3 Ekim 2026
16.5 C
İstanbul

Gazeteci Dilan Karaman hayatını kaybetti: Kurumlardan ‘şüpheli ölüm’ açıklaması

Diyarbakır’da hastanedeyken kalp krizi sonucu öldüğü açıklanan Dilan Karaman’ın intihar ettiği yönündeki iddialar nedeniyle, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi ve DEM Parti Kadın Meclisi sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.

Kadın hareketi ve Kürt siyaseti alanında çalışmalar yürüten gazeteci Dilan Karaman, Diyarbakır’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Karaman bugün (28 Kasım) Van’da Akköprü Mezarlığı’na defnedilecek. Taziyesi ise Karşıyaka Camisi’nde kurulacak.

DEM Parti’de çalıştığı ve milletvekili danışmanı olduğu belirtilen Karaman’ın ölüm nedeni “kalp krizi” olarak açıklandı.

Kuzeni olduğunu belirten Remzi Kuroğlu, Karaman’ın ölümünü “Değerli amca kızım, gazeteci Dilan Karaman’ı geçirdiği kalp krizi sonucu kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Dilan, güler yüzüyle iyi kalpliliği ve mücadelesiyle herkesin gönlünde yer etmiş özel bir insandı. Mekanın cennet olsun dotmam û hevalamin. Başımız sağ olsun” sözleriyle duyurdu ancak ardından paylaşımı sildi ve hesap kapatıldı.

Diyarbakır Barosu: Karaman’ın ölümüyle ilgili soruşturma şeffaflıkla yürütülmeli

Gazeteci Karaman’ın ölüm haberinin ardından “intihar” şüphesinin dile getirilmesi üzerine Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi yazılı bir açıklama yayınladı.

Açıklamada “Kadınların şüpheli ölümlerinin münferit olmadığı; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, sistematik şiddetin ve cezasızlık politikasının bir sonucu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu bağlamda, “intihar” olarak sunulan kadın ölümlerinin de politik olduğunun altını çiziyoruz” vurgusu yapıldı.

Açıklama metni şöyle:

“Gazeteci, kadın özgürlük mücadelesinin aktif bir öznesi olan Dilan Karaman’ın şüpheli biçimde yaşamını yitirdiği haberini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.

11 Kasım’dan bu yana yoğun bakımda tedavi altında olan Karaman’ın ölümü, kamuoyuna ‘kalp krizi’ olarak yansısa da kadınların şüpheli ölümlerinin çoğu kez ‘intihar’ ya da ‘ani ölüm’ şeklinde kayıt altına alınmasının ülkemizdeki cezasızlık ve kadın düşmanı iklimle doğrudan ilişkili olduğu bilinmektedir.

Kadınların yaşam hakkı, beden bütünlüğü ve güvenlik hakkı devletin koruma yükümlülüğü altındadır. Bu nedenle Dilan Karaman’ın ölümüyle ilgili soruşturmanın ivedilikle, şeffaflıkla ve titizlikle yürütülmesi; varsa ihmali, sorumluluğu veya etkisi bulunan kişi ya da yapıların açığa çıkarılması; etkin, bütünlüklü ve bağımsız bir soruşturma sürecinin işletilmesi gerekmektedir.

Kadınların şüpheli ölümlerinin münferit olmadığı; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, sistematik şiddetin ve cezasızlık politikasının bir sonucu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu bağlamda, ‘intihar’ olarak sunulan kadın ölümlerinin de politik olduğunun altını çiziyoruz.

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, Dilan Karaman’ın ölümüyle ilgili sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı, etkin soruşturma yürütülmesi için gerekli hukuki desteği sunacağımızı, kadınların yaşam hakkını tehdit eden şüpheli ölümlere ve tüm hak ihlallerine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğimizi bildiririz.

Dilan Karaman’ın ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına ve mücadele arkadaşlarına başsağlığı diliyoruz.”

Gazeteci Dilan Karaman hayatını kaybetti: Kurumlardan ‘şüpheli ölüm’ açıklaması

2 saat önce

Etiketler Dilan Karaman DEM Parti Kadın Meclisi Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi DEM Parti
A+A-

Haberi dinle

Haber Merkezi – Diyarbakır’da hastanedeyken kalp krizi sonucu öldüğü açıklanan Dilan Karaman’ın intihar ettiği yönündeki iddialar nedeniyle, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi ve DEM Parti Kadın Meclisi sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.

Kadın hareketi ve Kürt siyaseti alanında çalışmalar yürüten gazeteci Dilan Karaman, Diyarbakır’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Karaman bugün (28 Kasım) Van’da Akköprü Mezarlığı’na defnedilecek. Taziyesi ise Karşıyaka Camisi’nde kurulacak.

