27 Temmuz 2026
25.2 C
İstanbul

Elazığ’da 6.8 büyüklüğünde deprem: Hangi gelişmeler yaşandı?

Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana 6,8 büyüklüğündeki depremde, şu ana kadar toplam 18 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) Twitter hesabından yapılan bilgilendirmede, Sivrice ilçesinde saat 20.55’te 6,8 büyüklüğünde deprem kaydedildiği ifade edildi. Deprem, yerin 6,75 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

Elazığ Sivrice merkezli deprem, Antep, Maraş, Adıyaman, Urfa, Malatya, Tunceli, Samsun, Tokat, Çorum, Sivas, Niğde, Kayseri Kırşehir, Trabzon, Ordu ve Giresun’da da hissedildi.

Elazığ’da 13, Malatya’da 4, Diyarbakır’da 1 kişinin hayatını kaybettiği depremin ardından, Sivrice ilçesinde saat 21.08’de 5,4, Baskil ilçesinde saat 21.17’de 5,1 büyüklüğünde artçı sarsıntılar kaydedildi. Sivrice’deki sarsıntı, yerin yaklaşık 7,03, Baskil’deki ise yerin 10,62 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu açıklama yaptı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde (AFAD) düzenlenen Çalışma Grupları Değerlendirme Toplantısı sırasında alınan deprem haberinin ardından ilk bilgileri paylaştı.

Bakan Soylu, açıklamasında, “Şu andaki durumu söyleyeyim: Elazığ Sivrice, Elazığ Maden aynı zamanda Sivrice’ye sınır olan Pütürge ve Doğanyol, Malatya, buraların tamamıyla irtibat kurduk. Valilerimiz, kaymakamlarımız, emniyet, jandarma, AFAD, 112, bütün arkadaşlarımız görevleri başındalar. Yine Elazığ merkezde şu ana kadar 10 binada hasar olduğu ihbarı gelmiş. Yine Malatya Pütürge merkezde birkaç binanın yıkıldığı veya hasar aldığı konusunda bilgimiz var. Gelen bilgiler bu yönde. Köylerde hasar olduğu konusunda da değerlendirmeler ve bilgiler var. Köylerden sağlıklı bir bilgi almaya çalışıyoruz. Yine Doğanyol da bu şekilde” ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan açıklama

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Elazığ’da meydana gelen ve pek çok ilde hissedilen depremin en az kayıpla atlatılması ve vatandaşların can güvenliğinin sağlanması için ilgili kurumların gerekli tüm tedbirleri aldığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Twitter hesabından Elazığ’da meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depreme ilişkin paylaşımda bulundu.

Erdoğan, paylaşımında şunları kaydetti:

“Elazığ’da meydana gelen ve pek çok ilimizde hissedilen depremin en az kayıpla atlatılması ve vatandaşlarımızın can güvenliğinin sağlanması için ilgili kurumlarımız gerekli tüm tedbirleri almaktadır. Çevre ve Şehircilik, İçişleri ve Sağlık Bakanlarımızı bölgeye gönderdik.

Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, çalışmaları yakından takip ettiğimizin bilinmesini istiyorum. Başta AFAD ve Kızılay olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarımızla milletimizin yanındayız. Depremde hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyorum.”

Üç bakan Elazığ’daki kriz merkezinde

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Elazığ’da meydana depremin ardından bölgede yaptıkları incelemelerden sonra kriz merkezinde açıklamalarda bulundu.

Bakan Soylu, “Son bilgi çerçevesinde, Malatya’da depremde karşılaşılan bölgelerde göçük altında kimse yok. Fakat Elazığ’da şu anda 30 vatandaşımızı arama-kurtarma çalışması devam etmektedir.” dedi.

Soylu, Elazığ’daki kriz merkezinde yaptığı açıklamada, Sivrice ilçesindeki depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara şifa diledi.

Bakan Soylu, “Malatya Afet Koordinasyon Merkezi ile sayın Valimizin verdiği son bilgi çerçevesinde, Elazığ’da 405, Malatya’da 148 vatandaşımız yaralanmak suretiyle kendileri müracaat etmişler veya sağlık ekiplerimiz tarafından hastanelere sevk edilmişlerdir. Malatya’da 3, Elazığ’da 2 ağır yaralımız var.” bilgisini de paylaştı.

Olayın duyulduğu saat 20.55’ten bir dakika sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 6,8 büyüklüğündeki depremle ilgili bilgi verdiğini aktaran Soylu, o dakikadan itibaren kısa aralıklarla kendisini bilgilendirdiklerini anlattı.

Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu hatırlatan Soylu, geçmişte çok acı tecrübelerin yaşandığını dile getirdi. Daha önce Türkiye’de meydana gelen büyük depremlere değinen Soylu, Türkiye’nin depremle ilgili büyük ve önemli adımlar attığına, devlet olarak yaraları hep sardıklarına işaret etti.

Soylu, Sivrice’de meydana gelen depremin ilk dakikalarından itibaren Türkiye Acil Müdahale Planı’nın tıkır tıkır işlediğini belirterek, şöyle devam etti:

“Depremin ardından 40 dakika içerisinde iki insansız hava aracımız, bir de insanlı keşif uçağımız bölgedeydi. Sürekli buraya ve Ankara’daki tüm merkezlerimize görüntüleri aktardılar, yıkılan ve çöken binalar dâhil olmak üzere. Büyük bir irtibat sağlamaya çalıştılar. Bunun yanı sıra hemen Türkiye Acil Müdahale Planı’ndaki buraya sevk edilecek arama-kurtarma birliklerimizin tamamı harekete geçti. Toplam 616 arama-kurtarma birliğinin bir bölümü vardı, bir bölümü de varmak üzere. Şu anda İstanbul’dan da bir yolcu uçağıyla arama-kurtarma birliği buraya doğru hareket halinde. Bir kargo uçağı da çeşitli araçların ve gereçlerin buraya getirilmesi için hareket halinde. Yine bunun yanı sıra bölgedeki bütün illerimiz, bu konuda AFAD’ın planlamasına göre, Türkiye Acil Müdahale Planı’na göre buraya hazırlıklarını çıkardılar.”

“Şu ana kadar yola çıkan çadır miktarı 2 bin”

Malatya’da 5 spor tesisi, 15 okul, 2 büyük kütüphane, 7 pansiyon ve tüm kamu misafirhanelerinin depremden etkilenen vatandaşın hizmetine açıldığını belirten Soylu, Malatya’nın Doğanyol ilçesinde misafirhane bulunmaması nedeniyle bölgedeki vatandaşların Malatya merkeze yönlendirildiğini söyledi.

Malatya’da 5 bin kişinin kalabileceği bir konteyner kentin olduğunu bildiren Soylu, şöyle konuştu:

“Onları yaklaşık 2-3 ay önce tamamen kalınabilecek bir noktaya getirebilmek için restorasyonunu yapmıştık. Orası da hazır halde durmaktadır. Kızılay ile beraber de gerekli koordinasyonu ve organizasyonu en üst noktada sağladığımızı ifade etmek istiyorum. Şu ana kadar yola çıkan çadır miktarı 2 bindir. Ama yaklaşık 5 bin çadır daha arkadaşlarımız tarafından sevk edilmek için hazırlanmıştır. 10 bin battaniye yola çıkmıştır. Yine ihtiyaç halinde bu battaniyelerin sayısı da artırılacaktır. Enerji konusunda herhangi bir sıkıntı depremin ilk anından itibaren yaşanmamıştır.”

“Sosyal medyada panik havası yaratanlara tahkikat”

Bakan Soylu, sitem edeceği bir konunun bulunduğuna işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:

“Bu konunun siyasetle ilgili değerlendirilmesini son derece yanlış bulduğumuzu söylemek istiyorum. Biz zor günümüzde birlik olmak zorundayız. Özellikle iki meseleye dikkat çekmek isterim. Başka deprem fotoğraflarını göstererek, sosyal medyada bir panik havası oluşturmaya çalışanlar, ‘Şu anda Elazığ yanıyor’ diye başlık atmaya çalışanlara hem sitem ediyorum hem de bu konuda gerekli tahkikatı yapacağımızı da buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. İkincisi de meseleyi siyasallaştırıp Türkiye’nin deprem konusundaki yeterliliğini tartışmaya açmak elbette belki bu saatte yapılabilecek insanlık dışı bir yaklaşımdır. Bunu üzülerek ifade etmek istiyorum. Bugün, birlik ve beraberlik içerisinde olmak günüdür.”

İnsanlık adına Elazığ ve Malatya’ya ulaşmak isteyenler olduğunu vurgulayan Soylu, “Bu meseleyi de iyi bir şekilde koordine etmeliyiz. Buradan tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, tüm sivil toplum örgütlerine, tüm yerel yönetimlere çağrımızdır. Bu konudaki insani yardımların tamamı AFAD’ın koordinasyonu altında gerçekleşecektir. İhtiyacımız olduğunda oraya müracaat edenleri ihtiyacımız nispetinde buraya sevk edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Soylu, depremden etkilenen illere sabah itibarıyla bir nakdi kaynak gönderileceğini dile getirdi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın konuşmaları

Sağlık Bakanı Koca, bölgedeki hastanelerde hizmet sunumunu aksatacak herhangi bir hasarın olmadığını belirterek, “Bütün ekiplerimiz hazır hizmetin başında bulunmaktadırlar.” ifadelerini kullandı.

“Elazığ’da 13, Malatya’da 4, Diyarbakır’da 1 vatandaşımız hayatını kaybetti.” diyen Bakan Koca, Elazığ’da hastanelere başvuran 405 yaralı olduğunu, 35 kişinin tedavi altına alındığını, bunlardan 11’inin ağır yaralı olduğunu söyledi.

Malatya’da ise müracaat eden yaralı sayısının ise 3’ü ağır olmak üzere 148 olduğunu bildiren Koca, şunları kaydetti:

“Elazığ ve Malatya’da toplam 137 ambulansımız mevcut. Bu 137 ambulansa 170 ambulans ilavesi yaptık. Ayrıca uçak ve helikopter ambulansımız da hazır bir şekilde ihtiyaç halinde hizmet veriyor olacak. Bunun dışında 5 tane bölgede zaten UMKE aracımız vardı. 121 UMKE aracı daha ilave etmiş olduk. Ayrıca 4 mobil komuta aracı ve görevlendirdiğimiz personel sayısı da ilave olarak bin 159 kişi oldu.”

