25 Ekim 2026
18.4 C
İstanbul

Hakan Fidan tatmin olmadı: PKK’nın Suriye, Irak ve İran’daki faaliyetleri de son bulmalı

Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, resmi ziyaret kapsamında Bağdat’ta bulunan Hakan Fidan ile bir araya geldi.

İki bakan görüşmenin ardından ortak bir basın toplantısı düzenledi.

Fidan, Bağdat ile Ankara arasında çok yoğun bir işbirliği mesaisi olduğunu belirterek, “Her konuda kurumlarımız yoğun bir şekilde işbirliği yapmakta, meseleleri çok profesyonel bir şekilde ele almakta ve çözüm odaklı çalışmaktalar” dedi.

Barış süreci ve PKK’ye çağrı

Türkiye’de iktidarın “Terörsüz Türkiye” dediği barış sürecinin “Olumlu istikamette” ilerlediğini vurgulayan Fidan, “Bu sadece Türkiye için değil bölgemiz için de iyi bir gelişme” dedi.

PKK’nin kendisini fesih kararı almış olmasının “olumlu bir gelişme” olduğunu vurgulayan Fidan, örgütün son olarak açıkladığı admını hakkında ise,  “Türkiye’deki silahlı faaliyetlerine son vermesi bizim açımızdan fevkalade önemli bu karar” yorumunu yaptı.

Ancak Fidan, beklentilerinin daha geniş olduğunu belirterek, PKK’ye Irak, Suriye ve İran’da da silahlı faaliyetlerine son vermesi çağrısında bulundu.

“Dileğimiz ve beklentimiz odur ki, örgütün Türkiye’de olduğu gibi Irak’ta da terör faaliyetlerine son vermesi, işgal ettiği yerlerden çekilmesi. Aynı şekilde Suriye’de de işgal ettiği yerlerden çekilmesi fevkalade önemli” diyen Fidan, PKK’nin Irak, Suriye ve hatta İran’da da faaliyetlerinin son bulmasının “bölgenin istikrarı, güvenliği ve dış güçlerin müdahalesini engellemek açısından oldukça önemli olduğunu” söyledi.

Fidan, “Irak’ta şu anda çok büyük alanları işgal etmekte. Burada tabii ki Irak makamlarıyla yakından çalışıyoruz. Irak makamlarına huzurlarınıza da teşekkür etmek istiyorum. Bu konudaki işbirliklerinden ötürü hem Bağdat hem Erbil bu konuda yakın bir işbirliği içerisinde bizimle” şeklinde konuştu.

Su anlaşması ve enerji işbirliği

Fuad Hüseyin ile Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin huzurunda bir su anlaşması imzalayacaklarını belirten Fidan, “Gerçekten bu anlaşma fevkalade önemli. İki ülke tarihinde ilk defa hayata girecek. Biliyorsunuz uzun yıllardır Türkiye ve Irak suyu daha verimli nasıl kullanabiliriz, neler yapabiliriz arayışı içindelerdi” dedi.

Fidan, anlaşmanın Irak’taki su sistemlerinin kalıcı olarak ıslahının önünü açacağını ve Irak tarihinde yapılan en büyük altyapı yatırımı olacağını ifade etti.

Diğer taraftan enerji konusunda da yoğun işbirliğinin olduğunu aktaran Fidan, “Petrol boru hattının tekrar çalışmaya başlamış olması önemli bir gelişme. Türkiye ve Irak olarak enerji alanlarında başka neler yapabiliriz, gaz ve elektrik olmak üzere. O konularda da yoğun görüşmeler var” diye konuştu.

Bölgesel işbirliği ve ortak vizyon

Fidan, “Artık zamanın ruhu bölgemizde barışı, kalkınmayı, karşılıklı entegrasyonu, iş birliğini gerektiriyor. Parçalanma, bölüklenme, birbirimize rakip olma, birbirimizin ayağına çelme takmayı değil” diyerek bölgesel işbirliğinin önemine dikkat çekti. Bölge ülkeleri olarak sorunları dışarıdan kurtarıcı beklemeden kendilerinin çözeceklerini vurguladı.

