12 Ağustos 2026
29.5 C
İstanbul

Netanyahu’dan Hamas’a sert uyarı: Silah bırakmazsanız her şey cehenneme döner

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas’a sert bir uyarıda bulunarak, “Eğer Hamas silahsızlanmayı kabul etmezse, herşeye cehenneme döner” dedi.

Netanyahu, Gazze savaşının sona ermesi ve esirlerin serbest bırakılmasına ilişkin İsrail ile Hamas arasında varılan anlaşmadan sonra ilk kez konuştu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, CBS News ile yaptığı röportajda, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze için hazırladığı 20 maddelik barış planı kapsamında Hamas’ın silahsızlanmayı kabul etmemesi hâlinde “her şeyin cehenneme döneceğini” söyledi.

 Netanyahu, barış için bir şans verildiğini ancak çözümün kilit unsurunun Hamas’ın silah bırakması olduğunu vurguladı.

Salı günü yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın iki tarafça da kabul edilen 20 maddelik barış planına atıfta bulunarak şunları söyledi:

“Bu plana göre Hamas silah bırakacak, Gazze silahsız bölge haline gelecek, hiçbir silah fabrikası kalmayacak ve sınırda silah kaçakçılığı yapılmayacak.”

Netanyahu, “Ateşkesin ilk aşamasını tamamlamak konusunda anlaştık. Ardından ikinci aşamanın uygulanması için fırsat yaratacağız,” ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, Trump’ın bir gün önce yaptığı sert uyarının ardından geldi. Trump, pazartesi gecesi yaptığı açıklamada, “Eğer Hamas silahlarını teslim etmezse, biz onları silahsızlandıracağız — belki de zorla,” demişti.

Bir gazetecinin “Savaşa son vermek için ne istiyorsunuz?” sorusuna Netanyahu şu yanıtı verdi:

“Bence yakın gelecekte sadece İsrail için değil, özgür ve medeni dünya için de kendi savunma gücümüzü güçlendirmemiz gerekiyor. Çünkü özgürlük kalıcı ve otomatik değildir. Eğer özgür toplumları savunamazsan, diktatörlükler ve totaliter rejimler seni ezer.”

Netanyahu ayrıca barışa giden yolun “güçten geçtiğini” belirterek, “Birçok tarafla barış içinde yaşama fırsatımız var. Bunu başarabilirsek, bu İsrail halkı, bölge halkları ve tüm dünya için en büyük armağan olacaktır,” dedi.

Knesset’te yaptığı konuşma sırasında, Trump daha önce Netanyahu hakkında “anlaşması kolay biri değil” demişti. Netanyahu ise bu ifadeye şu yanıtı verdi:

“Umarım öyle der, çünkü ülkemin geleceğiyle ilgili konularda kararlıyım. Eğer bana doğru gelen bir şeyse ‘evet’ derim, yanlışsa ‘hayır’. Benim görevim, devleti korumak ve Yahudi halkının geleceğini güvenceye almak.”

İsrail Başbakanı ayrıca, geçmişte İran’a yönelik saldırılar da dahil olmak üzere birçok kararı bu temelde aldığını belirterek, “İran’a karşı tarihi bir duruş sergiledik; çünkü ülkemizi tehdit ediyor ve nükleer bomba elde etmeye çalışıyor” dedi.

Son Haberler

Haseke Valisi Ahmed’den Kamışlo açıklaması: Güvenliğimiz kırmızı çizgimizdir

Haseke Valisi Nureddin Ahmed, Kamışlo kırsalında Suriye ordusuna ait bir askeri noktayı hedef alan ve can kayıplarına yol açan saldırıyı sert bir dille kınadı. Haseke Valisi Nureddin Ahmed, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bölgedeki son güvenlik durumuna ilişkin önemli mesajlar verdi. Vali Ahmed, Kamışlo kırsalında ordu noktasına düzenlenen saldırı sonucunda iki askerin hayatını kaybettiğini, iki askerin ise yaralandığını duyurdu. Saldırıyı en sert şekilde kınadığını belirten Vali Ahmed, hayatını kaybeden askerlerin ailelerine ve silah arkadaşlarına başsağlığı dileklerini iletirken, yaralılara acil şifalar diledi. Vali Ahmed, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Haseke vilayetinin güvenliği, istikrarı ve vatandaşlarımızın selameti bizim için kırmızı çizgidir. Yetkili birimler, bu saldırının tüm ayrıntılarını ortaya çıkarmak ve sorumlulardan hesap sormak üzere kararlılıkla çalışacaktır." Ne olmuştu? Kamışlo'nun Tewîl Herbê köyünde Suriye Savunma Bakanlığı'na bağlı 60. Tugay'ın bir askeri noktasına dün saldırı düzenlendi. Rûdaw muhabiri Viviyan Fetah, motosikletli bir kişinin askeri bir noktaya bomba attığını bildirdi. Söz konusu tugayın büyük çoğunluğunun DSG’nin entegrasyonu sonrası Kürtlerden oluştuğu belirtildi. Kamışlo Bölge Müdürü Cihan Hesam, saldırıya ilişkin bir açıklama yayımladı. Cihan Hesam, saldırıda 2 Kürt askerin hayatını kaybettiğini, 2 askerin de yaralandığını belirtti. Hesam, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Kamışlo kırsalında Suriye ordusuna ait bir noktaya yönelik gerçekleştirilen terör saldırısı sonucu 2 askerin şehit olduğu ve 2 askerin de yaralandığı haberini büyük bir üzüntüyle aldık. Kurbanların ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara ise acil şifalar diliyoruz." Hayatını kaybeden askerlerden Arteş’in ablası Rûdaw’a yaptığı açıklamada “Kardeşim 13 yıldır tüm zorlu cephelerde savaştı. Keşke cephede düşmanla çatışmada, ya da devrim sürecinde şehit olsaydı. İhanet eliyle değil. Ben de bir şehit anasıyım. Yeğenlerim şehit. Ama en çok zoruma giden Arapların eliyle, ihanetle olması. Nereye kadar! Yeter artık. Yöneticilerimiz koltuk peşinde” dedi. Hayatını kaybeden Arteş isimli savaşçının evli ve 1,5 yaşında bir çocuk sahibi olduğu öğrenildi.