Koca, hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet diledi.

“Tüm bakanlıklarımız harekete geçti”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “İlk çalışmalarda Elazığ Sivrice’de 5 binamızın, Malatya Doğanyol’da 25 binamızın yıkık olduğunu tespit ettik.” dedi.

Bakan Kurum, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

“Tüm Türkiye’mizin başı sağ olsun. Olayı duyar duymaz Türkiye Acil Müdahale Planı çerçevesinde ilgili tüm bakanlıklarımız harekete geçtiler.” diyen Kurum, Elazığ’daki depremin ardından koordinasyon planının kusursuz şekilde çalıştığını vurguladı.

“11 ilden 250’ye yakın ekibimiz sahada olacaklar”

Ankara’daki koordinasyon merkeziyle irtibatlı şekilde Elazığ Valiliğinde kurulan koordinasyon merkeziyle uyum halinde tespit çalışmalarına hızlı şekilde başlandığını bildiren Kurum, şöyle konuştu:

“Yapılan ilk çalışmalarında Elazığ Sivrice ilçemizde 5 binamızın, Malatya Doğanyol’da da 25 binamızın yıkık olduğunu tespit ettik. Ağır hasarlı, hafif hasarlı binalarımız var. 50 kişilik ekibimiz şu an sahada. İlk etapta kamu binalarımızın tespitini yapıyorlar ki burada yaralı vatandaşlarımıza acil müdahale etmek ve kamu binalarında herhangi bir hasar olup olmadığının tespitini işletiyorlar. Akabinde sabah 07.00 itibarıyla 11 ilden 250’ye yakın ekibimiz sahada olacaklar ve sabah itibarıyla da detaylı bir şekilde hasar tespit çalışmalarını yapacağız.”

Bakan Kurum, amaçlarının hafta sonuna kadar tüm hasar tespit çalışmalarını tamamlamak olduğuna dikkati çekerek, altyapı tesisleriyle alakalı herhangi bir zararın söz konusu olmadığını ancak tedbir amaçlı depremin yoğun hissedildiği mahallelerde valilik koordinasyonuyla doğal gaz ve elektrik kesintisine gidildiğini aktardı.

Enkaz kaldırmayla ilgili herhangi araç eksiğinin olmadığını ifade eden Kurum, şöyle devam etti:

“Araç eksiği olması halinde yine afet koordinasyonu çerçevesinde araç takviyesi yapılacaktır. Ben buradan vatandaşlarımızı riskli binalara girmemeleri noktasında uyarmak istiyorum. Artçı depremlerimiz devam ediyor. Dolayısıyla hasarlı binalar bizim için risk teşkil ediyor. O yüzden girilmemesi noktasında bu tedbirleri biz alıyoruz ancak ulaşamadığımız yerler varsa da vatandaşlarımıza sizlerin aracılığıyla bunları ifade etmek isterim. Biz Sayın Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde 18 yıldır birçok deprem yaşadık. Van’da 23 bin bağımsız bölümden oluşan, sosyal donatılarıyla, hastaneleriyle, okullarıyla adeta Van’ımızı inşa ettik, ihya ettik. Bingöl’de depremde zarar gören vatandaşlarımızın yaralarını hızlı bir şekilde sardık. Simav’da aynı şekilde ve bu noktada ilgili tüm bakanlıklarımız seferberlik halinde. Yine Elazığ’da da Malatya’da da vatandaşlarımızın neye ihtiyacı varsa ki bugün biz Manisa’daydık. Manisa’daki depremdeki vatandaşlarımızın yaralarını sarmak için oraya gittik. Orada ne yaptıysak, bundan önce ne yaptıysak Elazığ’ımızda da Malatya’mızda da aynı şekilde, hızlı bir şekilde vatandaşlarımızın ilk önce bu barınma ihtiyaçlarını giderecek hamleleri yapacağız.”

Elazığ merkezde TOKİ bünyesinde ürettikleri yaklaşık 400 rezerv konutun bulunduğunu bildiren Kurum, bir kısmının bittiğini bir kısmının da bitme aşamasına geldiğini anlattı.

Malatya Yeşilyurt’ta da 350 konutun yüzde 75 seviyesinde olduğunu dile getiren Kurum, “Dolayısıyla vatandaşlarımızı hızlı bir şekilde bu konutlara nakledebilecek durumdayız. İnşallah en kısa sürede vatandaşlarımızın yaralarını sarmak suretine gideceğiz. İnşallah bu acıları bir daha yaşamamak için de kararlı bir şekilde köylerimizi, kentlerimizi, ilçelerimizi dönüştürmek durumundayız. Burada da kararlı duruşumuzu sergilemek durumundayız. İnşallah bu süreci de kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Askeri birliklerimiz teyakkuz halinde”

İstanbul’da Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile birlikte bir programda bulunan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da deprem haberi sonrası programdan ayrıldıkları sırada gazetecilere açıklama yaptı.  

Akar, deprem sonrasında bütün askerlerin teyakkuz halinde olduğunu belirterek, “Sarsıntı büyük olmuş. İl dışında Sivrice merkez olmak üzere taşrada bazı kayıplar olabilir, değerlendirmesi var. Bunu netleştirmek için arkadaşlarımız çalışıyor. Askeri birliklerimize, kara ve hava birliklerimize, teyakkuz talimatını verdik. Herhangi bir ihtiyaç halinde halkımıza yardım etmek üzere hazırlıklarını sürdürüyorlar.” diye konuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ise depremin ardından bölgede enerji arzında herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için çalışmaların yürütüldüğünü bildirdi.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, depremden etkilenen bütün illerdeki vatandaşlara ve Türkiye’ye “geçmiş olsun” dileğinde bulundu. Şentop, Elazığ’daki deprem dolayısıyla Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Deprem sonrasında bölgedeki tespit ve çalışmalar, ilgili tüm kuruluşlarımız tarafından süratle yürütülmektedir. Can kaybının artmaması en büyük temennimiz.” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Elazığ depreminin ardından Vali Çetin Oktay Kaldırım’dan, ortaya çıkan tablo ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alırken, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan da geçmiş olsun dileklerini paylaştı.

“İletişimi olumsuz etkileyen önemli bir durum yok”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, depremin ardından bölgede iletişimi olumsuz etkileyen bir sıkıntı yaşanmadığını bildirdi.

Turhan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, tedbiren bölgeye mobil baz istasyonlarının sevk edildiğini belirterek, “Ancak yine de telefon görüşmelerinin kısa tutulması ve mümkünse internet aramasının tercih edilmesi, iletişimin sağlıklı bir şekilde sağlanması için önem taşımaktadır.” ifadesini kullandı.

Cep telefonu operatörleri Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom, Elazığ merkezli yaşanan deprem sonrasında bölgede yaşayan vatandaşlara ücretsiz internet ve konuşma tanımladıklarını duyurdu.

Malatya Valisi Aydın Baruş’un açıklaması

Malatya Valisi Aydın Baruş, “İl merkezimizde, Pütürge ve Doğanyol ilçelerimizde sağlam durumda olan okullarımızı vatandaşlarımızın geçici barınması için açtık. Yine Pütürge ilçemizde de yaklaşık 400 kapasiteli yurdumuzu vatandaşlarımızın barınması için açıyoruz.” dedi.

Vali Baruş, gazetecilere yaptığı açıklamada, Elazığ’ın Sivrice ilçesi merkezli depremde bölgeye yakın olan Doğanyol ve Pütürge ilçelerinde bazı binalarda göçük ve hasar oluştuğunu belirtti.

Ekiplerin bölgede gerekli çalışmaları yaptığını aktaran Baruş, şunları kaydetti:

“Kurtarma ekiplerimiz olay yerine intikal ettiler, AFAD ekiplerimiz çalışmalarına başladılar. Yine Kızılay ve AFAD’dan çadır talebinde bulunduk. Doğanyol ve Pütürge ilçemizde bütün köylerimizle irtibat kurduk. İl merkezimizde, Pütürge ve Doğanyol ilçelerimizde sağlam durumda olan okullarımızı vatandaşlarımızın geçici barınması için açtık. Yine Pütürge ilçemizde de yaklaşık 400 kapasiteli yurdumuzu vatandaşlarımızın barınması için açıyoruz, çadırlar olay yerine sevk edildiğinde hemen kurulumuna başlayacak. İl merkezimizde vatandaşlarımızı barındırmak üzere otellerde ve misafirhanelerde yeteri kadar yerimiz var. Yine eski geçici barınma merkezinde konteynerlerimiz var, orada da yaklaşık 5 bin vatandaşımızı barındıracak yerimiz var. İnşallah bu geceyi sağlıklı bir şekilde atlattıktan sonra vatandaşlarımızı sağlıklı bir şekilde barınma merkezine aktardığımızda, daha rahatlamış olacağız.”

Pütürge Belediye Başkanı Sülük’ten açıklama

Pütürge Belediye Başkanı Mikail Sülük ise “Bize ulaşan bilgilere göre şu ana kadar Pütürge’de göçük altında kalan yok.” dedi.

Sülük, Elazığ’daki deprem nedeniyle tüm bölge halkına geçmiş olsun dileklerini iletti. İlçede hasar olduğunu vurgulayan Sülük, “Hasar var ama çok şükür can kaybımız yok. Deprem yaşadık, büyük bir deprem yaşadık, hasarlı binalarımız var, yıkılan binalarımız da var ama sabahı bekleyeceğiz. AFAD, Kızılay gibi tüm kurumlarımızla seferber olduk. Tüm vatandaşlarımızı okullarda ve çadırlarda topluyoruz. Bize ulaşan bilgilere göre şu ana kadar Pütürge’de göçük altında kalan yok.” dedi.