DEM Parti’de çalıştığı ve milletvekili danışmanı olduğu belirtilen Karaman’ın ölüm nedeni “kalp krizi” olarak açıklandı.

Kuzeni olduğunu belirten Remzi Kuroğlu, Karaman’ın ölümünü “Değerli amca kızım, gazeteci Dilan Karaman’ı geçirdiği kalp krizi sonucu kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Dilan, güler yüzüyle iyi kalpliliği ve mücadelesiyle herkesin gönlünde yer etmiş özel bir insandı. Mekanın cennet olsun dotmam û hevalamin. Başımız sağ olsun” sözleriyle duyurdu ancak ardından paylaşımı sildi ve hesap kapatıldı.

Diyarbakır Barosu: Karaman’ın ölümüyle ilgili soruşturma şeffaflıkla yürütülmeli

Gazeteci Karaman’ın ölüm haberinin ardından “intihar” şüphesinin dile getirilmesi üzerine Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi yazılı bir açıklama yayınladı.

Açıklamada “Kadınların şüpheli ölümlerinin münferit olmadığı; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, sistematik şiddetin ve cezasızlık politikasının bir sonucu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu bağlamda, “intihar” olarak sunulan kadın ölümlerinin de politik olduğunun altını çiziyoruz” vurgusu yapıldı.

Açıklama metni şöyle:

“Gazeteci, kadın özgürlük mücadelesinin aktif bir öznesi olan Dilan Karaman’ın şüpheli biçimde yaşamını yitirdiği haberini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.

11 Kasım’dan bu yana yoğun bakımda tedavi altında olan Karaman’ın ölümü, kamuoyuna ‘kalp krizi’ olarak yansısa da kadınların şüpheli ölümlerinin çoğu kez ‘intihar’ ya da ‘ani ölüm’ şeklinde kayıt altına alınmasının ülkemizdeki cezasızlık ve kadın düşmanı iklimle doğrudan ilişkili olduğu bilinmektedir.

Kadınların yaşam hakkı, beden bütünlüğü ve güvenlik hakkı devletin koruma yükümlülüğü altındadır. Bu nedenle Dilan Karaman’ın ölümüyle ilgili soruşturmanın ivedilikle, şeffaflıkla ve titizlikle yürütülmesi; varsa ihmali, sorumluluğu veya etkisi bulunan kişi ya da yapıların açığa çıkarılması; etkin, bütünlüklü ve bağımsız bir soruşturma sürecinin işletilmesi gerekmektedir.

Kadınların şüpheli ölümlerinin münferit olmadığı; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, sistematik şiddetin ve cezasızlık politikasının bir sonucu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu bağlamda, ‘intihar’ olarak sunulan kadın ölümlerinin de politik olduğunun altını çiziyoruz.

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, Dilan Karaman’ın ölümüyle ilgili sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı, etkin soruşturma yürütülmesi için gerekli hukuki desteği sunacağımızı, kadınların yaşam hakkını tehdit eden şüpheli ölümlere ve tüm hak ihlallerine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğimizi bildiririz.

Dilan Karaman’ın ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına ve mücadele arkadaşlarına başsağlığı diliyoruz.”

DEM Parti Kadın Meclisi: Sürecin takipçisi olacağız

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin açıklamasının ardından DEM Parti Kadın Meclisi de Karaman’ın ölümündeki şüpheye de dikkati çekerek, şu açıklamayı yaptı:

“Geçmiş dönem kadın meclisi çalışmalarında birlikte emek verdiğimiz yol arkadaşımız Dilan Karaman’ı kaybetmenin derin acısını taşıyoruz. Yoldaşlığıyla, dayanışmasıyla, sorumluluk bilinciyle ve hayatı çoğaltan ışığıyla çalışmalarımıza güç katan Dilan’ı unutmayacağız.

Bu kaybın ardından, ortaya çıkan her bilgi titizlikle incelenmeli; Dilan’ın ölümüne dair tüm gerçekler açıklıkla ortaya çıkarılmalıdır. Hakikatin üzerindeki sis perdesi kalkana kadar sürecin takipçisi olacağız. Ailesine, sevenlerine ve tüm yol arkadaşlarına sabır diliyoruz.”

TJA: Şüpheli ölümünün karanlıkta kalmasına asla izin vermeyeceğiz

Özgür Kadınlar Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) de yaşamını yitiren Karaman için yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, kadın özgürlük mücadelesinin aktif öznesi olan Dilan Karaman’ın kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz denildi.

TJA’nın açıklaması şöyle:

“Dilan arkadaşımız 11 Kasım’dan bu yana yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyordu. Kadın Özgürlük Hareketi olarak ilk günden itibaren her yönüyle durumunu yakından takip ettik.

