23 Ekim 2026
20.2 C
İstanbul

Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenlik, barış ve refah için kuruldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda yaptığı konuşmada, kalıcı çözümlerin dışarıdan dayatılamayacağını belirterek diyalog, sürdürülebilir arabuluculuk ve bölgesel sahipliğin önemine dikkat çekti.
Fidan, Mekke Savunma İttifakı ile Balkan Barış Platformu’nun bu yaklaşımın somut örnekleri olduğunu söyledi.Türkiye’nin girişimiyle yedi ülkenin dışişleri bakanları, bölgesel ve küresel krizlere ortak çözüm arayışı kapsamında İstanbul’da düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda bir araya geldi.Konferans kapsamında Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın yer aldığı R4 formatı ile İngiltere, Almanya ve Fransa’dan oluşan E3 grubu da bir araya geldi.

Görüşmelerde Filistin meselesi, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, ABD ile İran arasındaki gerilim, İsrail’in saldırıları, Yemen’deki durum ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi başlıkların ele alınması bekleniyor.

Konferansın açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dünyada güvensizliğin giderek arttığını ve silahlı çatışmaların bölge halkları üzerindeki etkisinin ağırlaştığını belirtti. Fidan, çatışmaların yalnızca insani sonuçlar doğurmadığını, aynı zamanda uluslararası sisteme duyulan güveni de zedelediğini ifade etti.

“Her 12 dakikada bir sivil hayatını kaybediyor”

Dünyanın son yıllarda birden fazla çatışmayla karşı karşıya kaldığını belirten Fidan, kritik ticaret ve deniz yollarının bu çatışmalardan etkilendiğini, ateşkes ihlallerinin ise sıradan hale geldiğini söyledi.

Çatışmaların insani maliyetinin giderek arttığını vurgulayan Fidan, Birleşmiş Milletler’in (BM) dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinin çatışma bölgelerinde yaşadığını tahmin ettiğini aktardı.

Fidan, şu ifadeleri kullandı:

“Her 12 dakikada bir sivil hayatını kaybediyor. 100 milyondan fazla kişi zorunlu olarak yerinden edilmiş durumda ve bunların yaklaşık yüzde 40’ı maalesef çocuklardan oluşuyor.”

Gazze ve Batı Şeria’da cezasızlık vurgusu

Fidan, yaşanan insani trajedinin en açık biçimde Filistin’de görüldüğünü belirterek Gazze ve Batı Şeria’daki işgalin sürdüğünü ve cezasızlıkla karşılandığını söyledi.

İsrail güçlerinin ateşkesi her gün ihlal etmesinin uluslararası sisteme duyulan güveni azalttığını kaydeden Fidan, insani yardımlara erişimin sağlanması ve özellikle çocukların korunmasının öncelik olması gerektiğini vurguladı.

Fidan, Filistin meselesinin adil bir siyasi çözüme kavuşturulması gerektiğini de ifade etti.

“Üç temel ilke çabalarımıza yön vermeli”

Artan gerilim ve kötüleşen güvenlik ortamında çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirten Fidan, çatışmaların kapsamı ve hızının uluslararası sistemin çözüm üretme kapasitesini sınadığını söyledi.

Bugün alınacak kararların gelecekteki uluslararası düzeni şekillendireceğini kaydeden Fidan, barış ve refaha ulaşmak için üç temel ilkenin benimsenmesi gerektiğini dile getirdi.

Fidan, bu ilkeleri içten diyalog, sürdürülebilir arabuluculuk ve bölgesel sahiplik olarak sıraladı.

Bu ilkelerin çatışmaların önlenmesi, mevcut anlaşmazlıkların çözülmesi ve kalıcı barışın sağlanması açısından önem taşıdığını belirten Fidan, uluslararası sistemin meşruiyet sorununun da dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de daha önce dile getirdiği üzere, kuralların doğru uygulanmaması halinde kurumların güvenilirliğini kaybettiğini belirten Fidan, arabuluculuğun başarıya ulaşması için güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Arabuluculuk çalışmalarımız tarafların onayına bağlı”

Türkiye’nin arabuluculuk faaliyetlerinin tarafların rızasına, karşılıklı güvene ve kapsayıcılığa dayandığını ifade eden Fidan, anlaşmazlıkların şiddet içeren çatışmalara dönüşmesinin nasıl önlenebileceği sorusuna yanıt aranması gerektiğini söyledi.