KKTC, Yunanistan ve Kosova’dan geçmiş olsun mesajı

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu telefonla arayarak Elazığ’da meydana gelen depreme ilişkin geçmiş olsun dileklerini iletti ve yardıma hazır olduklarını bildirdi.

Kosova Birinci Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Behgjet Pacolli de depremde can kaybının olmaması temennisinde bulunarak, etkilenen bölgelerde yardım sunmaya hazır olduklarını ifade etti. Pacolli, “Can kaybının olmamasını umuyor ve dua ediyoruz. Bu anlarda Türk dostlarımızın yanındayız. Kosova Güvenlik Güçleri, depremden etkilenen bölgelerde yardım sunmaya hazırdır” ifadelerini kullandı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersin Tatar da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, geçmiş olsun dileğinde bulunarak, depremde hayatını kaybedenler nedeniyle derin üzüntü içinde olduğunu kaydetti. Tatar, “Şahsım, halkımız ve hükümetim adına tüm Türkiye’ye en kalbi duygularla geçmiş olsun dileklerimizi ifade eder, ölenlere Allah’tan rahmet yaralılarımıza acil şifalar dilerim” açıklaması yaptı.

Kuzey Makedonya: “Türkiye ile dayanışma içindeyiz”

Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Stevo Pendarovski, Elazığ’da meydana gelen depremin ardından Türkiye ve Türk halkıyla dayanışma içinde olduklarını belirtti.

Pendarovski, resmi Twitter hesabında Elazığ’da meydana gelen depremle ilgili yaptığı paylaşımda, “Türkiye’deki depremde hayatını kaybedenlerin aileleri ve yakınlarını derin başsağlığı diliyorum. Türkiye ve Türk halkıyla dayanışma içindeyiz.” ifadelerini kullandı.

Kuzey Makedonya Başbakanı Oliver Spasovski de resmi Twitter hesabında yaptığı paylaşımda, Türkiye ve Türk halkına güçlü desteklerini sunarak, “(Depremde) Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum. Bölgedeki tüm vatandaşlar için dua ediyoruz. Yardım etmeye hazırız” değerlendirmesinde bulundu.

Arnavutluk: “Türk halkının yanındayız”

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, depremin ardından Türk halkının yanında olduklarını bildirdi.

Rama, sosyal medya hesabı Twitter’dan Türkiye’deki depremle ilgili yaptığı paylaşımda, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da etiketledi.

Dost ülke Türkiye’de ağır bir depremden kaynaklanan korkunç bir felaket meydana geldiğini belirten Rama, söz konusu depremde hayatını kaybedenlerin olduğunu hatırlattı. Paylaşımında Rama, “Türk halkının yanındayız. Allah’tan, ülke yetkilileri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu trajediyle başa çıkmak için güç vermesini dua ediyorum” ifadelerini kullandı.

Türkiye Jokey Kulübünden açıklama

Türkiye Jokey Kulübü, Elazığ’da depremden etkilenen vatandaşlar için Yurtbaşı ilçesinde bulunan hipodromu açtığını duyurdu.

Kulübün Twitter hesabından yapılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“Depremden etkilenen tüm vatandaşlarımız için Elazığ’ın Yurtbaşı ilçesinde bulunan hipodromumuz, misafirlerimizin konaklama ve diğer ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına tüm imkanlarıyla açık olacaktır. Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen 6,8 büyüklüğündeki depremde can ve mal kaybı yaşanmamış olmasını diliyor, tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.”

Basketbol maçı ertelendi

Bu arada, deprem nedeniyle yarın Herbalife Nutrition Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nde oynanması planlanan Birevim Elazığ İl Özel İdare-Çankaya Üniversitesi mücadelesi ertelendi.

Türk Kızılayından kan ihtiyacı açıklaması

Türk Kızılay, Elazığ’da meydana gelen ve pek çok ilde hissedilen depremin ardından bölgede duyulan kan ihtiyacının karşılandığını bildirdi.

Türk Kızılay resmi Twitter hesabından yapılan duyuruda, “Vatandaşlarımızın dikkatine! Bölgedeki kan ihtiyacı, kan merkezlerimiz tarafından karşılanmıştır. Hastanelerimizdeki faaliyetlerin engellenmemesi için tüm vatandaşlarımızı duyarlı olmaya davet ediyoruz” çağrısında bulunuldu.

Elazığ’ın Maden ilçesinde yıkılan binadan 2 kişi sağ çıkarıldı

Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremde Gezin köyünde yıkılan 6 katlı binanın enkazından 2 kişi yaralı çıkarıldı.

Maden ilçesine bağlı Gezin köyünde çöken 6 katlı binada AFAD ve UMKE ekiplerinin çalışması sonucunda 2 kişi enkaz altından sağ çıkarıldı.

İki yaralı, 112 Acil Sağlık ekiplerince Elazığ’daki hastanelere kaldırıldı.

Sivrice Belediye Başkanı Gündoğan’ın açıklaması

Elazığ’ın Sivrice Belediye Başkanı Turgay Gündoğan, depremde ilçe merkezinde herhangi bir can kaybının olmadığını söyledi.

Gündoğan’ın yaptığı açıklamada, deprem nedeniyle ilçe merkezinde çok sayıda binada hasar oluştuğunu belirtti.

Şu ana kadar ilçe merkezinde can kaybının bulunmadığını ifade eden Gündoğan, şunları kaydetti:

“İlçe merkezinde can kaybı yok. Cam kırığı veya eşya düşmesi sonucu hafif yaralılarımız var. Bunlar da sağlık ekiplerimizin müdahalesi sonucu ayakta tedavi edildi. Vatandaşlarımıza olası artçı sarsıntılar dolayısıyla evlerine girmemeleri konusunda uyarılar yapıyoruz.”

Malatya’da çöken iki katlı kerpiç evin enkazından 2 kişi kurtarıldı

Elazığ merkezli depremden etkilenen Malatya’nın Doğanyol ilçesinde de çöken iki katlı evin enkazından 2 kişi kurtarıldı.

AFAD ekipleri, ilçe merkezindeki Gökçe Mahallesi’nde yıkılan iki katlı kerpiç evin enkazından 2 kişiyi çıkardı. Enkaz altında 1 kişinin daha olduğunu değerlendiren ekipler, arama ve kurtarma çalışmalarını sürdürüyor.

Deprem esnasında kalp krizi geçiren kişi öldü

Adıyaman’da deprem sırasında kalp krizi geçiren kişi hayatını kaybederken, paniğe kapılan 10 kişi ile toprak evin çökmesi sonucu 7 kişi yaralandı.

Alınan bilgiye göre, Sincik ilçesine bağlı İnlice köyünde yaşayan bedensel engelli Mehmet Çetin, deprem sırasında evinde kalp krizi geçirdi. Ailesinin ihbarıyla olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri, Çetin’i Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Çetin, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Adıyaman’da deprem esnasında paniğe kapılarak evlerinin balkonundan atlayan 10 kişi yaralandı.

Yaralılar, 112 Acil Servis ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Yaralıların sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

Futbol maçlarında saygı duruşu yapılacak

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), profesyonel liglerde bugün, yarın ve 27 Ocak Pazartesi günü oynanacak maçlarda Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen ve civar illerde de hissedilen depremde hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunulacağını duyurdu.

TFF’nin internet sitesinde yer alan açıklamada, “Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımız anısına; 25, 26 ve 27 Ocak tarihleri arasında oynanacak tüm futbol müsabakalarında saygı duruşunda bulunulacak. Süper Lig, TFF 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig’deki tüm karşılaşmalar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşu yapılacak. Ayrıca isteyen kulüpler, siyah kol bantları ile sahaya çıkabilecek.” denildi.

TFF’nin internet sitesinde “Acımız büyük” başlığıyla yer alan başsağlığı mesajında ise “Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen depremde can kayıplarımızın olduğunu derin bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. Ülkemizi yasa boğan depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, vatandaşlarımızın ailelerine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar dileriz.” ifadeleri kullanıldı.

Deprem yardımları askeri kargo uçaklarıyla bölgeye gönderiliyor

Elazığ’ın Sivrice ilçesi merkezli 6,8 büyüklüğündeki deprem sonrası arama kurtarma çalışmalarına katılacak ekipler ve yardım malzemeleri, Etimesgut Askeri Havaalanı’ndan kargo uçaklarıyla bölgeye gönderiliyor.

Deprem sonrası AFAD ve Kızılay tarafından hazırlanan yardım malzemeleri, askeri kargo uçaklarına yüklendi. AFAD, UMKE, Ankara İtfaiyesi ve AKUT’tan yaklaşık 100 arama kurtarma personeli ile 3 arama kurtarma köpeğinin de bulunduğu 4 askeri uçak, deprem bölgesine hareket etti.

Battaniye, çadır, gıda ve sağlık malzemesi ile kurtarma ekipmanlarını taşıyan 4 uçağa ek olarak, AFAD koordinasyonunda yardım malzemesi ve gerektiğinde ek personelin ilerleyen saatlerde bölgeye sevk edilebileceği belirtildi.

MSB ve Genelkurmayda kriz masası oluşturuldu

Milli Savunma Bakanlığından, Ankara, İstanbul, Kayseri ve Konya’da hazırlıklarını sürdüren AFAD ekiplerinin, Jandarma Arama-Kurtarma Timlerinin, Sağlık Bakanlığı personelinin ve ihtiyaç duyulan malzemelerin nakliye uçaklarıyla Elazığ’a ulaştırılacağı bildirildi.

Milli Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Elazığ’da meydana gelen depremden kısa süre sonra arama kurtarma faaliyetlerine destek amacıyla Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığında kriz masaları oluşturulduğu ifade edildi.

İlk olarak Sağlık Bakanlığı, AFAD, Jandarma Genel Komutanlığı ve valiliklerle irtibata geçilerek taleplerin alındığı belirtilen açıklamada, ihtiyaca göre planlama yapılarak Türk Silahlı Kuvvetlerine ait uçak ve helikopterlerin hızlı bir şekilde görevlendirildiği kaydedildi.

