HÜDA PAR Genel Başkanı Mehmet Yavuz, Cumhurbaşkanı adaylığı, seçim ittifakları ve Kürt sorunu, hakkında iznews’in sorularını yanıtladı. Yeni bir sistem için, seçimlerde, cumhurbaşkanı adayı Erdoğan’ı destekleyeceklerini ifade eden Yavuz, “16 Nisan referandumunda ‘Evet’ dedik. Hâlâ da bu tavrımızı sürdürüyoruz. Çünkü diğer cumhurbaşkanı adayları, genel anlamda parlamenter sisteme geri döneceklerini söylüyorlar.” dedi.
“YENİ SİSTEMİ DENEMEK İSTİYORUZ”
HÜDA PAR olarak, cumhurbaşkanı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklemeye karar verdiniz. Niçin?
Bunu şahsi değil kurumsal bir destek olarak anlamak gerekir. Biz 16 Nisan’da, referandumda, “Evet”ten yana tercihimizi kullanmıştık. Önce oradan başlayalım. 16 Nisan’da iktidarda olan Ak Parti;
“Başkanlık Sistemi”ne geçeceğini, dolayısıyla anayasayı değiştirmek istediğini ifade etti. Biz, anayasa değişikliğini ülkenin en acil ihtiyacı olarak görüyoruz. Şu an mevcut anayasayı; bölgesel olmaktan çıkmış, küresel boyut kazanmış “Kürt Meselesi” başta olmak üzere her türlü sorunun kaynağı olarak görüyoruz. Biz de halka bir taahhütte bulunmuşuz: Biz iktidara gelirsek, anayasayı tümden değiştireceğiz. Yok, iktidara gelemezsek başka bir parti kısmen de değiştirirse destek vereceğiz, diye. Bu sözümüzün arkasında durduk. Hareket olarak, meselelere ilkesel bakarız. 12 Eylül’ün faşist, cunta ürünü anayasasının mutlaka değişmesi gerekiyor. İçinde, “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” şeklinde ucube ifadelerin bulunduğu bu anayasa; ne Türk’e ne Kürt’e ne de bu memleketteki diğer etnik köken ve inanç aidiyetlerine bir huzur getirmedi. Anayasanın kısmen değiştirilecek olmasını yetersiz ama doğru bir adım olarak görüyoruz.
Devlet Güvenlik Mahkemelerinde (DGM) yargılanmış biri olarak söylüyorum: Askeri Yargıyı tamamen ortadan kaldırdı. Kaldırılan maddelerden biri de askeri yargıyla ilgiliydi. Özellikle hem dindar hem de Kürt kimliği olan, Kemalist sistemin mağduru olmuş bir insan olarak söylüyorum. Bunun kimin tarafından yapıldığına değil bununla ne yapıldığına baktık. Dolayısıyla bu gerekçelerle 16 Nisan referandumunda “Evet” dedik. Hâlâ da tavrımızı sürdürüyoruz. Çünkü diğer cumhurbaşkanı adayları genel anlamda parlamenter sisteme geri döneceklerini söylüyorlar.
Peki, Erdoğan’dan anayasanın değiştirileceğine yönelik bir taahhüt aldınız mı?
Bire bir böyle bir taahhüt değil; fakat zaten kamuoyuna yansıyan ifadeleri var. Yeni bir anayasa ile “başkanlık sistemi”ni devam ettireceğiz diyor. Seçime yönelik olan iki ittifakı karşılaştırıyoruz. Peki Sayın Erdoğan ülkeyi dört dörtlük gül bahçesine dönüştürecek mi? Orası meçhul. Ama parlamenter sistemin dertlere derman olmadığı kesin. Yeni sistemi denemek istiyoruz. Desteğimiz de bundan dolayıdır. Yeni bir anayasanın ortaya çıkarılması, özgürlükçü ifadelerin olması gerekiyor. Türk kimliği dışındaki bütün etnik aidiyetleri ötekileştiren ve şeytanlaştıran ırkçı nitelemelerin mutlaka anayasadan çıkarılması gerekiyor.
