2 Ekim 2026
18.1 C
İstanbul

İmamoğlu’na ‘casusluk’ soruşturması kapsamında tutuklama kararı

Görevden uzaklaştırılan eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, “siyasal casusluk” suçlamasıyla başlatılan yeni soruşturmada tutuklama kararı verildi.

Sulh Ceza Hakimliği, İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve İmamoğlu’nun seçim kampanyasının direktörü Necati Özkan’ın 26 Ekim pazar günü verdikleri ifadelerin ardından, üç isim için de tutuklama kararı verdi.

İstanbul Çağlayan’daki Adalet Sarayı’na pazar sabah 10:00’da getirilen İmamoğlu’nun ifadesi altı buçuk saat sonra alınmaya başlandı.

Avukatları bu süreçte İmamoğlu’nun nezarette tutulduğunu, İstanbul Barosu yönetim kurulu üyeleri dahil soruşturma avukatları dışında hiçbir avukatın adliye binasına alınmadığını belirtti.

Avukatları, “Yapılan müvekkilimiz açısından yasak sorgu usullerinin icrası olduğu gibi savunma makamının tümüyle görevinin engellenmesidir” dedi.

İmamoğlu’nun ifadesi 19:00 civarında, diğer ifadeler de 21:40 sularında tamamlandı. Savcılık İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan’ı Türk Ceza Kanunu’nun 328/1. maddesiyle düzenlenen “siyasal casusluk” suçlamasıyla, tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti.

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da Pazartesi 01:30’da Çağlayan Adliyesi içinden paylaştığı videoda “Tam 14 saattir yasak sorgu yöntemleri uygulanıyor. Yapılan işlemlerin tümü hukuksuz!dur” dedi.

Hakimlik pazartesi sabaha 02:00 sularında üç isim hakkında da tutuklama kararı verdi.

Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun seçim kampanyasının direktörü Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında “casusluk” suçlamasıyla hafta içerisinde soruşturma başlatılmıştı.

Soruşturma, Hüseyin Gün isimli kişiden elde edilen dijital materyallere dayandırılmıştı.

İmamoğlu tutuklama kararının ardından, “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” X hesabından “Milletimizin geleceğini perişan etmeye and içmiş bu zihniyetle mücadelemiz, bundan böyle daha da büyümüştür” mesajını paylaştı.

İmamoğlu ifadesinde neler söyledi?

Ekrem İmamoğlu’na sorgusunda, Hüseyin Gün’ün, sosyal medya analizi şirketi aracılığıyla, 2019’daki seçim kampanyası için, analizler ve tavsiyeler içeren raporlar hazırlandığına ilişkin iddiaları soruldu.

İmamoğlu kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddetti.

İmamoğlu, iddialar doğruysa, Hüseyin Gün ile seçim kampanyasının direktörü Necati Özkan’ın 2019 Haziran’ının başında tanışmış olmaları gerektiğini söyledi.

“Şahsın [Hüseyin Gün] 15 gün içinde bütün kampanyamı yönlendirmesi ve etkilemesi kesinlikle akla mantığa uygun değildir. Çünkü ben o dönem yedi aylık bir seçim kampanyası gerçekleştirmiştim. Bütün kampanya süremin adeta çöpe atılarak sadece 15 güne indirmesi hayatın olağan akışına uygun değildir” dedi.

31 Mart’da gerçekleştirilen ve Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı 2019 yerel seçimleri iptal edilmiş, 23 Haziran’da yenilenmişti. Yenilenen seçimleri de İmamoğlu kazanmıştı.

“Benim nazarımda casusluk vatan hainliği ile eşdeğerdir” diyen İmamoğlu, suçlamaları kabul etmediğini söyledi. İmamoğlu ifadesini “Roma’yı yakmam daha gerçekçi” diyerek bitirdi.

Hüseyin Gün ifadesinde, bir dönem CIA çalışanı olan bir kişiyle ortak iş yaptığını ve Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyası için analiz raporlarını bu kişinin hazırladığını, ancak Necati Özkan ile bu kişi arasında bir irtibat olmadığını, raporları Özkan’a kendisinin ilettiğini söyledi.

İmamoğlu, Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu olan Özkan da hakkındaki suçlamaları reddetmişti.

