21 Ekim 2026
16.4 C
İstanbul

“Anayasası uyarısı: Değişiklikler Kürdistan Bölgesi’nin yetkilerini azaltabilir”

Kürdistan Demokrat Partisi’nden (KDP) üst düzey bir yetkili, Irak Anayasası’nda yapılması planlanan değişikliklerin Kürdistan Bölgesi’nin yetkilerini tırpanlayabileceği uyarısında bulundu. Anayasa değişikliği yönündeki yeni girişimler, federalizm ve hükümet kurma mekanizmaları üzerindeki derin anlaşmazlıkları bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

KDP Merkez Yürütme Kurulu üyesi ve Irak Parlamentosu eski KDP Grubu Başkanı Eşvak Caf, Rûdaw’dan Senger Abdulrahman’a yaptığı açıklamada, Kürt siyasi partilerinin önerilen tüm değişiklikleri “titizlikle incelemesi” gerektiğini vurguladı. Caf, özellikle Bağdat ile Kürdistan Bölgesi arasındaki yetki paylaşımını düzenleyen maddeler konusunda ve “Arapça metinlerde kullanılan terminolojiye, kelimelere karşı son derece dikkatli olunması” çağrısında bulundu.Caf ayrıca, daha önceki değişiklik tartışmalarında Kürt temsilcilerin Kürdistan Bölgesi’ni ilgilendiren maddelere dokunulmaması gerektiği konusundaki kararlı duruşunu hatırlattı.

Bu dönemde kaygılar attı

Kürt siyasetçilerin bu uyarıları, olası anayasa değişikliklerinin gücü Kürdistan Bölgesi’nden alarak Bağdat’taki merkezi hükümetin elinde toplayacağı yönündeki kaygıların arttığı bir dönemde geldi.

Değişiklik paketinin tamamı henüz kamuoyuna sunulmamış olsa da, yıllardır Şii ve Sünni Arap siyasetçiler; Ninova (Musul), Kerkük, Selahaddin ve Diyala vilayetlerindeki tartışmalı bölgelerin durumunun normalleştirilmesini öngören 140. Madde’nin anayasadan çıkarılmasını talep ediyor. Ayrıca hazırlanacak yeni bir anayasa taslağında petrol ve gaz üzerindeki tüm yetkilerin münhasıran Bağdat’taki federal hükümete devredilmesi yönünde de çağrılar yapılıyor.

Tartışmalar, Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan’ın cuma günü Irak Parlamentosu’na yaptığı çağrının ardından alevlendi. Zeydan, özellikle hükümet kurma süreçlerinde siyasi krizlere ve tıkanıklıklara neden olan 68. Madde başta olmak üzere, anayasal hükümlerin gözden geçirilip revize edilmesini istemişti.

Bazı Arap parlamenterler bu öneriyi hükümet kurma krizlerini aşmak için bir fırsat olarak memnuniyetle karşılarken, Kürt siyasetçiler ülkenin federal sistemini zayıflatacak adımlara karşı uyarıda bulunuyor. Kürtlerin onayını almadan meclis çoğunluğu, cumhurbaşkanlığı seçimi, en büyük meclis grubunun belirlenmesi ve Kürdistan Bölgesi’nin statüsünü etkileyecek maddelerin değiştirilmesinin, gücü bütünüyle Bağdat’ta merkezileştireceği ifade ediliyor.

Farklı yorumlar ve siyasi krizler

Eşvak Caf, anayasada bazı maddelerin netleştirilmeye ihtiyaç duyduğunu kabul etti. Bunların başında, Federal Mahkeme’nin 2010 ve 2022 yıllarında iki farklı yorum getirdiği ve başbakanın belirlenmesini düzenleyen “en büyük parlamento grubu” hakkındaki 76. Madde geliyor.

2010 seçimlerinde eski Başbakan İyad Allavi’nin Irakiye Koalisyonu 91 sandalye kazanarak, 89 sandalyede kalan Nuri el-Maliki’nin Kanun Devleti Koalisyonu’nu geride bırakmıştı. Ancak Federal Yüksek Mahkeme, başbakanı belirleme hakkına sahip “en büyük grubun”, seçimden birinci çıkan liste olabileceği gibi seçimden sonra mecliste kurulan daha büyük bir ittifak da olabileceğine hükmetti. Bu yorum, Maliki’nin seçim mağlubiyetine rağmen ikinci kez başbakanlık koltuğuna oturmasının önünü açtı.

Benzer bir kriz Ekim 2021 seçimlerinden sonra da yaşandı. Şii lider Mukteda es-Sadr’ın hareketi 73 sandalye kazanarak meclisin birinci partisi oldu. Sadr; KDP ve Sünni siyasi gruplarla ittifak kurarak Koordinasyon Çerçevesi’ndeki Şii rakiplerini dışlayan bir çoğunluk hükümeti kurmak istedi. Ancak Federal Yüksek Mahkeme, cumhurbaşkanı seçimi için parlamentoda üçte iki çoğunluk şartı arayan 70. Madde yorumuyla Sadr ittifakının hükümet kurmasını engelledi. Yaşanan krizin ardından Sadr’ın vekillerini istifa ettirmesiyle Koordinasyon Çerçevesi en büyük grup haline geldi ve Muhammed Şiya Sudani başbakanlığındaki hükümet kurulabildi.

Hayata geçirilmeyen “Federal Konsey”

Eşvak Caf’ın dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri de anayasanın 65. Maddesi oldu. Bu madde, Irak’taki bölgeleri ve bir bölgeye bağlı olmayan vilayetleri temsil edecek bir “Federal Konsey”in (Senato) kurulmasını öngörüyor.

2005 Anayasası’nda yer almasına rağmen parlamentonun yanında yasama organının ikinci kanadı olması planlanan bu konsey bugüne kadar hiç kurulmadı.

Caf, daha önce konseyin kurulması için hazırlanan yasa tasarılarının, konseyin yetkilerini kısıtlayarak onu sembolik bir kuruma dönüştürmek isteyen siyasi partilerin engeline takıldığını söyledi ve ekledi:

“Biz bu konseyin, federal bölgelerin ve vilayetlerin haklarını güçlü bir şekilde savunacak bir yapıya sahip olmasını istiyoruz.”

Anayasal güvenceler tehdit altında

Caf, 2009 yılında gündeme gelen anayasa değişikliği taslağını da eleştirerek, söz konusu taslağın yetkileri Bağdat’a devrederek Kürdistan Bölgesi’nin anayasal kazanımlarını zayıflatmayı hedeflediğini belirtti:

“Irak halkının referandumla onayladığı anayasaya göre Irak federal bir ülkedir. Ancak 2009’daki taslak, tüm yetkileri yeniden merkezi hükümete devretme zihniyetini benimsedi. Bu durum 2005 Anayasası’nın ruhuyla bağdaşmamaktadır.”

Olası bir değişiklikte hangi anayasa maddesinin uygulanacağı da tartışma konusu. Geçici bir madde olarak metne giren 142. Madde, değişikliklerin en az 3 vilayette seçmenlerin üçte iki çoğunluğuyla reddedilmesi halinde veto edilmesini öngörüyor. Bu hüküm, Kürtler tarafından kendi rızaları hilafına yapılabilecek değişikliklere karşı “tarihi bir güvence” olarak görülüyor. 126. Madde ise genel değişiklik usullerini belirlerken, federal bölgelerin yetkilerini azaltacak değişikliklerin ilgili bölgenin parlamentosu ve halkı tarafından onaylanmasını şart koşuyor.

Kürt cephesinden ortak kaygı

Anayasal güvencelerin korunması gerektiği görüşü diğer Kürt partileri tarafından da paylaşılıyor.

Irak Parlamentosu Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Grubu Başkanı Herem Kemal Ağa Rûdaw’a yaptığı açıklamada, Yargı Konseyi Başkanı Zeydan’ın çağrısının henüz parlamentoya resmi bir teklif olarak sunulmadığını söyledi. Ağa, Kürtler başta olmak üzere Irak’ın kurucu unsurları arasında tam bir uzlaşma olmadan anayasa değişikliğinin hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını ifade etti.

KDP Milletvekili Selvan Akreyi de zamanlamaya dikkat çekerek, ülkenin mevcut siyasi atmosferinin anayasayı tartışmaya açmak için uygun olmadığını kaydetti.

Buna karşın Bedir Grubu Milletvekili Şakir et-Tamimi, hükümet kurma süreçlerindeki belirsizliklerin aşılması için Zeydan’ın teklifini desteklediklerini açıkladı.

2005 Anayasası’nı hazırlayan komitede yer alan Iraklı yargıç Vail Abdullatif ise Rûdaw’dan Melik Muhammed’e yaptığı değerlendirmede, Zeydan’ın çağrısının bağlayıcı bir yasal niteliği olmadığını, yetkinin tamamen parlamentoda olduğunu vurguladı. Abdullatif, derin siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçmişteki girişimlerin başarısız olduğunu hatırlatarak mevcut tabloda uzlaşmanın zor olduğunu söyledi.

Bağdat-Erbil hattındaki anayasal uyuşmazlıklar

Anayasa tartışmaları, Erbil ile Bağdat arasında Kerkük ve diğer tartışmalı bölgelerin kaderini belirleyecek 140. Madde’nin uygulanmaması, petrol ve gaz yasası ile bütçe gibi temel konulardaki gerilimlerin sürdüğü bir dönemde yeniden alevlendi.

Geçtiğimiz günlerde Erbil’de düzenlenen MERI Forumu’nda konuşan Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubad Talabani, Bağdat ile yaşanan anlaşmazlıkların temelinde mevcut anayasanın tam olarak uygulanmamasının yattığını vurgulamış ve Kürdistan Bölgesi’nin de kendi anayasasını hazırlamasının artık bir zorunluluk haline geldiğini dile getirmişti.

Irak Anayasası, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinin ardından 15 Ekim 2005 tarihinde yapılan genel referandumda halkın yüzde 78,59’unun “evet” oyuyla kabul edilmiş ve ülkenin federal sisteminin temeli atılmıştı.

 

Son Haberler

YPJ şartlarını açıkladı: ‘Kadınların kimliğini korumak temel çizgimizdir’

Rojava’da Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlığı, Suriye hükümetiyle...

Bahçeli, PJAK’ı işaret etti: Silahlarını bırakmaları bölgesel barış için atılacak bir adımdır

Bahçeli, PJAK’ı işaret etti: Silahlarını bırakmaları bölgesel barış için...

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Bakırhan’dan ‘PKK kimi yerlerden çekiliyor, Türkiye adım atmalı’ açıklaması

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay...

Trump’a sert sözler: Bibi adlı kuklasıyla İsrail’i yönetiyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak seçimlere...

Trump’tan Zelenski’ye sert sözler: Ukrayna perişan halde, Zelenski savaşı bitirmek istemiyor

ABD Başkanı Donald Trump, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı...

Iraklı Şii lider Velai’den Kürtler ve Sünnilere uyarı: ABD, sizi yarı yolda bırakır!

Irak’taki Şii milis gücü Seyyidüşşüheda Tugayları Genel Sekreteri Ebu...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...