PKK’den ilk yorum: Çerçeve Yasa bir başlangıçtır, bundan sonra demokratikleşme adımları atılmalı

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Çerçeve Yasa’nın Meclis’ten geçmesinin ardından yaptığı değerlendirmede, yasanın Kürt sorununu çözen bir düzenleme olmadığını ancak çözüm sürecinin hukuki ve siyasi zemine taşınması açısından “bir başlangıç” olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Yasanın dilini ve Kürt sorununa doğrudan atıf yapılmamasını eleştiren Karasu, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün yasada belirtilmemesinin de önemli bir eksiklik olduğunu savundu. Karasu, bundan sonraki aşamada demokratikleşme adımlarının atılması gerektiğini belirterek, “Bu sürece seyirci kalınmamalıdır, bu sürece müdahil olunmalıdır” dedi. PKK’nin üst yapılanması KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karası Medya Haber'de yayınlanan özel bir programda Meclis’ten geçen Çerçeve Yasa’ya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Bir buçuk yıl sonra çıktı” Çerçeve Yasa’nın uzun süre beklendiğini belirten Karasu, yasanın gecikmeli olarak Meclis’e geldiğini söyledi. Sürecin 27 Şubat 2025’te Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile başladığını hatırlatan Karasu, aradan geçen sürede yasanın hazırlanabileceğini ifade etti. Karasu şöyle konuştu: “Aslında çok gecikmiş bir yasa. Süreci 27 Şubat 2025'te başlatsak bile -Önder Apo Barış ve Demokratik Toplum çağrısı yaptı- o günden bugüne bir buçuk yıl geçti. Böyle bir yasa rahatlıkla çıkarılabilirdi.” Yasanın gecikmesini iktidarın demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü konusunda yeterince hazırlıklı olmamasının göstergesi olarak değerlendiren Karasu, buna rağmen yasanın önemli olduğunu belirtti: “Bir buçuk yıl sonra çıktı. Bu yasa tabii şu an anlamda önemlidir, eleştirilecek çok yanı vardır ama bir kulvara girilmiştir.” Karasu, yasayı Kürt sorununun çatışmasızlık temelinde demokratik ve siyasi yollarla çözümünün başlangıcı olarak gördüklerini söyledi. “Bu yasayı böyle hukuki ve siyasi çözüm, siyasi sürece girmenin bir başlangıcı olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu noktada bir adım atılmıştır.” “Kürt sorununu çözen bir yasa değil” Yasanın mevcut haliyle Kürt sorununu çözmediğini vurgulayan Karasu, buna rağmen sürecin ilerletilmesi gerektiğini söyledi. “Önderliğin dediği gibi ‘bin kilometre bir adımla başlar.’ Böyle değerlendiriyoruz. Yoksa bu yasa Kürt sorununu çözen, çözüm getiren bir yasa değil. Ama hedefi, amacı o olan bir yaklaşımın ilk adımı olarak değerlendirmek gerekiyor.” Karasu, yasanın Kürt sorunundan söz etmemesini ve Kürtlerin yaşadığı sorunun çözümüne ilişkin açık bir çerçeve ortaya koymamasını ise önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi. “Kürt sorunundan söz etmemesi, Kürt sorununun çözümünü ortaya koyan, Kürt gerçeğini ortaya koyan bir yasa olmaması tabii ki önemli bir eksikliktir.” Bundan sonraki sürecin nasıl ilerleyeceğinin belirleyici olacağını ifade eden Karasu, kendi tutumlarının süreci ilerletmek yönünde olduğunu söyledi: “Biz kesinlikle bu süreci başarıya götürmek istiyoruz. İrademiz bu yöndedir. Devletin yaklaşımı şöyledir, böyledir değerlendirilebilir. Değerlendiriyoruz zaten. Ama bizim açımızdan yasa gerçekleşti. Biz bundan sonra önümüze bakacağız.” “Barış önce dille başlar” Karasu, Çerçeve Yasa’nın diline ilişkin de eleştiriler yöneltti. Barış sürecinde kullanılan dilin önemine dikkat çeken Karasu, mevcut yaklaşımın değişmesi gerektiğini söyledi. “Barış ilk önce dille başlar. Bu önemlidir. Bu 100 yıllık bir sorundur. Evet, 50 yıllık bizim öncülük ettiğimiz mücadele var. 50 yıllık bir çatışma var. Fakat bu sorun 100 yıllıktır.” Karasu, tarafların bir yandan barış için görüşürken diğer yandan eski çatışma döneminin ifadelerini kullanmasının doğru olmadığını savundu. “Dil değişmeden, üslup değişmeden, yaklaşım değişmeden barışı gerçekleştirmek mümkün değildir. Hem barış için oturacağız, konuşacağız, görüşeceğiz hem de dilimizi buna göre ayarlamayacağız. Bu doğru değil tabii.” Yasada “Kürt” kavramının kullanılmamasını da eleştiren Karasu, demokratikleşmeye ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamasının da eksiklik olduğunu söyledi. “Özellikle bu yasanın hiç Kürt kavramını kullanmaması, yine daha sonra atılacak adımlar konusunda bir gönderme yapmaması, bir belirleme yapmaması, demokratikleşmeden söz etmemesi gerçekten eleştiri konusudur.” “Sorunu sadece silah bırakmaya indirgemek yanlış” Karasu, Çerçeve Yasa’nın süreci yalnızca silah bırakma ekseninde ele almasını da eleştirdi. Kürt sorununun yüz yıllık bir geçmişe sahip olduğunu belirten Karasu, sorunun nedenlerinin göz ardı edilmesi halinde kalıcı bir çözümün mümkün olmayacağını söyledi. “Sorunu sadece silah bırakmayı indirgemek, sanki silah