27 Temmuz 2026
25.2 C
İstanbul

90 bin kişinin tahliye olacağı infaz düzenlemesi Meclis’ten geçerek yasalaştı

AK Parti ve MHP gruplarının hazırladığı infaz düzenlemesine ilişkin kanun teklifi, TBMM’de kabul edilerek yasalaştı. Terör, cinayet, uyuşturucu, cinsel saldırı suçlarının kapsam dışı tutulduğu yeni yasa, 90 bin kişiye tahliye yolunu açtı. Ayrıca cezaların infazında yarı oranında indirime gidildi.

AK Parti ve MHP’nin bazı suçlarda infaz indirimi, denetimli serbestlik süresinin arttırılması ve açık cezaevlerinden izinlerle yaklaşık 90 bin kişinin tahliyesini öngören ortak yasa teklifi Meclis’ten geçti.

279 KABUL OYU İLE YASALAŞTI

AK Parti ve MHP’nin oylarıyla kabul edilen teklifin oylamasına 330 milletvekili katıldı. Teklif, 279 kabul, 51 ret oyuyla kanunlaştı. Salı günü başlayan 70 maddelik teklifin görüşmeleri kesintisiz 7 gün sürdü.

90 BİN KİŞİYE TAHLİYE YOLU AÇILDI

Yasayla 90 bin kişiye tahliye yolu açıldı. Ayrıca cezaların infazında yarı oranında indirime gidildi ve denetimli serbestlik bir kere mahsus 3 yıla çıkarıldı. Terör, cinayet, uyuşturucu, cinsel saldırı suçlarının kapsam dışı bırakıldı.

İNFAZ HAKİMLİĞİ KURULACAK

AK Parti ve MHP gruplarının ortak hazırladığı düzenlemeye göre, infaz hakimliğinin mevcut görevleri arasına Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikayetleri incelemek ve karara bağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gereken tüm kararları vermek ve işleri yapmak görevleri de eklenecek.

İnfaz Hakimliği Kanunu’nun amacı, yapılan düzenlemeye uyum sağlaması için, “Bu Kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemlere veya bunlarla ilgili faaliyetlere ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara yönelik şikayetleri incelemek ve karara bağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hakimliklerine ilişkin hükümleri kapsar.” şeklinde değiştirilecek.

İnfaz Hakimliği Kanunu ve diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek amacıyla her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak, belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) olumlu görüşü alınarak, Adalet Bakanlığınca infaz hakimliği kurulacak.

İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla infaz hakimliği kurulabilecek. Bu durumda infaz hakimlikleri numaralandırılacak. Müstakilen infaz hakimliğine atanan hakimler, adli yargı adalet komisyonlarınca başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemeyecek.

Son Dakika: 90 bin kişinin tahliye olacağı infaz düzenlemesi Meclis'ten geçerek yasalaştı

İnfaz hakimliği bulundukları il veya ilçenin adı ile anılacak. İnfaz hakimliğinin yargı çevresi, kuruldukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırları olacak.

Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile anılan infaz hakimliğinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine HSK tarafından belirlenecek. Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir infaz hakimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine HSK tarafından karar verilecek.

İnfaz hakimliğinin yetkisi, hükmün infazına ilişkin işlemin yapıldığı yere göre belirlenecek. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında idarece yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere ilişkin yapılan şikayetler bakımından işlemin yapıldığı veya faaliyetin gerçekleştiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yerde infaz hakimliği yetkili olacak. İnfaz hakimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel bulunacak.

Kanunla, infaz hakimlerine yeni görevler de verildi. Buna göre, infaz hakimleri, Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikayetleri inceleyecek.

Öte yandan infaz hakimleri, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mahsup, ceza zaman aşımı ve hükümlünün ölümü hallerinde verilecek kararlar da dahil olmak üzere hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları alacak ve işleri yapacak.

Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararların kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bu karar, işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren 15 gün, her halde yapıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde şikayet yoluyla infaz hakimliğine başvurulabilecek.

Son Dakika: 90 bin kişinin tahliye olacağı infaz düzenlemesi Meclis'ten geçerek yasalaştı

7 GÜN İÇİNDE İTİRAZ YOLUNA GİDİLEBİLECEK

İnfaz hakiminin kararlarına karşı şikayetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren yedi gün içinde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilecek. Kanunlarda infaz hakiminin onayına tabi olduğu belirtilen hususlarda da bu hüküm uygulanacak.

İnfaz Hakimliği Kanunu ve Türk Ceza Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da infaz hakimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişiklikler veya infaz hakimliğine yeni görevler veren düzenlemeler, 1 Eylül 2020 tarihinden itibaren uygulanacak. Bu tarihe kadar mevcut hükümlerin uygulanmasına devam edilecek.

İnfaz hakimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişiklikler nedeniyle olağan veya olağanüstü kanun yolu incelemesinde bozma kararı verilemeyecek. Kanunla yapılan değişikliklerin uygulanacağı tarihe kadar, iş ve kadro durumu dikkate alınarak değiştirilen hükümlere göre infaz hakimlikleri kurulacak ve faaliyete geçirilecek.

Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen 30 gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, infaz hakimliği kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verecek ve bu karar derhal infaz edilecek. Hükmedilen seçenek tedbirin, hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, infaz hakimliğince tedbir değiştirilecek.

Cezanın ertelenmesi; mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilecek. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilecek. Koşulun yerine getirilmesi halinde, infaz hakimi kararıyla hükümlü, infaz kurumundan derhal salıverilecek.

Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü; kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılamayacak.

Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında, “Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılmamasına” karar verilebilecek.

Kasten yaralama suçunun, üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevlisinin sahip bulunduğu nu¨fuzu kötu¨ye kullanılarak silahla işlenmesi halinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılırken, canavarca hisle işlenmesi halinde bir kat oranında yükseltilecek.

Kasten yaralama sonucunda ölu¨m meydana gelmişse yukarıdaki hallerde 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası verilecek.

ÖRGÜT KURAN VE YÖNETENLERİN CEZALARI ARTACAK

Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgu¨t kuranlar veya yönetenlerin örgu¨tu¨n yapısı, sahip bulunduğu u¨ye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, 2 yıldan 6 yıla kadar aldıkları hapis cezası 4 yıldan 8 yıla çıkarıldı. Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlara verilen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ise 2 yıldan 4 yıla kadar çıkarıldı.

Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödu¨nç para veren kişi, 2 yıldan 6 yıla kadar hapis ve 500 gu¨n adli para cezası ile cezalandırılacak. Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılacak.

Son Dakika: 90 bin kişinin tahliye olacağı infaz düzenlemesi Meclis'ten geçerek yasalaştı

HAMİLELERİN TUTUKLANMASI YERİNE ADLİ KONTROL

Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin, tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilecek.

Hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması halinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adli kontrol kararı ve tutuklama kararı verebilecek.

Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkum olanlar ile ikinci defa mükerrer olanlar ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam 3 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olanlar hakkında verilen cezalar doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilecek.

Taksirli suçlardan toplam 5 yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum olanlar, adli para cezası, infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler, İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanlar için de verilen cezalar doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilecek.

Hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına; ceza infaz kurumlarının du¨zen ve gu¨venliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi niyetle kullanarak, yu¨ku¨mlu¨lu¨klerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bu¨tu¨nleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun göru¨şu¨ alınarak idare kurulunca saptanması halinde yapılan değerlendirme sonucunda karar verilecek.

Toplam 10 yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkum olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararları, infaz hakiminin onayından sonra uygulanacak.

Doğrudan açık ceza infaz kurumuna alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan hükümlülerden firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler, idare ve gözlem kurulu kararıyla kapalı ceza infaz kurumuna gönderilecek.

Kınamadan başka bir disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile, eylemi, kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar idare ve gözlem kurulu kararıyla kapalı ceza infaz kurumuna gönderilecek.

Açık ceza infaz kurumu şartlarına veya çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, idare ve gözlem kurulunun kararı ve infaz hakiminin onayıyla kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilecek.

Hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre açık ceza infaz kurumlarına ayrılıp ayrılmamalarına, açık ceza infaz kurumlarında geçirecekleri sürelere, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınmalarına, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınanların kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilecek.

Çocuk hükümlülere en geç iki ayda bir sağlanan aile görüşmesi imkanı artırılarak ayda bir defa görüşme imkanı tanınacak. Çocuk hükümlüler, kardeşiyle de aile görüşmesi yapabilme imkanına sahip olacak.

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a göre, hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren 1 yıl 6 ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılacak.

Hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları ya da bu kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkansız hale gelmesi veya hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları ya da hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hallerde, Cumhuriyet başsavcılığınca bir yılı geçmeyen sürelerde hapis cezasının infazına ara verilebilecek. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamayacak.

Hakkında yakalama emri çıkarılan hükümlünün yakalanabilmesi amacıyla gerektiğinde konutta, iş yerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu’nun arama kararına ilişkin hükümleri uygulanacak. Hakim tarafından verilecek arama kararları sulh ceza hakimince verilecek.

Açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler, ceza infaz kurumu görevlilerinin denetiminde, kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında, geceleyin bu kurum ve kuruluşlarca barındırılmak suretiyle çalıştırılabilecek. Bu şekilde çalıştırılan süre, azami süre sınırına bakılmaksızın denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilecek süreye ilave edilecek.

