2 Ekim 2026
19.5 C
İstanbul

Dürziler ile Bedevi aşiretleri arasında çatışmalar sürüyor

Devlete ait Suriye Haber Kanalı’na bilgi veren bir Suriye Savunma Bakanlığı kaynağı, Süveyda’da gruplar arasındaki çatışmaları sona erdirmek için bölgeye askeri sevkiyat yapıldığını ancak Dürzi güçlerin ordu birliklerine saldırarak 18 askeri öldürdüğünü, 9 askeri rehin aldığını bildirdi.

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, Suriye Haber kanalına yaptığı açıklamada, Süveyda halkının yardım çağrılarına yanıt olarak ve vilayetteki etkili taraflarla koordinasyon içinde olduklarını söyledi.

Baba, “Savunma ve İçişleri Bakanlıkları tarafından bir güvenlik konuşlanma planı hazırlandı, bu planın amacı devletin otoritesini ve yasanın üstünlüğünü tesis etmek ve kanun dışı silahlı grupları silahsızlandırmak” dedi.

Dürziler Suriye yönetimini Bedevi aşiretlere askeri destek vermekle suçladı

Çatışmalar, ilin güney kırsalındaki Kenaker beldesi ile batı kırsalında devam ediyor.

Bu arada Dürzi liderlerinden Hicri, gelişmelerle ilgili yazılı açıklama yaparak, Suriye ordusu ve güvenlik güçlerinin bölgeye girişine izin vermeyeceklerini söyledi. Hicri, Suriye yönetimini Bedevi aşiretlere askeri destek vermekle suçlayarak “acil uluslararası koruma” çağrısı yaptı.

Hicri’nin açıklama yaptığı sıralarda İsrail savaş uçaklarının, Suriye’nin güneyindeki Kuneytra-Süveyda-Dera hattı boyunca uçuş yaptığı görüldü.

Suriye resmi haber ajansı SANA’ya göre, Savunma Bakanlığı ile iç güvenlik güçleri, çatışmayı sona erdirmek, gerginliğin tırmanmasını önlemek ve vatandaşlar ile mülklerini korumak amacıyla Süveyda’nın kuzeybatısında Dour köyünde konuşlandı.

İsrail iki hava saldırısı düzenledi

Savunma Bakanlığı birlikleri, ili kontrol altına almak ve çatışmaları sonlandırmak amacıyla kuzeybatı ve kuzey eksenlerinde ilerleyişini sürdürdü. Dour köyü, daha sonra birlikler tarafından kontrol altına alındı.

İsrail savaş uçakları, Süveyda’nın kuzeybatısındaki Mezra ve güneyindeki Kenaker köylerinde, Savunma Bakanlığı’na ait konvoyların yakınlarına iki hava saldırısı düzenledi.

Saldırıya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, can kaybı olup olmadığına dair bilgi bulunmuyor.

İsrail, son birkaç saat içinde Suriye Savunma Bakanlığına ait konvoyların yakınlarını toplam beş kez hava saldırısıyla hedef aldı.

Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra, X platformundan Süveyda’daki olaylara ilişkin yaptığı açıklamada, Savunma Bakanlığı bünyesindeki askerlere seslenerek, “Vatandaşlarınıza sahip çıkın. Onları hedef alan çetelerle halkın arasına set olun. Kamu ve özel mülklere yönelik her türlü yağmaya karşı tetikte olun. Her türlü ihmal kayda geçer, her gevşeklik hesabını verir” ifadelerini kullandı.

Yisrael Katz: Dürzilere zarar verilmesine izin vermeyeceğiz

Ayrıca Süveyda’da güvenliğin yeniden sağlanması için görevli birliklerden aktif katkı beklediklerini belirten Ebu Kasra, “Her zaman olduğu gibi, halkın yanında duran, onların koruyucusu olan askerler olun” çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Suriye’nin güneyine yönelik saldırılarını, “Dürzilere zarar verilmesine izin vermeyeceğiz, İsrail kenarda durmayacak” sözleriyle savundu.

Katz, saldırıların “Suriye rejimine açık bir mesaj ve uyarı” niteliği taşıdığını ifade etti.

Savunma Bakanlığı: Süveyda’daki çatışmalarda kontrol süreci ilerliyor

Suriye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Hasan Abdulğani, devlet televizyonu İhbariyye’ye yaptığı açıklamada, Süveyda’daki çatışmaların tüm şiddetine rağmen kontrol altına alınma sürecinin ilerlediğini belirtti.

