23 Ekim 2026
17.3 C
İstanbul

Avukattan Rojin’in telefonuyla ilgili açıklama

Rojin Kabaiş soruşturmasında 21 ay geride kalırken, dosya avukatı Medine Turantaylak, “iki erkek DNA’sına ilişkin incelemelerin sürdüğünü, telefonun hala açılamadığını, raporların beklendiğini ve telefonun içeriğinin önemli olduğunu” kaydetti. 

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş’in, 27 Eylül 2024’te kampüs yerleşkesinde kaybolmasının ardından 15 Ekim 2024’te cenazesine ulaşılmasıyla gündeme gelen şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma sürüyor.

Olayın üzerinden 21 ay geçmesine rağmen dosyadaki birçok soru işareti yanıt beklerken, soruşturmanın geldiği aşama ile aile ve avukatlarının talepleri kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor.

Dosyadaki son gelişmeleri değerlendiren aile avukatı Medine Turantaylak, soruşturma sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.

“DNA’lardan herhangi bir eşleşme sağlanmadı”

Dosyada yanıt bekleyen en önemli başlıklardan birinin Rojin Kabaiş’in bedeninde tespit edilen iki erkek DNA’sı olduğunu belirten Turantaylak, şu bilgileri paylaştı:

“Savcılık tarafından yürütülen incelemeler sürüyor. Şimdiye kadar yaklaşık 410 kişinin DNA örneğin alındı ancak DNA’lardan herhangi bir eşleşme sağlanmadı. Rojin Kabaiş’in bedeninde tespit edilen iki erkek DNA’sının kime ait olduğu halen açıklığa kavuşmuş değil. Savcılık, şüpheli olabilecek kişilerin DNA örneklerini almaya ve karşılaştırma yapmaya devam ediyor. Savcılık çalışmaların sürdüğünü tarafımıza bildirdi.

“Telefonun içeriği soruşturma açısından büyük önem taşıyor”

Dosyadaki en kritik durumlardan biri Rojin’nin açılmayan telefonu. Bu telefon iki yıldır açılmadı. Telefonun içeriği soruşturma açısından büyük önem taşıyor. Özellikle mesajlaşma uygulamaları üzerinden yapılmış olabilecek görüşme ve yazışmalar, dosyanın aydınlatılmasına katkı sunacaktır.

Telefonun açılarak incelenmesini oldukça önemli buluyoruz. Türkiye’de yetkili kurumlar tarafından yapılan çalışmalarda telefon açılamadı. Bunun üzerine telefon bir süre önce İspanya’ya gönderildi ancak orada yapılan incelemelerde de sonuç alınamadı. Daha sonra telefonun üretici firma tarafından açılabilmesi için başvuruda bulunduk. Üretici firmanın Çin’de bulunması nedeniyle şu anda Çin’le yazışmalar devam ediyor. Ancak henüz olumlu ya da olumsuz bir yanıt verilmiş değil.”

Adalet Bakanlığı yeni rapor hazırlayacak

Soruşturma kapsamında baz istasyonu kayıtlarının yeniden inceleneceğini de aktaran Turantaylak, Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan özel bir ekip tarafından yeni bir rapor hazırlanmasının beklendiğini söyledi.

Medine Turantaylak, “Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçlar Araştırma Bürosu tarafından daraltılmış baz kayıtlarının da değerlendirileceği bir rapor hazırlanacağı bilgisi tarafımıza iletildi. Daha önce dosyaya giren baz kayıtları daraltılmış nitelikte değildi. Savcılıkla yaptığımız görüşmede, oluşturulan ekip içerisinde Gülistan Doku ve Narin Güran dosyalarında rapor hazırlayan uzmanların da yer aldığı ifade edildi. Talep edilen tüm bilgi ve belgelerin tamamlanmasının ardından söz konusu ekip raporunu hazırlayarak dosyaya sunacak” diye konuştu.

“Kamera görüntüleri yeniden incelenecek”

Rojin Kabaiş’in son olarak görüldüğü anlara ilişkin kamera kayıtlarının da yeniden inceleneceğini belirten Medine Turantaylak, ANF’ye verdiği demeçte konuya ilişkin şunları söyledi:

“Rojin’in son görüldüğü kamera kayıtları üzerinde iyileştirme çalışması yapılmasını istemiştik. TRT tarafından görüntüler üzerinde iyileştirme yapılarak kayıtlar dosyaya sunuldu. Şimdi bu görüntüler yeniden incelenerek yeni bir rapor hazırlanacak. Daha önce netlik bulunmayan bazı hususların bu incelemeler sonucunda ortaya çıkabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle hazırlanacak raporu önemli görüyoruz.

Soruşturmada halen sonuçlanması beklenen birçok önemli başlık var. Özelikle telefon incelemesi, kamera kayıtlarına ilişkin raporlar ve DNA çalışmaları dosyanın seyrini belirleyecek. Gelinen aşamada telefonun açılması, kamera görüntülerinin incelenmesi sonucunda hazırlanacak rapor ve Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanacak raporu bekliyoruz. Bunun yanında devam eden DNA çalışmalarını da yakından takip ediyoruz. Dosyanın aydınlatılması açısından bu delillerin sonuçlanması büyük önem taşıyor.”

