3 Ekim 2026
14.9 C
İstanbul

Amedspora ırkçı saldırı: Herkesimden kınama

Bursaspor-Amedspor maçı öncesi yaşanan arbede, Diyarbakırsporlu futbolculara saldırı ve  trübünlerde açılan “Yeşil” ve Beyaz Toros” pankartlarına tepkiler gelmeye devam ediyor.  CHP, Saadet ve AK Parti’den DEVA, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi, STK ve sanatçılardan tepki geldi. 

Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan olaylı Bursaspor-Amedspor maçında trübünlerde açılan “Yeşil” ve Beyaz Toros” pankartlar ilgili yapılan açıklamada “Tribünlere kabul edilemez görselleri sokan kamu görevlileri açığa alındı” denildi.

Bursaspor-Amedspor maçında tribünlerde “Beyaz Toros” ve “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın pankartları açılmasına birçok siyasetçi, TSK ve sanatçılardan tepki yağdı.

Karamolloğlu: Herkesi sağduyuya, yetkilileri ise göreve davet ediyoruz

Öte yandan yaşanan duruma ilişkin siyasi partilerden ve STK’lardan da tepkiler gelmeye başladı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu,Twitter’dan yaptığı paylaşımda “Bursaspor-Amedspor maçında görmek istemediğimiz görüntüler ve olaylar, gectigimiz hafta yeşil sahalarda gördüğümüz birlik ve beraberlik ruhundan sonra bizleri derinden üzmüştür.Şiddet ve şiddeti öven mesajlar, şu anda ülkemizin ihtiyaç duyduğu dayanışma ruhuna zarar vermektedir. Yaşananların tekrar etmemesi için herkesi sağduyuya, yetkilileri ise göreve davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır Barosu, Bursa’ya giden Amedspor ekibinin bulunduğu otel önünde bir grubun slogan atması ile ilgili olarak “Gerekli önleyici tedbirlerin alınmamış olmasını kaygıyla karşılıyoruz” ifadelerini kullandı.

AK Partili Abdurrahman Kurt’tan tepki

Diyarbakırlı siyasetçi aynı zamanda AK Parti MKYK Üyesi Abdurahman Kurt ise Twitter hesabından maçta açılan pankarların resmini paylaşarak “ Son zamanlarda stadyumların ülkede kaosa hizmet ettirilmeye çalışıldığını görüyoruz.Sevgili Bursa spor taraftarları belki çoğunuzun farkında bile olmadığı görselleri açanlar sizin üzerinizden bu operasyonu yapıyor belli ki.Buna ilk karşı çıkması gerekenler sizler olmalısınız.

Devlette elbette gereğini yapıyor,yapacaktır.Kardeşliğimize gölge düşürülmesine ,bir avuç kendini bilmezin ülkemizin kardeşlik ve geleceğine gölge düşürmesine müsaade edilemez .Hele bu acılı günlerimizde…” şeklinde tepki gösterdi.

Nihat Doğan: Sorumlular cezalandırılsın

Amedspor’a yönelik ırkçı saldırıya bir tepki de Sanatçı Nihat Doğan’dan geldi. Doğan Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “AMEDSPOR’a yönelik saldırıyı kınıyorum. Bu saldırının tüm sorumluları cezalandırılmalıdır” dedi.

Ali Babacan: Gereği yapılsın

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali babacan ise olaylarda sorumluluğu olanların cezalandırılmasını istedi.

Ali Babacan Twitter’dan yapttığı paylaşımda “Bursa’da dünden beri yaşanan olaylar karşında önlem alınmamış olması sorumsuzluktur. Suçu ve suçluyu öven davranışları da sahada siddet olaylarına sebep olan görüntüleri de reddediyoruz. Gereğinin yapılması ve sorumluların cezalandırılması için yetkileri göreve davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu: Milletimiz sizin tuzağınıza asla düşmeyecek

Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, sosyal medya hesabından yaşananlara tepki göstererek tedbir almayan sorumluların cezalandırılması gerektiğini söyleyerek “Karanlık elleriyle bugün Bursa’da ortalığı karıştırmaya kalkışanlar, kardeşi kardeşe düşürmeye çalışanlar bilsinler ki milletimiz sizin tuzağınıza asla düşmeyecek” dedi.