bırakıldığında her şey hallolacakmış gibi yaklaşmak, sonra yetersiz yaklaşsın. Nedenlerini görmemek, nedenlerini doğru görmeden hiçbir sorun çözülemez.” Bu nedenle yasanın yalnızca silahsızlanmaya endekslenmesini yeterli bulmadıklarını belirten Karasu, bunun gelecekteki siyasi yaklaşımları da etkileyebileceğini söyledi. “Biz böyle bu yasanın sadece silah bırakmaya endeksli bir biçimde hazırlanmasını tabii yeterli görmedik. Çünkü bunu şunun için yeterli görmüyoruz. Daha sonraki yaklaşımları, daha sonraki politikaları da etkileyecek bir durumdur.” “Önder Apo’nun konumunun belli olması gerekiyor” Karasu, yasanın en önemli eksikliklerinden birinin Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün açık biçimde düzenlenmemesi olduğunu savundu. Devlet Bahçeli’nin daha önce silahlı mücadelenin sonlandırılması ve örgütün feshedilmesi halinde “Umut Hakkı”ndan yararlanılması yönünde açıklamalar yaptığını hatırlatan Karasu, bu konunun yasada yer almamasını eleştirdi. “Şimdi böyle bir söz söylendi. Bu bir taahhüttür.” Öcalan’ın sürecin başlamasında ve ilerlemesinde belirleyici bir rol oynadığını savunan Karasu, şöyle devam etti: “Bu süreci başlatan Önder Apo. Devlet Bahçeli’ye Önder Apo cevap verdi. Barış ve Demokratik Toplum çağrısını Önder Apo yaptı. Hukuki ve siyasi zemine çekebilirim çatışma durumunu bunları Önder Apo söyledi ve gereklerini de yerine getirdi.” Karasu, bu nedenle Öcalan’ın rolünün yasada açıkça belirtilmesi gerektiğini söyledi: “Bu yasada Önder Apo’nun konumunun belirtilmemesi bir eksikliktir.” “Önder Apo bu işin merkezinde olmazsa süreç ilerlemez” Karasu, Öcalan’ın yalnızca gazeteciler ve siyasetçilerle görüşmesinin yeterli olmayacağını, süreçte etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini savundu. “Önder Apo bu işin merkezinde olmazsa bu sürecin yönetilmesinde, yönlendirilmesinde rol oynamazsa o yasada belirtilenleri gerçekleştirmek mümkün değildir.” Öcalan’ın sürecin yönetilmesi ve yönlendirilmesinde rol almasının gerekli olduğunu belirten Karasu, bunun yalnızca bir kişiyi değil, geniş bir topluluğu ilgilendirdiğini ifade etti. “Çünkü bu durum bir kişiyi ilgilendirmiyor ki. Bir toplumu ilgilendiriyor. Binlerce savaşçıyı ilgilendiriyor. Binlerce kadroyu ilgilendiriyor.” Karasu, Öcalan’ın süreçteki konumunun hukuki bir karşılığının olması gerektiğini de söyledi: “Sadece birkaç görüşme yaptırmakla olmaz. Önder Apo’nun konumunun belli olması ve Önder Apo’nun çalışması gerekiyor. Çalışmasının da bir sonucunun olması gerekiyor. Bir hukuki sonucunun olması gerekiyor.” Karasu, Öcalan’ın sürece dahil olmaması halinde yasanın işlevsiz kalacağını ileri sürdü: “Önder Apo’nun devreye girmediği bir yasa açık söyleyelim kadük kalır.” “Demokratikleşme olmadan süreç ilerleyemez” Çerçeve Yasa’nın gerçek anlamına kavuşması için bundan sonraki adımların demokratikleşme yönünde olması gerektiğini belirten Karasu, silahların yerine demokratik siyasetin geçebilmesinin ancak demokratik bir zeminin oluşturulmasıyla mümkün olacağını söyledi. “Demokratik siyasal mücadele içine girmek de, demokratik siyasal çözüm de neyle gerçekleşecektir? Demokratikleşmeyle gerçekleşecektir.” Karasu, özellikle düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün genişletilmesi gerektiğini ifade etti: “Demokratikleşme adımları olmadan nasıl demokratik siyaset yapılacak? Nasıl silahların yerine demokratik siyaset devreye girecek? Demokratik siyasetin devreye girmesinin yolu demokratikleşme. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğüdür.” Kürt sorununun çözümü ile Türkiye’nin demokratikleşmesi arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu savunan Karasu, geçmişte uygulanan politikaların sorunun çözümünü engellediğini söyledi. “Bu sürece seyirci kalınmamalıdır” Karasu, son olarak sürecin yalnızca iktidarın atacağı adımlara bırakılmaması gerektiğini belirterek demokratik güçlerin ve toplumun sürece müdahil olması çağrısında bulundu. “Biz bu konuda kararlıyız, bunun olabileceğine inanıyoruz. Türkiye toplumu ihtiyacı bu. Türkiye halkı demokratikleşme istiyor.” Sürecin ilerlemesi için toplumsal ve siyasi bir mücadelenin yürütülmesi gerektiğini ifade eden Karasu, şöyle konuştu: “Demokrasi güçlerinin, Kürt halkının, herkesin bu mücadele içine girmesi gerekiyor. Bu yönüyle iktidarı, devleti etkileyecek bir mücadele içinde, örgütlenme içinde olması gerekiyor.” Karasu, Çerçeve Yasa’nın hayata geçirilmesinin toplumun sürece katılımıyla mümkün olacağını savunarak sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “Bu sürece seyirci kalınmamalıdır, bu sürece müdahil olunmalıdır. Halk ve demokrasi güçleri bu sürece müdahil olursa o zaman bu yasanın pratikleşmesi, bu süreç içindebir buçuk, iki yılda yapılan tartışmalar çerçevesinde düşünülen, tartışılan demokratik Türkiye hedefine böyle ulaşılabilir.”