“YENİ ANAYASA İÇİN BAŞKANLIK SİSTEMİNE DESTEK VERİYORUZ”
Yalnız, Erdoğan’ın yeni sistem hakkında açıkladığı manifestoda anayasaya dair böyle bir vaadi bulunmuyor.
Doğru. Biz onların seçim manifestosuna değil, başkanlık sistemi ile beraber sistemin oturacak olmasına destek veriyoruz. Partiler birbirlerinin seçim manifestosuna destek vermezler. Cumhurbaşkanı’nın yapacağı icraatlarla ilgili, yeni anayasa için başkanlık sistemine destek veriyoruz.
Bu yeni sistemin Kürt sorununu çözeceğine mi inanıyorsunuz?
Doğrusunu söylemek gerekirse, bu sabah saat 09.00’da TRT Kurdî kanalındaydım. Zaman zaman bu kanalda belirli programlara katılıyorum. Bu kanalın, devletin kanalı olması itibariyle bunun arkasında bir irade görüyoruz. Yani TRT Kurdî açıldı. Özellikle bizim üzerinde durduğumuz hususlardan biri şuydu: Genelde insanlar cezaevlerinde aileleriyle Kürtçe konuşamıyorlardı. Bunun önü açıldı. Sosyal alanda böyle düşünmemizi gerektirecek adımlar atıldı. “Olabilir” diye düşünebileceğimiz adımlar atıldı.
Kürt kamuoyunda Kürt sorununun çözümüne dair bir beklenti söz konusu değil…
Kürt kamuoyu derken…
HDP’nin temsil ettiği… Cumhurbaşkanı’nın “Kürt Sorunu” diye bir sorunun olmadığına dair ifadeleri de var.
Kürt kamuoyunu Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile sınırlandırmamak gerekiyor. Evet, biz de Cumhurbaşkanı’nın bu yönde beyanları olduğunu duyuyor ve görüyoruz. Ancak HDP’nin ittifak kurmak istediği Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), Kürt sorununun sebebi olduğunu biliyoruz. Tarihi olarak da sabit. Dersim’den Zilan’a kadar, Kürt halkını mağdur etmiş bir partiyle yapılacak birleşmeyi dürüst bulmuyoruz. “Dersim’i bombaladık!” diyen ve hatta yöneticilerinin, “Dersim’de anaları ağlattık, bu ülkenin bekası için gerekliydi.” dediği ve bundan dolayı özür dilemediği bir partiden bahsediyoruz. Yine de partilerin kendi tercihlerine saygı duyuyoruz.
Cumhur İttifakı’nın içinde MHP’nin de olması, partinizin tabanında bir rahatsızlığa sebep olmaz mı?
Bizim tabanımız parti disiplinine uyar. Evet, birtakım konuları tabanımızla istişare ediyoruz. Elbette farklı görüşler çıkar. Ama partimiz bir karar verdikten sonra üyelerimiz tabi olurlar. Biraz iddialı olacak ama dünyada parti disiplini açısından en ileri düzeyde olan partilerden biriyiz. Dolayısıyla böyle bir sıkıntımız yok.
“KÜRTLER OLARAK ERDOĞAN’I DESTEKLEMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK”
Gerçekten MHP’nin destek verdiği bir sistemin, kronikleşmiş sorunları çözeceğine inanıyor musunuz?
İnanmak istiyoruz. Bir de biz Milliyetçi Hareket Partisi’ne (MHP) destek vermiyoruz. Tayyip Erdoğan’ın kendisine destek veriyoruz. Hem şu ana kadar Kürt meselesinde diğer iktidarlar tarafından atılmayan adımları attığından hem de “Ben bu Kürt Meselesi’ni çözeceğim” dediğinden dolayı…
Her ne kadar bu son dönemde “Biz Kürt Meselesi’ni bitirdik!” diyor ise de Kürtler olarak Erdoğan’ı desteklemekten başka çaremiz yok. Çünkü CHP denenmiş…
AK Parti denenmedi mi?