Açıklamada, ilk olarak bir genel maksat helikopteri ve kurtarma ekibinin Doğanyol ilçesindeki arama-kurtarma faaliyetlerine katıldığı, Batman’da görevli bir ANKA insansız hava aracının da hızlı bir şekilde Elazığ’a gönderilerek hasar tespit çalışmaları için görevlendirildiği aktarıldı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Devletimizin kurum ve kuruluşlarından gelen talepler doğrultusunda biri ambulans uçak olmak üzere toplam 8 nakliye uçağının da bölgeye gönderilmesi planlandı. Bu kapsamda Ankara, İstanbul, Kayseri ve Konya’da hazırlıklarını sürdüren AFAD ekiplerinin, Jandarma Arama-Kurtarma Timlerinin, Sağlık Bakanlığı personelinin ve ihtiyaç duyulan malzemelerin Elazığ’a ulaştırılması sağlanacak.

Tüm milletimizi derinden üzen deprem sonrası hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Başta Elazığlı hemşehrilerimiz olmak üzere tüm bölge halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.”

AFAD: “968 arama kurtarma personeli ve 182 araç bölgeye sevk edildi”

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından 968 arama kurtarma personeli ve 182 aracın bölgeye sevk edildiğini bildirdi.

AFAD’tan yapılan açıklamada, deprem sonrasında bölgede 4 büyüklüğünün üzerinde 10 sarsıntı meydana geldiği, toplam artçı sayısının da 118 olduğu belirtildi.

Depremde Elazığ’da 13, Malatya’da 4, Diyarbakır’da bir kişinin hayatını kaybettiğini belirtilen açıklamada, Elazığ’da 403, Malatya’da 148, Diyarbakır’da 13, Adıyaman’da 11, Batman’da 6, Kahramanmaraş’ta 37, Şanlıurfa’da 33 olmak üzere 651 kişinin de yaralandığı aktarıldı.

Deprem bölgesinin havadan görüntülenmesi amacıyla, Batman’dan bir, Jandarma Genel Komutanlığından iki insansız hava aracı (İHA) ile Emniyet Genel Müdürlüğü envanterindeki bir helikopter ve bir uçağın da bölgeye sevk edildiği kaydedilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

“39 AFAD İl Müdürlüğü başta olmak üzere, Jandarma Arama Kurtarma ekipleri ile çeşitli illerin UMKE ve itfaiye ekiplerinden, toplamda 968 arama kurtarma personeli ve 182 araç bölgeye sevk edilmiştir. Çalışmalara destek amacıyla 13 arama kurtarma köpeği bölgeye gönderilmiştir. İhtiyaç durumunda kullanılacak iş makinaları AFAD koordinasyonunda görevlendirilmektedir. Bölgede AFAD koordinasyonu dışında herhangi bir iş makinası çalışmayacaktır.

Acil ihtiyaçlar nedeniyle beslenme, enerji, haberleşme ve psikososyal çalışma gruplarından ekipler bölgeye sevk edilmeye başlamıştır. Bu kapsamda 110 personel ve 36 araç bölgeye yönlendirilmiştir. AFAD Adana, Ankara, Adıyaman, Diyarbakır, Erzurum, Erzincan, Kahramanmaraş, Mardin, Muş ve Sivas lojistik depolarından bölgeye, 97 tır ile 4 bin 296 çadır, 5 bin 406 yatak ve 10 bin 460 battaniye sevk edilmiştir.”

Cumhurbaşkanlığı’ndan açıklama

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Elazığ’da meydana gelen 6.5 büyüklüğündeki depremin ardından, tüm kurumların seferber edildiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Elazığ’ın Sivrice ilçesinde 6.5 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini belirterek, “Hepimize geçmiş olsun. Can kaybı yaşanmaması en büyük temennimizdir. Tüm kurumlarımız seferber edilmiştir. Vatandaşlarımızın yetkililerin açıklama ve yönlendirmelerini takip etmelerini rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

İletişim Başkanı Fahrettin Altun ise depreme ilişkin şunları kaydetti:

“Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun! Devletimiz ilgili tüm kurumlarıyla olayın takipçisidir, vatandaşlarımızın emniyeti, can güvenliği önceliğimizdir. Allah milletimizi her daim korusun, kollasın.”

Elektrik dağıtım şebekesinde kısmi kesintiler yaşandı

Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Elazığ’ın Sivrice ilçesinde deprem nedeniyle kısmi elektrik kesintileri yaşandığını belirterek, “Bölgenin büyük bir kısmında enerji arzı sorunsuz bir şekilde devam ediyor. Ancak şu anki belirlemelerimize göre bazı kesimlerde yer yer kesintiler söz konusu” dedi.

Bakan Dönmez, Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depreme ilişkin yazılı açıklama yaptı. Depremden etkilenenlere geçmiş olsun dileklerini ileten Dönmez, “Depremden dolayı Sivrice’deki elektrik dağıtım şebekesinde kısmi kesintiler yaşandı. Ekiplerimiz hızla bölgeye intikal ederek, hasar tespit çalışmalarına başladılar. Bölgenin büyük bir kısmında enerji arzı sorunsuz bir şekilde devam ediyor. Ancak şu anki belirlemelerimize göre bazı kesimlerde yer yer kesintiler söz konusu. İl ve ilçe merkezlerine müdahale konusunda ekiplerimiz ivedilikle hareket ettiler. Diğer yandan, köylerimizdeki hasar tespit çalışmaları için de ekiplerimiz bölgelere sevk edildi” dedi.

Bakan Dönmez, ayrıca depremden etkilenen Tunceli, Malatya, Diyarbakır ve Bingöl’de de hasar tespit çalışmalarının yapılması ve arızalara müdahale edilmesi için sahada çalışmalar başlatıldığını belirtti. Dönmez, “EÜAŞ’a ait mobil elektrik santralleri ihtiyaç olması halinde bölgeye sevki için hazır tutulmaktadır. Bölge genelinde doğalgaz iletim sisteminde bir problem yoktur. Dağıtım şirketlerinin tamamıyla görüşüldü. Dağıtım sisteminde kaçak arama araçlarıyla gerekli kontrolleri için hazırlıklar yapıldı. Bölgede ivedilikle kaçak kontrolleri yapılacak. Arama-kurtarma, güvenlik, itfaiye ve sağlık teşkilatlarının görevlerinin aksamaması için her türlü tedbir ve destek ilgili kurumlarımızca sağlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

Son Haberler

Şara: ‘İsrail ile anlaşmaya çalışıyoruz’

Suriye'de geçiş yönetiminin Devlet Başkanı Ahmed Şara, ülkesinin İsrail...

CENTCOM, Trump’tan İran’a yönelik bombardımanın durdurulmasını istedi: ‘Hedefler tükendi’

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM), Hürmüz Boğazı çevresindeki bombalama harekatının etkinliğinin üst sınırına ulaştığı, daha fazlasının "hedeflerin çoğunun tükendiği" gerekçesiyle durdurulmasını tavsiye ettiği öne sürüldü. Axios'a konuşan iki kaynağa göre, CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper'ın, ABD Başkanı Donald Trump'a Hürmüz çevresini daha fazla bombalamaya gerek olmadığını önerdiği, bu önerinin Başkan'ın cuma günü İran'a yönelik saldırıları durdurma kararını etkilediği iddia edildi. Kaynaklara göre Cooper, saldırıların Tahran'ın ticari gemileri hedef alma kabiliyetini "önemli ölçüde zayıflattığını" ve tam ölçekli bir çatışmaya dönüşmeden devam eden saldırıların stratejik bir amaca hizmet etmeyeceğini belirtti. Haberde, bombalamaların durdurulması tavsiyesinin Trump'a, hem askeri hem de sivil danışmanlar tarafından yapıldığı, bundan sonra özellikle havadan yapılacak saldırılarla "ek başarı elde edilecek hedefin kalmadığının" vurgulandığı iddiasına yer verildi. Trump, yaklaşık iki haftadır her gün ABD ordusunun sunduğu saldırı planlarını onaylıyor ve bu planlar Orta Doğu'daki yerel saate göre gece yarısı sularında hayata geçiriliyordu. Başkan'ın cuma günkü saldırıları durdurma talimatı, önceki 13 gün boyunca her gün gerçekleşen saldırılara ne kadar ara verildiği hakkında tam bir netlik taşımıyor. Cuma gecesi başkent Washington'da Beyaz Saray Muhabirleri Derneğinin yemeğinde konuşan Trump, İran'ın şu anda bir anlaşma yapmaya hazır olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştu. Trump'ın İran'a yönelik yeni bir saldırı emrini onaylamamasıyla, Umman heyetinin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusunda görüşmeler yapmak için dün Tahran'a ulaşması yaklaşık aynı saatlere denk geliyor. Öte yandan ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, İran'a saldırılara iki gündür ara veren Başkan Donald Trump'ın İran ile diplomatik görüşmelere "alan tanıdığını" söylemiş, Başkan'ın hala "tüm seçenekleri masada tuttuğunu" kaydetmişti.