Fidan, Türkiye’nin Libya’daki girişimlerini bu yaklaşımın örneklerinden biri olarak gösterdi.

Libya’da kalıcı çözümün, Libyalıların sahiplendiği ve içten diyaloğa dayanan bir süreçle mümkün olabileceğini belirten Fidan, Türkiye’nin hem doğudaki hem batıdaki aktörlerle ve uluslararası ortaklarla diyaloğunu sürdürdüğünü kaydetti.

Anlaşmazlıkların taraflarla doğrudan temas kurulmadan çözülemeyeceğini vurgulayan Fidan, iletişim kanallarının açık tutulması ve ilerleme yavaş ya da kırılgan olsa bile diyaloğun devam etmesi gerektiğini dile getirdi.

Rusya-Ukrayna savaşı ve Ankara Süreci örneği

Her çatışmanın kendine özgü tarihsel arka planı, aktörleri ve dinamikleri bulunduğunu belirten Fidan, bu nedenle bütün anlaşmazlıklar için geçerli tek bir çözüm formülünün olmadığını söyledi.

Çatışmaların çözümünün derinlemesine analiz, sabır ve esneklik gerektirdiğini ifade eden Fidan, sürdürülebilir arabuluculuğun müzakere kanallarını açık tutmak açısından önemine dikkat çekti.

Türkiye’nin Rusya-Ukrayna arasındaki görüşmeler, Karadeniz Tahıl Anlaşması ve Somali ile Etiyopya arasındaki Ankara Süreci kapsamında yürüttüğü çalışmaları hatırlatan Fidan, bu girişimlerin arabuluculuğun somut kazanımlar sağlayabildiğini gösterdiğini belirtti.

Fidan, kapsamlı bir anlaşmaya ulaşmak henüz mümkün olmasa bile elde edilen pratik kazanımların daha geniş kapsamlı çözümler için zemin hazırlayabileceğini söyledi.

“Kalıcı çözümler dışarıdan empoze edilemez”

Konuşmasında bölgesel sahiplik ilkesine de değinen Fidan, krizlerin uluslararası kurumların tepki verme hızından daha hızlı geliştiğini belirtti. Bu nedenle bölgesel platformların iş birliği ve ortak çözüm üretme açısından daha güvenilir zeminler haline geldiğini ifade etti.

Bölgedeki deneyimlerin istikrarın dışarıdan getirilebilecek bir kavram olmadığını gösterdiğini kaydeden Fidan, kalıcı çözümlerin dışarıdan dayatılamayacağını vurguladı.

Fidan, şöyle konuştu:

“Bölgesel dinamikler, bir çatışmanın dinamiklerini anlamamız için önemli. Uluslararası dikkat farklı bir yere kaydıktan sonra da yine bu anlaşmazlığın çözümü için son derece önemli. Taraflar çözümü şekillendirmekte bir sorumluluk aldıklarında, bunun işe yaraması için daha fazla adım atıyorlar.”

Mekke Savunma İttifakı ve Balkan Barış Platformu

Mekke Savunma İttifakı ile Balkan Barış Platformu’nun bölgesel sahiplik ilkesinin uygulamadaki örnekleri olduğunu belirten Fidan, Mekke İttifakı’nın bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumak amacıyla kurulduğunu söyledi.

İttifakın bölgesel sahiplik anlayışıyla oluşturulduğunu vurgulayan Fidan, bu yaklaşımın başarı ihtimalini artırdığını ifade etti.

Balkan Barış Platformu’nun da aynı anlayışla Balkan ülkeleri arasında pratik çözümler geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini belirten Fidan, bölgesel sahipliğin kalıcı çözümler açısından temel bir unsur olduğunu kaydetti.

Fidan, etkin arabuluculuk için uluslararası kuruluşların uzmanlığının, sivil toplumun, özel sektörün, üniversitelerin ve akademik dünyanın katkılarından yararlanılması gerektiğini de dile getirdi.

Farklı aktörlerin ve bakış açılarının bir araya getirilmesinin arabuluculuğu daha etkili hale getirdiğini belirten Fidan, bu sayede tarafların ortaklaşa benimseyebileceği çözümlerin geliştirilebileceğini söyledi.

