Nazım Hikmet 1918’de Yeni Mecmua ’da yayınlanan “Hala Servilerde Ağlıyorlar mı?” şiiriyle edebiyat dünyasına adım atmıştır. Evet şiirleriyle! Nazım Hikmet külliyatında gerek romantik gerek direniş gerek hasret kokan belirli ve güçlü bir tutkunun sonucu olan şiirlerle karşılaşırsınız. Ve evet muhakkak ki bir şiirinde kendinizi bulursunuz. Fakat bugün Nazım Hikmet’ten şiirleriyle değil romanları ile bahsedeceğiz.
Sayıları sadece dört olan romanlarını tatmadan Nazım Hikmet’i bütüncül olarak tanımak ne mümkün. “tarihsel diyalektik” bir bakış açısıyla yazmaktadır romanlarını. Nazım Hikmete yakından bakmak istiyorsanız otobiyografi niteliğinde olan “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” romanını okumalısınız.
Roman 1925 yılının İzmir’inde karşılıyor bizi. İki sene önce Moskova’da yaptığı bir iyiliğin karşılığını almaya gitmişti Ahmet. Eniştesi Şükrü Bey ve teyzesi Cemile. Çocukken çok âşıktı Cemile Teyze’ye. “Şeytanın dişisi olsa, bu dişi şeytanda güzel olabilse, işte öyle bir güzellik.” diye tasvir ederdi kadının güzelliğini. Ne var ki her iyilik karşılıksız kalır, Ahmet’in iki yıl önce Şükrü Beyi kurtarmasının karşılıksız kalması gibi. Eli boş dönüyordu girdiği kapıdan.
Daha sonrasında Ahmet’i İsmail’in yanında görüyorsunuz. Ahmet’i bir köpek ısırmış. Kuduz olup olmadığı hakkında kesin bir kanıya varamadıkları ama kuduz olma ihtimalinin çok ağır bastığı bir köpek ısırığı. Beyaz bir tebeşir alır, alır eline, duvarın bir köşesine çentik atmaya başlar. Kırk gün sayıp çentik atacaktır eğer ki kuduz olmuş ise kırk birinci günü sayamayacaktır.
İlk on beş sayfa biraz karmaşık gelebilir. Kendinizi bir İzmir’de ittihatçıların arasında bulacaksınız, bir de Moskova’da Anuşka’nın bir erkek tarafından ilk kez öpülen dudaklarında. Tabi ki Nazım Hikmetin aşktan noksan bir roman yazmış olması düşünülemezdi.
Şiir okurcasına bir tat alacaksınız. Bitmemiş, özelinde devrilmiş cümleler, coşkulu akıcı bir anlatım söz konusu. Doğalında sevgiliye duyulan pervasız aşkı şiir dilinde anlatışı belki tanıdık ve normal gelebilir ancak Nazım Hikmet, itilaf kuvvetlerinin işgalindeki İstanbul’dan kaçışını bile coşkulu şiirsel bir dil ile aktarıyor. Ne muazzam bir yazın dili.
Nazım bir kısım hayatından geçen insanları da anlatıyor. O vakitlerde kim ne diye tutuklandı bir nebze tanıklık etmeye davet ediyor bizi. Kanunu, yasağın herkese göre olmadığı vakitleri aydınlatıyor. Ve bir soru hücum ediyor zihninize “Kanun, yasak herkese göre mi?”
“Ziya’dan kalma şiir kitabını yine baştan aşağı okudu Ahmet. Kim bilir kaçıncı okuyuşu bu. Yere su döktü. Çamurla heykel yapmaya çalıştı. İlk önce Anuşka’nın başını, olmadı. Bir kedi, olmadı. Sonra şiir yazmaya kalkıştı. Ne yazacağını bilmiyordu, nasıl yazdığını da. Aruz veznine oldum olası akıl erdiremedi. Hem aruzla yazılır mı artık? Heceyle yazmaya çalıştı yedi yediyle. ‘Hangi limana gider bu yüz direkli gem’nin vezniyle. ‘Ayrılık bir dal, gülüm, sen en acı yemişi’. Yemişe bir yığın kafiye var. Ama hiçbiri ikinci satırın ortaya çıkmasına yardım etmedi. ‘Ben şiir yazacak olsam sevda şiiri yazmam’ dedimdi Anuşka’ya. Şiir yazmak da nerden aklıma geldi? ‘Şu kahpe dünyanın işi…’ Dünya niye kahpe olsun? Dünya güzel. Dünya güzel ne demek? Dünyanın nesi güzel? İnsanların yüzde kaçı için dünya güzel? İnsanların kocaman çoğunluğu. Dünya güzel mi, değil mi?”
Hayatta ne olursa olsun, haksızlıkla karşılaşsanız da iftiraya uğrasanız da; ihaneti bile tatsanız, kaybetseniz, düşseniz dahi “yaşamak güzel şey be kardeşim”
Ayrılık da sürülse omuzlarınıza, yitirseniz de tüm anlamları, kelimeleriniz süzülemese de bir vakit dilinizden “ Yaşamak güzel şey be kardeşim”
Puşkin okuyabiliyorsanız, Hasan Ali Toptaş’ın gerçekliğine kapılabiliyorsanız, Gabriel Garcia Marquez ile bir ağacın dibinde yüz yıl geçirebilecek olmanın sanrısına kapılabiliyorsanız, aşık oluyor ve olunuyorsanız, bir şiir yazacak kadar Kürtçe biliyorsanız, hele ki Nazım Hikmet’in “Herkese selam sana HASRET” dizesinde kayboluyorsanız “YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM”.
Potinlerime ve paltoma
Teşekkür etmeliyim.
Teşekkür etmeliyim yağan kara,
Bu güne bu sevince…
Kara bastığım için şükür;
Şükür, gökyüzüne ve toprağa;
İsmini bilmediğim yıldızlara,
Suya ve ateşe hamdolsun!
Oktay Rifat
İnceleme: Büşra Abacı
Kitap Adı: Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim
Yazar: Nazım Hikmet Ran
Yayın evi: Yapı Kredi Yayınları
Basım yılı: 1. Baskı Temmuz 2002 – 23. Baskı Mart 2018
Sayfa sayısı: 167
ISBN: 9879750804465

