4 Ekim 2026
16.2 C
İstanbul

DEM Parti: Türkiye, Suriye için arabuluculuk yapmalı, SDG ile görüşmelere başlamal

 

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ve beraberindeki heyet, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği’ni (PMD) ziyaret etti.

DEM Parti Grup Başkanvekili Temelli, ziyarette gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

“Suriye’de yaşananlar konusunda Türkiye inisiyatif almalı”

Temelli, “Suriye’de başlayan çatışmaların barış sürecini etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Suriye’de çatışmalar demek aslında doğru olmaz. Suriye’de yine IŞİD zihniyetiyle bir saldırı var. İki mahalleye, hatta üç mahalleye yönelik bir saldırı var. Orada sivil halka yönelik bir saldırı var. Ve bu Türkiye’de öyle bir anlatılıyor ki sanki orada bir çatışma var, SDG ile Şam hükümeti arasında bir çatışma yaşanıyor şeklinde. Fakat orada SDG yok. Dolayısıyla sivil halk ciddi bir tehdit altında. Çok sayıda yaralı var. Son rakam 9’du ama 10 kişi ya da üzerinde ölüm bildirildi. Yaşamını yitirmiş insanlar var. Bir an önce bu saldırıların durdurulması gerekiyor.

Yeniden orada asayişin sağlanması gerekiyor. Bu asayişin bizzat oradaki yerel halkın var ettiği asayiş gücüyle olması önemli. Çünkü diyorlar ki böyle bir şey merkezi iktidar anlayışına uygun değil. Ama ortada merkezi bir asayiş gücü yok. Herkes gördü, izledi. IŞİD armalarıyla dolaşanlar var. İnsanlar güvenliğini kime teslim edecek? Orada yaşanmış katliamlar hafızalarda. Daha 10 gün olmadı; Yalova’da üç polis yaşamını yitirdi, sekiz polis yaralandı, bir cephanelik havaya uçtu. Her an her yer Yalova gibi bir vakayla karşılaşabilir. Orada yaşayan insanlar bunlarla beraber yaşıyor. Bu iki-üç mahallede bir an önce saldırılar durmalı. Bu konuda Türkiye inisiyatif almalı.”

“Bir an önce Suriye’de 10 Mart mutabakatı esasında görüşmelere dönülmeli”

ANKA’nın aktardığına göre Temelli, “AK Parti Grup Başkanvekili Demokratik Suriye Güçleri (DSG-SDG), İsrail’in taşeron örgütüdür’ dedi. Siz SDG’yi gelinen noktada nasıl tanımlıyorsunuz” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“SDG, Kuzey Doğu Suriye’de bir meclis hukuku esasında oradaki halkların oluşturduğu bir yapı. Suriye’deki savaş boyunca belki de en huzurlu bölge olageldi. Bir sürü diplomasiyi de bir arada yürüttü. Bu itham kabul edilebilecek bir itham değildir. Kabul edilebilecek bir yanı yoktur. İsrail’le kimin anlaşma yaptığını herkes biliyor. Şam hükümeti İsrail’le anlaşma yapıyor, sonra SDG’ye saldırı oluyor. Burada ‘SDG ile israil anlaşıyor’ deniyor. Bu aklımızla alay etmektir.

Algı yönetmeye yönelik bir açıklama olsa gerek. SDG’ye yönelik tehdit dilini kabul etmiyoruz. Hem Türkiye’de hem Suriye’de müzakere zeminleri korunmalı ve devam etmeli. Suriye’de 10 Mart’ta başladı, Türkiye’de 1 Ekim’de başladı ve 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın deklarasyonuyla yol aldı. Her iki mecrada da müzakereler devam etmelidir.  Bu konuda ısrarcı olacağız. Mücadeleye devam edeceğiz. Tıkanması ya da engellenmesine karşı ne olursa olsun karşısında olacağız. Bir an önce Suriye’de 10 Mart mutabakı esasında görüşmelere dönülmeli. Burada da süreç devam ediyor. Önümüzdeki salı günü komisyon toplanacak, rapora nihai hâlini vermek için çalışacağız.

Türkiye, gerçekten Suriye’nin meselelerini çözecek ve Suriye’nin, huzur içinde yaşamasını isteyecek bir pozisyon alacaksa mutlaka o arabuluculuğu yapmalı ve artık zaten 10 Mart Mutabakatı’nın bir tarafı olmuş SDG’yi muhatap kabul edip görüşmelere bir an önce başlamalıdır. Müzakereler böyle ilerler. Müzakerenin ilerlemesine katkı sağlayabilmek adına, muhakkak, bu görüşmelere, görüşmeleri ortadan kaldıracak bir pozisyon değil, görüşmeleri sağlayacak bir pozisyonda müdahil olmalıdır.”

Temelli’den Öcalan-Abdi görüşmesi sorusuna yanıt: “Neden olmasın? Bir an önce olmasında yarar var”

Temelli, “Siz Mazlum Abdi’nin Öcalan’la görüşmesi için hükümete ya da Adalet Bakanlığı’na başvurdunuz mu, sordunuz mu? Nedir oradaki durduran süreci? Yani aldığınız yanıt ne karşı taraftan” sorusunu ise şu sözlerle yanıtladı:

“Bizim başvurumuz kapsamındaki bir konu değil. Yani onun muhatapları belli. O ilişkileri yürüten yapılar belli. Onların bu yönde bir talepleri gelirse zaten onlar kendi görüştükleri, müzakere ettikleri heyetle bunu konuşurlar. Ama biz her alanda diyalogların önünün açılmasını isteriz.

Dolayısıyla Türkiye’de de bu yaşadığımız sıkıntıları aşarken, işte son 1-1,5 yıla bakın, sıkıntıları hep eninde sonunda müzakereyle aştık. En az 4-5 kere bütün partileri ziyaret ettik. Dolayısıyla herkesi o komisyonda bir araya getirmek için çok çaba sarf ettik. Bütün ortaya çıkmış olan pürüzleri de en sonunda diyalogla aştığımızı gördük. Neden olmasın? Bir an önce olmasında yarar var. Ama dediğim gibi bunun muhatapları bu konuda bir görüşme sağlarsa bu yol da açılabilir.”

DEM Parti İmralı Heyeti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmeye ilişkin soru üzerine Temelli, “Bir dönüş olmadı. Bizim bir talebimiz var. Ama herhalde Cumhurbaşkanı’nın programına göre bir dönüş olacak. Onu bekliyoruz. Henüz dönüş olmadı” dedi.

 

Son Haberler

Seyyid’ül Şüheda: Kürdistan Bölgesi’nin güvenliği Irak’ın güvenliğidir

Seyyid'ül Şüheda Tugayları Genel Sekreteri Ebu Ala el-Welayi, ABD...

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.