Çare yok. Bu meselenin Kürtler arasında bir birliğe dönüşmesi için gereken adımları attığımızı ve karşılık bulamadığımızı ispat ettik. Kürtleri temsil ettiklerini iddia eden partiler randevu bile vermediler. Dolayısıyla geriye bir alternatif kalıyor: Son dönemdeki söylemleri -özellikle Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki durumlara ilişkin- bütün Kürtleri olduğu gibi bizi de irite edici(rahatsızlık verici) de olsa parti sözcüleri ya da Kürt coğrafyasında siyaset yapan sözcüleri, anladığımız kadarıyla, bunların geçici, siyaseten söylenen sözler olduğunu belirtiyorlar. Biz de bu beyanlara güvenmek istiyoruz. Kürt meselesi konusunda birbirimizi ikna etmeliyiz. Çünkü bu, bölgesellikten çıkmış küresel bir meseledir. Dolayısıyla bu meselenin çözülmemesi, bizim için, devletin bekasını tehdit eden bir durumdur. Şu an iktidar partisi nötr bir noktada. Daha önceki söylemlerinden vazgeçmiş durumda.
Türkiye: Irak Kürt Bölgesi’nde yapılan referandum, Kerkük konularında aldığı sert tavır ve Afrin’de yaşananlara dair düşünceleriniz nelerdir?
Bunların hiçbiri doğru değildi, hepsi yanlış adımlardı, savunulacak ve izah edilecek bir yönü yoktur. Partimiz adına bunları dile getirdik. Irak Kürdistan Bölgesi’ne yapılan, özellikle Sayın Cumhurbaşkanı’nın “vanaları kapatırız, aç kalırsınız” şeklindeki son derece yakışıksız yaklaşımı ve talihsiz açıklamasını tasvip etmemiz mümkün değildir. Şu anki desteğimizi ayrı kategoride değerlendirmek gerekiyor. Şu an Recep Tayyip Erdoğan, ülke otobüsünün şoförüdür. Yapacağı bir hata hepimizi etkiler. O açıdan, vermiş olduğumuz bu destek; bu yanlışların düzeltilmesi, ortadaki doğruların da hayata hâkim kılınması hedefini taşımaktadır.
Bir parti sözcünüzün HDP’ye yönelik “Gelin barış şerbeti içelim” şeklinde bir beyanı olmuştu. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Siyasi partiler arasında savaş yoktur. Bu nedenle barışmayı gerektirecek bir durum da olmaz. HDP’ye barış için teklifte bulunmadık. Herhangi bir partiyle savaşımız yok ki barış olsun. Dolayısıyla kapılarını açarlarsa görüşürüz.
Niye bir araya gelemediniz?
Bence bunu, kapısını açmayanlara sormak lazım. Tabi ki biz bir araya gelmek istiyoruz. Dolayısıyla bu sorunun muhatabı, kapısını açmak istemeyenlerdir.
Bir araya gelseydiniz, cumhurbaşkanı adaylığı konusunda Selahattin Demirtaş’ı destekler miydiniz?
Herhangi bir siyasal partinin lideri, destek için parti genel merkezine gelir ve destek ister. Böyle bir usul olursa biz de bunu alır, ilgili kurulda değerlendirir ve karar alıp kamuoyuyla paylaşırız.
HDP ile bir araya gelmek isteyen taraf siz miydiniz?
Özel olarak HDP ile değil; seçime girme yeterliliği bulunan bütün partilerin kapısını çaldık. Çok enteresan; CHP, MHP ve HDP randevu vermedi. Diğer partiler randevu verdiler. Onlarla görüştük.
İZNEWS | Ercan Ekinci