Kanunla, hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak ceza infaz kurumu dışında bulunduğu yerler de “kurum” olarak kabul edilecek. Hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak ceza infaz kurumu dışında bulunduğu yerlerde gerçekleştirdiği disipline aykırı eylem ve sözleri nedeniyle de disiplin yaptırımları uygulanabilecek.

Ceza infaz kurumlarında haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası gerektiren eylemler arasına “Kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıyla ya da teknik müdahale ile başka bir hatta yönlendirme yapmak suretiyle görüşme hakkı olmayan kişilerle görüşmek” de eklendi.

Bir günden 10 güne kadar hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler arasına, kuruma alkol sokmak, kurumda alkol bulundurmak veya kullanmak gibi durumlar da dahil edildi.

Son Dakika: 90 bin kişinin tahliye olacağı infaz düzenlemesi Meclis'ten geçerek yasalaştı

ÇOCUK HÜKÜMLÜLERLE İLGİLİ DÜZENLEMELER

Çocuk hükümlülerin yaşam alanlarında dikkat etmesi gereken temizlik, resmi kurumlardan alınan kitap, araç ve gereçlerin kullanımı, suç örgütlerine ait afiş, pankart, işaret gibi eşyaların asılmasına ilişkin belirlenen kuralların ihlali durumunda verilen disiplin cezalarında düzenlemeye gidiliyor. Düzenlemeyle çocuk hükümlülerin kurum disiplinini bozacak eylemlerden kaçınması ile caydırıcılığın sağlanması ve çocukların daha fazla eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılması amaçlanıyor.

Kanunla disiplin soruşturmasına başlamak için öngörülen iki günlük süre beş güne çıkarılıyor. Buna göre soruşturma en geç 15 gün içinde tamamlanacak. Firar halinde bu süre hükümlünün yakalandığının öğrenildiği tarihte başlayacak. Düzenlenen rapor ve ekleri disiplin kuruluna sunulacak. Soruşturma süresi eylemin ve soruşturmanın niteliğine göre infaz hakiminin yazılı onayı ile yedi güne kadar uzatılabilecek.

Yasayla çocuğun yüksek yararı ilkesi dikkate alınarak çocuklar hakkında verilen odaya kapatma cezasının infazına, infaz hakiminin onayıyla başlanabileceği hüküm altına alınıyor. Ayrıca hücre cezası yerine uygulanacak ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasının süreleri belirleniyor.

Çocuk hükümlülere en geç iki ayda bir sağlanan aile görüşmesi imkanı artırılarak ayda bir defa görüşme imkanı tanınacak. Ayrıca çocuk hükümlülerin, kardeşiyle de aile görüşmesi yapabilmesi imkanı sağlanıyor. Buna göre çocuk hükümlüler için kurum bünyesinde gerçekleştirilen tören veya anma günü ya da doğum günlerinde çocukların ailelerinin de etkinliklere katılması sağlanabilecek.

Çocuk hükümlünün yanında kalacağı bir yakınının olmaması nedeniyle kullanamadığı özel izinler yerine, kurum idaresinin uygun gördüğü gün kadar eğitimevinin bulunduğu il sınırları içinde gündüzleri iznini geçirmesi ve gece eğitimevinde kalması imkanı verilebilecek.

Çocuk eğitimevinde kalan hükümlünün hafta sonunda bir gün, kurum idaresinin uygun gördüğü süre kadar, kurum dışına çıkmasına izin verilebilecek.

Çocuk eğitimevinde kalan hükümlü, kamu kurum ve kuruluşlarının gençlik kampı veya gençlik merkezi gibi imkanlarından yararlandırılabilecek.

Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması gerekecek.

Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkumun kurumdaki infaz süresini iyi halli olarak geçirmesi gerekecek.

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun’a göre, hükümlüye, kurum kütüphanesinden yararlanma imkanı verilecek. Ayrıca hükümlüler, kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı kütüphanelerde bulunan, mahkemelerce yasaklanmamış süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanabilecek.

Kurum disiplinini, düzenini veya güvenliğini bozan ya da tehlikeye düşüren, hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yahut müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan yayınlar hükümlüye verilmeyecek. Ancak ilan ve reklamın geçici süreyle kesilmesi hali, bu hükmün dışında olacak.

Basın İlan Kurumu aracılığıyla resmi ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazeteler, ceza infaz kurumuna kabul edilmeyecek. Yabancı dilde yayımlanmış gazete ve dergilerin ceza infaz kurumuna kabul edilmesinde Adalet Bakanlığı yetkili olacak.

Düzenlemeyle açık ve kapalı infaz kurumlarındaki hükümlülere, ağır hastalık veya doğal afet hallerine ilaveten salgın hastalık halinde de ceza infaz kurumlarında bulunan kuruma ait telefon ve faks cihazından derhal yararlandırılma imkanı sağlanıyor.

Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin dışarıdan hediye kabul etme hakkının kapsamı genişletiliyor. Buna göre, kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlü, iki ayda bir kez, ayrıca dini bayram, yılbaşı veya kendi doğum günlerinde dışarıdan gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan bir hediyeyi kabul etme hakkına sahip olacak. Çocuk ve 65 yaşını tamamlamış hükümlüler ile beraberinde çocuğu bulunan kadın hükümlüler, idare ve gözlem kurulu tarafından alınacak karar doğrultusunda belirtilen zaman dilimi dışında da hediye kabul edebilecek. Bunun esas ve usulleri yönetmelikle belirlenecek.

Hükümlülerin öğretimi ile sınavlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenebilecek.

HÜKÜMLÜLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE İYİ HALİN BELİRLENMESİ

Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulunduğu tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi halin belirlenmesine esas olmak üzere en geç 6 ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacak.

Yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınacak. Gerektiğinde hükümlünün ceza infaz kurumuna girmeden önceki yaşamına ilişkin bilgi ve belgeler de istenebilecek.

Toplam 10 yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkum olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir cumhuriyet savcısı başkanlık edecek.

Ayrıca idare ve gözlem kuruluna cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılacak.

Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemeyecek.

Son Dakika: 90 bin kişinin tahliye olacağı infaz düzenlemesi Meclis'ten geçerek yasalaştı

SALGIN NEDENİYLE DÖNEMEYENLERE CEZA VERİLMEYECEK

Terör ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak alınan bilgilerin doğruluğunun araştırılması bakımından zorunlu görülen hallerde, hükümlü veya tutuklular, rızaları alınmak koşuluyla ilgili makamın ve cumhuriyet başsavcılığının talebi üzerine sulh ceza hakimi kararı ile geçici sürelerle ceza infaz kurumundan alınabilecek.

Kanunla, hükümlülerin mazeret iznini kullanabilmesi için ceza infaz kurullarında iyi halli olarak geçirmesi gereken süre de kısaltılıyor. Hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izin hakkı ikiye çıkarılıyor.

Düzenlemeyle hükümlülere, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini veya güçlendirmelerini ve dış dünyaya uyumlarını sağlamak amacıyla verilen özel izin süresi üç günden yedi güne çıkarılıyor. Hastalık veya doğal afet gibi zorunlu hallerde bu izinler birleştirilerek kullanılabilecek.

Salgın hastalık, doğal afet, savaş veya seferberlik durumunda bu sebeplerden dolayı izinden dönemeyen veya geç dönen hükümlülere ceza verilmeyecek. İzinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler ile firar eden hükümlülere bir daha özel izin verilmeyecek.

DURAKSAMA DURUMUNDA İNFAZ HAKİMİ KARAR VEREBİLECEK

Mahkumiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerekirse hükmü veren mahkemeden çektirilecek cezanın hesabında duraksama olması ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceğinin ileri sürülmesi durumunda, infaz hakimliğinden duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenecek. Bu kapsamda yapılan başvurular cezanın infazını ertelemeyecek ancak mahkeme veya infaz hakimliği, olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilecek.

Birden fazla hükümdeki cezaların koşullu salıverilme süresinin belirlenebilmesi bakımından toplanması gerektiğinde toplama (içtima) kararları, infaz hakimliği tarafından verilecek.

Ayrıca, adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapis cezasına çevrilen fakat öncelikli olarak uygulanan kamuya yararlı bir işte çalışma yükümlülüğünü yerine getirmeyen hükümlünün, bu hapis cezasının da süreli hapis cezalarında olduğu gibi toplama kararına dahil edilmesi sağlanacak. Düzenlemeyle infaz sırasında karar verecek merciler arasına infaz hakimi de ekleniyor.

Yasayla Türk Ceza Kanunu’nda yer alan kısa süreli hapis cezasının yaptırım seçeneklerinden kamuya yararlı bir işte çalıştırma cezasına ilişkin düzenleme yapılıyor. Buna göre hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilebilecek. Hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilebilecek. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek.

DENETİMLİ SERBESTLİK SÜRELERİ

Kanunla, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yer alan, açık ceza infaz kurumunda bulunup da koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalanların cezalarının denetimli serbestlik tedbiri altında infazına imkan veren düzenleme muhafaza ediliyor. Buna göre, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitim evinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi halli hükümlülerin talebi halinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hakimi tarafından karar verilebilecek.

Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi halli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları halinde infaz usulünden yararlanabilecek.

Hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması halinde, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün talebi üzerine infaz hakimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilecek. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi halinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hakimi tarafından karar verilecek.