Trump, İran’a yönelik saldırıları durdurma talimatı verdi

ABD medyası, ABD Başkanı Donald Trump'ın orduya cuma günü İran'a yönelik askeri saldırıları durdurma talimatı verdiğini bildirdi. Böylece 13 gündür aralıksız devam eden günlük saldırı zinciri ilk kez kesintiye uğradı. 24 Temmuz 2026 Cuma günü, konuya yakın iki kaynak ABD merkezli Axios'a yaptığı açıklamada, Donald Trump'ın yaklaşık iki haftadır ilk kez ABD ordusunun sunduğu saldırı planını onaylamadığını aktardı. Trump, önceki 13 gün boyunca İran'daki hedeflere yönelik bombardıman emirlerini her gün veriyor ve bu saldırılar birkaç saat içinde uygulanıyordu. Ancak bu kararın geçici mi yoksa kalıcı bir duraklama mı olduğu henüz netlik kazanmadı. Analistler, Trump'ın bu kararının diplomasiye daha fazla fırsat tanıma isteğinin bir yansıması olabileceğini değerlendiriyor. Kaynaklar, ABD ordusunun geniş çaplı askeri saldırıların yeniden başlatılması ihtimaline karşı tüm planlarını hazır tuttuğunu, ancak Trump'ın şu ana kadar bu yönde yeni bir emir vermediğini belirtti. Güvenlik güçlerinin ise talimat verilmesi halinde kısa sürede yeniden harekete geçebileceği ifade edildi. Trump, söz konusu talimattan kısa süre sonra Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, saldırıları sürdürme ya da artırma seçeneğinin hâlâ masada olduğunu söyledi. "Sahip oldukları her şeyi yok edebiliriz" diyen Trump, buna rağmen daha akıllıca stratejinin İran'la bir anlaşmaya varmak olduğunu ifade etti. ABD Başkanı, "Şu anda İranlılarla görüşüyoruz. Bence her geçen gün daha da yorgun düşüyorlar. Harekete geçmeye hazırız ve tamamen silahlıyız, ancak onlarla konuşuyoruz" dedi. Trump daha sonra Beyaz Saray muhabirleriyle düzenlediği resmi toplantıda ise, "İran'ın şu anda bir anlaşmaya hazır olduğunu düşünmüyorum, ancak ben dinlemeye hazırım" ifadelerini kullandı. Trump'ın saldırıları durdurma kararı, cuma günü Umman'dan bir diplomatik heyetin Tahran'a ulaşmasının ardından geldi. Heyetin, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik yeni bir anlaşmayı görüşmek amacıyla İranlı yetkililerle temaslarda bulunduğu belirtildi. Bölgeden iki kaynak, müzakerelerde önemli ilerleme sağlandığını ve hafta sonu içerisinde Umman ile İran arasında bir anlaşmanın imzalanabileceğini aktardı. Ardından Başkan Trump'ın, önerilen anlaşmayı kabul edip etmeyeceğine karar vermesi bekleniyor.

17 yıl sonra bir ilk: BM Genel Sekreteri Guterres, Suriye’de

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, resmi ziyaret kapsamında beraberindeki heyetle Suriye’nin başkenti Şam’a gitti. SANA muhabirinin aktardığına göre, Guterres ve beraberindeki heyeti Şam Uluslararası Havalimanı'nda Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani karşıladı. 17 yıl aradan sonra Şam’ı ziyaret eden ilk BM Genel Sekreteri olan Guterres’in, temasları kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile de bir araya gelmesi öngörülüyor.

Trump: İran’la ya anlaşacağız ya da onları parça parça edeceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la ilgili iki seçenek bulunduğunu belirterek, "Ya onlarla anlaşacağız ya da onları parça parça edeceğiz" dedi. Trump, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısında, ABD'nin İran politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran yönetiminin anlaşma yapmak istediğini söyleyen Trump, "Bazen güçlü görünmek için anlaşma istemediklerini söylüyorlar ama gerçek bu değil" ifadelerini kullandı.    Trump, Tahran yönetimiyle görüşmelerin sürdüğünü belirterek, "İki yol var: Ya onları parça parça dağıtabiliriz ya da onlarla müzakere edebiliriz. Şu anda yaptığımız da bu" diye konuştu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in İran tarafıyla doğrudan temas halinde olduğunu söyleyen Trump, Tahran'ın son günlerde bir uzlaşmaya varma konusunda daha istekli göründüğünü ifade etti. Trump, "Bence akıllıca olan yol bu. Ancak diğer yol, yani savaş, belki daha kolay olabilir. Biz buna da hazırız. Hazırız ve silahlıyız" dedi. "Büyük saldırılar" konusunda karar vermedi İran'a yönelik kapsamlı bir askeri operasyon kararı alıp almadığı yönündeki soruya Trump, "Hayır, henüz karar vermedim çünkü şu anda onlarla konuşuyoruz" yanıtını verdi. Trump, Venezuela örneğini hatırlatarak, başlangıçta eleştirilen bazı kararlarının daha sonra destek gördüğünü belirterek, İran konusunda da benzer bir sürecin yaşanabileceğini söyledi. "Rusya ve Çin'in İran'a yardım edeceğini düşünmüyorum" Rusya ve Çin'in İran'a destek vereceği yönündeki iddiaları da değerlendiren Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in kendisine bu yönde güvence verdiğini dile getirdi. Trump, "Şi Cinping ve Vladimir Putin bana müdahil olmayacaklarını ve Tahran'a yardım etmeyeceklerini söylediler. Onlara güveniyorum ve beni hayal kırıklığına uğratacaklarını sanmıyorum" ifadelerini kullandı. Trump'ın açıklamaları, ABD ile İran arasında devam eden gerilimin sürdüğü ve diplomatik temasların devam ettiği bir dönemde geldi. Öte yandan New York Times'ın haberine göre Trump'ın, İran'a yönelik askeri seçenekleri değerlendirmek üzere Beyaz Saray Durum Odası'nda üst düzey askeri yetkililerle bir toplantı yapması bekleniyor.

ABD-Suudi Arabistan nükleer anlaşması İsrail’de tepkiyle karşılandı

ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanan ve Riyad'ın Amerikan teknolojisiyle nükleer santral kurup uranyum zenginleştirmesine imkan tanıyan anlaşma, İsrail'de güvenlik endişelerine yol açtı. İsrailli muhalif siyasetçiler, anlaşmanın Ortadoğu'da nükleer silahlanma yarışını tetikleyeceğini belirtiyor. ABD ve Suudi Arabistan, Riyad'ın sivil nükleer program geliştirmesini öngören tarihi anlaşmaya imza attı.Çarşamba günü duyurulan ve yürürlüğe girmesi için ABD Kongresi'nin onayı gereken anlaşma, İsrail siyasetinde geniş yankı uyandırdı.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmazken, muhalefet ve eski üst düzey yetkililer anlaşmaya sert tepki gösterdi. Bennett: "Büyük bir stratejik başarısızlık" 27 Ekim'de yapılması planlanan seçimlerde yeniden başbakanlık koltuğuna oturmayı hedefleyen eski Başbakan Naftali Bennett, anlaşmanın İsrail'in güvenliğini tehlikeye attığını savundu. Bennett yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan ile İsrail göz ardı edilerek yapılan bu nükleer anlaşma, büyük bir stratejik başarısızlıktır ve güvenliğimizi riske atmaktadır. Suudi toprağında uranyum zenginleştirilmesi, bölgede kontrolsüz bir nükleer yarışa yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Çılgınca bir silahlanma yarışı başlayacak" Anlaşmaya bir tepki de eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman'dan geldi. Liberman, Suudi Arabistan'ın sivil programının nihayetinde askeri boyut kazanacağını öne sürerek şunları söyledi: "Suudi Arabistan'ın sivil nükleer programı, nükleer silah elde edilmesiyle sonuçlanacak ve tüm Orta Doğu'da çılgınca bir silahlanma yarışına neden olacaktır." İsrail'in bölgedeki tek nükleer güç olma konumunu koruması gerektiğini vurgulayan Liberman, Tel Aviv yönetiminin ABD Kongresi nezdinde girişimde bulunarak anlaşmayı engellemesi gerektiğini kaydetti. Eski Savunma Bakanı Benny Gantz ise konunun bölgesel ittifaklardan bağımsız ele alınmasını eleştirerek, "Bölgesel ılımlı bir ittifakın parçası olmadan Suudi Arabistan'a sivil nükleer kapasite verilmesinin İsrail'in güvenliğine fayda sağlayacağını savunacak hiçbir güvenlik yetkilisi yoktur" değerlendirmesinde bulundu. 123 Anlaşması imzalandı 22 Temmuz 2026'da ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, kamuoyunda "123 Anlaşması" olarak bilinen çerçeve metni ve beraberindeki güvenlik garantileri anlaşmasını imzaladı. ABD Enerji Bakanlığından yapılan açıklamada, söz konusu anlaşmanın iki ülke arasında milyarlarca dolarlık ve onlarca yıl sürecek stratejik bir ortaklığın hukuki zeminini oluşturduğu kaydedildi. Anlaşma, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) sıkı denetimi altında Suudi Arabistan'ın elektrik üretimi için Amerikan teknolojisini kullanmasına imkan tanıyor. Böylece Riyad yönetimi, petrole olan bağımlılığını azaltmayı hedeflerken, ABD'li şirketler için de Suudi nükleer pazarına giriş fırsatı doğuyor. Wright: "Trump sayesinde nükleer rönesans başladı" İmza töreninin ardından konuşan ABD Enerji Bakanı Chris Wright, anlaşmanın en yüksek güvenlik ve nükleer silahların yayılmasını önleme standartlarına sahip olduğunu vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump'ın vizyonuna dikkat çeken Wright, "Başkan Trump sayesinde ABD'nin nükleer rönesansı başladı. Bu adım, her iki ülke halkına uzun vadeli ekonomik ve stratejik kazançlar sağlayacaktır" dedi. ABD Kongresi'nin onayına sunulacak olan anlaşmanın temel hedefleri arasında ABD nükleer teknolojisinin ihracatını artırmak, nitelikli istihdam yaratmak ve Washington-Riyad hattındaki stratejik ortaklığı derinleştirmek yer alıyor.