Irak’ın son yıllarda çok acı aşamalardan geçtiğini kaydeden Fidan, “Çok şükür bugün istikrar, barış ve huzur içerisinde daha da emin adımlar atan bir Irak görüyoruz. Türkiye olarak Irak’ın huzuruna, güvenliğine, kalkınmasına, refahına yönelik katkımız desteğimiz tamdır” şeklinde konuştu.

Aynı şekilde Irak ve Türkiye’nin de komşusu olan Suriye’deki gelişmeleri çok yakından takip ettiklerini belirten Fidan, bölge ülkeleri olarak Suriye konusunda işbirliği yapma çağrısında bulundu.

Bu vizyonda destek veren Şii, Sünni, Kürt tüm siyasi liderliğe teşekkür eden Fidan, “Karşımızda böyle bir vizyon paylaşan bir ortak hükümeti olduğu için de ayrıca ben teşekkür ediyorum” dedi.

Seçim temennisi

Türkiye-Irak arasındaki ilişkilerin kadim ilişkiler olduğunu vurgulayan Fidan, iki ülke halklarının yüzyıllardır beraber yaşadığını belirtti.

Fidan, “Modern zamanlarda aramızdaki bu köklü tarihsel bağları daha iyi noktalara taşımak için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz” dedi.

11 Kasım’da yapılacak olan Irak parlamento seçimlerinin Irak halkına ve bölgeye hayırlı olmasını dileyen Fidan, “İnanıyorum ki Irak demokrasinin olgunluğunu gösterecek bir seçim olacak. İnşallah barış ve huzur içerisinde Irak halkı kendi iradesini sandığa yansıtacaktır” ifadelerini kullanarak seçimlerde yarışan tüm partilere başarılar diledi.

Hakan Fidan, Türkiye’nin Irak halkının iradesine saygı duyduğunu belirtti.

Son Haberler

Trump’tan Obama’ya: Cahil bir başkandın İran’a milyarlarca dolar verdin

ABD Başkanı Donald Trump, eski Başkan Barack Obama’nın hafta...

Trump: İran’a yeni bir askeri operasyon olabilir

ABD Başkanı Donald Trump, Washington'un İran'a karşı yeni bir...

Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenlik, barış ve refah için kuruldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda...

‘Alihan Kuriş’ soruşturmasında 19 kişi daha tutuklandı

Alihan Kuriş'in liderliğinde "çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve...

Viyan Hababi: YBŞ Şengal’de kalacak

Ezidilerin savunmasını yapan  Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) Genel Komutanlık Üyesi Viyan Hababi, Irak hükümetiyle yürütülen görüşmelerin en üst düzeyde devam ettiğini belirterek, “YBŞ ve YJŞ (Şengal Kadın Birlikleri) savaşçıları Şengal’de kalacak” dedi. Hababi, taraflar arasında belirli bir uzlaşının sağlandığını ancak henüz resmi bir anlaşmanın imzalanmadığını ifade etti. Rojnews’e konuşan YBŞ Genel Komutanlık Üyesi, “YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalacağı ve kendi topraklarını koruyacağı konusunda bir anlayışa ulaştık” diye konuştu. “Bağdat’la görüşmeler sürüyor” Şengal’in geleceği, Irak’ın gündemindeki en önemli konular arasında yer alıyor. 12 Eylül’de Ezidi temsilciler ve Şengal savunma güçleri, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile bir araya geldi. Son olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Abudi, MERI Forumu’nda Şengal savunma güçleriyle uzlaşıya vardıklarını açıklamıştı. Hababi, çözüm amacıyla yürütülen görüşmelerin şubat ayından bu yana devam ettiğini belirtti. “Biz Iraklı bir gücüz” Hababi, en başından beri kendilerini Iraklı bir güç olarak tanımladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim Irak’a yönelik herhangi bir tehdidimiz yok. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız ve bu ülkenin bir gücüyüz. Ancak en başından beri Irak’tan talebimiz, savunma gücümüzün genel bir çatı altında, kendi yerinde kalarak toplumumuzu korumasıydı. Görüşmelerin amacı, güçlerimizin Irak ordusuna entegre edilmesi ancak özerkliğini korumasıydı.” “Savaşçılarımız Şengal’den ayrılmayacak” Viyan Hababi, Irak hükümetiyle uzlaşılan başlıklara ilişkin ise şu bilgileri paylaştı: “Genel bir çatı oluşturulacak ve bu yapı Irak hükümetinin bir bakanlığına bağlı olacak. Ancak Êzidî toplumunun özerkliği göz önünde bulundurulacak. Irak hükümetiyle YBŞ ve YJŞ savaşçılarının Şengal’de kalması konusunda anlaştık. Temel görevimiz topraklarımızı, yurdumuzu ve toplumumuzu korumaktır. Bazı çevreler aramızda ve Irak ordusu arasında çatışma çıkmasını istedi ancak biz kan dökülmesini önleyerek bunun önüne geçtik.” YBŞ komutanı Habibi, görüşmelerin bir sonuca ulaşması halinde kamuoyunu resmi bir açıklamayla bilgilendireceklerini söyledi.

