16 Ağustos 2026
24.1 C
İstanbul

Amerikan Düşünce Kuruluşundan “Türkiye” araştırması

Haber Merkezi I Washington’daki düşünce kuruluşu Amerikan İlerleme Merkezi (Center For American Progress-CAP), Türkiye’de yükselen milliyetçilik dalgası ve Türk halkının belirli alanlarda nabzını ölçen geniş kapsamlı bir araştırmanın sonuçlarını yayımladı.

Araştırmada, “Türkler Arasında Milliyetçilik Algısı, İslam’ın Türk Kimliğindeki Önemi, Batı Ve Diğer Dış Gruplara Karşı Şüphecilik Ve Güvensizlik, Ekonomik Ve Askeri Alanlarda Daha Fazla Kendine Yetebilme ve Güç Sahibi Olma, Türkiye’nin Demokratik Değerleri ve Tarihine Güçlü İnanç” gibi bazı milliyetçi ideallerde birliktelik olduğu ancak “Erdoğan İktidarına Bakış ve Ülkenin Genel Gidişatına Bakış”ta derin bölünmeler yaşandığı tespitine yer verildi.

“Türkiye Yeni Bir Milliyetçilik Deneyimi mi Yaşıyor?” başlıklı rapora göre, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından, Türkler arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarı, gündemi ve vizyonu konusunda derin bir bölünme var. CAP’in anketine katılan Türkler’in yarısına yakını, ülke ekonomisinin geldiği durum ve Erdoğan’ın genel yönetiminin yanısıra, hükümetin darbe girişimine verdiği yanıttan hoşnutsuzluğunu dile getirdi. Geri kalan yarı kesim ise bunun tersi yönde görüş bildirdi.

Rapor, Erdoğan ve AK Parti’nin, Türk halkının büyük bir kesimi arasında yükselen milliyetçi hissiyattan hem fayda sağladığını hem de bu hissiyatların güçlenmesine yardımcı oldukları analizinde bulunuyor.

“Yeni milliyetçilik…”

Raporda, “Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhurbaşkanlığı ve önceki hükümetler altındaki daha laik milliyetçilikle karşılaştırıldığında, bu yeni milliyetçilik, kesin bir Müslümanlık vurgusuna sahip, şiddetle bağımsız, dış güçlere güvenmeyen, Türkiye’yi zaptetmeye çalışıyor olarak gördüğü diğer ülkeler ve küresel elitlere karşı şüpheci bir milliyetçilik” şeklinde değerlendirme yapıldı.

Rapora göre, bu milliyetçi dalgada, Türk halkı ABD, Avrupa ve dış güçlere karşı genel anlamda derin bir şüphecilik ve güvensizlik besliyor. Rapordaki ilginç bulgulardan biri de Türkler arasında giderek yaygınlaşan “daha içe dönük, kendi başına hareket etme” yaklaşımının yanında, birçok kişinin demokratik değerlere bağlılık vurgusu da yapması. Raporda, bu birbiriyle çelişiyor görünen yaklaşımlar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bakışta yaşanan keskin bölünmelerin, Türk siyasetindeki gergin havanın daha yıllarca devam edeceğinin göstergesi olduğu değerlendirmesine yer veriliyor.

“Yüzde 45’e göre ülke daha kötüye gidiyor”

Metropoll Araştırma Şirketince 2-12 Kasım 2017 tarihleri arasında yapılan ankete göre, Türkler arasında ülkenin genel gidişatı, Erdoğan’ın performansı ve ekonomiye bakışta partisel ve ideolojik çizgi temelinde derin bir bölünme bulunuyor. Ankete katılanların yüzde 45’i, Türkiye’nin “daha kötüye doğru gittiği” görüşünü dile getirirken, yüzde 34’lük kesim ise bunun tersini düşünüyor. Yüzde 17 ise ülkenin ne daha kötüye ne daha iyiye gittiğini düşündüklerini söyledi.