Rojava Üniversitesi’nde kritik görüşme: Şam’daki yükseköğretim sistemine bağlanacak

Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı Mervan El Helebi Rojava Üniversitesi'nin yükseköğretim sistemine entegrasyonunun akademik ve hukuki kriterlere göre yürütülerek, öğrencilerin eğitim hakkı ile akademik kadroların haklarının esas alınacağını söyledi.  Suriye Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı Mervan El Helebi, Kamışlo’da bulunan Rojava Üniversitesi'nin yükseköğretim sistemine entegrasyonunun öğrencilerin ve akademik kadroların haklarını esas alan kapsamlı bir akademik ve hukuki çerçevede yürütüleceğini açıkladı. Haseke Valisi Nureddin İsa'nın da dahil olduğu, Rojava Üniversitesi Meclisi ile gerçekleştirilen görüşmede entegrasyon sürecine ilişkin hazırlanan yol haritasının ele alındığını belirten El Helebi, sürecin aşamalı ve planlı biçimde ilerleyeceğini ifade etti. İlk aşamada üniversitenin akademik ve idari yapısı, eğitim programları, öğrencilerin durumu, akademik kadrolar ve eğitim altyapısının kapsamlı biçimde değerlendirileceğini kaydeden El Helebi, "Amaç, öğrencilerin hiçbir hak kaybına uğramamasını ve eğitim süreçlerinin kesintisiz devam etmesini sağlamaktır" dedi. İkinci aşamada ise müfredatın, akademik kararların ve ders saatlerinin bilimsel ölçütler doğrultusunda uyumlaştırılacağını belirten El Helebi, ders denkliklerinin sağlanması ve akademik gerekliliklerin yerine getirilmesi için adil bir mekanizmanın oluşturulacağını söyledi. "Bu sayede entegrasyon süreci düzenli şekilde ilerleyecek, eğitim kalitesi ve akademik standartlar korunacaktır" diyen El Helebi, ilerleyen aşamalarda Hesekê'deki yükseköğretim kurumları arasındaki bütünleşmeyi güçlendirecek hukuki ve akademik düzenlemelerin de tamamlanacağını ifade etti.  Bakanlığın, öğrenciler ve akademik kadroların haklarını güvence altına alacak teknik ve hukuki değerlendirmeler tamamlanmadan herhangi bir adım atmayacağını vurgulayan El Helebi, sürecin adalet ve şeffaflık ilkeleri temelinde yürütüleceğini kaydetti.

Türkiye Gündemi

Adalet Bakanlığı, Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin detayları paylaştı

Adalat Bakanlığı Gülistan Doku soruşturması kapsamında bugün 5 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 15 kişinin kim olduğu, neyle suçlandıkları ve bağlantıları hakkında kapsamlı bir açıklama yaptı. Bakanlık, Gülistan Doku’nun kaybolduktan bir gün önce gittiği Tunceli Devlet Hastanesi’nde kayıtları sildiği tesğit edilen personel ile doktarların eylemleri hakkında detayları paylaştı. Adalet Bakanlığı’nın basın bilgilendirme notunda kamuoyunun şu ana kadar bilmediği bilgileri yer aldı. Notta, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında, Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda bugün 5 ilde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildiği belirtildi. Soruşturmalarda elde edilen yeni deliller, bilirkişi raporları, dijital incelemeler, Sağlık Bakanlığı kayıtları, HTS ve MASAK analizleri ile tanık ve gizli tanık beyanları doğrultusunda; aralarında sağlık çalışanları, bilgi işlem ve veri giriş personeli, güvenlik korucuları, bir iş insanı ve bir bilişim şirketi sahibinin de bulunduğu 15 şüphelinin gözaltına alındığu kaydedildi. Operasyonların, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Elazığ, Malatya ve Dersim’de; Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla ise Ankara, İstanbul, Elazığ ve Dersim’de eş zamanlı olarak gerçekleştirildiği ifade edildi. Gülistan Doku’nun Tunceli Devlet Hastanesi’ndeki sağlık kayıtları üzerinde ayrıntılı teknik inceleme yapıldığı, kayıtları silme olayının bir parçası olan hastanede görevli bilgi işlem uzmanı Emine Yılmaz’ın  hesabına para aktarıldığı belirtildi. Para aktaran kişinin firari şüpheli Umut Altaş’ın amcası Yoldaş Altaş olduğu görüldü. Bakanlığın ilgili açıklaması şöyle: Hastane kayıtlarının silindiği tespit edildi “Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Gülistan Doku’nun Tunceli Devlet Hastanesindeki sağlık kayıtları üzerinde ayrıntılı teknik inceleme yapılmıştır. Yapılan incelemelerde, Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019 tarihli hastane kaydının bulunduğu, ancak bu tarihe ait log kayıtlarının sistemden silindiği belirlenmiştir. Söz konusu tarihte yalnızca Gülistan Doku’ya değil, hastaneden hizmet alan kişilerin tamamına ait log kayıtlarının yok edildiği; buna karşılık aynı güne ait vizit ve muayene kayıtlarının sistemde bulunmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Log kayıtlarının tümüyle silinmesinin teknik bir arızadan kaynaklanmadığı, işlemin teknik bilgi gerektiren kasıtlı ve yoğun bir müdahale sonucunda gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir. SAĞLIK BAKANLIĞININ İNCELEMESİYLE ORTAYA ÇIKARILDI Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü ile Siber Olaylara Müdahale Merkezi tarafından Türkiye genelindeki veri tabanlarında 28 milyonu aşkın kayıt üzerinde inceleme yapılmıştır. İncelemeler sonucunda, Gülistan Doku adına 8 Ocak 2020 günü saat 16.04.51’de SİSOFT Hastane Bilgi Yönetim Sistemi üzerinden SGK provizyonu alındığı, dört saniye sonra benzersiz bir takip numarası oluşturulduğu belirlenmiştir. Bu kaydın oluşturulmasından bir dakika sonra, Tunceli Devlet Hastanesine tahsisli IP adresi üzerinden silindiği tespit edilmiştir. Ayrıca Gülistan Doku’ya ait başka bir sağlık verisinin de 13 Ocak 2020 günü saat 17.19.49’da aynı hastane IP adresinden gönderilen sistemsel bir silme paketiyle yok edildiği resmi kayıtlarla belirlenmiştir. 10 SAĞLIK VE HASTANE PERSONELİ GÖZALTINA ALINDI Hastane kayıtlarında gerçekleştirilen işlemlerle bağlantılı oldukları değerlendirilen; 3 doktor, 1 hemşire, 1 bilgi işlem görevlisi, 5 veri giriş ve kontrol personeli olmak üzere toplam 10 şüpheli hakkında 21 Temmuz 2026 günü saat 05.00 itibarıyla eş zamanlı operasyon başlatılmıştır. Şüpheliler hakkında; Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, Resmî belgenin işlevini engellemek amacıyla bozma, yok etme veya gizleme, Bilişim sistemindeki verileri yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma suçlarından soruşturma yürütülmektedir. ŞÜPHELİLERİN HASTANE KAYITLARINDAKİ İŞLEMLERİ İNCELENDİ Soruşturma kapsamında doktor Furkan Karabulut’un 27 ve 31 Aralık 2019 ile 24 Ocak 2020 tarihlerinde, doktor Ezgi Erdal Karakaş’ın ise 27 ve 29 Aralık 2019 tarihlerinde Gülistan Doku’ya ait hastane kayıtlarında işlem yaptığı tespit edilmiştir. Doktor Hüseyin Kocaaslan’ın 16 Eylül 2019 tarihinde Gülistan Doku’yu genel cerrahi bölümünde muayene ettiği, kan tahlili istediği, gastrit tanısıyla hastaneye yatış kararı verdiği ve 18 Eylül 2019 tarihinde taburcu ettiği belirlenmiştir. Polis ekiplerince 7 Ocak 2020 tarihinde düzenlenen tutanakta, Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019 günü saat 09.09’da Tunceli Devlet Hastanesine giriş kaydının bulunduğu belirtilmiştir. Hastane Bilgi Yönetim Sistemi firmasınca gönderilen kullanıcı listesinde de aynı tarih ve saatte doktor Hüseyin Kocaaslan’ın sisteme giriş yaptığı görülmüştür. Bu nedenle 31 Aralık 2019 tarihli hastane kaydını açan kişinin Kocaaslan olabileceği değerlendirilmiştir. SİLME VE “DELETE” İŞLEMLERİ MERCEK ALTINDA Bilgi işlem uzmanı Emine Yılmaz’ın 8 ve 13 Ocak 2020 tarihlerinde Gülistan Doku’nun hastane verileri üzerinde silme işlemi yaptığı tespit edilmiştir. Veri giriş kontrol işletmeni Tamer Siler’in de aynı tarihlerde kayıtlarda “silme” işlemi yaptığı belirlenmiştir. Veri giriş personeli Mustafa Yıldız’ın 31 Aralık 2019 tarihinde Gülistan Doku’ya ait hastane verilerinde “delete” işlemi yaptığı, 8 ve 13 Ocak 2020 tarihlerinde de kayıtlarda işlem gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Mömün Polat’ın, Mustafa Yıldız tarafından 13 Ocak 2020 tarihinde yapılan işlemde müşterek hareket ettiği değerlendirilmiştir. Yeter Satıcı’nın 9 ve 24 Ocak 2020 ile 15 Ekim 2020 tarihlerinde, hemşire Alev Şan’ın ise 8, 24 ve 25 Ocak 2020 tarihlerinde Gülistan Doku’ya ait hastane verilerinde işlem yaptığı belirlenmiştir. Yoldaş Altaş’ın da farklı tarihlerde bilgi işlem uzmanı Emine Yılmaz’a para gönderdiği tespit edilmiş, söz konusu para hareketleri soruşturma kapsamında incelemeye alınmıştır. ŞÜPHELİLERİN HTS İRTİBATLARI İNCELENİYOR Operasyon kapsamında gözaltına alınan bazı şüphelilerin, Gülistan Doku dosyasındaki diğer şüphelilerle çeşitli tarihlerde telefon irtibatlarının bulunduğu belirlenmiştir. Furkan Karabulut’un dosya şüphelilerinden Çağdaş Özdemir ile, Emine Yılmaz’ın Yücel Erdem ile, Tamer Siler’in Burçin Yerlikaya ve Yücel Erdem ile çok sayıda telefon irtibatının bulunduğu tespit edilmiştir. Mustafa Yıldız, Mömün Polat, Yeter Satıcı ve Alev Şan’ın da dosyada adı geçen bazı şüphelilerle farklı tarihlerde irtibat kurdukları belirlenmiştir. Yoldaş Altaş’ın ise dosyadaki şüphelilerle yoğun telefon irtibatlarının bulunduğu, ayrıca firari şüpheli Umut Altaş’ın amcası olduğu tespit edilmiştir. Bu irtibatların soruşturma konusu olaylarla bağlantılı olup olmadığına yönelik incelemeler devam etmektedir. TUNCELİ BAŞSAVCILIĞINCA 4 İLDE OPERASYON Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında da tanık ve gizli tanık beyanları, HTS kayıtları, MASAK analizleri, ihbarlar ve dijital incelemeler doğrultusunda 5 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda, Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile şüphelilerin bulunduğu illerdeki jandarma ekiplerinin katılımıyla Ankara, İstanbul, Elazığ ve Tunceli’de 21 Temmuz 2026 günü saat 05.00’te eş zamanlı operasyon gerçekleştirilmiştir. HANDAN SONEL ANKARA’DA GÖZALTINA ALINDI Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel’in adına, valilik konutunda çalışan tanıkların beyanlarında yer verilmesi üzerine Ankara’da gözaltı işlemi uygulanmıştır. Handan Sonel’e ilişkin tanık anlatımlarının içeriği ve soruşturma konusu olaylarla bağlantısı, Cumhuriyet Başsavcılığınca ayrıntılı olarak incelenmektedir. İKİ AYRI İHBAR VE VALİ ZİYARETİ İNCELENİYOR Tunceli’nin Pertek ilçesinde hafriyat işi yaptığı belirtilen Okan Yarıcı hakkında iki ayrı ihbar bulunduğu tespit edilmiştir. Yarıcı’nın 19 Kasım 2020 tarihinde Ordu’da dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’i ziyaret ettiği belirlenmiş, söz konusu görüşmenin mahiyeti soruşturma kapsamına alınmıştır. Şüpheli Okan Yarıcı, Tunceli’de gözaltına alınmıştır. GİZLİ TANIK BEYANINDA ADI GEÇEN KORUCULAR Gizli tanık “Duman”ın beyanında adı geçen ve halen güvenlik korucusu olarak görev yaptığı belirtilen Fatih Özmen, Tunceli’de gözaltına alınmıştır. Eski korucubaşı Yılmaz Arslan hakkında da soruşturma kapsamında gözaltı kararı verilmiş ve şüpheli Elazığ’da yakalanmıştır. Her iki şüphelinin Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili bilgi ve bağlantıları araştırılmaktadır. YEDEK SİM KARTIN GÖNDERİLDİĞİ BİLİŞİM ŞİRKETİ İNCELENİYOR Gülistan Doku’nun kullandığı GSM hattına ait yedek SIM kartın “temizlenmek” amacıyla gönderildiği değerlendirilen süreç de soruşturmanın önemli başlıklarından birini oluşturmaktadır. Tutuklu şüpheli Gökhan Ertok’un çalıştığı ACA Bilişim Şirketinin sahibi Memet Aca hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Gökhan Ertok’un Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında tanık sıfatıyla alınan beyanında Memet Aca’nın adının geçtiği; Ertok’un, SIM kartla ilgili olarak Aca’nın “Haberim var, gerekeni yap” şeklinde konuştuğunu ileri sürdüğü öğrenilmiştir. Memet Aca ile dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel arasında yoğun MASAK hareketlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Sinyal bilgilerinden Büyükçekmece ilçesinde olduğu belirlenen Memet Aca, İstanbul’da gözaltına alınmıştır. Şüpheli hakkındaki işlemler, yetki durumu çerçevesinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığıyla koordineli olarak yürütülmektedir. TOPLAM 15 ŞÜPHELİ GÖZALTINDA Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarının talimatlarıyla yürütülen 2. dalga operasyon kapsamında; Elazığ, Malatya, Tunceli, Ankara, İstanbul illerinde toplam 15 şüpheli gözaltına alınmıştır. Şüphelilerin ifade ve sorgu işlemleri ile dijital materyaller, iletişim kayıtları, mali hareketler ve hastane bilgi sistemlerine ilişkin incelemeler devam etmektedir. Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, delillerin ortaya çıkarılması ve varsa sorumluların tespit edilmesi amacıyla soruşturmalar titizlikle ve çok yönlü olarak sürdürülmektedir. GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİLER VE GÖREVLERİ A. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar Furkan Karabulut — Doktor Ezgi Erdal Karakaş — Doktor Hüseyin Kocaaslan — Genel Cerrahi Uzmanı/Doktor Emine Yılmaz — Bilgi İşlem Uzmanı Tamer Siler — Veri Giriş ve Kontrol İşletmeni Mustafa Yıldız — Veri Giriş Personeli Mömün Polat — Veri Giriş Personeli Yeter Satıcı — Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni Alev Şan — Hemşire Yoldaş Altaş — Veri Giriş Personeli B. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar: Handan Sonel — Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Okan Yarıcı — İş insanı/Hafriyat işiyle uğraşan şüpheli Fatih Özmen — Güvenlik korucusu Yılmaz Arslan — Eski güvenlik korucubaşı Memet Aca — ACA Bilişim Şirketinin sahibi