BM’den Türkiye’deki ‘Çözüm Süreci’ yasasına destek: Barış adımlarını teşvik ediyoruz

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) "Çözüm Süreci"ne ilişkin yasa tasarısının kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Rûdaw'a yaptığı özel açıklamada, PKK dahil Kürt gruplarla barışın sağlanmasına yönelik atılan tüm adımları desteklediklerini belirtti. Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne yönelik atılan tarihi adımlar ve TBMM'den geçen yeni yasa, uluslararası arenada yankı bulmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler, Türkiye hükümetinin Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile çatışmaları sona erdirmeye yönelik çabalarını izlediklerini ve olumlu karşıladıklarını duyurdu. BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Türkiye'deki sürece ilişkin yaklaşımı hakkında Rûdaw'ın yönelttiği soruyu yanıtladı. Rûdaw muhabirinin, "Genel Sekreter'in Türkiye'de Kürt barışı ve müzakere süreciyle ilgili kabul edilen yasa ve işlerin nasıl ilerleyeceği konusunda bir açıklaması var mı?" sorusuna yanıt veren Haq, şu ifadeleri kullandı: "Sürecin ilerlemesine paralel olarak durumu değerlendiriyoruz. Ancak elbette, Türkiye hükümetinin PKK dahil Kürt gruplarla barışı sağlamak için ileriye dönük attığı tüm adımları teşvik ediyoruz." Meclis'ten 467 'Evet' ile geçti BM'nin destek açıklaması, Ankara'da yaşanan sıcak gelişmelerin hemen ardından geldi. 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü, Kürt sorununun çözümünü amaçlayan 12 maddelik Çözüm Süreci yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda oylandı. Oylamaya 592 milletvekilinden 563'ü katılım gösterdi. Tasarı; 467 'evet' oyuna karşılık 87 'hayır' oyu ile meclisten geçerek yasalaştı. Oylamada 7 milletvekili ise çekimser kaldı. Meclis Başkanlığı, oylamanın hemen ardından tasarının resmi olarak yasalaştığını duyurdu. PKK'nin silahsızlanması için 10 maddelik yol haritası Yasanın onaylanarak yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Türk medyasında da sürecin nasıl işleyeceğine dair detaylar yer bulmaya başladı. Meclisten geçen yasanın en önemli sacayaklarından biri olarak değerlendirilen süreç kapsamında, PKK'nin silah bırakma aşamalarını içeren 10 maddelik bir yol haritası kamuoyuyla paylaşıldı. Sürecin ilerleyen günlerde bu plan dahilinde hız kazanması bekleniyor.