Bu soruya verilen yanıtlarda, farklı partilerin seçmenleri arasında derin görüş farklılığı dikkat çekiyor. Örneğin AK Parti’ye oy verenlerin yüzde 63’ü ülkenin “daha iyiye gittiğini” düşünürken, CHP seçmenleri arasındaysa bu oran sadece yüzde 6. AK Partililerin yüzde 17’si ülke “daha kötüye gidiyor” derken, CHP’lilerin ise yüzde 77’si bu yanıtı verdi. MHP destekçileri arasında ise oranlar yüzde 18 (daha iyi), yüzde 60 (daha kötü), HDP destekçileri arasında da yüzde 3 (daha iyi), yüzde 83 (daha kötü) olarak tespit edildi.

Ekonomiye bakışta da benzer oranlar görülüyor. Ankete katılanların yüzde 46’sı, ailelerinin yaşam standartlarının son bir yıl içinde “kötüleştiğini” belirtirken, yüzde 27’lik kesim durumlarının “iyileştiğini”, yüzde 25 ise yaşam standartlarında bir değişim olmadığını söyledi. AK Parti seçmenleri arasında yaşam standartlarının geliştiğini belirtenlerin oranı yüzde 50’yken, tersini söyleyenler ise yüzde 23’te kaldı.

CHP seçmeninin yüzde 71’i, MHP seçmeninin yüzde 59’u ve HDP seçmeninin de yüzde 81’i ailelerinin yaşam standartlarının son bir yıl içinde kötüleştiğini kaydetti.

“Bundan bir yıl sonra Türkiye’deki ekonomik durum nasıl olacak?” sorusuna da yüzde 42’lik kesim “daha kötü hale gelecek” yanıtını verirken, yüzde 35 ise “daha iyi olacak” dedi. AK Partilililerin yüzde 63’ü bu soruya iyimser yanıt verirken, CHP’lilerin yüzde 76’sı, MHP’lilerin yüzde 52’si ve HDP’lilerin de yüzde 81’i karamsar yanıt verdi.

Erdoğan’a bakışta derin bölünme

Türkler arasındaki bu bölünme Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bakışta da bariz biçimde görülüyor. Ankete katılanların yarısı Erdoğan için olumlu görüş ifade etti. Bunların yüzde 33’ü “çok olumlu”, yüzde 17’si ise “biraz olumlu” seçeneğini işaretledi. Ankete göre, yüzde 45’lik kesim ise Erdoğan’a “olumsuz” bakıyor. Bu kesimin yüzde 25’i “çok olumsuz”, yüzde 20’si ise “biraz olumsuz” değerlendirmesinde bulundu. AK Parti seçmenlerinin yüzde 87’si;yani neredeyse her 10 AK Partili’den 9’u Cumhurbaşkanı Erdoğan için olumlu görüş belirtirken, CHP’lilerin yüzde 86’sı, HDP’lilerin yüzde 84’ü, MHP’lilerin de yüzde 72’si tersini düşünüyor.

Rapora göre, Erdoğan’ın icraatlarını onaylamayanlar arasında, erkekler ve yüksek eğitimlilerin sayısı, kadınlar ve düşük eğitimlilerden daha fazla.

“Bu Pazar seçim olsa kime oy verirsiniz?”

Ancak içerideki bazı bölünmelere rağmen AK Parti 2019’da planlanan seçimler öncesindeki güçlü konumunu koruyor.“Eğer gelecek Pazar günü seçimler olsa hangi partiye oy verirdiniz?” sorusuna yanıt verenlerin yüzde 49’u “AK Parti” dedi. Bu oran CHP için yüzde 24, MHP ve HDP için yüzde 9, İYİ Parti için yüzde 7, diğer partiler içinse yüzde 2 olarak çıktı.