Davutoğlu’nun paylaşımı şu şekilde:

“Karanlık elleriyle bugün Bursa’da ortalığı karıştırmaya kalkışanlar, kardeşi kardeşe düşürmeye çalışanlar bilsinler ki milletimiz sizin tuzağınıza asla düşmeyecek. Tedbir almayarak sahada ve saha dışındaki provokasyonlara izin veren sorumlular cezalandırılmalıdır.”

Diyarbakır Barosu: Kınıyoruz

Diyarbakır Barosu da yaşananlara ilişkin Twitter hesabı üzerinden açıklama yaparak şu ifadelere yer verdi:

“Bursa’da, Amedspor’un bulunduğu otel önünde bir grubun ırkçı ve ayrımcı sloganlar attığı görüntüler kamuoyuna yansımıştır.

Gerekli önleyici tedbirlerin alınmamış olmasını kaygıyla karşılıyoruz.

Bu eylemleri kınadığımızı ve hukuki süreci başlatacağımızı kamuoyuyla paylaşırız.”

“Bunlara göz yuman her kimse hem ülkemize hem insana düşmandır”

TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise, “Halkı birbirine düşürmeye çalışan, daha bir ay önceki depremde hasar gören bir kentin futbol takımına bile saldıran, provokatif pankartlar açan ve tüm bunlara geceden beri göz yuman her kimse hem ülkemize hem insana düşmandır.” ifadelerini kullandı.

Ensarioğlu: Üç beş kişinin yaptığı bir eyleme karşılık yapılanlar kabul edilemez

İYİ Parti Ortadoğu Politikaları Başkanı Mehmet Salim Ensarioğlu, Bursa’da Amedspor futbolcu ve taraftarlarına yapılan saldırıya tepki göstererek “Diyarbakır da oynanan müsabakaya misilleme olarak yapıldığını kimse bize anlatmasın. Irak Bölgesel Kürt yönetimin yasal bayrağı ve haklarında soruşturma açılan sadece üç beş kişinin yaptığı bir eyleme karşılık yapılanlar kabul edilemez” dedi.

CHP: Amedspor’a yönelik çirkin saldırı

CHP Diyarbakır İl Başkanlığıise maçta yaşananlara ilişkin yaptığı  açıklamada Amedspor’a yönelik saldırılaraı “çirkin saldırı” olarak tanımladı.

Ve Amedspor yanlız değildir denildi. Açıklama şu şekilde:

“CHP Diyarbakır İl Başkanlığı’nın Amedspor’a yönelik çirkin saldırı hakkındaki açıklamasıdır

Amedspor, yalnız değildir!

Bugün Bursa’da oynanan karşılaymada, Amedspor futbolcuları ve taraftarlarına yapılan saldırı ve tribünden açılan pankartlar, manevi duygularımızda deprem etkisi yaratmıştır.

Ülkemizi sarsan ağır depremin yıkıcı etkisinin yaraları sarılırken, kentimize ve bölgeye ilk koşan belediyeler arasında Bursa’nın CHP’li Nilüfer ve Gemlik Belediyeleri de bulunuyordu. Bu dayanışma, ülkemizdeki toplumsal barışa olan inancımızı pekiştirmiş, geleceğe olan inanç ve güvenimizi de artırmıştı. Bu nedenle, daha dün CHP Diyarbakır İl Başkanlığı adına; bu kıymetli yardımın, kentimizde büyük bir karşılığı bulunduğunun nişanesi olarak, Nilüfer ve Gemlik Belediye Başkanlarımıza ilk fırsatta birer teşekkür plaketi takdim etmiştik.

Bunun yarattığı kıvanç ve mutlulukla kentimize dönerken, bugün yine Bursa’da ama bu kez farklı bir siyasal gündemi olan bir güruhun çirkin saldırılarına tanık olduk. Kentimizin takımı Amedspor, Bursaspor karşılaşmasında kafalarına bıçak ve mermi gibi ölümü çağrıştıran maddelerle saldırıya uğradı. Bu yetmezmiş gibi, yine tribünlerden toplumsal barışı dinamitleyecek nitelikte, bölge halkının 1990’lı yıllarda ölümle eş tuttuğu sembollerden “Beyaz Toros” posteri ile azılı bir katil olduğu bilinen firarari sanık “Yeşil” kod adlı karanlık şahsın fotoğrafları açılmıştır.

Bu; ne sporla ne siyasetle ne de sıradan bir öfke ile açıklanabilecek bir durum değildir. Bu durumun sorumluları, günlerdir yapılacak maç öncesinde tedbir alınması için yapılan çağrılara kulak tıkayan AKP Hükümeti’nin yetkilileri, İçişleri Bakanı ve İl Valisi’dir.

45 binden fazla yurttaşımızın kaybına neden olan depremden sonra, Bursa’da yaşanan bu olaylar, kentimizde ve bölgemizde, yatta dünyanın bir çok yerinde on binlerce taraftarı bulunan, taraftar sayısı bakımından ülkemizin ilk 5 büyük takımı arasındaki Amedspor’a gönül verenlerde bir de manevi deprem yaratmıştır. Yapılan bu saldırı, toplumsal barışın temellerine konulan bir dinamitten farksızdır.

Bu vesile ile olan bitene göz yuman yetkilileri şiddetle telin ve protesto ediyoruz. Amedspor’umuza ve camiamıza da geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.

Almedspor, bilinmelidir ki yalnız değildir ve asla yalnız kalmayacaktır.”

Ne oldu?

TFF 2. Lig Beyaz Grup’ta bugün saat 14:00’te oynanacak Bursaspor maçı için Bursa’ya giden grup lideri Amedspor oyuncularının kaldığı otelin önüne gelen bir grup taraftar, “Ne mutlu Türküm diyene” sloganları atarak havai fişek attı.

Sosyal medya platformları üzerinde görüntüler kısa sürede geniş bir kitleye ulaştı.

Maçın oynandığı saatlerde BursaSpor tirbünklerinde eski JİTEM üyesi “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım ile “Beyaz Toros” ve ‘ın pankartları açıldı.

Daha sonra futbolcular arasında gerginlik yaşandı.

Çevik kuvvet müdahale etti

Amedsporlu futbolcular, zemini incelemek için sahaya çıktığında, tribünlerdeki Bursaspor taraftarlarının protestosuyla karşılandı. Amedsporlu bazı futbolcuların da taraftarlara karşılık vermesiyle tansiyon yükseldi. Bunun üzerine Bursasporlu futbolcular da sahaya çıktı. İki takım futbolcuları arasında yaşanan arbedeye çevik kuvvet polisleri müdahale etti. Polisin müdahalesiyle saha içerisindeki arbede sonlandırılırken, her iki takımın oyuncuları soyunma odasına geri döndü. Amedsporlu futbolcuların soyunma odasına girişi sırasında tribünlerden pet şişe atıldı.

“Oyuncularımıza soyunma odasında saldırılıyor”

Maç daha sonra 2-1 Bursasporun galibiyeti ile son bulurken, Amedspor Twitter hesabından yapılan açıklamada oyunculara saldırıldığı kaydedildi.

Yapılan açıklamada “Oyuncularımıza soyunma odasında saldırılıyor. @TFF_Org” denildi.

Twitter’da “#Amedsporyalnızdeğildir” etiketi altında kullanıcılar tepkilerini gösterdi

Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu konuya ilişkin açıklama yaptı.

Soylu Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Bursa’daki futbol müsabakasında, futbol seyrinin dışındaki görseller kabul edilemez ve spor ile bağdaştırılamaz. Bu görsellerin stada sokulmasında zafiyet gösteren kamu görevlileri ile ilgili soruşturma başlatılmış ve ilgili kamu görevlileri açığa alınmıştır” ifadesini kullandı.

Son Haberler

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.