Çerçeve yasa kanunlaştı: Partilerin oy dağılımı belli oldu

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen tarihi düzenleme, 31 milletvekilinin katılmadığı oylamada 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oyla yasalaştı. Oylamaya YENİ Parti'deki 54 ret oyuyla yaşanan çatlak, İYİ Parti'nin tam kadro "ret" kararı ve CHP'de çıkan ikinci hayır oyu damga vurdu. DEM Parti ve PKK’nin “Demokratik Entegrasyon” iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı sürecin yasal altyapısını oluşturan düzenleme TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. ''Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'' oylama sonrası gözler partilerin oy dağılımına çevrildi. Açık oylamanın kesin sonuçlarına göre yasa; 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oyla Meclis'ten geçti. 12 saatlik maraton oylama ile sonuçlandı TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Celal Adan başkanlığında dün saat 11.00’de toplanarak kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen düzenlemeyi masaya yatırdı. Yaklaşık 12 saat süren yoğun mesai boyunca kanun teklifinin maddeleri tek tek ele alınarak detaylıca görüşüldü. Görüşmelerin tamamlanmasıyla birlikte geçilen tarihi oylamada düzenleme; 467 "kabul", 87 "ret" ve 7 "çekimser" oyla kabul edilerek yasalaştı. 31 milletvekilinin oylamaya katılmadığı görüldü. AK Parti'den oylamaya katılmayan isimler Oylama sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte iktidar partisindeki katılım tablosu dikkat çekti. AK Parti grubundan 8 milletvekilinin Genel Kurul'daki oylamada yer almadığı görüldü. Oylamaya katılmayan isimler Tuğrul Türkeş, Kürşad Zorlu, İsmail Emrah Karayel, Ahmet Ersagun Yücel, Sami Çakır, Tahir Akyürek, Bülent Tüfenkçi ve Lütfi Bayraktar olarak kayıtlara geçti. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ise tüzük gereği yürüttüğü görevi nedeniyle oy kullanmayan bir diğer isim oldu. YENİ Parti'de serbest oy çatlağı: 54 ret Oylamada en belirgin oy ayrışması YENİ Parti grubunda yaşandı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in, parti yöneticileriyle birlikte "evet" oyu vereceklerini ancak milletvekillerini serbest bıraktıklarını açıklamasının ardından sandıktan dikkat çeken bir tablo çıktı. Meclis grubunun serbest kalmasıyla YENİ Parti’nin 91 milletvekilinden aralarında Veli Ağbaba, Mahmut Tanal ve Cemal Enginyurt gibi isimlerin olduğu tam 54 vekil ret oyu kullandı. Partide evet oyu veren milletvekili sayısı 35'de kalırken, 2 milletvekili de oylamaya katılmadı. CHP’de red oyu veren ikinci isim merak konusu CHP grubunda ise oy dağılımı 29 kabul ve 2 ret şeklinde gerçekleşti. Oylama öncesinde yasaya "hayır" diyeceğini açıkça ilan eden İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’nin dışındaki diğer ret oyunun kime ait olduğu merak konusu oldu. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Tereddütsüz destek" mesajına rağmen 14 CHP'li vekilin oylamaya katılmaması ise dikkat çekti. En çok fire CHP’den: On dört vekil katılmadı Meclis Genel Kurulu'ndaki oylamada devamsızlık sayısının en yüksek olduğu parti Cumhuriyet Halk Partisi oldu. On dört milletvekili açık oylamada oy kullanmazken, bu isimler Mustafa Adıgüzel, Türker Ateş, İlhami Özcan Aygun, Aysu Bankoğlu, Tahsin Becan, Gülizar Biçer Karaca, Vecdi Gündoğdu, Ömer Fethi Gürer, Mehmet Güzelsmansur, Selma Aliye Kavaf, Serkan Sarı, Ahmet Baran Yazgan, Nermin Yıldırım Kara ve Nurten Yontar olarak sıralandı. Milliyetçi Hareket Partisi'nde ise TBMM Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Celal Adan ile Devlet Bahçeli'nin eski yardımcısı İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter oylamaya katılmayan isimler arasında yer aldı.  İYİ Parti fire vermedi Düzenlemeye baştan beri sert muhalefet yürüten İYİ Parti, oylamada tam kadro blok hareket etti. Parti grubundaki 29 milletvekilinin tamamı ret oyu kullanırken, hiç kabul oyu çıkmadı. İYİ Parti'den oylamaya katılmayan vekil de olmadı. Oylamada ayrıca 1 bağımsız milletvekili ile 1 Demokrat Parti milletvekili de ret oyu kullandı. Diğer partilerdeki devamsızlıklar Oylamaya iştirak etmeyen vekiller diğer partilerde de gözlemlendi. Yeni Parti sıralarında Ulaş Karasu ve Gamze Taşcıer oturumda yer almazken, Yeni Yol Grubu'ndan İdris Şahin de oylamaya katılmadı. Bağımsız milletvekillerinden Adnan Beker ile ilerleyen günlerde AK Parti'ye geçmesi beklenen Ümit Dikbayır ve DEM Parti'den bazı vekiller de oylamada oy kullanmayan isimler listesine dahil oldu.  Partilere göre oy dağılımı netleşti 31 vekilin katılmadığı oylama sonucunda rakamlar 467 kabul, 87 ret, 7 çekimser olarak kayıtlara girdi. Meclis Genel Kurulu'ndaki oylamanın partilere göre dağılımı da tamamen belli oldu. İktidar partisi AK Parti 268 kabul oyu verirken, 9 fire verdi. Yeni Parti grubunda ise 35 milletvekili kabul, 54 milletvekili ret oyu kullanırken, 22 milletvekili oylamaya katılmadı. DEM Parti grubundan 55 kabul oyu çıkarken 2 milletvekili oylamada yer almadı. MHP'de 44 milletvekili kabul oyu kullandı, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. Grup kararı olmadan oylamaya katılan CHP'de 29 milletvekili kabul, 2 milletvekili ret yönünde oy kullandı, 14 milletvekili ise oylamaya katılmadı. İYİ Parti 29 fire vermeden blok halinde ret oyu verdi. Yeni Yol Partisi'nden 16 kabul, 3 çekimser oy çıkarken 1 milletvekili oylamaya katılmadı. Bağımsız milletvekillerinden 7'si kabul, 1'i ret oyu verdi. Hür Dava Partisi 4 kabul, TİP 3 kabul, Demokratik Bölgeler Partisi 2 kabul, Emek Partisi 2 kabul, DSP 1 kabul ve Saadet Partisi 1 kabul oyuyla teklife destek verdi. Yeniden Refah Partisi 4 milletvekiliyle çekimser kalırken, Demokrat Parti ise 1 ret oyu kullandı. Parti başkanları da oy kullandı AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Genel Başkanvekili Efkan Ala, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, TİP Genel Başkanı Erkan Baş da oylamaya katılarak oy kullandı.

‘Çerçeve yasa’ Meclis’ten geçti

"Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"...

