1 Ekim 2026
15.4 C
İstanbul

İmralı ziyareti sonrası komisyon toplandı: Görüşme tutanağının özeti okundu

Barış süreci kapsamında Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşme ve yasal düzenlemelere dair siyasi partilerin önerilerini almak üzere toplandı.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yaptığı toplantıda siyasi parti temsilcileri, yasal düzenlemeler için hazırlanacak olan rapora dair öneri ve görüşlerini paylaştı.

Ardından komisyon, Öcalan ile yaptıkları görüşmeye dair gündem başlığına geçti.

Başlık açılışında söz alan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, tutanakların açıklanmayacağına işaret ederek, bunun yerine görüşmeye dair bir özet çıkardıklarını ve bu özetin görüşmenin tüm başlıklarını içerdiğini belirtti.

Kurtulmuş, aynı zamanda ziyareti düzenleyen DEM Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve AK Parti Milletvekili Hüseyin Yayman’ın da söz alarak görüşmeye dair birer aktarımda bulunacağını ifade etti.

 Siyasi partilerden itiraz

Kurtulmuş’un bu aktarımına Yeni Yol Grubu komisyonu üyesi Bülent Kaya itiraz etti. Kaya, tutanakların tam halinin açıklanmasını istedi.

Söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de Kurtulmuş’un bu tutumuna itiraz etti. Bu durumun doğru olmadığını ve kabul etmediklerini belirten Emir, “Büyük bir açıklıkla, şeffaflıkla yapılmalı toplantı. Öcalan ile devletin konuştuğunu biliyoruz. Dolasıyla ham tutanak gelmelidir. Her bir arkadaşımızın giden arkadaşlar kadar görüşmenin içeriğini bilmesi gerekiyor. Hakkıdır, gereklidir. Tutanakların bir süzgeçten geçirmesi doğru değil, kaygıları büyütür. Süreç enfekte edilmesin. Eğer bir enfeksiyon istemiyorsak şeffaf olmalıyız. Mutlaka ham halde olması gerekiyor” dedi.

“Güven kırıcı bir adım atılmasının eşiğindeyiz”

Söz alan DEM Parti komisyon üyesi Saruhan Oruç, sürecin magazinleştirilmeye çalışıldığını ve buna yol açacak adımların atılmaması gerektiğini belirtti.

Oluç, “Görüşmenin çok iyi, başarılı geçtiğini biliyoruz. Tutanakların açıklanmaması sürecin gidişatı açısından sorun yaratır. Bu tür süreçlerde güven attırıcı adımların atılması gerekiyor. Bu güne kadar bu yapıldı. Güven kırıcı bir adım atılmasının eşiğindeyiz, atmayalım lütfen. Bir görüşme yapılmış bu görüşmenin bir tutanağı var. O tutanağı biz komisyon üyeleri olarak dinleyemiyoruz, öğrenemiyoruz. Biz niye göremiyoruz? Gizli bir şey değil ki! Özetin paylaşılacağı ifade edildi. Özeti kim yazdı, hangi zihniyet ile yazıldı? Bunları da bilmiyoruz, kim imzaladı mı? Giden üyeler ‘Bu özet böyledir’ dedi mi? Komisyon üyeleri olarak bilmemiz gereken bir şey bizden saklanıyor, kamuoyundan saklanıyor” diye konuştu.

Görüşme tutanağının özeti

Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmenin toplantıda okunan özeti şöyle:

“Görüşmede Öcalan, öncelikle 100 yıllık Türk-Kürt ilişki sistematiğine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözleriyle büyük katkı sağladığını, Cumhuriyet tarihinde ender görülen bir cesaret gösterdiğini, kendisine şükran duyduğunu ifade etmiş, süreçte gösterdiği cesaret için Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şükran ve teşekkürlerini ifade etmiştir.”

Öcalan sözünün arkasında olduğunu söyledi

“Abdullah Öcalan, sürecin başından beri verdiği sözlerinin arkasında olduğunu, koşullar el verirse teorik ve pratik imkanının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu ifade etmiştir. Uzun bir şekilde tarihsel arka planı aktarmış ve Ziya Gökalp’e referans vererek Türk – Kürt kardeşliğini önemine vurgu yapmıştır.”