Rapora göre Türk halkı arasında hükümetin 15 Temmuz darbe girişimine verdiği yanıt konusunda da keskin görüş ayrılıkları bulunuyor. “Hükümetin darbe girişimine yanıtını onaylıyor musunuz?” sorusuna yüzde 49 “evet”, yüzde 39 ise “hayır” derken, bu oran AK Parti destekçileri arasında yüzde 80’e (evet) yüzde 12 (hayır), CHP destekçileri arasındaysa yüzde 18’e (evet) yüzde 70 (hayır) olarak tespit edildi. MHP seçmenlerinde ise oranlar yüzde 39 (evet), yüzde 51 (hayır) oldu.

Darbe girişiminin ardından hükümetin gazeteciler, akademisyenler, aktivistler gibi gruplara uyguladığı baskıcı tedbirleri uygun bulanlar ve uygun bulmayanların oranı da yüzde 44’er olarak ortaya çıktı. AK Parti seçmenleri arasında bu uygulamalara destek yüzde 78 seviyesinde olurken, CHP seçmenlerinin ise yüzde 85’i darbe girişimi sonrası icraatları uygunsuz buluyor.

“Türk olmak sizin için ne kadar önemli?”

Türk halkı arasındaki milliyetçi eğilimler, Türk kimliği algısı, İslam dininin Türk kimliğinde sahip olduğu ağırlık ve dış dünyayla ilişkiler gibi alanlardaysa ülkede geniş bir birliktelik göze çarpıyor. “Kendi hayatınızı düşündüğünüzde, Türk olmak sizin için ne kadar önemli?” sorusuna yanıt olarak yüzde 86’lık kesim bunun önemli olduğunu söyledi. Bunların yüzde 56’sı “çok önemli”, yüzde 30’uysa “biraz önemli” dedi.

Ankete katılanlara, belirli değerler ve olgular sıralanarak, bunları Türk kimliği açısından ne kadar önemli buldukları soruldu. Değer ve olgularla, bunları yüzde kaçlık kesimin “Türklük açısından çok önemli” bulduğuna ilişkin liste şöyle:

  • “ Aile bağlarına güçlü inanç (yüzde 68),
  • Türkçe konuşmak (yüzde 68),
  • Müslüman olmak (yüzde 67),
  • Türk ordusunu desteklemek (yüzde 65),
  • Türkiye vatandaşı olmak ya da Türkiye pasaportu taşımak (yüzde 61),
  • Türkiye’de doğmuş olmak (yüzde 59),
  •  Demokratik değerleri desteklemek (yüzde 59)
  • Farklı dini ve etnik gruplara karşı açık ve hoşgörülü olmak (yüzde 55),
  • Osmanlı İmparatorluğu’ndan gurur duymak (yüzde 53),
  • Türkiye dışındaki akrabaları desteklemek (yüzde 49),
  • Türkiye’nin diğer ülkelerden daha iyi olduğuna inanmak (yüzde 47),
  • Mevcut hükümeti desteklemek (yüzde 34).”

“Türkiye laik bir devlet olmalı diyenler yüzde 70”

Ankette ayrıca katılımcılara Türk milliyetçiliği öğeleriyle alakalı bazı sorular yöneltildi. Bu sorular ve “katılıyorum” diyenlerin oranı şöyle sıralanıyor:

  • “Türkiye kendi askeri ve sanayi ürünlerini kendi üretmeli ve diğer ülkelere bel bağlamaktan kaçınmalı: Yüzde 88,
  • Küresel ekonomik ve siyasi elitler Türkiye üzerinde çok fazla güce sahip ve buna direnç gösterilmeli: Yüzde 84,
  • İslam benim hayatımda merkezi bir rol oynuyor ve Türk kimliğim açısından çok önemli: Yüzde 80,
  • Türkiye diğer ülkelerden gelen sığınmacılara çok fazla zaman ve kaynak aktarıyor ve kendi vatandaşlarına daha fazla odaklanmalı: Yüzde 78,
  • Türkiye Müslüman dünyanın doğal bir lideri: Yüzde 72,
  • Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü gibi demokratik haklar hayati önemdedir ve bunlar hiçbir sebeple feda edilmemelidir: Yüzde 70,
  • Türkiye, tüm dini geçmişe sahip kişilerin kendi ibadetlerini yerine getirme haklarına saygı gösteren laik bir devlet olmalıdır: Yüzde 70,
  • Erdoğan gibi güçlü bir lider Türkiye’nin çıkarlarını korumak için gerekli ve ülkenin emniyeti ve refahını muhafaza etmesi için gereken herşeyi yapmakta özgür olmalı: Yüzde 55,
  • Atatürk’ün Türkiye’da hayata geçirdiği ilk siyasi reformlar saldırı altında: Yüzde 54,
  •  Erdoğan yönetimindeki Türkiye, Atatürk’ün güçlü ve bağımsız bir ulus idealini yerine getiriyor: Yüzde 51,
  • Türkiye’deki göçmenler ve sığınmacıların Türk toplumuna yapabilecekleri çok katkı var ve desteğimizi hakediyorlar: Yüzde 49.”

“İslam dini Türk kimliğinde merkezi role sahip”

İslam dininin Türk kimliğinde merkezi bir role sahip olduğuna “çok güçlü” katılanların oranı AK Parti (yüzde 63) ve MHP seçmenleri (yüzde 62) arasında çok daha yüksek bir seviyede. CHP’liler arasında ise bu oran yüzde 40’ın altındayken, HDP’de ise yüzde 30’un altında.

“Türkiye Müslüman dünyasının doğal lideri” fikrine “çok güçlü” katılanların oranı da AK Parti seçmenleri arasında yüzde 54, MHP seçmenleri arasında ise yüzde 44 oranında. CHP’lilerin de yüzde 27’si bu fikre “çok güçlü” katılırken, çoğunluğu ise bir derecede katılıyor.

“Amerika’ya olumlu bakış yüzde 10”

Türk halkını birleştiren bir husus da, Batı ve dış güçlere karşı duyulan derin şüphe.

Türklerin sadece yüzde 10’u Amerika’ya olumlu bakarken, yüzde 83’lük kesimse olumsuz görüşe sahip. HDP seçmeni, üniversite mezunu ve yüksek gelirli Türkler, Amerika’ya karşı yüzde 15 ya da üzeri seviyede olumlu değerlendirmede bulunan tek grup.

“Amerikan halkına” olumlu bakanların oranı da bunlardan pek yüksek değil. Türklerin sadece yüzde 18’i Amerikalılara karşı olumlu görüş dile getirdi. Avrupa hakkında da Türklerin sadece yüzde 21’i olumlu düşünüyor.

“En fazla olumlu bakılan dış güç Rusya”

Ankette Almanya’ya olumlu bakış yüzde 18, NATO’ya yüzde 24, Hıristiyanlara yüzde 25, Yahudilere yüzde 16, Suriyeli sığınmacılara yüzde 15 olarak tespit edildi. Rusya’ya olumlu bakışın da yüzde 28 olarak çıkmasına karşın; Rusya, ankette ölçülen, Türk olmayan bir ülke ya da gruba en yüksek seviyede olumlu bakılan ülke oldu.

Ankete göre ayrıca, Türkler “izolasyonist” yaklaşımı uluslararası işbirliğine tercih ediyor. Yüzde 55’lik bir kesim, “Türkiye’nin kendi kararlarını kendisinin vermesi daha iyi” düşüncesine sahipken, “Türkiye’nin ortak zorluklar ve ihtiyaçları ele almada diğer ülkelerle işbirliği yapması daha iyi” diyenlerin oranı yüzde 37’de kaldı. AK Partililer’in yüzde 70’i, MHP’lilerin ise yüzde 58’i “kendi başına hareket etme” yaklaşımın tercih ederken, CHP seçmenlerinin yüzde 53’ü, HDP seçmenlerinin ise yüzde 59’u diğer ülkelerle işbirliğinden yana görüş ortaya koydu. Eğitim ve gelir düzeyi arttıkça diğer ülkelerle işbirliğine desteğin de arttığı gözlemlendi.