TJA olarak intihar, ani ölüm veya şüpheli kadın ölümlerinin dün nasıl peşini bırakmadıysak bugün de Dilan yoldaşımızın şüpheli ölümünün karanlıkta kalmasına asla izin vermeyeceğiz. Sistematik şiddet ve cezasızlığı kabul etmiyoruz. Kadınların yaşamına karşı her türlü tehdit karşısında mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu sürecin de sonuna kadar takipçisi olacağız.

TJA olarak Dilan’ın değerli emeğini, özgürlük tutkusunu ve kadın mücadelesine olan bağlılığını mücadelemizde yaşatacağız.”

DAKAHDER: Karaman’ın ölümü cezasızlığın gölgesinde bırakılamaz

Dilan Karaman’ın ölümünün ardından açıklama yapan ve “etkin soruşturma” çağrısında bulunan bir başka kadın örgütü de Dayanışmanın Kadın Hali Derneği (DAKAHDER) oldu.

“Dilan Karaman’ın 11 Kasım’dan bu yana yoğun bakımda verdiği yaşam mücadelesinin ardından “kalp krizi” olarak duyurulan ölümü, tıpkı ülkedeki birçok kadın ölümünde olduğu gibi, cezasızlığın ve sistematik kadın düşmanı iklimin gölgesinde bırakılamaz” ifadelerinin yer aldığı açıklamada “Dayanışmanın Kadın Hali Derneği olarak, vekil danışmanı, gazeteci ve kadın özgürlük mücadelesinin öznesi olan Dilan Karaman’ın şüpheli biçimde yaşamını yitirdiği haberini derin bir üzüntü ve öfkeyle öğrenmiş bulunuyoruz. Dilan Karaman’ın 11 Kasım’dan bu yana yoğun bakımda verdiği yaşam mücadelesinin ardından ‘kalp krizi’ olarak duyurulan ölümü, tıpkı ülkedeki birçok kadın ölümünde olduğu gibi, cezasızlığın ve sistematik kadın düşmanı iklimin gölgesinde bırakılamaz. Kadınların şüpheli ölümlerinin ‘intihar’, ‘ani ölüm’ ya da ‘talihsizlik’ başlıklarıyla görünmez kılınması, bu politikanın bir sonucudur” ifadelerine yer verildi.

Bakırhan ve Hatimoğulları’ndan mesaj

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan da Karaman’ın ölümünün ardından mesaj paylaştı:

Hatimoğulları, “Sevgili arkadaşım, yoldaşım Dilan Karaman’ı kaybetmenin acısı çok ama çok büyük. Çünkü o hem mesai arkadaşımız hem de yoldaşımızdı… Dilan’ın partimizin çalışmalarında çok emeği var… Emeğini, mücadelesini daha ileri taşımak için canla başla çalışacağız. Onu her zaman gülen yüzüyle, neşesiyle, etrafa saçtığı muazzam enerjisiyle hatırlayacağız…  Anısı her zaman bizimle olacak. Ailesinin, sevdiklerinin ve partimizin başı sağ olsun… Güle güle Dilan…” dedi.

Bakırhan ise “Çok değerli yol arkadaşımız Dilan Karaman’ı kaybetmiş olmanın derin acısını yaşıyoruz. Partimize kattığı emek, bilgi ve dayanışma için minnettarız. Dilan’ı her zaman içten gülüşü, üretkenliği ve çevresine yaydığı o güçlü enerjisiyle hatırlayacağız. Dilan’nın, özverisi, mücadelesi ve inancı yürüdüğümüz yola ışık olmaya devam edecek. Ailesinin, sevenlerinin ve partimizin başı sağ olsun” ifadelerini kullandı.

Dilan Karaman kimdir?

“Jin Dergi” yazarı olan gazeteci Dilan Karaman, kadın hakları ve Kürt siyaseti alanında siyasi çalışmalarını sürdürüyor ve aktif olarak sahada yer alıyordu.

Genç gazeteci bir dönem Medyascope’ta içerik üretiyor, “Hayvan Gazetesi” programını sunuyor ve rejide görev alıyordu.

Karaman bir dönem DEM Parti Milletvekili Saliha Aydeniz’in danışmanlığını yaptı.

Son Haberler

Seyyid’ül Şüheda: Kürdistan Bölgesi’nin güvenliği Irak’ın güvenliğidir

Seyyid'ül Şüheda Tugayları Genel Sekreteri Ebu Ala el-Welayi, ABD...

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin duyurdu: ABD talebimizi kabul etti

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ABD Hazine Bakanı Scott...

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Türkiye Gündemi

Felsefenin öncü isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.