PKK’nin tüm bileşenlerinin örgütsel varlıklarının dağıtılması

Abdullah Öcalan, silahlı yöntemden ayrıldığını, siyasi yöntemi benimsediğini, 27 Şubat çağrısı çerçevesinde bütün yapıların, PKK’nın tüm bileşenlerinin, örgütsel varlıklarının dağıtılmasının ve silahların bırakılmasının ilanının toplum tarafından iyi karşılandığını, halkın bu gelişmeyi takip ettiğini, kendisinin Suriye ve Irak’ta da etkili olduğunu ifade etmiştir.

Bu noktada Feti Yıldız Abdullah Öcalan’ın mahkum olduğu davada şehit ailelerinin avukatı olarak kendisinin bulunduğunu hatırlatması üzerine Öcalan, “Ben Devlet Bey’in el sıkmasıyla başlayan süreç içinde verdiğim sözlerin arkasındayım” demiştir.

“Her asker kaybı trajedi”

“Hüseyin Yayman ise buraya şehit ailelerinin hassasiyetiyle geldiğini söylemesi üzerine Abdullah Öcalan, her asker kaybının kendisi için trajedi olduğunu, asla sevinmediğini, gençlerin böyle ölmemesi gerektiğini söylemiştir. Türkiye’de ve bölgede kesinlikle çözüme ulaşılması gerektiğini söylemiş ve TUSAŞ eylemine üzüldüğünü ifade etmiştir.

Kendisine ‘Lozan ve 1924 öncesi döneme ait dilin kullanılması süreci zehirliyor’ denilmiştir.

Suriye konusunda yeni bir çağrı yapması gerektiği Öcalan’a söylenmiştir

En son Zap bölgesi boşaltılırken örgüt üyelerinin elinde silah olması kamuoyunda infial yaratmış bu konuda yapılan çağrıya PKK’nın tam uymadığı görülüyor” denilmiş, SDG’nin 10 Mart mutabakatına uyması gerektiğinin elzem olduğu, Suriye konusunda yeni bir çağrı yapması gerektiği Öcalan’a söylenmiştir.”

“PKK sadece elindeki silahları değil, zihinsel olarak da silahları bırakmalı”

“Bu devletin hepimizin devleti olduğu, ‘silahı bırakın’ derken PKK’nın bütün bileşenlerini kapsadığı, PKK’nın Irak’tan çektiği güçleri Suriye’ye gönderdiği yönünde gözlemler olduğu, bu durumun daha önceki açıklamalarla çelişki yarattığı kendisine söylenmesi üzerine Öcalan, “PKK’nın sadece elindeki silahları değil zihinsel olarak da silahları bırakması gerektiğini ifade etmiştir.”

Feti Yıldız: Bir yılda hiç şehit verilmedi

“Feti Yıldız, şehit haberleri geldiği dönemde bile kimsenin Kürt komşusunun camını kırmadığını, bu kadar acıya rağmen Kürt- Türk düşmanlığının asla oluşmadığını belirtmiştir.”

“Hüseyin Yayman tarafından Suriye’ye yönelik sorular üzerine, Suriye başta olmak üzere bölgede İsrail’in hamlelelerine karşı çok dikkatli olunması gerektiğini, Suriye için üniter yapı benimsediğini söylemiştir.”

“Bu coğrafyada Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk yaşayamayacağını söylemiştir. Reel sosyalizm düşüncesinin 1995’ten beri terk ettiğini zihinsel dönüşümün sancılı bir süreç olduğunu söylemiş, ancak her seferinde birinin bu girişimini sabote ettiğini söylemiştir. 1993’ten günümüz Özal, Demirel, Erbakan ile dolaylı görüşmelerinin nihayete ermemesinde bunun etkili olduğunu söylemiştir.”

“Mazlum Abdi’yi tanıyor musunuz?”

“Ferhat Abdi Şahin’in tanıyor musunuz?” diye sorulduğunda Öcalan, kendisine yakın olan biri olduğunu söylemiştir. Gülistan Kılıç Koçyiğit’in ‘sizi çok sağlıklı gördüm kadın haklarıyla ilgili söyleyecek bir hususunuz var mıdır?’ diye sorması üzerine Öcalan selamlarını iletmiştir.”

Son Haberler

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Irak, uluslararası koalisyonun askeri görevinin sona ermesi için önemli aşamaya geldi

Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci, Irak'ın...

Irak’ta tarihi dönemeç: ABD askerlerini tamamen çekiyor

ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesiyle ülkenin güvenlik dengelerinde ve bölgedeki...

ABD bugün itibarıyla Irak’tan tamamen çekiliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Irak’taki güçlerini 30 Eylül’e kadar...

Türkiye Gündemi

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?

DEM Parti, iki yıldır devam eden çözüm sürecinin gölgesinde...