“Birçok cephede ilerleme kaydettik, şu anda Süveyda kentine oldukça yakınız” diyen Abdulğani, kırsaldaki çiftlik bölgesinin kontrol altına alındığını, Kenakir’in de kısa süre içinde güvenlik güçlerinin denetimine geçeceğini ve ilerleyen birliklerin Mezra köyünü de kontrol altına aldığını kaydetti.

Bölgeye sevk edilen birliklerin aktif savaş amacı taşımadığını, hedeflerinin çatışmaları sona erdirip kamu güvenliğini yeniden sağlamak olduğunu vurgulayan Abdulğani, “Savunma Bakanlığı güçleri şu anda Süveyda şehir merkezine 4-5 kilometre mesafede. Sahadaki gelişmelere göre gerektiğinde müdahalede bulunacağız. Diğer illerde olduğu gibi burada da güvenlik ve istikrarı sağlayarak kontrolü devlet kurumlarına devredeceğiz” dedi.

Abdulğani, Dürzi lider Şeyh Hikmet el-Hicri’ye bağlı grupları yasa dışı oluşumlar olarak tanımlayarak, Süveyda’daki kanaat önderleri, sivil toplum temsilcileri ve ruhani liderlerle temasların sürdüğünü, çözüm için iletişim kanallarının açık tutulduğunu vurguladı.

İsrail’in Savunma Bakanlığı konvoylarını doğrudan hedef almadığını belirten Abdulğani, “Muhtemelen boş arazilere yönelik hava saldırıları düzenlendi” dedi.

Abdulğani, “Biz kimseyle savaşmıyoruz, yalnızca yasa dışı silahlı grupları takip ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

İsrail “çok sayıda tankı” vurduğunu duyurdu

Öte yandan İsrail ordusu, Süveyda yakınında “çok sayıda tankın” hedef alındığını açıkladı.

Açıklamada, Süveyda yakınındaki Semii köyü çevresinde “çok sayıda tankın” vurulduğu belirtilerek, saldırıya ilişkin detaylı bilginin gelecek saatlerde paylaşılacağı aktarıldı.

İsrail hükümeti, Şam yönetimine karşı Dürzi azınlığa askeri ve siyasi destek vadetmişti.

Süveyda’da dün sabah saatlerinde Dürzi grupların Bedevi Arap aşiretlerine ait bazı araçlara el koymasının ardından küçük çaplı silahlı çatışmalar başlamıştı.

Taraflar karşılıklı olarak bazı sivilleri kaçırıp alıkoyarken çatışmalar şiddetlenmiş, en az 30 kişi ölmüş, 100 kişi yaralanmıştı.

Son Haberler

Kaynak: Irak’ta silahlı gruplar ‘silah bırakma’ taleplerini esnetiyor

Irak hükümetinin silahlı gruplarla silahların devlete teslim edilmesine yönelik...

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Barzani Bağdat’ta ‘Egemenlik Günü’ne katıldı: Tam egemen ve federal bir Irak istiyoruz

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Bağdat'ta düzenlenen Egemenlik Günü...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Irak Başbakanlık komitesi Kerkük’te: Pirde’deki operasyon soruşturuluyor

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından Kerkük'ün Pirde nahiyesinde pazar günü...

Tom Barrack’tan ‘Irak’ açıklaması: Tüm silahlı güçler tek komuta altında toplanmalı

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Başkanı Donald...

Mesud Barzani’den koalisyon güçlerinin çekilmesine ilişkin açıklama

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani, Koalisyon güçlerinin Irak ve...

Türkiye Gündemi

Zeydi: Irak topraklarında hiçbir yabancı silahlı yapıya izin verilmeyecek

Irak Başbakanı Ali Faleh Zeydi, ülkesinin sınırları, hava sahası...

Öcalan: “Ezidiler öz savunma güçlerine sahip olmalı”

PKK lideri Abdullah Öcalan, Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Irak...

Öcalan’dan ‘süreç’ mesajı: Barış tek bir yasayla tamamlanmaz

Londra’daki konferansa mesaj gönderen Abdullah Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir...

Deniz Göktaş yarın duruşmaya çıkıyor: Güneş abartılmış bir balonmuş

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş yarınki duruşması öncesine X hesabından...

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza" deklarasyonu açıklandı....

Koma Amed Harbiye’de konser verecek

İstanbul’daki Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, Eylül 2026...

Mızraklı: “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik”

Yaklaşık 7 yılın ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezaevi önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, barış sürecinin dikkatli, hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mızraklı, sürecin kritik noktasında İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan girişimin bulunduğunu ifade etti. Mızraklı ““Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” dedi. Mızraklı, açıklamasına kendisini karşılamak için cezaevi önünde bulunan siyasetçi, akraba ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. “Gelen bütün arkadaşları, vekillerimizi, akrabalarımızı… Ama kelimenin tam anlamıyla kardeşçe, demokratik ve özgür bir yaşam. Hepimizi burada buluşturan temel ilke, temel ülkü bu oldu” diyen Mızraklı, cezaevinde bulunan arkadaşlarından da söz etti. “Buradan başımız dik çıkmayı hayat ilkesi edindik” Cezaevinde bulunan onlarca arkadaşının kendilerine güç verdiğini belirten Mızraklı, şöyle konuştu: “Ben, bizler, şu anda cezaevinde arkada duran onlarca yoldaşımız sizlerle beraber yürek bulduk. Güç bulduk. O enerji bize direncimizi katlattıran, mislendiren bir duruma dönüştü. Sizlerle beraber o gücü alarak hakkımızda usulsüzce, kumpaslarla, hukuk dışı bir şekilde kesilen cezalara karşın ayakta durmayı ve buradan başımız dik çıkmayı kendimize hayat ilkesi edindik.” Mızraklı, cezaevinde 17-18 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki insanlara kadar aynı iradeyi gördüğünü belirterek, bunun kendisinden önceki kuşaklardan aldığı bir yaşam anlayışı olduğunu söyledi. “Türkiye açısından kritik bir ayrım noktasına geldik” Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirten Mızraklı, sürecin provokasyon ihtimallerine karşı dikkatli yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye açısından da temel bir ayrım noktasına geldik. Kritik bir süreç var. Bu kritik sürecin özellikle dışarıdan gelebilecek her türden provokasyon olasılığını da gözetilerek dikkatli bir şekilde, özenle ve hızlı yürütülmesi gerekiyor” dedi. Mızraklı, 2015 sonrası dönemi “hukuk dışılığın” belirleyici olduğu bir dönem olarak nitelendirdi. “Kaybettiğiniz şeyi kaybettiğiniz yerde arasınız derler. 2015 ve sonrası, geçmişin 100 yılın muhasebesine girmiyorum. 2015'in sonrasının en temel belirleyicisi hukuk dışılıktır. Hukukun dışına çıkmaktır.” “Demokrasi tabandan tavana örülmeli” 1995-1996 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in faili meçhul cinayetler, köy baskınları, sokak cinayetleri ve işkencelerin yaşandığı dönemde “Her devlet hukuk dışına çıkar ama bu kadarı da olmaz” dediğini hatırlatan Mızraklı, 2015 sonrasının hukuk dışılığın en ileri noktasına ulaştığı dönem olduğunu söyledi. Bu sürecin Türkiye’de zaten zayıf olan demokrasinin kurumlarını ve değerlerini aşındırdığını belirten Mızraklı, bundan sonraki dönemde demokrasinin tabandan tavana kurulması gerektiğini ifade etti: “Bizim artık tabandan tavana, yani yerellerden Ankara'ya, merkeze kadar bütün merkezlere kadar demokrasinin adım adım, ilmek ilmek örülme sürecine girmiş durumdayız. Demokrasi olmazsa olmazıdır.” “Barış sadece dün kavgalıydık, bugün barışıyoruz demek değildir” Türkiye’nin bir barış sürecinden ve barış ikliminden söz ettiğini belirten Mızraklı, kalıcı bir barış için geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananların hafızada karşılığının bulunması gerektiğini söyledi. “Ortada bir barıştan bahsediyoruz arkadaşlar. Bir barış sürecinden, bir barış ikliminden bahsediyoruz. Barış iklimi öyle, hadi dün kavgalıydık, bugün de barışıyoruz deme durumu değildir” dedi. Mızraklı, barışın insanların kalplerinde, zihinlerinde ve toplumsal hafızada karşılık bulması gerektiğini vurguladı. “Sürecin kritik noktasında Öcalan’ın başlattığı girişim var” Mızraklı, konuşmasının bu bölümünde İmralı’da Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dikkat çekti. “Bunun da kritik noktasında özellikle başta İmralı'da Sayın Öcalan tarafından başlatılmış. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah'ı verilmiş. Arkasından adeta o demokratik toplum ve barış bildirgesiyle adeta Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha'sı okunmuş” ifadelerini kullandı. Fatiha’nın geçmişe ve geleceğe dönük iki anlamı olduğunu belirten Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatiha iki türlüdür. Fatiha bir geçmişe dönüktür. Geçmişin kötülüklerine bir Fatiha okumadır. Bir de yeni bir döneme, yeni bir açılışa işaret eder. Bu Fatiha da o Fatiha'dır. Yeni bir dönem.” “Hukuka dönülmeli, toplumun korku koridoru azaltılmalı” Mızraklı, yeni dönemin temel gerekliliklerini ise hukuka dönüş, demokratikleşme, toplumdaki korku ve kaygının azaltılması ve güven duygusunun güçlendirilmesi olarak sıraladı. Bu noktada en önemli konunun şeffaflık olduğunu vurgulayan Mızraklı, süreç kapsamında yapılan görüşmelerin kamuoyuyla daha açık biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi: “Bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor. Ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını planlayacaklardır. Ya hızlandıracaklar ya yavaşlatacaklardır.” Mızraklı, Türkiye toplumunun da sürecin nereye gittiğini görmek istediğini belirterek, “Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, informatiğin çoğaltılması gerekiyor” dedi. “Bu kapının önünde olması gereken Demirtaş’tı” Yaklaşık 7 yıl kaldığı Edirne F Tipi Cezaevi’ne de değinen Mızraklı, cezaevinin özellikle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile özdeşleştiğini söyledi. “Şu arkadaki adı Edirne F Tipi Cezaevi. Bu adresten bahsettiğimiz zaman o, onunla adeta bütünleşmiş diyeyim. Ki hiç bütünleşmesini istemeyiz. Yani eğer ben bugün burada bu kapının önündeysem, asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş'tı.” Mızraklı, cezaevine yeniden dönmekten korkmadığını belirterek, amacının içeride bulunan arkadaşlarını ve Demirtaş’ı dışarı çıkarmak olduğunu söyledi: “Ben bugün bu kapının önündeysem, buraya çok yakın zamanda tekrar gelmek istiyorum. İçeri girmekten korkmuyorum. İçeri girmek için değil, buraya oradaki yoldaşlarımızı, Başkanımız Selahattin'i almak için gelmek istiyorum.” Demirtaş’ın mesajı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış” Mızraklı, gazetecilerin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği mesajı sorması üzerine, cezaevinde birbirlerine destek olduklarını anlattı. “Birbirimize sırtımızı veriyorduk, birbirimize yüreğimizi açıyorduk. Ama hepsinden öte daha iyi bir dünya, daha iyi bir Türkiye, daha özgür bir yaşam, daha demokratik bir toplum nasıl olur, nasıl olmalı sorusu üzerine kafa patlatıyorduk.” Mızraklı, Demirtaş’ın mesajını ise şu sözlerle aktardı: “Ne olursa olsun demokrasi, ne olursa olsun barış, ne olursa olsun çözüm.” Medyaya çağrı: “Özgürce mülakatların yapılacağı günler gelsin” Mızraklı, açıklamasının sonunda medyaya da çağrıda bulundu. Türkiye’de yalnızca Demirtaş için değil, İmralı’da Abdullah Öcalan başta olmak üzere cezaevindeki isimlerle özgürce görüşmeler yapılabilmesini temenni etti. “Artık Türkiye'de sadece Demirtaş için değil, Demirtaş başta olmak üzere, İmralı'da Sayın Öcalan başta olmak üzere… bütün hepsiyle dışarıda özgürce, herhangi bir kısıta uğramaksızın, o ne diyeyim, mülakatları yapacağınız günlerin gelmesinin temennisini ben söyleyeyim. Ama sizler de bunun için bu mücadeleye lütfen güç verin, destek olun derim.” Mızraklı, kendisini karşılamak için Edirne F Tipi Cezaevi önünde bulunan herkese teşekkür ederek açıklamasını sonlandırdı. Daha sonra gazetecilerle yeniden bir araya gelerek daha kapsamlı değerlendirmeler yapacağını söyledi.

Selçuk Mızraklı tahliye oluyor

Yaklaşık yedi yıldır cezaevinde bulunan ve ceza süresi tamamlanan...