Özkan pazar günkü ifadesinde, Hüseyin Gün ile 2019 yılında, bir tanıdığının ricası üzerine tanıştırıldığını, İBB başkanlığı için ikinci kez yapılan seçimden 5-10 gün önce kendisine randevu verdiğini söyledi. Gün’ün seçim sonrası İmamoğlu ile de görüşme talebinde bulunduğunu, İBB’ye yaptığı iş teklifininse İBB tarafından reddedildiğini aktardı.

Merdan Yanardağ da ifadesinde, gençlik yıllarından beri “emperyalizm ve siyonizme karşı mücadele” ettiğini söyleyerek, “Ben sol görüşlü ve yurtsever bir gazeteciyim. Ülkemin aleyhine halkımızın aleyhine herhangi bir faaliyet içeresinde olmam düşünülemez” dedi.

Savcılık açıklamasına neler var?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklamasında İmamoğlu’ndan “örgüt lideri” olarak bahsediliyor ve;

  • “CHP’yi yasa dışı yöntemlerle ele geçirdiği”,
  • “Cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon oluşturmak ve bu amaç doğrultusunda mali nitelikli suçları işlemek için, başta İstanbul’daki vatandaşların kişisel verilerinin yabancı ülke istihbarat birimlerine aktararak casusluk suçu işlediği” iddia ediliyor.

Özel: ‘Hüseyin Gün, İngiliz ajanı olduğunu söyledi’

Ekrem İmamoğlu Çağlayan’da ifade vermeyi beklerken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, adliye önünde toplanan yüzlerce kişiye seslendi.

Özel, “Bu meydan; korkmayanların, yılmayanların, evde tek başına oturmayanların, korkuyu evde bırakanların meydanıdır” dedi.

Özel konuşmasında, “‘Susmamak, mücadele etmek lazım’ diyen herkesi Çağlayan’a davet ettiğini” söyledi.

Özel, “casusluk” suçlamasıyla başlatılan soruşturmanın kilit ismi Hüseyin Gün’ün itirafçı olarak, “İngiliz ajanıyım” dediğini de öne sürdü.

Hüseyin Gün’ün İmamoğlu ve Özkan ile ilişkilendirilmeye çalışıldığını söyleyen Özel, “İngiliz istihbaratıyla çalışmaya biz değil, AK Partililer alışıktır, AK Partililer” diyerek tepki gösterdi.

25 Ekim’de CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik sosyal medya hesabı üzerinden partilileri adliye önündeki Çağlayan Meydanı’na çağırmıştı.

Çağrının ardından İstanbul Valiliği Beyoğlu, Bayrampaşa, Kağıthane ve Şişli ilçelerine miting ve eylem yasağı getirmişti.

CHP lideri Özgür Özel de İsviçre Sosyal Demokrat Partisi’nin (SP) kongresi için bulunduğu Luzern’deki programını yarıda kesip İstanbul’a dönmüştü.

Günün ilerleyen saatlerinde CHP Eskişehir’de bir miting daha düzenledi.

Mitingde Özel’in konuşması öncesi İmamoğlu’nun mesajı okundu.

Mesajında “Kim bir başkasını kendi çıkarları için iftiralarla, kumpaslarla casus ilan ediyorsa, asıl o milleti ve devleti aleyhine çalışıyordur. Kim siyasi rakibini ortadan kaldırmaya, milletin iradesini baskı altına almaya çalışıyorsa, asıl o ülkesine, milletine düşmanlık ediyordur.” dedi.

Özel, Eskişehir mitingi sonrası İstanbul Çağlayan’a geri döndü. Özel’in pazartesi günü de İstanbul’da kalacağı, Merkez Yönetim Kurulu toplantısına online katılacağı açıklandı.

Soruşturma hakkında neler biliniyor?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmanın, 4 Temmuz’da “casusluk” suçundan tutuklanan şüpheli Hüseyin Gün’e ait dijital materyallere dayandırıldığı ifade ediliyor.

Açıklamada, “birçok yabancı ülke istihbarat görevlisiyle irtibatının bulunduğu” söylenen Hüseyin Gün’ün, İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan’a “talimat verir vasıfta görüşmelerinin tespit edildiği” savunuluyor.