KOŞULLU SALIVERİLME ŞARTLARI

Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkumun kurumdaki infaz süresini iyi halli olarak geçirmesi gerekecek. Düzenlemeyle, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar yirmi dört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkum edilmiş olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde koşullu salıverilmeden yararlanabilecek.

Ancak Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen kasten öldürme, neticesi itibarıyla ağırlaşmış yaralama suçu, işkence, cinsel saldırı, reşit olmayanla cinsel ilişki, cinsel taciz suçlarından süreli hapse mahkum olanlar, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan hapis cezasına mahkum olan çocuklar, devlet istihbarat hizmetleri ve Milli İstihbarat Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkum olanlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlarından süreli hapis cezasına mahkum olanlar, cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde koşullu salıverilmeden yararlanabilecek. Ayrıca, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkum olan çocuklar hakkında koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanacak.

Koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından ise tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanacak.

İnfaz hakimi ayrıca, iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebilecek. Bu karar gereğince Denetimli Serbestlik Müdürlüğü, risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü, belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulundurma, belirlenen yer veya bölgelere gitmeme belirlenen programlara katılmama yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutacak. Denetimli Serbestlik Müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri değiştirebilecek.

Hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hakimliğine verilecek. İnfaz hakimi, bu raporu uygun bulursa hükümlünün koşullu salıverilmesine dosya üzerinden karar verecek. Raporu uygun bulmadığı takdirde gerekçesini kararında gösterecek. Bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilecek.

MÜKERRER SUÇLAR

Tekerrür halinde işlenen suçtan dolayı mahkum olanlarla ilgili düzenleme yapılacak. Yasayla, mükerrirler bakımından birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla 32 yılın ceza infaz kurumunda iyi halli geçirilmesi durumunda koşullu salıverilmeden yararlanılabilecek.

Ayrıca, bu düzenlemeye göre süreli hapis cezası durumunda “dörtte üçünün” iyi halli geçirilmesi durumunda koşullu salıverilme oranı da “üçte ikisinin” iyi halli geçirilmesi şeklinde yeniden belirlenecek. Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olanlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanacak.

Bu süreler, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı suçu, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu dolayısıyla hapis cezasına mahkum olanlar için koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanacak.

Son Dakika: 90 bin kişinin tahliye olacağı infaz düzenlemesi Meclis'ten geçerek yasalaştı

DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ UYGULANAN HÜKÜMLÜLER 31 MAYIS’A KADAR İZİNLİ SAYILACAK

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanan hükümlüler, 31 Mayıs 2020’ye kadar izinli sayılacak. Salgının devam etmesi halinde bu süre 2 aylık sürelerle 3 kez uzatılabilecek.

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a göre, infaz hakimi, hükümlünün talebi üzerine kasten işlenen suçlarda toplam bir yıl altı ay, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasının, her hafta cuma saat 19.00’da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak ya da hafta sonları hariç, her gün saat 19.00’da girmek ve ertesi gün saat 07.00’de çıkmak suretiyle geceleri ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebilecek.

Mahkumiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukuki sorumlulukları saklı kalmak üzere; kadın, çocuk veya 65 yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam bir yıl, 70’i bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam iki yıl, 75 yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam dört yıl veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine infaz hakimi tarafından karar verilebilecek.

Toplam 5 yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilenlerin cezasının konutunda çektirilmesinde infaz hakimi tarafından karar verilebilecek.

Doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen ve toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan ya da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine infaz hakimi tarafından karar verilebilecek. Bu fıkra uyarınca talepte bulunulabilmesi için kadının doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş olması gerekecek. Konutta infaza karar verdikten sonra çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa infaz hakimi konutta infaz uygulamasına ilişkin kararını kaldıracak.

Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilecek.

İnfaz hakimi talep üzerine, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi sırasında bu usulün uygulanmasına son verebilecek. Özel infaz usulünün gereklerinin geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması halinde ise bu usulün uygulanmasına son verilecek ve bu halde infaza açık ceza infaz kurumunda devam edilecek. Özel infaz usulüne göre geçirilen süre, infaz aşamasında mahsup edilecek.

Bu hükümler, terör suçları ile örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçlarından ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkum olanlar, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkum olanlar, adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler, koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hakkında uygulanamayacak.

DENETİMLİ SERBESTLİK 3 YILA ÇIKIYOR

Bakıma muhtaç ve dışarıda korumasına bırakılacak kimsesi bulunmayan sıfır-altı yaş grubundaki çocuklar, tutuklu annenin yanında barınabilecek.

Ana, baba, eş, kardeş, çocuk, eşin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak hastalığı hallerinde tutukluya bir defaya mahsus olmak üzere verilen izin, asgari bir ay arayla toplam iki defaya çıkarılacak.

Denetimli serbestlikten yararlanma süresi 1 yıldan 3 yıla çıkacak. 30 Mart 2020’ye kadar işlenen suçlar bakımından kasten öldürme; üst soya, alt soya, eşe veya kardeşe, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumdaki kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve sonucu nedeniyle ağırlaşmış yaralama, işkence, eziyet suçu ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar kapsam dışı kalacak.

YAŞ DÜZENLEMESİ

Söz konusu tarihe kadar işlenen suçlardan, istisna sayılan suçlar hariç, 0-6 yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile 70 yaşını bitirmiş hükümlüler için bu süre, 2 yıldan 4 yıla yükseltilecek.

Maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen 65 yaşını bitirmiş hükümlülerin, koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürelerde azami süre sınırına bakılmaksızın denetimli serbestlik uygulanacak. “İyi halli” olmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler hakkında da bu süreler geçerli olabilecek.

Hükümlü hakkında denetimli serbestlik uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia edilen ve cezasının alt sınırı 1 yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı soruşturma başlatılması halinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hakimince, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilecek. İnfaz hakimi, soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi halinde, hükümlünün cezasının, denetimli serbestlik uygulanarak devam etmesine karar verecek.

Yasayla 30 Mart 2020’ye kadar işlenen suçlar bakımından tabi olduğu infaz rejimine göre belirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün 15 yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği 1 gün; 3 gün olarak, 18 yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği 1 gün ise 2 gün olarak dikkate alınacak.

SÜRE ÜÇ KEZ UZATILABİLECEK

Salgının devam etmesi halinde bu süre, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine, Adalet Bakanlığı tarafından her defasında 2 ayı geçmemek üzere 3 kez uzatılabilecek.

Türk Ceza Kanunda yer verilen devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı işlenen suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzere, toplam hapis cezası 10 yıldan az olanlar 1 ayını, 10 yıl ve daha fazla olanlar ise 3 ayını kapalı ceza infaz kurumunda geçirmiş olan iyi halli hükümlülerden ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarına, 1 yıl veya daha az süre kalanlar, talepleri halinde açık ceza infaz kurumlarına gönderilebilecek.

Bu hükümlüler, açık ceza infaz kurumlarında barındırılacak. İlgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazandıkları takdirde Kovid-19 düzenlemesi kapsamında izinli sayılacaklar. Söz konusu sürenin tamamlanmasından sonra ise açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanıp kazanmadıklarına bakılmaksızın Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında izin hakkından yararlanacak. Bu hüküm, 31 Aralık 2020’ye kadar uygulanacak.

Kanunla, Çocuk Koruma Kanunu’nda da değişikliğe gidiliyor. Suça sürüklenen çocukların, yeniden suç işlemelerinin engellenmesine yönelik olarak Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından takip edilen çocuk için adli kontrol süresince rehberlik edecek bir uzman görevlendirilecek ve çocuk hakkında yapılacak ihtiyaç değerlendirmesine göre iyileştirme çalışmaları yürütülecek.

DENETİMLİ SERBESTLİKTE HÜKÜMLÜNÜN TAKİBİ KENDİSİNE AİT ELEKTRONİK CİHAZLARLA DA YAPILABİLECEK

Denetimli serbestlik uygulaması kapsamında, şüpheli, sanık ve hükümlünün takibi, rızası alınarak kendisine ait elektronik cihazlarla da yapılabilecek.

Denetimli serbestlik tedbiri altında bulunan ve denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından muhtaç durumda olduğu tespit edilen yükümlülerin, kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırılma yükümlülüğünü yerine getirirken mutat vasıtayla yaptıkları yol giderleri müdürlük bütçesinden, iaşe giderleri ise çalıştırıldıkları kurum bütçesinden karşılanacak.

Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında, kaçakçılık fiiline konu eşyanın değerinin “hafif” olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, “pek hafif” olması halinde ise üçte birine kadar indirilecek.

Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda düzenlenen suçlar bakımından kovuşturma evresinde de etkin pişmanlık hükümleri uygulanacak. Etkin pişmanlık hükümleri, soruşturma evresinde cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilecek, edilmemesi halinde kovuşturma evresinde hakim tarafından sanığa ihtar yapılacak. Cumhuriyet savcısı usulüne uygun olarak ihtar yapmışsa, hakimin yeniden ihtarına gerek olmayacak.

Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 90 gün içinde suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Hazineye ödedikleri takdirde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecek.

YARGI VE CEZA İNFAZ KURUMLARI PERSONELİ ATAMALARINDA DEĞİŞİKLİK

Kanunla, hukuk fakültesi ve adalet meslek yüksekokulu mezunlarının yanı sıra meslek yüksekokullarının adalet veya ceza infaz ve güvenlik hizmetleri programı, lise veya meslek liselerinin adalet alanı ve ilgili mevzuat uyarınca bunlara denkliği kabul edilen program veya alanlardan mezun olanlara da öncelik tanınacak.