“Türkiye ABD’ye daha fazla karşı koymalı” diyenlerin oranı da yüzde 46 olarak tespit edilirken, “ABD’yle müttefikliği korumak için daha fazlasını yapmalı” diyenler yüzde 37’de kaldı.

Son Haberler

İran’da İsrail’le işbirliği suçlamasıyla bir kişi daha idam edildi

İran Yargı Erki, ülke genelindeki protestolar sırasında “İsrail adına casusluk”, “ayaklanma” ve güvenlik güçlerine araçla saldırmakla suçlanan Şehram Sadıki adlı mahkûmun idam edildiğini açıkladı. İran Yargı Erki'ne bağlı Mizan Haber Ajansı'nın 16 Ağustos 2026 sabahı yayımladığı habere göre Sadıki, protestolar sırasında Kereç kentinde bir araçla güvenlik güçlerinin üzerine sürmekle suçlandı. Yargı makamları, olayda 7 güvenlik görevlisinin ağır yaralandığını ileri sürdü. Sadıki hakkında ayrıca “Mossad adına casusluk”, “ayaklanma” ve “ABD ile İsrail'in çıkarları doğrultusunda ülkenin ulusal güvenliğini bozma” suçlamalarıyla idam ve mal varlığına el konulması kararı verildi. İran Yargı Erki, Yüksek Yargı Divanı'nın kararı onaylamasının ardından 16 Ağustos sabahı idam cezasının infaz edildiğini duyurdu. Protestolarda binlerce kişi gözaltına alındı İran'da 28 Aralık 2025'te başlayan protestolar sırasında, İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı'na (HRANA) göre İran'ın farklı kentleri ile Doğu Kürdistan'da 53 bin 552 kişi gözaltına alındı. İran Yargı Erki daha önce gözaltına alınan bazı kişiler hakkında idam cezası verildiğini ve bu cezaların kısa sürede infaz edileceğini açıklamıştı.

Mahmur Mülteci Kampı Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Said Çömlek, aracında yaşamını yitirmiş halde bulundu.

Kürt siyasetçi, Mahmur Mülteci Kampı Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Said Çömlek, aracında yaşamını yitirmiş halde bulundu. Aynı zamanda öğretmen olan Çömlek, 13 Ağustos günü sabah saatlerinde aracına yakıt almak için kamptan ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamadı. Bunun üzerine kamp sakinleri arama çalışması başlattı. Çömlek’in aracı saat 18.20 sıralarında aşağı Mahmur’daki mesire bulundu. Aracında hareketsiz bir şekilde duran Çömlek’in yaşamını yitirdiği bildirildi. Ölüm nedeninin belirlenmesi için cenazesi Musul’daki Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Mahmur Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Bêwar Unver, Çömlek’in bedeninde herhangi bir darp ya da yara izine rastlanmadığını ifade ederek, “İlk adli tıp raporuna göre Mamoste Said kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiş. Ancak incelemeler devam ediyor” dedi.

Trump: Yakında Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı ilan edeceğim

ABD Başkanı Donald Trump, "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" dedi. ABD Başkanı Trump, New York'ta Nassau Polis Akademisi'nde katıldığı bir etkinlikte, İran gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Trump, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda tam bir abluka uyguladığını ifade ederek, "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" diye konuştu. Hürmüz Boğazı'ndan ABD'nin istemediği hiçbir geminin geçemediğini kaydeden Trump, ayrıca İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini sözlerine ekledi.

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...

Sipan Hemo, Türkiye’nin ‘terör’ listesinden çıkarıldı

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı ve eski SDG Komutanı Sipan...