İmralı Heyeti’nden Öcalan ile görüşmeye ilişkin açıklama

Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştiren DEM Parti İmralı Heyeti görüşmeye ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.  20 Temmuz’da DEM Parti İmralı heyetinde yer alan Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol, PKK lideri Abdullah Öcalan ile 5 saatlik bir görüşme gerçekleştirdi.  Bugün görüşmeye ilişkin yazılı bir açıklama yapan DEM Parti İmralı Heyeti Öcalan'ın görüşmede, Kürt-Türk ittifakının hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirterek, karşılıklı hassasiyetleri gözeten yasal zeminin oluşturulmasının zamanının geldiğini söylediğini aktardı. Öcalan, Kürtler ile Türkler arasındaki tarihsel ittifakın hukuki zemine taşınmasının eşiğinde olunduğunu belirterek, "Kürt'ten Türk'ü ayırsan Kürt kalmaz, Türk'ten Kürt'ü ayırsan Türk kalmaz" ifadelerini kullandı. Ortak yaşam ve eşitlik hukukunun geliştirilmesi gerektiğini belirten Öcalan, karşılıklı hassasiyetleri gözeten yasal zeminin oluşturulmasının zamanının geldiğini söyledi. Mesajında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı rapora da değinen Öcalan, raporda belirtilen çerçevede hukuki ve yasal sürecin başlatılması gerektiğini ifade etti. Öcalan, çatışma ve silahların tamamen devreden çıkarılması ve yeni bir dönemin başlaması için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini belirterek, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımların terk edilmesi çağrısında bulundu. DEM Parti İmralı Heyeti’nin Öcalan görüşmesine ilişkin açıklaması şu şekilde: “DEM Parti İmralı Heyeti olarak, uzun bir aradan sonra Sayın Abdullah Öcalan ile kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Toplantıda bölgedeki siyasal gelişmeler, demokratik toplum inşası, barış sürecinde gelinen aşama ve yasal çerçevenin nasıl şekillenmesi gerektiği konularını detaylı bir şekilde ele aldık. Görüşmede Sayın Öcalan kamuoyu ile paylaşmak üzere şu değerlendirmelerde bulunmuştur: "Kürt-Türk tarihsel ittifakını ve birlikteliğini hukuki zemine dönüştürmenin arifesindeyiz" “27 Şubat çağrısının ruhuna bağlı kalarak adım atma ve sorunu kardeşlik hukuku içinde çözmeye dönük kararlılığımız sürüyor. Anadolu’da tarihsel bir hakikat olan ve tüm kritik aşamalarda birbirinden ayrılmayan Kürt-Türk tarihsel ittifakını ve birlikteliğini hukuki zemine dönüştürmenin arifesindeyiz. ‘Kürt’ten Türk’ü ayırsan Kürt kalmaz, Türk’ten Kürt’ü ayırsan Türk kalmaz’ hakikati, ortak yaşam ve eşitlik hukukunun geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. "Hukuki ve yasal süreç başlamalı, silahlar devreden çıkmalı” Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulmasının vakti gelmiştir. Sabırla bu yolu açmanın tarihi bir fırsat olduğunun bilincinde olarak, basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımları terk ederek hep birlikte ortak yaşamı örelim. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı raporda da belirtilen çerçevede hukuki ve yasal sürecin başlaması, çatışma ve silahların tamamen devreden çıkarılması, yepyeni bir sayfanın açılması için herkes elinden geleni yapmalıdır. “Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi gereklidir” Kürt-Türk ittifakı, Anadolu’nun ortak geleceğinin temel taşıdır. Atılacak her adımda bu toprakların kültürünü esas almalıyız. Yasal düzenlemelerle bu ittifakı kalıcı hukuki güvenceye kavuşturmak ve demokratik bir cumhuriyette eşit ve özgürce birlikte yaşamak mümkündür. Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi gereklidir. Ortak yaşamı örmek, eşitlik ve adalet içinde yepyeni bir sayfa açmak için tarih bizlere bir fırsat sunmaktadır. Bu fırsatı hep birlikte değerlendireceğimize inancım tamdır.” İmralı heyetinden çağrı Biz de heyet olarak, Sayın Öcalan’ın bu önemli çağrısını tarihi buluyor ve TBMM başta olmak üzere tüm ilgili kurumlarla yapıcı diyalogu sürdürmeye, süreci sonuç odaklı ilerletmeye ve kardeşlik hukuku temelinde kalıcı bir çözüme ulaşmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.”

Bir Gazetecinin Heybesinden: Suruç Katliamı

Suruç katliamına dair bir anekdot Haber için Rojava'ya (Kuzey Suriye)...

Türk şirketine ait yük gemisini vuruldu: 5 denizci öldü

Ukrayna, Rusya'nın Odessa Limanı açıklarında seyreden Türk şirketine ait bir kuru yük gemisini seyir füzeleriyle hedef aldığını duyurdu. Saldırıda 5 denizcinin hayatını kaybettiği bildirildi. Ukrayna Başbakanı Sergiy Koretsky, Gine-Bissau bayraklı Golden Leo adlı geminin mısır yükünü aldıktan sonra limandan ayrıldığını söyledi. Koretsky'nin verdiği bilgiye göre Rusya, gemiye 3 seyir füzesiyle saldırdı. Füzelerden biri, Hindistan, Suriye ve Ukrayna vatandaşlarından oluşan 18 kişilik mürettebatın bulunduğu geminin sancak tarafına isabet etti. Saldırının ardından gemide yangın çıktı. Kurtarma çalışmaları başlatıldı Ukrayna Deniz Kuvvetleri'nin olayın ardından kurtarma çalışmaları başlattığını belirten Koretsky, 2'si yaralı olmak üzere 8 denizcinin kurtarılarak Odessa'daki bir hastaneye sevk edildiğini açıkladı. Koretsky, saldırıda 5 denizcinin yaşamını yitirdiğini, 5 denizciden ise hâlâ haber alınamadığını bildirdi.