İlk kez devlet memurluğuna atanacaklardan merkezi sınavda başarılı olanların sözlü ve gerektiğinde uygulamalı sınavlarının bir bölümü ya da tamamı, adalet komisyonunun yanı sıra Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak sınav kurullarınca da yapılabilecek.

Kanunla, Terörle Mücadele Kanunu’na, süreli hapis cezaları bakımından düzenlenen koşullu salıverilme oranının, dörtte üç olarak uygulanması hükmü eklenecek.

İşyurtlarının yıllık bilançolarında tahakkuk edecek her türlü faaliyet dışı gelirleri ve faizler hariç olmak üzere karlarının yüzde 30’unu aşmamak üzere; işyurtlarında görevli personel, işçi ve hükümlüler ile tutuklulara, yıllık net ücretinin yüzde 50’sini geçmemek üzere ve çalıştıkları süreye göre kar payı ödenebilecek.

Dağıtılan kar payından kalan miktar işyurtları kurumunda toplanarak, bu miktardan işyurdu faaliyetlerinde çalışmayıp sözleşmeli çalışanlar da dahil olmak üzere fiilen ceza infaz kurullarında çalışan personele, yıllık net ücretinin yüzde 10’unu geçmemek üzere kar payı ödenebilecek. Ödemeler, çalışmayı takip eden bütçe yılında ve bir kez yapılacak.

Üstün gayret ve başarı gösteren işyurdu çalışanları ile tutuklu ve hükümlülere, sözleşmeli çalışanlar da dahil ceza infaz kurumunda çalışan personele, kar payı ödeme tavanının yüzde 30’una kadar teşvik ödemesi yapılabilecek.

Genel Kurulda görüşmelerin tamamlanmasının ardından yapılan oylamaya 330 milletvekili katıldı. 51 milletvekili ret oyu verirken, 279 milletvekili kabul yönünde oy kullandı.

TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, teklifin yasalaşmasının ardından hatıra fotoğrafı çektiren milletvekillerine, sosyal mesafeye dikkat etmelerini söyledi.

BAHÇELİ, TEKLİF GÖRÜŞMELERİ SIRASINDA MECLİS’E GELDİ

Bu arada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de teklifin Genel Kurul görüşmelerini takip etmek üzere Meclise geldi. Koronavirüsle mücadele tedbirleri kapsamında tıbbi maske takan Bahçeli, Genel Kurul Salonu’na, AK Parti ve MHP milletvekillerinin alkışları arasında girdi.

TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, teklifin kabul edilmesinin ardından birleşimi bugün saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.

Son Dakika: 90 bin kişinin tahliye olacağı infaz düzenlemesi Meclis'ten geçerek yasalaştı

Son Haberler

‘Netanyahu, Trump’ın Suriye, Lübnan ve Gazze’den çekilme talebini reddedecek’

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail ordusunun Suriye ve Lübnan'ın güneyinin yanı sıra Gazze Şeridi'nden çekilmesi yönündeki talebi reddedeceği öne sürüldü. İsrail’de yayın yapan Kanal 13 televizyonunun haberinde, Netanyahu'nun ABD’ye hareket etmeden önce düzenlediği haftalık kabine toplantısında, Washington yönetiminin İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze Şeridi’nden çekilmesini talep ettiği aktarıldı. Netanyahu'nun kabine üyelerine, "Buna şiddetle karşı çıkacağım ve onlara hayır diyeceğim" dediği belirtilen haberde, Trump'ın İsrail ordusunun çekilmesini istediği Gazze Şeridi'ne Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) girişine Tel Aviv yönetimince onay verildiğine dikkati çekildi. Kanal 13'e konuşan kaynaklar, Tel Aviv yönetiminin Hamas tamamen silahsızlanana ve Gazze Şeridi’nden çıkarılıncaya kadar İsrail ordusunun "Sarı Hat" üzerindeki kontrolünü sürdüreceği ve geri çekilme olmayacağı ilkesini savunduğunu söyledi. Sadece 200 temcilci var Kaynaklar, şu aşamada ISF'de Uganda ve Fas gibi İsrail’le dost ülkelerden yalnızca yaklaşık 200 temsilci bulunduğunu ifade etti. İsrail kabinesinin ISF'ye "Uluslararası Kuruluşlar İçin Dokunulmazlıklar" yasası çerçevesinde dokunulmazlık tanınmasını onayladığına işaret eden kaynaklar, bu güçlerin İsrail ordusunun işgali dışındaki bölgelerde ve orduyla tam koordinasyon içinde faaliyet göstereceğini vurguladı. Bir yetkili, "Herhangi bir ISF unsurunun ülkeye girişi başbakan, savunma bakanı ve dışişleri bakanının ayrı ayrı onayına tabi olacaktır. İsrail, hangi ülkelerin güç gönderebileceğini yalnızca barış anlaşmamız bulunan ve uluslararası alanda ülkeye veya yetkililerine karşı faaliyet yürütmeyen devletler arasından seçecektir” ifadelerini kullandı. İsrail Başbakanı Netanyahu'nun yarın Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geleceği bildirilmişti.

Şara: ‘İsrail ile anlaşmaya çalışıyoruz’

Suriye'de geçiş yönetiminin Devlet Başkanı Ahmed Şara, ülkesinin İsrail...

CENTCOM, Trump’tan İran’a yönelik bombardımanın durdurulmasını istedi: ‘Hedefler tükendi’

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM), Hürmüz Boğazı çevresindeki bombalama harekatının etkinliğinin üst sınırına ulaştığı, daha fazlasının "hedeflerin çoğunun tükendiği" gerekçesiyle durdurulmasını tavsiye ettiği öne sürüldü. Axios'a konuşan iki kaynağa göre, CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper'ın, ABD Başkanı Donald Trump'a Hürmüz çevresini daha fazla bombalamaya gerek olmadığını önerdiği, bu önerinin Başkan'ın cuma günü İran'a yönelik saldırıları durdurma kararını etkilediği iddia edildi. Kaynaklara göre Cooper, saldırıların Tahran'ın ticari gemileri hedef alma kabiliyetini "önemli ölçüde zayıflattığını" ve tam ölçekli bir çatışmaya dönüşmeden devam eden saldırıların stratejik bir amaca hizmet etmeyeceğini belirtti. Haberde, bombalamaların durdurulması tavsiyesinin Trump'a, hem askeri hem de sivil danışmanlar tarafından yapıldığı, bundan sonra özellikle havadan yapılacak saldırılarla "ek başarı elde edilecek hedefin kalmadığının" vurgulandığı iddiasına yer verildi. Trump, yaklaşık iki haftadır her gün ABD ordusunun sunduğu saldırı planlarını onaylıyor ve bu planlar Orta Doğu'daki yerel saate göre gece yarısı sularında hayata geçiriliyordu. Başkan'ın cuma günkü saldırıları durdurma talimatı, önceki 13 gün boyunca her gün gerçekleşen saldırılara ne kadar ara verildiği hakkında tam bir netlik taşımıyor. Cuma gecesi başkent Washington'da Beyaz Saray Muhabirleri Derneğinin yemeğinde konuşan Trump, İran'ın şu anda bir anlaşma yapmaya hazır olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştu. Trump'ın İran'a yönelik yeni bir saldırı emrini onaylamamasıyla, Umman heyetinin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusunda görüşmeler yapmak için dün Tahran'a ulaşması yaklaşık aynı saatlere denk geliyor. Öte yandan ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, İran'a saldırılara iki gündür ara veren Başkan Donald Trump'ın İran ile diplomatik görüşmelere "alan tanıdığını" söylemiş, Başkan'ın hala "tüm seçenekleri masada tuttuğunu" kaydetmişti.

Trump, İran’a yönelik saldırıları durdurma talimatı verdi

ABD medyası, ABD Başkanı Donald Trump'ın orduya cuma günü İran'a yönelik askeri saldırıları durdurma talimatı verdiğini bildirdi. Böylece 13 gündür aralıksız devam eden günlük saldırı zinciri ilk kez kesintiye uğradı. 24 Temmuz 2026 Cuma günü, konuya yakın iki kaynak ABD merkezli Axios'a yaptığı açıklamada, Donald Trump'ın yaklaşık iki haftadır ilk kez ABD ordusunun sunduğu saldırı planını onaylamadığını aktardı. Trump, önceki 13 gün boyunca İran'daki hedeflere yönelik bombardıman emirlerini her gün veriyor ve bu saldırılar birkaç saat içinde uygulanıyordu. Ancak bu kararın geçici mi yoksa kalıcı bir duraklama mı olduğu henüz netlik kazanmadı. Analistler, Trump'ın bu kararının diplomasiye daha fazla fırsat tanıma isteğinin bir yansıması olabileceğini değerlendiriyor. Kaynaklar, ABD ordusunun geniş çaplı askeri saldırıların yeniden başlatılması ihtimaline karşı tüm planlarını hazır tuttuğunu, ancak Trump'ın şu ana kadar bu yönde yeni bir emir vermediğini belirtti. Güvenlik güçlerinin ise talimat verilmesi halinde kısa sürede yeniden harekete geçebileceği ifade edildi. Trump, söz konusu talimattan kısa süre sonra Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, saldırıları sürdürme ya da artırma seçeneğinin hâlâ masada olduğunu söyledi. "Sahip oldukları her şeyi yok edebiliriz" diyen Trump, buna rağmen daha akıllıca stratejinin İran'la bir anlaşmaya varmak olduğunu ifade etti. ABD Başkanı, "Şu anda İranlılarla görüşüyoruz. Bence her geçen gün daha da yorgun düşüyorlar. Harekete geçmeye hazırız ve tamamen silahlıyız, ancak onlarla konuşuyoruz" dedi. Trump daha sonra Beyaz Saray muhabirleriyle düzenlediği resmi toplantıda ise, "İran'ın şu anda bir anlaşmaya hazır olduğunu düşünmüyorum, ancak ben dinlemeye hazırım" ifadelerini kullandı. Trump'ın saldırıları durdurma kararı, cuma günü Umman'dan bir diplomatik heyetin Tahran'a ulaşmasının ardından geldi. Heyetin, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik yeni bir anlaşmayı görüşmek amacıyla İranlı yetkililerle temaslarda bulunduğu belirtildi. Bölgeden iki kaynak, müzakerelerde önemli ilerleme sağlandığını ve hafta sonu içerisinde Umman ile İran arasında bir anlaşmanın imzalanabileceğini aktardı. Ardından Başkan Trump'ın, önerilen anlaşmayı kabul edip etmeyeceğine karar vermesi bekleniyor.