Tom Barrack, Ahmed Şara ve Şeybani ile görüştü

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi...

Azerbaycan 31 Türk’ü istenmeyen kişi ilan etti, Erdoğan Aliyev ile görüştü

Azerbaycan hükümeti 31 Türk vatandaşını, bu ülkedeki okullarda başörtüsü...

Türkiye Gündemi

Üsküdar Belediye Başkanlığı yeniden AKP’ye geçti

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yapılan belediye başkanvekilliği seçiminin üçüncü turunda,...

Lübnanlı yetkili: Mihraç Ural, Türkiye ve Suriye istihbaratınca kaçırıldı

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, Beşar Esad yanlısı silahlı grupların liderlerinden ve "Ali Keyyali" adıyla tanınan Mihraç Ural'ın, Lübnan topraklarında Suriye ve Türk istihbaratına mensup kişilerce kaçırıldığını açıkladı. Yetkili, Lübnan makamlarının operasyondan haberdar edilmediğini belirtti. Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Ural'ın yakalandığını duyurmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Suriye tarafının operasyonun Lübnan'la koordinasyon içinde gerçekleştirildiği yönündeki açıklamasını yalanlayarak şunları söyledi: "Lübnan makamlarının bu operasyondan haberi yoktu. Suriye ve Türk istihbarat teşkilatlarına mensup kişiler, söz konusu şahsı Beyrut yakınlarındaki dağlık Mansuriye bölgesinden kaçırdı. Şahıs önce Lübnan'daki Suriye Büyükelçiliğine, ardından Suriye topraklarına götürüldü."    SANA, 15 Ekim Perşembe günü Ural'ın yakalandığını duyurmuştu. Suriyeli bir güvenlik kaynağı da AFP'ye yaptığı açıklamada, Ural'ın "Lübnan tarafıyla koordineli olarak Lübnan topraklarında düzenlenen bir güvenlik operasyonuyla yakalandığını" belirtmişti. Suriye: Eski rejim yetkililerinin takibi sürecek Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, 15 Ekim'de Ural'ın yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Zeydan, Ural'ın Suriye halkına karşı katliamlar gerçekleştirmekle, özellikle Banyas kentindeki el-Beyda köyünde yaşanan katliamla suçlandığını belirterek eski rejimin sorumlularının takibinin sürdürüleceğini ifade etti.  Zeydan, hiçbir suçlunun Suriye güvenlik birimlerinden kaçamayacağını kaydetti. Bu gelişme, Suriye İç Güvenlik Terörle Mücadele Dairesinin 4 Ekim'de Ural'ın yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalandığını duyurmasının ardından yaşandı. Mihraç Ural'ın geçmişi 1956'da Hatay'ın Antakya ilçesinde doğan Mihraç Ural, 1970'li yıllarda Türkiye'de faaliyet gösteren Marksist silahlı örgüt THKP-C/Acilciler'in liderlerinden biri olarak biliniyor. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin Reyhanlı saldırılarına ilişkin kararında yer alan iddianameye göre Ural, 1976'da Malatya'da polisle yaşanan çatışmada örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesinin ardından grubun liderliğini üstlendi. 