Silah yakan grubun üyesi Seven: Devlet adım atsaydı bugün siyaset yapıyor olurduk

PKK’nin silah yakan 30 kişilik grupta yer alan Nedim Seven “Devlet adım atsaydı bugün siyaset yapıyor olurduk” dedi. PKK'nin 12. Kongresi'nde kendini feshetme ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının ardından, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne destek amacıyla 11 Temmuz 2025'te düzenlenen törende silahlarını yakan 30 kişilik grubun üyelerinden Nedim Seven, törenin birinci yıl dönümünde sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Seven, geçen bir yılda devletin adım atmadığını belirterek, "Eğer gerekli adımlar atılmış olsaydı bugün Diyarbakır, Dêrsim, Ankara ve İstanbul'da demokratik siyaset yapıyor olurduk" dedi. "Devlet süreci ağır ilerletiyor" Ajansa Welat'a konuşan Seven, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te yaptığı çağrının ardından PKK'nin kongresini toplayarak fesih ve silahsızlanma kararları aldığını, buna karşın devletin aynı doğrultuda somut adımlar atmadığını söyledi. Meclis'te süreç kapsamında bir komisyon kurulmasını önemli bulduklarını ifade eden Seven, buna rağmen resmi söylemin değişmediğini dile getirdi. "Terörsüz Türkiye" gibi ifadelerin çözüm dili olmadığını belirten Seven, Kürt sorununun kimlik, dil, kültür ve Kürdistan'ın tanımlanması gibi başlıklar üzerinden ele alınması gerektiğini ifade etti. "Öcalan baş müzakereci olmalı" Seven, PKK'nin 12. Kongresi'nde Abdullah Öcalan'ın "baş müzakereci" olarak kabul edildiğini hatırlatarak, sürecin ilerleyebilmesi için Öcalan'ın çalışma ve iletişim koşullarının düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Öcalan ile uzun aralıklarla görüşme yapılmasının süreci ilerletmeyeceğini belirten Seven, "Ortadoğu'yu etkileyecek böyle bir çözüm için Önder Apo 24 saat özgür olmalı ve istediği herkesle görüşebilmeli" dedi. "Yasal düzenlemeler bizimle paylaşılmadı" Meclis'te hazırlanacağı belirtilen yasal düzenlemelere ilişkin de konuşan Seven, yaklaşık 45 gündür çeşitli düzenlemelerin gündeme geldiğini ancak bunların kendilerine ulaştırılmadığını söyledi. Yasal düzenlemelerin sürecin muhataplarıyla paylaşılması gerektiğini belirten Seven şunları dile getirdi: “25 Mayıs’tan sonra kimlerin Önderlik ile görüştüğünü bilmiyoruz. Kendileri çalıp oyuyor ve ‘süreci ilerleteceğiz’ diyorlar. Yasal düzenlemelerin adı ne olursa olsun muhatapları ile paylaşılmaları gerekiyor. Meclis kapanmadan çıkacaklar deniliyor. Ancak bizim içeriğinde ne olduğunu bilmemiz gerek. Bilmediğimiz bir şeyi nasıl değerlendireceğiz? Bunu nasıl kabul ederiz? Kürdistan dağlarında binlerce güç var. Binlerce ilişkide olan var. Kürdistan ve Türkiye’de yurt dışında on binlerce kişi var. Bunların hepsini işin içine katmadan nasıl bir çözüm gelecek?" "Demokratik siyaset için yasal güvence gerekli" Silahlarını yakan Barış ve Demokratik Toplum Süreci Grubu’nun uzattığı elin bir yıldır havada kaldığına değinen Seven, “Elimizin havada bırakılması ile bize ‘Gidin silahlarınızı alın’ deniliyor. Bir yıldır demokratik siyaset koşullarının oluşturulması, yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz. Bunun olması dışında bir seçeneğimiz yok. Kardeşlik elini uzatıyoruz ancak havada kalıyor. Demokratik siyasetin önü açılmaz ise Kürdistan dağlarında on binler milyonlar olur” dedi. Silahlarını yakan grubun bir yıldır demokratik siyaset koşullarının oluşturulmasını beklediğini söyleyen Seven, gerekli yasal düzenlemeler yapılmadan sürecin ilerlemeyeceğini ifade etti. Geçmişte Türkiye'ye dönen bazı barış gruplarının cezaevine konulduğunu hatırlatan Seven, bu nedenle demokratik siyasetin önünü açacak hukuki güvencelerin oluşturulması gerektiğini belirtti. Seven, açıklamasının sonunda devlet yetkililerine süreci ciddiyetle yürütme çağrısı yaparak, demokratik çözüm için somut adımlar atılmasını beklediklerini söyledi.

Netanyahu-Trump, Erdoğan’ı görüştü

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu,...

Rojin Kabaiş dosyasında tüm iddialar yeniden ele alınacak

Van'da şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, dosyada daha önce yapılmayan tüm incelemelerin yeniden ele alınacağını söyledi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma devam ediyor. Türkiye'nin gündemine oturan olay 27 Eylül 2024'te yaşandı. Rojin Kabaiş, kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu. Rojin'in cansız bedeni kaybolduktan 18 gün sonra 15 Ekim 2024'te Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi'nde bulundu. İki erkek DNA'sı tespit edildi, 413 kişiden örnekler alındı Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi'nin 10 Ekim 2025'te dosyaya giren raporunda, Kabaiş'in göğüs ve vajina iç bölgesinde iki ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği belirtildi. Olay yerinden Adli Tıp Kurumu Van Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'ne nakil sürecinde cenazeye temas etmiş olabileceği değerlendirilen kişilere yönelik kapsamlı DNA taraması yapıldı. Bugüne kadar üniversite ve yurt güvenlik görevlilerinden de olduğu 413 kişiden DNA örneği alındı. Beyaz araba, silinen görüntüler ve bozuk kamera DHA’nın haberine göre Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, dosyadaki son durumla ilgili açıklamalarda bulundu. Kabaiş, bir süre önce yeni avukatları Abdurrahman Karabulut ile Van'a gittiklerini belirterek, şunları söyledi: "- Savcılıkla bir görüşme gerçekleştirdik. 3 gün içinde Rojin'in hangi kameralara takıldığı ve nereye gittiğine ilişkin görüntüleri aldık. Avukat görüntüleri inceliyor. Gereken ne varsa üzerinde duracağını söyledi. - Beyaz arabadan bahsediliyor. O konunun üzerinde duracak. Daha önce yapılmayan bütün incelemeleri yeniden ele alacak. Rojin bir güvenlik kamerasından diğer güvenlik kamerasına geçtiği sırada 15 dakikalık bir zaman farkı var. O kısım silinmiş. Net bellidir ki bu olayda bir örtbas var. - Bir de Rojin'in telefonunu bıraktığı yerde 360 derece dönen bir kamera var. O kameranın da o esnada bozuk olduğu söylendi. Kimse bunu gündeme getirmedi. Daha sonra kendi telefonumla bir video çektim ve kameranın döndüğünü gördüm. Bahsettiğim güvenlik kamerasının görüntüsü varsa bu olay tek kalemde çözülür."

Netanyahu’dan Washington’a çağrı: Türkiye’ye F-35 ve jet motoru vermeyin

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde Washington yönetimine seslenerek Türkiye’ye yönelik savunma sanayii kısıtlamalarının sürdürülmesini talep etti. Fox News kanalına konuşan Netanyahu, Türkiye’ye gelişmiş silah sistemlerinin satışının engellenmesi gerektiğini savunurken, Ankara’nın askeri açıdan güçlendirilmesinin bölgedeki stratejik dengeleri temelden sarsacağını iddia etti. Türkiye’ye yönelik niteliksel bir askeri ambargo uygulanması gerektiğini öne süren Netanyahu, mevcut yönetimi hedef alarak, "Türkiye’ye ne F-35 savaş uçakları ne de kendi üretimleri olan savaş uçaklarında kullanılacak motorlar verilmelidir" ifadelerini kullandı. Türkiye’deki yönetim yapısını "Müslüman Kardeşler tarafından enfekte edilmiş bir rejim" olarak nitelendiren İsrail Başbakanı Netanyahu, bu durumun İsrail’in güvenliği ve bölgedeki hava üstünlüğü için risk teşkil ettiğini savundu. İsrail Başbakanı, olası bir savunma sanayii iş birliğinin yaratacağı jeopolitik risklere dair, "Böyle bir adım, Ortadoğu'daki stratejik güç dengesini tamamen bozacaktır. Unutulmamalıdır ki bölgedeki mevcut denge, nihayetinde İsrail'in hava üstünlüğü ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki caydırıcı askeri varlığı sayesinde korunmaktadır" açıklamasında bulundu. Türkiye’nin yapısal olarak büyük bir ülke olduğunu belirten Netanyahu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikasını doğrudan tehdit olarak gördüklerini dile getirerek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, İsrail'i yok etmekle açıkça tehdit ettiğini" ve "Ankara'nın Kıbrıs'ın yarısını işgal altında tuttuğunu" iddia etti. ABD Başkanı Donald Trump ile olan ilişkilerine ve bölgesel güvenlik stratejilerine de değinen Netanyahu, iki ülke arasındaki bağların sarsılmaz olduğunu vurguladı. Trump ile İran ve diğer bölgesel konularda fikir birliği içinde olduklarını söyleyen Netanyahu, "Başkan Trump ile hemen her konuda tamamen aynı görüşteyiz. Zaman zaman müttefikler arasında fikir ayrılıkları olabilir ama bunları doğrudan konuşarak çözüyoruz. Başkan’ın kendine özgü bir ifade tarzı var, benim de öyle. Ancak biz sizin bölgedeki örnek müttefikiniziz" dedi.