Başsavcılığın açıklamasında, gazeteci Merdan Yanardağ’ın Hüseyin Gün ile “casusluk faaliyetlerine ilişkin çok sayıda irtibat ve yazışmasının tespit edildiği” söyleniyor.

Ayrıca Yanardağ’ın “Hüseyin Gün’den menfaat temin etmek suretiyle seçim sürecinin basın ayağını organize ettiği” öne sürülüyor.

Yanardağ’ın 2019 yerel seçimlerinde “yabancı istihbarat servisleri ile iştirak halinde seçimlerin manipüle edilmesi noktasında faaliyette bulunduğu ve bu şekilde casusluk suçunu işlediği” bir diğer iddia.

TCK 328/1 maddesi ne diyor?

Tutuklamaya gerekçe olarak gösterilen Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi olan 328/1’e göre; “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir.”

Tepkiler ne oldu?

Üç isme yönelik “siyasi casusluk” suçlamasıyla tutuklama kararı verilmesine CHP’den “karar hukuki değil, siyasi” tepkileri geldi.

CHP Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Murat Emir, X’ten paylaşığı mesajda “Kumpaslarınız yalnızca korkunuzun büyüklüğünü gösterir. Halkın iradesiyle savaşan her rejim gibi, siz de yenileceksiniz. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu değil iki, iki bin dosyadan da tutuklasanız; değil diplomasını doğum belgesini de iptal etseniz, sonuç değişmeyecek” yazdı.

Emir soruşturma başlatılmasını da, “otoriterliğin son evresi” olarak değerlendirmişti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, “Kargaların bile güldüğü bu deli saçması iddialar hukuki değil, tamamen siyasidir. Halkın oyuyla yükselen bir iradeyi, sandıkta yenemeyenlerin yargı sopasıyla bastırma girişimidir.” dedi.

CHP Şanlıurfa milletvekili Mahmut Tanal, “tutuklama kararı, Türk Ceza Kanunu’nun değil, Saray talimatının sonucudur. Bu dava, hukukun değil; intikamın, korkunun ve keyfiliğin davasıdır.” mesajını paylaştı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da, kararın “mantıkla, hukukla bağdaşmadığını” belirterek; “Biz inanıyoruz; adalet bir gün mutlaka yerini bulacaktır. Ama o güne kadar herkes bilmelidir ki; hukukun siyasete alet edilmesine, milletin iradesine gölge düşürülmesine elbette sessiz kalmayacağız.” dedi.

Özel: FETÖ’cüler gibi son çare casusluk iftirasına sarıldılar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de tutuklama kararının ardından Çağlayan’da adliye önünden yaptığı açıklamada yeniden eski MİT Başkanı Hakan Fidan’ı hedef aldı:

“Veriler yurt dışına çıktı diye birileri yargılanacaksa ilk başta MİT’in bütün verilerini çaldıran önceki MİT Başkanı Hakan Fidan yargılanmalıdır. Ardından o 8 bakan yargılanmalıdır. En başta da Recep Tayyip Erdoğan yargılanmalıdır.

“Milletimiz bilsin buradaki konu şu: Arkadaşlarımıza atılan hırsızlık, yolsuzluk iftiraları tutmayınca şimdi FETÖ’cüler gibi son çare casusluk iftirasına sarıldılar.”

Özel başsavcılığın, henüz karar yeni açıklanırken basına gönderdiği bilgi notuna da tepki gösterdi:

“Daha karar yüzlerine okunuyor, daha avukatlara çıktısı verilmemiş; kararın Başsavcılık bilgi notu gönderiliyor.”

“Kendi hayalini, kendi sanrısını; birisinin kendisine verdiği talimatla bir Cumhurbaşkanı adayının önünü kesmek için ortaya attığı dünya kadar iftirayı gerçekmiş gibi gösteriyor.”

Özel, soruşturmaya yönelik olarak yaptığı ilk açıklamadaysa “Soruşturma İBB’ye yönelik kayyum riskini ortaya çıkarır mı?” sorusuna, “Hayır” yanıtını vermiş ve şöyle devam etmişti:

“Buna [kayyum atamasına] kimse ekonomik olarak, siyaseten cesaret edemediler, edemezler, edemeyecekler. Bu millet onlara bunu yaptırmaz. Saraçhane’deki milyonluk gece fotoğrafları neden var?”

Son Haberler

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...