Suriye’deki Rus üslerinin kaderi belli oldu

Şam ve Moskova, 18 ay süren müzakerelerin ardından Tartus ve Hmeymim’deki Rus üslerinin geleceği konusunda anlaşmaya vardı. Mutabakata göre sivil tesislerin yönetimi Suriye’ye devredilecek, askeri tesisler ise ortak eğitim ve yeterlilik merkezlerine dönüştürülecek. Suriye ile Rusya, 18 ay süren müzakerelerin ardından Tartus ve Hmeymim’deki Rus askeri tesislerinin geleceğine ilişkin mutabakat zaptı imzaladı. Suriye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Hmeymim Havalimanı ile Tartus Limanı’ndaki ticari rıhtım da dahil olmak üzere sivil tesislerin yönetimi Suriye devletine devredilecek. Bu kapsamda söz konusu tesislerin aşamalı olarak Suriye’nin sivil idari yapısına entegre edilmesi planlanıyor. Askeri tesisler ortak eğitim merkezlerine dönüştürülecek Mutabakat kapsamında askeri tesislerin statüsünde de değişikliğe gidilecek.Suriye Dışişleri Bakanlığı, askeri tesislerin ortak eğitim ve yeterlilik merkezlerine dönüştürüleceğini açıkladı. Açıklamada, dönüşümün her iki tarafın çıkarlarını koruyacak şekilde gerçekleştirileceği ve sürecin üç ay içinde tamamlanmasının öngörüldüğü belirtildi. Rusya’nın bölgedeki stratejik üsleri Rusya’nın Tartus’taki deniz tesisi ile Hmeymim Hava Üssü, uzun süredir Moskova’nın Akdeniz ve Ortadoğu’daki en önemli askeri dayanak noktaları arasında yer alıyor. Söz konusu üsler, Rusya’nın Afrika’daki nüfuzunu desteklemesi açısından da stratejik önem taşıyor. Üslerin geleceği, Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından Suriye’nin yeni yönetimi ile Rusya arasında yürütülen müzakerelerin başlıca gündem maddelerinden biri olmuştu. Tartus Limanı’ndaki ticari alanlar da devredilecek Suriye Limanlar ve Gümrükler Genel İdaresi de konuya ilişkin ayrı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Tartus Limanı’nda daha önce Rusya tarafından işletilen ticari alanların Suriye yönetimine devredileceği bildirildi. Devir kapsamında 4 No’lu rıhtım, bu rıhtıma bağlı depolar ve diğer tesislerin de bulunduğu belirtildi. Reuters, geçen ay yayımladığı haberinde Rusya’nın, deniz üssünün dışında kalan ve erişimin kısıtlı olduğu 4 No’lu rıhtımı kullanarak Tartus Limanı’nda bir ticari lojistik merkezi kurmayı planladığını bildirmişti. İki taraf daha önce yaptığı açıklamalarda, kurulması planlanan merkezin Suriye’nin kontrolünde olacağını ve buradaki tüm faaliyetlerin Suriye Limanlar ve Gümrükler Genel İdaresi’nin onayına tabi tutulacağını belirtmişti.

Yeni Parti’de ‘fire olacak’

Meclis Genel Kurulu’nda yarın yapılacak kritik "çerçeve yasa" oylaması öncesinde muhalefet kulisleri hareketlendi. Komisyon aşamasında "evet" oyu veren YENİ Parti ve süreci destekleyen CHP yönetiminin aksine; YENİ Partili Cemal Enginyurt ve Süreyya Öneş Derici ile CHP’li İlhan Kesici "hayır" oyu vereceklerini duyurdu. YENİ Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada yasanın içeriğine tepki gösterdi. Düzenlemenin “terörle mücadele”ye zarar vereceğini savunan Enginyurt, şu ifadeleri kullandı: “Barışı istemeyen yok lakin demokrasi yok ediliyor. Muhalefete siyaset yok, tutuklamalara devam; teröristlere ise siyaset yolu açılıyor. PKK'lılara Meclis yolu görünüyor. Buna 'Terörsüz Türkiye' denmez, 'teröriste plaket verme' denir. Hayırda hayır var.” Muğla Milletvekili Derici: Milletvekili yeminime sadığım YENİ Parti Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici de "hayır" diyeceğini açıklayan bir diğer isim oldu. Meclis kürsüsünde ettiği yemini hatırlatan Derici, "Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma ant içmiştim. Kişisel ilkelerim ve milletimizin bana verdiği temsil yetkisi doğrultusunda 'hayır' oyu vereceğim" dedi. CHP’li İlhan Kesici de hayır diyecek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sürece destek vereceği yönündeki açıklamasının ardından, partinin tecrübeli ismi İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’den itiraz geldi. Kesici, Türkiye’nin bir "Ulus Devlet-Üniter Devlet" olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Oyumun rengi 'HAYIR'. Türkiye Cumhuriyeti çok büyük bedeller ödenerek kurulmuştur. Bu coğrafyada devletler kimsenin lütfu veya inayeti ile yaşayamaz. Milletvekili yeminine sadakatim tamdır, bu sebeple rıza göstermeyeceğim." Öte yandan YENİ Parti içerisinde görüş ayrılıkları da bulunuyor. Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, usul ve içerik eleştirilerine rağmen "Şiddeti ve çatışmayı sonlandıracağı için 'Evet' diyeceğim" açıklamasını yaparken, grupta "hayır" eğiliminde olan çok sayıda milletvekilinin olduğu belirtiliyor. CHP MYK toplanacak Parti içindeki bu bölünmeyi yönetmek üzere YENİ Parti MYK’sı, yarın saat 12:00’de olağanüstü toplanacak. Toplantının ana gündemi, partinin oylamadaki nihai tutumu ve grup bütünlüğünün korunması olacak. Kulislerde, "evet" oyu vermenin seçmen nezdinde kabul görmeyeceğini düşünen bazı milletvekillerinin, bu kaygılarını parti yönetimlerine ilettikleri ve oylama sonucuna göre yeni siyasi yol haritaları çizebilecekleri konuşuluyor.