Fidan: İsrail adım atmazsa Türkiye, Katar ve Mısır radikal adımlar atabiliriz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişte Filistin tarafının taahhütlerini yerine getirmesine rağmen İsrail'in adım atmaması halinde Türkiye, Katar ve Mısır'ın "radikal adımlar" atabileceğini söyledi. Fidan, "Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" dedi. Fidan, Mısır ziyareti kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze Barış Planı'nın uygulanması için Türkiye, Mısır ve Katar'ın ABD ile birlikte arabuluculuk faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, Filistin tarafının süreçte önemli fedakarlıklarda bulunduğunu, buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin barış anlaşmasına yönelik irade göstermediğini ifade etti. Fidan, "İkinci aşamaya geçişte, Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail'in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika'nın İsrail'e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken tabii ki radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" ifadelerini kullandı. "Netanyahu İsrail'i uluslararası izolasyona mahkum ediyor" Netanyahu hükümetinin politikalarının yalnızca Gazze ve Ortadoğu için değil, uluslararası toplum açısından da bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söyleyen Fidan, daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda Mısır ile mutabık kaldıklarını belirtti. Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Ortadoğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika" diye konuştu. Türkiye ve Mısır, Libya konusunda ortak hareket edecek Libya’ya gerçekleştirdiği son ziyareti de değerlendiren Fidan, Türkiye ile Mısır’ın Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği ve bölünmezliği konusunda ortak görüşte olduğunu ve bu yaklaşımı ortak harekete dönüştürme kararı aldıklarını açıkladı. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için de Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Fidan, Sudan’daki krizin Mısır açısından mülteci ve güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.

Hürmüz’de nöbet değişimi: USS George Washington Ortadoğu yolunda!

Pentagon'un, İran'la gerginlik devam ederken, Ortadoğu'da görev yapan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yerini alması için USS George Washington uçak gemisini göndermeye hazırlandığı iddia edildi. Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre, Pentagon, bölgedeki uçak gemilerinden birini rotasyona sokmaya hazırlanıyor. ABD ordusu, 250 günden fazla süredir Ortadoğu'da görevde olan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yerini USS George Washington uçak gemisinin alması yönünde son hazırlıklarını yapıyor. ABD'li yetkililer, önceden planlanmış bir rotasyon planı kapsamında USS George Washington'ın Ortadoğu'ya gönderileceğini ve USS Abraham Lincoln'un bir süre gerekli bakımlarının yapılacağını ileri sürdü. Halen Pasifik bölgesinde görev yapan USS George Washington'ın yakın zamanda bölgeye doğru yola çıkmasının beklendiği kaydedildi. USS Abraham Lincoln, 250 günü aşan uzun görev süresi dolayısıyla ABD Kongresi içinde tartışmalara neden olmuş ve bazı Kongre üyeleri, gemideki yaşam koşullarından endişe ettiklerini açıklamıştı. USS Abraham Lincoln, Kasım 2025'te planlı bir göreve başlamış ve ABD'nin İran'a karşı savaşının öncesinde ocak ayında Ortadoğu'ya yönlendirilmişti. Söz konusu uçak gemisi, önce, ABD’nin İran'a yönelik saldırılarında görev almış, daha sonra da ABD’nin İran limanlarına uyguladığı ablukaya katılmıştı.

Türkiye Gündemi

AKP’nin 25. kuruluş yıldönümünde Erdoğan: ‘Bu partiyi millet kurdu’

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 25. kuruluş yıldönümü cumhurbaşkanı ve...