17 yıl sonra bir ilk: BM Genel Sekreteri Guterres, Suriye’de

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, resmi ziyaret kapsamında beraberindeki heyetle Suriye’nin başkenti Şam’a gitti. SANA muhabirinin aktardığına göre, Guterres ve beraberindeki heyeti Şam Uluslararası Havalimanı'nda Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani karşıladı. 17 yıl aradan sonra Şam’ı ziyaret eden ilk BM Genel Sekreteri olan Guterres’in, temasları kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile de bir araya gelmesi öngörülüyor.

Trump: İran’la ya anlaşacağız ya da onları parça parça edeceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la ilgili iki seçenek bulunduğunu belirterek, "Ya onlarla anlaşacağız ya da onları parça parça edeceğiz" dedi. Trump, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısında, ABD'nin İran politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran yönetiminin anlaşma yapmak istediğini söyleyen Trump, "Bazen güçlü görünmek için anlaşma istemediklerini söylüyorlar ama gerçek bu değil" ifadelerini kullandı.    Trump, Tahran yönetimiyle görüşmelerin sürdüğünü belirterek, "İki yol var: Ya onları parça parça dağıtabiliriz ya da onlarla müzakere edebiliriz. Şu anda yaptığımız da bu" diye konuştu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in İran tarafıyla doğrudan temas halinde olduğunu söyleyen Trump, Tahran'ın son günlerde bir uzlaşmaya varma konusunda daha istekli göründüğünü ifade etti. Trump, "Bence akıllıca olan yol bu. Ancak diğer yol, yani savaş, belki daha kolay olabilir. Biz buna da hazırız. Hazırız ve silahlıyız" dedi. "Büyük saldırılar" konusunda karar vermedi İran'a yönelik kapsamlı bir askeri operasyon kararı alıp almadığı yönündeki soruya Trump, "Hayır, henüz karar vermedim çünkü şu anda onlarla konuşuyoruz" yanıtını verdi. Trump, Venezuela örneğini hatırlatarak, başlangıçta eleştirilen bazı kararlarının daha sonra destek gördüğünü belirterek, İran konusunda da benzer bir sürecin yaşanabileceğini söyledi. "Rusya ve Çin'in İran'a yardım edeceğini düşünmüyorum" Rusya ve Çin'in İran'a destek vereceği yönündeki iddiaları da değerlendiren Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in kendisine bu yönde güvence verdiğini dile getirdi. Trump, "Şi Cinping ve Vladimir Putin bana müdahil olmayacaklarını ve Tahran'a yardım etmeyeceklerini söylediler. Onlara güveniyorum ve beni hayal kırıklığına uğratacaklarını sanmıyorum" ifadelerini kullandı. Trump'ın açıklamaları, ABD ile İran arasında devam eden gerilimin sürdüğü ve diplomatik temasların devam ettiği bir dönemde geldi. Öte yandan New York Times'ın haberine göre Trump'ın, İran'a yönelik askeri seçenekleri değerlendirmek üzere Beyaz Saray Durum Odası'nda üst düzey askeri yetkililerle bir toplantı yapması bekleniyor.

ABD-Suudi Arabistan nükleer anlaşması İsrail’de tepkiyle karşılandı

ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanan ve Riyad'ın Amerikan teknolojisiyle nükleer santral kurup uranyum zenginleştirmesine imkan tanıyan anlaşma, İsrail'de güvenlik endişelerine yol açtı. İsrailli muhalif siyasetçiler, anlaşmanın Ortadoğu'da nükleer silahlanma yarışını tetikleyeceğini belirtiyor. ABD ve Suudi Arabistan, Riyad'ın sivil nükleer program geliştirmesini öngören tarihi anlaşmaya imza attı.Çarşamba günü duyurulan ve yürürlüğe girmesi için ABD Kongresi'nin onayı gereken anlaşma, İsrail siyasetinde geniş yankı uyandırdı.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmazken, muhalefet ve eski üst düzey yetkililer anlaşmaya sert tepki gösterdi. Bennett: "Büyük bir stratejik başarısızlık" 27 Ekim'de yapılması planlanan seçimlerde yeniden başbakanlık koltuğuna oturmayı hedefleyen eski Başbakan Naftali Bennett, anlaşmanın İsrail'in güvenliğini tehlikeye attığını savundu. Bennett yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan ile İsrail göz ardı edilerek yapılan bu nükleer anlaşma, büyük bir stratejik başarısızlıktır ve güvenliğimizi riske atmaktadır. Suudi toprağında uranyum zenginleştirilmesi, bölgede kontrolsüz bir nükleer yarışa yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Çılgınca bir silahlanma yarışı başlayacak" Anlaşmaya bir tepki de eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman'dan geldi. Liberman, Suudi Arabistan'ın sivil programının nihayetinde askeri boyut kazanacağını öne sürerek şunları söyledi: "Suudi Arabistan'ın sivil nükleer programı, nükleer silah elde edilmesiyle sonuçlanacak ve tüm Orta Doğu'da çılgınca bir silahlanma yarışına neden olacaktır." İsrail'in bölgedeki tek nükleer güç olma konumunu koruması gerektiğini vurgulayan Liberman, Tel Aviv yönetiminin ABD Kongresi nezdinde girişimde bulunarak anlaşmayı engellemesi gerektiğini kaydetti. Eski Savunma Bakanı Benny Gantz ise konunun bölgesel ittifaklardan bağımsız ele alınmasını eleştirerek, "Bölgesel ılımlı bir ittifakın parçası olmadan Suudi Arabistan'a sivil nükleer kapasite verilmesinin İsrail'in güvenliğine fayda sağlayacağını savunacak hiçbir güvenlik yetkilisi yoktur" değerlendirmesinde bulundu. 123 Anlaşması imzalandı 22 Temmuz 2026'da ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, kamuoyunda "123 Anlaşması" olarak bilinen çerçeve metni ve beraberindeki güvenlik garantileri anlaşmasını imzaladı. ABD Enerji Bakanlığından yapılan açıklamada, söz konusu anlaşmanın iki ülke arasında milyarlarca dolarlık ve onlarca yıl sürecek stratejik bir ortaklığın hukuki zeminini oluşturduğu kaydedildi. Anlaşma, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) sıkı denetimi altında Suudi Arabistan'ın elektrik üretimi için Amerikan teknolojisini kullanmasına imkan tanıyor. Böylece Riyad yönetimi, petrole olan bağımlılığını azaltmayı hedeflerken, ABD'li şirketler için de Suudi nükleer pazarına giriş fırsatı doğuyor. Wright: "Trump sayesinde nükleer rönesans başladı" İmza töreninin ardından konuşan ABD Enerji Bakanı Chris Wright, anlaşmanın en yüksek güvenlik ve nükleer silahların yayılmasını önleme standartlarına sahip olduğunu vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump'ın vizyonuna dikkat çeken Wright, "Başkan Trump sayesinde ABD'nin nükleer rönesansı başladı. Bu adım, her iki ülke halkına uzun vadeli ekonomik ve stratejik kazançlar sağlayacaktır" dedi. ABD Kongresi'nin onayına sunulacak olan anlaşmanın temel hedefleri arasında ABD nükleer teknolojisinin ihracatını artırmak, nitelikli istihdam yaratmak ve Washington-Riyad hattındaki stratejik ortaklığı derinleştirmek yer alıyor.

