmaya hazırız” dedi.

Rudaw Araştırmalar Merkezi öncülüğünde düzenlenen “Ortadoğu’nun Dönüm Noktaları ve Geleceği” konulu 2. Erbil Forumu devam ediyor.

Gazeteci Mahmud Baban’ın modoratörlüğünü yaptığı “Kürdistan Bölgesi’nin iç durumu ve istikrar konuları” paneline konuk olan Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafıl Talabani, Kürdistan Bölgesi’ndeki durumlar, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile aralarında son dönemde yaşanan gerilim ve Erbil-Bdğat ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu.

Talabani, Kürdistan’ın her tarafında temel sorunun partilerden kaynaklandığını belirterek, “KDP ile sorunumuz bu çerçevedir. KYB, KDP ile yaşadığımız sorundan rahatsızdır. Çünkü bu gerilimden en çok Kürdistan halkı zarar görüyor” dedi.

“KDP ile sorunlar 5 dakikada çözülür”

İki parti arasında yaşanan sorunun “basit” sorunlar olduğunu ve istendiğinde 5 dakikada çözülebileceğini vurgulayan Talabani, “Böyle basit  sorunlar yerine daha önemli ve  stratejik konularla meşgul olmalıyız” ifadelerini kullandı.

“Sorunlarımızı çözmek için bir yabancının ‘gelin oturun’ demesini neden bekleyelim?” diyen Talabani, “Siyasi partilerin çekişmesi, rekabet etmesi olağandır ama hükümet kurumları başka bir siyasi gücü yıkmak için kullanıldığında bu başka bir meseledir ki bu doğru değildir” diye konuştu.

KYB’nin Kürdistan Bölgesi hükümeti kabinesi toplantılarını boykot etmeye devam edeceğini belirten Talabani, “Sorunlar çözülene kadar kabine toplantılarına katılmaya hazır değiliz” dedi.

Başbakan Yardımcısı Kubad Talabani’nin uzun süredir hükümet toplantılarına katılmadığını, ancak birgün olsun hükümet ortaklarının kendisini arayarak “neden” diye sormadığını belirten KYB Başkanı, “Kubad, hükümet ile uyumlu çalışmak için partisiyle çatıştı. Particiliğe karşı olduğu için çok bedeller ödedi. Belki ben particilik yaparım ama Kubad öyle değildi. O bir diplomattır, Kürtperverdir” yorumunda bulundu.

Talabani: Erbil ile Süleymaniye arasındaki eşitsizlik olduğunu savunarak, “Erbil uzaya insan göndermek üzere ama Süleymaniye kendi halinde kaldı” yorumunu yaptı.

KDP ile “uzayda da olsa” görüşmeye hazır olduklarını vurgulayan Bafıl Talabani, “Partilerin bayrağını taşıyacağımıza Kürtlüğün bayrağını taşıyalım. Kürdistan Yurtseverler Birliği olarak diyaloğa kapımız her zaman açıktır.

“KDP ile hareket etmez isek Kerkük sorunu çözülmez”

Talabani, KDP ile Kerkük için ortak çaba sarf etmediklerini belirterek, “Ama şunu söyleyeyim KDP ile ortak bir çalışma yapmazsak Kerkük sorunu ve 140 madde çözemeyiz” ifadelerini kullandı.

En son Mam Celal, Başkan Mesud Barzani ve Kerkük Valisi Necmettin Kerim ile yaptıkları toplantıya atıfta bulunan Bafıl Talabani “Kak Mesud Barzani ‘Süleymaniye’yi Erbil düzeyine getireceğiz’ dedi. Ancak bu söz tutulmadı” şeklinde konuştu.

Talabani, İki parti arasında yaşanan sorunlar nedeniyle hükümet kurumları ve güvenlik güçlerinin çalışmalarının durma noktasına geldiğini kaydetti.

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin taraflar arası sorunu çözmek için başlattığı inisiyatife değinen Talabani, sorunun çözümü için nerden gelirse gelsin her türlü girişimi desteklemeye hazır olduklarını yineledi.

“Mam Celal’in KYB’si güçlü Irak güçlü Kürdistan anlayışını taşıyor”

KYB Başkanı Bafıl Talabani, Irak’ın güçlenmesi yönündeki her türlü adımı desteklediklerini belirterek “Mam Celal’in KYB’si güçlü Irak güçlü Kürdistan anlayışını taşıyor. Dört parçadaki Kürtlerin birliği kadar Irak’ın da birliğinden yanayız” dedi.

KYB’nin dış ilişkilerinin her zamankinden daha iyi durumda olduğunu vurgulayan Talabani, Bağdat’ı neden sık sık ziyaret ettiği sorusuna, “Bağdat üzerinden Kürdistan Bölgesi halkına hizmet edebileceğimize inanıyorum. Kürdistan Bölgesi ve Irak’taki durumu iyileştirmeye hazırız” yanıtını verdi.

Kerkük’ün önemine dikkati çeken Talabani, her fırsatta Bağdat’la bu konuyu görüştüklerini vurgulayarak “Mam Celal, Kerkük meselesinin bir beyin ameliyatı olduğunu söylerdi. Necmeddin’i (Dr. Necmeddin Kerim) de o yüzden oraya koymuştu” ifadesini kullandı.

Bafıl Talabani, “Gelin, PKK ile Türkiye’yi barışalım. Mam Celal  yaptı biz neden yapamayalım?” diye konuştu.

“Tüm bileşenler kendi temsilini yapmalı”

Kürdistan Bölgesi’ndeki hükümet ortakları ile azınlıkların seçimlerde partiler adına değil bağımsız girmesini desteklediklerini dile getiren Talabani, “Tüm bileşenler kendi temsilini yapmalı. Türkmenler KYB’li olmasın Türkmen olsun. Ezidi Ezidi, Hristiyan Hristiyan olarak kalsın. Ne yapacaklarına kendileri karar versin partiler değil” ifadelerini kullandı.

Talabani bu sorunlar devam ettikçe seçime gidilmesini doğru bulmadığını ve sorunların seçimle çözülemeyeceğini söyledi. Rudaw-iznews

Son Haberler

Seyyid’ül Şüheda: Kürdistan Bölgesi’nin güvenliği Irak’ın güvenliğidir

Seyyid'ül Şüheda Tugayları Genel Sekreteri Ebu Ala el-Welayi, ABD...

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.