1979'da Engin Erkiner ile birlikte cezaevinden firar eden Ural, daha sonra örgütün faaliyetlerini Suriye'ye taşıdı. Uzun yıllar Suriye'de yaşayan Ural'ın özellikle Lazkiye ve çevresindeki faaliyetleri ile Suriye istihbaratıyla ilişkileri, Türkiye'deki adli soruşturma ve dava dosyalarında yer aldı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, örgütün Suriye hükümetinin desteğiyle "Mukaveme-i Suriye" (Suriye Direnişi) adlı silahlı grubu kurduğu belirtildi. Grubun, Suriye iç savaşı sırasında Beşar Esad yönetiminin güçleri saflarında çatışmalara katıldığı ve çeşitli askeri operasyonlarda yer aldığı kaydedildi. Banyas katliamı suçlaması Suriye makamları, Ural'ı 2013'te Banyas kentinde yaşanan katliamın sorumlularından biri olmakla suçluyor. 2 ve 3 Mayıs 2013'te Esad yönetimine bağlı güçler ve müttefik silahlı gruplar, Tartus vilayetine bağlı el-Beyda köyü ile Banyas'ın Ras el-Naba Mahallesi'nde saldırılar düzenledi. Olaylarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Eylül 2013 tarihli raporuna göre, hükümet güçleri ve müttefik silahlı gruplar söz konusu iki bölgede en az 248 kişiyi kurşuna dizerek öldürdü. Yerel kaynaklar ise Mayıs 2013'te kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 264 sivilin öldürüldüğünü bildirdi ve Ural'ı katliamın sorumluları arasında gösterdi. Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü, olaylardan rejim güçlerini ve müttefiklerini sorumlu tutarken Ural'ın saldırılardaki kişisel sorumluluğunu kesin olarak ortaya koyamadı. Ural da hakkındaki suçlamaları reddetti. Reyhanlı saldırılarıyla bağlantılı suçlamalar Ural, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te düzenlenen bombalı saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye'de hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar arasında yer alıyor. İki bomba yüklü aracın patlatıldığı saldırılarda 5'i çocuk 52 kişi hayatını kaybetmiş, 155 kişi yaralanmıştı. İddianamede, Ural'ın Suriye istihbaratına bağlı bazı kişiler aracılığıyla saldırının planlanması ve organize edilmesinde rol oynadığı bildirilmişti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Haziran'da saldırılardaki rolleri nedeniyle sanıklar Mehmet Gezer, Temir Dükkancı ve Cengiz Sertel'in her birini 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 3 bin 921 yıl ek hapis cezasına çarptırmıştı.    Ural ile firari sanık Ömer El Hatip hakkındaki yakalama kararları infaz edilemediği için bu iki sanığın dosyaları ana davadan ayrılmıştı. Mahkeme, yargılamanın ayrı dosya üzerinden sürdürülmesine ve haklarındaki yakalama kararlarının devamına hükmetmişti.

Türkiye’nin açtığı okullar Suriye’ye devrediliyor

Türkiye ve Suriye arasında imzalanan yükseköğretim mutabakatıyla, Gaziantep Üniversitesi'ne...

Halk TV nasıl kuruldu, CHP’yle ilişkileri nasıldı, yayın sürecinde neler yaşandı?

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis operasyonu...

İhsan Kaçar: Barrack’ın Ortadoğu Denkleminde Kürtler

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelere yalnızca günlük açıklamalar ve...

DEM Parti MYK’si süreci görüşmek üzere toplandı

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar...

Bakırhan: Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun çalışması tarihi öneme sahiptir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup...