1 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

Özel: Suçumuz 47 yıl sonra CHP’yi birinci parti yapmak, AK Parti’yi ilk kez yenmek

 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mutlak butlan kararının ardından olağanüstü toplanan MYK’ya başkanlık etti.

Yaklaşık 5 saat süren toplantının ardından kameraların karşısına geçen Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün Türk demokrasisi adına kara bir gün. Bugüne nasıl geldiğimiz kısaca özetlemek isterim. Hikayemiz Mayıs 2023’te başladı. Türkiye’yi yeniden ayağa kaldırmaya, demokratikleştirmeye, o seçimi kazanmaya çok istekliydik, tüm Türkiye istekliydi. Ancak o seçimi kazanamadık. En büyük sorumluluk CHP’deydi. Millet o gün partimizden bir duygusal kopuş yaşamaktaydı. CHP’nin özeleştiri yapması lazımdı ve milletin gönlünde kabul görmesi lazımdı. Bu duygu durumu içinde biz CHP değişmelidir dedik. Sonra görevi hep birlikte üstlendik. Aday dahi olmayacağımızı, 60 imza dahi bulamayacağımızı söylediler.

Bütün Türkiye’yi, il kongrelerini gezdik. Dediler ki delegeleri ikna edemezsiniz. Dedik ki ‘O delegeyi saçını kestirdiği berberi, apartmandaki öğrenci, torunu, eşi ikna edecek’. Delegelerimize ‘En güvendiğinizle konuşun, kurultaya öyle gelin’ dedim. Kurultayda ‘Delege sokağın sesini dinle’ diye bağırıldı. Delege de bu sesi dinledi, değişime karar verdi. O kurultaydan sonra bizim sevincimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik. Bana ‘Sana devlet geldi mi?’ diye sordular. İcazet almadan değişim olmazmış.

“Bizim suçumuz 47 yıl sonra CHP’yi birinci parti yapmak”

Kimseden icazet almadan değişebileceğini bütün Türkiye’ye ve dünyaya gösterdik. Bizden onay almadan değişim olmaz diyenler o gece bize savaş açmaya niyetlenmişler. Önümüzde seçimlere dört ay vardı. 1 Nisan’da felaket, kayıp bekleyenler, parti tarihinin en kısa genel başkanlığını yapacak diyenler, o akşam televizyonda en büyük yerel seçim başarısını gördüler. AK Parti’nin kara düzenine, müesses nizama esas çomağı da orada soktuk. Bunu görmeyen bilmeyen yaşamayan var mı? Bizim suçumuz 47 yıl sonra CHP’yi birinci parti yapmak, AK Parti’yi ilk kez yenmek. Bizim suçumuz günahımız bu.

“Mutlu mesut muhalefet liderliği koltuğunu reddediyorum”

Demokrasi sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. Göstermelik kurultay yapanlar, demokrasiyi güya savunanlar, bir kere kaybedince milli iradeyi yerle bir ettiler. Birileri kurultayı kazanmamızı, diğerleri yerel seçimleri kazanmamızı hazmedemedi. Milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. 19 Mart’ta darbeye kalkıştılar. Ekrem İmamoğlu 14 aydır hapiste. Bize sağdan soldan ‘Ekrem’i bırak, Ankara’ya dön, partinin başında otur’ dediler. Mutlu mesut muhalefet liderliği koltuğunu reddediyorum. Kontrollü muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum.

Bugün gelinen noktada, kazanacak Cumhurbaşkanı adayı belirleme, kendini aday göstermeme, en doğru adayı bulurum deme suçundan da saldırı altındayım. Cumhurbaşkanı adaylığını kabul etseydim benden iyisi yoktu. Mesele ne Özgür Özel meselesi, ne de kurultayda göreve gelenlerin şahsi meselesidir. 19 Mart’ta geleceğin Cumhurbaşkanına, 21 Mayıs’ta da geleceğin iktidar partisine darbe yapılmıştır. Resmi rakamlarla göre bu kararla yarım saatte verdikleri zarar 10 milyar dolardır. Erdoğan milleti adaysız partisiz ve seçeneksiz bırakmanın çabası içinde. Şunu herkes bilsin ki, CHP de Özgür Özel de kendisini savunmanın peşinde değildir. CHP, Cumhuriyeti, demokrasiyi, sandığı ve sandığa umut bağlamış milyonları savunmak durumundadır. Bu kararla hiçbir partinin kongresinin artık bir garantisi kalmamıştır.

“Yarın YSK’ya başvuracağız”

Biz bugün ilk itirazımı tedbir kararının kaldırılmasını da içerecek şekilde Yargıtay’a yaptık. Yarın da YSK’ya başvuracağız. Başvuruların en acil şekilde ele alınarak YSK’nın siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay’ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye’yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz. Bu gecenin bir felaket gecesi olmaktan bir umut gecesine dönüştüğünü ifade etmek isterim. Bir yanda boş bir sokak, koşturan muhterisler, diğer tarafta partisine sahip çıkanlar. Muhalefet partileri bu akşam tarihe geçmiştir. Şanlıurfa Barosu’nun ilk açıklamayı yapması ve peşi sıra yapılan açıklamalar kıymetlidir.

Sendikaların, meslek örgütlerinin açıklamaları bu geceyi matem gecesinden umut gecesine dönüştürmüştür. CHP bu darbeye asla ve asla teslim olmayacaktır. Buradayız, bu darbeye karşı sonuna kadar direneceğiz. sözümüze kıymet veren herkesi direnişe, mücadeleye, bir arada olmaya, tepkiyi yükseltmeye davet ediyorum. Yarın aklıselimin hakim olmasını ümit ediyorum. CHP’yi savunmak rekabetçi bir seçimi savunmaktan başka bir şey değildir. Biz buradayız ve bütün o kirli teklifleri reddediyoruz. Müesses nizamın makbul partisi olmak yerine her şeyi göze almışız. Sadece ve sadece milletimizden yetki ve destek bekliyoruz. Onun dışında her türlü kirli teklife kapalıyız.

Biz öncelikle mücadeleyi yükselteceğiz. Bunun yanında hukuk mücadelesi veriyoruz. Kararın YSK tarafından nasıl yorumlanacağını göreceğiz. Her mücadele zemininde güçlüyüz. Bize verilen bayrağı yere bırakmayacağız. O bayrak elimizde, ölebiliriz ama milletin verdiği emaneti bırakmayacağız. Millete borcumuz var. Ne milleti ne partiyi yarı yolda bırakmayacağız.”

 

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...