“Kısıtlılık kararı soruşturmayı etkiledi”

Soruşturma sürecinde uygulanan gizlilik ve kısıtlılık kararlarının dosyanın takibini zorlaştırdığını dile getiren Medine Turantaylak, bu durumun soruşturma sürecine etki ettiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Soruşturma dosyasındaki kısıtlılık kararı biz vekillere de uygulandı. Aylar boyunca dosyayı inceleme imkanımız olmadı. Dolayısıyla savcılığın soruşturmayı nasıl yürüttüğünü takip edemedik. Soruşturmaya dahil olmamız engellendiği için bu durum, soruşturmanın seyrini de etkiledi. Hangi delillerin toplandığını ve hangi işlemlerin yapıldığını bilmediğimiz için taleplerimiz de doğal olarak daha sınırlı kaldı. Bu durum dosyanın gidişatını etkileyen önemli faktörlerden biri oldu.

Ancak gelinen aşamada savcılık tarafından kısıtlılık kararı tarafımıza uygulanmıyor. Şunu belirtmekte fayda var; bizim bilgimiz dahilinde olup da kamuoyuna yansımayan herhangi bir durum söz konusu değil. Dosyada önem verdiğimiz ve sonucunu beklediğimiz delillere ilişkin bilgileri kamuoyuyla paylaştık. Şu an itibarıyla soruşturmanın aydınlatılması açısından kritik gördüğümüz süreçlerin tamamlanmasını bekliyoruz.”

Son Haberler

Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenlik, barış ve refah için kuruldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda...

‘Alihan Kuriş’ soruşturmasında 19 kişi daha tutuklandı

Alihan Kuriş'in liderliğinde "çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve...

Viyan Hababi: YBŞ Şengal’de kalacak

Ezidilerin savunmasını yapan  Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) Genel Komutanlık Üyesi Viyan Hababi, Irak hükümetiyle yürütülen görüşmelerin en üst düzeyde devam ettiğini belirterek, “YBŞ ve YJŞ (Şengal Kadın Birlikleri) savaşçıları Şengal’de kalacak” dedi. Hababi, taraflar arasında belirli bir uzlaşının sağlandığını ancak henüz resmi bir anlaşmanın imzalanmadığını ifade etti. Rojnews’e konuşan YBŞ Genel Komutanlık Üyesi, “YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalacağı ve kendi topraklarını koruyacağı konusunda bir anlayışa ulaştık” diye konuştu. “Bağdat’la görüşmeler sürüyor” Şengal’in geleceği, Irak’ın gündemindeki en önemli konular arasında yer alıyor. 12 Eylül’de Ezidi temsilciler ve Şengal savunma güçleri, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile bir araya geldi. Son olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Abudi, MERI Forumu’nda Şengal savunma güçleriyle uzlaşıya vardıklarını açıklamıştı. Hababi, çözüm amacıyla yürütülen görüşmelerin şubat ayından bu yana devam ettiğini belirtti. “Biz Iraklı bir gücüz” Hababi, en başından beri kendilerini Iraklı bir güç olarak tanımladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim Irak’a yönelik herhangi bir tehdidimiz yok. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız ve bu ülkenin bir gücüyüz. Ancak en başından beri Irak’tan talebimiz, savunma gücümüzün genel bir çatı altında, kendi yerinde kalarak toplumumuzu korumasıydı. Görüşmelerin amacı, güçlerimizin Irak ordusuna entegre edilmesi ancak özerkliğini korumasıydı.” “Savaşçılarımız Şengal’den ayrılmayacak” Viyan Hababi, Irak hükümetiyle uzlaşılan başlıklara ilişkin ise şu bilgileri paylaştı: “Genel bir çatı oluşturulacak ve bu yapı Irak hükümetinin bir bakanlığına bağlı olacak. Ancak Êzidî toplumunun özerkliği göz önünde bulundurulacak. Irak hükümetiyle YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalması konusunda anlaştık. Temel görevimiz topraklarımızı, yurdumuzu ve toplumumuzu korumaktır. Bazı çevreler aramızda ve Irak ordusu arasında çatışma çıkmasını istedi ancak biz kan dökülmesini önleyerek bunun önüne geçtik.” YBŞ komutanı Habibi, görüşmelerin bir sonuca ulaşması halinde kamuoyunu resmi bir açıklamayla bilgilendireceklerini söyledi.

Tom Barrack, Ahmed Şara ve Şeybani ile görüştü

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi...

Azerbaycan 31 Türk’ü istenmeyen kişi ilan etti, Erdoğan Aliyev ile görüştü

Azerbaycan hükümeti 31 Türk vatandaşını, bu ülkedeki okullarda başörtüsü...

Yaşar Güler’den Irak ve Suriye açıklaması

Türkiye Milli Savunma Bakanı Güler, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki...

YPJ şartlarını açıkladı: ‘Kadınların kimliğini korumak temel çizgimizdir’

Rojava’da Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlığı, Suriye hükümetiyle...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...