Türkiye Gündemi

BM’den Türkiye’deki ‘Çözüm Süreci’ yasasına destek: Barış adımlarını teşvik ediyoruz

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) "Çözüm Süreci"ne ilişkin yasa tasarısının kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Rûdaw'a yaptığı özel açıklamada, PKK dahil Kürt gruplarla barışın sağlanmasına yönelik atılan tüm adımları desteklediklerini belirtti. Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne yönelik atılan tarihi adımlar ve TBMM'den geçen yeni yasa, uluslararası arenada yankı bulmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler, Türkiye hükümetinin Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile çatışmaları sona erdirmeye yönelik çabalarını izlediklerini ve olumlu karşıladıklarını duyurdu. BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Türkiye'deki sürece ilişkin yaklaşımı hakkında Rûdaw'ın yönelttiği soruyu yanıtladı. Rûdaw muhabirinin, "Genel Sekreter'in Türkiye'de Kürt barışı ve müzakere süreciyle ilgili kabul edilen yasa ve işlerin nasıl ilerleyeceği konusunda bir açıklaması var mı?" sorusuna yanıt veren Haq, şu ifadeleri kullandı: "Sürecin ilerlemesine paralel olarak durumu değerlendiriyoruz. Ancak elbette, Türkiye hükümetinin PKK dahil Kürt gruplarla barışı sağlamak için ileriye dönük attığı tüm adımları teşvik ediyoruz." Meclis'ten 467 'Evet' ile geçti BM'nin destek açıklaması, Ankara'da yaşanan sıcak gelişmelerin hemen ardından geldi. 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü, Kürt sorununun çözümünü amaçlayan 12 maddelik Çözüm Süreci yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda oylandı. Oylamaya 592 milletvekilinden 563'ü katılım gösterdi. Tasarı; 467 'evet' oyuna karşılık 87 'hayır' oyu ile meclisten geçerek yasalaştı. Oylamada 7 milletvekili ise çekimser kaldı. Meclis Başkanlığı, oylamanın hemen ardından tasarının resmi olarak yasalaştığını duyurdu. PKK'nin silahsızlanması için 10 maddelik yol haritası Yasanın onaylanarak yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Türk medyasında da sürecin nasıl işleyeceğine dair detaylar yer bulmaya başladı. Meclisten geçen yasanın en önemli sacayaklarından biri olarak değerlendirilen süreç kapsamında, PKK'nin silah bırakma aşamalarını içeren 10 maddelik bir yol haritası kamuoyuyla paylaşıldı. Sürecin ilerleyen günlerde bu plan dahilinde hız kazanması bekleniyor.

‘Çerçeve yasa’ pazartesi günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek Rûdaw Rûdaw

TBMM Genel Kurulu’nun çalışma saatleri ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da AKP’nin Meclis gündemi ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi. Kabul edilen önerge doğrultusunda, "şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması ile 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere" yönelik çeşitli düzenlemeler içeren 289 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemin ikinci sırasına alındı. Teklif, 48 saat geçme şartı aranmaksızın “Kanun Teklifleri ile Komisyondan Gelen Diğer İşler” bölümünün ikinci sırasına yerleştirildi. Bu bölümdeki diğer tekliflerin sırası da buna göre yeniden düzenlendi. “Temel kanun” olarak görüşülecek Teklif, TBMM İçtüzüğü’nün 91’inci maddesi kapsamında “temel kanun” olarak ele alınacak. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşma süreleri, en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılacak. Çerçeve yasa pazartesi gündemde TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00’de toplanacak. Genel Kurul’da, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesi bekleniyor.

‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaktan onur duyuyorum’

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan onur duyduğunu ifade etti. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamaktan "onur" duyduğunu belirten Şerif, üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusundaki ortak kararlılıkla birleştiğini vurguladı. Şerif, "Haremeyn'in gölgesinde imzalanan bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum." ifadelerini kullandı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalamıştı. Her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma ile üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının, hepsine karşı yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün üçlü savunma anlaşması imzalıyor

Fransız AFP haber ajansına konuşan Suudi Arabistan yönetiminden iki...

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Kartal’dan çerçeve yasaya dair açıklama

KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor” açıklamasında bulundu. “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin milletvekillerin imzasıyla Meclis’e sunuldu. "Eksikliklere rağmen önemli bir aşama" Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, Meclis’e sunulan çerçeve yasayı değerlendirdi. Kartal, bianet’e yaptığı açıklamada yasal düzenlemeyi "eksikliklerine rağmen süreç açısından önemli bir aşama" olarak nitelendirdi. Yasayı tarihi bir fırsat olarak gördüklerini belirten Kartal, düzenlemenin devletin çekincelerini ve kamuoyu hassasiyetlerini yansıttığını ifade etmekle birlikte, sürece yapıcı yaklaştıklarını vurguladı. "Devlet korkularını yenememiş" Çerçeve yasanın eksikliklerine dikkat çeken Remzi Kartal, beklentilerinin Kürtlerin haklarını tam anlamıyla tanıyan bir düzenleme olduğunu belirterek şunları söyledi: "Eksiklerle birlikte süreçte önemli bir aşama. Yeni bir kapı aralanıyor; Kürt sorununun demokratik alanda çözümüne ilişkin tarihi bir fırsat. Korkusunu yenmiş, Kürtlerin haklarının tanındığı bir yasa gelmesini beklerdik. Bu haliyle devlet korkularını yenememiş; siyasi partiler ve kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek hazırlanan bir yasa. Ancak bu durumun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak adımlarla aşılması gerekiyor." "100 yıllık sorunda demokratik zemin esas alınıyor" Sürecin tarihsel boyutuna değinen Kartal, Kürt sorununun yüzyıllık, PKK mücadelesinin ise yarım asırlık bir geçmişi olduğunu hatırlatarak, demokratik siyaset alanının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine işaret etti. Yasada yer alan süre şartlarına dair hukuki çekincelerini de dile getiren Kartal, itiraz sürelerinin daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini savundu: "Yasaya ayrıca bir esneklik de konulmuş. 5 ve 15 yıllık süreler için 2 yıldan sonra, 20 yıllık cezalar için ise 3 yıldan sonra itiraz başvurusu yapılabileceği belirtilmiş. Yani 15 yıl yerine 2 yıl, 20 yıl yerine 3 yıl sonunda yapılacak başvurularla sonuç alınabilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz." "Gelişler ve koordinasyon Öcalan üzerinden yürütülmeli" Yurt dışından ve dağdan dönüşlerin takvimi ve koordinasyonuyla ilgili de konuşan Kartal, sürecin ana muhatabının Abdullah Öcalan olduğunu söyledi:  "Genel anlamda bu yasayı değerli buluyor ve yapıcı yaklaşıyoruz. Yurt dışından gelişler ancak Önder Apo’nun çağrısı ve koordinesiyle olacak. Dağdan gelişler de buna göre şekillenecek. Genel koordinasyonun Önder Apo tarafından yürütülmesi gerekiyor; çünkü devletle müzakere eden ve Kürt tarafını temsil eden kendisidir."

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye’nin beklediği tarihî kanun teklifinin tam metni!

İşte çözüm sürecinde bütün Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifinin...

Çerçeve Yasa teklifine ilk imzayı Devlet Bahçeli attı

Süreç kapsamında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi adıyla 51...

DEM Parti MYK, ‘çerçeve yasa’ gündemiyle olağanüstü toplanıyor

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında TBMM'ye sunulması beklenen "çerçeve yasa" teklifini değerlendirmek üzere bugün olağanüstü toplanacak. Toplantıda, sürecin geldiği aşama, yasa teklifinin içeriği ve partinin izleyeceği yol haritası ele alınacak. DEM Parti MYK, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında bugün parti genel merkezinde bir araya gelecek. Normal şartlarda 12 Ağustos'ta yapılması planlanan MYK toplantısı, TBMM'de "çerçeve yasa" hazırlıklarında gelinen son aşama nedeniyle erkene alındı. Çerçeve yasa ve Meclis takvimi masada Toplantının ana gündemini, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan ve bu hafta TBMM Başkanlığı'na sunulması beklenen "çerçeve yasa" teklifi oluşturacak. MYK'da, süreçte gelinen son durumun yanı sıra teklifin Meclis'teki görüşülme takvimi, Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamaları değerlendirilecek. Ayrıca teklif kapsamında gündeme gelen denetimli serbestlik düzenlemeleri ile Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde yer alan "hak yoksunluğu" hükümlerine ilişkin tartışmalar ve DEM Parti'nin bu konulardaki yaklaşımı ele alınacak. Toplantıda, DEM Parti'nin 20 Eylül'de yapılması planlanan 5. Olağan Büyük Kongresi'ne yönelik hazırlıkların da görüşülmesi bekleniyor. AK Parti teklifi imzaya açtı Bilindiği gibi AK Parti, "çerçeve kanun" teklifini dün milletvekillerinin imzasına açtı. Milletvekillerinden teklifi bugün saat 17.00'ye kadar imzalamaları istendi. Teklif öncesinde AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, HÜDA PAR, DEM Parti ve MHP temsilcileriyle bir araya gelerek düzenlemenin içeriğine ilişkin bilgi verdi. Görüşmeye HÜDA PAR milletvekilleri Şehzade Demir ve Serkan Ramanlı, DEM Parti'den Öztürk Türkdoğan, Faik Özgür Erol, Meral Danış Beştaş ve Nevroz Uysal Aslan ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız katıldı. Son görüşmeler yapıldı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 3 Ağustos'ta AK Parti Grup Başkanvekili Efkan Ala, Grup Başkanı Abdullah Güler ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile "çerçeve yasa" taslağını değerlendirdi. Haberde, görüşmenin bir bölümüne DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar'ın da katıldığı, toplantılarda taslak metne ilişkin son değerlendirmelerin yapıldığı aktarıldı. Teklifin bu hafta Meclis'e sunulması bekleniyor Siyasi partilerle yürütülen temasların tamamlanmasının ardından teklifin çarşamba günü TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor. Teklifin, Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerin ardından bu hafta Genel Kurul gündemine alınması hedefleniyor. Bu kapsamda bugün yapılacak Danışma Kurulu toplantısında siyasi partiler arasında uzlaşma zemini aranacağı belirtiliyor.