Fidan: İsrail adım atmazsa Türkiye, Katar ve Mısır radikal adımlar atabiliriz

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişte Filistin tarafının taahhütlerini yerine getirmesine rağmen İsrail'in adım atmaması halinde Türkiye, Katar ve Mısır'ın "radikal adımlar" atabileceğini söyledi. Fidan, "Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" dedi. Fidan, Mısır ziyareti kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze Barış Planı'nın uygulanması için Türkiye, Mısır ve Katar'ın ABD ile birlikte arabuluculuk faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, Filistin tarafının süreçte önemli fedakarlıklarda bulunduğunu, buna karşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin barış anlaşmasına yönelik irade göstermediğini ifade etti. Fidan, "İkinci aşamaya geçişte, Filistin tarafının taahhütlerini tutmasına rağmen İsrail'in bundan sonra adım atmaması, biz diğer arabulucuları ortaklaşa bir radikal adım atmaya itebilir bu süreçle alakalı. Bu konuda Amerika'nın İsrail'e yönelik gerekli baskıyı tabii ki uygulamasını bekliyoruz. Yoksa Türkiye, Katar ve Mısır olarak bu konuda atmamız gereken tabii ki radikal adımlar olacak. Bu bizim milletimize ve Filistinlilere karşı bir borcumuz" ifadelerini kullandı. "Netanyahu İsrail'i uluslararası izolasyona mahkum ediyor" Netanyahu hükümetinin politikalarının yalnızca Gazze ve Ortadoğu için değil, uluslararası toplum açısından da bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söyleyen Fidan, daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda Mısır ile mutabık kaldıklarını belirtti. Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Ortadoğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika" diye konuştu. Türkiye ve Mısır, Libya konusunda ortak hareket edecek Libya’ya gerçekleştirdiği son ziyareti de değerlendiren Fidan, Türkiye ile Mısır’ın Libya’nın birliği, bütünlüğü, egemenliği ve bölünmezliği konusunda ortak görüşte olduğunu ve bu yaklaşımı ortak harekete dönüştürme kararı aldıklarını açıkladı. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için de Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle birlikte çalıştıklarını belirten Fidan, Sudan’daki krizin Mısır açısından mülteci ve güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.

BM’den Türkiye’deki ‘Çözüm Süreci’ yasasına destek: Barış adımlarını teşvik ediyoruz

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) "Çözüm Süreci"ne ilişkin yasa tasarısının kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Rûdaw'a yaptığı özel açıklamada, PKK dahil Kürt gruplarla barışın sağlanmasına yönelik atılan tüm adımları desteklediklerini belirtti. Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne yönelik atılan tarihi adımlar ve TBMM'den geçen yeni yasa, uluslararası arenada yankı bulmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler, Türkiye hükümetinin Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile çatışmaları sona erdirmeye yönelik çabalarını izlediklerini ve olumlu karşıladıklarını duyurdu. BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Türkiye'deki sürece ilişkin yaklaşımı hakkında Rûdaw'ın yönelttiği soruyu yanıtladı. Rûdaw muhabirinin, "Genel Sekreter'in Türkiye'de Kürt barışı ve müzakere süreciyle ilgili kabul edilen yasa ve işlerin nasıl ilerleyeceği konusunda bir açıklaması var mı?" sorusuna yanıt veren Haq, şu ifadeleri kullandı: "Sürecin ilerlemesine paralel olarak durumu değerlendiriyoruz. Ancak elbette, Türkiye hükümetinin PKK dahil Kürt gruplarla barışı sağlamak için ileriye dönük attığı tüm adımları teşvik ediyoruz." Meclis'ten 467 'Evet' ile geçti BM'nin destek açıklaması, Ankara'da yaşanan sıcak gelişmelerin hemen ardından geldi. 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü, Kürt sorununun çözümünü amaçlayan 12 maddelik Çözüm Süreci yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda oylandı. Oylamaya 592 milletvekilinden 563'ü katılım gösterdi. Tasarı; 467 'evet' oyuna karşılık 87 'hayır' oyu ile meclisten geçerek yasalaştı. Oylamada 7 milletvekili ise çekimser kaldı. Meclis Başkanlığı, oylamanın hemen ardından tasarının resmi olarak yasalaştığını duyurdu. PKK'nin silahsızlanması için 10 maddelik yol haritası Yasanın onaylanarak yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Türk medyasında da sürecin nasıl işleyeceğine dair detaylar yer bulmaya başladı. Meclisten geçen yasanın en önemli sacayaklarından biri olarak değerlendirilen süreç kapsamında, PKK'nin silah bırakma aşamalarını içeren 10 maddelik bir yol haritası kamuoyuyla paylaşıldı. Sürecin ilerleyen günlerde bu plan dahilinde hız kazanması bekleniyor.