Türkiye Gündemi

Adalet Bakanlığı, Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin detayları paylaştı

Adalat Bakanlığı Gülistan Doku soruşturması kapsamında bugün 5 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 15 kişinin kim olduğu, neyle suçlandıkları ve bağlantıları hakkında kapsamlı bir açıklama yaptı. Bakanlık, Gülistan Doku’nun kaybolduktan bir gün önce gittiği Tunceli Devlet Hastanesi’nde kayıtları sildiği tesğit edilen personel ile doktarların eylemleri hakkında detayları paylaştı. Adalet Bakanlığı’nın basın bilgilendirme notunda kamuoyunun şu ana kadar bilmediği bilgileri yer aldı. Notta, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında, Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda bugün 5 ilde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildiği belirtildi. Soruşturmalarda elde edilen yeni deliller, bilirkişi raporları, dijital incelemeler, Sağlık Bakanlığı kayıtları, HTS ve MASAK analizleri ile tanık ve gizli tanık beyanları doğrultusunda; aralarında sağlık çalışanları, bilgi işlem ve veri giriş personeli, güvenlik korucuları, bir iş insanı ve bir bilişim şirketi sahibinin de bulunduğu 15 şüphelinin gözaltına alındığu kaydedildi. Operasyonların, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Elazığ, Malatya ve Dersim’de; Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla ise Ankara, İstanbul, Elazığ ve Dersim’de eş zamanlı olarak gerçekleştirildiği ifade edildi. Gülistan Doku’nun Tunceli Devlet Hastanesi’ndeki sağlık kayıtları üzerinde ayrıntılı teknik inceleme yapıldığı, kayıtları silme olayının bir parçası olan hastanede görevli bilgi işlem uzmanı Emine Yılmaz’ın  hesabına para aktarıldığı belirtildi. Para aktaran kişinin firari şüpheli Umut Altaş’ın amcası Yoldaş Altaş olduğu görüldü. Bakanlığın ilgili açıklaması şöyle: Hastane kayıtlarının silindiği tespit edildi “Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Gülistan Doku’nun Tunceli Devlet Hastanesindeki sağlık kayıtları üzerinde ayrıntılı teknik inceleme yapılmıştır. Yapılan incelemelerde, Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019 tarihli hastane kaydının bulunduğu, ancak bu tarihe ait log kayıtlarının sistemden silindiği belirlenmiştir. Söz konusu tarihte yalnızca Gülistan Doku’ya değil, hastaneden hizmet alan kişilerin tamamına ait log kayıtlarının yok edildiği; buna karşılık aynı güne ait vizit ve muayene kayıtlarının sistemde bulunmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Log kayıtlarının tümüyle silinmesinin teknik bir arızadan kaynaklanmadığı, işlemin teknik bilgi gerektiren kasıtlı ve yoğun bir müdahale sonucunda gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir. SAĞLIK BAKANLIĞININ İNCELEMESİYLE ORTAYA ÇIKARILDI Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü ile Siber Olaylara Müdahale Merkezi tarafından Türkiye genelindeki veri tabanlarında 28 milyonu aşkın kayıt üzerinde inceleme yapılmıştır. İncelemeler sonucunda, Gülistan Doku adına 8 Ocak 2020 günü saat 16.04.51’de SİSOFT Hastane Bilgi Yönetim Sistemi üzerinden SGK provizyonu alındığı, dört saniye sonra benzersiz bir takip numarası oluşturulduğu belirlenmiştir. Bu kaydın oluşturulmasından bir dakika sonra, Tunceli Devlet Hastanesine tahsisli IP adresi üzerinden silindiği tespit edilmiştir. Ayrıca Gülistan Doku’ya ait başka bir sağlık verisinin de 13 Ocak 2020 günü saat 17.19.49’da aynı hastane IP adresinden gönderilen sistemsel bir silme paketiyle yok edildiği resmi kayıtlarla belirlenmiştir. 10 SAĞLIK VE HASTANE PERSONELİ GÖZALTINA ALINDI Hastane kayıtlarında gerçekleştirilen işlemlerle bağlantılı oldukları değerlendirilen; 3 doktor, 1 hemşire, 1 bilgi işlem görevlisi, 5 veri giriş ve kontrol personeli olmak üzere toplam 10 şüpheli hakkında 21 Temmuz 2026 günü saat 05.00 itibarıyla eş zamanlı operasyon başlatılmıştır. Şüpheliler hakkında; Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, Resmî belgenin işlevini engellemek amacıyla bozma, yok etme veya gizleme, Bilişim sistemindeki verileri yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma suçlarından soruşturma yürütülmektedir. ŞÜPHELİLERİN HASTANE KAYITLARINDAKİ İŞLEMLERİ İNCELENDİ Soruşturma kapsamında doktor Furkan Karabulut’un 27 ve 31 Aralık 2019 ile 24 Ocak 2020 tarihlerinde, doktor Ezgi Erdal Karakaş’ın ise 27 ve 29 Aralık 2019 tarihlerinde Gülistan Doku’ya ait hastane kayıtlarında işlem yaptığı tespit edilmiştir. Doktor Hüseyin Kocaaslan’ın 16 Eylül 2019 tarihinde Gülistan Doku’yu genel cerrahi bölümünde muayene ettiği, kan tahlili istediği, gastrit tanısıyla hastaneye yatış kararı verdiği ve 18 Eylül 2019 tarihinde taburcu ettiği belirlenmiştir. Polis ekiplerince 7 Ocak 2020 tarihinde düzenlenen tutanakta, Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019 günü saat 09.09’da Tunceli Devlet Hastanesine giriş kaydının bulunduğu belirtilmiştir. Hastane Bilgi Yönetim Sistemi firmasınca gönderilen kullanıcı listesinde de aynı tarih ve saatte doktor Hüseyin Kocaaslan’ın sisteme giriş yaptığı görülmüştür. Bu nedenle 31 Aralık 2019 tarihli hastane kaydını açan kişinin Kocaaslan olabileceği değerlendirilmiştir. SİLME VE “DELETE” İŞLEMLERİ MERCEK ALTINDA Bilgi işlem uzmanı Emine Yılmaz’ın 8 ve 13 Ocak 2020 tarihlerinde Gülistan Doku’nun hastane verileri üzerinde silme işlemi yaptığı tespit edilmiştir. Veri giriş kontrol işletmeni Tamer Siler’in de aynı tarihlerde kayıtlarda “silme” işlemi yaptığı belirlenmiştir. Veri giriş personeli Mustafa Yıldız’ın 31 Aralık 2019 tarihinde Gülistan Doku’ya ait hastane verilerinde “delete” işlemi yaptığı, 8 ve 13 Ocak 2020 tarihlerinde de kayıtlarda işlem gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Mömün Polat’ın, Mustafa Yıldız tarafından 13 Ocak 2020 tarihinde yapılan işlemde müşterek hareket ettiği değerlendirilmiştir. Yeter Satıcı’nın 9 ve 24 Ocak 2020 ile 15 Ekim 2020 tarihlerinde, hemşire Alev Şan’ın ise 8, 24 ve 25 Ocak 2020 tarihlerinde Gülistan Doku’ya ait hastane verilerinde işlem yaptığı belirlenmiştir. Yoldaş Altaş’ın da farklı tarihlerde bilgi işlem uzmanı Emine Yılmaz’a para gönderdiği tespit edilmiş, söz konusu para hareketleri soruşturma kapsamında incelemeye alınmıştır. ŞÜPHELİLERİN HTS İRTİBATLARI İNCELENİYOR Operasyon kapsamında gözaltına alınan bazı şüphelilerin, Gülistan Doku dosyasındaki diğer şüphelilerle çeşitli tarihlerde telefon irtibatlarının bulunduğu belirlenmiştir. Furkan Karabulut’un dosya şüphelilerinden Çağdaş Özdemir ile, Emine Yılmaz’ın Yücel Erdem ile, Tamer Siler’in Burçin Yerlikaya ve Yücel Erdem ile çok sayıda telefon irtibatının bulunduğu tespit edilmiştir. Mustafa Yıldız, Mömün Polat, Yeter Satıcı ve Alev Şan’ın da dosyada adı geçen bazı şüphelilerle farklı tarihlerde irtibat kurdukları belirlenmiştir. Yoldaş Altaş’ın ise dosyadaki şüphelilerle yoğun telefon irtibatlarının bulunduğu, ayrıca firari şüpheli Umut Altaş’ın amcası olduğu tespit edilmiştir. Bu irtibatların soruşturma konusu olaylarla bağlantılı olup olmadığına yönelik incelemeler devam etmektedir. TUNCELİ BAŞSAVCILIĞINCA 4 İLDE OPERASYON Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında da tanık ve gizli tanık beyanları, HTS kayıtları, MASAK analizleri, ihbarlar ve dijital incelemeler doğrultusunda 5 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda, Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile şüphelilerin bulunduğu illerdeki jandarma ekiplerinin katılımıyla Ankara, İstanbul, Elazığ ve Tunceli’de 21 Temmuz 2026 günü saat 05.00’te eş zamanlı operasyon gerçekleştirilmiştir. HANDAN SONEL ANKARA’DA GÖZALTINA ALINDI Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel’in adına, valilik konutunda çalışan tanıkların beyanlarında yer verilmesi üzerine Ankara’da gözaltı işlemi uygulanmıştır. Handan Sonel’e ilişkin tanık anlatımlarının içeriği ve soruşturma konusu olaylarla bağlantısı, Cumhuriyet Başsavcılığınca ayrıntılı olarak incelenmektedir. İKİ AYRI İHBAR VE VALİ ZİYARETİ İNCELENİYOR Tunceli’nin Pertek ilçesinde hafriyat işi yaptığı belirtilen Okan Yarıcı hakkında iki ayrı ihbar bulunduğu tespit edilmiştir. Yarıcı’nın 19 Kasım 2020 tarihinde Ordu’da dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’i ziyaret ettiği belirlenmiş, söz konusu görüşmenin mahiyeti soruşturma kapsamına alınmıştır. Şüpheli Okan Yarıcı, Tunceli’de gözaltına alınmıştır. GİZLİ TANIK BEYANINDA ADI GEÇEN KORUCULAR Gizli tanık “Duman”ın beyanında adı geçen ve halen güvenlik korucusu olarak görev yaptığı belirtilen Fatih Özmen, Tunceli’de gözaltına alınmıştır. Eski korucubaşı Yılmaz Arslan hakkında da soruşturma kapsamında gözaltı kararı verilmiş ve şüpheli Elazığ’da yakalanmıştır. Her iki şüphelinin Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili bilgi ve bağlantıları araştırılmaktadır. YEDEK SİM KARTIN GÖNDERİLDİĞİ BİLİŞİM ŞİRKETİ İNCELENİYOR Gülistan Doku’nun kullandığı GSM hattına ait yedek SIM kartın “temizlenmek” amacıyla gönderildiği değerlendirilen süreç de soruşturmanın önemli başlıklarından birini oluşturmaktadır. Tutuklu şüpheli Gökhan Ertok’un çalıştığı ACA Bilişim Şirketinin sahibi Memet Aca hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Gökhan Ertok’un Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında tanık sıfatıyla alınan beyanında Memet Aca’nın adının geçtiği; Ertok’un, SIM kartla ilgili olarak Aca’nın “Haberim var, gerekeni yap” şeklinde konuştuğunu ileri sürdüğü öğrenilmiştir. Memet Aca ile dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel arasında yoğun MASAK hareketlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Sinyal bilgilerinden Büyükçekmece ilçesinde olduğu belirlenen Memet Aca, İstanbul’da gözaltına alınmıştır. Şüpheli hakkındaki işlemler, yetki durumu çerçevesinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığıyla koordineli olarak yürütülmektedir. TOPLAM 15 ŞÜPHELİ GÖZALTINDA Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarının talimatlarıyla yürütülen 2. dalga operasyon kapsamında; Elazığ, Malatya, Tunceli, Ankara, İstanbul illerinde toplam 15 şüpheli gözaltına alınmıştır. Şüphelilerin ifade ve sorgu işlemleri ile dijital materyaller, iletişim kayıtları, mali hareketler ve hastane bilgi sistemlerine ilişkin incelemeler devam etmektedir. Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, delillerin ortaya çıkarılması ve varsa sorumluların tespit edilmesi amacıyla soruşturmalar titizlikle ve çok yönlü olarak sürdürülmektedir. GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİLER VE GÖREVLERİ A. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar Furkan Karabulut — Doktor Ezgi Erdal Karakaş — Doktor Hüseyin Kocaaslan — Genel Cerrahi Uzmanı/Doktor Emine Yılmaz — Bilgi İşlem Uzmanı Tamer Siler — Veri Giriş ve Kontrol İşletmeni Mustafa Yıldız — Veri Giriş Personeli Mömün Polat — Veri Giriş Personeli Yeter Satıcı — Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni Alev Şan — Hemşire Yoldaş Altaş — Veri Giriş Personeli B. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar: Handan Sonel — Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Okan Yarıcı — İş insanı/Hafriyat işiyle uğraşan şüpheli Fatih Özmen — Güvenlik korucusu Yılmaz Arslan — Eski güvenlik korucubaşı Memet Aca — ACA Bilişim Şirketinin sahibi

İmralı Heyeti’nden Öcalan ile görüşmeye ilişkin açıklama

Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştiren DEM Parti İmralı Heyeti görüşmeye ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.  20 Temmuz’da DEM Parti İmralı heyetinde yer alan Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol, PKK lideri Abdullah Öcalan ile 5 saatlik bir görüşme gerçekleştirdi.  Bugün görüşmeye ilişkin yazılı bir açıklama yapan DEM Parti İmralı Heyeti Öcalan'ın görüşmede, Kürt-Türk ittifakının hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirterek, karşılıklı hassasiyetleri gözeten yasal zeminin oluşturulmasının zamanının geldiğini söylediğini aktardı. Öcalan, Kürtler ile Türkler arasındaki tarihsel ittifakın hukuki zemine taşınmasının eşiğinde olunduğunu belirterek, "Kürt'ten Türk'ü ayırsan Kürt kalmaz, Türk'ten Kürt'ü ayırsan Türk kalmaz" ifadelerini kullandı. Ortak yaşam ve eşitlik hukukunun geliştirilmesi gerektiğini belirten Öcalan, karşılıklı hassasiyetleri gözeten yasal zeminin oluşturulmasının zamanının geldiğini söyledi. Mesajında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı rapora da değinen Öcalan, raporda belirtilen çerçevede hukuki ve yasal sürecin başlatılması gerektiğini ifade etti. Öcalan, çatışma ve silahların tamamen devreden çıkarılması ve yeni bir dönemin başlaması için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini belirterek, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımların terk edilmesi çağrısında bulundu. DEM Parti İmralı Heyeti’nin Öcalan görüşmesine ilişkin açıklaması şu şekilde: “DEM Parti İmralı Heyeti olarak, uzun bir aradan sonra Sayın Abdullah Öcalan ile kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Toplantıda bölgedeki siyasal gelişmeler, demokratik toplum inşası, barış sürecinde gelinen aşama ve yasal çerçevenin nasıl şekillenmesi gerektiği konularını detaylı bir şekilde ele aldık. Görüşmede Sayın Öcalan kamuoyu ile paylaşmak üzere şu değerlendirmelerde bulunmuştur: "Kürt-Türk tarihsel ittifakını ve birlikteliğini hukuki zemine dönüştürmenin arifesindeyiz" “27 Şubat çağrısının ruhuna bağlı kalarak adım atma ve sorunu kardeşlik hukuku içinde çözmeye dönük kararlılığımız sürüyor. Anadolu’da tarihsel bir hakikat olan ve tüm kritik aşamalarda birbirinden ayrılmayan Kürt-Türk tarihsel ittifakını ve birlikteliğini hukuki zemine dönüştürmenin arifesindeyiz. ‘Kürt’ten Türk’ü ayırsan Kürt kalmaz, Türk’ten Kürt’ü ayırsan Türk kalmaz’ hakikati, ortak yaşam ve eşitlik hukukunun geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. "Hukuki ve yasal süreç başlamalı, silahlar devreden çıkmalı” Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulmasının vakti gelmiştir. Sabırla bu yolu açmanın tarihi bir fırsat olduğunun bilincinde olarak, basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımları terk ederek hep birlikte ortak yaşamı örelim. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı raporda da belirtilen çerçevede hukuki ve yasal sürecin başlaması, çatışma ve silahların tamamen devreden çıkarılması, yepyeni bir sayfanın açılması için herkes elinden geleni yapmalıdır. “Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi gereklidir” Kürt-Türk ittifakı, Anadolu’nun ortak geleceğinin temel taşıdır. Atılacak her adımda bu toprakların kültürünü esas almalıyız. Yasal düzenlemelerle bu ittifakı kalıcı hukuki güvenceye kavuşturmak ve demokratik bir cumhuriyette eşit ve özgürce birlikte yaşamak mümkündür. Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi gereklidir. Ortak yaşamı örmek, eşitlik ve adalet içinde yepyeni bir sayfa açmak için tarih bizlere bir fırsat sunmaktadır. Bu fırsatı hep birlikte değerlendireceğimize inancım tamdır.” İmralı heyetinden çağrı Biz de heyet olarak, Sayın Öcalan’ın bu önemli çağrısını tarihi buluyor ve TBMM başta olmak üzere tüm ilgili kurumlarla yapıcı diyalogu sürdürmeye, süreci sonuç odaklı ilerletmeye ve kardeşlik hukuku temelinde kalıcı bir çözüme ulaşmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.”

Bir Gazetecinin Heybesinden: Suruç Katliamı

Suruç katliamına dair bir anekdot Haber için Rojava'ya (Kuzey Suriye)...

Türk şirketine ait yük gemisini vuruldu: 5 denizci öldü

Ukrayna, Rusya'nın Odessa Limanı açıklarında seyreden Türk şirketine ait bir kuru yük gemisini seyir füzeleriyle hedef aldığını duyurdu. Saldırıda 5 denizcinin hayatını kaybettiği bildirildi. Ukrayna Başbakanı Sergiy Koretsky, Gine-Bissau bayraklı Golden Leo adlı geminin mısır yükünü aldıktan sonra limandan ayrıldığını söyledi. Koretsky'nin verdiği bilgiye göre Rusya, gemiye 3 seyir füzesiyle saldırdı. Füzelerden biri, Hindistan, Suriye ve Ukrayna vatandaşlarından oluşan 18 kişilik mürettebatın bulunduğu geminin sancak tarafına isabet etti. Saldırının ardından gemide yangın çıktı. Kurtarma çalışmaları başlatıldı Ukrayna Deniz Kuvvetleri'nin olayın ardından kurtarma çalışmaları başlattığını belirten Koretsky, 2'si yaralı olmak üzere 8 denizcinin kurtarılarak Odessa'daki bir hastaneye sevk edildiğini açıkladı. Koretsky, saldırıda 5 denizcinin yaşamını yitirdiğini, 5 denizciden ise hâlâ haber alınamadığını bildirdi.

Silah yakan grubun üyesi Seven: Devlet adım atsaydı bugün siyaset yapıyor olurduk

PKK’nin silah yakan 30 kişilik grupta yer alan Nedim Seven “Devlet adım atsaydı bugün siyaset yapıyor olurduk” dedi. PKK'nin 12. Kongresi'nde kendini feshetme ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının ardından, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne destek amacıyla 11 Temmuz 2025'te düzenlenen törende silahlarını yakan 30 kişilik grubun üyelerinden Nedim Seven, törenin birinci yıl dönümünde sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Seven, geçen bir yılda devletin adım atmadığını belirterek, "Eğer gerekli adımlar atılmış olsaydı bugün Diyarbakır, Dêrsim, Ankara ve İstanbul'da demokratik siyaset yapıyor olurduk" dedi. "Devlet süreci ağır ilerletiyor" Ajansa Welat'a konuşan Seven, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te yaptığı çağrının ardından PKK'nin kongresini toplayarak fesih ve silahsızlanma kararları aldığını, buna karşın devletin aynı doğrultuda somut adımlar atmadığını söyledi. Meclis'te süreç kapsamında bir komisyon kurulmasını önemli bulduklarını ifade eden Seven, buna rağmen resmi söylemin değişmediğini dile getirdi. "Terörsüz Türkiye" gibi ifadelerin çözüm dili olmadığını belirten Seven, Kürt sorununun kimlik, dil, kültür ve Kürdistan'ın tanımlanması gibi başlıklar üzerinden ele alınması gerektiğini ifade etti. "Öcalan baş müzakereci olmalı" Seven, PKK'nin 12. Kongresi'nde Abdullah Öcalan'ın "baş müzakereci" olarak kabul edildiğini hatırlatarak, sürecin ilerleyebilmesi için Öcalan'ın çalışma ve iletişim koşullarının düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Öcalan ile uzun aralıklarla görüşme yapılmasının süreci ilerletmeyeceğini belirten Seven, "Ortadoğu'yu etkileyecek böyle bir çözüm için Önder Apo 24 saat özgür olmalı ve istediği herkesle görüşebilmeli" dedi. "Yasal düzenlemeler bizimle paylaşılmadı" Meclis'te hazırlanacağı belirtilen yasal düzenlemelere ilişkin de konuşan Seven, yaklaşık 45 gündür çeşitli düzenlemelerin gündeme geldiğini ancak bunların kendilerine ulaştırılmadığını söyledi. Yasal düzenlemelerin sürecin muhataplarıyla paylaşılması gerektiğini belirten Seven şunları dile getirdi: “25 Mayıs’tan sonra kimlerin Önderlik ile görüştüğünü bilmiyoruz. Kendileri çalıp oyuyor ve ‘süreci ilerleteceğiz’ diyorlar. Yasal düzenlemelerin adı ne olursa olsun muhatapları ile paylaşılmaları gerekiyor. Meclis kapanmadan çıkacaklar deniliyor. Ancak bizim içeriğinde ne olduğunu bilmemiz gerek. Bilmediğimiz bir şeyi nasıl değerlendireceğiz? Bunu nasıl kabul ederiz? Kürdistan dağlarında binlerce güç var. Binlerce ilişkide olan var. Kürdistan ve Türkiye’de yurt dışında on binlerce kişi var. Bunların hepsini işin içine katmadan nasıl bir çözüm gelecek?" "Demokratik siyaset için yasal güvence gerekli" Silahlarını yakan Barış ve Demokratik Toplum Süreci Grubu’nun uzattığı elin bir yıldır havada kaldığına değinen Seven, “Elimizin havada bırakılması ile bize ‘Gidin silahlarınızı alın’ deniliyor. Bir yıldır demokratik siyaset koşullarının oluşturulması, yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz. Bunun olması dışında bir seçeneğimiz yok. Kardeşlik elini uzatıyoruz ancak havada kalıyor. Demokratik siyasetin önü açılmaz ise Kürdistan dağlarında on binler milyonlar olur” dedi. Silahlarını yakan grubun bir yıldır demokratik siyaset koşullarının oluşturulmasını beklediğini söyleyen Seven, gerekli yasal düzenlemeler yapılmadan sürecin ilerlemeyeceğini ifade etti. Geçmişte Türkiye'ye dönen bazı barış gruplarının cezaevine konulduğunu hatırlatan Seven, bu nedenle demokratik siyasetin önünü açacak hukuki güvencelerin oluşturulması gerektiğini belirtti. Seven, açıklamasının sonunda devlet yetkililerine süreci ciddiyetle yürütme çağrısı yaparak, demokratik çözüm için somut adımlar atılmasını beklediklerini söyledi.

Netanyahu-Trump, Erdoğan’ı görüştü

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu,...

Rojin Kabaiş dosyasında tüm iddialar yeniden ele alınacak

Van'da şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, dosyada daha önce yapılmayan tüm incelemelerin yeniden ele alınacağını söyledi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma devam ediyor. Türkiye'nin gündemine oturan olay 27 Eylül 2024'te yaşandı. Rojin Kabaiş, kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu. Rojin'in cansız bedeni kaybolduktan 18 gün sonra 15 Ekim 2024'te Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi'nde bulundu. İki erkek DNA'sı tespit edildi, 413 kişiden örnekler alındı Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi'nin 10 Ekim 2025'te dosyaya giren raporunda, Kabaiş'in göğüs ve vajina iç bölgesinde iki ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği belirtildi. Olay yerinden Adli Tıp Kurumu Van Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'ne nakil sürecinde cenazeye temas etmiş olabileceği değerlendirilen kişilere yönelik kapsamlı DNA taraması yapıldı. Bugüne kadar üniversite ve yurt güvenlik görevlilerinden de olduğu 413 kişiden DNA örneği alındı. Beyaz araba, silinen görüntüler ve bozuk kamera DHA’nın haberine göre Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, dosyadaki son durumla ilgili açıklamalarda bulundu. Kabaiş, bir süre önce yeni avukatları Abdurrahman Karabulut ile Van'a gittiklerini belirterek, şunları söyledi: "- Savcılıkla bir görüşme gerçekleştirdik. 3 gün içinde Rojin'in hangi kameralara takıldığı ve nereye gittiğine ilişkin görüntüleri aldık. Avukat görüntüleri inceliyor. Gereken ne varsa üzerinde duracağını söyledi. - Beyaz arabadan bahsediliyor. O konunun üzerinde duracak. Daha önce yapılmayan bütün incelemeleri yeniden ele alacak. Rojin bir güvenlik kamerasından diğer güvenlik kamerasına geçtiği sırada 15 dakikalık bir zaman farkı var. O kısım silinmiş. Net bellidir ki bu olayda bir örtbas var. - Bir de Rojin'in telefonunu bıraktığı yerde 360 derece dönen bir kamera var. O kameranın da o esnada bozuk olduğu söylendi. Kimse bunu gündeme getirmedi. Daha sonra kendi telefonumla bir video çektim ve kameranın döndüğünü gördüm. Bahsettiğim güvenlik kamerasının görüntüsü varsa bu olay tek kalemde çözülür."

Netanyahu’dan Washington’a çağrı: Türkiye’ye F-35 ve jet motoru vermeyin

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde Washington yönetimine seslenerek Türkiye’ye yönelik savunma sanayii kısıtlamalarının sürdürülmesini talep etti. Fox News kanalına konuşan Netanyahu, Türkiye’ye gelişmiş silah sistemlerinin satışının engellenmesi gerektiğini savunurken, Ankara’nın askeri açıdan güçlendirilmesinin bölgedeki stratejik dengeleri temelden sarsacağını iddia etti. Türkiye’ye yönelik niteliksel bir askeri ambargo uygulanması gerektiğini öne süren Netanyahu, mevcut yönetimi hedef alarak, "Türkiye’ye ne F-35 savaş uçakları ne de kendi üretimleri olan savaş uçaklarında kullanılacak motorlar verilmelidir" ifadelerini kullandı. Türkiye’deki yönetim yapısını "Müslüman Kardeşler tarafından enfekte edilmiş bir rejim" olarak nitelendiren İsrail Başbakanı Netanyahu, bu durumun İsrail’in güvenliği ve bölgedeki hava üstünlüğü için risk teşkil ettiğini savundu. İsrail Başbakanı, olası bir savunma sanayii iş birliğinin yaratacağı jeopolitik risklere dair, "Böyle bir adım, Ortadoğu'daki stratejik güç dengesini tamamen bozacaktır. Unutulmamalıdır ki bölgedeki mevcut denge, nihayetinde İsrail'in hava üstünlüğü ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki caydırıcı askeri varlığı sayesinde korunmaktadır" açıklamasında bulundu. Türkiye’nin yapısal olarak büyük bir ülke olduğunu belirten Netanyahu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikasını doğrudan tehdit olarak gördüklerini dile getirerek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, İsrail'i yok etmekle açıkça tehdit ettiğini" ve "Ankara'nın Kıbrıs'ın yarısını işgal altında tuttuğunu" iddia etti. ABD Başkanı Donald Trump ile olan ilişkilerine ve bölgesel güvenlik stratejilerine de değinen Netanyahu, iki ülke arasındaki bağların sarsılmaz olduğunu vurguladı. Trump ile İran ve diğer bölgesel konularda fikir birliği içinde olduklarını söyleyen Netanyahu, "Başkan Trump ile hemen her konuda tamamen aynı görüşteyiz. Zaman zaman müttefikler arasında fikir ayrılıkları olabilir ama bunları doğrudan konuşarak çözüyoruz. Başkan’ın kendine özgü bir ifade tarzı var, benim de öyle. Ancak biz sizin bölgedeki örnek müttefikiniziz" dedi.