“Arabuluculuk siyasi stratejimizin merkezinde olmalı”

Türkiye’nin arabuluculuğu yalnızca diplomatik bir araç olarak değil, stratejik bir yaklaşım olarak ele aldığını belirten Fidan, bu alanda gerekli kurumsal yapının da oluşturulduğunu ifade etti.

Arabuluculuğun amacının taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmesini sağlamak ya da taraflara taviz verdirmek olmadığını vurgulayan Fidan, asıl hedefin ortak bir zemin oluşturmak ve herkesin kazanabileceği çözümlere ulaşmak olduğunu söyledi.

Fidan, Türkiye’nin içten diyaloğa, sürdürülebilir angajmana ve bölgesel sahipliğe dayanan yaklaşımının bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sunabileceğini belirterek konuşmasını tamamladı.

 

Son Haberler

‘Alihan Kuriş’ soruşturmasında 19 kişi daha tutuklandı

Alihan Kuriş'in liderliğinde "çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve...

Viyan Hababi: YBŞ Şengal’de kalacak

Ezidilerin savunmasını yapan  Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) Genel Komutanlık Üyesi Viyan Hababi, Irak hükümetiyle yürütülen görüşmelerin en üst düzeyde devam ettiğini belirterek, “YBŞ ve YJŞ (Şengal Kadın Birlikleri) savaşçıları Şengal’de kalacak” dedi. Hababi, taraflar arasında belirli bir uzlaşının sağlandığını ancak henüz resmi bir anlaşmanın imzalanmadığını ifade etti. Rojnews’e konuşan YBŞ Genel Komutanlık Üyesi, “YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalacağı ve kendi topraklarını koruyacağı konusunda bir anlayışa ulaştık” diye konuştu. “Bağdat’la görüşmeler sürüyor” Şengal’in geleceği, Irak’ın gündemindeki en önemli konular arasında yer alıyor. 12 Eylül’de Ezidi temsilciler ve Şengal savunma güçleri, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile bir araya geldi. Son olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Abudi, MERI Forumu’nda Şengal savunma güçleriyle uzlaşıya vardıklarını açıklamıştı. Hababi, çözüm amacıyla yürütülen görüşmelerin şubat ayından bu yana devam ettiğini belirtti. “Biz Iraklı bir gücüz” Hababi, en başından beri kendilerini Iraklı bir güç olarak tanımladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim Irak’a yönelik herhangi bir tehdidimiz yok. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız ve bu ülkenin bir gücüyüz. Ancak en başından beri Irak’tan talebimiz, savunma gücümüzün genel bir çatı altında, kendi yerinde kalarak toplumumuzu korumasıydı. Görüşmelerin amacı, güçlerimizin Irak ordusuna entegre edilmesi ancak özerkliğini korumasıydı.” “Savaşçılarımız Şengal’den ayrılmayacak” Viyan Hababi, Irak hükümetiyle uzlaşılan başlıklara ilişkin ise şu bilgileri paylaştı: “Genel bir çatı oluşturulacak ve bu yapı Irak hükümetinin bir bakanlığına bağlı olacak. Ancak Êzidî toplumunun özerkliği göz önünde bulundurulacak. Irak hükümetiyle YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalması konusunda anlaştık. Temel görevimiz topraklarımızı, yurdumuzu ve toplumumuzu korumaktır. Bazı çevreler aramızda ve Irak ordusu arasında çatışma çıkmasını istedi ancak biz kan dökülmesini önleyerek bunun önüne geçtik.” YBŞ komutanı Habibi, görüşmelerin bir sonuca ulaşması halinde kamuoyunu resmi bir açıklamayla bilgilendireceklerini söyledi.

Tom Barrack, Ahmed Şara ve Şeybani ile görüştü

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi...

Azerbaycan 31 Türk’ü istenmeyen kişi ilan etti, Erdoğan Aliyev ile görüştü

Azerbaycan hükümeti 31 Türk vatandaşını, bu ülkedeki okullarda başörtüsü...

Yaşar Güler’den Irak ve Suriye açıklaması

Türkiye Milli Savunma Bakanı Güler, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki...

YPJ şartlarını açıkladı: ‘Kadınların kimliğini korumak temel çizgimizdir’

Rojava’da Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlığı, Suriye hükümetiyle...

Bahçeli, PJAK’ı işaret etti: Silahlarını bırakmaları bölgesel barış için atılacak bir adımdır

Bahçeli, PJAK’ı işaret etti: Silahlarını bırakmaları bölgesel barış için...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...