‘Çerçeve yasa’ pazartesi günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek Rûdaw Rûdaw

TBMM Genel Kurulu’nun çalışma saatleri ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da AKP’nin Meclis gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi. Kabul edilen önerge doğrultusunda, "şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması ile 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere" yönelik çeşitli düzenlemeler içeren 289 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemin ikinci sırasına alındı. Teklif, 48 saat geçme şartı aranmaksızın “Kanun Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” bölümünün ikinci sırasına yerleştirildi. Bu bölümdeki diğer tekliflerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi. “Temel kanun” olarak görüşülecek Teklif, TBMM İçtüzüğü’nün 91’inci maddesi kapsamında “temel kanun” olarak ele alınacak. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşma süreleri, en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılacak. Çerçeve yasa pazartesi gündemde TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’de toplanacak. Genel Kurul’da, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi bekleniyor.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Kartal’dan çerçeve yasaya dair açıklama

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor” açıklamasında bulundu. “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin milletvekillerin imzasıyla Meclis’e sunuldu. "Eksikliklere rağmen önemli bir aşama" Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Meclis’e sunulan çerçeve yasayı değerlendirdi. Kartal, bianet’e yaptığı açıklamada yasal düzenlemeyi "eksikliklerine rağmen süreç açısından önemli bir aşama" olarak nitelendirdi. Yasayı tarihi bir fırsat olarak gördüklerini belirten Kartal, düzenlemenin devletin çekincelerini ve kamuoyu hassasiyetlerini yansıttığını ifade etmekle birlikte, sürece yapıcı yaklaştıklarını vurguladı. "Devlet korkularını yenememiş" Çerçeve yasanın eksikliklerine dikkat çeken Remzi Kartal, beklentilerinin Kürtlerin haklarını tam anlamıyla tanıyan bir düzenleme olduğunu belirterek şunları söyledi: "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor." "100 yıllık sorunda demokratik zemin esas alınıyor" Sürecin tarihsel boyutuna değinen Kartal, Kürt sorununun yüzyıllık, PKK mücadelesinin ise yarım asırlık bir geçmişi olduğunu hatırlatarak, demokratik siyaset alanının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine işaret etti. Yasada yer alan süre şartlarına dair hukuki çekincelerini de dile getiren Kartal, itiraz sürelerinin daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini savundu: "Yasaya ayrıca bir esneklik de konulmuş. 5 ve 15 yıllık süreler için 2 yıldan sonra, 20 yıllık cezalar için ise 3 yıldan sonra itiraz başvurusu yapılabileceği belirtilmiş. Yani 15 yıl yerine 2 yıl, 20 yıl yerine 3 yıl sonunda yapılacak başvurularla sonuç alınabilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz." "Gelişler ve koordinasyon Öcalan üzerinden yürütülmeli" Yurt dışından ve dağdan dönüşlerin takvimi ve koordinasyonuyla ilgili de konuşan Kartal, sürecin ana muhatabının Abdullah Öcalan olduğunu söyledi:  "Genel anlamda bu yasayı değerli buluyor ve yapıcı yaklaşıyoruz. Yurt dışından gelişler ancak Önder Apo’nun çağrısı ve koordinesiyle olacak. Dağdan gelişler de buna göre şekillenecek. Genel koordinasyonun Önder Apo tarafından yürütülmesi gerekiyor; çünkü devletle müzakere eden ve Kürt tarafını temsil eden kendisidir."

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye’nin beklediği tarihî kanun teklifinin tam metni!

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifinin...